8 Ocak 2022 Cumartesi

ENOLA HOLMES - Film Yorumu (BCP EYLÜL)


Merhabalar :)
Bendeniz iflah olmaz bir Sherlock Holmes sever olarak onunla ilgili çoğu kaynağı tüketmeye çalışıyorum. Kitaplar, diziler, filmler... Enola Holmes'u da aslında çıktığında izlemeyi düşünüyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Geçtiğimiz aylarda izledim ve BCP'nin bu ayki konusu polisiye olunca da buradayım. ^^ 

Bu blogda Sherlock Holmes'la ilgili epey yayın var, yazı sonuna hepsini koyacağım. Ancak aklıma ilk olarak HER BAKIŞ AÇISINDAN YENİ BİR SHERLOCK geldi. Burada farklı yazarlarca epey Sherlock hikayesi yazıldığından ve herkesin Sherlock'u kendi bakış açısıyla algıladığı için karakter olarak farklı bir özelliği ön plana çıkan SH'lar gördüğümüzden bahsetmiştim. Ayrıca yine SH'u yerinden oynatamayan yazarların genelde bu uğurda Watson'ı yerinden edip oraya kendi karakterlerini eklediklerini ve neden böyle yaptıklarıyla ilgili kendi çıkarımlarımı paylaşmıştım. Bu yazımı hâlâ çok severim, okursanız mutlu olurum ^_^


Bu filmde de benzer şekilde bir düzenlemeye gidilmişti. Watson karakteri hiç yoktu. Bu kez bize tanıtılacak karakter ise Enola Holmes'tu, Sherlock ve Mycroft'un küçük kardeşleri. 

Başlarken şunu belirtmeliyim ki, böyle yapımlarda odağınız Sherlock Holmes olursa hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü yazarlar genelde SH ile sizi bir nevi yemleyip kendi yarattıkları yeni karakteri yedirmeye çalışırlar. Çok amiyane bir açıklama oldu, elit çizgimden çıktım ama :p bence böyle. Çünkü hikayeye yeni bir şey katmak isterler, farklı bir bakış açısı ve farklı bir deha. Kendi dehaları... 

Konuya dönersek odağınız yeni karakter olmalı kesinlikle, pergelin bir ayağı gibi o karakter üzerinde durursanız hikayeyi bütünüyle algılarsınız. Odağınız Sherlock olursa hayal kırıklığınıza uğramanız kaçınılmazdır. Sebebi ise bu tarz hikayelerde pasifize edilmiş, arka planda hikayeyi destekleyecek; ana karakterlikten yan karakterliğe bazense figüranlığa düşmüş bir Sherlock vardır. Enola Holmes filminde ise bir nevi figüran bir Sherlock vardı, bir gölge. Enola'yı tek başına bu şekilde ele almalarıyla ortaya çıkacak film onun Sherlock Holmes'un kız kardeşi olarak ele almalarıyla ortaya çıkacak film bambaşka olacaktı şüphesiz. 


Filme giriş yaparsam Enola, tersten okunuşuyla Alone ;) iki abisi ve annesiyle taşrada yaşayan bir genç kızdır. Abileri büyüdükçe evden ayrılıp şehre gitmiş Enola'yı annesi yetiştirmiştir. Ama ne yetiştirmek, o dönemde bir kadının öğrenmesinin tabu olarak görüldüğü her şey (Kimya, jujitsu,şifre çözme vb.). Aklını ve bedenini eğitebileceği pek çok yöntem. Başlangıçta bu kısım hızlı ve güzel bir geçişle başlıyor. Enola'nın annesi Eudoria Holmes karakteri ise Fight Club filminden Marla Singer'ı da canlandıran Helena Bonham Carter. 

"Anneme göre mahremiyet erdemlerin en büyüğüydü. Ve en çok ihlal edileni." 


Enola 16 yaşına girdikten sonra bir sabah annesinin ortadan kaybolmasıyla film hızlanıyor. Abileri şehir dışından geliyor ancak kardeşler birbirinden o kadar kopuk ki uzun zamandır görüşmemişler. Abilerinin zerafet okuluna göndermeyi tercih ettikleri Enola, kaçarak annesinin peşine düşüyor ve olaylar başlıyor. Enola'nın bu yolculukta kendisi de bir kaçkın olan Tewksbury Vikontu ile yolu kesişiyor. İkisinin hikayesi birbirine karışırken maceraya da giriş yapmış oluyoruz. 


Filmle ilgili hoşuma gitmeyen şeylerden biri Mycroft karakteriydi. Orijinalinde bu karakter de en az Sherlock kadar zeki ancak ondan daha sorumluluk sahibi biridir. Burada ise dediğim dedik, çok katı, anlayışsız bir karakterdi ve izlerken çok fazla bileniyorsunuz karaktere. Kardeşi, Sherlock'a sığındığında ise Sherlock onu Mycroft'tan korumaktan aciz ve abisine karşı çıkamıyor. Bir iki teselli etmeyecek şey yapıyor sadece. Ve böylece karakterler orijinallerinin gölgesini bile siliyor. Bu gerçekten rahatsız edici ve üzücüydü benim için. Tam burada Henry Cavill'in Sherlock'undan da bahsetmem lazım. Çok kötü değildi ama mükemmel Sherlock örnekleri varken önümüzde maalesef çok silik kaldı. Sherlock'un karakteristik çoğu özelliğini de göremedik maalesef kendisinde. 


Filmin çekim tekniklerini, ortamları ve kıyafetleri ayrıca beğendim. Başrollerin birlikte enerjisi de çok iyiydi, filmdeki tempoyu düşürmediler hiç. 

Hoşuma giden şeylerden bir diğeri ise verdiği bazı mesajlardı. Zaten baş karakter bir genç kadın. Bu zaten güzeldi. Ek olarak klişe yapımlardaki her kadın karakterin kaderini bir erkek çizer mesajından ellerinden geldiğince uzaklaşmalarıydı. Enola zerafet okuluna gittiğinde hocasına boyun eğmeyip "Ben kendime yeterim," dediğinde yediği tokat Mycroft'un suratına patlamalıydı. Annesi ise Enola'ya bazı bulmacalar bırakmıştı, bunlar eğlenceliyken onu yetiştirirken ve sonrasında verdiği mesajlar da hoştu. "Geleceğimiz elimizde. Geleceğimize dair iki yol vardır. Kendimiz için seçtiğimiz ve başkalarının bizim için seçtiği."


Bir Sherlock Holmes hikayesi olarak çok zayıf kalsa da başrolünü genç bir kadının oynadığı polisiye bir film olarak eğlenceliydi. Sonu da gayet iyi bir şekilde bağlanmıştı.

Kesinlikle izleyin diyeceğim kadar iyi değildi ama n'olur izlemeyin diyeceğim kadar kötü de değildi. Sherlock kısmını göz ardı edebilirseniz daha çok eğlenebilirsiniz.
Sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

26 Ocak 2017 Perşembe

Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine) - Laurie R. King (Mary Russell and Sherlock Holmes #1)


Kitap Adı: Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine)
Yazar: Laurie R. King
Orjinal Adı: The Beekeeper's Apprentice (On The Segregation of The Queen)
Çeviri: Müge Atalay Bayyurt
Yayınevi: Portakal Kitap
Tür: Polisiye
Basım Yılı: Ocak 2017
Sayfa Sayısı: 363
Seri: Mary Russell and Sherlock Holmes #1


Seri Sıralaması
#0,5 Mary Russell's War: A Journal of the Great War
#1 Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine) The Beekeeper's Apprentice (On The Segregation of The Queen)
#2 A Monstrous Regiment of Women

#3 A Letter of Mary

#4 The Moor
#5 O Jerusalem
#6 Justice Hall
#7 The Game
#8 Locked Rooms
#9 The Language of Bees
#10 The God of The Hive
#10,5 Beekeeping For Beginners
#11 Pirate King
#12 Garment of Shadows
#12,5 Mrs. Hudson's Case
#13 Dreaming Spies
#13,5 The Marriage of Mary Russell
#14 The Murder of Mary Russell


Ek Kitaplar
Mary's Christmas
Mary Russell's War: And Other Stories of Suspense
Mary Russell Companion


Kendimizinki dışında sahici bir zekânın belirtisini keşfetmek; Robinson Crusoe'nun, adasının kumlarında bir insan ayağının izini gördüğünde hissettiklerine benzer bir hisse kapılmamızı sağlıyor. 

Nihayet Okuyan Kızlar Kulübü'nde bir Sherlock Holmes macerasını konuk ediyoruz. Ne kadar mutlu olduğumu varın siz düşünün. ^_^
Dün Her Bakış Açısından Yeni Bir Sherlock Holmes isimli bir yazı yayınladım. Farklı yazarlar tarafından yazılan her  Sherlock Holmes hikayesinde yepyeni bir Sherlock Holmes tanıdığımızdan ve Watson'ın genelde yazarın kalemine kurban gittiğinden bahsettiğim yazımı okumak için TIKTIK!

***

Bu kitaba gelirsek; Sherlock Holmes artık emeklidir ve emeklilik günlerini taşrada arılarla ilgilenerek geçirmektedir. 15 yaşındaki Mary Russell ile tanışmaları da burada olmuştur. Mary gerçekten zehir gibi zeki bir kızdır, bu özelliğiyle de Sherlock'un ilgisini çeker. 
Her ilişkinin başında olduğu gibi önce yazarın Sherlock'unu, hangi yönünün ön plana çıktığını görüyor, yazarın onun sağ kolu olarak uygun gördüğü genç Mary Russell'ı tanıyoruz. 
Mary'nin Sherlock'un diğer yaverlerinden farkı gerçekten zeki olması. Ve Sherlock'un zihnini, kendi zihninden ötürü tanıyor olması. Sherlock'un ilgisini neden çektiğini buradan anlayabiliriz. 
"Her yalnız canavar bir yol arkadaşına ihtiyaç duyar." demiş The Doctor. (Bir Sherlock kitabına Doctor Who'dan alıntı yakışırdı *_* ) 
Sherlock da biraz böyle benim nazarımda.
Uzunca bir seriye giriş olduğu için başlangıçtaki bu kısımlar sizi biraz sıkabilir, sıkmaya da bilir. :p
Ama kitap başlar başlamaz olaylar olaylar değil, bir tanışma alışma sürecimiz var. Ama sadece 60-70 sayfa sürüyor. ^^

Sherlock zeki ama deneyimsiz ve zekası henüz eğitilmemiş bu kıza bildiği her şeyi elbette ki öğretiyor. Zaten Mary'nin dönemin zorlu şartlarına rağmen üniversite okuma hayali var, teoloji okumak istiyor. Sherlock'un etkisiyle kimya ve teoloji birlikte okuyor. 
Sonrasında ise ikili birlikte maceralara atılıyor, kaçınılmaz olarak dava çözüyorlar. Yeri geliyor Mary kendi de çözümlere ulaşıyor. 


Ben gerçekleri ortaya çıkarırım Bayan Russell, Watson ise değiştirir.


Mary Sherlock dünyasına bir bahar ayı tazeliği ve çiçek kokusu katmış gibi geldi bana. Aman aldanmayın, zehir gibidir de demiştim. Daha önceleri dehasına hayranlık duyan ya da şaşıran insanlarla bir arada olan Holmes, hemen hemen kendi zekasına denk birini bulunca karşılıklı atışarak zeka konuşturmak, birbirlerinin sözlerini tamamlamak da kaçınılmaz oluyor. Kitabın gülümseten kısımları da böyle doğuyor. :) Mary'nin kılık değiştirmedeki başarısına ve muzipliklerine de bol bol güldüm. Ama içimdeki nedense ondan azıcık da olsa hoşlanmayan o kısım yok olmadı.

Mary'nin kendi deyimiyle kibirli, keskin zekâsı; farklı yazarlar tarafından yazılmış bu tarz Sherlock Holmes hikayelerindeki zeki sağ kol eksikliğini dolduruyor ve farklı bir yön sunuyor. Çünkü genelde zeki 2. kişiler Sherlock'a yardımcı değil, rakip olarak sunula gelmekte.


Kitapla ilgili sevdiğim yan güzelliklerden biri ise; dönemin gerçekliğiydi. Savaş yıllarının kahramanlarımızın hayatlarına olan etkisi çok sade bir şekilde verilmişti ve bundan gerçekten hoşlandım. Mary'nin ağzından okuduğumuz kitapta kendisinin sorgulamalarını ve çoğu zaman bakış açısını da beğendim. 

Beni düşüncelerden düşüncelere, hayallerden hayallere sevk eden bir ayrıntı ise girişteki yazar notu/editör notu oldu. Çok zekice buldum. 
Bunun bir kısmıyla ilgili Fighting! Blog  Laurie R. King Mary Russell'ı Yazarken!^^ isimbir bir yazı yazdı bile.

Kısaca okunmaya değer bir yan macera olmuş. Mary Russell tanınmayı hak ediyor bence.
Sevgiler :*


Devamını Oku »

23 Ocak 2017 Pazartesi

OKK 50.Blog Tur: Arıcının Çırağı - Laurie R. King // Kitap Tanıtımı




Herkese merhaba!
OKK'nın 50. blog turunun konuğu Portakal Kitap'tan çıkan Laurie R. King'in Arıcının Çırağı   romanı!

Kitabımızı Tanıyalım^^


"Arıcının Çırağı; halihazırda Sherlock Holmes hayranı olanları yeterince memnun edeceği gibi, şüphesiz kendine yeni okurlar da kazandıracak."
School Library Jornal
"Orjinal ve eğlenceli muazzam bir üslup - başından sonuna kadar sizi içine çekiyor!"
Booklist
Tanıdığımız Sherlock Holmes; dahiyane fikirleri, zekası ve pek çok olayın perde arkasındaki gizemi çözmekte üstüne olmayan şahsiyetiyle bir ekol... Bir gün emekli olup da bir kasabada arıcılıkla uğraşacağını duysanız inanır mıydınız? Evet, doğru duydunuz!
Yıl 1915... Sussex'te bir çiftlik evinde arılarıyla karşımıza çıkıyor dahi dedektif Sherlock Holmes. Ta ki yakın zamanlarda öksüz kalmış, en az kendisi kadar zeki ve bir o kadar kendini beğenmiş küçük Mary Russell hayatına girip onu etkileyene kadar...
Ondaki ışığı gören Sherlock, bildiği her şeyi öğretiyor Mary Russell'a; bir ipucunun peşine düşüp büyük resmi görmeyi, bulguları birleştirip bir şüphelinin peşinde iz sürmeyi, kılık değiştirip kendini gizlemeyi ve uzun zamandır unuttuğu içindeki o yılların kıpırtısını... Bir usta-çırak ilişkisi olarak başlayan bu ilişki, kısa sürede muhteşem bir ikilinin soluksuz maceralarına dönüşüyor.
Evet, Sherlock'un yeni sağ kolunu takdim etmekten onur duyarız; Mary Russell.
The New York Times Bestseller yazarı Laurie R. King, "20. Yüzyılın En İyi Polisiye Romanı" ödülünü kazanan Arıcının Çırağı ile sizi tamamıyla yeni maceraların peşinde iz sürmeye davet ediyor!
Takipte kalın! Bu ikilinin ismini yeni kitaplarla daha çok duyacaksınız!


Tur Takvimi


23.01.2017
Duyuru – Takvim – Çekiliş

24.01.2017
Kitap Tutkusu - Sherlock Ürün Dünyası.
Fighting!!- Ön Okuma. 


25.01.2017
Fighting!!-Mary Russell'ı Yazarken!

26.01.2017
Yorum

ÇEKİLİŞ!!

2 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 

Katkılarından dolayı Portakal Kitap'a teşekkür ederiz.



Takipte kalın^^
Devamını Oku »

10 Aralık 2016 Cumartesi

Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd (Kaçığın Kızı #2)


Kitap Adı: Deliliğin Kıyısında
Yazar: Megan Shepherd
Orjinal Adı: Her Dark Curiosity
Çeviri: Nazlı Tüzüner Tokan
Yayınevi: Dex Kitap
Tür: Gerilim
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 405
Seri: The Madman's Daughter/ Kaçığın Kızı  #2

Seri Sıralaması
#2 Deliliğin Kıyısında / Her Dark Curiosity
#3 A Cold Legacy


"Kadınların neden bunları giydiğini anlamıyorum," diye mırıldandı gözlerini işinden ayırmadan. "Doğal bir şey değil. Kim olduğunuzu gizliyor."
Artık üzerimde yalnızca içliğim ve elbisem vardı. Hem heyecan verici hem rahatsız ediciydi. "Anlamalısın," dedim. "Hayat kendini gizlemekten ibaret."


Serinin ilk kitabı Kaçığın Kızı 2013'te yayınlanmıştı. O kitaba tur yaptığımızdan beri bu kitabı bekliyorduk, nihayet çıktı. Bu kitapla birlikte Dex Kitap seriyi orijinal kapaklarıyla basmaya başladı, ilk kitabın yeni baskısı da orijinal kapakla olacak. İlk kitabın kapağı hikayedeki gerilimi, korkuyu net bir şekilde verse de esas kapaklar benim çok daha hoşuma gidiyor. Hem bu tarz kapakları sevdiğimden hem de kapaklardaki hikayeye dair bazı detaylardan ötürü. O detaylara birazdan değineceğim. 


İlk kitapta öldü sandığı babasını bulan, onun çılgın deneyler yaptığı adada maceradan maceraya atılan ve iki delikanlı arasında kalan Juliet'in maceraları bu kez şehrin göbeğinde, Londra'da devam ediyor. Juliet babasının eski arkadaşlarından birinin vesayeti altında ve oldukça iyi bakılıyor. Ancak şehirde seri cinayetler oluyor ve ne hikmetse kurbanlar hep Juliet'le ilişkili kişiler. 
Üstüne üstlük Juliet sağlık sorunlarıyla da boğuşuyor. 

Yani heyecan bu kez adada, doğanın kucağında değil; Londra'nın ara sokaklarında kol geziyor. 3:)

Çaresizlik insana asla yapmayacaklarını yaptırırdı. 


Bu kitabı da beğendim. Gerilim oldukça iyiydi, detaylar yerli yerindeydi ve yine bolca akıl oyunları vardı. 
Ünlü eserlerden isim seçme detayı ilk kitapta da hoşuma giden bir şeydi, bu kitapta da Jakyll detayı vardı. Bu tarz göndermeleri severim.^^

Kitaba dair olumsuz özelliklere gelirsek ben esas kızımız Juliet'in bunaltıcı iç sesini, zihnindeki kararsız karmaşaları unutmuşum, bu kitapta da bolca bulunduğundan hatırlamış oldum. Ama hiç özlememişim. Bu kızın zihni, aynı şeyi 500 kez düşünmesi, zihninin dehlizlerinde dolaşmak beni yine yordu. Daha önceki kitapta onun zihninden görerek ortalama bulduğumuz bir karakteri bu kitapta seve de biliyoruz, ya da tam tersi. Yine de Juliet'in zihnini sevmiyorum. 

Bir diğer olumsuz şey ise seriye uzunca bir süre ara verilmesi olsa gerek. 
İnsan bazı detayları unutuveriyor. Sağolsun Fighting Blog'un sahibesi Esram ilk kitabı tekrar okuyup zihnimdeki bazı soru işaretlerini giderdi. :*




Bir sonraki kitap Frankestein romanını temel alacak, onu da şimdiden merak ediyorum. 
Kapakları beğenme sebebime dönersek. İlk kitabın kapağı mekan olarak adayı, yalınayak eski püskü elbiseli haliyle kızımızın hizmetçilik yaptığı günleri yansıtıyor. İkinci kapakta durumu iyi birinin vesayeti altındaki Juliet'in giyimi değişiyor, daha kaliteli bir hal alıyor mekan ise Londra. Üçüncü kitap kapağından çıkarım yaparsak da Juliet yine iyi durumda, kıyafeti çok güzel. Mekan ise adayı, ada olmasa bile bir taşra evini temsil ediyor gibi. Belki de Dr. Frankestein'ın evidir, ne dersiniz?




 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Aralık 2016 Cuma

Dr. Moreau, Dr. Jekyll and Mr. Hyde'dan Frankestein'a, İlhamını Klasikleşmiş Eserlerden Alan Seri: Kaçığın Kızı



Megan Shepherd, Kaçığın Kızı/ The Madman's Daughter serisinde kendine göre bir tarz belirliyor ve klasikleşmiş kült eserleri kendine has bir şekilde kaleminde yeniden yorumluyor. 



İlk kitap Kaçığın Kızı, 
Bu kitabın turunu da yine Okuyan Kızlar Kulübü olarak biz yapmıştık. Ve kitabı genel olarak beğenmiştik. Dr. Moreau'nun Adası filme de uyarlanmış ilgi çekici bir kitap. Yazarımız o kitabı farklı bir şekilde ele almış, işin içine biraz da aşk ve duygusal gerilim katmış. Eksikliklerine rağmen oldukça başarılı bir versiyon! Unutmadan ekleyeyim, orijinal kapağın aksine Dex Kitap kapak tercihinde gerilimi vurgulamayı biraz daha uygun görüyor.

İsterseniz kısaca geçen turdan kitaba dair neler demişiz hatırlayalım: 

BENHERNEYSEMO: Yazarın harika anlatımı ve gerilimi hissettirmesine tam puan! Puan kırılacak tek nokta ise  özgünlük sorunu ve aşk bunalması! YORUMUN TAMAMI VE KARAKTER ANALİZİ İÇİN TIKTIK!

FIGHTING: Her türlü fantastik, değişik kitap okuyan ben böyle bir kitapla ilk defa karşı karşıya kaldın. Yazarın anlatım ve konu seçimine hayran kalmamak elde değil. Derslerimin ve ödevlerimin çok olduğu bu dönemde nasıl bitirebilirim diye dertlenirken yazarın akıcı dili beni bu dertten kurtardı çünkü heyecan ve meraktan doğan bir güdüyle hızla okuyup bitirdim. YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!

KİTAP TUTKUSU: Genetik üzerine yüksek lisans yapmış, dahası sayfalarca tez yazmış biri olarak kitabın konusuna bayıldım ama karakterler hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Özellikle baş karakterler beni okurken çileden çıkardı desem abartmış olmam.  YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!

PUDRA TOZU: Kitabın son sayfasına kadar heyecandan yerimde duramadım. Bir yandan aklıma yatmayanlar bir yandan cevaplanmamış sorular devamlı beynimde döndü.
Birçok fizik teorisi, insan yaradılışı, dini bakış ... çok konu bir arada işlenmiş. Öyle ki son ana kadar aklınıza gelen ama konduramadığınız şeyler cevaben önünüzde duruyor.
Bilmek her zaman da iyi olmuyor.
Bilim her zaman insanlık yararına kullanılamıyor. YORUMUN TAMAMI İÇİN TIKTIK!


Deliliğin Kıyısında
İlk kitap öyle heyecanlı bir yerde bitiyordu ki ikinci kitap ne zaman çıkar aman gecikmesin derken biraz geç de olsa 2. kitap geldi. Bu kez adadaki maceramız bitti ve biz Londra'ya geri döndük, Juliet kendini yeni bir maceraya atacak. Ve yazar yine Juliet ve onun hayatı üzerinden bu kez Dr Jekyll ve Mr. Hyde'dan esinlenerek hikayesine devam ediyor. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ı okumuş olanlar kitaba dair beklentilerini oluşturacaktır. Ben serinin orijinal kapaklarını beğeniyordum ancak 1. kitap için Dex'in farklı bir seçimde bulunduğundan yukarıda bahsetmiştim. 2. kitabın kapağında Dex, orijinal kapağı kullanmayı uygun görmüş ve beni pek bir mutlu etmiş ^_^  Bu arada bu serinin kitap adlarını da seviyorum ben. 

Bu kitaba dair düşüncelerimizi Fighting Blog bizim için özetlemiş: İlk kitabı okuyalı yıllar olmuştu. Yayınevinden uzun zamandır kitabın çıkmasını bekliyorduk, sonunda beklentimiz karşılandı ve kitabımızla kavuştuk. Bu kitabımız da ilk kitap kadar heyecanlı ve olaylar, olaylar^^ Hatta bu sefer olaylar adada değil tam Londra'nın göbeğinde gerçekleşiyor. Yeni karakterler, yeni ihanetler ve yeni bir serüven.


Ve son kitap A Cold Legacy.
Bu kitabın kapağı da çok hoş, yine benim sevdiğim türden. Bakalım Dex bunu da orijinal haliyle çıkaracak mı? Öyle umuyorum ^^

Ve bu kitap ise bir Frankestein hikayesi olacak. Yine Juliet üzerinden bu kez yine deli bir doktor tarafından tasarlanmış bir insanın hikayesini içeren kült bir esere misafir olacağız. Megan Shepherd'in hayal gücünde yolculuğa çıkacağız. Beklemedeyiz efendim. ^^

3 hikayeden esinlenerek yeni bir seri yazmak bence iyi fikir! 

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

14 Ağustos 2016 Pazar

Arsene Lüpen Kitapları Konusu ve Seri Sıralaması



Merhabalar,
Klasik polisiye seven insanların aklında en çok dolaşan üç isim genellikle Sherlock Holmes, Agatha Christie ve  Arsene Lüpen (Lupin)'dir. Kültleşmiş eserlerdir ve uzun yıllardır severek okunurlar.

Ben (evet 500. kez yazıyorum sanırım bloga :) sıkı bir Sherlock Holmes hayranıyımdır. Agatha Christie kitaplarını ve Arsene Lüpen maceralarını da severim. Sherlock Holmes Kitapları Okuma Sırası yazısından sonra diğer ikisi için de bir sıralama yazısı yazmayı düşünüyordum. Sonra araya başka şeyler girdikçe ara uzadı maalesef :/ Bu konuda son zamanlarda hem yorum olarak hem mail olarak sorular/dönüşler aldığım için gayretle bilgisayarın başına geçtim. Hasbihal kısmını kesip konuya gelmeden son not: Sherlock Holmes konusundaki sıralamaları vakit buldukça yayınevlerine göre de yazacağım.

Gelelim Arsene Lüpen'e. Arsene Lüpen de polisiye edebiyatta adından hâlâ söz ettiren karakterlerden biridir ve Sherlock Holmes gibi adı yazarının önüne geçmiştir. Sir Arthur Conan Doyle ismi Sherlock Holmes ismi kadar bilinmediği gibi Maurice Leblanc da Arsene Lüpen kadar bilinmez. Zaten yazarı: "Lupen beni her yerde takip ediyor. O benim gölgem değil, ben onun gölgesiyim," şeklinde bir açıklama da yapmıştır. Yazının başında saydığım üç klasik polisiye ismin içinde Lüpen'in diğerlerinden farkı kanunun yanında değil de suç tarafında bulunmasıdır. Edebiyatta ona suçun Sherlock Holmes'ü de denir.

Azıcık tarihçe kısmını konuşursak Maurice Leblanc, Fransız bir yazardır. Bu karakteri yirminci yüzyılın başlarında oluşturmuştur. Karakteri oluştururken Conan Doyle'un öğretmeninden esinlenmesine benzer bir şekilde dönemin ünlü anarşisti ve hırsızı Marius Jacob'tan esinlenmiştir. Marius Jacob da Arsene Lüpen karakteri gibi usta bir hırsız, kıvrak zekalı ve esprili biridir. Marius siyasi görüşleri nedeniyle genellikle papazlar, kiliseler, hakimler, askerler gibi kişi ve yerleri soymuş; adaleti birçok kez atlatmış. Maurice Leblanc'ın bu şahıstaki potansiyeli görüp suçlu olmasına rağmen ondan bu kadar sevilen bir karakter yaratması da onun dehası olsa gerek. Yazarın Marius Jacob dışında farklı isimlerden esinlendiği de konuşulmaktadır.


Arsene Lüpen nasıl bir karakterdir? Kitaplarından birine de ismini veren Kibar Hırsız kelimeleri kendisini çok güzel açıklamaktadır. Tam anlamıyla. Kültürlü, kibar, esprili, zarif biridir. Kadınlarla arası çok iyidir. Oldukça çapkındır, çapkınlık uğruna kendinden ödün bile verebilir. Esinlenildiği Marius karakteriyle paralel olarak genelde zenginlerden çalar. Hafif bir Robin Hood'luk durumu var yani ama onu asla paspal giysiler ve nasırlaşmış ellerle bir ormanda hayal etmeye kalkmayın. Kendisi tam bir salon erkeğidir. Kan görmekten hoşlanmayan, silah kullanmayı tercih etmeyen, bunun yerine uzak doğu dövüş teknikleri bilen bir karakterdir.

Arsene Lüpen karakteri de Sherlock Holmes gibi defalarca beyaz perdeye aktarılmıştır. Filmlerine ve yazarı dışında Arsene Lüpen'e dair yazılan kitaplarla ilgili bilgileri başka bir yazıya bırakacağım.  Bu kitapta konumuz esas yazarı Maurice Leblanc tarafından yazılan Arsene Lupen Maceraları.

Unutmadan Maurice Leblanc dönemin fenomeni Sherlock Holmes'un etkisine kapılıp Arsene Lupen'le Holmes'un karşılaştığı bazı hikayeler de yazmıştır. Conan Doyle'un karakterinin adının kullanımına dair itirazları sonucu Leblanc karakterin kendi kitabındaki adını Herlock Sholmes'e çevirmiştir.

Gelelim kitaplara. 
Arsene Lupen kitapları oldukça karışık bir şekilde basıldı ülkemizde, her yayınevi kendi  sıralamasına göre, bazen de kendine göre isimler vererek basmış. Hikayelerin bir kısmı ise henüz dilimize çevrilmemiş durumda.  Bu nedenle kitapların orijinal dili Fransızca olduğu için kitapların hem Fransızca, hem İngilizce, hem de Türkçe isimlerini yazacağım.
Bende Penguen Yayınları'nın kitapları olduğu için buradaki hikayelerin orada hangi kitaba karşılık geldiğini de yazacağım.

*SERİ SIRALAMASI*



#1 KİBAR HIRSIZ (Gentleman Cambrioleur / Gentleman Burglar) 1907

-Serinin ilk kitabı ve en sevilen hikayelerden biridir. Centilmen Hırsız olarak da karşınıza çıkabilir. Penguen Yayınları'nda Kibar Hırsız isimli kitabın ilk hikayesi.-

***

Bir gemi yolculuğu esnasında çaldığı her şeyi kaybeden Arsen Lüpen, atıldığı hapishane hücresinden Baron Cahorn'a şatosunu soyacağına dair bir mektup gönderir. Dedektif Ganimard, önüne geçemediği hırsızlığın gizemini çözmeye çalışırken bir kez daha Arsen Lüpen'in inanılmaz zekâsıyla çarpışmak zorunda kalır. Dreux ailesinden çalınan ünlü mücevheri sahibine teslim eden ve Kontes d'Andillot'nun katilinden Siyah İnci'sini geri alan kibar hırsız, centilmenliğinden asla ödün vermeden pek çok maceraya karışır.




#2 ARSENE LUPEN HERLOCK SHOLMES'E KARŞI (Arsène Lupin contre Herlock Sholmès/Arsene Lupin vs. Herlock Sholmes) 1908

-Sherlock Holmes'un de Arsene Lupen maceralarına dalıverdiğinden bahsetmiştim. Bu macera The Blonde Lady (Sarışın Kadın) ve The Jewish Lamp (Yahudi Lambası) adında iki parçadan oluşuyor. Ben bu kitabı Olimpos Yayınları'ndan aldım. Penguen Yayınları'nda görmemiştim.-

***
Herlock Sholmes, Arsen Lüpen'in sırlarını bir bir ortaya çıkarırken Lüpen bütün soğukkanlılığıyla sevdiklerini ve sıradışı hayatını korumaya çalışıyor!..
Basit bir hırsızlık, çalınan masaya saklanan piyango bileti yüzünden halkın gözünde büyürken masanın sahibi Bay Gerbois kızının kaçırıldığını öğrenir. Arsen Lüpen'in istediklerini yapınca kızına kavuşan Bay Gerbois için olay kapanır. Ancak Baron d'Hautrec'in cinayetiyle her iki işin içinde de Arsen Lüpen'in suç ortağı Sarışın Kadın'ın olduğunu anlayan polis yine centilmen hırsızın peşine düşer.Baron d'Hautrec'in değerli elması Kontes Crozon'dan çalınınca, Kont ve Kontes ünlü İngiliz dedektif Herlock Sholmes'ten yardım isterler; ondan başkası Arsen Lüpen'i yakalayamayacaktır.




#3 OYUK İĞNENİN ESRARI (L'Aiguille creuse/The Hollow Needle) 1909

-Oyuk İğne ismiyle de karşınıza çıkabilir. Bu hikayeyi Penguen Yayınları'nda görmedim.-

***
Bir silah sesiyle başlayan ve Rubens'in dört yağlı boya tablosunun çalınmasıyla devam eden macerada Arsen Lüpen, kendisini yakalamak isteyenlerle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Dahası Sezar'dan başlayarak zamanımıza kadar süregelen müthiş bir sırrı ortaya çıkarıyor. Bu öyle bir sır ki, hem Fransa'nın güçlü bir devlet olarak devamının garantisi, hem de dünyanın en büyük hazinelerinden birine açılan gizemli bir kapı...
Lüpen, bu meşhur hazineye kavuşmaya çalışırken, karşısında rakip olarak müthiş zeki bir lise öğrencisi buluyor. Üstelik ünlü İngiliz dedektif Herlock Sholmes de işin içinde... Bütün engellere rağmen Lüpen, amacına ulaşacak mı? Hayatında ilk defa ölümüne sevdiği kadına kavuşacak mı?




#4 813 (813/813) 1910 

-813 isimli temel hikayenin dışında bu başlık altında iki mini hikaye daha bulunmaktadır. Genelde yayınevleri bu hikayeleri toplu olarak zaten basıyor, Penguen yayınlarının 813 isimli kitabı 3 hikayeyi de içeriyor.-

***
Paris'te esrarengiz bir adamın peşine düşen “Pırlanta Kralı” Rudolf Kesselbach, bir sabah otel odasında ölü bulunur. Cesedin üzerinde Arsen Lüpen'in kartviziti vardır. Her koşulda adam öldürmekten kaçınan Arsen Lüpen, bu defa cinayet suçlamasıyla karşı karşıyadır. Cinayetler devam ederken tüm işaretler hala hırsızı göstermektedir. Ne var ki Arsen Lüpen, kıvrak zekası ve vicdanı sayesinde gerçekleri gün yüzüne çıkarırken Alman İmparatoru'nu peşinden sürükleyecek güce sahip olduğunu kanıtlar. Peki ama cinayet suçlamalarından kurtulabilecek midir? İmparator'a verdiği sözü tutabilecek midir? “813” sayısının gizemini çözebilecek midir?..



#5 KRİSTAL TIPA (Le Bouchon de cristal / The Crystal Stopper ) 1912

-Kristal Tıpa isimli bu hikayeyle Billur Tıpa, Billur Kapak şeklinde de karşılaşabilirsiniz. Penguen Yayınları baskısında bu hikaye Billur Kapak ismiyle Müfettiş Barrett adlı kitapta bulunmaktadır.-

***
Arsen Lüpen, iki adamıyla milletvekili Daubrecq'in evine soyguna gider. Adamlarından Vaucheray, soygun esnasında evin uşağını öldürmek zorunda kalır. Lüpen kaçmayı başarır, ama iki adamı suçüstü yakalanır. Vicdan azabıyla kıvranan efsanevi hırsız, masum adamını idamdan kurtarmak için hemen kolları sıvar. Lüpen, araştırmasını derinleştirdikçe gizemli olaylarla karşılaşır. Ortada Yirmi Yediler Listesi hakkında söylentiler dolaşmaktadır. Daubrecq'in bu gizemli listeyi kristal bir tıpanın içinde sakladığı söylenmektedir. Birçok kişi, iktidar ve özgürlük hayaliyle, şantajdan cinayete sayısız uğursuzluğu peşinden sürükleyen bu listenin peşindedir. Peki kristal tıpanın gerçek sırrı nedir?


#6 ARSENE LUPEN'İN İTİRAFLARI (Les Confidences d'Arsène Lupin / The Confessions of Arsene Lupin ) 1913 

Barones Repstein kocasından çaldığı mücevherlerle birlikte Paris'te ortadan kaybolalı iki hafta olmuştur. Fransız polisi mücevherlerin izlerini ekmek kırıntıları gibi izleyerek onu tüm Avrupa'da aramaktadır.  Ancak barones onların çabalarını boşa çıkarır. Arsene Lupen onu bulduğunda kaçması kolay olmayacaktır. 


#7 OBÜS PATLAMASI (L'Éclat d'obus / The Shell Shard) 1916

Woman Of Mystery ismiyle de bilinen bu hikaye yazarın erken dönem eserlerinden biridir. 
Aslen bir Lupen hikayesi değilken 1923 yılında Lupen hikayeye eklenmiştir.  Paul Delroze, Elisabeth ve II. William etrafında çevrelenir. Penguen Yayınları'nda bu hikaye Çalınan Tablolar isimli kitaptadır. 




#8 ALTIN ÜÇGEN (Le Triangle d'or / The Golden Triangle) 1918

-The Return Of Arsene Lupen (Arsene Lupen'in Dönüşü) adıyla da bilinir. Avrupa Yakası Yayınları, Mutlu Fakat Yalnız ismiyle yayınlamıştır.  Penguen Yayınları'nda bu hikaye hem Altın Üçgen isimli kitapta, hem de Saat Sekizi Çalarken isimli kitapta bulunur. Buraya ufak bir tavsiye koymak istiyorum, Altın Üçgen isimli kitabı almanıza gerek yok çünkü içindeki Altın Üçgen hikayesi Saat Sekizi Çalarken isimli kitapta, 813 isimli hikaye ise 813 isimli kitapta zaten bulunmaktadır.-

***
Kahraman Yüzbaşı Patrice ve fedakâr hemşire Coralie'nin aşkı geçmişlerinde saklı sırlarla örülmüştür. Genç aşıklar bu sırları çözdükçe hem korkunç gerçeklerle tanışacak, hem de kendilerini bekleyen yeni tehlikeleri görecektir. Kanlı katil Essares, korkusuz Afrikalı Ya - Bon ve elbette başrolde Arsen Lüpen... Tüm bu unutulmaz karakterlerin aynı anda yer aldığı nefes kesici bir macera... Ölüme bile meydan okuyan bir düşman, nasıl mağlup edilir? Umutların tükendiği anda, Arsen Lüpen yardıma yetişebilecek mi?


#9 OTUZ MEZARLI ADA (L’Île aux trente cercueils / The Island of Thirty Coffins) 1919 

-İngilizce The Secret Of Sarek ismiyle de basılmıştır. Avrupa Yakası Yayınları tarafından
Ölüm Adası ismiyle yayınlanmıştır.-

***
Genç ve güzel bir kadın olan Veronica, babası ve çocuğunu talihsiz bir deniz kazasında kaybetmiştir. Veronica'nın eski eşi olan Aleksi Vorski ise, zengin fakat taş kalpli bir adamdır. Vorski'den kurtulmaya çalışan Veronica kendini gizemli olayların gerçekleştiği Sarek Adası'nda bulur. Bu gizemli adada görecekleri, kendi geçmişiyle ilgili sırları açığa çıkaracaktır. Fakat Veronica, halk arasında Ölüm Adası diye bilinen bu yerden kurtulmayı başarabilecek midir? Korkusuz kahramanımız Arsen Lüpen onun yardımına koşacak mıdır?



#10 KAPLAN / KAPLANIN DİŞLERİ (Les Dents du tigre / The Teeth of The Tiger) 1921

Mornington isimli bir adamın hikayesini anlatan ve Arsene Lupen'in Don Luis Perenna takma ismini kullandığı hikaye. Türkçe baskısını maalesef ki ben görmedim.


#11 SAAT SEKİZİ ÇALARKEN (Les Huit Coups de l'horloge / The Eight Strokes of The Clock) 1923

-Saat Sekizi Çalarken, Saat Sekizi Vurdu, Saat Sekizi Çaldı gibi isimlerle yayınlanmıştır.-

***
Güzel ve talihsiz Hortense Daniel'in kalbini kazanmaya kararlı centilmen hırsız bu kez dedektifliğe soyunuyor. Eşsiz zekasıyla inanılmaz hikayelerin üzerindeki sır perdelerini bir bir kaldıran Arsen Lüpen yol arkadaşının mutluluğu için her şeyi göze almaktan çekinmiyor. Arsen Lüpen hayranlarını yıllar önce işlenen cinayetlerin failini bulmaktan giyotine götürülmekte olan bir mahkumu kurtarmaya varan nefes kesici bir serüven bekliyor.


#12 DR. KAGLIASTRO (La Comtesse de Cagliostro / The Countess of Cagliostro) 1924

-Doktor Cagliostro, Kontes Cagliostro ismiyle yayınlanan hikaye Memoirs of Arsene Lupin/ Arsene Lupin'in Anıları ismiyle de bilinir.-

***
Arsen Lüpen’in doğuşunu anlatan macera başlıyor! 

Arsen Lüpen’in ünlü ve yetenekli bir hırsıza nasıl dönüştüğünün, ilk aşkının, evliliğinin ve hayatı boyunca cevabını arayacağı soruların ortaya çıkışının hikâyesi bu. 

Ünlü Kontes Cagliostro’nun hayatını kurtarıp ona âşık olan dahi hırsız, sevdiği kadının gizemini çözerken iç hesaplaşmalarla yüzleşmek zorunda kalıyor. Gerçeğin perdesini araladıktan sonraysa yüzyıllarca saklı kalan bir hazinenin peşinde koşmaya başlıyor. 

---


Tüm zamanların en zeki ve sevimli hırsızı Arsen Lüpen'in yolu bu kez, güzelliğiyle etrafındaki herkesi büyüleyen gizemli Kontes Cagliostro'yla kesişiyor. Sırılsıklam aşık bir genç olarak, Clarisse ile evlilik hazırlığı içindeyken kader, bir iş üzerindeki Lüpen'in karşısına, 400 yıllık efsanevi güzelliğiyle Napolyon'dan günümüze kadar birçok beyefendinin kalbini fetheden Kontes Cagliostro'yu çıkarır... Lüpen, yasa dışı bir yargılamada Kontes'in ölüme mahkum edildiğine tanık olur! Bir centilmen olarak buna izin vermemelidir. Ayrıca Kontes'in ölüm kararına sebep olan şey, 400 yıllık bir hazinedir! Yüzyıllar boyunca kilise rahiplerinin biriktirdiği efsanevi hazinenin yeri ise, bir şifrenin çözümüne bağlıdır. Ama, önce bu şifrenin bulunması gerekmektedir. Lüpen, iki şeye ilgisiz kalamaz: Hazine ve büyüleyici güzellikteki Kontes... Elbette hemen Kontes'e delicesine aşık olur ve onunla birlikte hazinenin peşine düşer.
Uğruna birçok cinayetin işlendiği hazineye kim sahip olacaktır? Cinayetlerin hesabını kim verecektir? Gerçekten Kontes Cagliostro 400 yaşında mıdır? İki aşk arasındaki Lüpen, kimi seçecektir?
Olaylar baş döndürücü bir hızla ilerlerken okuyucu, bir kez daha Lüpen'in kıvrak zekasına ve dehasına hayran kalacak!.



#12,5  The Overcoat of Arsène Lupin (Le Pardessus d'Arsène Lupin) 1926

İlk olarak 1924 yılında Fransa'da La Dent d'Hercule Petitgris ismiyle basılmış, ardından Lupen hikayesine dönüştürülüp 1926 yılında The Overcoat of Arsene Lupen ismiyle İngilizce olarak basılmştır. 
Bildiğim kadarıyla bu kitabın Türkçe baskısı yok. Zaten kısa bir hikaye. Yine de sıralamaya aldım. Ama 13 yerine 12,5 olarak gösterdim.


#13 YEŞİL GÖZLÜ KIZ (La Demoiselle aux yeux verts / The Damsel With Green Eyes / The Girl With Green Eyes) 1927

-Mavi Gözlü Kız ismiyle de basılmıştır.-

***
Paris'te aydınlık nisan günleri vardır. Böyle günlerde, insan etrafına bakarken içinde bir sevinç duyar, gezmekten zevk alır. Gözüne her şey güzel ve iyi görünür. İşte Raul dö Limezi böyle bir aydınlık nisan günü, keyifli keyifli dolaşıyor, neşeli neşeli etrafına bakınıyor, her şeyi iyi ve güzel görüyordu. Kollarının pazıları


#13,5 The Man with the Goatskin (L'Homme à la peau de bique) 1927

Keçi Postundaki Adam/Keçi Postu İle Adam diye çevirebileceğimiz bu hikayenin de bildiğim kadarıyla Türkçe baskısı yoktur. Bu nedenle bu kitabı da sıralamaya ara kitap olarak aldım, 14 yerine 13.5 olarak numaralandırdım.


#14 MÜFETTİŞ BARNETT VE ORTAKLARI / MÜFETTİŞ BARNETT (L'Agence Barnett et Cie. / The Barnett & Co. Agency) 1928 

Yukarıdaki iki isimle de basılmıştır. Onun dışında Jim Barnett IntervenesArsène Lupin Intervenes isimleriyle de bilinir. Türkçe'ye Jim Barnett ve Müfettiş Bechoux ismiyle de çevrilmiştir. 


#15 ESRARENGİZ EV (La Demeure mystérieuse / The Mysterious Mansion  1929

The Melamare Mystery ismiyle de bilinen bu hikaye Penguen Yayınları baskısında Kibar Hırsız isimli kitapta bulunmaktadır. 


#16  The Bridge That Broke 1929

Müfettiş Barnett'ın İngilizce versiyonunda bulunan bir kısa hikayedir. Bu hikayede de Jim Barnett ve Müfettiş Bechoux bulunmaktadır. 


#17  The Emerald Cabochon (Le Cabochon d'émeraude) 1930
Türkçe baskısı yoktur.


#18 ÜÇ SÖĞÜT (The Mystery Of The Green Ruby / La Barre-y-va) 1931

Bu hikaye Penguen Yayınları'ndan çıkan Arsene Lupen'in İtirafları isimli kitapta bulunmaktadır. 




#19 İKİ ÇEHRELİ KADIN (La Femme aux deux sourires / The Woman With Two Smiles) 1933

The Double Smile, İki Yüzlü Kadın ismiyle de bilinir. 


#20 Victor of the Vice Squad (Victor de la Brigade mondaine) 1933
 The Return of Arsene Lupin/ Arsene Lupin'in dönüşü ismiyle de bilinir. Türkçe'ye henüz çevrilmemiştir.


#21 The Revenge of The Countess of Cagliostro (La Cagliostro se venge) 1935
Arsene Lupen Vs Countess Cagliostro ismiyle de bilinir, Türkçe çevirisi yoktur. Bu kapağı kasıtlı olarak seçtim :)



#22 The Billions of Arsène Lupin (Les Milliards d'Arsène Lupin) 1939

Yine çevirisi olmayan kitaplardan. 


#23 The Last Love of Arsene Lupin (Le Dernier Amour d'Arsène Lupin) 2012

Bu da İngilizce'ye bile çok geç çevrilen kitaplardan biri. Türkçe çevirisi henüz yok. 

*********************************************************************

Sıralamamız böyle. Kitapları yani romanları ve hikayeleri dışında Arsene Lupen'in Maurice Leblanc tarafından yazılmış tiyatro eserleri de vardır. 

Bunlar şu şekildedir:
#1 Arsene Lupin (4-part Dekko) - Maurice Leblanc ve Francis de Croisset tarafından 1908 yılında yazılıp, 1909 yılında Edgar Jepson tarafından romanlaştırılmıştır. Arsene Lupin: By Edgar Jepson olarak bilinir. Romanlaştırılmış hali Penguen Yayınları'ndan Çalınan Tablolar ismiyle çıkmıştır. 
#2 An Adventure of Arsene Lupin, 1911 yılında yazılmıştır. 
#3 The Return of Arsene Lupin, 1920 yılında Maurice Leblanc ve Francis Croisset tarafından yazılmıştır. 
#4 This Woman is Mine (Cette femme est à moi), 1930 yılında yayılanmıştır.
#5 A Quarter-hour with Arsène Lupin (Un quart d'heure avec Arsène Lupin), 1932 yılında yayınlanmıştır. 

************************************************

Kitaplar bu şekilde. Dediğim gibi çok karışık oldukları için arada yanlış bilgi verdiğim kitaplar olabilir. Ya da Türkçe çevirisi çıkıp gözümden kaçmış olan kitaplar da olabilir. Bu durumda beni bilgilendirmekten kaçınmayınız. Olur da  Türkçe çevirileri çıkarsa ben de yazıyı ona göre düzenleyeceğim. Aklınıza takılanları da elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım.

Umarım beğenmişsinizdir.
Hepinize zevkli okumalar ^_^



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »