
Bugün oturup bu yazıyı yazmaya beni ne itti bilmiyorum, ama yazasım var. Merhaba tekrar. Bilmem kaçıncı kez...
Buraya yazma motivasyonum neydi, onu düşündüm önce. Çok fazla okuyan ve çok fazla merakları olan biriydim. Bir şey araştırmak, okumak, izlemek bir tutku gibiydi. Ama etrafımda bunları paylaşabileceğim kimse yoktu. İnsanın içinde bazı şeylerin birikmesi hiç iyi değildir ve patlamalar yaşatır. Ben bunları dökecek bir yer ararken karşılaştım blog dünyasıyla. Evet; burayı düşüncelerimi, hislerimi, gözlemlerimi dökebileceğim bir yer olarak kullanabilirdim ve kişisel bir arşiv de tutmuş olurdum. Motivasyonum başlangıçta sadece buydu. Ama blog yazmak işi bana umduğumdan çok farklı kapılar açtı; bazıları iyiydi, bazıları kötü. Bazen bir kapı açıldığında o kapıdan neyin geçeceğini öngöremeyebiliyoruz. Hepsini oldukları haliyle kabul etmeyi öğrendim.
Sonra bazı hayat gailesi dediğimiz olaylar girdi işin içine, kişisel hayatımda çok fazla değişiklikler oldu. İş, adres, hayat tarzı değişiklikleri... Buraya ulaşamaz oldum sanki. Bloglar zaten unutulmaya yüz tutmuşken bazı şeylere biraz küstüm de belki. Bloggerlık yerini diğer sosyal medya araçlarına bıraktı ve ben bu hızla değişen dünyaya yetişemedim belki de, bilmiyorum.
Şu an alelade bir akşamda oturup buraya yazmama sebep olan şeyin ne olduğunu biliyorum. Değişen çoğu şeye rağmen içimdeki yazma arzusu asla değişmedi, bir süredir bunu sadece defterlerime yazarak gideriyorum ama bu kadar içine kapanmayı da artık sıkıcı buluyorum. Okuyamadığım, izleyemediğim bir süreç vardı ve bitti.
Uzun zamandır yazmanın, özellikle görsellik odağına bağlı kalıp birkaç süslü cümleyle geçiştirmeden ve karakter sınırı olmadan yazmayı ne kadar özlediğimi düşünüyordum. Bazı izlediğim, okuduğum, gözlemlediğim şeyleri paylaşabilirdim diye düşünüyordum. Ama ne blogun sosyal medyasında, ne de burada paylaşacak güç bulamıyordum. Okuyorum, izliyorum, yaşıyorum ve bunları yazıyorum. Sadece buraya değil.
Bazen bazılarınızdan çok güzel mesajlar alıyorum, çok uzun süredir aktif olmamama rağmen. İçim kıpır kıpır oluyor, sanki bir yaşama sevinciyle dolup mutlu oluyorum, bir heves geliyor. Sonra yine o olağan hayata dönüyorum. Tam bunları düşünürken yakın zamanda birinin yazmakla ilgili çok sıradan bir anda söylediği bir şeyler sanki tekrar bir kıvılcım çaktırdı içimde.
Yazmadan bir şeylerin sihri kaçıyormuş gibi hissediyorum. Çünkü ben yazdıkça yaşadığımı daha iyi hissediyorum.
benherneysemo
Bu yazıyı benherneysemo.blogspot.com.tr' ye aittir.