22 Aralık 2015 Salı

MİM: Merak Ediyorum...? Merak Mı Etmiş?





Kendime dair bir şeyler anlatmalı mimlerden biriyle sizinleyim canlar :) Beni bu mime etiketleyen V. Fighting Blogu tatlı kıslarına teşekkürler ^_^

*****

Ne zamandır kişisel bir şeyler anlatmamıştım, özlediniz mi beni? :p 
Bu tarz mimleri yaparken hep,  bunları gerçekten merak edip etmediğinizi düşünüyorum :) Merak ettiğiniz bir şey varsa sormaktan çekinmeyiniz diyerek de başlıyorum. 
Serbest çağrışımla aklıma gelen her şeyi yazacağım :p

*****
҉    Takıntılı bir insan değilimdir. Aksine çoğu konuda fazla rahatımdır. Panikle oradan oraya koşturduğumu çok nadir görebilirsiniz, o yüzden o anı kesinlikle fotoğraflamalısınız. :p Ki şu an hayatımın 5 yılına yayabileceğim şeyleri birkaç aya sığdırmak zorunda olduğum bir dönemden geçiyorum, o yüzden fotoğraf makinelerini hazırlayın! :)

҉    Hayatımda hiç sınav stresi yaşamadım ve hiçbir ders için sabahlamadım. Üniversite sınavına bile gülerek girip çıktığım için ağlayan öğrenciler ve ailelerince linç edilme tehlikesi yaşamıştım.:p 

҉    Öfkem saman alevi gibidir. Bir anda parlar bir anda sönerim. Ama nadir de olsa bir anda silmelerim de vardır. ^^ Sinirlenememekten hiç hoşlanmıyorum. 

҉    Üzgün veya öfkeli olduğumda yalnız kalmaktan hoşlanırım. Bu üzüntünün ya da öfkenin muhatabı insanlar bana biraz zaman tanımalı, üstüme gelindiğinde bu duygular katlanıyor.

҉    Her konuda defter tutarım. Bu alışkanlığım okuma yazmayı öğrendiğimden beri var. Bazı defterlerimi/not defterlerimi kendim yaparım. Çok seviyorum bu durumu ^_^  (Blogda defterlerim yazısı yazmayı blogu açtığımdan beri planlıyorum ama hâlâ fırsat olmadı. En son instagramda çalışma masamdaki not defterlerini paylaştığımda da bunu belirtmiştim :p instagram: @benherneysemo)

҉    Tam bir kırtasiye tutkunuyum ^_^ İlkokulda bile best friendlerimle okul çıkışından sonraki en az bir saati kırtasiyede geçirirdik :p Şimdi bile kırtasiyelerde (online veya cismi) çokça vakit geçiriyorum.

҉     Çok fazla tuhaf huylarım yoktur ama en cins huylarımdan biri şudur: Çayımın yüzeyinde çay parçaları yüzüyorsa, o çayı asla içemem. Çayın yüzeyini temizledikten sonra içerim ancak. 

҉   11-12 yaşımdan beri çayımı kahvemi şekersiz içerim. Ondan önce de çok az attığım için amaan deyip tamamen kesmiştim. Şekerli içmek midemi bulandırıyor. 

҉    Sırt üstü uzanıp gökyüzüne saatlerce bakabilirim. Beni büyülüyor. Bu yüzden yakında teleskop alma planlarım var *_* 

҉    Yukarıdaki maddeden ötürü uzay/bilim/fizik gibi konulara dair şeyler izlemeyi seviyorum. Abimle bu tarz belgesel saatleri yapıp üzerinde tartıştığımız çoktur. :) 

҉    Kitap- kırtasiye kısmından sonra kupa bağımlısıyım. İlk kupamı 11-12'li yaşlarda bitki çaylarına merak saldığımda almıştım. Mor üzerine siyah korkuluğu, korkuluğun omzunda kuzgunlar ve yerde bal kabakları olan harika bir kupaydı. En sevdiğim kupamdı ancak artık yok :( 

҉    Karanlık, gotik şeyleri çok seviyorum ^_^ Bloga ilk başladığımda paylaştığım Can Yayınları Gotik Edebiyat setindeki kitapları ve başka gotik kitapların yorumunu gireceğim bir yazı serisi başlatmayı uzun zamandır planlıyorum. Gotik Okumalar Dizisi ^_^

҉    Blogumun taslaklarında neredeyse blogu ilk açtığım zamanlardan beri duran tozlanmış onlarca yazı taslağı var. Her birini yayınladığında 1-2 tane daha taslağa yazı ekliyorum. Taslaklarımı erittiğim bir günü görebilecek miyim çok merak ediyorum. 

҉      ҉      ҉

Sonuç: Yazarın yaptığı serbest çağrışım sonucu sevdiği şeylere, hobilerine, okumaya ve bloguna uzun zamandır vakit ayıramadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. İçinde bu aşk hala alev alev yanan yazarınız çok çalışmalıdır çoook :)

҉       ҉     ҉


Ana teması kendimize dair sevdiğimiz, sevmediğimiz bir şeyler yazmalı bu mim'e One Better Day canımı, Büyülü Ayraç kuzusunu, Bir Otaku'nun Dünyası'nı davet ediyorum ^_^

Sevgiler :* 

 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye



Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.
Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime.
Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.
Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Aralık 2015 Salı

Tatlı Hesaplaşma - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #3)


Kitap Adı: Tatlı Hesaplaşma
Yazar Adı: Wendy Higgins
Orijinal Adı: Sweet Reckoning
Çeviri: Bige Turan
Yayınevi: Go! Kitap
Sayfa Sayısı: 440
Basım Tarihi: 2015
Seri Adı: The Sweet Trilogy #3

Seri Sıralaması:
#4 Sweet Temptation


Sadece unutma, yüreğini koyduğun her şeyi başarabilirsin. Senin için her şeyi yaparım, Anna. Elimde olsa senin için savaşırdım.

Yasal Uyarı: Yazı, kitap arkası yazısından daha fazla spoiler içerMEyecektir! ^^ Ancak ilk kitabı okumayanların yorumumu okumasını önermem, en azından ilk paragrafı. 

2. kitabın sonunda Anna'nın artık iblisleri dünyadan kovacak nefil olduğu kesinleşmiştir. Bir yandan dükleri şüphelendirmeden müttefik toplamaya çalışsalar da artık çok geçtir.
Dost düşman birbirine karışmışken kaygan zemindeki Anna ve müttefiklerini daha da zor günler beklemektedir. 
Büyük savaşta erdem kılıcını kullanmak zorunda olan Anna'nın kendini ve yüreğini saf tutması gerekmektedir, ancak yanı başında Kaidan Rowe gibi biri varken bu çok zordur. Ki Kaidan'ın babasının yaptırımları Anna'yı çok tehlikeli bir ikilemde bırakacaktır.
Diğer nefilimlerin de hayatlarında büyük savaş dışında bir sürü çalkantılı olay olageliyordur. 
Dükler gelen fırtınanın farkındayken kazanmak çok zor olacaktır. 


Kaidan'ın ağzından anlatılacak kitabı saymazsak bu kitap tam olarak olayların bağlandığı kitaptı. Bu yüzden büyük heyecan ve önem teşkil ediyordu. 
Kitap boyunca heyecan hiç dinmedi, aksine artarak devam etti. 
Sona yaklaştığımızda taşikardiden gitmek üzereydim :p

Benzer türdeki kitapların sonunda yazarların gereksiz dram yaratmaya çalıştığı bir gerçek. Örneğin Hush Hush serisini severek okumuştum ama Final isimli serinin son kitabının tam bir facia olduğunu düşünüyorum. 
O yüzdendir ki serinin kendisi kadar koyduğu nokta, olayları nasıl bağladığı da oldukça mühim. 
Bu kitapta her şey en ufak ayrıntısına kadar o kadar mantık çerçevesindeydi ki iyi de kötü de olsa olaylar tamamen kitabın gidişatına uyuyordu. 
Ben bu son kitabı da çok beğendim, çok da etkilendim. 


Genelde yazarların eklediği bonus bölümleri pek sevmem. Bunda ise beni kalbimden yakaladı.
Yazarın serinin kendisine yakışan bir son kitap yazdığını düşünüyorum. 
En çok da gerçek hayattan çözüm alan kısımları hayranlıkla okudum.
Bu seri yeri ayrı serilerden biri olarak yerini aldı. 

Kaidan'ın ağzından yazılan kitabın ardından genel bir seri yorumu da yapacağım. 
Sevgiler :* 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

25 Kasım 2015 Çarşamba

O Gemi Bir Gün Gelecek Demiştik!



Leyla ile Mecnun benim izlediğim nadir Türk dizilerinden biriydi. Ve hâlâ da tekrar tekrar açıp izlerim, özellikle abimle. Ki bu aralar ben yeniden sardığım için, birlikte izliyoruz. 

Dizinin Gezi Parkı dönemi, oyuncular eyleme destek verdiği için yayından kaldırıldığını biliyorsunuzdur. 

Dizinin İsmail Abisi, Kireçburnu sahilinde el sallar, biz de ona eşlik ederdik. O geminin bir gün geleceğine hep birlikte inanırdık.




Dün gece gördüğüm bir haberle şaşkına döndüm. İsmail abinin el salladığı Sarıyer, Kireçburnu sahilinde Panama bandıralı bir kuru yük gemisi karaya oturmuş. Kanım dondu sanki.

O günün (yani bugünün) bir diğer önemi ise karakteri canlandıran Serkan Keskin'in doğum günü oluşu. 

Böyle bir günde bunun gerçekleşmesi de kaderin hoş bir cilvesi olsa gerek... 
İnsanın yüzünde buruk bir tebessüm oluşuyor. 

Sosyan medyada da çok şirin birkaç caps gördüm, paylaşmadan edemeyeceğim. 






Bir gün gelecek demiştik.
O gemi geldi!
Ama sen yoksun.
Eyvallah!

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

24 Kasım 2015 Salı

Doctor Who Kitapları #2




Uzun zaman önce Doctor Who kitaplarıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Okumak için TIKTIK!
O zamanlar tabii Doctor Who'yla ilgili çok fazla kitap seçeneğimiz yoktu ve biz bunun açlığını çekerken malum birkaç seçeneği sunmak istemiştim. 
Ancak ardından birçok kitap çıkınca o yazı güncelliğini yitirdiği için ikincisini yazayım dedim.

O yazının ardından çıkan Doctor Who kitaplarını öncelikle bir sıralayacağım. O zamanlar Shada yeni çıkmıştı, 11 Doktor 11 Öykü'nün ise sadece dedikoduları vardı. Ondan da kısaca bahsetmişim. Onlardan başlayayım en iyisi ^_^




O zamanlar Shada yeni çıkmıştı. Bu kitap 4. Doktor hakkında. Sadece atkısından bahsedildiğinde bile bunu anlayabiliyorsunuz. :) Çalınan bir kitapla başlıyor kitap ve bu kitap zaman lordlarına ait olan kadim bir kitap. Olaylar olaylar. 
2014 İzmir Kitap Fuarı'nda aldığım bu kitabı kısa sürede okumuştum. Okuyalı çooook uzun zaman geçti. Hâlâ blogda yorum giremedim ama çok güzeldi, sadece doktor değil bir bilimkurgu hikayesi olarak da çok güzeldi. Diğer görüşlerimi bloga saklıyorum.
 1975 basımları toplamaya çalışırken telef olmaktansa kolay ulaşılabilir bir Doktor macerası sundu bize.

Konusu: 
Kendine has üslubuyla tanıdığımız usta bilimkurgu yazarı Douglas Adams, efsanevi Doctor Who dizisi için yazılmış ancak televizyonda yayınlanma fırsatını yakalayamamış bir senaryoyla karşımızda. Doctor Who takipçilerinin yakından tanıdığı yazar Gareth Roberts'ın ustaca romanlaştırdığı bu eserde, bizi sürükleyici bir macera bekliyor.Doktor'un eski dostu, Zaman Lordu Profesör Chronotis emeklilik hayatını Cambridge Üniversitesi'nde sürdürmektedir - yanında birkaç zararsız eşya da getirmiştir. Fakat bunların arasında, Gallifrey'in Muhterem ve Kadim Yasalar'ı da vardır. Üstüne üstlük bu kitabı, dünyadan haberi olmayan yüksek lisans öğrencisi Chris Parsons'a pervasızca ödünç vermiştir. Muhterem ve Kadim Yasalar evrendeki en tehlikeli eserlerden biridir ve yanlış ellere geçmesi felaketle sonuçlanabilir. Sinsi Skagra'nın kitabı elde etmesi ise, olabilecek en kötü şeydir. Skagra, evrene hükmetme eğilimli iflah olmaz bir sadist ve egoisttir. Üstelik Cambridge'e doğru yola çıkmıştır:
Hedefi de kitap ve Doktor'dur.


Bu kitap ise yine ilk DW Kitapları yazısında bahsettiğim, Neil Gaiman'ın da içinde bulunduğu yazar grubunun yazdığı kitap. 11 Doktor, 11 Öykü, 11 Yazar. Her bir doktora ait bir kitap bu da. Her doktoru farklı açılardan görmenizi ve favoriniz kim olursa olsun size tüm boyutlarıyla bir DW okuma tadı sunuyor. Bu yönüyle harika. Bu kitabın da öykü öykü yorumunu yapmak istiyordum ama hayırsız bir blogger olup çıktım ben :D 
Hem ciltli, hem ciltsiz versiyonu var. Ben ciltli olanı tercih ettim.
Fuarda ikizime alacaktık ama ciltlisi yoktu o.O
Bu kitabın iç resimlerini de ŞU YAZIDA bulabilirsiniz.

Konusu: 
Tüm evrende nam salmış biri olmasının yanı sıra, yaşayan her bir canlının eşsiz olduğunu bilen Doktor, Gallifrey'de yaşayan ya da yaşamış Zaman Lordlarının belki de en farklısı.
Ödünç aldığını iddia ettiği zaman makinesi TARDIS'i, yüzlerce yıllık hayatı boyunca yanından eksik olmayan yol arkadaşları ve nereye giderse gitsin, en az yol arkadaşları kadar ona bağlı olup peşini bırakmayan düşmanlarıyla bir kahramandan daha fazlası.
Televizyon tarihinin en uzun soluklu dizisi Doctor Who'nun ellinci yılı adına, o güne kadar hayat bulmuş on bir Doktor için yazılan on bir öykü; Doktor'un kahramanlık, zekâ ve mizah dolu yepyeni maceralarını bir araya getiriyor. 
11 Doktor 11 Öykü için kalemlerini eline alan on bir yazar bu kitapla birlikte Doctor Who efsanesini, olabilecek en kusursuz biçimde yaşatmayı sürdürüyor.
İthaki Yayınları'nın 1000. kitabı olan 11 Doktor 11 Öykü için, bugün galaksimizde yaşayan en ilginç yazarlar, her bir Doktor için yeni bir macera yarattılar!
(Tanıtım Bülteninden)


Bu kitap ise kapak resminden anlaşılacağı üzere 11. Doktor üzerine ve isimden anlaşılacağı gibi malum olayı anlatıyor. İçinde birkaç tane hikaye mevcut. Trenzelore bölümünü hatırladım da dizinin, içimde bir şeyler koptu. ^_^ Bu kitabı henüz ben de okumadım. 
İç resimlerini ŞU YAZIDA bulabilirsiniz.

Konusu: 
"Yüzyıllardır buradayım, bir an olsun rahat vermediler…"
Öngörüldüğü üzere, evrenin orduları Trenzalore kapılarına dayanmıştı. Gezegenin yerle bir olmasının önünde tek bir engel vardı: Doktor. Bu pejmürde adam, dokuz yüz yıl boyunca gezegeni ve üzerindeki Noel adlı ufak kasabayı kötü niyetli güçlere karşı korumuştu.O korkunç yıllarda yaşanan olayların bir kısmı kayıtlara geçti. Ancak diğer pek çok hikâye gizemini korumayı başardı. Ta ki bugüne dek...
Bu kitapta anlatılanlar, yüzyıllar boyunca Noel'in ve sakinlerinin yüzleştiği tehlikeleri savuşturan Doktor'un öykülerinden sadece birkaçı. Bu öyküler, günün sonunda dizleri titreyen canavarların ve her şeye rağmen onlara karşı duran bir adamın son anına kadar nasıl direndiğinin şimdilik elimizdeki tek kanıtı.
(Tanıtım Bülteninden)


Bu kitap ise son ve de taze çıkan DW kitabımız, Siluet. 
Kapaktan anlaşılacağı üzere 12. Doktor üzerine. Henüz Trenzalore'u okumadan çıkıverdi. Ben de alıverdim ^_^ 

Konusu: 
"Vastra, Strax ve Jenny mi? Ah hayır, onları rahatsız etmemize gerek yok. Güven bana."
12. Doktor'u Viktorya dönemi Londra'sında Paternoster Çetesi'yle buluşturan yepyeni ve esrarengiz Doctor Who macerası "Siluet" Türkçede!
Marlowe Hapworth kilitli çalışma odasında ölü bulunur. Kimliği belirlenemeyen bir saldırgan tarafından öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Bu tam da Meşhur Dedektif Madam Vastra'ya göre bir iştir. Eldivensiz boks yapan Rick Bellamy'nin hayatı, cenazeci kılıklı biri tarafından elinden alınır. Bu olay Sontaran Strax'ı öfkelendirir. Gariplikler Karnavalı: Acayip ve büyüleyici gösteriler ve akrobatlarla dolu bir eğlence. Burası Jenny Flint'in sorularına cevap aradığı yerdir.
Bütün bunların birbiriyle bağlantısı nedir? Peki zengin fabrikatör Orestes Milton'ın bu olaylarla ilgisi ne? Doktor ve Clara hakikatin peşine düşmek için diğerlerine katılırken, kendilerini hiçbir şeyin ve hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı bir dünyanın ortasında bulurlar. Gelmiş geçmiş en tehlikeli silah Londra'nın üstüne salınmadan gerçeği ortaya çıkarmayı başarabilecekler mi?
(Tanıtım Bülteninden)



Bu arada ufak bir hatırlatma yapayım ilk kitapta 6 kitaplık Remzi Kitabevi (1975 yılı) serisinden bahsetmiştim. Seriyi tamamladım. İlk 5 kitap benim elimde, son 6. kitap ise seriyi dizmemde benden çok emeği olan One Better Day'de. Hakkı ödenmez. ^^ Henüz elime ulaşmadı o yüzden resmin köşesine onun da resmisini koyuverdim. ^_^ Nasıl bir mutluluktur *_* Darısı tüm Whovianların başına :) 
Bu arada bendeki Gizli Silah neden ciltli hiç bilmiyorum o.O


Son olarak resimlere şöyle bir son bakış atalım mı canlar? 
Hepinize şimdiden fantastic! okumalar.
Allons-y!
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!



23 Kasım 2015 Pazartesi

34. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı - 2015 ve Kitap Siparişi




Merhabalar, 
Geleneksel Fuar yazımla sizlerleyim :p Yazıyı geciktirdiğimin farkındayım. 
Bunun nedenine yazının sonunda değinirim sanırım, first things first. Öncelikle soğuk bir gecede, sıcak süt eşliğinde listemi yaptım ^_^ Listeyle gitmek inanılmaz faydalı oluyor, onu da ekleyeyim.

Fuara blog ikizim Kitap Tutkusu ve Pudra Tozu'yla gittik. Kitap Tutkusu'nun eşi de bizimleydi. 

Bu fuardan önce sürekli 'kitap almak istiyorum' modundaydım sürekli :D Normalde bile delicesine alışveriş yaptığım için bu kez kendimi aştım -_- 

Önce sahaflardan başladık çünkü historical almak istiyordum. Bu aralar okuma olarak da deli gibi azıcık boş zamanım olursa historical okuyorum zaten. Ben sahaflardan almak istediklerimi aldığımda salonlara geçtik. 

Şimdi sırasıyla bakalım neler almışız :) 

Sahaftan şunları aldım: 


Sahaftan aldığım kitaplar böyle. Genellikle Historical ağırlıklı. İçinde Aşk Var ile Aşk Hırsızı bende cep boy olarak bulunduğu için büyük boylarını görünce aldım. Kitaplar 5tl veya 10 tl idi. 


En çok mutlu olduğum Doktor Kim ve Dalekler oldu ^_^ Bu arada serim tamamlandı. Yakında bir yazı yazacağım bu konuda. 


Epsilon her sene indirim yaptığı için oraya uğradık. 3 Kitap 15 Tl ve cep boy kitaplarda 10 tl indirimi vardı. Resimde alttaki 3 kitabı Epsilon standından aldım. Hayal Avcısı alacaktım ama bitmişti -_- 


Nemesis de fuarda kesinlikle uğradığım yayınevlerinden biridir. Ki genelde Nemesis kitaplarımı topluca fuarlardan alıyorum. Çok sevdiğim yazarlarım çıkarsa sipariş veriyorum. En üstteki Rachel kitabı hariç diğerlerini Nemesis standından aldım. Sarah Maclean'in yeni serisinin ilk kitabı Aşk Mevsimi çıkmıştı. En hevesle aldığım kitaplardan biri oydu. Eksik tek Rachel kitabımı aldım. Teslimiyet'in o kadar güzel kapağı var ki, umarım kitabı da beğenirim. 

Kitapları tanesini 10 Tl ye aldım. Nemesis artık kitapların sonuna diğer 2 kitaplarından 2'şer bölüm koymaya başladı. Ben bu işi hiç sevmedim nedense. Siz ne düşünüyorsunuz, merak ettim.



Fuarlarda illa ki uğradığım yayınevlerinden biri de Aspendos Yayınları'dır. Bu Adam henüz gelmemişti. Eksik kitaplarımı aldım. Kitaplar 10 Tl idi. Buradaki Haz Şovalyesi hariç diğer kitaplar bu fiyattan. Haz Şovalyesi 3 kitap 20 tl kampanyasındakilerdendi. ^_^



Bu fuarda Olimpos'a da uğradım. Koridor Yayınları artık basmadığı için oradaki historicalların bir çoğu Olimpos'a kaydı. Virginia Henley de bu isimlerden biri. Ben aslında Evangeline Collins'in Yasak kitabıyla İngiliz Gelin Annabel de almak istiyordum ama stantta yoktu. 3 Kitap 25 Tl idi ama benim alacak 3. kitabım olmadığı için 2 kitap aldım, 20 tl ödedim. 



Normalde Dex fuarlarda güzel indirim yapardı ama son bir iki senedir indirim yapmıyordu. Bu sene yeniden indirim yapmaya karar verdiler ve güncel kitaplar hariç 5tl 10 tl kampanyası vardı. Benim aldığım tüm kitaplar 10 tl kampanyasındandı. Kimi Öptüğüne Dikkat Et hariç. Onda %20 indirim vardı ancak fazla alışveriş yaptığım için daha indirimli oldu. Doğan Egmont'tan Demir Yıl almaya gitmiştik, Pudra Tozu'nun tavsiyesiyle İyilik Kötülük Okulu'nu da aldık. Kapağı ve konusu harika ^_^


Dex bu sene Nescafe'yle ortak bir çalışmaya girişmiş. Alışveriş poşetlerinde kahve ve ayraçlar vardı. 


Normalde kitap yurdunda %35 indirim vardı o yüzden hiç taşımayayım dedim ama Kızıl Kraliçe ve Altın Oğul önsiparişte olduğu için ve ben Altın Oğul'u deli gibi merak ettiğim için, Kızıl Kraliçe de kutulu olduğu için alayım dedim. Altın Oğul'a başladım bile, uhuuu!
Bu arada fiyat pahalılığını insan bir yere kadar anlıyor ama 39.5 Tl diye etiket mi olur yahu, bu kadarına da insan saygı gösteremiyor maalesef. Zaten Pegasus çokça genç yetişkine kaydı ve ben genç yetişkinin çoğu tarzından sıkıldım. O yüzden güncel kitaplardan çok fazla alacağım kitap kalmadı. Son çıkanlardan ise pek ilgimi çeken yok. 


Yabancı da internetten sipariş vereceğim yayınevlerinden biriydi ancak ikizimle birlikte toplu alışveriş yaptığımız için ekstra indirim yaptılar, biz de aldık :)



Doctor Who Silüet son çıkan DW kitapları. 12. Doktor üzerine. Kaçar mı? ^^




Karikatür okumayı seviyorum. Aslında takip ettiğim birçok isim var ama benim için ilk sırada açık arayla her daim Umut Sarıkaya olagelmiştir. Ki kendisinin düz yazılarına da bayılıyorum. Benim de Söyleyeceklerim var 1-2 elimde vardı ancak birin durumu kötü olduğundan aldım. 3. elimde yoktu, onu da aldım. Uykusuz'dan Umut Sarıkaya alışverişi yaptım bu sene, ayem so hepi! ^^

-Bu arada Ephesus'tan almak istediğim 2 kitap vardı. Şeytan Tüyü ile Kusursuz Plan. Ancak hem çok fazla yüküm vardı, hem de internetle aynıydı o yüzden almadım. Biliyorum, yayınevleri bu internetten alırım muhabbetinden nefret ediyor ama yapacak bir şey yok. Bu kadar uzakta oturup, onları kollarım koparak eve taşıyacaksam ne anlamı var ki? Unutmadan stantlar içinde Ephesus'unkine bayıldım, çok şekildi. :) -  


Gelelim sadede. Tabii bu kadar çok alışveriş yapınca kitapları eve getirmesi çok çok zor olacaktı. Ve benle Tüyap İstanbul'un iki ucundayız. O yüzden kitaplarımın büyük bir kısmını blog ikizime bıraktım. Kitapları sağolsunlar kargoladılar bana *_* Kitapları beklediğim için de bloga fuar yazısı girmedim. 


Sonuç olarak aldığım kitaplar böyle canlar. Bu fuar biraz ipin ucunu kaçırdım biliyorum. Hatta öyle ki ikizimle ayraç, rozet, katalog hiçbir şey almamışız :D 
Olaylar burada bitmiyor çünkü ben bir de internet siparişi verdim. 

