28 Ağustos 2016 Pazar

İhtiyaç - Carrie Jones (Need #1)


Kitap Adı: İhtiyaç
Yazar: Carrie Jones
Orijinal Adı: Need
Çeviri: Bige Turan
Yayınevi: Go Kitap
 Sayfa Sayısı: 388
Basım: Ağustos 2016
Seri: Need #1



Seri Sıralaması
#1 İhtiyaç / Need
#2 Captivate
#3 Entice
#4 Endure



İnsanlar her zaman karanlığa bakar, Zara. Ne görebileceğimizden korkarız. Dışarısı karanlık olabilir, bu kendi ruhumuzun karanlığı da olabilir, ama bence hiç bilmemektense, bakarken yakalanmak daha iyidir. 

Çok sevdiği üvey babasını kaybeden Zara, hayata küsmüş gibidir. Onun sanki ruhunu kaybetmiş, içinde bir şeyler ölmüş gibi göründüğünden korkan annesi Zara'yı babaannesinin yanına Maine'e gönderir. Zara'nın yaşadığı yerden sonra kasaba hem oldukça küçük, hem de  soğuktur.  Ayrıca Zara evden uzaklaştırılmış, sürgün yemiş gibi hissetmektedir ve annesine içten içe öfkelenmektedir. 

Kasaba hayatına alışmaya çalışırken takip edildiğini fark eden Zara, kendini takip eden adamın geride altın rengi simler bıraktığını da fark etmiştir. Yeni arkadaşlarıyla birlikte bu olayı araştırmaya kararlıdır. 

***

Herkesin korkuları vardır, değil mi? Millet pul koleksiyonu yapar, ben korku biriktiririm... 

Eskiden perili kitaplara çok da bayılmazdım. Benim için sanki fantastik dünyanın üvey evlatları gibiydiler. Meleklerin güzelliğini, şeytanın zekasını alan bu yaratıklar oldukça kurnaz olabiliyorlar. Önce Sookie Stackhouse serisiyle ve True Blood dizisiyle perileri kabullenmeye başlamıştım, ardından Fevkalade Tuhaf serisiyle onları sevmeye başladım. Artık severek perili kitap okuyabiliyorum. 

Kitabın geçtiği ortam benim okumayı çok sevdiğim atmosferlerden biriydi. Şehir hayatından uzak, kasvetli, soğuk, ufak bir kasaba. Ormanla iç içe, bu yüzden her türlü olağanüstülüğe müsait. Kitap yeni kızın mistik kasabaya gelmesi klasik temasını işliyordu. Alacakaranlık serisi gibi serilerle başlangıç anlamında örtüşüyordu. Ama sonradan kendine has bir yol çiziverdi. (Bir kasabaya gelen yeni kızlarla ilgili bir yazı yazmıştım: Merhaba, Ben Bambaşka Bir Şehirde Yeni Bir Okula Başlayan Kız!. )

Friedrich Nietzsche der ki, "Canavarlarla savaşan kişi, kendisi de canavara dönüşmemek için dikkatli olmalıdır."

Zara başlarda sevdiğim bir karakterdi. Korkularıyla başa çıkmak için fobi isimlerini ezberleyip sayarak rahatlayan karakterin düşünce süreçleri de hoşuma gidiyordu. Zaten kitabın sevdiğim yanlarından biri de fobilere çekilen dikkat ve her bölümün bir fobi isminden oluşmasıydı. Bu konuda Korku Biriktirmek isimli yazımı okuyabilirsiniz. Ayrıca yazarın kendinden esinlenerek Zara'ya verdiği bir özellik vardı. Zara Uluslararası Af Öfgütü'ne üyeydi ve bu alanda çalışmalar yapıyordu. Yazar da sosyal sorumluluk işleriyle oldukça haşır neşir. 

Nefret işe yaramayan bir duygudur. 

Zara'nın babaannesi de farklı, uçuk ve sevilesi bir karakter. Onu hep oduncu gömlek ve kotla hayal ettim nedense. :)
Ayrıca Zara'nın arkadaşları Issie ve Devyn'e de bayıldım, kitapta en çok sevdiğim karakterlerdi. Nick de iyiydi diyelim.
Ancak kitabın ortalarından sonra Zara'ya sinirlenmeye başladım. İnkarcılığı artık aptallık seviyesine gelmişti. Gözünün önünde gerçekleşen her şeyi reddetme aşamasındaydı ve ben bunu sevmedim. 

İşin periler kısmı da güzeldi, yer yer beni şaşırttığı oldu. 

Genel anlamda kitabı sevdim. 
Küçük, soğuk, kasvetli kasabaya gelip fantastik olaylara dalan yeni kız klişesi ve Zara'nın saçma inkarcılığı dışında ütopik beklentiler oluşturulmadan okunabilecek hoş, kolay okunan bir kitaptı. 
Seriye devam edeceğim. ^^ 
Sevgiler :*
 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

23 Ağustos 2016 Salı

OKK 48.Blog Tur / İhtiyaç - Carrie Jones


Herkese merhaba!
OKK'nın 48. blog turunun konuğu Go Kitap'tan çıkan Carrie Jones'un İhtiyaç romanı!


Kitabımızı Tanıyalım:


Herkesin korkuları vardır...
On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.




Tur Takvimimiz:


23.08.2016
Duyuru – Takvim – Çekiliş

24.08.2016
Pudra Tozu - Efsane Kasaba Maine
Fighting!! - Seri Bilgisi

25.08.2016
Kitap Tutkusu - Fantastik Dünyanın Üvey Evlatları: Periler

26.08.2016
Yorum



ÇEKİLİŞ!!^^

3 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına ve Instagram hesabımıza bekliyoruz ;) 







Katkılarından Dolayı Go! Kitap'a Teşekkür Ederiz^^






Turumuza Herkesi Bekleriz^^
Devamını Oku »

1 Aralık 2015 Salı

Tatlı Hesaplaşma - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #3)


Kitap Adı: Tatlı Hesaplaşma
Yazar Adı: Wendy Higgins
Orijinal Adı: Sweet Reckoning
Çeviri: Bige Turan
Yayınevi: Go! Kitap
Sayfa Sayısı: 440
Basım Tarihi: 2015
Seri Adı: The Sweet Trilogy #3

Seri Sıralaması:
#4 Sweet Temptation


Sadece unutma, yüreğini koyduğun her şeyi başarabilirsin. Senin için her şeyi yaparım, Anna. Elimde olsa senin için savaşırdım.

Yasal Uyarı: Yazı, kitap arkası yazısından daha fazla spoiler içerMEyecektir! ^^ Ancak ilk kitabı okumayanların yorumumu okumasını önermem, en azından ilk paragrafı. 

2. kitabın sonunda Anna'nın artık iblisleri dünyadan kovacak nefil olduğu kesinleşmiştir. Bir yandan dükleri şüphelendirmeden müttefik toplamaya çalışsalar da artık çok geçtir.
Dost düşman birbirine karışmışken kaygan zemindeki Anna ve müttefiklerini daha da zor günler beklemektedir. 
Büyük savaşta erdem kılıcını kullanmak zorunda olan Anna'nın kendini ve yüreğini saf tutması gerekmektedir, ancak yanı başında Kaidan Rowe gibi biri varken bu çok zordur. Ki Kaidan'ın babasının yaptırımları Anna'yı çok tehlikeli bir ikilemde bırakacaktır.
Diğer nefilimlerin de hayatlarında büyük savaş dışında bir sürü çalkantılı olay olageliyordur. 
Dükler gelen fırtınanın farkındayken kazanmak çok zor olacaktır. 


Kaidan'ın ağzından anlatılacak kitabı saymazsak bu kitap tam olarak olayların bağlandığı kitaptı. Bu yüzden büyük heyecan ve önem teşkil ediyordu. 
Kitap boyunca heyecan hiç dinmedi, aksine artarak devam etti. 
Sona yaklaştığımızda taşikardiden gitmek üzereydim :p

Benzer türdeki kitapların sonunda yazarların gereksiz dram yaratmaya çalıştığı bir gerçek. Örneğin Hush Hush serisini severek okumuştum ama Final isimli serinin son kitabının tam bir facia olduğunu düşünüyorum. 
O yüzdendir ki serinin kendisi kadar koyduğu nokta, olayları nasıl bağladığı da oldukça mühim. 
Bu kitapta her şey en ufak ayrıntısına kadar o kadar mantık çerçevesindeydi ki iyi de kötü de olsa olaylar tamamen kitabın gidişatına uyuyordu. 
Ben bu son kitabı da çok beğendim, çok da etkilendim. 


Genelde yazarların eklediği bonus bölümleri pek sevmem. Bunda ise beni kalbimden yakaladı.
Yazarın serinin kendisine yakışan bir son kitap yazdığını düşünüyorum. 
En çok da gerçek hayattan çözüm alan kısımları hayranlıkla okudum.
Bu seri yeri ayrı serilerden biri olarak yerini aldı. 

Kaidan'ın ağzından yazılan kitabın ardından genel bir seri yorumu da yapacağım. 
Sevgiler :* 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

12 Temmuz 2015 Pazar

Yabancı - Melissa Landers (Alienated #1)


Kitap Adı: Yabancı
Yazar:  Melissa Landers
Orijinal Adı: Alienated
Çevirmen: Demet Orhan
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: Kasım 2014
Basım: 424
Seri: Alienated #1

Seri Sıralaması:
#1 Yabancı / Alienated
#1,5 Until Midnight (Novella)
#2 İşgalci / Invaded


"Benim gezegenimde bu kadının üremesine izin verilmezdi. Kimse onu klonlamazdı da. Berbat biri."
"Bence kadın ruhunu evde bırakmış. Belki de ruhu ayakkabılarına uymamıştır."
(Dünyalı & Leihrli ortak dedikodusu :D )

Uzaylılar kendilerini Dünya'ya tanıtmışlardır. Dünya'dan çok daha gelişmiş olan 'evrimini' tamamlamış L'eihr gezegeniyle Dünya arasında ilişkiler geliştirilmeye çalışılır çünkü iki tarafın da birbirlerinden büyük çıkarları vardır. Bu çıkarları sayfaları çevirdikçe daha büyük ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz. 

Bu kaynaştırma çalışmalarından biri de L'eihrli öğrencileri değişim programıyla bir seneliğine Dünya'daki ailelerin yanına göndermektir. Bir sonraki sene o öğrenciler de L'eihr gezegenine gideceklerdir. 
3 öğrenciden Syrine Fransız bir ailenin yanına, Eron Çin'li bir ailenin yanına,  Aelyx ise Amerika'lı esas kızımız Cara'nın yanına gönderilir. Cara hevesli olsa da Aelyx ve diğer değişim öğrencileri pek de gönüllü değildir bu anlaşmaya. Hatta engellemek bile istemektedirler. Sırlar, sırlar... 

Dünya'da ise L'eihrlileri merak edip bu işbirliğine olumlu bakanların yanı sıra onlardan uzak durulması, Dünya'ya hiç gelmemeleri gerektiğini düşünen bir grup da vardır. 

L'eihr'de artık üreme yoluyla çocuk yapılmamakta, genelde arşivde  genetik olarak uygun kişiler klonlanmaktadır. Aelyx de bu klonlardan biridir. Tamamen kontrolde, görev bilinciyle hareket eden, duygulardan arınmış biri gibidir. 

Bir yandan Cara, Dünya'daki yemekleri bile yiyemeyen Aelyx'e Dünya'yı tanıtmaya çalışır. Ama bu hiç kolay olmayacaktır. Çikolatanın iğrenç bir şey olduğunu, küf koktuğunu söyleyen bir adamdan bahsediyoruz. :D
Diğer yandan L'eihrlilerden hoşlanmayan grubun duygusu nefrete dönüşmeye başlarken ikili okula bile gitmekte zorlanmakta, hatta tehdit mesajları almaktadırlar.
 Cara'nın en yakınlarındaki kişiler bile bu işe sıcak bakmazlar. 

İşler çığrından çıkarken bir de filizlenmeye çalışan ufak duygular vardır. 
Ama her şey tepetaklak olmak üzeredir. 
Sadece iki kişi değil, koskoca iki gezegen söz konusudur... 


Gelelim kişisel düşüncelerime. Aslında bu kitapla ilgili biraz ikircikliyim. Anlatabilecek miyim bilemiyorum ama şansımı deneyeyim. 
Bu kitabı zihnimde iki şekilde ele aldım. 

Birincisi Fantastik bir Genç Yetişkin kitabı. Uzaylılar & Dünyalıları konu alıyor. 
Bu kadar basit. Seversin ya da sevmezsin. 
Bir Genç Yetişkin romanı olarak çok güzel. 
Karakterler güzel, olaylar iyi düşünülmüş. Hani uzaydan gelip de 40 yıldır dünyada yaşıyormuş gibi davranan bir kahraman yok ortada. 
Gelenek, kültür farklılıkları hatta damak tadı ve bakış açısı farklılıkları çok çok güzel anlatılmış. 
Kitap boyunca ufak ufak öğrendiğiniz şeylerle zaten bu görüşünüz de destekleniyor. 

Gerçekçi ele alınmaya çalışılması, mantığa oturmasını çok sevdim. Karakterleri de. 
Yani bir genç yetişkin kitabı olarak çok doyurucu, güzel bir kitaptı. 

-----

Gelelim kafamı kurcalayan iç seslerime :D Belki bir çoğunuza da saçma gelebilir. 
 Yer yer kitap beni çok rahatsız etti. 
Çünkü Dünya üzerinde gerçekten 'evrim' geçirmiş uzaylılar tarafından yardım görüp bizim de 'evrim'in bir üst basamağına taşınacağımıza inanan insanlar var.  Ki burayı geçtim uzaylılar tarafından yaratıldığımıza dahi inanılıyor. Dünya'daki canlıların oluşum süreçlerini onların tetiklediğine vs. 
Bana göre bu düşünceler o kadar sakat ki okurken bunun izlerini görmek de beni yer yer rahatsız etti. 
Evrende başka canlıların olduğuna inanıyorum ama bizle iletişime geçtiklerine, sohbet ettiklerine inanmıyorum pek. 

Ayrıca L'eihr'lilerin tek tipliliği bana klostrofobik hissettirdi. Hani gelişmiş olacağız derken birçok şeyi yitirmek... 
O kadar tektipleştirilmişler ki okurken bir yandan onlar adına üzüldüm diğer yandan bizim de ne kadar tektipleştirildiğimizi gördüm. Belki L'eihrliler gibi gezegensel üniforma giyecek kadar tektipleştirilmedik henüz ama bir yerlerden başlamışız. 
Bu düşünceler yüzünden arada azap çektim, kitabı kapatasım bile geldi. 

Evet, ben bu kitabı normal bir genç yetişkin olarak görebildim, görmeyi tercih ediyorum ama... İşte amasını da anlatabildiğimi umuyorum. 
İçsesler kısmı burada sona eriyor :) 

-----

PUANIM
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

29 Mayıs 2015 Cuma

21. Gün/The 100 - Kass Morgan (The Hundred #2)


Kitap Adı: The 100
Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: 312
Basım: 2015
Seri: The Hundred #2

Seri Sıralaması:
#3 Eve Dönüş / Homecoming


Dın dın dın Yasal Uyarı: Öncelikle ilk kitabı okumayanların yorumumu okumasını, tavsiye etmem, özellikle konudan bahsedeceğim kısmı. Hatta ilk kitabı okumayanların 2. kitabın arka kapağını okumasını bile önermem. İsmi 21. Gün, o 21 günde olanları ufaktan özetliyor. Benden uyarması. :* 

"İnsanlar gemiye binmek için para vermek zorunda değildi."
"Öyle mi? O zaman koloniciler nasıl seçildi?"
"Tarafsız ülkelerden geldiler. Nükleer savaşa kapılmayacak kadar açgözlü ve aptal olmayanlardan."
"O zaman neden gemideki herkes aynı dili konuşuyor?"

 Birinci kitapta yüzlümüz Dünya'ya gelmiş ve kitabın sonunda Dünya'da yalnız olmadıklarını öğrenmişlerdi. Bu kitapta ise bir yandan Dünya'lılarla ilgili gerçekleri öğrenip, dost mu düşman mı olduklarını ayırt ederken; kendi sırları, diğerlerinden sakladıklarıyla da sınanacaklar. Dünya'da işler gerçekten karışıyor. 
Diğer yandan ise gemidekilerin de huzuru bozulmuş durumda. Çünkü gemi sonsuza kadar havada duracak şekilde tasarlanmadı ve artık oldukça eskidi. Ortaya çıkan sorunlar nasıl aşılacak? 

