4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Tur Böyle Geçti! -Monica McCarty - İhanet-



Bir proje turu daha sona erdi. Proje turlarını ayrı bir seviyoruz. Konu Monica McCarty 
olunca akan sular durur tabi, aylarca bekledik gün saydık. Bu süreçte neler yapabiliriz diye düşündük ve bir kıvılcım diğerini getirdi, ortaya böyle bir tur çıkıverdi.

Biz çok fazla sohbet eden, ve görüşen bir grubuz. Ve sohbetlerimizin, Kore Restorantı kaçamaklarımızın konularından biri de Monica oluverdi. Beyin fırtınası yaptık, verdiğimiz emeğin yanı sıra çok da eğlenip güldük. Bazı uçuk fikirleri duymanızı bile istemeyiz ^^  Yayınevinden an be an gelişmeleri aldık, onlar da kapağa kadar fikirlerimize değer verdiler, desteklerinden ötürü teşekkür ederiz.

Tur sürecine dönersek; İskoç erkekleri mevzusu biraz laçkalaştığından tüm ciddiyetimizi takınıp olayı yerinde görelim dedik ve onların gündelik hayatlarına bir dalış yaptık. Dönem ne menem bir dönemmiş, Skye Adası nasıl bir yermiş araştırdık yazdık.



E madem sofra kuracağız ahşapsız, bakırsız olmaz dedik. Çiçekli masa örtüsü de olmayacağından eskilere, hasırlara dönüş yaptık. Ara ara nerde hasır çuval derken Fighting blogunun ikizlerinin abisi bizim için aradı taradı buluverdi. Her sabah uyandığımda okuduğum ikizler ve Pudra arasındaki komik çuval diyalogları da malesef son buluverdi.

Ekmeksiz olmaz derken Söke Un ve Lezzet Danışmanı Dilek Yetkiner'in de katkılarıyla karşılaşıverdik. Ben ekmek makinesinde yaptım ve ortaya kocamaaaan bir ekmek çıkıverdi. Akdeniz ekmeği nasıl bir şeydir yahu? Hayatımda bu kadar mis kokulu bir ekmek görmedim ben. Ve tadı da en az kokusu kadar mükemmeldi! En kısa zamanda Trabzon ekmeğini de deneyeceğim.



Öncesiyle sonrasıyla harika bir turdu. Ama tam ortasında biz yine boş durmadık, Blog ikizim kıymetlimiz Kitap Tutkusu'nu nişanlayıverdik :D  Pudra'yla birlikte katıldığımız ve Fighting ikizlerini de hep yanımızda hissettiğimiz çok ama çok neşeli, kurdele kesilirken bol duygulu bir nişan töreniydi. Geceyi Pudra'da geçirdim. İzmir'deki günlerimizdeki gibi kahvelerimizi alıp hem geceyi konuştuk, hem yeni projelerin temellerini attık 3:) Ertesi gün de Çengelköy'de kahvaltıyla başladı ve yağmurun da güzelliğiyle bol sohbetle devam etti.

Hem emek verdiğimiz, güzel olması için çalıştığımız, hem de çok keyif aldığımız bir tur süreci oldu.
Bakalım yeni günler neye gebe?

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

3 Aralık 2014 Çarşamba

İhanet - Monica McCarty (Highland Guard #4)


Kitap Adı: İhanet
Yazar: Monica McCarty
Orijinal Adı: The Viper
Çeviri: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Koridor Yayınları
 Sayfa Sayısı: 435
Basım: 2014, İstanbul
Seri: Highland Guard #4

Seri Sıramalası
 #2 Tutsak (The Hawk) - Erik MacSorley & Elyne de Burgh
#3 Gazap (The Ranger) - Arthur Campbell & Anna MacDougall 
#5 The Saint - Magnus MacKay & Helen Sutherland
#6 The Recruit - Kenneth Sutherland & Mary of Mar
#7 The Hunter - Ewen Lamont & Janet of Mar

#7,5 The Knight - James Douglas & Joanna Dicson (Novella)
#8 The Raider - Robert Boyd & Rosalin Clifford
#9 The Arrow - Gregor Macgregor & Cate of Lochmaben