Hâlâ okuyorsanız, devam edelim :) 


Soldaki kitapları okuoku'dan sağdakileri ise kitap yurdu'ndan aldım. Okuoku'da Artemis indirimi vardı. Danse Macambre ile Anita serim tamamlandı. Bane Günlükleri *_* Of diyorum, Magnus'u çok seviyorum. Ölmek İçin On Üç Sebep uzun süredir listemdeydi. 365 Gün ve Dedektif Kurukafa çok yetişkin serisi değil biliyorum ama ben gençlik kitapları okumayı sevdiğimden bahsetmiştim daha önce blogda. Aşk Dersi'ni D&R'ın 5tl kampanyasında kaçırmıştım ama bir süredir almak istiyordum. Yeri bende biraz ayrı. Ben ilk olarak filmini izledim, aslında blogda yazdım sanıyordum ama yazmamışım o.O Bir gazeteci olan Lynn Barber'ın kendi hayat hikayesini anlattığı bir kitap. Normalde ismi sadece Bir Ders olarak çevrilebilir ama Aşk Dersi cuk oturmuş. Filmi o zamanlar izlememin tek nedeni afişiydi, kitap da aynı kapakla basılmış. Film beni oldukça etkilemişti, kitabını da çok merak ediyorum. Okuduğumda filmle ikisine dair ortak bir yazı yazacağım. 
Fatih Murat Arsal'ın eski kitaplarından biri daha basıldı. Kusursuz Plan çok keyifli bir hikayeydi, bir kadının istediğini elde etmek için neler yapabileceğinin kanıtı. 

Sağdakiler Kitap Yurdu'ndan demiştim. Kitap Yurdu'nda bir çok yayınevinde indirim vardı, ben Pegasus kitaplarını oradan aldım. Bir Kadın Nasıl Büyür'ü One Better Day almıştı, konusundan hemen bize de bahsetti. O kadar hoşuma gitti ki ben de aldım. 
Samatha James - Akşam Yıldızı bir süredir listemdeydi. Nasıl fantastik ya da gizemli kitaplarda ıssız şatoları, kaleleri seviyorsam romanslarda da kendini böyle yerlere kapatmış adamları seviyorum 3:) Akşam Yıldızı da bu kategoriye girdiğinden sepetime ekledim.

Christine Bell sevdiğim yazarlardan biri ve kitapları çıktıkça gözü kapalı alıyorum. Fuarda yoktu ama nette görünce onu da aldım. Ramazan Kurtoğlu'nu takip ediyorum. Evanjelizm kitabını almıştım, ağır ağır okuyorum bir süredir. Hollywood İşi'nin de çıktığını görünce aldım, okumak istiyorum. Aynı şekilde Zeitgeist ne anlatıyor'u da aldım. Zeitgeist çıktığı zamandan beri çoğu kişiyi derinlemesine etkiledi ama yapımın masum olmadığını düşünüyorum. Kesinlikle. O yüzden bu kitabı da almak istedim. 

Zamanında okuduğum yazarlardan Virginia Woolf 'un en merak ettiğim ama okumadığım kitaplarından biriydi Kendine Ait Bir Oda ki en bilinen kitaplarından biridir. Onu da alarak alışverişimi tamamladım. 

Gerçekten bu ay çok açıldığımın farkındayım. Fuarın maaş aldığım haftaya denk gelmesi de benim şansım sanırım, belki de şanssızlığım :p 

Şimdilik haberler böyle. 
Görüşmek üzere.
Sevgiler :* 

Kitap Fuarları Yazıları:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

18 Kasım 2015 Çarşamba

Yatağımdaki Serseri - Sabrina Jeffries (Hellions of Halstead Hall #2)



Kitap Adı: Yatağımdaki Serseri
Yazar: Sabrina Jeffries
Orijinal Adı: A Hellion in Her Bed
Çeviri: Ayhan Akbaş
Yayınevi: Epsilon Yayınları
 Sayfa Sayısı: 365
Basım: Kasım 2011
Seri: Hellions of Halstead Hall #2

Seri Sıralaması:
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady (Minerva&Giles)
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord (Gabe&Virginia)
#5 Son Çarem /A Lady Never Surrenders (Celia&Jackson)
#6 Öyle Bir Geceydi ki / 'Twas The Night After Christmas (Pierce&Camilla)


"İstediğiniz zaman ağabeyinizi götürebilirsiniz. Onu özlemeyeceğimizi garanti ediyorum," dedi Annabel yüzünü ekşiterek.
Jarret hariç herkes güldü. "Biraz bile mi?" İpeksi  sesi vücudunu baştan sona titretmişti. 
(...) "Sadece kasaba halkını bir şarkıyla korkutacak birine ihtiyacımız olduğu zaman."
Gabriel güldü. "Tanrım, Jarret'ın şarkı söylemesini duyduysan ondan kurtulmak istediğin için seni suçlamıyorum. Minerva'nın konuşmasını boş verin, duvardaki boyayı Jarret'ın şarkı söylemesi söker asıl. Sütü bile kesebilir. Hatta-"
"Yeter!" dedi Jarret rahatsız olmuşçasına. "Ne kadar kötü şarkı söylediğimin farkındalar."

Sharpe kardeşler serisi ailenin iki numaralı çocuğu Jarret'la devam ediyor. Anne ve babaları skandal bir şekilde ölen kardeşler büyükanneleri tarafından büyütülmüştür. Yaşları gelip geçmesine rağmen hiçbiri evlenmediği için büyükanne Hetty'nin ültimatomuyla beş kardeş bir yıl içinde evlenmek zorundadır, aksi takdirde mirastan mahrum olacaklardır.

İlk kitapta evlenen Oliver'dan sonra sıra ailenin kumar bağımlısı serserisi Jarret'a gelmiştir. Jarret çocukluğunu büyükanne ve büyükbabasıyla birlikte ailenin bira imalathanesinde geçirmiştir. En büyük hayali ise bir gün orayı yönetmektir. Ancak ona bir şans tanımak isteyen Hetty onu Eton'a göndermiştir. Orada ezilen Jarret, ancak kumar yeteneğiyle çocuklardan kurtulmuştur. Yıllar önce kurtarıcısı olan bu alışkanlık onun için bir yaşam tarzına ve geçim kaynağına dönüşür. 

Ancan Hetty ona özel bir teklifte bulunduğunda bunu reddedemez. Bira fabrikasını bir yıl boyunca yönetmesi karşılığında evlilik şartından muaf olacaktır. 
İşe başlar başlamaz odasına dalan kız ona iş teklif eder. Ailesinden kalan bira imalathanesi zordadır. Eğer ona yardım ederse iki taraf da karlı çıkacaktır. Jarret bunu kabul etmeyi düşünmezken onu kumar oynadığı kulübe kadar takip eden Annabel ona bir bahis teklif eder. Annabel kazanırsa  Jarret ona yardım edecektir, eğer kaybederse onunla bir gece geçirecektir. Jarret bu bahsi kazanacağından çok emindir ama Annabel gerçekten çok dikkat dağıtıcı bir kadındır.


Bahsi kaybeden Jarret, Annabel'in yaşadığı taşra kasabasına doğru yola çıkarken kadına  duyduğu çekime karşın onun bir şeyler sakladığından emindir. Bu sır birahaneyi tehlikeye sokacak kadar büyük müdür?

Kalp ağrısı çekmemenin en kolay yolu ona sahip değilmişsin gibi davranmaktır.

Bu seriyi çok seviyorum ^_^ Bu kitaba da bayıldım. Ben kitabı bitirdim dediğimde blog ikizim Kitap Tutkusu düşüncelerimi sordu, ben de çok sevdiğimi söyledim ve biraz konuştuk. Serinin içerisinde en çok eleştirilen kitap olduğunu öğrendiğimde ise oldukça şaşırdım. Sorun Annabel'in daha önce bir ilişkisi olması mıydı acaba diye düşünmeden edemedim? Annabel çok sıkıntılar çekmiş biriydi ve bunlar kitaba o kadar güzel yedirilmişti ki, ben çok beğenerek okudum. İlk kitaptan aşağı kalır hiçbir yanı yoktu. Aksine Annabel'in yaşadığı olayların onu ve hayatını şekillendirilişini okumak beni çok etkiledi.

Çoğu kısımdaki ikilemleri, beklentileri, duygu dalgalanmalarını hissettim. Geordie çok şirindi, onun boyundan büyük konuşmaları çok hoşuma gitti :) Bu kitapta en az Celia'yı gördük, ondan da haber almak isterdim. 
İlk kitabın çiftiyle yaptığı konuşmalar ve onun hemen öncesini okurken yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Favori sahnelerimden biriydi.


Ama benim en çok merak ettiğim kitap Minerva'nınki. 
Daha seriye başlamadan önce en çok merak ettiğim ve beni en çok çeken kitap oydu. 
Bir kitabı seveceğime kolay kolay emin olmam ama bu kitapta bunu derinden hissediyorum.

Bakalım Sharpe kardeşleri ve bizi neler bekliyor?


Hayat, sahip olduklarının tadını çıkarmaktı, ne kadar zamana sahip olursan ol. Senin için değerli olanlar kaybetmek her zaman çok zor olsa da onlara sahip olmamak çok daha zor bir durumdu.


PUANIM: 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!