Ben kesinlikle bu kitabı ilk kitaptan daha çok sevdim. Sanki ilk kitap araziyi tanımak içindi. Dünya, koloni ve karakterleri tanıdık, öğrendik; sırlarına kapıldık. Bu kitapta ise iki taraf için de bir ölüm kalım mücadelesi söz konusu. 
Ama beni kesinlikle gemide olanlar çekti. Dünya'da olanları da okusam da o kadar delice merak etmedim, bir kısmını tahmin ettim. Ama gemide olanlar hakkında fikir dahi yürütmedim, soluksuzca okudum *_*
Glass'ı daha bir sevdim ki benim yüzlü içinde favorim yok. Gerçi hala yok ama Luke&Glass'a kendimi daha yakın hissediyor gibiyim. Clarke'dan da daha bir uzaklaştım bu kitaptan. Hiç haz etmiyorum kendisinden.
Ayrıca gençlik olduğundan mıdır nedir bazı düşünceler, bazı duygular pek çabuk değişti. Bu da benim pek hoşuma gitmedi.

Çeviri, kapak, tasarım, puntoya kadar her şey güzeldi. Ancak bir iki yerde Glass yerine Clarke; Bellamy yerine Wells yazılmıştı. Ama çok takılmadım. 

İkinci de birinci gibi öyle can alıcı bir yerde bitti ki olayların nasıl bağlanacağını çok ama çok merak ediyorum. Özellikle Glass&Luke için.

PUANIM: 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

16 Mayıs 2015 Cumartesi

The 100 - Kass Morgan (The Hundred #1)


Kitap Adı: The 100
Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: 297
Basım: 2014
Seri: The Hundred #1

Seri Sıralaması:
#3 Eve Dönüş / Homecoming



"O seni seviyor Clarke. Çoğu insanın hayatı boyunca aradığı bir sevgi bu."
"O zaman, senin iyiliğin için söylüyorum, umarım öyle bir şey bulmazsın."


Dünya'da yaşanan nükleer bir felaketin ardından insanlar 300 yıldır yörüngedeki bir uzay gemisinde yaşamaktadırlar. Kaynaklar kıt olduğu için çok sıkı önlemler alınmaktadır. Örneğin; birden fazla çocuk sahibi olmak ölümle cezalandırılır. Ancak bu sonsuza kadar bu şekilde devam edemeyeceği için çözüm yolları aramak zorundadırlar. 300 yıl sonra Dünyanın yeniden yaşanabilir bir hale gelip gelmediğini, radyasyon durumunu öğrenmek için 100 suçlu çocuğun dünyaya deney ve keşif amaçlı gönderilmesine karar verilir. Zaten çocuk suçlular 18 yaşını doldurduktan sonra idam edilmektedir. 

Dünya'nın yaşanabilirliğini araştırırken hayatta kalma mücadelesi veren The 100'ün farkında bile olmadığı çok büyük gerçekler vardır. Ayrıca gemide de işler hiç yolunda gitmemektedir. 
İnsanlığın kaderi artık bu yüz çocuğun elindedir. 

Kitap dört karakterin ağzından günümüz ve flashbackler şeklinde anlatılmaktadır. Bu benim çok hoşuma gitti. Olayları ve o olaylara neden olan şeyleri farklı bakış açılarından etraflıca öğrenebildik. 
Bu karakterler Glass, Clarke, Wells ve Belamy'dir. 
Glass, son dakika yerine geçen (olaylar olaylar) Belamy nedeniyle gemide kalmıştır. 
Diğer üçü ise Dünya'ya gitmiştir. 
Böylece hem Dünya'daki, hem de gemideki gelişmeleri takip edebildik. 

Karakterleri de sevdim ama bayıldığım, favori bir karakterim olmadı. En az hoşlandığım ise Clarke oldu maalesef. 

Bir solukta okunabilecek bir kitap. İnanılmaz akıcı ve karmaşadan uzak. Okuduğum son kitaptan o kadar etkilendim ki ondan sonra azıcık basit geldi. Ama konuyu ve işlenişini sevdim. Tam bir Genç Yetişkin romanı. Sonu da hem Dünya, hem gemi açısından çok can alıcı bir yerde bitti. O yüzden hemen 2. kitap 21. Gün'e başladım. 
Özellikle gemideki gelişmeleri çok merak ediyorum. 

Sevgiler :* 

PUANIM: 
3,5'tan 4



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »