25 Mart 2017 Cumartesi

BELGESEL: Sistemi Kandır (Hacking The System)



Merhabalar,
Daha önce belgesel izlemeyi sevdiğime dair 1000 yıllık klişelere girdiğim bir yazı yazmıştım, giriş olarak böyle bir yazı yazma mecburiyetinde hissetmiştim nedense, hem de yorumladıklarımı alt alta  o yazıda birleştiriveririm demiştim. Yazıyı okumak için TIKTIK!


Orada ev ahalisinden farklı olarak hayatta kalma hileleri, bak şu şunun püf noktası belgesellerini sevdiğimi söylemiştim. Bir gün böyle böyle gezinirken epey vakit oluyor bir belgesele rastladım. National Geographic'te 10 bölüm yayınlanmış, 20 küsur dakikalık bölümlerden oluşan bir seri. İsmi de Sistemi Kandır (Hacking The System).



Hemen ilgimi çekti ve bölümleri indirdim. Önce ben izledim, izlerken abim de gördü, sonra birlikte izledik. Sonra ben bir daha izledim. Aradan biraz zaman geçince blogda neden yazmıyorum deyip kopup geldim. :) (Ki yazı bir süredir de taslaklardaydı, belgeselin üzerinden uzun zaman geçti :p)






Serinin  sunuş şekli şu: 

"«İnternetin haylaz çocuğu» ya da «baş belası Mgyver» diye de bilinen Brian Brushwood, bilim insanlarının, casusların, sahtekarların ve kalpazanların yöntemlerini çok iyi bilmesiyle tanınıyor. Şimdi ise günlük yaşamınızda sizi öne geçirecek gizli bilgilerden oluşan bu ansiklopedisini ekrana taşıyor. 
Hayatta üstünlük sağlamak için sistemi kandıran insanlardan nasıl kaçınacağınızı, yasal ipuçlarını, hilelerini ve kısa yollarını bu programda öğreneceksiniz." 


Ve bir de uyarı var. Bunları denemek tehlikeli ve sakıncalı olabilir, sorumluluk sizde yani. :)





Her bölümde farklı bir alanda hileler sunması güzel yanlarından biri, diğeri de oldukça eğlenceli ve komik bir şekilde bilgi veriyor olması. Brian'ın best friendi Jason ise burada hile kullanmayan kişiyi temsil ediyor, azıcık da şaşkın bir tip. :) Ve tabii sürekli zor durumda kalıyor. 


Biraz da bölüm bölüm bakalım mı? Zaten 10 bölümcük, ortalama 20 dk. :)





1. Bölüm: Kazanmanın Yolları
Bu bölümde birçok şans oyununda ya da farklı müsabakalarda nasıl kazanacağınızı gösteren hileler var. Karnaval oyunlarından, lunaparkta peluş oyuncaklara, at yarışına kadar birçok yönle ele alınmış.
Şans oyunları oynuyor olsaydım at yarışı hilesini denerdim. :p 






2.Bölüm: Kişisel Güvenlik
Benim de  dikkat etmeye çalıştığım şeylerden biri bu, kişisel güvenlik. Kişisel bilgilerimizin nasıl çalınmaya çok müsait olduğundan ve hangi yollarla çalınabileceğinden bahseden bir bölüm. Bilgi hırsızlığı üzerine bir iddia üzerine kurulmuş bölüm, oldukça eğlenceliydi.




3.Bölüm: Doğadayken
İlgimi en çok çeken 2. konu başlığı bu. Doğada nasıl hayatta kalabiliriz, ufak ipuçları veren bir bölüm. Tabii kısa olduğu için sizi her türlü duruma karşı donanımlı hale getirmiyor ama işe yarar birkaç hile vardı. İdrarla ateş yakmaktan, kampınıza yılan girmesi durumu, sivrisineklerden korunma, yön bulma gibi. Bu tarz ünlü belgeseller gibi olaylar olaylar bir bölüm değil yani :) Yine de sevdiğim konu başlıklarından biriydi.  Zaten genel olarak bu belgesel için İnsan Doğaya Karşı'nın modern hayat versiyonu diyebiliriz. Ben doğada yaşam belgesellerini izlemeyi de seviyorum ^^







4.Bölüm: Hayat Kurtaran Hileler
Bir felaket durumunda evde mahsur kaldığınızı, yiyecek ve suyunuzun kısıtlı olduğunu, belki hiç olmadığını düşünün. Bu tarz durumlar için hileler içeriyor. Bu benim en sevdiğim bölümdü. Bu tarz şeyleri izlemeye bayılıyorum. Bu konuda bana program/belgesel önermekten lütfen çekinmeyiniz. 







5.Bölüm Dolandırıcılara Dikkat
Uyanık insanlar her yerde ve farklı hilelerle sizi kandırıp paranızı alabiliyorlar. Oto tamircilerden karaborsacılara, falcı ve medyumlara nasıl sizden daha fazla para kopardıklarından bahseden bir bölüm. Sahte paranın nasıl ayırt edileceği ve birinin size yalan söylediğini nasıl anlayabileceğinizle sonlanıyor.







6.Bölüm: Hırsızlar İfşa Oluyor

"İnsanların olduğu yerde suç da vardır. Araç hırsızlığından, soygunculuğa, yan kesiciliğe şehirde dolandırılmanın birçok yolu var," diyor Brain. Şehir içinde sahte vale stantlarından, dikkatinizi dağıtan numaralarla ya da takip edilerek soyulmanın ayrıntılarından bahsediyor. 






7.Bölüm: Restaurant Kurnazlıkları

Gıda sektörü her zaman sömürülmeye oldukça açık olan bir alan. Burada hem müşteri olarak nasıl avantaj kazanacağınız hem de restoranların müşterilere karşı ne tür uyanıklıklar peşinde olduğunu iki taraflı anlatan bir bölüm.





8.Bölüm: Tatil Hileleri
Özel günlerde, bayram tatillerinde neler yapılır, nasıl eğlenceli hale getirilirle ilgili ipuçları içeriyor. Kendinize bu özel günlerde nasıl partner bulacağınızdan bile bahsediyor. :)




9.Bölüm: Para Hileleri
Paranızı nasıl korur, nasıl birikim yapabilirsiniz? Nelerden tasarruf edebilirsiniz? Aslında nerelere boşuna para saçıyorsunuz? Tamamen para ve alışveriş üzerine bir bölüm







10.Bölüm: Yolculuk Numaraları

Hava alanlarındaki, güvenlik noktalarındaki hengameyi düşünün. Yolculuklarda ufak menfaatler elde etmek üzerine numaralar içeriyor. Bir ara fazla yüksekten uçup özel jetle nasıl uçabileceğiniz üzerine taktikler verse de onu es geçip bavul hazırlamak numaralarını alabiliriz. Ayrıca trafik, şeritlerde ve sıralarda nasıl daha hızlı akış sağlanacağı üzerine de bilgiler mevcut. Bonus olarak oteller ve otel kasalarının güvenliğiyle ilgileniyor.


Belgeselde bol bol bahisler, iddialar, kazanma çabaları var. Ara ara da mini testler oluyor. Sevdiğim şeylerden biri de buydu. Bolca zihinsel manipülasyon ve kurnazlık içeriyor. 

***

Ben zaman zaman daha uzun olmasını, daha fazla şey sunmasını istedim izlerken. Bazılarını not alsam, vay be cidden güzelmiş derken, bazılarının da asla işe yaramayacağını düşünüyorsunuz. Yine de izliyorsunuz. 





Ben severek izledim ve izlerken çok eğlendim. 

Bu tip belgesellerden hoşlanıyorsanız es geçmeyin derim. ^_^


Not: Bu belgeseli yayınlandıktan kısa süre sonra izlemiş olmama ve hakkında yazı yazmaya uzun zaman önce niyetlenmiş olmama rağmen maalesef ki anca düzenleyip yayınlayabiliyorum. Taslaklardan bir yazı daha eksilmiş oldu :) 
Sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

16 Mart 2017 Perşembe

Nedensiz Yere Hüzünlendiren Şarkılar / Gece & Uzun Yol Şarkılarım



Selamlar ^_^
Öylesine aklıma gelmiş bir yazı bu aslında.
Arada Bir Şarkıyla Aşk Yaşıyorum adında yazılar yazmışlığım vardı gerçi.

Hani bazı şarkılar vardır, bazen sözleriyle, bazen melodisiyle, bazen sizdeki anılarıyla uzun yolda  ya da sabahladığınız gecelerde dinlenmek için yazılmış gibidir.

Türkçe veya başka bir dilde ayırmaksızın, bende bu duyguyu oluşturan şarkılardan bahsedeyim dedim.

Bu ne yahu da diyebilirsiniz ya da denemiş olursunuz :)


Pilli Bebek - Fotoğraf

Bu şarkıyı daha önce blogda paylaşmıştım. Özellikle geceleri dinlemeyi sevdiğim bir şarkı. Beni alıp götürenlerden. 04.15 ile 04.30 arasını ayrı bir seviyorum.

Hem sözlerini hem müziğini çok seviyorum. Ama özellikle müziğini. Sözleriyle de sokaklardaki maceralarımızı hatırlatıp ayrı bir nostalji yaşattığı da bir gerçek.



Ai Otsuka - Planeterium (Hana Yori Dango OST)

Hana Yori Dango dizisini izlemiş miydiniz? Hani Kore versiyonu var: Boys Over Flowers. Diğer ülke versiyonlarını henüz izlemedim ama Hana Yori Dango'nun yeri apayrıdır bende ve tekrar tekrar izlesem de aynı duyguları aynı canlılıkla yaratan dizilerden biridir.
Müziklerini de severim. Hele ki Planeterium. Yolda, evde; gecei gündüz fark etmez; dinlediğim her an hüzünlendirir beni. Türkçe alt yazılı halini paylaşıyorum, sözlerini de çok severim. Çevirenlerin ellerine sağlık. :)


"Sayısız yıldızla dolu gökyüzü hala burada, sonsuza kadar.
Ağlamayacağım, çünkü seninle birlikte gördüğüm gökyüzü güzeldi."






Teoman - Ağır Kapı

Murathan Mungan şiirlerini severim. Teoman'la ilgili de ŞÖYLE bir yazı yazmıştım. Her şarkısını ezbere bilirim. Kısacası onun seslendirdiği bir Mungan şiirini de sevmem kaçınılmazdı zaten. Ama ben bu şarkıyı, çok, pek çok sevdim.

"Hangi meydan, hangi sokak buluşturur bizi,
Hangi yalan, hangi yasak karşılar bizi."

Harika değil mi? Ayrıca tam buradaki müziği de ayrı bir seviyorum.



Kalafina - Lacrimosa

Kuroshitsuji benim en sevdiğim animelerden biridir, belki de en sevdiğim. Bu şarkıyı da o anime sayesinde tanıdım. Çok uzun bir süre yolculuk şarkım buydu. Ayrıca bir manzaram vardı, karanlıkta o manzaraya bakarak dinlediğim çok olmuştur. Hayır, kimseyi dikizlemedim. :)
Girişini çok sevmekle birlikte 2.45- 3.15 arası gibi iniş çıkışlı yerlerini de sevmekteyim. Ya da 3.50- 04.00. Zaten Lacrimosa'nın Yasta, kederli, gözü yaşlı gibi bir anlamı var. Bir de bu şarkının ekürisi Gloria vardır, o da güzeldir. Güzel bir grup bence, Kagayakusoranoshijimaniha vs. de dinlenilebilir. Gothic havalarda, eski tarz kıyafetlerle çektikleri klipleri de aksiyon açısından yavan ama görsellik açısından iyidir.




Multitap - Ben Anlarım
Battaniyem şarkılarıyla tanıyıp, aaa ne tatlı grup demiştim. Ama favorim uzun zamandır bu şarkıları. 
Sözleri güzeldir. :) Dinlerim. 

Flört - Şakalar (Ama kötü şakalar diyen versiyonu, yenilenmiş iyi diyen hali değil), Leyla The Band - Yokluğunda gibi şarkılar da sayılabilir. Hatta upuzun bir liste de yapılabilir. Ama fazla uzatmak da istemiyorum. 

Sizi hüzünlendiren, alıp götüren, özellikle geceleri ya da uzun yolda dinlediğiniz şarkılarınız var mı? Önerirseniz seve seve dinlerim :)
Sevgiler :* 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

9 Mart 2017 Perşembe

CNR'A GİTMEDİM KONULU KİTAP ALIŞVERİŞİ

Selamlar, 
Açıldığından beri hiç kaçırmadan her sene gittiğim CNR Kitap Fuarı'na bu sene gitmedim. Bu sene Tüyap'a da gitmedim. Nedense fuarları çok seven benim hiç canım istemedi. Ama tam da CNR'a denk gelen dönemde Kitap Yurdu  ve Okuoku'dan kitap siparişi verdim. 

İlk olarak kitap yurdu siparişimle başlayayım. 



NTV Yayınları güzel çizgi romanlar basıyor. Agatha Christie gibi klasik polisiye çizgi romanlarına da el attıklarını biliyordum ancak Sherlock Holmes çıkarmış olduklarını bilmiyordum. Geçenlerde canlarım Fighting & Evil'in Dünyası blogunun sahibeleri Esram ve Kübram bana çizgi roman serisinin ilk kitabı Kızıl Dosya'yı hediye ettiler. Ne kadar şaşırıp sevindiğimi varın siz düşünün. Ben de serinin geri kalan çizgi romanlarını almaya karar vermiştim ve bu siparişimde de bu üçlüyü aldım. *_*


Sonuç çok hoş bir şey oldu +_+ 


Oyun serisi de olan The Witcher kitaplarını okumayı zaten çok istiyordum. Basıldığına o kadar seviniyorum ki. Oynamak dışında okumanın daha bir güzel olacağına dair bir his var içimde. 


Yahu ne kadar tatlı görünen ve isimlendirilen bir seridir bu Artemis! ^_^
Bir süredir almak istediğim bir kitaptı bu. Yanılmıyorsam bir ana bir yan serisi bulunuyor. İlk kitabı aldım. 


Serilerin sıralamasını da merak edenler için bu resmi buraya bırakıyorum. 


Shakespeare ya da klasikleşmiş yazar&karakterlerle ilgili güncel kurguları, zaman yolculuğu hikayelerine bir çekim duyduğum gerçek. :) 
Bu kitap da zaman yolculuğuyla geçmişe giden oyuncu kızımızın bir papaz olan Shakespeare'i baştan çıkarmaya çalışmasını anlatıyormuş. 


Tesadüfen görüp konusunu beğendiğim için almıştım. Çok ilgi çekici bir konusu var. Bakalım beğenecek miyim?


Her fuara gidişimde illa ki Nemesis'ten bolca alışveriş yapardım. Bu kez eksik olmasın değil mi? :) 
Bu kitapları bir önceki fuarlarda alamamıştım. İyi oldu bence. 


Kitap yurdu alışverişimi toplu halde gösterdikten sonra geçiyorum Okuoku alışverişime. 



Aslında bu alışverişin yegane amacı 9.90 indirimine giren Uzak Yıldızlar'dı. Seriden eksik kitabım kalmamış oldu. 


Aşk Peşinde Bir Yıl yine görüp konusunu beğendiğim için aldığım kitaplardan biriydi. Hiç aklımda yoktu. Annesinin vefatından sonra 1 yıl içerisinde çocukken yaptığı ölmeden yapılacaklar listesini gerçekleştirmesi gereken bir kadının hikayesini anlatıyor. 

Tearling Kraliçesi ise henüz ülkemizde yayınlanmadan gözüme kestirdiğim kitaplardan biriydi. Ama bizdeki kapağını hiç sevmedim. Yurt dışı kapağıyla aşk yaşıyordum açıkçası. 


Orijinal kapak buydu. Ben oradan buradan resim çalıp çırpmayayım dedim ama ciltli baskıyla bu kapak harika durmuş, yandan görünüşü de çok güzeldi. Bunun yanında bizdeki maalesef hayal kırıklığı oldu. Yine de okumak istediğim için aldım. 


Dex'ten de seri devamlarımı aldım. Oyuncu, Sağdıç'a göre çok daha kalındı, şaşırdım. 



Aşk Ve Gurur da Okuoku'nun hediyesiydi. Geçen sefer de Lady Chatterley'in Aşığı'nı göndermişlerdi sağolsunlar. Martı Yayınları'nın yeni ciltli baskılarına yer açmak için mi bilemedim ama ben o yeni baskıları hiç beğenmedim. Martı'yı severim ama olmamış :/
Ama hediyem ve sunumu çok hoş ^_^
Teşekkürler Okuoku.


Okuoku alışverişim ise bu şekildeydi. 


Aldığım tüm kitapları da burada toplucana görebilirsiniz. 
Sizin bu kitaplar içerisinde okumak istedikleriniz, merak ettikleriniz var mı?
Sevgiler:*

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

2 Mart 2017 Perşembe

MİM: Uyarlamaca



Merhabalar :)
Belle'nin Kütüphanesi beni mimlemiş, sağolsun. Mersilerden bir demet :* 

Ne zamandır mim yapmıyordum, iyi oldu bence ^_^



 1- Uyarlama dizi/film seyretmeyi sever misiniz? Ne sıklıkta uyarlama dizi film seyredersiniz?



Okuduğum bir kitabın dizisini/filmini izlemek konusunda pek heves duymuyorum. Ya hiç izlemiyorum ya da aradan uzun bir zaman geçtikten sonra izliyorum. İstisnası pek nadirdir. 




 2)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz uyarlama film hangisiydi? Cevabı neye göre verdiniz?


 Bu zamana kadar yanlış hatırlamıyorsam kitabını okuduğum sadece 2 uyarlama filmden sonra iyiymiş dedim kendi kendime. 
Bunlardan biri Zülfü Livaneli'nin Mutluluk kitabıydı, diğeriyse enteresan ama Açlık Oyunları serisi. Enteresan çünkü okurların genelde filmi sevmediklerini biliyorum. 
Cevabı neye göre verdiğime gelince Mutluluk için yazarın boğulduğu dehlizlerde boğulmadan tek mesajla ilerlemesi ve daha beklenilesi bir sonla bitmesi derim. Açlık Oyunları için ise kitaba olabildiğince sadık kalmasını öne sürebilirim. 



 3)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz, uyarlamayı yapanlara "neden yaptınız bunu neden?" diye sorduracak uyarlama film hangisiydi? Neden böyle düşünüyorsunuz?

 Aklıma ilk olarak Ölümcül Oyuncaklar serisinin ilk filmi geldi. Sadece biraz ileri sarıp göz gezdirerek bile kasvetli havasını, oyunculuğu ve muhtemelen hiçbir şeyini sevmediğimi fark ettim. Bu yüzden izlemeye tahammül edemedim zaten. Belki bir gün izlemeyi yeniden denerim. 

Diğer aklıma gelen film ise Grinin Elli Tonu oldu. ŞURADA bir şeyler yazmıştım zaten o yüzden çok üzerinde durmayacağım. Ama kitabı okuyan birinin filmi beğenme ihtimalinin çok düşük olduğunu düşünüyorum. 


 4)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz dizi uyarlaması hangisiydi? Neden?

 Poldark canlandı gözümün önünde. Oradan yürüyeyim. Gerçi Poldark'ın ilk olarak dizisiyle başlamıştım, kitabı daha sonra çevrildi ülkemizde. 
My Mad Fat Diary dizisinin de kitabından daha başarılı olduğunu düşünüyorum.
True Blood da zaman zaman eleştirsem de takip ettiğim dizilerden biriydi. 
Sherlock'a hiç girmiyorum :D  
Kitabının yerini asla asla tutacağına inanmasam da Aydan Şener'li 6 bölümlük Çalıkuşu dizisi de güzeldi bence. 


 5)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz uyarlama diziyi nedenleri ile birlikte söyler misiniz? 


The Vampire Diaries -_- 
Hatta hem kitabının hem dizisinin hayal kırıklığı olduğunu düşünüyorum. 
Hakkını yemeyeyim dizi yine kitaplardan bir nebze daha iyi. Ancak ben 2 sezondan sonra izlemek istememiştim, kuzenimle başladığımız için onun zoruyla 4. sezonu bitirmiştim. Sonra yüzüne bakmadım. Sırf bir şeyleri yarım bırakmayı sevmiyorum diye bir gün bitirmeye çalışır mıyım acaba? -_-

 6)Diziye veya filme uyarlansa çok güzel olurdu, kesin izlerdim, uyarlanmasını isterdim dediğiniz bir kitap var mı?

Bu soruyu biraz düşündüm. Aklıma aslında birçok kitap geldi ama onların başarısının dilinde olduğunu düşündüğüm için hemencecik aklımdan çıkardım. 
Dönem kitaplarını seviyorum ve görsel olarak izlediğimde de bana hitap edeceğini düşünüyorum. O yüzden Historical Romance serilerim film/dizi olsa güzel olur diye düşündüm bir an. Bir Brenda Joyce kitaplarını, ne bileyim Sarah Maclean, Elizabeth Hoyt, Julia Quinn kitaplarını izlemek hoşuma giderdi sanırım. Bu cevabı vermemdeki neden, bu satıraları yazarken hemen sağ tarafımda Tarihi Aşk Romanlarımın olduğu kitaplığın bulunuyor olması olamaz, değil mi? :) 

*********

Sevgili Belle'e beni mimlediği için tekrar teşekkür ediyorum ^_^ 
Cevaplarken eğlendim ve tamamen o an aklıma gelen cevapları verdim. 

Ben de;
Kitap Tutkusu, One Better Day, Fighting! Blog, Evil'in Dünyası, Büyülü Ayraç, Bir Hayalperestin Kütüphanesi başta olmak üzere mimi gözüne kestiren herkesi davet ediyorum. :) 

Sevgiler :*

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

17 Şubat 2017 Cuma

Ocak - Audrey Carlan (Takvim Kızı - Calendar Girl #1)



Kitap Adı: Ocak
Yazar: Audrey Carlan
Orjinal Adı: January
Çeviri: Esra Çetin
Yayınevi: Arkadya Bitter
Basım Yılı: Aralık 2016
Sayfa Sayısı: 136
Seri: Takvim Kızı / Calendar Girl #1

Seri Sıralaması
#1 Ocak / January
#2 Şubat / February
#3 Mart / March
#4 Nisan / April
#5 Mayıs / May
#6 Haziran / June
#7 Temmuz / July
#8 Ağustos / Agust
#9 Eylül / September
#10 Ekim / October
#11 Kasım / November
#12 Aralık / December


"Emin ol, küçük kız. Bu bir şaka değil. Babanla eski sevgilinin yaptıkları kaderini çoktan belirledi."

Mia Saunders'ın babası bir mafya babasından (ki Mia'nın eski sevgilisi) aldığı yüklü miktardaki parayı geri ödemezse öldürülecektir. Hayali oyuncu olmak olan Mia, bu durumda bu parayı bulmak için iyi gelir elde edeceği bir iş bulmak zorundadır. Bulur da, eskortluk! 
Her ay farklı bir erkeğe eşlik edecek, bir yılın sonunda da gerekli parayı elde edecektir. Bağlanmadan, aşık olmadan... 

Yani o cemiyetin yeni takvim kızıdır. 

İlk taliplisi ise III. Weston Charles Channing. Evet, üçüncü :)
Harika sörf yapıyor ama tek iyi yanı bu değil elbette. Buradan ötesini anlatmasam da olur gibi.


Arkadya Bitter yetişkin romans türünde kitaplar yayınlayan bir yayınevi. 
Bu seri genelde çıkardıkları kitaplardan bir parça daha farklı. Erotizm kısmı bir günümüz aşk romanında olacak seviyede, tam olarak yetişkin kategorisine girmiyor bence. 

Onun dışında kısacık. Kitap okumaya yeni yeni döndüğüm şu günlerde bana ilaç gibi geldi. Uykusuz olduğum bir gecede bir kerede bitirdim. Rahat bir dili var. 

Ve oldukça esprili. Mia çok fazla duygusal dehlizlerde dolaşan bir karakter değil, bakış açısı insanı sık sık güldürüyor. Mia'nın maceralarını anlatış şeklini sevdim. 

Günümüz aşk romanıyla, beyaz dizi arasında eğlenceli bir hikaye diyebiliyorum şimdilik.


Açıkçası seriye dair esas hislerimin ikinci kitabı okuduktan sonra netleşeceğini düşünüyorum. Çünkü Mia, arka kapak yazısından da anladığımız üzere her ay farklı birine eşlik edecek. Yazarın bunu nasıl ele alacağını ve nasıl bağlayacağını merak ediyorum. Şubat kitabında bu biraz daha anlaşılacak gibi. 

O zamana kadar, kitabı sevdim. 

Sevgiler:* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!