12 Ekim 2020 Pazartesi

Doctor Who Eşyalarım ^^


Merhabalar, 
Canım bloğa yazı yazmak istiyordu deli gibi ama ne yazacağıma tam olarak karar verememiştim. Yazanların elleri dert görmesin, yorumlara cevap veriyordum ki kontrol panelimde eski bir yazım gözüme çarptı.


Yazıyı gördüm görmesine de bu yazıda ne yazdığım bir türlü aklıma gelmedi. Dile kolay 7 seneden fazla olmuş. Açıp okumaya karar verdim. İnternette bolca karşıma çıkan, resimlerinden sevdiğim Tardis eşyalarıyla ilgiliymiş bu yazı. Açınca hatırladım. Yazıyı okudum... Defter, kitaplık ve kupaya özellikle bayılmışım. Bu yazıyı yazarken Tardis eşyaları benim için bir hayaldi resmen. Türkiye'de bulunmuyordu. Yurt dışından rica edebileceğim bir tanıdığım vs. yoktu... Neyse ki daha sonra Türkiye'de fan eşyaları yaygınlaştı ve hoşumuza giden bazı şeyleri bulur olduk. 
Ben de o dönem içimde kalan bazı eşyaları aldım, bazılarını da kendim yaptım. :) 
Bunu neden paylaşmamışım ki diye düşündüm az önce yazıyı okurken ve paylaşmaya karar verdim. 

Kupanın tek başına resmini çekmemişim. Bu resim alıntı. Ama kupa aşağıda göreceğiniz gibi aynısı.


İlk aldığım Dr. Who eşyası Tardis Kupa'ydı. İnternetten Türk bir siteden satın almıştım. Öyle aşk yaşadım ki geldiğinde kullanmalara kıyamadım başta. Sonra bir cesaret geldi kullanmaya başladım. Her gün elimden düşmeyen kupam değil ama canım isteyip özlem gidermek istedikçe kupayı kullanıyorum. ^_^



Tardis defteri de en çok istediğim şeylerden biriydi. İstediğim gibi bulamadım, bulduklarım hiç benlik değildi. Neden kendim yapmıyorum, dedim. Ve bir cesaret işe koyuldum. Ve kendi el emeğim bu defteri çok severek kullandım. 
 Tardis defteri yapımını ŞU YAZIMDA anlatmıştım. Detaylı görebilirsiniz orada. 


Bardak altlığı çok sık kullanıyorum masada çalışırken. Kupayı aldığım sitede çok güzel bardak altlıkları vardı. Dr. Who ve Sherlock bardak altlıkları almıştım oradan. :) Minik bir siteydi, genelde hobi malzemeleri satıyordu. Çok uygun fiyatlara almıştım. Daha sonra baktığımda kapanmıştı. 



Aliexpress'in uygun fiyatlara geldiği, gümrük vs olmadığı zamanlardı. Ama nedense oradan birkaç kolye dışında hiçbir Dr. Who eşyası beğenemedim. Ağlayan melekli ve Tardis resmi olan kolye almıştım. Ağlayan Melek'in bir tarafı elini yüzüne kapatıyordu, diğer tarafı bilirsiniz öldürmeye hazır görünüyordu. Taktın mı deseniz, pek sayılmaz :) 


Bir de hediye olanlar var. Kumbaradan bahsetmiştim ya o yazıda. Aslında kumbara almayı düşünmüyordum ama canım One Better Day hediye olarak almıştı. Hala çalışma masamın baş köşesinde durur. Tek başına fotoğrafını bulamadım, gelen kargodaki halini ekleyivereyim dedim. :p


EDİT: Her gün gördüğüm, sürekli masamda duran çekmecemi unutmuşum ekleyeyim. Ataçlarım, zımba tellerim gibi ıvır zıvır kırtasiye malzemelerim bu çekmecelerde bulunuyor. 

Canım Fighting! Blog da bana Faber Castell'in beyaz kupa ve kalemli setinden hediye etmişti. O kalemlerle kupanın üzerine istediğini çizebiliyordun. Renkler de açık ve koyu mavi idi. Tam Tardislik. Ben de kupanın bir yanına Tardis çizmiştim. Diğer yanına da Leyla ile Mecnun'dan bir alıntı. O da hala duruyor :) 

Eski telefonumda Tardis telefon kabım vardı. Kırılana kadar bayılarak kullanmıştım. 
Gördüğünüz gibi Tardis kitaplığım ise hala yok. :p


Son olarak tabii ki Doctor Who kitapları ve ayraçları :) Eşya sayılmasa da eklemek istedim.



Fan eşyalarını bir yere kadar seviyorum ama bu konuda takıntılı değilim. Bazen okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden "Bende de olsa keşke," dediğim bazı eşyalar oluyor. Çok çok istediğim bazılarını alıyorum. Geleceğe Dönüş serisi arabalarını çok istiyordum, aldım mesela. Yine Geleceğe Dönüş kupam da var, hediye ^_^ Böyle birkaç parça beni mutlu ediyor ama fazlası bana iyi hissettirmiyor. 

Siz fan eşyalarını sever misiniz? Hangi yapımın/serinin fan eşyalarını istiyorsunuz ya da bulunduruyorsunuz? 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

26 Eylül 2020 Cumartesi

(Tarafını Seç #1) Edward Mı? Jacob Mı? (Tarihin Tozlu Raflarından Bir Tartışma)


Merhabalar.
Aman aman, nerelere geldik; diyebilirsiniz. :)
Madem ben taslaklarımı düzenleyip yayınlıyorum. Madem Gece Yarısı Güneşi kitabının çıkmasıyla bu konu tekrar gündeme geldi. Madem ben okuduğum diğer serilerle ilgili de bu tarz yazılar yazmayı uzun yıllardır istiyorum. Neden olmasın? :)

Yukarıdaki anlamsız paragrafı görmezden gelirsek eğer, malumunuz Alacakaranlık serisinin çok uzun zamandır beklenen üyesi Gece Yarısı Güneşi çıktı. Bu seri pek çok kişiye okuma alışkanlığı kazandırmasının yanı sıra benim gibi o güne kadar dark, gotik, acımasız vampirler okumuş bir okuyucuyu da light vampirlerle tanıştırdı. :p
Ve çoğu popüler seri gibi döneminde çok sevildi, ardından nefret edildi.
Bu seriyle yatıp kalktığını bildiğim insanlardan dahi daha sonra olumsuz şeyler duydum. :)

Ben bu seriyi yanlış hatırlamıyorsam 2008 sonlarında almıştım. Henüz ortada bir çılgınlığı yokken okumak insanın bakış açısını etkiliyor. O yüzden hiçbir bilgim yokken okuduğum için ben bu seriyi sevmiştim. Hala da severim. Blogu açmadan çok önce yaşandığı için bunlar blogumda maalesef yorumları yok. 4. kitabı heyecanla beklediğim zamanları hatırlıyorum mesela :) Ardından yazarın Edward'ın da ağzından bir kitap yazdığını duyduğumda sevinmiştim. Seri acayip tutmuştu ve bırakın kaymağını yemeyi dibini ekmekle sıyırmak bile normal bir davranıştı.


Gelin görün ki Gece Yarısı Güneşi'nin 12 Bölümü Stephanie Meyer'in bilgisayarından sızdırıldı ve yayıldı. O zaman ne yalan söyleyeyim ben de okumuştum bu 12 bölümü ve Bella'nın sıkıcı zihnindense Edward'ınkini yeğlemiştim. :) Aslında devamını da okumak istemiştim ama yazar kitap unutulana kadar ara vereceğini, bu ruh haliyle yazarsa tüm Cullenları öldürebileceğini söylemişti. Ve böylece kitap pek çok okurca unutulup gitti. 
Daha önce Bree Tanner'ın İkinci Hayatı adında ek bir kitap yayımlayan yazar 10. yıla özel Yaşam ve Ölüm adında bir ek kitap daha çıkarttı. Bunun nedeni Alacakaranlık'tan sonraki kitaplarının bu kadar ilgili görmemesi olarak düşünülebilir mi, kararı size bırakıyorum. Yaşam ve Ölüm'de Edward ve Bella bir nevi yer değiştirmişti. Ve kitap Alacakaranlık kitabıyla birlikte bir yüzünde Alacakaranlık, diğer yüzünde Yaşam ve Ölüm olacak şekilde basılmıştı. Hoş bir düşünceydi. Ben de bu kitabı almıştım ama hâlâ okumadım. Okuyanlardan da genel olarak geçer bir not almadı. Ama ben okuyup kendim karar vermek istiyorum. :)
Alışveriş yazımda da bu kitaptan bahsetmiştim. Okumak için TIKLAYIN!

Yine Epsilon sayfasından aldım resmi. :)


Ve günümüz. Tam unutuldu dendiği anda Gece Yarısı Güneşi çıkıverdi. Kapağını pek sevmedim. Bana iyi duygular vermiyor. Ama alıp okumayı düşünüyor muyum, evet düşünüyorum. 
Blogda bu kitaplarla ilgili yazdığım alışveriş yazısı dışındaki tek yazı olduğu için biraz çenem düşmüş olabilir. Affedin. :)

Tarafını seç kısmına gelelim.
Bu tarz aşk üçgeni bulunan kitaplarda ve serilerde okuyucular genelde ikiye bölünürler. Edward'ı çok seven ve Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. Jacob'ı çok seven ve aslında Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. 
Bir de benim gibi ikisinin de kaçıp kendini Bella'dan kurtarması gerektiğini düşünenler. :p 
Gördüğünüz gibi "Kızım Bellam sen ne düşünüyorsun? Bu hayat senin," diyen yok. 

Kitapları baz alacak olursam ben Team Edward'ım. Jacob'ı iyi bir arkadaştan öteye göremiyorum maalesef. Ve Bella'nın seçimine de saygı duyuyorum. :p 

Filmleri düşünecek olursam çok büyük Edward antisiyim ama Jacob'a da yakın hissetmiyorum. Filmler için hepsi kaçıp birbirinden kurtulsun düşüncesindeyim. :p 

Bir de pek Kurtadam düşkünü olmadığım ve Vampirleri daha çok sevdiğim için biraz taraflı bakıyor olabilirim. Edward'ın aşırı sahiplenici tutumları kitap çerçevesinde hoşuma gitmiş olsa da gerçek hayatta asla tahammül edemiyorum.
Aklıma sürekli Biri Beni Isırdı filminin (Alacakaranlık parodisi) finali geliyor. Mantıklı buluyorum :p

Siz kimin tarafındasınız? Lütfen düşüncelerinizi yorum olarak belirtin. Biraz nostaljinin kimseye zararı olmaz. :)  

Bu yazıyı sonuna kadar okuyan olduysa ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. ^_^
Kendimi daha genç ve ergen günlerime dönmüş gibi hissediyorum. :p

Sevgiler.




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

17 Eylül 2020 Perşembe

Ağustos 2020 Kitap Alışverişi (Amazon.com.tr)


Merhabalar,
Eskiden blogda çok sık kitap alışverişi yazıları olurdu, hey gidi. :) 
Birkaç senedir kitap alışverişlerimi en aza indirdim. Buraya yazmadığım bazı ufak alışverişlerim oldu tabii ama eskisi kadar da almıyorum. Bunun nedeni elimde hâlâ hem okumam hem de elemem gereken epey kitap bulunması. 

Güncel tüm kitapları okumak zorunda değilim. Son yıllarda kitap okuma öyle bir moda haline geldi ki birkaç sene önce çıkmış kitaplar/seriler bir nevi demode oldular. Bu bakış açısı beni çok ama çok rahatsız ediyor. Kitapların eskidiğine inanmadığımdan olsa gerek... Ama benzer rahatsızlıkları birkaç sene önce ben de yaşadım. Günceli yakalayacağım derken kitap okumaktan uzaklaşmak istemiyorum. O yüzden kitap alışverişlerimi en aza indirme durumum bazı istisnalar haricinde devam edecek. 

Geçtiğimiz ay Amazon.com.tr den kitap alışverişi yaptım. Epeydir aklımda olan bazı Psikoloji kitapları vardı. Ve 3'ü birlikte çok iyi bir fiyata denk geliyordu. Böylece hem Amazon'dan kitap alma konusunu da konuşmuş oluruz. Öncelikle hem daha önceki kitap veya farklı ürünler içeren alışverişlerimde hem bu alışverişimde Amazon'un kargosundan çok memnun kaldım. Hızlı, bilgilendirici, iletişim kurulması çok kolay.

Önceki alışverişlerimde bir sıkıntı yaşamasam da bu alışverişimde kitaplarımdan birinin ön kapağı biraz yıpranmış geldi. Üzüldüm. Bunun dışında bir sorunum olmadı.

Geleyim aldığım kitaplara. 


"Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları" kitabını daha ilk çıktığında alınacaklar listem için ekran görüntüsü alarak kaydetmiştim. Yazarı Dr. Lindsay C. Gibson. Epey zamandır istiyordum ama zamanı şimdiymiş diyorum. Arka kapak yazısını okuduğumda dahi okumak istediğimden emindim. Umarım beklentilerimi karşılayan bir kitap olur.

 

"Boşluk Hissi" kitabını nispeten daha yakın zamanda gördüm. Yazarı Dr. Jonice Webb. Konuyla ilgili olmasıyla da diğer kitapla birbirlerinin üzerine iyi gideceklerini düşünüyorum.


"Çözümler" kitabının yazarı da bir önceki kitabın yazarıyla aynı; Dr. Jonice Webb. Bu kitaptan hiç haberim yoktu. Diğer kitapları araştırıp sepetime atarken fark ettim. Anladığım kadarıyla Boşluk Hissi'nin bir nevi tamamlayıcı kitabı. 

Bir parça mesleki okumalara odaklanmak istediğim şu dönemde iyi bir giriş olurlar gibi geliyor. Bir de uzun zamandır kitap alışverişi yazısı yazmayınca heves ettim ^_^

Beni özleyin anacım.
Sevgiler.



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

15 Eylül 2020 Salı

Supernatural Efsanesi Kitapları


Merhabalar, 
Bu bir 19 Eylül 2015 taslağı. İhmalimin boyutunu gözler önüne sermek için bu tarihleri eklemeye karar verdim. 
Supernatural kitaplarını ki bu yazıyı yazdığım dönem sadece 6 tanesi çıkmıştı, hevesle almış okumaya başlamıştım. Bir seri sıralaması yazısı yazmayı da çok istiyordum. Ama ne oldu ne bitti bilmiyorum bu yazı da taslaklara mahkum olmuş.
Biliyorsunuz Supernatural final yaptı. Dile kolay 15 sezon, 15 sene... 
Bu yazıyı tamamlamak için güzel bir sebep.
Yerini doldurmaz belki ama hasret gidermeye yardımcı olur diye bu vesileyle kitaplarından bahsetmiş olayım. Bakalım ne yazmışım? 



5. Sezonu hepiniz hatırlarsınız, Dean'le Sam'in maceraları kitap serisi olmuştu.  Her bir bölüm bir kitap olacak şekilde yayınlanmıştı illüstrasyon kapaklarla. O bölümleri çok sevmiştim çünkü ben de izlerken Supernatural'ın basılı kitapları olsun, aynı o şekilde kitaplığıma dizeyim çok istemiştim.
Aslında bu gerçekleşebilecek bir hayaldi. Önce yurt dışında farklı yazarlarca kaleme alınan Supernatural maceraları Artemis Yayınları tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştı. Ve ben de alıp bağrıma bastım hepsini *_* Bu yazıyı yazmak uzun süredir aklımdaydı, uzun bir süredir de taslaklarda (Gelecekten not: 2015'te bile uzun süredir taslaklarda olan bir yazı.). En sonunda tozlu raflardan çıkarıp yayınlıyorum :p Taslaklarda o kadar çok tozlu yazı var ki ne ara yayınlarım bilmiyorum o.O (İşte bu bir gerçek.)
Bu yazıda ülkemizde yayınlananlardan başlayıp henüz çevrilmemiş olanlara Supernatural kitaplarından ufak ufak bahsedeceğim.
 "Şu gün itibariyle ülkemizde 6 adet SPN kitabı basıldı. Asıl Supernatural serisi şimdilik 12 kitaptan oluşuyor." demişim ama şu an bu bilgi güncelliğini korumuyor. Günümüz itibariyle seri 16 kitaptan oluşuyor ve ülkemizde 12 kitabı çevrildi.  Tanımaya  başlayalım. 


#1  Bir Daha Asla / Nevermore
 Keith R.A. Decandido

Dean ve Sam Bronx'ta bazı esrarengiz ölümleri araştırmaya gelirler. Aslında onlar için esrarengiz ölümler yoktur çünkü bu tarz ölümlere doğaüstü yaratıkların sebep olduğunu bilirler. Bu sefer ölümler Edgar Allan Poe'nın hikayelerinden sahneler içermektedir. Dean ve Sam bu gizemi çözmeye çalışırken Ash telefon eder ve arkadaşının bir hayaletle başı dertte olduğunu söyler. Hazır orada bulunan Winchester'lar buna da el atarlar. 

İki ayrı olay üzerinde çalışan Dean ve Sam'in atışmaları ve oradan oraya göçebe bir hayat sürerken motellerde yaşadıkları sefillikleri okumak ise ayrı bir zevkti. :)

Bu kitabın yorumunu blogda bulabilirsiniz. Yorum için TIKLAYIN!




#2  Cadı Kanyonu / Witch's Canyon 
Jeff Mariotte

Sam ve Dean Büyük Kanyon'a gitmişti ancak avcılara maaş ödenmediği gibi izne de çıkamazlar bilirsiniz. Bu turistik bir gezi değil, bir avdı. Yıllardır 40 yılda bir Büyük Kanyon'da cinayetler işlenmekteydi. O zamanda kadar fark edilemeyen bu döngü, ortama bir de Alışveriş Merkezi yapılmasıyla bu durum bir sürü ölüme neden olabilirdi. Dean ve Sam varken bu pek mümkün görünmüyordu.



#3  Kemik Anahtar / Bone Key
 Keith R.A. Decandido

Sam ve Dean, Hemingway'in, fırtınaların ve sayısız şeytanın evi olan Key West'e doğru yol alıyor. Bu tropikal kasabada öyle fazla başı boş ruh
var ki, hayalet turları uzun zamandır kasaba yerlisinin en önemli geçim kaynakları arasında. Ancak tur rehberlerinden biri kalp krizi geçirmiş bir halde ve yüzünde dehşet bir çığlık ifadesiyle ölü olarak bulununca işin rengi değişiyor. Kimse rehberin nasıl korkunç bir şeyle karşılaştığını bilmiyor ama Winchester kardeşler bu gizemi çözmek üzere.
Sam ve Dean çok geçmeden adanın en kötü ruhlu sakinlerinin hayaletleriyle yüz yüze gelecek: Gizli planları ve gizemli güçleri olan, intikam peşindeki hayaletler. Key West sakinlerini Sam ve Dean'den başkası kurtaramaz.
Ne var ki, bu güzel ada bir kemik yığınına dönüşmeden önce ellerini çabuk tutmak zorundalar!



