1 Mayıs 2019 Çarşamba

Pamuk Prenses ve Avcı



Bir süredir kitaplarımı eliyorum. Bu sırada da zamanında "belki severim" diyerek aldığım kitaplar ya da zamanında hevesle aldığım ama bir türlü sıra gelmeyen kitaplar da ortaya çıkıyor. 
Onlardan biri de Pamuk Prenses ve Avcı. Seneler önce filmi çıkmıştı bu kitabın. Kitap daha sonra çıktı, filmden uyarlama zaten. Kapak olarak da film afişi kullanılmış haliyle. Neden aldığımı pek hatırlamamakla birlikte 2 sebebi olabilir bunun.
1. Tasarımı çok güzel. Hem iç hem dış olarak güzel bir kitap. Minik bir tur atmak gerekirse: 








2. Masallara olan düşkünlüğüm.

Kendi masallarımı kendim okuyarak büyüdüm. Disney'dir falan oldu bitti sevmemişimdir. Onun yerine etnik,bizden masalları daha çok sevmişimdir. Liseye giderken bin sayfalık Binbir Gece Masalları'nı neden alayım yoksa :) 



Kitabı gidiş dönüş 2 metrobüs yolculuğunda bitiriverdim. Film izler gibi bir hava uyandırıyor. Filmini izleme gereği duymuyorum mesela şu an. 

Onun dışında bende herhangi bir etki bırakmadan, biraz da yarım kalmış gibi bitiverdi. 
Şimdi olsa alır mıydım? Hiç sanmıyorum. 
Bağışlayacağım kütüphanede mutlu olmasını umuyorum. :) 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

4 Şubat 2019 Pazartesi

Siz Hiç Kokulu Sherlock Holmes Kitabı Okudunuz Mu? / Yakamoz Yayınları Okuma Sırası


Başlıkta yazdığım soru hâlâ geçerli. Siz hiç kokulu Sherlock Holmes kitabı okudunuz mu? Bu yazıda hem bu soruya değineceğiz, hem de Yakamoz Yayınları'ndan çıkan Sherlock Holmes kitaplarının sıralamasından bahsedeceğiz.


Arada bazı yayınevlerine özel okuma sıraları yazdığımı biliyorsunuz. Bu kez sıra Yakamoz Yayınları'nda. Bir markette rastladım Yakamoz'un Holmes'larına. İnceledim, üşenmeden tek tek resimledim. :p 

Yakamoz Yayınları seriyi kendinden ayraçlı ve kokulu basmış. Ayraçlar kitapların kapak rengine göre renklendirilmiş ortasında Sherlock'un siyah silueti olan madalyonlar gibi. Fena bir düşünce değil. Ayrıca kapağın altındaki  ara sayfa da dış kapakta kullanılan renge göre ayarlanmış. Bu da hoş, baskı da güzel. 
Ve bu kitaplar kokulu! Yakamoz Yayınları kokulu kitaplar basmayı seviyor. Bazı hikayelerde, masallarda bu güzel bir düşünce olabilir. Ama klasik polisiye bir seri neden kokulu olur ve bu seri ne kokar? Bir arkadaşımın fikri pipo kokusuydu :) Ama epey koklasam da ayırt edici bir koku alamadım. Hatta biraz köhne bir koku geliyordu. 221B'deki dairenin kokusu olmasın bu :) Bekar evi kokusu :p 

Ya sizce?

Bu konuyu geçip gelelim sıralamaya. Kitapların içindekiler kısmına baktıkça şaşkınlığım iyice arttı.

Genel bir bilgiyle başlarsak Sherlock Holmes Serisi 4 Roman ve 56 Hikaye'den oluşur. İlk okunacak kitap ise Sherlock Holmes ve John Watson'ın tanışmalarını ve ilk maceralarını anlatan Kızıl Dosya (Kızıl Soruşturma) isimli romandır. Ardından Dörtlerin İmzası (Dörtlerin İşareti - Dörtlerin Esrarı) isimli roman gelir.


Kızıl Soruşturma romanı bu seride kırmızı renkli "Gizemli Suçların Peşinde" isimli kitapta bulunuyor. Yani bunu ilk kitap olarak kabul edebiliriz. İçindekiler kısmında Kızıl Soruşturmadan hemen sonra gelen hikayeler ise romanları da sayarsak 10- 13 ve 11. sıraya denk geliyor.



2. sırada okunması gereken Dörtlerin Esrarı isimli roman, mavi renkli olan "Görünmez Gerçeklerin Ötesinde" isimli kitapta. Sonrasında gelen 4 hikaye ise okuma sırasında 3-7-5 ve 6. sıraya denk geliyor. Evet iş gittikçe karmaşıklaşıyor. 



Sıralamada 12. ve 14. olarak okuması gereken hikayeler yeşil renkli "Saklı Gerçeklerin Gölgesinde" isimli kitapta. Buradaki roman ise Baskerville'lerin Tazısı (Baskerville'lerin Köpeği)  3. roman, okuma sırasında ise 25. sırada okunması gereken macera. 


Turuncu renkli "Esrarengiz Suçluların Ardında" isimli kitapta ise roman bulunmuyor. Oradaki hikayeler ise okuma sırasında 24, 30, 9, 20, 28, 8, 27, 38 ve 39. sırada bulunuyor. Kafanız yeterince karışmadı mı? O zaman devam edelim.


Son roman "Korku Vadisi" ise mor renkli "Şüpheli Tavırların İzinde" isimli kitapta. Korku Vadisi okuma sırasında 40. sırada okunmalı. Ardından gelen hikayeler ise 52 ve 4. sırada. 

Sonuç olarak gördüğünüz gibi Yakamoz Yayınları'nın 5 kitaplık Sherlock Holmes serisi tüm romanları içeriyor ve BAZI hikayeleri içeriyor. 
Ayrıca yaptıkları sıralama gördüğünüz gibi okuma sırasına hiç uymuyor, oldukça karmaşık. 

Seriyi aldıysanız buradaki numaralara uyarak okuyabilirsiniz. 
Sürç-ü lisan ettiysem affolmaya, lütfen uyarınız :) 
Sevgiler. ^^



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

3 Şubat 2019 Pazar

Kidega.com'dan İlk Kez Alışveriş Yaptım / Ocak 2019


Merhabalar :) 
Kidega.com'dan ilk kez alışveriş yaptım. İzlenimlerimden bahsetmek istedim. 
Pek çok konuda defter tutan biriyim. Ajanda benzeri, günümü düzenlemek için kullandığım defterim de her zaman olur. Hazır ajandalar uzun zamandır kullanmıyordum. Kendime göre düzenlediğim defterler kullanıyordum ve ihtiyacıma göre düzenlediğim için epey kullanışlı oluyordu. 
Bu yıl kafamda pek çok şey var. O yüzden bir defter düzenlemeye açıkçası üşendim. Hazır bir defter kullanmaya karar verdim. Biraz araştırdıktan sonra Fabooks'un Girl Boss ajandasında karar kıldım. Bazı sitelerde tükenmişti, bazı sitelerde ise indirim yoktu. Bakınırken Kidega'da epey uygun fiyata olduğunu görünce sevindim. Oradan sipariş vermeye karar verdim. 30TL ve üzerine kargo ücretsizdi. 
Marie Kondo'yu takip ediyorum. Kitaplarını almaya karar vermiştim. İlk kitabı sipariş etmiştim, o yazı da yakında gelir. İkinci kitabı ise Kidega'dan aldım.
Normalde siparişi verdiğimiz gün ya da ertesi gün kargoya verilir. Ancak Kidega'da kargoya verilmesi birkaç gün sürebiliyor. Çevremden sipariş veren arkadaşlarımda da aynı durum söz konusuydu. 
Kargo paketi gerçekten çok hoştu. Güzelce paketlenmişti ve gördüğünüz gibi üzerinde kitaplarla ilgili hoş bir söz vardı. Bu artı bir puan. 


Kargoyla birlikte bir adet mektup, bir adet ayraç, bir de minik masa takvimi geldi. Kuzgunlar ve kargaları severim o yüzden simgesine bayıldım :)


Kondo'nun kitabı çok şirin. Boyutu, tasarımı, iç görselleri vs. çok hoşuma gitti. Düşündüğüm pratik bilgilerin olduğunu umuyorum. Ama dış özelliklerini çok beğendim. 


Ajandayı iç tasarımı için aldım. Dış kısmının bana pek hitap ettiğini söyleyemem.


İç kısmı ise bu şekilde.



Aralarda motive edici sözler, yine gün gün geniş not alma alanları da mevcut.
Not yerleri de var. Bu yılki ihtiyacıma yetecek şekilde. Şu an kullanıyorum ve memnunum. 


Kargonun birkaç gün geç gelmesi dışında olumsuz bir yanı olmayan, aksine düşündükleri ufak ayrıntılar sayesinde memnun kaldığım bir alışveriş oldu. 
Siz hiç Kidega'dan alışveriş yaptınız mı? 




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

17 Ocak 2019 Perşembe

Öpüşünde Saklı - Julia Quinn (Bridgertons #7)



Adı: Öpüşünde Saklı
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: It's in His Kiss
Çeviri: Banu Belgi
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 383
Basım: Mayıs 2014
Seri: Bridgertons Serisi #7



"Eğer bir erkeğin seni sevip sevmediğini bilmek istiyorsan, emin olmanın tek bir yolu vardır. Öpüşünde saklıdır... Tüm hissettikleri, öpüşünde saklıdır."

Serinin sonuna yaklaştıkça Bridgerton ailesinin küçüklerine, diğer bir deyişle 'elimizde büyümüş' üyelerine  geliyoruz. Hyacinth de onlardan biri, hatta en küçüğü. Seri boyunca sivri ve bir o kadar kıvrak diliyle ağabeylerini, ablalarını çileden çıkarmasıyla ünlü, erkeklere atfedilen işleri yapmaya hevesli, nakış konusunda berbat, bir parça sinir bozucu karakterimizde sıra. 
Hyacinth sosyeteye takdim edileli uzun zaman olmuştur, tam 3 yıl. Ve bir kaç gereksiz kişi hariç doğru dürüst bir evlilik teklifi alamamıştır. 
Gününü biraz üstte anlattıklarımızla, diğer yandan 'yakın arkadaşı' haline geldiği ve bir nevi gençliğini temsil ettiği Lady Danbury ile geçirmektedir. Ona kitap okumaktadır. 
Bir müzikalde Lady Danbury'nin torunu Gareth St. Clair ile tanışır. Gareth'ın büyükannesine ait olan İtalyanca günlüğün çevirisi için yardıma ihtiyacı vardır. Ama alelade bir çevirmen tutamayacağı kadar hassas bir durum vardır ortada. O yüzden Hyacinth'e güvenir, ondan yardım ister. Hyacinth içinse gökte ararken yerde bulduğu bir maceradır bu. 
Gareth'ın babasıyla ciddi sorunları vardır. O kısımlar gerçekten etkileyici ve güzeldi. Gareth'ın başlarda Hyacinth'in yanında yer alması bir nevi babasına meydan okumak içindir.
Anthony ile konuştuğu kısım ise en çok güldüğüm kısımlardan biriydi. Serinin ilk kitabı ailenin en büyük kızı Daphne ile Anthony'nin arkadaşı Simon'ın kitabıydı. Anthony'nin Simon'a tavrını ŞU YAZIMDA paylaşmıştım. Geçen uzun yıllar Antony'yi epey yormuş olmalı ki Gareth'a tavrı bambaşkaydı: 
Anthony kendi kendine, "Bu harika bir gün," diye mırıldandı. "Harika bir gün." Keskin bakışlarını Gareth'a çevirdi. "Hiç kız kardeşin yoktu değil mi?"
Gareth, "Hayır," diyerek onayladı. 
Anthony kadehinin üçte birini tek dikişte içerek, "Benim tam dört tane var," dedi. "Dört. Ve artık hiçbiri benim sorumluluğumda değil. İşim bitti. Artık özgürüm."
Gareth dayanamayıp, "Ama kızlarınız var, öyle değil mi?" diye hatırlattı. 
"Sadece bir tane ve o da henüz üç yaşında. Bütün bunları tekrar yaşamama yıllar var daha. Şanslıysam Katolik olur ve kilisedeki rahibelere katılır.

Anthony'nin bu tepkilerine çok gülüyorum.:)

Julia Quinn'in zaten bolca kinayeli, esprili bir dili var. Bu, zaten sivri dilli olan bir karakterle (hatta Lady Danbury'i sayarsak iki karakterle) birleşince epey eğlenceli bir hal alıyor. 
Sevdim. :)



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

7 Ocak 2019 Pazartesi

Aralık 2018 İdefix Kitap Alışverişim ^^

Merhabalar :)
1 yıllık kitap detoksundan sonra yeniden kitap almaya başladım. Önceliği yeni kitaplardan çok, sevdiğim ve serisini tamamlamak istediğim yazarlara verdim. Bu süreçte insanı en çok zorlayan şey tükenmiş olan kitaplar oluyor tabii ki.

Siparişimi İdefix'ten verdim. Fiyatları diğer sitelere göre daha iyiydi. Ek olarak bir sonraki siparişimde kullanmak üzere 15TL lik de bir indirim kazandım.
Az önce de belirttiğim gibi önceliği 'nasılsa ben bu kitabı alacağım' dediklerime verdim. Ve tarihi aşk romanlarını çok özlediğim için bu siparişte onlara torpil geçmiş olabilirim. :p




Monica McCarty, Koridor Yayınları'nın gözbebeği yazarlarından biriydi. Koridor'un Tarihi aşk romanı basmayı bırakmasından sonra birçok yazar öksüz kaldı. Bir kısmı ise bazı yayınevlerince evlat edindi neyse ki. Monica ise Nemesis'e geçti. Nemesis Kitap düzenli bir şekilde yazarın kitaplarını çıkarıyor. Bende eksik 3 kitap vardı. İskoç Sürgünü, İskoç Esareti ve Aziz. İskoç Esareti sonradan temin edilip gönderildi, aşağıda göreceğiz onu. Not olarak şunu da ekleyeyim yayınevi İki Aşk Arasında'yı tekrar bastı, daha önce Koridor'dan temin ettiyseniz aman dikkat!


Victoria Alexander'ın ilk çıkan serisinin dört kitabı da elimde var. Yeni çıkan bu serisini de edinmek istedim. İlk kitap Evlilik Oyunu, ikinci kitap ise Müstakbel Koca Listesi. Evlilik Oyunu sonradan temin edilip gönderildiği için onu aşağıda göreceğiz ;) Müstakbel Koca Listesi'nin kapağı gerçekten son zamanlarda gördüğüm en güzel tarihi aşk romanı kapaklarından biri. Çok beğendim. Sizce nasıl? 


Lisa Kleypas'ın elimde olmayan Suya Yazılan Hayaller kitabını aldım. Yine elimde olmayan Aşkın Son Yankısı kitabını bir önceki siparişimde almıştım. Friday Limanı serisinin kitapları bunlar. 


Sarah Maclean benim kalemini gerçekten sevdiğim bir yazar. Elimde sadece bu iki kitabı eksikti. Böylece kendisinin çıkan kitapları içinde eksiğim kalmadı. 


Bu serinin elimde olmayan tek kitabı. Hey gidi ejderhalar, kaç sene oldu...


Bunlar ise sonradan temin edilip gönderilen kitaplarım. Biri İskoç Esareti. Diğeri ise seri başlangıcı Evlilik Oyunu. İşte bu kitapla ilgili söylemek istediğim birkaç şey var. Öncelikle Pegasus iyi hoş derken gerek fiyat politikasıyla, gerek serileri yarım bırakmaya başlamasıyla, gerekse kitap boyutu konusundaki kararsızlığıyla epey gözden düştü. Evlilik Oyunu araboy bir kitap. Serinin ikinci kitabı Müstakbel Koca Listesi ise standart boy. Serinin yanyana duruşu ise kabus. Aynı durum SEP'in Taş Bebek ve Bayan Ukala kitapları için de geçerli. -_-
Ayrıca Evlilik Oyunu kitabının Elizabeth Boyle'un Evcilik Oyunu kitabıyla hem isim,hem kapak olarak benzerliği çok enteresan... 


Genel anlamda beni mutlu eden bir alışveriş oldu. Ayrıca kitap alışverişi yazısı yazmayı özlemişim. :) 
Sevgiler. 






Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

2 Ocak 2019 Çarşamba

Günlük Yazan Karakterler #1 - Sıdıka Saka


Merhabalar ve iyi seneler.
Yeni yılın ilk yazısı... 

Hızımı almışken durmak istemiyorum. Uzuuuuuunca bir süredir aklımda olan yazı dizilerimin hepsini bir anda yazmak istiyorum. Bunlardan biri de buydu. Belki de en hevesli olduklarımdan bir tanesi. Sıdıka Saka tanıştığım günlük tutan ilk karakterlerden biriydi. İlkokulda okuldan geldiğimde Sıdıka'nın tekrar bölümleri oynardı Show Tv'de. Nefes almadan izlerdim. Günlük tutma konusunda ben de dahil bir nesle ilham olmuştur. Daha sonra kitabını da okudum. Kendisi hem bir kitap hem de bir dizi karakteridir.

Bu konudan ŞU YAZIDA bahsetmiştim. Uzun uzadıya girmeyeceğim o yüzden.
Sadece günlük tutma tekniğinden bahsedeceğim. Sıdıka küçücük evdeki sıradan hayatına sığdırdığı devasa hayal gücüyle yazardı defterlerini. Herkes yattıktan sonra kendi olabilir, kelimelerini dökerdi bir bir.Yeri gelir kilitli, renkli günlükler kullanmaktan çekinmezdi.
Yazdığı güne olayla ilişkili resimler çizer, imzasını atarken bir de RUMUZ yazardı. Günle ve konuyla alakalı bir rumuz olurdu bu. Bu bölümler 30sn ile 1 dakika arasında sürerdi bölüm sonu jeneriği akarken. Ve yazdıkları seslendirilirdi. Hiç bitmesin isterdim. 





Sıdıka’dan günlük tutma tekniği olarak öğrendiklerimizi özetlersek;
1-İçten, esprili, ironi dolu bir anlatım dili kullanmak
2-Yazılanları çizimle/görselle desteklemek.
3-Günü özetlercesine bir rumuz kullanmak.
4-Ev kızı olarak kısıldığın minicik odadan bakış açını devasa genişlikte tutmak.

Sözlerimi toparlayayım. O yaşlarda Sıdıka benim idolümdü. Onunla ortak yönlerimizi görmek, onu taklit etmek bana ayrı bir zevk verirdi. Bu nedenle önceki yazımda da belirttiğim gibi hâlâ bir gün kapımın çalması ve birinin Sıdıka'nın eski bölümlerini bana ulaştırmış olmasını dilerim. Ve bunun olacağına o zamanların saflığıyla inanmaya devam ederim.

Sevgiler.



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'in Son Yazısı (Dürüstlük İçerir)



Merhaba,
Yılın son yazısını yazayım diyerek geldim. Sorsanız "Koca yıl kaç yazı yazdın sanki?" diye verecek cevabım yok. :) 
Son bir iki yıl zor geçti. Her şeyin üst üste geldiği zamanlar. Ben kendi hayatımı düzene koymaya çalışırken (şu an çok iyiyim) kitaplara sığınmam gereken dönemde kitaplara da el süremediğimi fark ettim. Çünkü her şeyden soğumuştum. Bu konuyu 2018'in son saatlerinde buraya döküp, burada bırakmak amacıyla yazıyorum. Son cümleyi baştan söyeyim; bahsedeceğim tüm geçmiş sıkıntılara rağmen pek çok şeyi sorguladığım 2018 bana pek çok şeyi geride bırakma imkanı sağladı, çok büyük güzellikler getirdi. Mücadelemiz sürecek. :)
Hani dönem dönem akımlar olur ya, yeni moda kitap okumaktı ve okuma yazma öğrendiği günden beri okuyan biri olarak bazı şeylerden epey itildim. Sahne arkasında dönen şeylerin can sıkıcılığına hiç girmiyorum. Yani şahsi yoğunluklara, beni soğutan nahoş durumlar eklenince sonuç bu oldu. 
Son sene en az okuduğum senelerden biriydi sanırım. Elimde de biriken kitapları elemeye çalışmak (birkaç bin kitaptan bahsediyorum) taşınma sürecinde de sonrasında da beni çok yordu. Bir kısmını köy okullarına bağışladım, bir kısmını çevreme dağıttım, küçük bir kısmını sattım, bir kısmını hala gün gün kütüphaneye bağışlıyorum... 
Günceli çok az takip ediyorum. Çünkü bir zaman sonra güncelleri al ve yığılsın'a dönüyor. Eskiden çok eski saman kağıdı, ciltli kitaplar okuyordum. Kitabın modası geçtiğini düşünenlerden değilim. Kitabın eskimişi olduğunu düşünmüyorum. Kitaplarımı sahaflara götürmüyorum. Çünkü yıllardır onlarca kitap aldığım, bir sürü arkadaşımı götürdüğüm sahaf 2014-2016 basım kitaplarımın çok eski olduğunu iddia etti. Tabii o ticari kısmına bakıyor, ben sadece bir okur olarak böyle düşünmüyorum. 
Okuma işi popüler kültürün son zamanlardaki kölesi maalesef. Bir dönemin bazı kozmetik blogları vs gibi ki şu an mesleğe dönüşmüş olan popülerleştikçe ürün gelsin diye hesap açanlar, geleni kötü de olsa kötüleyemeyenler. Aynısı kitaplarda da oldu. Bir dönem herkes blog açıyordu. Ancak blog yazmak belli bir uzunlukta düzgün bir metin yazmayı gerektirdiği için bir çoğu sapır sapır döküldü. Instagram ile birlikte bu durum okuduklarına dair fikirlerini düzgünce ifade etmek yerine güzel bir kitap fotoğrafı çekip altına bir cümlelik alıntıyla bir cümlelik beğendim/beğenmedim yazmak haline geldi. Bunu oldu bitti sevemedim. Sosyal medya hesaplarını yazılarımı paylaşmak adına kullansam da bir türlü benimseyemedim. Benim kendimi iyi hissettiğim, ifade edebildiğim ana yerin burası olduğunu düşünüyorum. İleride ne olur ben de bilemiyorum tabii ki. 
Benzer bir yozlaşmanın yayınevleri için de geçerli olduğunu düşünüyorum. 100 TL ye kitap satanlar (pardon, 99.90 TL), devam etmeyen seriler, birbirlerinin yazarlarını serinin ortasındayken (ç)alanlar, kitap boyutlarını seri boyunca büyütüp küçültenler, aniden ciltli basıp bir sonraki kitabı karton kapak basanlar, bazı instagram hesaplarını kendi yayınevi reklamları için kiralayanlar...
Ben artık bunlara canımı sıkmıyorum, eskisi gibi kendi kafama göre gidiyorum. Ve blogumda, kendi küçük dünyamda mutluyum. 
Hepinizi seviyorum. :)
Görüşmek üzere.




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

16 Aralık 2018 Pazar

Mumya Olmak İstemiyorum - Jon Scieszka (Zamanda Gezinen Üç Kafadar)



Adı: Mumya Olmak İstemiyorum
Yazar: Jon Scieszka
Çeviri: Merve Erol
Resimleyen: Lane Smith
Yayınevi: Gün Işığı Kitaplığı
  Sayfa Sayısı: 84
Basım: 1. Baskı: 1999
Seri: Zamanda Gezinen Üç Kafadar

Zamanda Gezinen Üç Kafadar Serisi
Da Vinci Bize Dahi Dedi
Vay Vay Samuray
Ne Halin Varsa Gör, Gladyatör
Mumya Olmak İstemiyorum
Yıl 2095
Annen Mağara Kadını Olmuş



Çocuk kitapları okumayı seviyorum. Çocukken Antik Mısır'a çok ilgim vardı. Bu kitap bir de zaman yolcuğu üzerineydi. Çok tatlı. :)
Bir kitap sayesinde zamanda yolculuk yapan 3 kafadarın ( Fred, Sam, Joe) hikayesi seri şeklinde yazılmış. Ben huysuz kız kardeşi ve kedisini de çok sevdim. :p

Kahramanlarımız bu kez Mısır'a konuk olup küçük firavun III. Tutmosis'le tanışıyorlar. Huysuz kız kardeş Anna ve kedisi kayboluyor, ki dönmek için ihtiyaç duydukları kitap da ortalarda yok. Üzerine bir de kötülük konusunda master yapmış bir karakterimiz var; Rahip Hatnut. İşler epey karışık anlayacağınız. 



Kitabın içinde çizimler de mevcut.
Esprili bir dille yazılmış, döneme dair ufak bilgiler veren bir çocuk kitabı diyebiliriz. Serinin mantığını da beğendim.

Zaten yazarın amacı özellikle erkek çocuklarına okumayı maceracı bir üslupla sevdirmekmiş.

Sevgiler. :)







Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

Sana Muhtacım - Julia Quinn (Bridgertons #6)




Adı: Sana Muhtacım
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: When He Was Wicked
Çeviri: Yasemin Kılınç
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 376
Basım: Nisan 2012
Seri: Bridgertons Serisi #6




"Her hayatta bir dönüm noktası vardır. Bu öyle muazzam, keskin ve belirgin bir andır ki insan kendini göğsünden vurulmuş gibi hisseder, nefesi kesilir ve bilir... Şüphenin en ufak gölgesi olmaksızın hayatının bir daha asla aynı olmayacağını kesinlikle bilir. Michael Stirling için bu dönüm noktası Francesca Bridgerton'u ilk kez gördüğü andır."


Ne zaman bazı sorunlardan ötürü okumaktan uzaklaşsam ki son birkaç yıldır oluyor bu sadece, bu yazar hep benim kurtarıcım oluyor. Bu kez de öyle oldu. Yine arka arkaya kısa sürede okuyuverdim 6. ve 7. kitabı. Teşekkürler Julia :)

Bu kitabın konusunu aslında arka kapak yazısı çok güzel özetliyor; "Londra'nın Neşeli Hovardası Michael Stirling için dönüm noktası, Francesca Bridgerton'u ilk kez gördüğü andır. Evet, kalbinin hiçbir zaman birine bağlanmasına müsaade etmeyen Michael ona bir kez bakmış ve aşık olmuştur. Bununla birlikte karşılaşma vesileleri kuzeninin bu genç bayanla evlenecek olmasını kutlamak adına düzenlenen bir yemektir. Hayat işte böyle ironiktir."

İnsanız; hepimizin ikilemleri, bocaladığımız, doğruyla yanlışı birbirinden ayıramadığımız zamanlar; zaaflarımız var. Bu iç çatışmaları çok güzel yansıtan bir kitap. Sevgi, dostluk, aşk, kardeşlik,minnet, bağlılık; insanların üzerinde epey baskı kuran hisler.

Bu tarz konular normalde oldukça ağır olur, insanı birkaç yaş yaşlandırır, şakaklarına aklar düşürür. Ama söz konusu Julia Quinn'in kalemiyse böyle yoğun bir kedere düşmeyeceğinizi söyleyebilirim. Kendisi de tüm eğlencesinin yanında sizi arada durup düşündürüp hüzünlendirse de bu bir seviyeye kadardır.

"Ve bir erkek sana evlenme teklifi ettiğinde, onu kendi meziyetlerine göre değerlendirmelisin, daha önceden belirlediğin rastgele standartlara göre değil."

Francesca bu kitaba kadar çok derinden tanıdığımız bir Bridgerton değildi. Kaldı ki gürültücü kuş sürüsü gibi olan Bridgerton'lar içinde bazen kendisini onlardan biri değilmiş gibi hissettiği bile olurdu. Kendisinin yağmur çamur demeden yürüyüş merakında kendimi buldum.
Michael ise sevdiği insanı bulduğu gün kaybeden, acı çeken ama hovardalık ününden de ödün vermemesi gereken bir karakterdi, sevdiğim de bir karakter oldu. Uşağı Reivers beni çok eğlendirdi. :p

Diğer Bridgerton kitaplarına hem benziyordu, hem de ayrı olduğu kısımlar vardı. Örneğin 5. kitap Bridgertonlar geçidi gibiydi ama bu kitapta arada Hyacinth'in sivrilmesi haricinde pek göremedik kendilerini. 

Kitabın sonundaki yazarın notu kısmı çok hoşuma gitti. Kendisini bir kez daha takdir ettim haddim olmayarak. :) 
Ve iyi hissederek kapattım kitabı.
Hızımı alamadım hemen 7. kitabı, "Öpüşünde Saklı"yı okudum.
Onun yorumunda görüşmek üzere.
Sevgiler :*




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »