13 Haziran 2017 Salı

Aromalı Türk Kahveleri (Dağ Çilekli, Gül Lokumlu, Karamelli)


Merhabalar, 
Artık rahatça ve bolca yazarım diye düşünürken eski kabuslarımdan biri tekrar hortladı ve klavyemin bazı tuşları menfi bir olay sonucu çalışmaz oldu. Yakın zamanda tamire gidecek. 
Ve taslaklar üzerinden gideceğim sanırım bir süre. 

Sade Türk kahvesini pek bir severim. Aromalı kahveleri de. 
One Better Day sağolsun bana bazı aromalı Türk kahveleri göndermişti. 

Onlarla ilgili fikirlerimden bahşedeyim dedim. Daha önce damla sakızlı Türk kahvessevgimden ŞURADA bahsetmiştim. 

Gelelim denediklerime;


Karamelli Türk Kahvesi
Tam bir karamelseverim. Ama böyle alttan yanık gibi bir tat&acılık gelenlerden hiç hoşlanmam.
Bu kahveyi ilk denediğimde vasatla ortalama arası gibi gelmişti. O acılığı sanki hissetmiştim. Ancak ikinci denememde tadı oldukça iyi geldi ve o gün bu gündür içiyorum. Hayatımın kahvesi, onun için ölür ve öldürürüm diyemem ama iyiymiş. Severek içiyorum.



Dağ Çilekli Türk Kahvesi
İşte burada bahsedeceğim kahveler içindeki favorim. Buram buram, mi gibi bir çilek kokuşu. 
İlk biten de buydu, ailecek çok beğendik. 



Gül Lokumlu Türk Kahvesi
Ağzınızda ikram edilmiş lokumla kahvenizi yudumlamış gibi bir tat. Pek nostaljik, pek tatlı. 
Vazgeçilmez bir tat değildi ama bunu da severek içtim. 

* * * *

Sonuç olarak ben bu aroma işini pek bir sevdim. Türk kahvesine çikolata kreması, çikolatanın kendisi, soda gibi şeyler katmayı tercih etmem ama aromalar sevilesi. 
Bir de dikkatimi çeken minik bir detay eklemem gerekiyor. Bu tarz aromalı kahveleri uzun süre bekletmeden tüketmek lazım. Bekledikçe aromasını kaybediyor. 

Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

25 Mayıs 2017 Perşembe

Minik Alışveriş, Minik Kitaplar


Bir önceki yazımda blog ikizim Kitap Tutkusu ile buluşmamızdan ve yeni denediğimiz Kore restoranından bahsetmiştim. (Okumak için TIKTIK!)
Ki bu buluşma 8 Nisan'da olmuştu. O gün ayrıldığımızda neden hiç bilmiyorum şu İstanbul ürünleri satan klasik dükkanlardan birine girdim. Metro girişindekine. (Aslında daha önce denediğim sabunlara bakıyordum.)
Derken yukarıda resmini gördüğünüz standa denk geldim. Minicik basılmış Türk ve Dünya klasikleri vardı. Çok şirinlerdi. 

Biraz içimi dökmem gerekirse bu konuda; ben zamanında Türk ve Dünya klasiklerini neredeyse hatmettim. O yüzden şu sıralar yayınevlerinin sürekli ve karton/cilt/bez gibi şekillerde klasikleri yeniden yeniden basmaları şimdilik beni heyecanlandırmıyor. İleride ne olur bilmiyorum tabii ki. Bu yarışın klasik sevmeyen okura klasikleri gerçekten sevdireceğini umuyorum sadece. ^_^



Standın önünden hiçbir şey almadan geçemedim bir türlü. O yüzden tercihimi Stefan Zweig'den yana kullandım. 2 kitapla çıktım dükkandan.
Kitapların baskısını, sayfa yapısını beğendim. Rahat okunacağını düşünüyorum. 


İlki klasik basmaya başlayan yayınevlerinin ilk tercihini, basmayanı dövüyorlar kategorisinden Satranç. :)


Resmin üzerine tıklayarak konuyu okuyabilirsiniz. 


Diğer kitap ise Bir Kadının Yaşamından 24 Saat. 



Aynı şekilde bu resme de tıklayarak konuyu okuyabilirsiniz. 

Üzerinden zaman geçmesine rağmen bu minik alışverişten bahsetmeden edemedim.
Sevgiler :*

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

7 Mayıs 2017 Pazar

Tebek Korean Restaurant


Merhabalar,
Ne zamandır buluşma yazısı yazmıyordum. Aslında atladığım birçok buluşma oldu. 
Bunu yazma nedenim ise bu kez farklı bir Kore restoranı denemiş olmamız. :)
Bu buluşma 8 Nisan 2017'de gerçekleşti ancak bir ay sonra yazabiliyorum -_-

Şimdi biraz geriye dönüş yanisi flashback -_- yapacağız. 

Daha önceki Kore restoranı yazılarımı okuduysanız genelde Taksim Korean restorana gittiğimizi biliyorsunuzdur. Ancak bir, hatta uzunca bir süre önce orası kapandı. 

Kapanış nedenine dair bilgim şu şekildeydi. Dükkan sahibinin kiraya zam yapması, karşılığında restoran sahiplerinin yemeklere zam yapması ki son gidişlerimizde bunu hissetmiştik Kitap Tutkusu ile. Sonuç olarak müşteri kaybı ve kapanış.

Bu kez nereye gidelim diye düşünürken aklıma adını duyduğum ama daha önce gitmediğimiz Tebek geldi. Daha önce Gaya'ya, Sultanahmet'teki Seoul restorana gitmiştik. Eğer bulamazsak ya da bu da kapanmışsa Gaya'ya gideriz diye düşünüyorduk. Ama kapanan restoranın azıcık ilerisinde bulduk. Kendisi Taksim Lion otelin tam karşısında. 


Genelde burayla ilgili gördüğüm yorumlar yemeklerinin güzel mekan dekorasyonunun kötü olduğu yönündeydi. 
Mekan hayallerimin dekorasyonuna sahip diyemem ama beni rahatsız edecek bir şey yoktu. Bir evin salonundaymışız gibi hissettiğim oldu arada ama olumsuz hiçbir duygu yaşamadım. Hani vardır ya, İstanbul'un turistik yerlerinde bambaşka bir İstanbul vardır. Tüm dükkanlarda. Normalde her restoranın öyle olmadığını bilirsiniz, turistleri eğliyorlar dersin. Sonuçta işin raconu bu. 
Gaya ve Taksim Korean'da bir Kore restoranındaymış havasını yakalıyordunuz. 
Sultanahmet Seoul'de biraz pideci tarzı vardı. 
Burası ise normal bir restoran havasında. Amanın da  hanboklu garsonlar hizmet etsin bize gibi bir beklentim olmadığı için dekorasyon da benim için normaldi. 


Bu kez yeni bir şey söylemedik. Özlediğimiz standart menümüzü söyledik. Tabii önce mezeler geldi. Sağdan sola sıralarsam, 
Kimchi: diğer yerlere göre daha acıydı, ama bana uyar, sadece ikisim fazla acı sevmez. 
Kabak mezesi: Her zamanki gibi güzeldi. Sadece azıcık tuzluydu. Bak, bu konuya değineceğim. 
Ispanak mezesi: Oldukça lezzetliydi. 
Salatalık Kimchisi: Bu da çok güzeldi. 
White Kimchi de denen acısız kimchi: Bu tam ikizimlikti. Baharatsız acısız. Oldukça güzeldi. 
Yumurta Rulosu: Bu bizi şaşırttı. Çünkü sıcacıktı. Diğer yerlerde buz gibi gelmişti. Bayıldık. 
Patates Mezesi: Bu da diğer denediklerimize göre daha güzeldi. 

Kısacası mezeleri genel olarak beğendik. Bir kısmı daha önce gittiğimiz yerlerde denediklerimize göre güzeldi. Servis takımını da beğendik bu arada. 




Standart menümüze gelince, ilk olarak Kimchi Jjigae. Bu genelde menümüzün vazgeçilmezlerinden biri. Çok beğendik. Yine ister istemez daha önce denediklerimizle karşılaştırdık. Bu biraz daha güzeldi diyebilirim. 


Vazgeçilmez 2, Kimbap. Bunu da çok beğendik, buz gibi olmaması da güzeldi. Ama biraz tuzluydu. İşte bu bize biraz enterasan geldi. Türk damak tadına uyum sağlaması için biraz tuz atıyor olabilirler. İlk kez deniyor olsak belki gözümüze batmazdı ama biz tuzsuz bir beklentiyle yediğimiz için bize tuzlu geldi. 




Ve son olarak Japchae. Bunu da beğendik. Diğer yediklerimizden farkı içinde farklı malzemeler de olmasıydı. Güzeldi. 


Sonuç da bu şekildeydi. 

Bir ara blog ikizimle sohbet ederken konu diğer restoranın kapanma muhabbetine denk gelmişti, ben de yukarıda bahsettiğim kısmı ona naklettim derken tanıdık bir yüz gördük. Diğer restorandan tanıdığımız garson abi burada çalışmaya başlamış. Diğer restoranın kapanış nedenini kendisi de doğruladı. Tamamen kapandığını söyledi. Kimbilir belki bir gün başka bir yerlerde açılır yine. 
Kaldı ki burası abinin eski patronunun yeriymiş. 

Kapıdan girdiğimde fark ettiğim şeylerden biriydi bu. Diğer yeri de bir ajumma işletiyordu, burada da bir ajumma vardı. Bunun esprisini yapmıştık, hoşumuza gitti yani. 




Tuz meselesini geri bildirim olarak söyledik bu arada. Çok skandal bir şey değildi, hafif bir tuzdu zaten. 

Bir de diğer yerde büyük boy su isteyip birlikte içiyorduk. bu gez iki ayrı minik su geldi ki cam şişe olanlardan. Büyük boy su sanırım yoktu. Bize yetmedi pek. :)

video


Bunu çekmeyi sevdiğim için çektim sadece :p 

Oradan kahve içmeye gittik. İkizim ısmarladı. :) 
Esprisini yaptığımız bir durum vardı. Yatırım amaçlı ısmarladı; bir ısmarlayıp bin almak için :D 

Genel olarak; 
Restoranı, yemekleri, fiyatları beğendik. Fiyatlar genele oranla normal/uygun gibiydi. 
Biraz tuz ve su olayı ufak olumsuzluklardı. 
Mezelerin sıcak gelmesi çok hoşumuza gitti. 

İkizimin eklemek istediği kısım ise WC'nin çok temiz olduğu ve midesi hassas bir insan olarak yemeklerin ona dokunmadığıydı. 

Kısacası bu deneyimden memnun kaldık. Düzenli gittiğimiz Kore restoranımız artık burası olabilir dedik. 

Sevgiler :*


 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

30 Nisan 2017 Pazar

Bryan Lee O'Malley - Scott Pilgrim ve Onun Değerli Basit Yaşamı (Scott Pilgrim #1)


Kitap Adı: Scott Pilgrim ve Onun Değerli Basit Yaşamı
Yazar: Bryan Lee O'Malley
Çevirmen: Zuhal Kumruluoğlu
Orijinal Adı: Scott Pilgrim's Precious Little Life
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Basım: Nisan 2011
Tür: Çizgi Roman
Seri: Scott Pilgrim

Seri Sıralaması
#1 Scott Pilgrim ve Onun Değerli Basit Yaşamı / Scott Pilgrim's Precious Little Life
#2 Scott Pilgrim Vs. The World
#3 Scott Pilgrim & The Infinite Sadness
#4 Scott Pilgrim Gets it Together
#5 Scott Pilgrim Vs. The Universe
#6 Scott Pilgrim's Finest Hour 


Selamlar,
Bu kitap bana Kitap Yurdu alışverişlerimden birinde hediye olarak gelmişti. Okumak hiç aklımda yoktu. Şu sıralar hedefim elimdeki kitapları elemek olduğu için böyle emin olmadığım kitapları okuyup duruma göre "sahafa gidecekler kutusu"na koymak istiyorum. 
Genelde elimden çıkarmak istediğim kitapları okumak isteyen tanıdıklarıma dağıtıyorum. Bu kutu da onun için. Kalanlar sahafa gidecek.

Bu çizgi roman Pegasus'un ilk çıkardığı çizgi romanmış ve gördüğüm kadarıyla devamını çıkarmamışlar. 
13 yaş ve üzerine hitap eden seri Scott Pilgrim isimli 20'li yaşlarında rock grubunda "işsiz" bir genci anlatıyor. 
Scott liseli bir kızla çıkarken rüyalarına giren gizemli ve de patenli bir kızla tanışıyor ve olaylar gelişiyor. 


Hiç ama hiç benlik bir çizgi roman değildi. 13 yaşında olsaydım da sevmezdim sanırım. 
Adı Scott Pilgrim ve Boş, Sıkıcı Hayatı olabilirmiş. 
Devamının gelmemesine şaşırmadım. 
Gelseydi de önermezdim ama devamı gelmemiş bir seriye başlamanızı hiç önermem. 
Söylenecek pek bir şey yok açıkçası.
Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

22 Nisan 2017 Cumartesi

Mart 2017 Kitap Alışverişlerim ^_^

Merhaba :)
Bolca gecikmeyle Mart ayı boyunca yaptığım alışverişleri paylaşayım dedim.

Mart ayında Kitap Yurdu'ndan ve D&R'ın internet sitesinden alışveriş yaptım. Bir kitap da kitapçıdan aldım.



İlk olarak hastaneye gittiğimiz günlerden birinde Kadıköy sahildeki Hemen Kitap'tan Charlotte Betts'in Ressamın Çırağı isimli kitabını aldım. Yazarın kitapları bir süredir ilgimi çekiyordu, hem konusuyla hem göz alıcı kapaklarıyla. Bu tarz tarihi ve herhangi bir dalda usta/çırak kitaplarını severim. 9.90 TL'ye aldım.




Onu alınca yazarın dilimize çevrilmiş diğer iki kitabını da almayı kafama koymuştum. Aslında seri kitaplar değil ama nedense çıkış sırasına göre okuma isteği oluştu içimde. Bu yüzden Eczacının Kızı ve Baharat Tüccarının Karısı isimli kitapları Kitap Yurdu alışverişimde aldım.


Sonuç olarak böyle bir görüntü çıktı ortaya. Kapaklar gerçekten çok güzel, keşke Feniks Eczacının Kızı'nı da orijinal kapakla bassaydı. Yine de kötü bir kapak değil. 


Maria Konnikova'nın Sherlock Gibi Düşünmek-Mastermind kitabını çook uzun bir süre beklemiştim ve Domingo'dan çıkmıştı. Bu kitabını ise İndigo basmış, İndigo Kitap'ın instagramında görünce almak istedim ve aldım da. 



Kapaklar gerçekten güzel bir uyum yakalamış. Farklı yayınevleri olsa da bu bütünlüğün olmasına sevindim. Ama arada büyük bir boyut farkı var. Artemis'in bir ara çıkardığı devasa Historical gibi bu kitap da ders kitabı boyutunda. İndigo'nun amacı neydi, gerçekten anlamadım. 



Tarihi kitapları da anıları da romanları da severim. Seyahatname konusuna gelince herkesinkini okuyamam. Ama bu kitabı merak ettim. Rahat okunan keyifli bir kitap olacağını düşünüyorum. İçinde kuşe kağıt, hoş resimler var. 


Cevat Fehmi Başkut'un Buzlar Çözülmeden adlı eseri Kemal Sunal'ın oynadığı Deli Deli Küpeli isimli filme uyarlanmış. Ailecek o filmi pek bir severiz, özellikle annem defalarca izlese sıkılmaz. Kitabının da elimde bulunmasını istedim. 


Bu kitabı hem tanıtımını gördüğümde hem de D&R mağazasında karıştırdığımda beğenmiştim. Bu siparişimde satın aldım. Güzel bir konusu var. 


Bazen bazı kitapları alma nedenim sadece daha sonra o kitapları bulamayacağımı düşünmek oluyor. Ki Dex'in İthaki'nin bile bazı kitaplarını bulamıyoruz şu an. Bundan sadece birkaç sene önce aldığımız kitapları hem de. Öyle olunca serilerimi tamamlama içgüdüm oluşuyor. Laurelin Paige'in Fixed serisi ilk kitabı Sana Kapıldım'ı daha önce blogda yorumlamıştım. Okumak için TIKTIK!
Ki elimde 2. kitap da vardı. 3'ü nedense almamışım. Elf yayınları ortadan kayboluverdi. Hal böyle olunca seriyi tamamlayayım dedim. Aslında serinin Hudson ve Chandler isimli 4. ve 5. kitapları var. Hudson'da olaylar (artık moda oldu) erkek karakterin ağzından anlatılıp boşluklar dolduruluyor. Chandler ise isminden anlaşılacağı gibi farklı bir karaktere ait bir kitap ve bunlar ülkemizde basılmadı. Ama esas seri 3 ile biteceği için seriyi tamamlamak istedim. 

Sonuç bu. 
Elf yayınları ilk kitabı o zamana göre büyük bir cesaretle orijinal kapakla basmıştı ve korkusuzca orijinal kapak basarak bu şekilde devam edeceklerini  açıklamıştı. Ama serinin devam kitapları farklı kapaklarla basıldı.

Kitap Yurdu siparişimde aldığım kitaplar bu şekildeydi. 

Gelelim D&R siparişime. 



Bu siparişi sadece Doctor Who kitapları için vermiştim aslında. 
Son 2 kitabı hâlâ almamıştım. Sağolsun instagramdan Elif bana D&R'da  Ölüm Şehri'nin 9.90 TL olduğunu haber verince alayım dedim, Savaş Doktoru'nda da iyi indirim vardı. İkisini birden sipariş ettim.  


Gezinirken dayanamadım 9.90 indiriminden 3 de tarihi aşk romanı aldım. 


Evet, ben aldım. Bunları aldım. -_-



D&R siparişlerim de bu şekildeydi. 

Mart ayında bu kitapları aldım. Nisan ayında aldığım kitapları da yakın zamanda paylaşırım diye umuyorum. 

Sevgiler :*


9 Nisan 2017 Pazar

Kapağı Değişengillerden Takvim Kızı



Selamlar,
Biliyorsunuz geçenlerde Arkadya Bitter, Audrey Carlan'ın Takvim Kızı serisini değiştirme kararı aldı ve Ocak ile Şubat aylarını basmış olduğu seriyi sıfırdan kapak değiştirerek yeni bir konseptle bastı. 

Serinin konusu esas kız Mia'nın babasının borcunu ödemek için her ay farklı bir erkeğe eşlik eden bir eskort oluşu ve bu adamlarla maceraları. 
Her kitap bir ayı anlatıyor. 
Mia cemiyetin yeni takvim kızı. 

Arkadya Bitter, Arkadya Yayınları'nın yetişkin romans kitapları basan kolu olunca kitaplarda erotizm olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Ancak yayınevi bu seriyle kapak konusundaki tarzından ödün verdi, hatta klasik tarzını tamamen yıktı.
Sade kapaklarla ve benzer renklerle seri algısı yaratarak çıkardığı kitapların çerçevesinden çıkıp pop-art tarzında bastı bu kitapları. 


Ve hatta resimde görebileceğiniz gibi serinin adına uygun olacak şekilde bir de takvim yapıldı. Gerçekten güzel bir düşünce. (İlk kitabı yorumladığım yazıyı okumak için TIKTIK!)



İlk iki ay bu şekilde devam ettikten sonra yayınevi sürpriz bir şekilde serinin kapaklarını değiştireceğini açıkladı ve önceki iki kitabı da yeni tasarımla yeniden bastı. 
Kapaklar Arkadya Bitter'in alışılmış tarzında ve kitapları birbirinden ayıran tek şey kapaklardaki ay ibaresi. 


Hal böyle olunca okurlar da 2 ana gruba ayrıldılar. 
Yeni kapakları beğenenler ve yeni kapaklardan nefret edip eski kapaklardan devam edilmesi gerektiğini düşünenler. 

Ne oldu da Arkadya Bitter bir anda kapak değiştirmeye karar verdi net bir bilgimiz yok. 
Ancak öne sürülen fikir şöyle ki kitaplarda erotizm olmasına rağmen kitaplar kapaklarından ötürü yaşı küçük okurları da kendine çekmiş. Fuarlarda satın almak istemişler. Bu yüzden kapak değişikliğini canı gönülden destekleyenler var.

Diğer taraf ise haklı olarak seri bütünlüğü konusunda kaygılı. Yani ellerinde bu kapaklar varken yeni kapaklarla devam etmek malumunuz seriyi uyumsuz hale getirecek. Bu da bir sorun. Onlar da kapaklara +18 ibaresi konularak bu sorunun önüne geçilebileceği kanaatindeler. 

Benim fikrime gelirsek; ben eski kapakları beğeniyordum ve onlarla devam edilmesini tercih ederdim. Ama diğer tarafın öne sürdüğü şey de gerçekten bir sorun olduğu için +18 ibaresinin bulunmasını da talep ederdim. 
Yeni kapakları görsellerde hiç beğenmemiştim. Ancak kitapları elime alınca bir nebze daha çok sevdim çünkü benim sevdiğim gibi şömizsiz, kapak direkt cilt üzerine basılı. Ve malzemesini tam olarak bilmediğim dokuma gibi çok hoş bir cildi var. Basılı hali bir tık daha güzel yani. 

Kapaklar konusunda fanatik değilim ama yine de gönlümden geçen ilk kapaklarla devam edilmesiydi.
Hem bırakalım bunları, sonuçta mühim olan muhteviyatı, ki seriyi devam kitaplarında sevip sevmeyeceğimi gerçekten merak ediyorum. Ama işin vitrin kısmının da biz okurlar için önemi olduğu yadsınamaz.

Sizin kapaklar hakkındaki düşünceniz nedir? 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

25 Mart 2017 Cumartesi

BELGESEL: Sistemi Kandır (Hacking The System)



Merhabalar,
Daha önce belgesel izlemeyi sevdiğime dair 1000 yıllık klişelere girdiğim bir yazı yazmıştım, giriş olarak böyle bir yazı yazma mecburiyetinde hissetmiştim nedense, hem de yorumladıklarımı alt alta  o yazıda birleştiriveririm demiştim. Yazıyı okumak için TIKTIK!


Orada ev ahalisinden farklı olarak hayatta kalma hileleri, bak şu şunun püf noktası belgesellerini sevdiğimi söylemiştim. Bir gün böyle böyle gezinirken epey vakit oluyor bir belgesele rastladım. National Geographic'te 10 bölüm yayınlanmış, 20 küsur dakikalık bölümlerden oluşan bir seri. İsmi de Sistemi Kandır (Hacking The System).



Hemen ilgimi çekti ve bölümleri indirdim. Önce ben izledim, izlerken abim de gördü, sonra birlikte izledik. Sonra ben bir daha izledim. Aradan biraz zaman geçince blogda neden yazmıyorum deyip kopup geldim. :) (Ki yazı bir süredir de taslaklardaydı, belgeselin üzerinden uzun zaman geçti :p)






Serinin  sunuş şekli şu: 

"«İnternetin haylaz çocuğu» ya da «baş belası Mgyver» diye de bilinen Brian Brushwood, bilim insanlarının, casusların, sahtekarların ve kalpazanların yöntemlerini çok iyi bilmesiyle tanınıyor. Şimdi ise günlük yaşamınızda sizi öne geçirecek gizli bilgilerden oluşan bu ansiklopedisini ekrana taşıyor. 
Hayatta üstünlük sağlamak için sistemi kandıran insanlardan nasıl kaçınacağınızı, yasal ipuçlarını, hilelerini ve kısa yollarını bu programda öğreneceksiniz." 


Ve bir de uyarı var. Bunları denemek tehlikeli ve sakıncalı olabilir, sorumluluk sizde yani. :)





Her bölümde farklı bir alanda hileler sunması güzel yanlarından biri, diğeri de oldukça eğlenceli ve komik bir şekilde bilgi veriyor olması. Brian'ın best friendi Jason ise burada hile kullanmayan kişiyi temsil ediyor, azıcık da şaşkın bir tip. :) Ve tabii sürekli zor durumda kalıyor. 


Biraz da bölüm bölüm bakalım mı? Zaten 10 bölümcük, ortalama 20 dk. :)





1. Bölüm: Kazanmanın Yolları
Bu bölümde birçok şans oyununda ya da farklı müsabakalarda nasıl kazanacağınızı gösteren hileler var. Karnaval oyunlarından, lunaparkta peluş oyuncaklara, at yarışına kadar birçok yönle ele alınmış.
Şans oyunları oynuyor olsaydım at yarışı hilesini denerdim. :p 






2.Bölüm: Kişisel Güvenlik
Benim de  dikkat etmeye çalıştığım şeylerden biri bu, kişisel güvenlik. Kişisel bilgilerimizin nasıl çalınmaya çok müsait olduğundan ve hangi yollarla çalınabileceğinden bahseden bir bölüm. Bilgi hırsızlığı üzerine bir iddia üzerine kurulmuş bölüm, oldukça eğlenceliydi.




3.Bölüm: Doğadayken
İlgimi en çok çeken 2. konu başlığı bu. Doğada nasıl hayatta kalabiliriz, ufak ipuçları veren bir bölüm. Tabii kısa olduğu için sizi her türlü duruma karşı donanımlı hale getirmiyor ama işe yarar birkaç hile vardı. İdrarla ateş yakmaktan, kampınıza yılan girmesi durumu, sivrisineklerden korunma, yön bulma gibi. Bu tarz ünlü belgeseller gibi olaylar olaylar bir bölüm değil yani :) Yine de sevdiğim konu başlıklarından biriydi.  Zaten genel olarak bu belgesel için İnsan Doğaya Karşı'nın modern hayat versiyonu diyebiliriz. Ben doğada yaşam belgesellerini izlemeyi de seviyorum ^^







4.Bölüm: Hayat Kurtaran Hileler
Bir felaket durumunda evde mahsur kaldığınızı, yiyecek ve suyunuzun kısıtlı olduğunu, belki hiç olmadığını düşünün. Bu tarz durumlar için hileler içeriyor. Bu benim en sevdiğim bölümdü. Bu tarz şeyleri izlemeye bayılıyorum. Bu konuda bana program/belgesel önermekten lütfen çekinmeyiniz. 







5.Bölüm Dolandırıcılara Dikkat
Uyanık insanlar her yerde ve farklı hilelerle sizi kandırıp paranızı alabiliyorlar. Oto tamircilerden karaborsacılara, falcı ve medyumlara nasıl sizden daha fazla para kopardıklarından bahseden bir bölüm. Sahte paranın nasıl ayırt edileceği ve birinin size yalan söylediğini nasıl anlayabileceğinizle sonlanıyor.







6.Bölüm: Hırsızlar İfşa Oluyor

"İnsanların olduğu yerde suç da vardır. Araç hırsızlığından, soygunculuğa, yan kesiciliğe şehirde dolandırılmanın birçok yolu var," diyor Brain. Şehir içinde sahte vale stantlarından, dikkatinizi dağıtan numaralarla ya da takip edilerek soyulmanın ayrıntılarından bahsediyor. 






7.Bölüm: Restaurant Kurnazlıkları

Gıda sektörü her zaman sömürülmeye oldukça açık olan bir alan. Burada hem müşteri olarak nasıl avantaj kazanacağınız hem de restoranların müşterilere karşı ne tür uyanıklıklar peşinde olduğunu iki taraflı anlatan bir bölüm.





8.Bölüm: Tatil Hileleri
Özel günlerde, bayram tatillerinde neler yapılır, nasıl eğlenceli hale getirilirle ilgili ipuçları içeriyor. Kendinize bu özel günlerde nasıl partner bulacağınızdan bile bahsediyor. :)




9.Bölüm: Para Hileleri
Paranızı nasıl korur, nasıl birikim yapabilirsiniz? Nelerden tasarruf edebilirsiniz? Aslında nerelere boşuna para saçıyorsunuz? Tamamen para ve alışveriş üzerine bir bölüm







10.Bölüm: Yolculuk Numaraları

Hava alanlarındaki, güvenlik noktalarındaki hengameyi düşünün. Yolculuklarda ufak menfaatler elde etmek üzerine numaralar içeriyor. Bir ara fazla yüksekten uçup özel jetle nasıl uçabileceğiniz üzerine taktikler verse de onu es geçip bavul hazırlamak numaralarını alabiliriz. Ayrıca trafik, şeritlerde ve sıralarda nasıl daha hızlı akış sağlanacağı üzerine de bilgiler mevcut. Bonus olarak oteller ve otel kasalarının güvenliğiyle ilgileniyor.


Belgeselde bol bol bahisler, iddialar, kazanma çabaları var. Ara ara da mini testler oluyor. Sevdiğim şeylerden biri de buydu. Bolca zihinsel manipülasyon ve kurnazlık içeriyor. 

***

Ben zaman zaman daha uzun olmasını, daha fazla şey sunmasını istedim izlerken. Bazılarını not alsam, vay be cidden güzelmiş derken, bazılarının da asla işe yaramayacağını düşünüyorsunuz. Yine de izliyorsunuz. 





Ben severek izledim ve izlerken çok eğlendim. 

Bu tip belgesellerden hoşlanıyorsanız es geçmeyin derim. ^_^


Not: Bu belgeseli yayınlandıktan kısa süre sonra izlemiş olmama ve hakkında yazı yazmaya uzun zaman önce niyetlenmiş olmama rağmen maalesef ki anca düzenleyip yayınlayabiliyorum. Taslaklardan bir yazı daha eksilmiş oldu :) 
Sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!