#4 Supernatural: Heart Of The Dragon - Ejder Yürek (Keith R.A. Decandido)

Asi melek Castiel, Sam ve Dean'i San Francisco'daki Çin mahallesinde işlenen vahşi cinayetler konusunda uyardığında, efsanevi Ejder Yürek'in geri geldiği anlaşıldı. Campbell ailesi o korkunç ruhla 40 yıl önce, John Winchester'sa 20 yıl önce savaşmıştı. İki kardeş, babalarının ve büyükbabalarının başaramadığını yıllar sonra başarabilecek miydi?



#5 Supernatural: Unholy Cause - Lanetli Emanet (Joe Schreiber)

Uzun yıllar önce, 1862'de, Konfederasyon askerlerinden Jubal Beauchamp, Georgia'daki savaş alanında bir saldırıyı komuta ediyordu. Günümüzdeyse, aynı topraklarda yapılan bir içsavaş canlandırmasında işler gittikçe fazla gerçekçi bir hal almaya başlamıştı. Sam ve Dean kardeşler, güneye doğru yola çıktığında, geçmişin aslında hiç de zannettikleri kadar mazide kalmadığını keşfedeceklerdi.


#6 Supernatural: War Of The Sons - Oğullar Savaşı (Rebecca Dessertine)

Lucifer'ın peşine düşen iki kardeş, Güney Dakota'daki ufak bir kasabada, kendine Don diyen bir melekle karşılaşıyor. Bu meleğin onlara ilginç bir teklifi var...
Meleğin teklifini kabul eden iki kardeş, evlerinden çok uzaklara, Şeytan'ın herkesten gizlediği bir sırrı öğrenmeye gönderiliyor.
Popüler televizyon dizisindeki karakterlerin önceden yayınlanmamış maceralarını konu alan yepyeni bir Supernatural kitabı.



#7 Supernatural: One Year Gone - Bir Yıl Sonra  (Rebecca Dessertine)

Dean, kardeşi Sam’in Lucifer ile birlikte cehennemin derinliklerine çekildiğine inanıyordu.
Bu nedenle Sam’e verdiği sözü tutarak Lisa ve Ben’le normal bir yaşam kurmaya karar verdi.
Ancak asırlar öncesinden gelen büyü kitabı Necronomicon’un Lucifer’ı, dolayısıyla Sam’i geri getireceğini fark ettiğinde harekete geçmekten başka çaresi yoktu.
Fakat Dean’in bilmediği bir şey vardı; Sam sandığı kadar uzakta değildi. Dean ve Sam Winchester kardeşlerin maceraları kaldığı yerden tüm hızıyla devam ederken ailenin tarihi de gün yüzüne çıkıyor.
 Supernatural: Bir Yıl Sonra, dizinin beşinci ve altıncı sezonu arasındaki kayıp yılları aydınlatıyor.



#8 Supernatural: Cayote's Kiss - Çakalın Öpücüğü (Christa Faust)

Bir kamyon dolusu Meksikalı kaçak göçmen, doğaüstü bir güç tarafından vahşice katledildiğinde Sam ve Dean neler olduğunu anlamak için Amerika-Meksika sınırında araştırma yapmaya başlar. Ancak burada yolları başka bir avcı ile kesişir. Meksikalı avcı Xochi Cazadora, Winchester kardeşleri daha önce bilmedikleri canavarların olduğu yabancı bir dünyaya çeker.  

Supernatural Çakalın Öpücüğü, dizinin hayranlarının tanık olmadığı, altıncı sezonun bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. 



#9 Supernatural: Night Terror - Gece Dehşeti (John Passarella)

Sam ve Dean Winchester kardeşler, Colorado’nun Clayton Falls bölgesinde art arda gerçekleşen sıra dışı olayların haberini alınca hemen harekete geçerler. Sürücüsüz, katil bir otomobil, Gila canavarı tarafından kovalanan evsiz bir adam ve ağaçların saldırısına uğrayan ufak bir çocuk... Bu küçük kasabada olanlar eşi benzeri görülmemiş türden. Sam ve Dean, tüm bu kaosun ardındaki sebebi öğrenmek için geceler boyunca uğraşmak zorundalar çünkü yaşananlar kâbustan farksızdır.

Supernatural: Gece Dehşeti, dizinin altıncı sezonunun perde arkasında gerçekleşen gizemli olaylara odaklanıyor.



#10 Supernatural: Rite of Passage - Geçiş Ayini (John Passarella)

Laurel Hill kasabası, dünyanın en talihsiz kasabası olmak konusunda nam kazanmak üzere çünkü kötü olayların ardı arkası kesilmiyor.

Zincirleme trafik kazaları, evlerinde ölü bulunan insanlar ve acı dolu tesadüfler kasabanın dört bir yanına yayılmış durumda. Fakat Sam ve Dean Winchester kardeşlere göre durum “kötü talih” ile açıklanamayacak kadar ciddi. Sam ve Dean, Bobby’nin yardımıyla, kasabayı etkisi altına alan şeytanı etkisiz hale getirmek zorunda. 

Supernatural serisinin onuncu kitabı olan Geçiş Ayini, televizyon dizisinde yer almayan gizemli olaylara odaklanıyor.



#11 Supernatural: Fresh Meat - Taze Kan (Alice Henderson)

Tahoe Ulusal Ormanı'nda kana susamış bir canavar dolaşıyor. Sam ve Dean Winchester kardeşler, sadık dostları Bobby'yle birlikte dağlarda ve ormanlarda gezinip insanları avlayan bu yaratığın peşine düşüyorlar. Fakat her şeyin yoluna girdiğini sandıkları anda, geçmişe gömüldüğünü sandıkları bir düşmanla karşılaşıyorlar. Bu düşman diğer yaratıklardan farklı çünkü istediği her kılığa girebiliyor. Sam, Dean ve Bobby karlarla örtülü karanlıktan kurtulup yaratığın sonunu getirebilecekler mi?
Supernatural efsanesinin on birinci kitabı Taze Kan, serinin hayranlarının daha önce tanıklık etmedikleri maceralarla devam ediyor.


#12 Supernatural: Carved in Flesh - Etten Heykeller (Tim Waggoner)

Gypsy çok geç olmadan sihirli güçlerini kullanmayi öğrenebilecek mi?

Kendi halinde bir kasabada bulunan tuhaf cesetlerin haberini alan Dean ve Sam'in yolu Ohio'daki Brennan'a düşüyor. Sırrını çözemedikleri iki başlı ya da çok uzuvlu tuhaf yaratıklar, kuruyup kalmış cesetler, Dean'in aklını kurcalayan başka hesaplaşmalar ve Sam'in henüz yolun başındalarken yaralanması Winchester kardeşlerin işlerini epey zorlaştırıyor.
Yarası giderek kötüleşen Sam kâbuslar ve halüsinasyonlarla baş etmeye çalışırken Dean'in kardeşine dair endişeleri artıyor. Bütün bunların üstüne, geçmişte yaşadıkları ağır bir vakanın hatırası da kardeşlerin zihnini rahat bırakmıyor.

Supernatural efsanesinin on ikinci kitabı Etten Heykeller'de, serinin bundan sonraki kitapları için de kritik önem taşıyan gelişmeler yaşanıyor.


Ülkemizde henüz bu kadarı çevrildi. Türkçe'ye çevrildikçe yazıyı güncelleyeceğim. 


#13 Supernatural: Cold Fire  (John Passarella)


#14 Supernatural: Mythmaker (Tim Waggoner)



#15 Supernatural: The Usual Sacrifices (Yvonne Navarro)



#16 Supernatural: Joy Ride (John Passarella)

 Artemis Yayınları'nın seriyi orijinal kapaklarla basıyor olması muhteşem bir şey.  
Sevgiler.

*Benherneysemo*
Devamını Oku »

14 Eylül 2020 Pazartesi

Cüneyt Arkın - Fakir Gencin Hikayesi


Merhaba,
Zaman zaman bende Nostalji hastalığı olduğunu düşünürüm. Belki zaman yolculuğu fikrinden bu kadar hoşlanmamın sebebi de budur. Çünkü böyle bir imkanım olsaydı bunun %80'ini geçmişe gitmek için kullanacağımı adım gibi biliyorum. Bugünü yaşayamayan insanların geçmişi veya geleceği idealize ettiği sık sık görülür. Ben de onlardan biriydim belki de uzunca bir zaman.

Mesela Yeşilçam'ı pek bir severim. 80'ler dönemi ya da arabesk filmlerin tepe noktasına çıktığı dönemler değil de genelde 70'ler filmlerini. Yeşilçam'a teşhis koysaydım Histeri teşhisi koyardım büyük ihtimalle. :) Tüm histerisine, arada doğallıktan ve inandırıcılıktan uzaklaşmasına rağmen beni epey çeker. Hâlâ ara ara açıp izlememin, sevdiğim filmlerin arşivini tutuyor olmamın sebebi de budur. Yormayan bir ev rahatlığı. Hani eve gelip pijamalarını giyip koltuğa uzanmışsın gibi bir his.

Aslında seneler önce Yeşilçam'la ilgili kişisel düşüncelerimden oluşan bir giriş yazısı hazırlamıştım blog için ama hiç yayınlamadım. Onu yayınladıktan sonra bazı sevdiğim filmlerin yorumlarını yazarım diye düşünmüştüm. Son yıllarda kendimden uzaklaştığımı fark ettiğim gibi blogumu da kaybedip yeniden bulmuş gibi hissediyorum. Belki cesaret verirseniz bir gün o yazıyı da yayınlarım. 

Sadece sevdiğim filmleri izleyip, arşiv tutup, müziklerini dinleyip, sevdiğim fotoğrafların koleksiyonunu tutmakla bitmiyor aslında bu sevgim. Ben Yeşilçam emektarlarının kitaplarını, ropörtajlarını okumayı da seviyorum. Zamanında Türkan Şoray'ın kitabını alıp okuyarak başlamıştım. Bazı kitaplar hatta defterler bile edindim. Zamanla onların da yorumunu umuyorum ki gireceğim. 

Bugün yazmak istediğim kitap ise okuyalı bir seneyi çoktan geçmiş olan: Cüneyt Arkın - Fakir Gencin Romanı. Değerli birinin tavsiyesiyle almıştım bu kitabı, benim hiç gözüme çarpmamıştı. Okuyalı geçen zamana rağmen bazı şeyler o kadar net ki aklımda; kendimi ifade edebileceğimi düşünüyorum. 

Not: Beni şok eden bir detay ise kitabın tükenmiş olması ve şu an ciddi olamayacak fiyatlara satılması oldu. 



 Adı: Fakir Gencin Hikayesi
Yazar: Cüneyt Arkın
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 189
Basım: Nisan 2014

"İşte bu yüzden ben hep dargın bakan bir çocuktum..."

Filmlerimde zalimin karşısında ezilen yoksulun,hakkı yenenin yanındaydım hep...
Güçlü, yiğit, cesurdum.
Emeğin, alın terinin yanındaydım.
Başıma gelecek belaları umursamadan, durmadan horlanan, hakkını arayamayan halkımın acılarını paylaşıyor, yenilmez görünen büyük, acımasız güçlerle ölümü göze alarak savaşıyordum.
Cömerttim, insan aşığıydım...
Yılmaz, cesur bir savaşçıydım.
Ordular bozuyor, kaleler fethediyordum.
Peki filmlerimde böyleydim de, özel hayatımda aynı doğrucu, halkını, yurdunu seven insan mıydım?
Halkıma ne kadar dürüst davrandım?
Hayatım boyunca, kendime bunları sordum, kendimle hesaplaşıp durdum.


Bu kitabı okumadan önce Cüneyt Arkın hakkında ne biliyordum? Ne düşünüyordum? Ve okuduktan sonra bunlarda değişiklik oldu mu? Bu soruları yanıtlamam daha doğru olacak sanırım. 
Filmlerini severek izlediğim biriydi, oyunculuğunu seviyordum. Özellikle romantik olanları. Diğer filmlerinde dublör kullanmamasına ciddi bir saygı duyuyordum. Herkesin bildiği esas adının Fahrettin Cüreklibatur olması, esas mesleğinin doktorluk olması gibi yüzeysel bilgilere de sahiptim. Hepsi bu... 

Bu kitapta bilmediğim epey şey olduğunu fark ettim. Hem Cüneyt Arkın'ın hayatına hem döneme ait pek çok şey öğrendim. Gazinoda sahne aldığını hiç bilmezdim mesela. Orada geçen "Bir mumdur, iki mumdur..." kısmı gibi kara mizah yerleri de vardı, içim yanarak güldüğüm; ciddi anlamda içime işleyen yerleri de vardı.

Bir dilim ekmeğin onun hayatındaki yeri gibi. Çocukken çektiği ciddi açlık nedeniyle yanından ve baş ucundan bir dilim ekmeği eksik etmemesi ve o ekmeği öpüp yatması gibi. Ekmekle ilgili anıları en çok içimi acıtan oldu. 

Bunun yanı sıra yaralanıp yatağa mahkum kaldığında geçirdiği o kötü gece ve içindeki gücün onu tekrar ayağa kaldırması... Asla kendinden ödün vermeyen bir insan olması öyle dikkat çekici ki. 

Başka hayatlarda etkilenecek, ders çıkarılacak ne çok şey var... 
Hiçbir şey dışarıda göründüğünden ibaret değil... 

Sevgiler.




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

8 Mayıs 2020 Cuma

Biz Evleniyoruz - Julia Quinn (Bridgertons #8)


 Adı: Biz Evleniyoruz
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: On The Way To The Wedding
Çeviri: Tuğba Şabanoğlu
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 453
Basım: Mart 2013
Seri: Bridgertons Serisi #8




"Gördüğüm en mutsuz gelinsin."
"Mutsuz değilim. Ben sadece şey hissediyorum..."
Ama ne hissettiğini bilmiyordu. Ne hissetmesi gerekiyordu ki? Kimse bunun için eğitmemişti onu. Bütün eğitimi boyunca; dadısı, mürebbiyesi ve Bayan Moss'un Okulu'nda geçirdiği üç yıl boyunca kimse ona bunun dersini vermemişti.
Neden kimse bunun dikiş nakıştan ve yerel danslardan daha önemli olduğunu fark etmemişti?
"Ben..." Artık anlamıştı. "Ben veda ediyormuş gibi hissediyorum."
Hermione hayretle gözlerini kırpıştırdı. "Kime?"
Kendime.
Öyleydi de. Kendine ve olabileceği her şeye veda ediyordu. 


Merhabalar :)
Yine okuduğum ama yorumunu henüz yazmadığım bir kitapla geldim. Alıntıların fotoğrafını çektiğim tarihten baktığım kadarıyla bu kitabı 04.01.2019'da okuyup bitirmişim. Burada bir taslak oluşturmuşum ama yazmamışım. Şimdi yarım bıraktığımız işleri tamamlayalım. ^^

Biz Evleniyoruz, Bridgerton Serisi'nin 8. ve son kitabı. 8. kardeşle seriye veda ediyoruz. Bu kitabın kapak tasarımını Epsilon'un ilk yayınladığı günü dün gibi hatırlıyorum. Bu kapaktaki çizimin suratını hiç beğenmemiştim. Bana çok gudubet gelmişti. :) Ama genel olarak bu serinin kapak tasarımlarını çok beğeniyorum ve serinin ruhuna uygun buluyorum. Maalesef ki Epsilon bu serinin kapaklarını değiştirme gaflet ve delaletinde bulundu. 


Yeni kapaklar bunlar. Epsilon'un hesabından aldım.:)
Kapaklar kendi başlarına kötü olmasalar da Bridgertons'a uygun olmadığını düşünüyorum. Martı bir dönem klasikler için bu tarz kapaklar kullanmıştı, onlar da hoşuma gitmemişti. Bu kapaklarla ilgili yorum sizin. Ama ben elimde eski kapakların olmasından mutluyum. 

"Ben bir hiçim.(...) Sensiz bir hiçim."
(...)
"Mübalağa ediyorum belki, ama hepsi bu. Beni daha iyi kılıyorsun. Bana dilekler diletiyor, umut ettiriyor ve ilham veriyorsun. Bir şeyler yapmayı istememi sağlıyorsun. Tanıdığım en iyi insansın sen, tanıdığım en onurlu insan. Beni güldürüyorsun. Ve düşündürüyorsun. Ve ben... Seni seviyorum."

Gregory ailenin en küçük erkeği. İçlerinde de en az tanıdığımız ayrıca. Zaten diğer kardeşlerin kitaplarında küçük bir çocuktu. Seride en çok 7. kitaptı tanıma fırsatı bulmuştuk. 
Yazar bu kitapta farklı bir şey denemiş. Bu kez erkek karakter Gregory, Hermione'a aşık oluyor ve onun için mücadele ediyor. Ancak Hermione başka birine aşıktır ve arkadaşı & refakatçisi Lucy bunun bir felaket olduğunu düşünüyordur. Hermione'u bu durumdan kurtarmak için Gregory'e Hermione'un kalbini çalma konusunda yardım etmeye karar verir.
Lucy gerçekten güçlü bir kadındı. Sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu ama ailesine karşı boynu eğriydi :/ Amcası ona daha önceden ayarlanmış bir evliliği dayatmaktadır. Lucy ise yardımcı olduğu Gregory'e meyletmeye başlamıştır bile. 

Gregory, serideki erkek karakterler içinde en normal olandı. Bu hoşuma gitti. Gerçek aşka inanan, onu arayan, onun için mücadele eden zeki, ilgili, sevecen bir adam. Aşktan korkmuyordu; geçmişten gelen yaralar/ travmalar, karşı tarafı bir itip çekmeler yoktu. :)

Buna rağmen duygu geçişleri çok keskindi. Ve konu epey sallanmıştı. Diyaloglar bildiğimiz Quinn diyaloglarıydı ama bu konunun gereksiz uzayıp sallanması kitabı birazcık da olsa sönük kılıyordu. 

Sonu ise gerçekten çok güzeldi. Çok beğendim. Gregory'nin aşkı için savaşması ve abilerinin göze alamayacağı bir şekilde aşkına sahip çıkması çok hoşuma gitti. Bir seri de böylece bitmiş oldu. İlerleyen zamanlarda genel bir seri yorumu da yazacağım. :)
Mutlu sonlarınız daim olsun efenim. ^^




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »