1 Eylül 2021 Çarşamba

Kendine Yalan Söyleme - Jane Feather (Blackwater Brides #1) [BCP MAYIS]


Adı: Kendine Yalan Söyleme
Yazar: Jane Feather
Orijinal Adı: Rushed to the Altar
Çeviri: Tuğçe Ağca
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 392
Basım: Temmuz 2013
Seri: Blackwater Brides #1

Blackwater Serisi
#1 Kendine Yalan Söyleme / Rushed to the Altar - Jasper & Clarissa
#2 Evlilik Bahsi / A Wedding Wager - Serena & Sebastian
#3 An Unsuitable Bride - Alexandra & Peregrine


Merhabalar, :)
Bu kitabı yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam fuarda sahaftan almıştım. Hemen kontrol ettim 2015'te Tüyap'tan almışım (Yazı için TIKLAYIN). O dönem hakkında gördüğüm tüm yorumlar olumsuz olduğu için okumayı epey ertelemiştim. Daha sonraları birkaç kez başlasam da bir türlü devam edememiştim. Kışın ıhlamur eşliğinde son kez başlamışım. Son zamanlarda bu tarz yarım kitaplarımı tamamladığım için BCP Mayıs ayına bu kitabı seçtim ve nihayet bitirdim. :p Mutluyum, gururluyum.

Kitabın konusundan bahsedeyim hemen. Clarissa Astley ailesini kaybettikten sonra kendisinin ve 10 yaşındaki kardeşi Francis'in velayeti amcaları Luke'a kalmıştır. Kötü biri olan amcanın tek niyeti Francis'ten kurtulmak ve abisinin mirasını ele geçirmektedir. Taşrada yaşayan Clarissa'nın yanından Francis'i alıp Londra'ya götüren amca çocuğu birinin yanına vermiş, şüphe çekmeyecek yollarla ölümünü sağlamaya çalışmaktadır. 

Clarissa ise kardeşini bu sondan kurtarmak için genç bir kız olarak tek başına Londra'ya gelmek üzere yola koyulur. Clarissa yolculuğunu yapadursun biz bir de diğer karakterimizi tanıyalım.

Seriye de adını veren Blackwater kontu Jasper Sullivan. Jasper ve ikiz olan kardeşleri Sebastian ve Peregrine'nin amcaları ölüm döşeğindedir. Çok hovarda ve günah dolu bir hayat süren bu amca bir yandan bu maceralarını bir pedere anlatarak günah çıkarmakta, diğer yandan ise mirasını alabilmeleri için yeğenlerine evlilik şartı koşmaktadır. 

Buraya kadar kitabın gerçekten çok güzel bir konusu var. Pek çok seride rastlayabileceğimiz miras veya başka getiriler için evliliğin şart koşulması ve buna uygun bir aday bulunması temalı kitaplar özgün yazıldığında gerçekten çok eğlenceli oluyor. Bu kitap da güzel başlamıştı. 

Ancak tam bu kısımdan sonra ütopik diyebileceğimiz tuhaf olaylar cereyan etmeye başladı. Clarissa, Londra'ya geldikten sonra kalacak hiçbir yer yokmuş gibi bir randevu evinde oda kiraladı. Soylu bir genç kız olarak bu seçimi gerçekten büyük bir skandal aslında ama enteresan bir şekilde evdeki hiç kimseden de ters bir hareket görmedi. Otelden konforlu bir hayat sürdü. Oda servisi ise kusursuz işliyordu. O kısma ilerleyen kısımlarda tekrar geleceğim.

Jasper'ın amcasının şartı ise sadece yeğenlerinin evliliği değildi. Günahkar bir adam olarak yeğenlerinden düşmüş(!) bir kadınla evlenmelerini istiyorlardı. Yeğenlerinin buldukları kadınları kurtarıp birer erdemli hanımefendi olarak cemiyete kazandırmaları gerekiyordu. Jasper, yeri geldiğinde metresleri olan bir adam olsa da halihazırda elinin altındaki kişilerden çok sıfırdan hiç tanımadığı birini bulmaya çalışıyor. VE BUNUN İÇİN SOKAKTA GEZİYOR? Kısmetin bir anda gelip koluna düşmesini bekliyor bir nevi. Ve o kadar enteresan ki KISMET DE DÜŞÜYOR KOLUNA. 

Jasper, kendisine çarpan Clarissa'nın alnında "plana uygundur" yazısı görmüş gibi peşine düşüyor ve o an amcasını gördüğü için telaş içinde olan Clarissa'nın hızla randevu evine girdiğini görünce de "plana uygundur" yazısı mühürlenmiş, tasdiklenmiş oluyor. 

Clarissa'nın amcasına yakalanmadan kardeşini kurtarmak için bir dayanağa, Jasper'ın ise günahkâr amcasının mirasını alabilmek için kendisiyle evlenecek böyle birine ihtiyacı vardır. İki tarafın da kaderini amcaları çizmektedir kısaca. 


Kitapta Jasper'ın amcasını şu şekilde özetliyor bize: 

“Vikont Bradley’in fevri, yaşlı bir adam oluşu konusunda seni uyarmalıyım. Ama gençliğinde hovardaymış. Daha doğrusu, biraz daha ileri yaşlarında. Ve hâlâ kadınların zarafeti hakkında zevkli bir göze sahiptir. Senden ciddi anlamda bir utanmazlık bekleyecektir. Onun masumiyete hiç zamanı olmamıştır. Rol kes, o da olmazsa… her neyse sakın ihmal etme. Biraz müstehcen ve oynak, olabildiğin ve bildiğin kadar baştan çıkarıcı ol. Cazibeni göster. Bir bakışta neden benim seni cazip bulduğumu anlayacaktır. Bazı söylemlerini, rahatsız edecek kadar net bulabilirsin. O, farklı bir çağdan geliyor; erkeklerin söylemek istediklerini kibarlaşmadan söyledikleri bir çağdan. Eğer buna ayak uydurabilirsen, senden memnun kalacaktır.”


Sonrasında olaylar öyle bir gelişiyor ki Clarissa, kırk yıldır bu evde çalışıyormuş gibi bir anda olayların içinde buluyor kendini.
Ve olaylar bir kurgudan bile beklenmeyecek olağandışılıkta ilerliyor...

Peki, sen bu kitabı nasıl buldun diye sorarsanız; öncelikle ben bu kitaba çok düşük beklentilerle başladım. O yüzden kitabı evet çok beğenmedim ama nefret de etmedim kitaptan. Bunda uzun zamandır bu türde bir kitap okumadığım için biraz tarihi aşk romanı özlemi çekmemin de payı olabilir. 

Bu türü çok az okumuş ya da hiç okumamış biri belki daha çok beğenir ama çok daha kaliteli tarihi aşk romanı okumuş insanlar için maalesef epey vasat kalıyor. 

Kitapta hoşuma giden şeylerden biri rahatsız edici seviyede de olsa gerçekçi anlatımdı. Kıyafetler, yemekler, olaylar... Jasper'ın acılı ve baharatlı böbrek yediği kahvaltısından, Clarissa'nın hovarda amcaya kendisini bir f*hişe olarak tanıtabilmek için kıyafetinde uygulanan detaylara kadar. Bunlar kitapla ilgili en çok hoşuma giden şeydi sanırım. 

Ve kitabın en en en mide bulandırıcı ve can sıkıcı kısmına geliyorum. Randevu evi çalışanı zannedilen ama aslında tecrübesiz olan Clarissa'nın Jasper'dan bunu saklamak için bir araçla... Ve bu aracı bir nevi oda servisi gibi orada çalışan diğer kadınların getirmiş olması? Gerçekten kitaba dair okuma isteğini en çok öldüren kısım buydu. 

“Jasper, ondan vermeye hazır hissettiğinden daha fazlasını istemişti ve sonunda Clarissa, Jasper’dan vazgeçmişti.”


Bu arada artık son sayfalardayken ve düğümler çözülürken başıma yine bir şey geldi. Arkadaş ne kitapmış, dediğinizi duyar gibiyim. 350 sayfadan fazla kitaba tahammül et, olayların en çok tırmandığı yerde basım hatası olsun ve iki sayfa boş olsun. Sabah kahvaltısında ev halkına tatsız dakikalar yaşatmış olabilirim. :p 

Neyse, deyip kaderime razı olduktan sonra iki sayfa daha okudum ve yine arkasından gelen iki sayfa boştu. Bakın bu bir dramdır. Bu kadar emekten ve çabadan sonra bunu hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden, elinde bu kitap olan ve beni buraya kadar okumuş olan saygıdeğer insanlardan bana mümkünse instagramdan (@benherneysemo) bu kitabın 354 - 355- 358- 359. sayfalarını atmalarını rica ediyorum.

Kitabın söylemeden geçemeyeceğim etkisiz bir sonu vardı. Olaylar güzel tırmandı ama sonrasında tepe noktayı göremedik gibi geldi bana. Belki farklı düşünen olabilir. 

İyi veya kötü bu kitapla olan maceramız bu şekilde sona erdi. 
Buraya kadar tahammül edebilmiş olanlara sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

25 Kasım 2014 Salı

OKK 41. BLOG TUR: İhanet - Monica McCarty (Tanıtım ve Çekiliş)


Herkese merhaba!!
OKK’nin 41. blog turunun konuğu Koridor Yayınları’ndan çıkan, Monica McCarty’nin yazmış olduğu İhanet romanı! Bu kez turumuz Koridor Yayınları ve Söke Un sponsorluğunda bir proje turu olacak! Highland Guard serisinin 4. kitabı İhanet ile Syke Adası'na konuk oluyoruz! Hem adayı, hem de kitabın geçtiği dönemi tanımaya, tanıtmaya çalışacağız. Ve klan liderleriyle birlikte geleneksel İskoç sofrasına oturacağız. Proje turumuzu takip etmek için bizden ayrılmayın! 


Kitabımızı Tanıyalım

Uğruna savaştığı adaletin pençesinde kalmak mı, yoksa onu alev alev saran tutkuya esir olmak mı?
Muhafızlar arasında soğukkanlılığı ve gizli görevlerdeki ustalığından dolayı "Yılan" lakabı ile anılan Lachan MacRuairi güvenilmesi zor biridir. Sadakatini yıllar önce yitirmiş, kayıtsızlığı ise acı bir ihanetle mühürlenmiştir. Ancak Lachan, Bella MacDuff'ı kaçırıp onu kralın taç giyme törenine ulaştırmakla görevlendirildiğinde her şey değişir. Kibirli görünümüyle kontes, onun yeniden aşık olmama yeminini tehlikeye atacaktır.
Tutkulu ve fedakar bir kadın olan Bella, tacı Bruce'a giydirerek hem İngiltere kralına hem de kocasına meydan okuyunca bunun bedelini ağır bir şekilde öder. Kızını ondan uzaklaştırırlar, artık kısıtlanmış olan özgürlüğü de elinden alınmıştır. Barbarca mahkum edildiğinde çocuğunu geri almak için tüm varlığını ortaya koyar, ne var ki bu, çelik bakışlı acımasız savaşçıya ruhunu açmak anlamına gelecektir.


Tur Takvimimiz


25 Kasım 2014 
Duyuru – Takvim – Çekiliş
Çekiliş için tık tık!!
10 tane İhanet – Monica McCarty kitabı hediye ediyoruz, kaçırmayın!!

26 Kasım 2014
Pudra Tozu – Skye Adasına Dair
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Serinin Dayandığı Tarihi Gerçeklik: İngiliz - İskoç Savaşı

27 Kasım 2014
Klan Liderleriyle Geleneksel İskoç Sofrasına Oturuyoruz!
Sakız Enginar Blogunun sahibi Lezzet Danışmanı Dilek Yetkiner konuğumuz.

28 Kasım 2014
Kitap Tutkusu – Yazar ve Seri Bilgisi
Fighting!! – Önokuma ve Alıntılar

29 Kasım 2014 
Yorumlar 
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu 
Kütüphanemden Kitap Manzaraları 
Fighting!! 

30 Kasım 2014
Bir Tur Böyle Geçti







Katkılarından dolayı Koridor Yayınları ve Söke Un’a teşekkür ederiz.



Devamını Oku »

27 Ekim 2014 Pazartesi

Bozulan Yeminler - Sabrina Jeffries (Hellions of Halstead Hall #1)




Kitap Adı: Bozulan Yeminler
Yazar: Sabrina Jeffries
Orijinal Adı: The Truth About Lord Stoneville
Çeviri: Funda Sularöz
Yayınevi: Epsilon Yayınları
 Sayfa Sayısı: 374
Basım: 2.Baskı - Ocak 2011
Seri: Hellions of Halstead Hall #1

Seri Sıralaması:
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady (Minerva&Giles)
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord (Gabe&Virginia)
#5 Son Çarem /A Lady Never Surrenders (Celia&Jackson)
#6 'Twas The Night After Christmas (Pierce&Camilla)


Freddy ona yaklaştı, gardiyanlarına gizli bir bakış attıktan sonra sesini alçalttı. "Stoneville iyi birine benziyor."
Maria, histerik kahkahasını bastırmaya çalıştı. "Ahh, evet, oldukça iyi. Onunla bir genelevde tanıştık ve büyükannesini kandırmak için bize şantaj yapıyor."

Hester Plumtree'nin sabrı tükenmişti. Anne ve babalarının ölümünden sonra elinde sadece beş tane torunu kalmıştı. Ama torunları evlenip yuva kurmak, sorumluluk almak yerine; serserilik peşindeydiler. 


Büyük torunu Oliver işlerin başına geçeceğine hovardalık ediyordu
,  genelevlerden çıktığı yoktu. 
Onun bir küçüğü Jarret, bira fabrikasının başına geçeceğine kumar masalarında sabahlıyordu.
Gabe, tehlikeli fayton yarışları yapıp hayatını riske atıyordu. 
Bir leydi olarak sorumluluklarının farkında olmayan Minerva, gothic yetişkin romanslar yazıyordu; hem de kendi adıyla yayınlatarak.
En küçükleri Celia ise nakış işlemesi, modadan konuşması gerekirken atıcılık, binicilikle ilgileniyor; mütemadiyen erkek gibi davranıyordu. 

Onları kendi haline bırakmanın faydası yoktu ve Hester da giderek gençleşmiyordu. Bir plan yaptı; ya bir yıl içerisinde evlenecekler ya da hepsini mirastan mahrum edecekti. 

---
"Eğer diğer insanların hayatı hakkında konuşabilecek bu kadar çok vaktiniz varsa size yapılacak daha çok iş verilmeli."
---
Maria'nın da sabrı tükenmişti. Evlilik hayalleri kurarken önce nişanlısı ortadan kaybolmuş, sonra babası vefat etmişti. Maria, hem babasının mirasından payını alabilmek; hem de nişanlısını bulabilmek için şaşkın kuzeni Freddy'le Amerika'dan İngiltere'ye geldi. Daha geldikleri gün başlarını belaya sokup kendilerini bir genelevde hırsızlıkla suçlanırken buldular. Maria'nın nişanlısını bulması, Oliver'ınsa babannesini bu fikirden vazgeçirmek için bir nişanlı bulması gerekiyordu. Ve Oliver, Maria'ya bir anlaşma teklif etti. 

Ah Oliver, içindeki onu yiyip bitiren suçluluk beni de yiyip bitirdi. Uzun uzun düşündüm hayatı kendimize nasıl zindan ettiğimizi, kendimizi suçlayacak bir şey bulduğumuzda nasıl acımasızca üstüne gittiğimizi... 
---
"Vicdanım olduğu için beni suçlayan ilk kadınsın."
---
Sharpe kardeşleri çok sevdim. :)
Sabrina'nın harika bir anlatımı var. Bir historical romance'da aradığım ne varsa bulduğum bir kitap oldu benim için. Tüm kardeşleri sevdim ama Minerva'ya şimdiden hayran oldum, onun kitabını inanılmaz merak ediyorum. 

---
"Aşka inanmayan bir adam için bu kelimeyi çok fazla kullanıyorsun."
---

Freddy'nin beni öldüren konuşmaları, büyükannenin entrikaları, kitabı birlikte okuduğumuz One Better Day'in gönderdiği müstakbel Oliver resimleri derken kitap bitivermişti.
Kitabı kapadığımda devamını istiyordum ve bir yandan da tamamıyla beni tatmin ettiğini fark ettim. 

Öldüğüm Alıntı: 

"Nelerden vazgeçtiğini bilmiyorsun bile," dedi Oliver. "Bir adamın dokunuşunun altında darmadağın olmanın ne demek olduğunu bilseydin, saygıdeğer bir evliliğin ruhsuz rahatı için bunu fırlatıp atmaya bu kadar istekli olmazdın."



Seriye devam :)

Birlikte okuduğumuz One Better Day'in yorumu için TIKTIK!

PUANIM: 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

19 Ekim 2014 Pazar

Çirkinin Aşığı - Elizabeth Hoyt (Prens Serisi #1)



Kitap Adı: Çirkinin Aşığı
Yazar Adı: Elizabeth Hoyt
Orijinal Adı: The Raven Prince
Çeviri: Fulya Gümüşpala Teke
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri Adı: Prens / Princes #1

Seri Sıramalası:
#1 Çirkinin Aşığı / The Raven Prince (Edward de Raaf&Anna Wren)
#2 Kalbimi Sana Verdim / The Leopard Prince (Harry Pye&Giorgina Maitland)
#3 Bir Aşk Masalı / The Serpent Prince (Simon Iddesleigh&Lucy Craddock-Hayes)
#3,5 Buz Prenses / The Ice Princess (Coral Symthe&Isaac Wargate)


Dük sesin geldiği tarafa döndüğünde, şatonun duvarına tünemiş bir kuzgun gördü. Kuş sekerek yaklaştı ve kafasını kaldırarak; "Eğer kızlarından birini, bana eş olarak verirsen, prensi yenmene yardım edeceğim," dedi.
"Buna nasıl cüret edersin, seni kendini bilmez!" Yaşlı dük, öfkesinden titriyordu. "Bu uğurda gerekirse kızlarımdan birini pis bir kuşla bile evlendirebileceğimi ima ederek beni aşağılıyorsun."

Anna Wren, eşini 6 yıl önce kaybetmiş, kayınvalidesiyle yaşayan fakir bir duldu. Artık para ihtiyacı içinden çıkılmaz bir hal aldığında Anna'nın çalışmaktan başka çaresi yoktu. Ne yazık ki kendine göre bir iş bir türlü bulamıyordu. En zor anında karşısına bir sekreterlik işi çıktı. Üstelik maaşı onu borçlarından kurtaracak ve geçindirecek kadar da iyiydi. 
Ne var ki iş vereni Kont Edward de Raaf çekilmez bir adamdı.

Yüzünü ve vücudunun bir kısmını çiçek bozuğu kaDekkoan kont, oldukça kompleksli, sert ve toplumdan uzaklaşmış bir adamdı. Onu yola getirmek çok zordu.
Ancak aralarındaki çekişme tutkuya dönüştüğünde Anna çaresiz hissetmişti.

Kontun gittiğini keşfettiği Afrodit'in Mağarası adlı geneleve gizlice gidip onunla bir gece geçirmeye çalışacak kadar çaresiz hem de... 

----

Elizabeth Hoyt'un harika bir kalemi var. Kendini okutan bir dil bu. 

Yazarla ilgili sevdiğim şeylerin başında mükemmel karakterler yaratma çabasının olmaması, aksine belli kusurları olan karakterler kullanması geliyor. 
Ardından toplumun kurallarını ve sorunlarını da gerçekçi bir şekilde anlatması. Açıkçası ben pudralanmış peruklara kadar anlatan çok fazla historical romance okumadım.

Karakterleri çok sevdim. Edward'ın kaprisli küfürbaz halleri ama o halinde bile kendine özgü duygularını gösterişi çok güzeldi. Anna ise toplum tarafından mahcup dul rolü biçilse de ona, aslında bu kalıpların dışına çıkabilecek kadar cesur olduğunu bol bol kanıtlıyor. İnanılmaz bir çift. 

Bölüm başlarına bölünmüş kitabın orijinal ismine de adını veren Kuzgun Prens masalına ise ÖLDÜM!
Masalları severim, Kuzgunları severim, Kuzgun Prense ölürüm çok doğal :)
Kuzgun deyince aklıma onlara en az benim kadar düşkün Büyülü Ayraç geliyor ^_^ İkimizin blogunun headerında da kuzgunlar bulunuyor :p
Esas hikayeden çok zaman zaman masala odaklandığım ortalardan sonra dayanamayıp kitabı birlikte okuduğumuz One Better Day gibi masalı bir çırpıda okuduğum da bir gerçektir. -_- Kendisinin yorumu için TIKTIK!

Ek olarak serideki kitapların orijinal isimlerine bayıldığımı söylemeliyim. Serideki tüm karakterleri ilk kitapta tanıyacaksınız. Ben Simon'un hikayesini inanılmaz merak ediyorum, şimdiden favorim oldu kendisi. Coral'ın novellasının yazılmış olması (Buz Prenses) ise beni çok mutlu eden bir diğer ayrıntıydı. 

Kalıp dışı historical romanceları seviyorsanız siz de, yazarı çok seveceğinizi düşünüyorum. 
Sevgiler. :*

PUANIM: 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

13 Eylül 2014 Cumartesi

Bir Gece Yetmez - Anne Mallory (Secrets #2)



Kitap Adı:  Bir Gece Yetmez
Yazar: Anne Mallory
Orijinal Adı: One Night is Never Enough
Çeviri: Pınar Polat
Yayınevi: Nemesis Kitap
 Sayfa Sayısı: 383
Basım: 2014
Seri: Secrets #2 

Seri Sıralaması:
#1 Tutkunun Sırrı / Seven Secrets of Seduction (Maximilian Downing&Miranda Chase)
 #2 Bir Gece Yetmez / One Night is Never Enough (Roman Merrick&Charlotte Chatsworth)
#3 In Total Surrender (Andreas Merrick&Phoebe Pace)


"Ben sizi mağazadan önce hiç görmedim."
"Biz vampir gibiyiz. Zenginlerin ve lanetlilerin kanını kurutmak için bekliyor, sadece alacakaranlıkta çalışıyoruz."

Charlotte güzel ama borcu arşı açmış kumar bağımlısı babası ve insanlara karşı soğuk tutumları yüzünden 3. sezonu olmasına rağmen evlenememiş bir genç kız. 

Bir gece babasının onu kumarda ortaya koyduğunu ve adını bile bilmediği bir adama kaybettiğini öğreniyor. Şimdi bu kaybın karşılığında Charlotte'ın hiç tanımadığı bir adamla bir gece geçirmesi gerekiyor. Babası ona son darbeyi de böyle vuruyor. 

Roman Merrick, soyundaki çingenelik genlerini çok güzel taşıyor, soylu bir tarzı yok aksine günahkar ve karanlık bir adam. Bir sürü kulübü olan Roman, kumarhaneleri sayesinde yüklü miktarda kazanç sahibi. 

Bunlardan biri de gördüğü andan beri bir çekim hissettiği Charlotte.
Nihayet Charlotte'la bir gece kazandığındaysa, bir gecenin yetmeyeceğinin farkındadır, bu nedenle genç adamın daha büyük planları vardır... 

----

Harika bir kapak! Görür görmez vuruldum. 
Ama okuduktan sonra 1. kitabın kapağının bu kitaba cuk oturacağını düşündüm çünkü Charlotte mavi hastası, tüm kıyafetleri mavinin tonu. Hatta onunla babasının bir top mavi kumaş bulduğu ve kızının sürekli bu renk giyindiği konusunda dalga geçecek kadar. 

Ancak Charlotte dedikodulara kulak kabartan ya da umursayan biri değil. 
Azıcık ilgisi olsaydı, Merrick kardeşler hakkında çok daha fazla şey öğrenmişti bile. 

Kitabın harika bir konusu var, okur okumaz kitap okunacaklar listeme girdi. 
Yazar harika bir konu yakalamış, esas karakterleri çok sevdim ama bence yazamamış. Olayları ve düşüncelerini aktarmakta çok başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bazı kısımları tekrar okumak zorunda kaldım anlamak için. Özellikle cümle yapısına takılanlar için büyük sorun. 

Yan karakterleri sevmemekle birlikte esas karakterleri çok sevdim. Roman Merrick cidden karanlık ve oyuncu bir adam, off! :3
Charlotte'ı da sevdim. Neden soğuk bir kadın olduğunu, sosyalleşemediğini, endişelerinin aslında ne olduğunu çok iyi anladım.
Yan karakterlerden Charlotte'ın beş para etmez babasından bile sinir olduğum kişi: Downing. İlk kitabın esas oğlanı, Charlotte'ın en iyi arkadaşının eşi, sözde... 
Hala kumarhane köşelerinde ve Charlotte'ın içinde bulunduğu durum umurlarında bile değil. Çıldırdım resmen kitabın  ilk kısımlarında okurken. 

Sırf bu yüzden ilk kitabı okumak istemedim. 
Ama 3. kitabı okumayı her şeye rağmen istiyorum çünkü Roman'ın kardeşi Andreas'ın kitabı. Melek görünümü sizi sakın aldatmasın. *_*

Harika bir konu, harika bir kapak, harika esas karakterler ancak başarısız bir anlatım :(

Bu nedenle;
PUANIM: 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

7 Eylül 2014 Pazar

Yüreğe Söz Geçmiyor - Julia Quinn (Bridgertons #1)


Kitap Adı: Yüreğe Söz Geçmiyor
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: Duke And I
Çeviri: Eda Özelmas
Yayınevi: Epsilon Yayınları
 Sayfa Sayısı: 368
Basım: 5. Baskı: Aralık 2012
Seri: Bridgertons Serisi






"Neredeyse, Daphne'yi mutlu edebileceğine kendisi bile inanacaktı..."



Kimselerin aslında kim olduğunu bilmediği dedikodu gazetesi yazarı Leydi Whistledown'ın da dediği gibi 8 tane çocuğu olan Leydi Bridgerton'ın çocuklarını evlendirmesi oldukça zor bir işti.

Alfabetik bir şekilde sıralanmış isimlere sahip olan Bridgerton çocuklarından 4. çocuk ve en büyük kız olan Daphne'yi evlendirmek asıl hedefti, çünkü bu onun 2. sezonuydu. Bu sezon da evlenemezse, bir daha evlenmesi neredeyse hayaldi.

Hasting Dükü Simon aslında düklük ünvanını hiç istemiyordu. Küçükken yaşadığı konuşma bozukluğu yüzünden babası tarafından adeta reddedilen ve çok zorlu bir hayat yaşayan Simon, babası öldükten sonra bu ünvanı almayı kendinde hak görmemişti. Ancak yapacağı bir şey yoktu. Üstüne dahil olduğu sosyal yaşamda kız annelerinin gözdesi haline gelince iyice bunalmıştı.

Böyle gecelerden birinde skandal denecek bir ortamda Daphne'yle tanıştı. Daphne'den ilk görüşte etkilenmişti Simon. Ama evlenmek ve babası gibi biri olmak istemiyordu. Hem Daphne'ye yardım etmek ve onu dükün ilgilendiği kadın popülerliğine yükseltmek böylece taliplerini arttırmak, hem de kendi adına bekar annelerde kurtulmak için Daphne'yle bir anlaşma yaptı. Ancak iki tarafın da kazançlı çıktığı bu anlaşmada en önemli şey unutulmuştu. Simon'un en yakın arkadaşı Anthony, Daphne'nin abisiydi ve kız kardeşini Simon'dan korumak için her şeyi yapacaktı.

---

Julia Quinn'in kalemine hayran kaldım. Eğlenceli karakterlerin, eğlenceli diyalogların yazarı!
Aile ilişkileri, balolar, karakterler, olaylar... Her şey yoğun mizahla harmanlanmış. Ancak sadece bu kadar değil, yer yer sizi hüznün pençesine düşüre de bilir.

Karakterlere daha ilk kitaptan bağlanıp hepsini çok sevdim. Bridgerton kardeşlerin evliliklerini heyecanla okuyacağımı düşünüyorum. Serinin tamamlanmış olması büyük nimet. 

En sevdiğim şeylerden biri de kitaptaki dedikodu köşesi oldu. Leydi Whistledown'ın düzenli çıkan gazetesinde soylu sınıfa dair tüm dedikoduları bulabilirsiniz. Bu cesur yazar yer yer sizi güldürüyor. En büyük sır ise tüm Londra'nın heyecanla okuduğu bu köşe yazarının kim olduğu. Zihnimdeki teoriyi blog ikizime anlattım bile. Evet teorilerim var -_- Bakalım kim olacak?

Daphne'nin yer yer hazır cevap yer yer yüce gönüllü hallerine bayıldım. Simon beni derinden etkiledi. Kitaplar, karakterlerden birinin geçmişini anlatarak başlıyor.  Bu da kitapta sevdiğim özelliklerden biri oldu. Seri boyunca devam edecek bir özellik. İlk bölümde Simon'ın çocukluğu anlatılmıştı. Bana göre kesinlikle gerekli ve çarpıcı bir kısımdı. Simon'ın düşüncelerinin ve tavırlarının nedenlerini çok kolay anlamanızı sağlıyor.

Julia Quinn gerçekten tarz sahibi ve iyi bir kalem... Seri devamı heyecanla okunacak ^^

Ek olarak: 


Serinin orijinal kapaklarını da çok beğendim. 


Ayrıca Bridgeton kardeşlerin anne ve babası Violet ve Edmund'u anlatan bir de novella var.
Epsilon'un çıkarması en büyük dileğim :) 

PUANIM: 

Alıntı:
Kahkahalarla gülmüştüm... 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!


Devamını Oku »