11 Ocak 2017 Çarşamba

FikriMühim: Nescafe White Chocolate Mocha Denemesi


Fikri Mühim'e üye olduğumdan daha önce bahsetmiştim. 
FikriMühim'e dair ürün denemesi yazılarımı okumak için TIKTIK!

Bu kez denemem için gönderilen ürün Nescafe'nin White Chocolate Mocha'sı. 
Nescafe son zamanlarda çıkardığı yeni ürünlerle yelpazeyi bayağı genişletti bildiğiniz gibi. 
Ve iddiası kafelerde içtiğiniz lezzetleri evinize getirmek. 
Daha önce Latte, Sütlü Köpüklü kahve, Mocha derken White Chocolate Mocha'ya da el attı. 

Yeni ürün denemeyi severim. 
Mocha'yı, yani standart çikolatalı versiyonunu denemiş pek hayranı olmamıştım. 
Beyaz çikolatalıyı da aslında bu ürünler gelmeden önce bir arkadaşımla denemiştim. Ve Mocha'yı pek sevmediğim halde, beyaz çikolatalısını beğenmiştim. 

Kargom gelince de severek içeceğim beklentisiyle hemen hazırlamıştım ama o da ne. Dayanılmaz bir koku, acaba sudan mı hazırlanış şeklinden mi bilemedim. O yanmış plastikle bozulmuş kahve arası koku 1 gün evden gitmedi. Sonra tekrar denedim bu kez koku çok hafifti ama tadı yine berbattı. 
Son olarak bu yazıyı yazmadan önceki akşam tekrar denedim ve sonuç aynı, içemeden döktüm. 

O noktadan sonra ürünün bozuk olduğuna kanaat getirdim.
Arkadaşımla içtiğim hoş kokulu, yumuşak içimli kahve nerede, bu tuhaf kokulu, tadı korkunç şey nerede? 

Daha önce denememiş olsam çok olumsuz bir yorum yapabilirdim ama kişisel denememe bakarak hiç fena değildi, hatta güzeldi diyebiliyorum. 

Bana göre tek eksiği vardı, o da şekersiz seçeneğinin bulunmamasıydı. Bu tarz ürünlerde şekersiz seçeneği de bulunmalı diye düşünüyorum.

Sevgiler :*



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

9 Ocak 2017 Pazartesi

İkimizin Yerine (Film Yorumu)


Yönetmen: Umur Turagay
Senarist: Pınar Bulut
Yapımcı: Tunay Vural
Oyuncular: Nejat İşler, Serenay Sarıkaya, Zerrin Tekindor,
 İştar Gökseven, Özgür Emre Yıldırım (Kudret)
Müzik: Jingle House
Görüntü Yönetmeni: Yon Thomas
Türü: Romantik, Dram, Duygusal, Gizem
Çıkış Tarihi: 21 Ekim 2016
Süre: 126 dk. 


Nejat İşler bir süredir sağlık sorunları nedeniyle oyunculuktan uzaktı. Bu arada Gerçek Hesap Bu isimli bir kitap yazdı. Ve İkimizin Yerine isimli filmle sektöre dönüştü yaptı. İyi de yaptı. 

Ben sinemada çok fazla Türk filmi izleyen biri değilim. Bu "Ay yine ne kadar elitim," olarak anlaşılmasın. Genel olarak vizyondaki Türk filmleri kaba komedi ve sündürülmüş aşk/dram hikayeleri olduğu ve ben de bunları izlemeyi pek tercih etmediğim için durum böyle.

Nejat İşler adına her ne kadar sevinsem de bu filme gitmeyi hiç aklıma getirmemiştim aslında. Ama arkadaşlarımla yaptığımız bir etkinlikte tercih edilen film buydu, ben de çoğunluğa uydum diyeyim.

Aman Allah'ım ne kadar  ön yargılıyım dedim kendi kendime çünkü filmden beklentim feci düşük. Zaten ben Serenay Sarıkaya'ya da bayılmam falan diyorum. İkimizin Yerinde'yi böyle duygular içerisinde izledim. Yani okuyacağınız ön yargılı birinin yorumu olacak.



Filmin lanse edilen konusu şu şekilde:
Küçük bir kasabada yaşayan ve sürekli kendini tekrarlayan hayatının sırrını çözmeye çalışan Çiçek ailesinin kendisine dayattığı hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kadındır. Hayata dair çözülmeyen soruları olan genç kadın kasabaya yeni gelen edebiyat öğretmeni Doğan ile karşılaşınca her şey değişir. Doğan bu yasak aşka ne kadar dirense de kendini Çiçek'e aşık olmaktan alıkoyamaz. İkili arasında büyük bir aşk başlar. Doğan ve Çiçek farklı hayatlarına rağmen birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırken bir ailenin de kaderini kökünden değiştirecektir...
Son dönemin en popüler isimlerinden ve sinema perdesinde ilk kez boy gösterecek olan Serenay Sarıkaya ve sinemaya uzun bir ara vermiş olan Nejat İşler'i başrollerine yerleştiren romantik yapımın yönetmenliğini Umur Turagay üstleniyor. Senaryosunu Pınar Bulut'un yazdığı filmin kadrosunda Zerrin Tekindor, İştar Gökseven, Merve Çağıran, Aslı Bekiroğlu ve Özgür Emre Yıldırım gibi isimler yer alıyor.


Filmdeki ana konu dışındaki mahalle kültürü ve yan olaylar beni eğlendirdi. Bu kısımlarda güldüğümü fark ettim. Filmdeki tek favori karakterim büfeci Kudret'ti. :D Adam üzerine yerli komedi çekilir, o derece :D Benim filmde sevdiğim şey günlük dil, yan karakterler, Kudret ve Çiçek'in annesi rolündeki Zerrin Tekindor'un malum sahnedeki performansıydı. Bir de ben İştar Gökseven'i L&M'dan kelli pek severim.

Onun dışında ana konu beni nedense pek çekmedi, bazı kısımlar zorlama, ruhsuz geldi. Belki de eğreti doğru kelimedir. Bir de ne kadar uzun bir filmdi, bitmek bilmedi. 


Film vizyona girmeden de, girdikten sonra da en çok konuşulan şeylerden biri de Serenay Sarıkaya'nın şarkı söylediği sahneydi. Hatta kendisi oyunculuğunun önüne geçmesin diye sözleşmelere 90sn'den fazla şarkı söylemeyeceği maddesi koyduruyormuş, böyle bir haber görmüştüm. Şarkı söylemesi benim hayatımı değiştirmedi açıkçası, çok da takılmadım ben bu kısma.




Film sona erdiğinde arkadaşlarım filmin devamının geleceğini düşündüklerini söylediler ama bana göre filmin sonu böyle  kadın karakterlerin daha baskın ve ön planda olduğu bir filme gayet uygundu.

Filmin en sevdiğim kısmı ise film bittikten sonra çalan Teoman & İrem Candar - İki Aşk şarkısı oldu. :)



Son olarak benim için ortalama bir filmdi, izlediğime pişman değilim ama izlemesem de olurmuş. 

Belki bu yorumu film vizyondayken yazmam daha doğru olurdu ama bu sıralar çok sık yazı yazamıyorum. Yakın zamanda bu durumun değişeceğini umuyor ve düşünüyorum.
Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

10 Aralık 2016 Cumartesi

Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd (Kaçığın Kızı #2)


Kitap Adı: Deliliğin Kıyısında
Yazar: Megan Shepherd
Orjinal Adı: Her Dark Curiosity
Çeviri: Nazlı Tüzüner Tokan
Yayınevi: Dex Kitap
Tür: Gerilim
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 405
Seri: The Madman's Daughter/ Kaçığın Kızı  #2

Seri Sıralaması
#2 Deliliğin Kıyısında / Her Dark Curiosity
#3 A Cold Legacy


"Kadınların neden bunları giydiğini anlamıyorum," diye mırıldandı gözlerini işinden ayırmadan. "Doğal bir şey değil. Kim olduğunuzu gizliyor."
Artık üzerimde yalnızca içliğim ve elbisem vardı. Hem heyecan verici hem rahatsız ediciydi. "Anlamalısın," dedim. "Hayat kendini gizlemekten ibaret."


Serinin ilk kitabı Kaçığın Kızı 2013'te yayınlanmıştı. O kitaba tur yaptığımızdan beri bu kitabı bekliyorduk, nihayet çıktı. Bu kitapla birlikte Dex Kitap seriyi orijinal kapaklarıyla basmaya başladı, ilk kitabın yeni baskısı da orijinal kapakla olacak. İlk kitabın kapağı hikayedeki gerilimi, korkuyu net bir şekilde verse de esas kapaklar benim çok daha hoşuma gidiyor. Hem bu tarz kapakları sevdiğimden hem de kapaklardaki hikayeye dair bazı detaylardan ötürü. O detaylara birazdan değineceğim. 


İlk kitapta öldü sandığı babasını bulan, onun çılgın deneyler yaptığı adada maceradan maceraya atılan ve iki delikanlı arasında kalan Juliet'in maceraları bu kez şehrin göbeğinde, Londra'da devam ediyor. Juliet babasının eski arkadaşlarından birinin vesayeti altında ve oldukça iyi bakılıyor. Ancak şehirde seri cinayetler oluyor ve ne hikmetse kurbanlar hep Juliet'le ilişkili kişiler. 
Üstüne üstlük Juliet sağlık sorunlarıyla da boğuşuyor. 

Yani heyecan bu kez adada, doğanın kucağında değil; Londra'nın ara sokaklarında kol geziyor. 3:)

Çaresizlik insana asla yapmayacaklarını yaptırırdı. 


Bu kitabı da beğendim. Gerilim oldukça iyiydi, detaylar yerli yerindeydi ve yine bolca akıl oyunları vardı. 
Ünlü eserlerden isim seçme detayı ilk kitapta da hoşuma giden bir şeydi, bu kitapta da Jakyll detayı vardı. Bu tarz göndermeleri severim.^^

Kitaba dair olumsuz özelliklere gelirsek ben esas kızımız Juliet'in bunaltıcı iç sesini, zihnindeki kararsız karmaşaları unutmuşum, bu kitapta da bolca bulunduğundan hatırlamış oldum. Ama hiç özlememişim. Bu kızın zihni, aynı şeyi 500 kez düşünmesi, zihninin dehlizlerinde dolaşmak beni yine yordu. Daha önceki kitapta onun zihninden görerek ortalama bulduğumuz bir karakteri bu kitapta seve de biliyoruz, ya da tam tersi. Yine de Juliet'in zihnini sevmiyorum. 

Bir diğer olumsuz şey ise seriye uzunca bir süre ara verilmesi olsa gerek. 
İnsan bazı detayları unutuveriyor. Sağolsun Fighting Blog'un sahibesi Esram ilk kitabı tekrar okuyup zihnimdeki bazı soru işaretlerini giderdi. :*




Bir sonraki kitap Frankestein romanını temel alacak, onu da şimdiden merak ediyorum. 
Kapakları beğenme sebebime dönersek. İlk kitabın kapağı mekan olarak adayı, yalınayak eski püskü elbiseli haliyle kızımızın hizmetçilik yaptığı günleri yansıtıyor. İkinci kapakta durumu iyi birinin vesayeti altındaki Juliet'in giyimi değişiyor, daha kaliteli bir hal alıyor mekan ise Londra. Üçüncü kitap kapağından çıkarım yaparsak da Juliet yine iyi durumda, kıyafeti çok güzel. Mekan ise adayı, ada olmasa bile bir taşra evini temsil ediyor gibi. Belki de Dr. Frankestein'ın evidir, ne dersiniz?




 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

9 Aralık 2016 Cuma

Dr. Moreau, Dr. Jekyll and Mr. Hyde'dan Frankestein'a, İlhamını Klasikleşmiş Eserlerden Alan Seri: Kaçığın Kızı



Megan Shepherd, Kaçığın Kızı/ The Madman's Daughter serisinde kendine göre bir tarz belirliyor ve klasikleşmiş kült eserleri kendine has bir şekilde kaleminde yeniden yorumluyor. 



İlk kitap Kaçığın Kızı, 
Bu kitabın turunu da yine Okuyan Kızlar Kulübü olarak biz yapmıştık. Ve kitabı genel olarak beğenmiştik. Dr. Moreau'nun Adası filme de uyarlanmış ilgi çekici bir kitap. Yazarımız o kitabı farklı bir şekilde ele almış, işin içine biraz da aşk ve duygusal gerilim katmış. Eksikliklerine rağmen oldukça başarılı bir versiyon! Unutmadan ekleyeyim, orijinal kapağın aksine Dex Kitap kapak tercihinde gerilimi vurgulamayı biraz daha uygun görüyor.

İsterseniz kısaca geçen turdan kitaba dair neler demişiz hatırlayalım: 

BENHERNEYSEMO: Yazarın harika anlatımı ve gerilimi hissettirmesine tam puan! Puan kırılacak tek nokta ise  özgünlük sorunu ve aşk bunalması! YORUMUN TAMAMI VE KARAKTER ANALİZİ İÇİN TIKTIK!

FIGHTING: Her türlü fantastik, değişik kitap okuyan ben böyle bir kitapla ilk defa karşı karşıya kaldın. Yazarın anlatım ve konu seçimine hayran kalmamak elde değil. Derslerimin ve ödevlerimin çok olduğu bu dönemde nasıl bitirebilirim diye dertlenirken yazarın akıcı dili beni bu dertten kurtardı çünkü heyecan ve meraktan doğan bir güdüyle hızla okuyup bitirdim. YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!

KİTAP TUTKUSU: Genetik üzerine yüksek lisans yapmış, dahası sayfalarca tez yazmış biri olarak kitabın konusuna bayıldım ama karakterler hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Özellikle baş karakterler beni okurken çileden çıkardı desem abartmış olmam.  YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!

PUDRA TOZU: Kitabın son sayfasına kadar heyecandan yerimde duramadım. Bir yandan aklıma yatmayanlar bir yandan cevaplanmamış sorular devamlı beynimde döndü.
Birçok fizik teorisi, insan yaradılışı, dini bakış ... çok konu bir arada işlenmiş. Öyle ki son ana kadar aklınıza gelen ama konduramadığınız şeyler cevaben önünüzde duruyor.
Bilmek her zaman da iyi olmuyor.
Bilim her zaman insanlık yararına kullanılamıyor. YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!


Deliliğin Kıyısında
İlk kitap öyle heyecanlı bir yerde bitiyordu ki ikinci kitap ne zaman çıkar aman gecikmesin derken biraz geç de olsa 2. kitap geldi. Bu kez adadaki maceramız bitti ve biz Londra'ya geri döndük, Juliet kendini yeni bir maceraya atacak. Ve yazar yine Juliet ve onun hayatı üzerinden bu kez Dr Jekyll ve Mr. Hyde'dan esinlenerek hikayesine devam ediyor. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ı okumuş olanlar kitaba dair beklentilerini oluşturacaktır. Ben serinin orijinal kapaklarını beğeniyordum ancak 1. kitap için Dex'in farklı bir seçimde bulunduğundan yukarıda bahsetmiştim. 2. kitabın kapağında Dex, orijinal kapağı kullanmayı uygun görmüş ve beni pek bir mutlu etmiş ^_^  Bu arada bu serinin kitap adlarını da seviyorum ben. 

Bu kitaba dair düşüncelerimizi Fighting Blog bizim için özetlemiş: İlk kitabı okuyalı yıllar olmuştu. Yayınevinden uzun zamandır kitabın çıkmasını bekliyorduk, sonunda beklentimiz karşılandı ve kitabımızla kavuştuk. Bu kitabımız da ilk kitap kadar heyecanlı ve olaylar, olaylar^^ Hatta bu sefer olaylar adada değil tam Londra'nın göbeğinde gerçekleşiyor. Yeni karakterler, yeni ihanetler ve yeni bir serüven.


Ve son kitap A Cold Legacy.
Bu kitabın kapağı da çok hoş, yine benim sevdiğim türden. Bakalım Dex bunu da orijinal haliyle çıkaracak mı? Öyle umuyorum ^^

Ve bu kitap ise bir Frankestein hikayesi olacak. Yine Juliet üzerinden bu kez yine deli bir doktor tarafından tasarlanmış bir insanın hikayesini içeren kült bir esere misafir olacağız. Megan Shepherd'in hayal gücünde yolculuğa çıkacağız. Beklemedeyiz efendim. ^^

3 hikayeden esinlenerek yeni bir seri yazmak bence iyi fikir! 

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

7 Aralık 2016 Çarşamba

OKK 49.Blog Tur: Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd // Kitap Tanıtımı



Herkese merhaba!
OKK'nın 49. blog turunun konuğu DEX'den çıkan Megan Shepherd'ın Deliliğin Kıyısında romanı!

Kitabımızı Tanıyalım^^



İçindeki karanlıkla yüzleşme vakti

Robert Louis Stevenson'ın klasikleşmiş romanı Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'dan esinlenmiş Deliliğin Kıyısında, Kaçığın Kızı serisinin ikinci romanı.

Juliet Moreau, babasının adasını ve ardında bıraktığı sırları terk edip Londra'ya geri döneli aylar olmuştur. Aşina olduğu hayatı yeniden kurarken Dr. Moreau'nun dehşet verici mirasını unutmaya çalışır; fakat birisi ya da bir şey belli ki onu unutmamıştır. Kendisine yakın insanlar birer birer, ardında korkunç pençe izleri bırakan bir katile kurban düşmeye başlayınca, Juliet babasının yaratıklarından birinin de adadan kaçmış olabileceğinden korkar. Bir yandan giderek kötüleşen hastalığını iyileştirecek serumu araştırıp bir yandan da var gücüyle bu katili durdurmaya çabalarken, kendini bir kez daha skandallar ve tehlikeyle dolu bir dünyanın içinde bulur. İki parçaya bölünmüş gönlü, su yüzüne çıkan geçmişi ve peşindeki takıntılı katille, Juliet bu işten canlı çıkabilecek midir?


Tur Takvimimiz^^

07.12.2016
Duyuru – Takvim – Çekiliş

08.12.2016
Fighting!!- Ön Okuma. 

09.12.2016
Kitap Tutkusu-Alıntılar.
Fighting!!-Deliliğin Kıyısındaki Shakespeare Karakterleri.

10.12.2016
Yorum



ÇEKİLİŞ!!

1 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 





Katkılarından dolayı DEX'e teşekkür ederiz.

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Kasım 2016 Salı

Eylül 2016 OkuOku Alışverişi ve Fuara Gitmeme Kararım




Merhabalar, 
Bloga uzun zamandır yazı giremedim maalesef. Yani başlıktaki Eylül ayında bir yanlış yok, o alışverişi yazacak bile fırsat bulamadım. 
Uzun süre aylık minik  Kitap Yurdu alışverişlerim dışında alışveriş yapmamıştım. Eylül ayında Okuoku'da 9.90 TL kampanyasından yüklü bir alışveriş yaptım. 
Siparişimi bayramdan hemen önce vermiştim, sipariş bayramdan sonra geldi. Yoğunluktan çoğu kişinin siparişi geç gelmiş, ancak ben böyle bir sorun yaşamadım. 
Alışverişi sıcağı sıcağına snapchatte minik videolar şeklinde paylaşmıştım (snapchat: benherneysemo) Ama bloga taşımak bir türlü nasip olmadı. 

Bu arada yine fuar başlamadan önce bahsetmek istediğim bir konu vardı ama fuar başladıktan sonraya kaldı yazmak. Bu sene fuara gitmemeye karar verdim. 
İki yazıyı bu şekilde birleştirdim çünkü Okuoku alışverişinden 17 tane kitap almıştım, benim için bir nevi erken fuar alışverişi olmuştu. 

Önce kısaca neden bu sene fuara gitmeme kararı aldığımdan bahsedeyim.
 2005 fuarından beri hemen hemen her yıl aksatmadan fuara gitmeye çalışıyorum. Eskiden internet alışverişi yaygın değilken (ya da ben internetten alışveriş yapamazken), kitaplarla ilgili paylaşım yapacak kimsem yokken fuarlar paylaşım ve kitaplarla bir arada olmak açısından senede bir gelen bir nimetti resmen. Blog açtıktan sonra fuarlar da daha eğlenceli bir hal almaya başladı elbette. Özellikle arkadaşlarımla vakit geçirmek açısından. 

Bu sene kendimde o hevesi bulamadım. Aslında başlıca neden bu.
Fuar vakti yaklaştıkça içimde büyüyen heyecan da yerinde yoktu. 
İlk olarak fuar bana ciddi anlamda uzak. O İstanbul'un bir ucunda ben bir ucundayım, sadece yol bile insanın gözünde büyüyor. 
Üstüne aldıklarını nasıl getireceğini düşünmek bile kafada birkaç teli beyazlatıyor :)
Çok kalabalık ve curcunalı bir ortam olduğunu zaten biliyorsunuz. 
Yani kısaca fuarlar eğlenceli olduğu kadar da yorucu oluyor. Ve ben bu sene bu yorgunluğu, kalabalığı göze alamıyorum. 

Bunun yanı sıra evde ciddi anlamda çok kitabım var, okunacak da sayısız kitap. Burada birkaç yüz kitaptan bahsetmiyorum maalesef, çok daha fazlası. Ve bir süredir eski tempomdaki kadar çok kitap okuyamıyorum. Böyle olunca elimde tutmak istemediğim kitapları eleyemiyorum ve evde gittikçe artan koliler ve yığınlar oluşuyor. Çünkü ufak ufak da olsa kitap alıyorum hala.
Ve o yığınlar sanki üstüme üstüme geliyor. 

Bu nedenle bir süre elimdeki kitapları okuyup eritmek istiyorum. 
Evde yaşayabileceğimiz kadar yer açıldığında okumak istediğim kitapları da daha rahatça alacağımı düşünüyorum.

Bunlar sadece fuar değil genel anlamda aklımdan geçen şeyler aslında. 
Kitap okumak, kendinize ait kütüphaneniz olması harika bir şey. 
Ama bu elinizde olmayan nedenlerle size sıkıntı veriyorsa, hobiler işkenceye dönüşebiliyor maalesef. 
Benim gibi yer sorunu yaşayan, elinde olan kitapların ucunu kaçıran insanlar eminim ki beni anlıyorlardır. 

Yukarıda saydığım nedenler, bahaneler bir yana, dediğim gibi bu sene fuara gitmek istememin başlıca nedeni içimde o hevesi hissetmemem. 
Ve "bu aralar" sıcacık evimde pijamalarımla oturduğum yerde keyif yaparken gereken durumlarda kitaplarımın bana gelmesi, yani internet alışverişi çok daha cazip geliyor açıkçası. 
Sonrası, CNR'da ya da bir sonraki Tüyap'ta ne olur bilmiyorum ama bu sene fuara gitmiyorum. 
Gidenlere iyi eğlenceler diliyorum. :) 

Ve geliyorum alışverişime. 


Önce elimdeki serileri tamamlama çabasıyla işe koyuldum. Alev'i bir önceki indirimde almıştım ama Buz indirimde yoktu, onu bu kezki indirimde aldım. Ateş serisinin yan serisi ^^


Bu alışverişte bolca da Go Kitap aldım. Yine bir seri devamı. Yabancı , İşgalci'den sonra Savaşçı.


Benim Uzak Yıldızım adlı kitabın devamı Parçalanmış Dünyam. 


The Originals ikinci kitap. Kesinlikle benim favorim Elijah!


Karmakarışık'ın devamı Darmadağınık. 


Aspendos kitapları çok daha uygundu, yanlış hatırlamıyorsam 6,90'dı. Yine seri devamı.


Tarryn Fisher ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olageldi. İlik elimde eksik olan tek kitabıydı. 


Haberiniz vardır büyük ihtimalle, Fatih Murat Arsal kitaplarının 500. kez kapağı değişti ve ciltli olarak yeniden çıktı. Başta almam diye düşünüyordum ama indirimde buldukça toplamaya karar verdim. 9.90 kampanyasında yalnızca bu ikisi vardı. 


Gelelim seri devamı olmayan kitaplara. 
BBC dizilerini sever, elimden geldiğince takip etmeye çalışırım, BBC'nin youtube kanalında Poldark'ın teaser'larını görmüş izlemeye başlamıştım, çok severim böyle dizileri. Nitekim diziyi beğenmiştim de, kitaplarının çıkacağını duyunca çok sevinmiştim. Kitap Yurdu listemde sıra gelmesini bekliyordum ki 9.90'a düştü, hemencecik aldım. Seviyoruz kendisini ^^


Go'nun merak ettiğim kitaplarından biri de buydu. 
Alıverdim. 


Bu kitap da bir süredir Kitap Yurdu listemdeki kitaplardan biriydi. Bu kitabı özellikle merak ediyorum, çok ama çok ilgi çekici bir konusu var. 


Bu serinin ilk kitabının indirime girmesini bekliyordum, uzun zamandır girmemişti. Bu kez indirime girdiğini görünce aldım, umarım beklediğim kadar iyidir. 


Bu kitabı ilk çıktığında okumak istiyordum aslında. Tam benlik bir konusu vardı çünkü. Ancak o kadar abartıldı ki, acaba boş yere şişirilen kitaplardan mı diye bir durakladım. Filmi de çıkınca beklemeye karar verdim. Üzerinden bayağı zaman geçmişken alıp okuyayım dedim. Film kapağıyla gelmemesi de en büyük artısı!


Yeni historical yazarları denemeyi seviyorum. Özellikle Türk yazarların denemelerini merak ediyorum. Daha önce Rita Hunter okumuştum. Jennifer Royce çok övülen yazarlardan biri. Hazır fırsat ayağıma gelmişken bir şans vermek istedim. Kitabı birkaç bölüm okuduğumda bayağı araştırma yapmış sanırım yazar dedim. Bakalım :) 


James Patterson iyidir. Bu da Artemis'ten çıkan kitaplarından biri. Bayağı janjanlı bir kapağı var, filmi de var. 5.90 TL idi bu kitap da. 


İtiraf ediyorum bu kitabı sırf kapağı yüzünden merak ettim. Çünkü bana çok cazip gelen bir kapağı var. O nedenle yeni sekmede açıp inceledim kitabı, konusunu da çok sevince almış buldum kendimi. Bu da 5.90 TL idi. 


Seyyah ise üzerindeki bir türlü çıkmak bilmeyen çıksa da yapışkan izi bırakan etiketten anlaşılacağı üzere okuoku'nun hediyesi. Bende zaten vardı bu kitap, 2. si yoktu. İkincisini yollasaydınız keşke dedim kendi kendime :D Ama düşünmüş yollamışlar, teşekkür ederiz efenim.

Not: Ekim Ayı Kitap Yurdu alışverişimi instagramda paylaşmıştım. Sabah Yıldızı'nı aldım kendim için ve Kızıl Yükseliş serisini tamamladım. Yanı sıra bir arkadaşıma hediye kitap aldım ^^  

İşte böyle. Bu alışverişle fuara gitmiş kadar oldum zaten. 
Siz fuara gittiniz mi? Gidecek misiniz?

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!