İskoç Muhafız Alayı ve Uzmanlıkları: 

Tor “Lider” MacLeod: Ekip lideri ve kılıç ustası.
Erik “Şahin” MacSorley: Denizci ve yüzücü.
Lachlan “Engerek” MacRuairi: Gizlilik, sızma ve kaçırma.
Arthur “Korucu” Campbell: Keşif ve araştırma.
Gregor “Okçu” MacGregor: Nişancı ve okçu.
Magnus “Aziz” MacKay: Hayatta kalma uzmanı ve demir silah dövmecisi.
William “Tapınakçı” Gordon: Simya ve patlayıcılar.
Eoin “Vurucu” MacLeon: Korsan ve savaş taktiklerinde strateji uzmanı.
Ewen “Avcı” Lamont: İz sürücü ve insan avcısı.
Robert “Akıncı” Boyd: Fiziksel güç ve teke tek savaş.
Alex “Ejderha” Seton: Hançerler ve yakın dövüş.

----------------------

"Davranışlarım için asil sebepler uydurmaya çalışma, leydim. Sadece hayal kırıklığına uğrarsın."

İskoç Muhafız Alayımızın hikayesi en merak edilen karakterlerden biri olan Lachlan MacRuairi ile devam ediyor. İskoç Muhafız Alayı kurulduğundan beri bağımsızlığı ve asiliğiyle dikkat çeken Lachlan nam-ı diğer Engerek, Robert the Bruce'un emriyle Kontes Bella MacDuff'ı kaçırmak ve Bruce'un taç giyme törenine yetiştirmek zorundadır.
İskoç Kralına taç giydirebilme yetkisi MacDuff'lardadır. Ancak Bella'nın zalim bir eşi ve arkada bırakamayacağı bir kızı vardır. 

Krala ve ülkesine olan bağımlılığı nedeniyle Bella kendini bu büyük tehlikenin içine atar ve Bruce'a taç giydirir. Yıllardır sadece dişi olarak görülen, eşi tarafından türlü eziyetlere maruz kalan, onun şüpheciliği yüzünden acı çeken Bella, kızını geride bırakmak istemese bile Lachlan'ın sözüne güvenerek kızını geride bırakmış olur. 


Taç giydirme töreninden sonra Bella artık hem eşi, hem İngiliz Kralı tarafından aranan bir kaçağa dönüşmüş ve en sonunda yakalanmıştır. Lachlan ise onu kurtarmak için her şeyi yapacaktır. 

Kimsenin güvenmediği, bağlılığı olmayan, korsan ve hain olarak bilinen bir adamı böyle yapan nedenleri öğrenmeye, bilinenin altında başka bir adamla tanışmaya; sadece çekici bir tatmin aracı, soğuk, etkisiz eleman bir kadının tarihin seyrini nasıl değiştirdiğini görmeye hazır mısınız?

---
Bella: Topraklar kız kardeşine geçmiş olabilir, ama hala klan lideri olabilirdin. Neden klanına sırtını döndün?
Lachlan: Konteslere eşlik etmek daha keyifli bir iş.
---

Monica'nın bu serisine hayranım. Gerçeklik temelli, derin anlatımlı, etkileyici bir hikayeyle yine baş başa bırakmış bizi yazar. Muhafız Alayımızın kalplerinin mühürlerinin sökülmesi bir yana, İskoçların bağımsızlık mücadelesinin de bambaşka bir seyir aldığı bir kitap bu. Lachlan'ı tanımak hem çok acılı, hem de çok güzeldi. Bella da tarihin ona biçtiği role karşı gelen etkileyici bir karakterdi. 
Muhafız Alayımızın diğer üyelerini de görmeye devam ettik tabi ki. 
Kitabın ilk yarısında mağarada Lachlan, MacKay, Gordon arasında öyle bir konuşma geçti ki Gordon ve MacKay'in kitaplarını merakla bekliyorum. Özellikle İhanet'ten sonra gelecek olan MacKay'in kitabı The Saint'te bu düğüm çözülecek. Heyecan!

---Bu konuşma ufacık spoiler içeriyor olabilir---
-Ona nasıl baktığını gördüm. İyi bir kadın. Evli ve iyi bir kadın ve sen ardında salyalarını akıtmazsan bile yapacağı şey yüzünden başı yeteri kadar derde girecek.
-Onu istiyor olsaydım, bir evlilik sözleşmesinin beni engelleyeceğini de nereden çıkarıyorsun?
-MacLeod haklı. Sen bir yılan kadar namussuzsun.
-Olabilir, ama en azından en yakın arkadaşımın nişanlısını istemiyorum.
----

Monica McCarty'nin kalemine yeniden tutsak olduğum, hayran kaldığım bir kitap oldu. 
Sevgiler. :*

PUANIM: 

Hayalgücü fazla çalışan okuyucunun ufak notu: Karakteri yine Midnight Breed serisinden biriyle özdeşleştirdim kafamda o.O Sarışın baş belası Tegan'la *-* Evet, fazla uçuyorum, ama çok benziyorlar o.O

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

28 Kasım 2014 Cuma

Klan Liderleriyle Geleneksel İskoç Sofrasına Oturuyoruz!


Proje turlarının en sevdiğimiz yanı! Bolca beyin fırtınası, komik sohbetler ve hamarat çalışmalar sonrası ortaya çıkan şeyden aldığımız keyif! :3

İskoç romanlarına ve Monica McCarty'e, ıı.. şeyy.. bir de karakterlere bayılırken, tüm Muhafız Alayını özel bir sofrada bir araya getirelim dedik. Hem belki az biraz Robert the Bruce dedikodusu yaparız, İngiltere'yi çekiştiririz ^^

Madem konuk olan biziz, oturduğumuz sofrayı, şartları bir anlatıverelim.






İskoç beslenme düzeni genellikle protein ağırlıklı yiyecekler üzerine kuruludur. İskoçların bu kadar yapılı ve güçlü olmalarının bir nedeni de bu aslında.
 Bu yiyeceklerden başlıcası ettir. Ancak kırmızı et genellikle yazın tüketilmez, kış için kurutulur ve tuzlanırdı. Çünkü yazın daha çok balıkçılık ve avcılık yapılır, adada yaşamanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanılırdı. Ancak kış ayları çok çetin ve balıkçılığa imkan vermeyecek şekilde geçtiğinden kırmızı eti kışa saklamak en mantıklı olandı.  
Tarım neredeyse yoktu! Çok fazla ot ve sebze yetiştiriciliği olmadığından imkan oldukça soğan, şalgam yenir ve ısırgan gibi bazı yabani otlar tüketilirdi.



 Çiğ süt ise onlar için çok önemlidir. Yaz aylarında çiğ süt tüketen İskoçlar sütün fazlasını kış ayları için peynire ve tereyağına dönüştürürdü.

Gelelim mis kokulu ekmeğe!
Tarifi ve izlenimleri bir tur böyle geçti yazısında anlatacağım ^^
Ada koşulları sadece yulaf ve arpaya izin veriyordu. 
Bunlar da genelde ekmek ve bazen yulaf lapası olarak tüketiliyordu. 

Bu nedenle dönemin şartlarına en azından görsel olarak uygun Söke Un'un Akdeniz ekmeğini seçtim. Koyu renkli, içinde bolca baharat ve diğer malzemelerden bulunan mis kokulu bir ekmek çıktı ortaya. Sadece kokusu  bile yetti bize resmen *_*  Bir ekmeğin bu kadar lezzetli olması haksızlık -_-

Heyecanla, belki bazen hevesle okuduğumuz dönemlerin zorluğunu kavramak açısından çok hoş bir çalışma oldu. Tor'un kaledeki yemek yenilen mekanı geldi aklıma hazırlarken ve yerken. Kendimi orada oturup, klanla birlikte yiyormuş gibi hissettim ^_^

Çok hoş düşünceler bunlar. 

