12 Temmuz 2015 Pazar

Yabancı - Melissa Landers (Alienated #1)


Kitap Adı: Yabancı
Yazar:  Melissa Landers
Orijinal Adı: Alienated
Çevirmen: Demet Orhan
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: Kasım 2014
Basım: 424
Seri: Alienated #1

Seri Sıralaması:
#1 Yabancı / Alienated
#1,5 Until Midnight (Novella)
#2 İşgalci / Invaded


"Benim gezegenimde bu kadının üremesine izin verilmezdi. Kimse onu klonlamazdı da. Berbat biri."
"Bence kadın ruhunu evde bırakmış. Belki de ruhu ayakkabılarına uymamıştır."
(Dünyalı & Leihrli ortak dedikodusu :D )

Uzaylılar kendilerini Dünya'ya tanıtmışlardır. Dünya'dan çok daha gelişmiş olan 'evrimini' tamamlamış L'eihr gezegeniyle Dünya arasında ilişkiler geliştirilmeye çalışılır çünkü iki tarafın da birbirlerinden büyük çıkarları vardır. Bu çıkarları sayfaları çevirdikçe daha büyük ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz. 

Bu kaynaştırma çalışmalarından biri de L'eihrli öğrencileri değişim programıyla bir seneliğine Dünya'daki ailelerin yanına göndermektir. Bir sonraki sene o öğrenciler de L'eihr gezegenine gideceklerdir. 
3 öğrenciden Syrine Fransız bir ailenin yanına, Eron Çin'li bir ailenin yanına,  Aelyx ise Amerika'lı esas kızımız Cara'nın yanına gönderilir. Cara hevesli olsa da Aelyx ve diğer değişim öğrencileri pek de gönüllü değildir bu anlaşmaya. Hatta engellemek bile istemektedirler. Sırlar, sırlar... 

Dünya'da ise L'eihrlileri merak edip bu işbirliğine olumlu bakanların yanı sıra onlardan uzak durulması, Dünya'ya hiç gelmemeleri gerektiğini düşünen bir grup da vardır. 

L'eihr'de artık üreme yoluyla çocuk yapılmamakta, genelde arşivde  genetik olarak uygun kişiler klonlanmaktadır. Aelyx de bu klonlardan biridir. Tamamen kontrolde, görev bilinciyle hareket eden, duygulardan arınmış biri gibidir. 

Bir yandan Cara, Dünya'daki yemekleri bile yiyemeyen Aelyx'e Dünya'yı tanıtmaya çalışır. Ama bu hiç kolay olmayacaktır. Çikolatanın iğrenç bir şey olduğunu, küf koktuğunu söyleyen bir adamdan bahsediyoruz. :D
Diğer yandan L'eihrlilerden hoşlanmayan grubun duygusu nefrete dönüşmeye başlarken ikili okula bile gitmekte zorlanmakta, hatta tehdit mesajları almaktadırlar.
 Cara'nın en yakınlarındaki kişiler bile bu işe sıcak bakmazlar. 

İşler çığrından çıkarken bir de filizlenmeye çalışan ufak duygular vardır. 
Ama her şey tepetaklak olmak üzeredir. 
Sadece iki kişi değil, koskoca iki gezegen söz konusudur... 


Gelelim kişisel düşüncelerime. Aslında bu kitapla ilgili biraz ikircikliyim. Anlatabilecek miyim bilemiyorum ama şansımı deneyeyim. 
Bu kitabı zihnimde iki şekilde ele aldım. 

Birincisi Fantastik bir Genç Yetişkin kitabı. Uzaylılar & Dünyalıları konu alıyor. 
Bu kadar basit. Seversin ya da sevmezsin. 
Bir Genç Yetişkin romanı olarak çok güzel. 
Karakterler güzel, olaylar iyi düşünülmüş. Hani uzaydan gelip de 40 yıldır dünyada yaşıyormuş gibi davranan bir kahraman yok ortada. 
Gelenek, kültür farklılıkları hatta damak tadı ve bakış açısı farklılıkları çok çok güzel anlatılmış. 
Kitap boyunca ufak ufak öğrendiğiniz şeylerle zaten bu görüşünüz de destekleniyor. 

Gerçekçi ele alınmaya çalışılması, mantığa oturmasını çok sevdim. Karakterleri de. 
Yani bir genç yetişkin kitabı olarak çok doyurucu, güzel bir kitaptı. 

-----

Gelelim kafamı kurcalayan iç seslerime :D Belki bir çoğunuza da saçma gelebilir. 
 Yer yer kitap beni çok rahatsız etti. 
Çünkü Dünya üzerinde gerçekten 'evrim' geçirmiş uzaylılar tarafından yardım görüp bizim de 'evrim'in bir üst basamağına taşınacağımıza inanan insanlar var.  Ki burayı geçtim uzaylılar tarafından yaratıldığımıza dahi inanılıyor. Dünya'daki canlıların oluşum süreçlerini onların tetiklediğine vs. 
Bana göre bu düşünceler o kadar sakat ki okurken bunun izlerini görmek de beni yer yer rahatsız etti. 
Evrende başka canlıların olduğuna inanıyorum ama bizle iletişime geçtiklerine, sohbet ettiklerine inanmıyorum pek. 

Ayrıca L'eihr'lilerin tek tipliliği bana klostrofobik hissettirdi. Hani gelişmiş olacağız derken birçok şeyi yitirmek... 
O kadar tektipleştirilmişler ki okurken bir yandan onlar adına üzüldüm diğer yandan bizim de ne kadar tektipleştirildiğimizi gördüm. Belki L'eihrliler gibi gezegensel üniforma giyecek kadar tektipleştirilmedik henüz ama bir yerlerden başlamışız. 
Bu düşünceler yüzünden arada azap çektim, kitabı kapatasım bile geldi. 

Evet, ben bu kitabı normal bir genç yetişkin olarak görebildim, görmeyi tercih ediyorum ama... İşte amasını da anlatabildiğimi umuyorum. 
İçsesler kısmı burada sona eriyor :) 

-----

PUANIM
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

6 Şubat 2013 Çarşamba

Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout (Lux #1)




Kitap Adı: Obsidiyen
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Orjinal Adı: Obsidian
Çeviri: Bilge N. Zileli 
Yayınevi: DEX
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 354
Tür: Fantastik / Young Adult
Seri: Lux Serisi
#1 Obsidiyen
#2 Oniks
#3 Opal
#4 Köken
#5 ??


Hey Yakışıklı, hangi gezegendensin sen? :)    

Yepyeni bir seriye başladım. Bitireli birkaç gün olmasına rağmen hala aklımdan çıkmadı... Yazarın kitabı sadece 7 günde yazdığına inanmak çok ama çok zor. Yazarın dili çok akıcı, çeviri çok başarılı. Yoruma başlamadan önceki söyleyeceğim şey: Harikaydı, kesinlikle okuyun, olur. :)

Vampir, Kurt Adam, Zombi, Melek derken aramıza uzaylılar da katıldı, yer açın canlarım. Biz hep onları eciş bücüş, dünyayı ele geçirmeye çalışan yapışkan ve istilacı yaratıklar olarak tanırdık ama Deamon tüm ön yargıları kırdı... :)

Kat, annesiyle yeni bir kasabaya taşındığında tek yapmak istediği kitap blogunu yazmak ve bahçeye çiçek ekmekti. Kimseyle kaynaşma gibi bir niyeti yoktu... Zaten hiçbir zaman çok girişken biri olamamıştı... Ama annesi onu komşuları olan 2 kardeşle tanışmak konusunda cesaretlendirdi. 

Kat "Market yolu" sorma bahanesine sığındı, kapıyı çaldı ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı artık... (vay be ne dramatize ettim:)
Kapıyı açan asık suratlı ama yakışıklı mı yakışıklı; dağınık simsiyah saçlarına ve kopkoyu yemyeşil gözlerine bittiğim Daemon'du. Daemon daha ilk dakikadan Kat'i terslemeye ve aşağılamaya başladı. İkiz kardeşi Dee ise Daemon'un tüm engelleme çabalarına rağmen Kat'in en yakın arkadaşı oldu... Ama bu ikizler Lux adlı gezegenleri yok olunca Dünya'ya yerleşen Luxen adında ışık varlıklarıydılar.

Karakterler
Kat'e sevdiklerim kısmında değineceğimden kendisini atlıyorum.

Daemon, seksi uzaylımız. Seksi olduğu kadar da bir ÖKÜZ kendisi. Kitabı okumadan önceki yorumlarda Öküz dendikçe, bu çocuk ne yapıyor da Öküz demiş kızımız buna diye merak ediyordum, şimdi bakıyorum da gerçekten  Öküz!!! Kızımıza karşı sürekli kırıcı ve alaycı davranıyor ısrarla. En büyük öküzlüğüyse: "Artık neredeyse hiç parlamıyorsun." repliğini kullandığı kısımdı.

Dee, Daemon'un dünya tatlısı ikizi. Kat'den çok farklı olarak neşe dolu bir kız ve Kat'in en iyi arkadaşı. Sevilesi karakterlerden.

Ash, kardeşleri ve Matthew'u şimdilik sevemedim. Simon ise elleri dost canlısı arkadaş, başına gelenleri hak etti bence... 

Sevdiklerim: 
İkilinin her saniye atışmaları beni benden aldı. Kitap boyunca tebessüm etmenizi sağlayacak hoş didişmelerdi bunlar. Birbirlerinde hoşlanmadıklarını her dk söylemelerine rağmen sürekli birlikte olmalarıysa daha da hoştu. 

Kat'in kitap blogger'ı olması tabi ki. Ki ilk sayfada beni yakalayan bir şeydi bu. Eminim çoğumuz onda kendimizi gördük. Blogunun başına geçip yorum yazılmadığı için insanlar berbat, takipçisi arttığı için insanlar harika diye değerlendirme yapması gibi... :)  Sıradan esas kız gibi dursa da oldukça zeki ve eğlenceliydi. Daemon'un laf sokmalarına çok yerinde karşılıklar verebiliyordu ki bu Daemon'un bile hoşuna gidiyor :)

Daemon'un kızımızı arka sıradan sürekli kalemle dürtmesi... :) Öldüm bittim orada... 

Karkuşu'nun hikayesi ve karakterlerimizin daha sonra bu hikaye üzerinden yaptıkları sohbet.

Daemon'un sırrı açığa çıkma tehlikesine rağmen kızımızı hep koruması, kurtarması...
Kitabın sonunda kısa bir olayların Damon'u gözünden verildiği bir bölüm bulunması... 

Sevmediklerim:
Kat'in çok sık da olmasa dudağını ısırması. Son okuduğum bir kaç kitaptan sonra bu dudak ısırma işi aldı yürüdü, bir seksepalite simgesi oluverdi, bu da benim hoşuma gitmedi...

Luxenlerimizin kendilerini gizleme ve bahane bulma konusundaki acemilikleri. Başka gezegenden dünyamıza gelmişsiniz, kimliğiniz saklı kalmalı diyorsunuz ama çok ihtiyatsız davranıyorsunuz bu konuda. Suyun altında 10 dk kalmalar, hızlı hareket etmeler, zayıf bahaneler. Daha ilk dakikadan bizde bir tuhaflık var dedirttiniz resmen.

Daemon'un Kat'e Kedicik demesi hoştu ama bu aralar birkaç kitapta daha karşıma çıkan bir hitap olduğu için nedense biraz soğudum bu laftan.

Ash karakteri ve karanlık varlıklar olan Arumlar tabi ki. Arum'lar ışık varlıkları olan Luxen'lerin en büyük düşmanları... Buldukları yerlerde öldürmek istiyorlar Luxenciklerimizi.

Savunma Dairesi olayı. Bence bunun altından bir şeyler çıkabilir ilerleyen kitaplarda.

---

Kitap kapağından bahsedersek yazarımız karakterlerinin dünyadaki yansımalarını bulmuş ve futbolcu Pepe Toth ve model sevgilisi Stzella'yı buna uygun görmüş. Kapaktaki çiftimiz ve gerçek hayatta da birlikteler. Kapaktaki hallerini beğendim  ama çiftin gerçekteki hali bence Daemon ve Kat karakterine hakaret gibi. Ki yazar bu kişileri imza günlerine bile götürüyor, o kadar seviyor :)
Daemon ne kadar uzun, güzel vücutluysa Pepe o kadar ufak tefek geliyor bana, dövmelerini de sevmedim. Kapaktaki hallerini sevdim ama onun dışında ortalıkta görünmesinler bence :)
Ki bu çiftimiz onlarca kitap kapağında mevcutlar. Goodreads'te ufak çaplı bir araştırınca, Pepe'nin diğer kapak fotoğrafları şöyle... 
Bu kitaplar arasından Türkçe'ye çevrilmiş Heidi Betts'in Kördüğüm kitabı da mevcut. 
Bu çiftle kitaba bir de trailer oluşturulmuş,o da şöyle...

Ben kitapları okurken karakterleri kendim zihnimde canlandırmayı severim ki yazarın bence karaktere uyacak kişileri okuyucuya bırakması daha iyi olurdu. Okuyucular kendi aralarında bunu tartışır, daha güzel paylaşımlar çıkabilirdi. Nitekim E.L. James'in Fifty Shades serisi hala filmde kim oynasın, kim daha Christian Grey diye hala konuşuluyor. Jennifer bizi kısıtladı bence biraz. 

Ah bir de çok ama çok hoşuma şeylerden biri ise Obsidiyen Kolye. Bundan ben de istiyorummmm!!!


Sonuç olarak 2. kitap Onyx'i iple çektiğim, bayıldığım, kesinlikle devam edeceğim, hala etkisinde olduğum ve beni çok heyecanlandıran bir kitaptı bu :) Bayıldım... 

Kitabı okurken zihnimde çalan arka plan şarkısı ise Şudur...

Puanım:    

Alıntılar:
"Tişörtü yok mu bunun?" diye sordum, bir kürek alırken.
"Malesef olduğunu sanmıyorum. Kışın bile böyle. Her zaman etrafta böyle yarı çıplak gezer." İnledi. "Tenini... bu kadar çok görmek zorunda olmam iğrenç. Iyy. "
Onun için iğrençti, benim içinse kahrolası seksiydi. 

---

"Sıradaki soru?"
"Neden bu kadar dangalaksın?"
"Herkes bir konuda uzmanlaşmalı, değil mi?"
"Şey, harika bir iş çıkarıyorsun."

---

"Hayır. O elbiseyle muhteşem görünüyordun."
"O zaman sorun ne?"
Gülümsemesi büsbütün muzip bir hal aldı. "Ah, kırmızı rengin Daemon'un en sevdiği renk olduğunu söylemedim."

---

Aman Tanrım, Daemon ağaçları köklerinden söküyordu...
(...)
Yüce Tanrım, bir dahaki sefere Daemon'u kızdırmadan önce iyice düşünecektim.

---

Bu kesinlikle delilikti, şimdiye kadar yaptığım en çılgınca şeydi. Tek yıldızlık eleştiri yapmaktan daha kötü, ilk doğurduğum çocuğumu, öğle yemeğini onunla yemek için verebileceğim yazardan röportaj isteğinde bulunmaktan daha korkutucuydu... (...) (Kat'in buradaki tanımlamasına çok güldüm)


Devamını Oku »