24 Kasım 2013 Pazar

OKK 21. Blog Tur: Işıldayan Luxenler Mi, Yoksa Karanlığın Çocukları Arumlar Mı?



Malumunuz Lux serisiyle uzaylılar girdi bir anda hayatımıza. Fantastik karakter dünyamız, dünyalı yaratıklarla doluyken; "Isır beni X" derken; bir anda dünya dışı transfer yaratıklar ele geçirdi bir kısım okuyucuyu. Rivayet odur ki "Işınla beni Scotty!" lafının yerini "Işınla beni Daemon!" almıştır. 

Okuyucularını ilerideki bir UFO olayına ya da uzaylı saldırısına karşı hevesli kılan Luxenler, "Uzayda hayat var mı bilmiyoruz ama uzayda 'taş' varmış!" dedirtmişlerdir. :p
Lux serisinde tarafımızı Luxenlerden yana seçtik, ışığın tarafını seçtiğimizi düşündük ve Luxenlerin can düşmanları Arumları hep karanlık, çirkin, kötü bildik. Luxenleri korumak istedik, Arumlara "Boyunuz posunuz devrilsin, iki yakanız bir araya gelmesin." demek istedik... Ta ki Arumlara söz hakkı doğup, onlar kendilerini anlatmaya başlayana kadar...  


O zaman bize de onlara karşılıklı söz hakkı vermek düşer:

Arum: Beni bu parlak çocukla konuşturmak istediğinize inanamıyorum. Muhtemelen kendini beğenmişlikten, iki cümleyi bir araya getiremeyecektir. 



Luxen: Ona parlak çocuk değil Luxen deniyor bir kere. Ancak mükemmelliğimizin gerçekliği düşünülürse bu kendini beğenmişlik değil, olanı olduğu gibi kabul etmek sadece. Karizmatik yanımızın bir kısmı da buradan geliyor zaten... 


Arum: Ampul gibi parıldamanın çok karizmatik olduğunu ancak bir ampul söyleyebilirdi zaten. 

Luxen: Dönüşürken üstüne zift dökülmüş gibi olmak daha karizmatik sanki.

Arum: En azından ben buradayım diye bağırmıyoruz dönüşürken Sayın Gökkuşağı. Savunma Dairesine bizi açık eden de sizin bu deniz feneri gibi parlayarak sorumsuzca dolaşmanız zaten. 

Luxen: İçinizdeki o saf kötü yan hemen kendini belli ediyor, benimle bu şekilde konuşman içinde bulunduğun ezik duruma yardımcı oluyor mu bari? Aramızdaki savaşın nedeni bile, sizin bu Luxenleri öldürmeye programlı kötülüğünüz... 

Arum: Aramızdaki savaşın nedeni ateş böceği, sizin her şeyi yakıp yıkıp ezerek mutlak güce ulaşma arzunuz. Mutlak güç neyi doğurur bilirsin, mutlak yozlaşmayı... 

Luxen: Hey!.. Obsid...

Tamam, tamam çocuklar; bu kadar yeter! Anlıyorum ki karşılıklı medenice konuşmanızı beklemek yanlış bir kararmış. Okuyucuya daha fazla rezil olmadan ben anlatayım en iyisi...

 

Efendim, Luxenler ve Arumlar dış görünüş olarak oldukça cezbediciler, bu konuda emin olun birbirlerine karşı herhangibir üstünlükleri yok. Ayrıca iki taraf da dünyaya karşı oldukça alaycı. Deamon'ın Katy'e olan alaycılığını az-çok biliyorsunuz, Saplantı'da Arumları bize temsil eden Hunter da aynı şekilde alaycı. Kızımız Serena onun için şöyle diyor: "Dolgun, çekici dudakları kimselerin bilmediği bir espriyi yalnızca kendisi biliyormuş gibi bir edayla köşelerden yukarı doğru kıvrılmıştı."  Ancak Hunter fazla olarak inanılmaz küfürbaz. Patronu ona şöyle diyor: " Bir gün bu tavrın ve ağzı bozukluğunla başını belaya sokacaksın."  

Luxenler daha organize, daha birlikte yaşamaya, Şirinler Köyü kurmaya eğilimliyken Arumlar biraz daha özgür ve tek takılmayı seviyorlar gibi. Ha, bu demek değil ki Arumlar için aile önemli değil. Hunter'a baktığımızda kitaptaki konumunun nedeninin kardeşi olduğunu görebiliyoruz. 

Lux serisi Young Adult'ken, Saplantı New Adult olduğundan mıdır nedir; okurken Hunter, Lux serisinden tanıdığımız Luxenlerden daha bir olgun ve abi konumunda geliyor insana. Daha cesur, daha yalnız, daha sert, daha karanlık, daha küfürbaz ve daha arzulu. Evet, evet... Yine kitabın türünden midir, yoksa Arumların şahsi özelliklerinden midir nedir Arumlar cinsellik konusunda daha faaller Luxenlere göre. Luxenler, evlenip çocuğa karışıp, tür devamı amaçlarken, Arumların bu konuda pek kaygıları yok gibi. Zevk amaçlı yaşıyorlar. (İnanın yazdıklarım bana bile tuhaf görünüyor. :p )

Dönüşüm konusunda bana göre kesinlikle Arumlar önde. Luxenler; Serena, Mel ve Hunter'ın deyimiyle ampul gibi görünürken, Hunter siyah mermerden bir heykel gibi görünüyor. Etrafındaki tüm ışığı içine çeken bir kara delik gibi... Çok daha cezbedici yani. 

Arumlar yaratılış itibariyle olsa gerek daha öldürücüler. Natureborn Killer'lar bir nevi. Öldürmek konusunda Luxenler'in aksine tereddüt bile etmiyorlar. Bu yüzden olsa gerek daha iyi dövüşüyorlar. 

Ancak iki tarafın da dövüş konusunda birbirlerine karşı bir zaafı var. Obsidiyen Arumlar için öldürücü olabilirken; Oniks ise Luxenler için öldürücü, hatta bazı durumlarda ölmekten beter edici. İki taraf da bunların farkında. 
Peki hangisi daha üstün?
 Kararı size bırakıyorum. 

Ancak benim fikrimi sorarsanız; ben Melekler ve Şeytanlar arasında kalmış Dean taktiği kullanırım. En iyisi Dünya Barışı ^^  



Hiç yorum yok: