20 Mayıs 2015 Çarşamba

Bridget Jones'un Günlüğü Serisi - Eskileri Yad Etmek


Yine taslaklarımdaki onlarca yazıdan birinin daha tozunu alıyorum. Bu yazının taslağını geçen kış yani 2014 kışında yazmıştım. :D Ve evet, benim için dondurma yemenin mevsimi yoktur. :)

İlk Bridget Jones kitabımı okuduğumda liseye başlamamıştım sanırım henüz. Ya da yeni başlamıştım. Kitaptan önce filmi izlemiştim tabi ki :) O nedenle kitabı gördüğümde almıştım. Annem de vardı yanımda hala hatırlarım :p 

Romantik Komedi okumayı pek sevmediğimi her daim söylerim blogda. İzlemeyi severim ve tercih ederim.  Bridget'i ise izlediğim anda sevmiştim. Onca zamandır da vazgeçemedim. İlk film, ikinci film derken kitaplar takip etti. 


Kitapları da filmleri de arşivime aldım tabi ki. 
Şimdilerde bile, hatta çok uzun zamandır; ne zaman canım az sıkılsa, ya da eskileri yad etmek istesem, canım istediğinde açar izlerim Bridget Jones'u. 
Hemen söyleyeyim Team Mark'ım ben *_*
Helen Fielding'in sıkı bir Jane Austen hayranı olduğunu, Mark Darcy'nin de Jane Austen'ın Mr. Darcy'sinden esinlenme olduğunu bir çoğunuz biliyorsunuzdur zaten.
Bana göre iki filmdeki rolü de Colin Firth'in oynaması çok hoştur. Güzel şeyler hissettirir bana.

Artık replikleri ezberlemiş olsam da, karakterlerle birlikte senkronize söylemeye başlamış olsam da; yılda birkaç kez Bridget izlemek bende ritüel halini aldı sanki :) 

Sevdiğim şeyleri tekrar tekrar okur, izlerim bu arada. Tanıdık bir dosta sığınmak, o duyguları tekrar hissetmek gibi. 

Şimdi bu ritüelin tarifini veriyorum :D 

Malzemeler: 
-Gece Yarısı saatleri
-Filmi izlemek için muhtelif bir adet ekran
-Bir adet bürünülecek battaniye veya yorgan
-Üniforma olarak pijamalar
-İsteğe bağlı pofuduk terlikler,
-Dondurma, cips, patlamış mısır, çikolata, puding vs. gibi bolca abur cubur,
-Ve filmi izlemeye uygun bir ruh hali... 

Ana malzemelerimiz böyle, siz lezzetlendirmek için kendinize uygun malzemeler de katabilirsiniz. 

Modern kadının 'yaş bunalımı'nı anlatır Bridget. Okumuşsun, çalışıyorsun, belli bir yaşa gelmişsin ama hala bekarsın. Aman Allah'ım! Sanki herkesin sevgilisi vardır da bir senin yoktur, sanki herkes çift yaratılmıştır da bir tek sen tek. Birlikte okula gittiğin herkes, tüm yaşıtların evlidir sanki. Hepsi eşlerini, bebeklerini gözüne gözüne sokarlar gibi. Belli bir zaman sonra hayatında kimseyi istemiyor olsan da, bir ilişkiye hazır hissetmesen de bir anda etrafın gazına gelmiş bulursun kendini. Bir anda her şey evliliğin, sevgili bulmanın etrafında döner. Neredeyse kendin olmaktan çıkarsın. 
Aslında çok da yabancı bir hikaye değil, değil mi? 

Eklemek gerekirse, seri 3 kitaptan oluşuyor. Gendaş Kültür'den çıktı.

1- Bridget Jones'un Günlüğü / Bridget Jones's Diary
2- Mantığın Sınırı / The Edge of Reason
3- Mad About The Boy



Son kitap henüz Türkiye'de çıkmadı. Çıkacağına dair söylentiler uzun zamandır dolaşıyor. 
Ayrıca ilk iki filmden sonra Bridget Jones'un Bebeği adlı bir film daha yapılacağı duyurulmuştu ama o da kayıplara karıştı. 


Ne dersiniz güzel olmaz mıydı? :D 

Kitabı çıkarsa ilk alanlardan, filmi çıkarsa ilk gidenlerden biri olacağımı biliyorum sadece. :D 
Bazı tarz kitaplara kendimi yakın hissetmem, ama hissettim mi de tam hissederim.
Bridget de buna örnek. 

Aslında filmlerle, kitaplarla ilgili söyleyecek çok şeyim vardı ama böyle bir iç döküş yapmak istedim. 
Söyleyecek o bir sürü şeyimi yazmaya hazır olduğumda bu yazının iki numaralısıyla buralarda olurum. 

Dipnot: Bridget'e ŞU yazımda bir selam çakmıştım zamanında. :D 

Sizin neler düşündüğünüzü merak ediyorum. 
Sevgiler :* 

EDİT: 3. kitap çıktı, film geldi, yeni bir yazı yazıldı. Bu konudaki yazımı okumak için TIKTIK!

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

8 Ekim 2012 Pazartesi

Aşk Falcısı - Elieen Cook



Kitabın Adı: Aşk Falcısı 

Yazar: Eileen Cook

Orijinal Adı: Unpredictable

Çeviri: Tuğçe Ayteş

Yayınevi: Olimpos Yayınları

Sayfa Sayısı: 334

Yayın Yılı: Ağustos 2010


Yukarıdaki kitap benim kitabım. Ama baktım baktım kitabın bu kapaklı versiyonunu nette göremedim. Hep şu kapak kullanılmış: 


Artık kitap kapaklarındaki kol, bacak, kafasız bedenlerden bıkmış biri olarak, kendi kitabımın kapağını tercih ederim :)
Kitaba gelirsek; fazlaca takıntılı, artık yaşı da geçmeye başlamış ve Doug'la uzun bir ilişki yaşamış Sophie terk edilince ne yapabilirdi ki? Kabullenmektense erkeğini tekrar kazanmaya karar verdi...
Çünkü kendi sözleriyle de yazarsak yaşı biraz daha geçerse kendiyle ilgili yazdığı senaryo şuydu:

"Geçen gece Jane'e bebek baktım. İşte o zaman kafama dank etti. Benim geleceğim bu. Eğer şansım varsa o ve Jeremy garajlarının üstündeki odaya taşınmama izin verecekler, ben de garip Sophie teyze olacağım. Jane tatillerde çocuklarını beni yanaktan öpmeye zorlayacak. Tuhaf koktuğumdan şikayet edecekler. Cırtlak, korkunç bir kahkaha edineceğim, toplumdan uzak tutulanların kahkahasından. Çürüyen bir Muppet gibi, o fazla arkadaşça davranan, kız kurusu, tuhaf yaşlı kadınlardan biri olacağım. Sadece özel durumlarda garajdan çıkmama izin verecekler. "

Kızımız öncelikle ufak planlarla başlar, çamaşırcıda Doug'un çoraplarının eşlerini almak gibi... Ancak çamaşırhaneye son gidişinde Doug'u göğüsleri kendinden yarım metre önden giden Melanie'yle görür... Anlar ki bu iş bu kadar ufak olaylarla kapanmayacaktır...
Bu arada çalıştığı ufak kitapçı/araştırmacı dükkanda paranormal olayların kanıtlarını arayan, psişiklerin numaralarını söndürüveren Nick'le tanışır. Nick, kendini beğenmiş Doug yanında oldukça sönük kalan, sıradan biridir ama en azından dürüst bir erkektir. 
Kızımız bu görüşmelerde Melanie'yi nasıl Doug'dan uzak tutacağını anlar. Melanie falcılara inanmaktadır ve kızımız Nick'in yardımıyla en yakın zamanda olacak falcılar fuarına hazırlanır ve bir kündeye getirip Melanie'ye fal bakar. Bu arada mecburen Melanie'nin arkadaşına da fal bakar. Ona baktığı fal çıkınca kendini radyo programlarında bulur... 
Ünlü bir falcı olan Sophie, buna kesinlikle karşı çıkan ve kendini bu alanda eğiten Nick'e karşı nasıl davranacağını mı bilemesin, Doug'un sürekli kendini Melanie'yle tanıştırma isteklerini nasıl geri çevirsin? 

Böylece kızımız açmazlar içine girer... 
 Bu arada kitapta geçen: "En azından bana Aşk Hüngürdeğim demiyor ya." ifadesine çok gülmüştüm. Çevirmenin bu kelimeyi nasıl bir kelimeden çevirdiğini de merak ediyorum :) Böyle bir hitap ayrılık sebebi olacak cinsten :)

Sonrasını spoiler içermesin diye vermiyorum? Bakalım kızımız erkeğini kazanabilecek mi? 

Son sözü de falcılıkla ilgili Sophie'nin basın konuşması(!)ndan alıyorum:)

"Bir çocuğunuz medyumluk kariyerim olduğunu biliyor, geleceği önceden görme falan filan. Oysa geleceği bilmeniz gerekmiyor. Üstünüze düşen tek şey, sizi gitmek istediğiniz yöne ve birlikte olmak istediğiniz insanlarla götüren seçimi yapmak..."

Kitaba gelince, konu olarak güzel olsa da malesef ben Eileen ablamızın üslubunu pek beğenmedim. Evet ortada azıcık saf, olaylara en azından bize esprili gelecek şekilde yaklaşan bir karakter var. Ama yazarın kalemini zorlama buldum çünkü her satırda illa Sophie komik bir şey söylemeli veya komik bir şey yapmalı ittirmesi vardı. Bu da hem okuyuşumu yavaşlattı, akmadı kitap; hem de sıktı beni, kitaptan soğuttu... 

Bu nedenle sana başarılar dilerken Sophieciğim malesef ki sana puanım:  



Devamını Oku »

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kördüğüm - Heidi Betts (Chicks with Sticks #1)






Kitabın Adı: Kördüğüm
Yazar: Heidi Betts 
Orijinal Adı: Tangled Up In Love 
Çeviren: Süreyya Çalıkoğlu
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Tür: Çik-Lit/Romantik Komedi
Sayfa Sayısı: 280
Yayın Yılı: 2012
Seri: Chicks with Sticks Serisi 1. Kitap
Seri:
#1 Kördüğüm / Tangled Up In Love  (Ronnie&Dylan)
#2 Seviyor Sevmiyor / Loves Me, Loves Me Knot (Jena&Gage)
#3 Bir Yumak Aşk / Knock Me For A Loop (Grace&Zackary)



Öneriler sonucu almıştım, kapağına da ilk görüşte vurulmuştum bu kitabın... Çok tatlı, gülümseten bir hikaye...

Kızımız Ronnie ve oğlumuz Dylan iki rakip köşe yazarıdır. Rekabetlerinin temeli Ronnie'nin istediği işi Dylan'ın kapması olsa da sütunlarda kadın-erkek tartışması üzerine ilerler, hangisinin daha üstün olduğu konusunda sürekli iddiaya girerler... 

Birbirlerine utanç verici şeyler yaptırırlar ve birbirlerinden ölesiye nefret ederler... Ancak arkadaşları ortak olduğundan sürekli de karşılaşırlar.

Hikayemiz de bir iddiada Ronnie'nin Dylan'a örgü öremeyeceğini söylemesiyle başlar. Dylan örgü örmelidir ve dersleri de Charlotte'in de yardımıyla Ronnie vermeye başlar. İkili aynı zamanda birbirlerine deli gibi tutulurlar ama diğer yanda da çekişmeleri vardır. Bunun üstesinden gelebilecekler mi?

İkisinin de inadından kolay kolay vazgeçmeyeceği herhalde Ronnie'nin beni de güldüren şu sözlerinden anlaşılabilir:
"Dylan Stone'a karşı böyle bir çekim hissedemezdi. Cam parçaları yemeyi, yanan kömürler üzerinde yürümeyi, bütün vücuduna kağıt kesikleri yapıp limon suyu dolu bir fıçıya atlamayı tercih ederdi..."

Bu arada Charlotte teyzemizin büyülü bir çıkrığı var, onunla eğrilen yünle bir şey örüldüğünde çiftleri bir araya getiriyor, bir ara aşırmayı düşünüyorum, söyleyeyim :) 

Yüz güldüren, çekişmeli bir kitaptı. Yetişkin bölümler olduğunu belirtmekte de fayda var... 

Bu arada Ephesus yayınlarından bir müjde daha. Serinin ikinci kitabı Seviyor Sevmiyor da çıktı çıkacak... Bunda da çocuk meselesi yüzünden boşanan Jenna ve Polis Memuru Gage'i okuyacağız... Örgü kulübünün üyesi samimi üç arkadaşın 2.sinin hikayesi de umarım ilki kadar güzel ve eğlenceli olur :)


PUANIM: 

Devamını Oku »