Ayrıntılar Bir Tur Böyle Geçti yazısında olacak!
Sevgiler :*

Kızların sofra yazıları için:
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

27 Kasım 2014 Perşembe

Serinin Dayandığı Tarihi Gerçeklik: İngiliz - İskoç Savaşı

Stirling Savaşı
--------

Monica McCarty'nin Highland Guard serisinde sevdiğim şeylerden biri kitabın tarihi bazı olaylar üzerine inşa edilmiş olması. Dönemin gerçeklerini temel alarak, bazı uyarlamalar, değişiklikler ve bolca kurguyla harmanlanmış bu seri gerçekten keyifli ve etkileyici.  

Hal böyle olunca ben de size serinin dayandığı dönemden bahsetmek isterim. 

William Wallace


1300'lü yıllara dönelim beraber. William Wallace, İskoçya'nın bağımsızlık mücadelesinin bir nevi simgesi olmuş bir isim. 
İskoç kralı III. Alexander ölünce önce 4 yaşındaki torunu Margaret tahta geçirilir, kısa süre içerisinde o da ölünce İngiltere Kralı “Uzun Bacaklı” Edward tahtta hakkı olan John Baliol ve Robert Bruce arasından John'u kral seçer ama John İngiltere'ye vergi vermeyince Dunbar savaşıyla tahttan indirilir.  
William Wallace ise bilinenin aksine soyludur. Edward, Dunbar savaşından sonra tüm soylulara kendisine bağlılık yemini ettirdiğinde bir tek onun bağlılık yemini etmediği rivayet edilir.Wallace İngilizleri ailesinin öldürülmesinden sorumlu oldukları için asla affetmez. İsyan eder. İsyan İskoçya genelinde destek görür ve Stirling savaşının da kazanılmasıyla ulusal kahraman kabul edilir. Ülkeye hükmetmeye başlamıştır. Ama klanlar sürekli mücadele içindedirler ve Wallace'ın güçlenmesi işlerine gelmediği için Falkirk Savaşı'nda Wallace'a ihanet ederler, savaşmadan geri çekilirler. Wallace kurtulunca tekrar tuzağa düşürüp İngiltere'ye teslim ederler. İngiltere'de asılan Wallace'ın vücudu parçalanarak bir nevi ihtar olarak ülkenin çeşitli yerlerine gönderilir. Ama bu halkın tekrar ayaklanmasına neden olur. William Wallace'ın son sözleri "Özgür İskoçya!"dır.

Robert the Bruce


Tahtın diğer varisi ve Wallace'ın son sözlerini  gerçekleştirecek olan Robert the Bruce'a gelelim. Wallace ölünce, bağımsızlık mücadelesi artık ona kalmıştır. İşte Highland Guard serisi de tam bu zamanda başlıyor. Seriye göre Bruce, Wallace'ın başına gelenlerin onun da başına gelmesinden, savaş alanında ihanete uğrayıp askerlerinin geri çekilmesinden korkuyor ve kendine özel bir Muhafız Alayı kuruyor. Muhafız Alayı'nın üyelerinin hikayelerini Monica McCarty'nin bu serisinde -her bir savaşçı için bir kitap olmak üzere- okuyabiliriz ^^


Aslında bu hikayeyi bir yerden tanıyorsunuz. Mel Gibson'ın Cesur Yürek (Braveheart) filmini bilirsiniz. Dünyaca ünlü film, bu olayı konu alır. William Wallace'ı Mel Gibson canlandırmıştır. Filmin tarihi olaylarla birçok uyuşmazlığı vardır, aynı şekilde serinin de büyük bir kısmının kurgu olması gibi.

Bu denli ilgi çekici bir dönemi bir Tarihi Aşk serisi olarak okumanın keyfi ise bambaşka :)
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

25 Kasım 2014 Salı

OKK 41. BLOG TUR: İhanet - Monica McCarty (Tanıtım ve Çekiliş)


Herkese merhaba!!
OKK’nin 41. blog turunun konuğu Koridor Yayınları’ndan çıkan, Monica McCarty’nin yazmış olduğu İhanet romanı! Bu kez turumuz Koridor Yayınları ve Söke Un sponsorluğunda bir proje turu olacak! Highland Guard serisinin 4. kitabı İhanet ile Syke Adası'na konuk oluyoruz! Hem adayı, hem de kitabın geçtiği dönemi tanımaya, tanıtmaya çalışacağız. Ve klan liderleriyle birlikte geleneksel İskoç sofrasına oturacağız. Proje turumuzu takip etmek için bizden ayrılmayın! 


Kitabımızı Tanıyalım

Uğruna savaştığı adaletin pençesinde kalmak mı, yoksa onu alev alev saran tutkuya esir olmak mı?
Muhafızlar arasında soğukkanlılığı ve gizli görevlerdeki ustalığından dolayı "Yılan" lakabı ile anılan Lachan MacRuairi güvenilmesi zor biridir. Sadakatini yıllar önce yitirmiş, kayıtsızlığı ise acı bir ihanetle mühürlenmiştir. Ancak Lachan, Bella MacDuff'ı kaçırıp onu kralın taç giyme törenine ulaştırmakla görevlendirildiğinde her şey değişir. Kibirli görünümüyle kontes, onun yeniden aşık olmama yeminini tehlikeye atacaktır.
Tutkulu ve fedakar bir kadın olan Bella, tacı Bruce'a giydirerek hem İngiltere kralına hem de kocasına meydan okuyunca bunun bedelini ağır bir şekilde öder. Kızını ondan uzaklaştırırlar, artık kısıtlanmış olan özgürlüğü de elinden alınmıştır. Barbarca mahkum edildiğinde çocuğunu geri almak için tüm varlığını ortaya koyar, ne var ki bu, çelik bakışlı acımasız savaşçıya ruhunu açmak anlamına gelecektir.


Tur Takvimimiz


25 Kasım 2014 
Duyuru – Takvim – Çekiliş
Çekiliş için tık tık!!
10 tane İhanet – Monica McCarty kitabı hediye ediyoruz, kaçırmayın!!

26 Kasım 2014
Pudra Tozu – Skye Adasına Dair
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Serinin Dayandığı Tarihi Gerçeklik: İngiliz - İskoç Savaşı

27 Kasım 2014
Klan Liderleriyle Geleneksel İskoç Sofrasına Oturuyoruz!
Sakız Enginar Blogunun sahibi Lezzet Danışmanı Dilek Yetkiner konuğumuz.

28 Kasım 2014
Kitap Tutkusu – Yazar ve Seri Bilgisi
Fighting!! – Önokuma ve Alıntılar

29 Kasım 2014 
Yorumlar 
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu 
Kütüphanemden Kitap Manzaraları 
Fighting!! 

30 Kasım 2014
Bir Tur Böyle Geçti







Katkılarından dolayı Koridor Yayınları ve Söke Un’a teşekkür ederiz.



Devamını Oku »

31 Ağustos 2014 Pazar

İki Ateş Arasında - Monica McCarty (Highland Guard #1)


Kitap Adı:İki Ateş Arasında
Yazar: Monica McCarty
Orijinal Adı: The Chief
Çeviri: Aslıhan H. Bağdatlı
Yayınevi: Koridor Yayınları
 Sayfa Sayısı: 435
Basım: 2012, İstanbul
Seri: Highland Guard #1


Seri Sıramalası
 #2 Tutsak (The Hawk) - Erik MacSorley & Elyne de Burgh
#3 Gazap (The Ranger) - Arthur Campbell & Anna MacDougall 
#5 The Saint - Magnus MacKay & Helen Sutherland
#6 The Recruit - Kenneth Sutherland & Mary of Mar
#7 The Hunter - Ewen Lamont & Janet of Mar
#7,5 The Knight - James Douglas & Joanna Dicson (Novella)
#8 The Raider - Robert Boyd & Rosalin Clifford
#9 The Arrow - Gregor Macgregor & Cate of Lochmaben




"Bunun mantıklı olduğuna emin misin, lordum? Bu klan liderleri zorlamaya gelmez."

"Onu zorlamak gibi bir niyetim yok. İhtiyacım olmayacak. Para, toprak, güzel kadın - herkesin bir bedeli vardır. Yalnızca onunkinin ne olduğunu öğrenmeliyiz."

Robert the Bruce; İskoçya'yı İngiltere hakimiyetinden kurtarıp bağımsızlığına kavuşturmak istemektedir. Ancak daha önceki savaş taktiklerinin bir işe yaramadığını da görmüştür.  Bu nedenle adalardaki İskoç klanlarını da bu işin içine sokarak kendine gizli bir tim oluşturacaktır.

Bu grubun başına geçebilecek ve onları eğitebilecek tek bir isim vardır: Tor MacLeod.
Ama Tor bu savaşı umursamamaktadır. Onun umursadığı tek şey kendi klanıdır. 
Bu yüzden tarafsızlığını sürdürmektedir. 

Ancak onu bu önderlik işine ikna edebilmek ve ittifak kurabilmek için sinsice yatağına sokulan bir kadın vardır. Tor oyuna getirildiğini anladığında iş işten geçmiştir ve artık evlidir.

Kocasının tüm sertliği ve suratsızlığının altındaki adamı görebilen Christina, onu ortaya çıkarmak için her şeyi yapmaya hazırdır. 
Bir yanda onun sınırlarını zorlayan karısı...
Diğer yanda artık taraf seçmiş olsa da klanının iyiliği için bunu saklama çabası...
Tor iki ateş arasında kalmıştır bile!

---

Tor gerçekten sert bir karakter ve tamamen liderlik vasıflarıyla donatılmış. 
(Onun fantastik kitaplardaki ayağı Lara Adrian'In Midnight Breed serisindeki Lucan oluyor sanırım :)
Sert olmak zorunda çünkü klanından o sorumlu.
Christina'nın aşk oyunlarıyla ne kadar hoşuna gitse de uğraşacak vakti yok. Christina ise masum, iyi niyetli, yer yer çocuksu ama azimli ve becerikli bir kadın.

Monica McCarty kitaplarını tek bir kelimeyle ifade etme hakkım olsa seçeceğim kelime "DERİN!" olurdu. 

Olaylar derin çünkü tarihsel dayanağı var ve mantığı çok güzel bir şekilde oturtulmuş. Tarih, dönem, savaşlarla ilgili açıklamaları ben zevkle okudum, sırf romance kısmıyla ilgileniyorsanız bu kısımlar sıkıcı gelebilir. Ama yazar sizi bu anlatımlarla tamamen olayını içine çekiyor.
Karakterler derin çünkü neyi neden yaptığını anlamadığımız onca karakterden sonra Tor neden bunu dedi, Christina neden böyle bir şey yaptı hepsini biliyorsunuz, karakterleri tanıdığınız için kolayca anlayabiliyorsunuz.
Karakterler neyi sever, mizaçları, hayalleri nedir; kitaba çok güzel yedirilmiş. 

"Başına tarih atıp, bir balo, bir yemek, bir elbise yazmak mı?" historical romance yazmak diye çok düşündüm bu kitaptan sonra. (Bunları da harika anlatan yazarlar tabi ki var, yanlış anlaşılmasın) 
Gerçekten tarihin bir dönemini romance başlığı altında yaşamış gibiydi benim için. Suyun yüzünde durmaktansa, diplere daldım bu kez :)

Karakterleri çok sevdim, diğer savaşçıların kitaplarını çok merak ettim. Özellikle Tor'un düşmanı olan ama Tor'un eğitimi altında olan MacRuairi'nin hikayesini bekliyorum. Açıkçası bu bağımsızlık mücadelesinin nereye gideceğini de ayrı bir merak ediyorum. Her kitap bir savaşçıyı anlatsa da asıl temeldeki olay devam edecek gibi duruyor. 

Unutmadan: Yazar Notu kısmını kesinlikle okumalısınız! 
Çünkü kitabının ne kadarının gerçeğe dayandığını, ne kadarının kurguyla karıştrıldığını yazar çok güzel anlatmış.
O kısmı okuduktan sonra okuduklarım daha anlamlı geldi :)


P.S: Highland Guard serisi 1300'lü yıllarda geçerken, 1600'lerde geçen McLeods of Skye Üçlemesinde yani Türkçe'ye Asi, Maskesiz, Kır Zincirlerini olarak çevirilen seride yine McLeod'lar anlatılıyor :)

PUANIM: 

ALINTILAR:

Tor: Malcolm daha on üçünde bile değil ama sanırım şimdiden senden uzun.
Christina: Burada sık karşılaşacağım bir durum olacak galiba. Ama ister inan ister inanma bazı yerlerde bir kadın için ortalama bir boya sahip olduğum düşünülür. 
Tor: Öyle mi?
Christina: Evet, bazı yerlerde bir seksenden daha kısa olan adamlar var. 
Tor: Bizim de Adalar'da bir iki tane var ama biz onları gözlerden ırak tutuyoruz. 
Christina: Uçurumdan atmaktan ya da boğmaktan daha iyi galiba.
Tor: Biz barbar değiliz. Birkaç sene önce onları uçurumdan atmayı bıraktık. 
Christina: Çok rahatladım, gece kapımı kilitlememe gerek kalmayacak. 


Parlak gün ışığı pencereden içeri giriyor, kitabını okumaya yetecek kadar ışık veriyordu. En azından okumaya çalışıyordu - yaramaz kocası rahat durursa. Lancelot'un leydisini kurtarmak için faytona binmeye razı olacak kadar  kendini alçalttığı bölüme gelmişti ki bir horlama sesi duydu
Christina: Hikayeyi mahvedeceksen, daha fazla okumayacağım.
Tor: Şovalyeler ve aptal kuralları. En kederli düşkünlüğü bir faytona binmek mi? Lanet olsun ben senin için bir gübre yığınının üzerinde sürünürdüm.
Christina'nın dudakları kıvrıldı. Bir gübre yığınının romantik olacağı kimin aklına gelirdi?

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Mart 2014 Pazar

İstanbul CNR Kitap Fuarı 2014 ^^


Fuarları ayrı bir seviyorum. Hele de sevdiğim insanlarla katılınca bambaşka oluyor. 

1-9 Martarihleri arasında sürecek fuara ilk günden katıldık. Ben, Kitap Tutkusu ve Pudra Tozu :) 
Pudra, evi fuar merkezine yakın olan blog ikizimde kaldı. :)

Dün sabah erkenden  buluştuk. Tamam, Tüyap'a uzak diyoruz da ona göre nispeten daha yakın olan CNR bana Tüyap'ı arattı çünkü Tüyap'a giderken toplu taşımadan inip direk fuar alanına geçiyor ve karşınızdaki kapıdan hemencecik giriyorsunuz. CNR da ise bir sürü kapı var, her yerden girip çıkamıyor sürekli dolanıyorsunuz çünkü aynı anda ayakkabı fuarı vs gibi bir çok fuar var.

Derdimi döktükten sonra fuara geçelim. 
Bir çok sevilen yayıncı oradaydı. Ben son zamanlarda çok alışveriş yaptığım için bu kez listemi İzmir Fuarı'na saklıyorum ^^  Tabi, Pudra son anda davetini geri çekmezse -_-


Ben çok ama çok uzaklardan geldiğim için kızlar bana kahvaltı için atıştırmalık bir şeyler almışlar. Nasıl duygulandım, çok tatlılar ^_^


Öğle yemeği için ise seçeneğimiz yoktu :(

Ve Stantlar...


Son zamanlarda yüklü bir Pegasus alışverişi yaptığım için şu an için alacağım Pegasus yoktu. Stant resmi olarak Aşk tüm Zamanların İçinden Geçer serisini görünce çekmeden duramadım.  



Pudra'nın bayıldığı, her gördüğü yerde bağrına bastığı bu ikizler serisini ikizimle okuyacağız ^^  Evet, hitap ettiği yaş daha küçük ama olsun bayıldık :)

Bu arada Elizabeth Hoyt'un serisinin 3,5 nolu kitabı çıkmış, taze gelmişti. (Kitap sıralamasını ikizim söyledi -_- )
İkizcan hemen aldı ama benim eksik kitaplarım var daha sonraya inşallah.


En çok alışveriş yaptığım stant ise Altın Bilek Yayınları'nın Standıydı çünkü sadece Altın Bilek değil, Arunas, Arkadya, Koridor yayınlarının da öne çıkan kitapları, üstelik %40 indirimle bulunmaktaydı. Üstelik Elf Yayınları'ndan çıkan Sana Kapıldım 12.50 TL idi *_* Alıverdim!

Kuzey Güney de oradaydı ^_^ Standa çok yakışmış. 


Kitaplara ufak bir bakış... 



April Yayınları'nda ise şu an benim de zevkle kitabını okuduğum Alper Canıgüz'ün imza günü vardı. Malesef kitabım yanımda değildi. Çok üzülmüştüm ama kızlarla birlikte yeni kitaplara imza aldık, yazarla tanıştığıma da çok sevindim. 


Şu an elimde iki tane Cehennem Çiçeği oldu, birini blogda hediye etmeye karar verdim ^^


Favori stantın hangisi diye sorsalar  Pena Yayınları derim. Stant tasarımı, renkler çok güzeldi. Seri devamı, bir de yeni çıkan Seninle'yi aldım oradan ve ve ve bir kırmızı çantaları vardı *_* Ciddi düşünüyoruz kendisiyle :)



Kitaplar güzeldi ama çantalar da çok güzeldi... Bayıldım... 


O kadar anlattın, hani kitapların diyenler buradan buyurun lütfen :) 


Martı Yayınları Sherlock Holmes'un tüm hikayelerini tek kitapta basmış *_* Görür görmez oraya koştum ancak ben Martı Yayınları'ndan çıkan 5 kitaplık seriyi aldığım ve bu kitapta da ekstra bir şey olmadığı için bütçemi sarsamadım malesef :( Gerçi fiyatı harikaydı, 25 tl *_*


Elimde Sherlock Holmes'ün hikayeleri dışındaki 4 romanı da var aslında ancak farklı yayınevlerinden aldığım için boyut konusunda sıkıntı çekiyorum, sanki aile fotoğrafı çekinmek için bir ara gelmiş büyükanne, büyük baba, ebeveynler, çocuklar, torunlar gibi duruyorlardı. Bu nedenle ben de hazır 5tl  den bulmuşken ilk iki romanı aldım :)

Kitaplarım da böyle. Bitti mi? Bitmedi :D


İkizimin arkasında One Better Day'le dolaplar çevirirken, ikizim de benim arkamdan çeviriyormuş -_- 

İkizimin bana hediyeleri. 
4. aynı kupamız, zuzulu kupalar :)
Edirne'den aldığı bindallı giymiş Edirne Bebeği, annem bayıldı ^^
Sam Winchester çoraplarım :p Hahah, ikizim anlamamıştı. Çünkü o SPN izlemiyor -_-
Pandalı kupam <3 _ <3
Aslında bu kupayı ikizim bana almıştı ama daha kullanamadan eve getirdiğim an elem bir kaza sonucu kulpunu kaybetti, nasıl üzüldüm, evlat acısı gibiydi çünkü ay lav panda. 
Ve ikizim tekrar bulmuş almış ^^ ay lav ikizim.

Ve son hediye :D Yerim o hediyeyi ben!
Sherlock Holmes fanıyım ya, bazen isabetli  küçük çıkarımlar yapıp "Heheh, küçük Sherlock olcam ben!" diyorum. İkizim bana büyüteç almış :D Öldümm!
Üstündeki yazı beni benden aldı:
"Küçük Sherlockumuza :) Çözecek dolu entrika var -_- "

  
Böyle keyifli bir fuar geçti başımızdan. 
Ve yorgunluk sonu, akşam keyfi olarak Sana Kapıldım'a başladık bile ^^
İkizim ve Pudram bir arada, ben yaban ellerde. :p


Herkese keyifli günler diliyorum. :)



Devamını Oku »