11 Şubat 2017 Cumartesi

Şubat 2017 - Okuoku Kitap Alışverişi

Selamlar :)
Bu sipariş aslında 1 Şubat'ta elime geçmişti, gelir gelmez snapchatte (@benherneysemo) video olarak paylaştım her zamanki gibi, bloga ise yeni yazma fırsatı buluyorum. 

Bu sipariş abimin bana doğum günüm için aldığı 2. hediyeydi diyebiliriz. Aslında doğum günüm üzerinden bayağı bir zaman geçti ancak siparişi anca verebildim. :p

Şimdi her kitabı neden aldığımdan bahsetme kısmına geçebiliriz. 



Genelde en son ayraçları eklerim ama bu kez tersten başlayayım. Okuoku'nun klasikleşen çeşit çeşit ayraçları ve kahvesi. Kahveyi 2si 1 arada olarak göndermeleri ise güzel bir jest. 



Önceki resimdeki gözlükten bahsedeyim biraz da. 
Gece kitap okumayı severim ancak gece kitap okurken de film izlerken de ışığın açık olmasından hoşlanmam. Hal böyle olunca okuma yapmak için aparatlara ihtiyaç duyuyorum. Sayfa kenarına tutturulan lambaları seneleeeer önce denemiş hiç sevmemiştim. Sayfa üstüne konan sayfa boyutundaki aydınlatıcıdan memnun kaldım ancak onun eksi yanı ise ne kadar gözünüz gibi baksanız da çizilmesini engelleyemiyorsunuz. Ve sayfanın üzerinde o çizikleri görüyorsunuz. Ben pek takılmıyordum gerçi. Son zamanlarda arka arkaya gelen elektrik kesintilerinde kendisinden bolca faydalandım. Gözlükleri de merak ediyordum, açıkçası gözlüğün yan kısımlarından çıkıp sayfaya yansıyan ışığın rahatsız edici olup olmadığı benim için en büyük merak konusuydu. Ve gözlükten gerçekten çok memnun kaldım. Şimdilik bir kere kullanma imkanı buldum ama bütün bir geceyi okuyarak geçirdiğim düşünülürse oldukça verimliydi. Pil kısmı vidalı olduğu için şimdilik nasıl bir pille çalıştığını bilmiyorum ancak saat pili gibi minik olduğu belli. 


İlk olarak İndigo'dan Kan Sanatı'nı aldım. Bu kitap çıkalı uzunca bir süre geçse de almaya bir türlü sıra gelmemişti. İlk baskıda kesimli bir kapağı olduğunu hatırlıyorum, Sherlock silüeti kısmı pencereliydi. Ancak benim satın aldığım muhtemelen daha sonra çıkan bir baskı çünkü dümdüz. 
Kitap farklı yazarlar tarafından yazılmış Sherlock Holmes kitaplarına da bir örnek. Bu konuyla ilgili yazmaya başladığım yazı dizisinin ilkini okumak için TIKTIK!


Mortena Yayınları'ndan ilk kez kitap alıyorum. 
Jennifer Royce'un Ephesus Yayınları'ndan çıkan ilk kitabı Gözlerinin Esareti'ni yine bir indirimde alıp denemek istemiştim. Ve hasta yatağımda birkaç bölüm okuma imkanı bulmuştum. 
Kendisinin Türk bir yazar olduğunu ve ismini tahminim odur ki Judith McNaught'un Düşler Krallığı kitabındaki karakterleri Jennifer ve Royce'dan aldığını muhtemelen biliyorsunuzdur.
Yazarın baştan sona bir kitabını okumamış olduğum halde daha sonra bu tarz kitapların baskısına ulaşmak zor olduğundan ve hazır indirimdeyken almak istedim. Umuyorum ki yazarı sever ve kitapları vakitlice aldığım için mutlu olurum. :)


Yabancı Yayınları'ndan da iki adet kitap aldım. Lanetler ve Lütuflar hem kapağıyla, hem konusuyla beni vurmuş bir kitap. 

"Romeo ve Juliet’in unutulmaz hikâyesi devam ediyor. 600 yıl sonra bile Bazı aşklar, tomurcuklanmaya başladığı andan itibaren lanetlenir. Bu lanet öyle güçlüdür ki, bütün bir şehrin ayaklanmasına, şerefli ve köklü ailelerin dağılmasına ve nihayet genç âşıkların birbirlerinden sonsuza kadar ayrı kalmalarına neden olur. Bu aşkı ağzına alanlar bile lanetlenecektir. Ama belki de laneti kaldırmanın bir yolu vardır? Cevap, Julie Jacobs’a miras kalan anahtarın açtığı kasada saklı olabilir. Ama Julie’nin, öncelikle atasının acı tarihini öğrenmesi ve soyu üzerindeki bu menem lanetin sebebini bulması gerekmektedir." şeklinde gizemli bir konuya sahip olan bu kitabın kapağı ne kadar klasik olsa da konuyla epey uygun ve ben bayıldım. 
Okumayı gerçekten çok istiyorum. 
One Better Day okudu, kitap hakkında konuşma imkanımız oldu; ondan da en kısa zamanda yorum bekliyorum *_* 
Keşke eskisi kadar sık yazmaya devam etse. 


Bu kitabı neden aldığım konusunda sorsanız çok net bir yanıt veremem. 
Konusu güzeldi, hem de distopya, hem de kısacık bir seri, hem de indirimde, hem de neden olmasınki diye bir şeyler gevelerim ama. :) 
Baskı gerçekten çok güzel görünüyor, umarım cildi dağılmaz. 

Gelelim siparişin büyük bir kısmını kaplayan Novella Yayınları kitaplarına; 



Tarihi bir kitap, hem de bir malikanede geçiyor deyin ve oturup beni seyredin *_* 
Bu tarz kurgulara zaafım var ve bu kitabın çok ama çok ilgi çekici bir konusu var. Almamam mümkün değildi. 


Hazır indirimdeyken serilerimi tamamlamaya devam. Bir de bu seri çok beğenildi, merak ediyorum. 


Seri devamı demişken... :)  Bella Andre ve Marie Force'daki seri kapakları ve renklerindeki bütünlüğe de ayrıca bayılıyorum. 


Yine bir seri devamı. 


Ve siparişimin en sevgili iki kitabından biri. Karanlıkta'yı çok beğenmiştim Yorumum için: TIKTIK!
Devam kitabı Aydınlıkta'yı bekliyordum ve nihayet çıktı. Hem de çok tatlış birinin çevirisiyle. ^^ 
İlk kitap kadar seveceğimi umuyorum. Zaten iki kitaplık bir seri. Ve minicik de bir novellası var. Laura Kaye, Nemesis Kitap'tan da kitapları çıkan bir yazar, şimdilik takip etmeye değer bir yazar olduğunu düşünüyorum. 


Ve ve seriye devam edilmeyecek diye karalar bağladığım  bir dönemde Novella Yayınları seriye devam edeceğini duyurdu. Bu nasıl bir mutluluktur *_* 
Bu dövüşçü serisini sevmiştim çünkü. 

Ancak ufak bir değişiklikle. Yayınevi seri bütünlüğü sağlamak için ilk kitabın kapağını da değiştirmiş. Ben bu yeni baskılarda 2. kitabın kapağını ölmesem de iyi buldum ancak ilkini çok da beğenmedim, bendeki eski baskının kapağını tercih ederim. Salt kapak değişikliği için kitabı tekrardan almayı elbette düşünmüyorum. Bu nedenle serime kaldığım yerden devam ederek 2. kitabı aldım sadece. Seriye devam etsinler de kapak kısmı beni çok da etkilemiyor açıkçası. 

İlk kitap için yaptığım yorumu okumak isterseniz TIKTIK!


Ancak dikkatimi çeken bir şey oldu. 
Birinci kitaplarla ikinci kitaplar arasındaki kalınlık farklı. Evet Aydınlıkta Karanlıkta'ya göre bir parça daha kalın ama iki katı olacak kadar mı bilmiyorum. 
Mesela Nemesis Kitap'ın çıkardığı kitapları kalınlaştırma çabasını başından beri sevmiyorum. Arkaya diğer kitaplardan bir dolu bölüm eklemek, punto büyütmek böylece sayfa sayısını artırmak benim hoşuma gitmiyor. Tam emin olmasam da Novella'nın böyle bir şey yapmayacağını umuyorum sadece.


Unutmadan, ki unutmuşum ve fotoğrafını çekmemişim. Okuoku'nun hediyesi olarak Lady Chatterley'in Aşığı geldi ve böylece elimde bu kitaptan 3 adet oldu. Biri çoooook eski zamanlara ait dili bile anlaşılmayan bir baskısı, biri Olimpos baskısı ve bu. 
Sanırım birini olsun elimden çıkaracağım, ama önce bir incelemem lazım. Tenk yu Okuoku ^^



Son olarak genel bir bakış ataraktan yazımı burada sonlandırırken mahsus selam eder gözlerinizden öperim. :) 
Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Haziran 2016 Perşembe

Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları



Aşk romanlarını okumak zaten güzelken bir de belli başlı yerlerde geçen ya da belli başlı konuları içeren kitapları okumak ayrı bir güzel oluyor.

Ben adada geçen kitaplara bayılırım. Bu ister bir ıssız ada olsun, ister tehlikeli, ister gizemli, ister neşeli insanların yaşadığı cıvıl cıvıl bir ada olsun. Son kategoriye giren aşk romanlarından ayrı bir hoşlanırım.

Bir adada büyümenin güzel yanlarından, yaşanan sorunlardan, dostluk ve komşuluk ilişkilerinden, doğallıktan, kısılmışlık hissinden, yani iyi ve kötü yanlarından bahseden kitapları okumak bana iyi hissettiriyor.

Bazı kitaplar belli bir ada, oradaki insanlar, hayatlar üzerine kurulmuş hikayelerdir, bazılarında ise karakterlerin oraya yolu düşüvermiştir. Ben ada hayatı, orada doğup büyümüş ya da oradan ayrı düşüp geri dönmüş insanlar üzerine olan serileri ayrı bir seviyorum. Bu yazıda iki tür kitaplardan da örnekler vereceğim.

Önceliği tur kitabımızın da çıkmış olduğu Nemesis Kitap'a vereyim.


İlk olarak bu yazıyı yazmama vesile olan tur kitabımız bir adada geçiyor. Anchor Adaları denen cep telefonunun bile çekmediği doğal bir mahremiyet bölgesinde yaşanan aşkları konu olan kitap, aynı şekilde devam edecek dört kitaplık bir seri aslında... Aynı zamanda "Adam, köpeğim ve teknem bana yeter," diyen bir esas oğlanın yaşadığı da bir ada. Kitaba dair genel yorumumuz için yarını bekleyin. ^_^


Rachel Gibson sevilen yazarlardan birisi. Tesadüfler Adası adlı kitap adaya yolu düşenler dediğim kategoriye giren kitaplardan. Bir ada, eski bir süpermodel, hükümet adına gizli işler yapan bir adam ve okyanus ortasında mahrum kaldıkları bir tekne... Hem oldukça eğlenceli, hem oldukça uç konusu olan bir kitap :) 


Deniz fobisi olmasına rağmen dayısının vasiyeti üzerine onun küllerini savurmak için Virginia Adaları'na giden Juli, kiraladığı tekne yerine yanlış tekneye binince olaylar  gelişir.
Bu kitap benim de okuma listemde ^_^

Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole.
Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte'tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.
Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole'ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak.
Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?



Bana tek bir ada kitabı seç deseniz bu seriyi seçerim. Yazarın dili, karakterler, hikayeler, Gansett Adası... Her şeyiyle sevdiğim bir seri. 
Blogda yazarla röportajimi ve yorumlarimi okuyabilirsiniz.


                             Marie Force Röportajı


Aile dram okumayı sevmeyen benim bile favorilerim arasına girmiş kitaplardan biri. Savaş dönemi Bora Bora Adası'na göreve giden bir hemşire ve askerin günümüze uzanan aşkları. Bu tarz kitapları sevenler kesinlikle bir şans vermeli. 


Sherryl Woods'un Chesapeake kıyıları serisi bazı yönleriyle sevdiğim bazı yönleriyle ortalama bulduğum bir seri. Eleştirilerim olsa da devamını okumak istiyordum ancak 3 yıldan fazladır serinin 3. Kitabı çıkmadı :( 
Hem aşkın, hem ailevi ilişkilerin, hem ada yaşantısının bolca bulunduğu bir seri.
Denemeye değer.
Serinin ilk iki kitabına yorumum için:



Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.
1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…
2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Kır Çiçeği Tepesi kitabıyla sevilen yazar Kimberley Freeman'ın Avustralya'da Kor Adası'nda geçen aile dram türündeki kitabı.
Bu kitaba dair Fighting Blogundan detaylı Bir yorum okumak için Tık Tık!

♡♡♡♡

Bunlar dışında Lisa Kleypas'ın San Juan adasındaki Friday Harbor’da geçen Yalnızlar Adası kitabıyla, Corina Bomann'ın Sri Lanka'da geçen ilgi çekici kitabı Kelebek Adası kitabı da sayılabilir.

Elbette bu konuda çok fazla kitap var. Ben sadece bazılarından bahsettim.
Siz adada geçen hikayeleri sever misiniz? 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

23 Eylül 2015 Çarşamba

Karanlıkta - Laura Kaye (Hearts in Darkness #1)


Kitap Adı: Karanlıkta
Yazar: Laura Kaye
Çevirmen: Güneş Demirel
Yayınevi: Novella Yayınları
 Sayfa Sayısı:160
Basım: Eylül 2015
Seri: Hearts in Darkness #1

Seri Sıralaması:
#1 Karanlıkta / Hearts in Darkness
#2 Love in the Light


Mackenna James berbat geçen bir günün ardından işten çıkıp kendini asansöre atar. Asansörü onun için dıştan bakıldığında çoğu kişiyi ürkütecek kolunda ejderha dövmesi olan piercingli bir adam tutmaktadır. İkili asansördeyken asansör arızalanır. Ve o karanlık saatler başlar. 

Caden'ın 14 yaşında yaşadığı bir olaydan ötürü klostrofobisi vardır. Bu yüzden asansörde kaldığında paniğe kapılmak üzeredir. Mackenna adamın korkusunu fark eder ve dikkatini başka yöne çeker. Caden'ın amacı da dikkatini dağıtmaktır. 

İkili birbirlerine sorular sormaya başlarlar. Karanlık, daracık asansör onlara ışıl ışıl bir yakınlaşma sunar. Saatler uzadıkça, mesafeler kısalacaktır... 

Tadı damağımda kaldı derler ya, bu kitap da aynen öyle oldu. Tadımlık, minicik, çok güzel bir hikayeydi. Bir günden kısa sürede geçen bir kitapta iki insanın birbirini tanıması ya da yakınlaşması çok zor olsa da yazar bunu başarmış. 


Yazarın anlatımını, karakterlerini çok sevdim. Özellikle Caden'ın Mackenna'yla kibar yaklaşımı, müsaade isteyen tatlı halleri çok hoştu.
Bu kitabın benim için bir de şöyle bir önemi var geçen sene bu kitabı gördüğümde ikizim Kitap Tutkusu'yla olağan ve saatler süren Tango görüşmelerimizden birini yapıyorduk. Bu kitabı görmüş, ikizime anlatmıştım ve ikimiz ayılıp bayılarak keşke çevrilse demiştik. Şimdi ise okuduktan sonra iyi ki çevrilmiş diyoruz. :) Bu arada o konuşma benim en sevdiğim konuşmalarımızdan biriydi. :D 

Kafa dağıtan, insana iyi gelen bir hikaye.
Tam bir atıştırmalık. 


Bu arada ufak bir not, iyi ki orijinal kapak kullanılmamış. Kitabı hiç yansıtmadığını düşünüyorum. Yerli kapağımız kesinlikle çok daha güzel olmuş. 

İkinci kitap ise henüz yayınlanmamış bile. Beklemedeyiz. ^^

Sevgiler :* 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

13 Eylül 2015 Pazar

Aşka Tutunan Kalpler - Marie Force (The McCarthys of Gansett Island #4)


Kitap Adı: Aşka Tutunan Kalpler
Yazar: Marie Force 
Orijinal Adı: Falling For Love
Çeviri: Nilgün Birgül
Yayınevi: Novella Yayınları
 Sayfa Sayısı: 336
Basım: 
Seri: The McCarthys of Gansett Island #4

Serinin Diğer Kitapları :
#5 Hoping for Love (Evan&Grace)
#6 Season for Love (Laura&Owen)
#7 Longing For Love (Tiffany&Blaine )
#8 Waiting For Love (Adam&Abby)
#9 Time For Love(David&Daisy)
#10 Meant For Love(Jenny&Alex)
#10,5 Chance for Love (Jared&Elizabeth)
#11 Gansett After Dark
#12 Kisses After Dark (Shane&Katie)
#13 Love After Dark (Paul&Hope)



Marie Force günümüz aşk türünde severek okuduğum yazarlardan biri. Yarattığı adayı, oradaki insan ilişkilerini, candan ve yardımsever tavırlarını, neşelerini çok seviyorum. 

McCarthy ailesinin iki numaralı çocuğu, ünlü senarist Grant'in kitabı merak ettiğim kitaplardan biriydi. Beklentilerimi de karşıladı. ^^ Diğeri ise Evan'ın kitabı ki o da sıradaki kitap. Bu kitaptan sonra dört numaralı McCarthy, Adam'ı ve Maddie'nin kızkardeşi Tiffany'nin hikayelerini de çok merak ettim. :) Oldukça heyecanlı olacak gibi görünüyor.

Gelelim Grant'e.
Aslında Grant'in hikayesinin temelleri üçüncü kitapta atılmıştı bile. Bu kitap ise olayların en can alıcı yerinden başladı. Ve ben hemen anlatmaya başlıyorum. 
Grant yıllardır adada bir dükkân işleten Abby ile birliktedir. Senarist olan Grant sürekli oradan oraya bir hayat sürdürmektedir ve Abby'i de yanında sürüklemektedir. Abby bu durumdan hiç memnun değildir. Grant ise onun bu durumunu hiç ciddiye almamaktadır. Gerçi Abby onu terk edip adaya döndüğünde bile terk edildiğini anlayamamıştır. Ona göre işlerini bitip adaya döndüğünde Abby hâlâ onu bekliyor olacaktır. Ancak Abby bu ilişkiyi gerçekten bitirmiştir. Artık kasabanın doktoru Cal ile birliktedir. 


Grant ise Abby'e bir türlü rahat vermez. En sonunda ailesinin marinasındaki restoranda çalışan Stephanie'yi kullanarak Abby'i kıskandırmaya karar verir. Bu kitap da Grant'in bu kıskandırma planını uyguladığı Janey'nin düğünüyle başlıyor. Düğündeki sarhoşluğun etkisiyle o gece Grant'le Stephanie birlikte olurlar. Grant bir yandan Abby'i geri kazanmak isterken diğer yandan ellerini Stephanie'nin üzerinden çekemiyordur. Ayrıca genç kadını Gansett Adası'na getiren çok büyük de bir derdi vardır. Grant ise bir türlü yeni senaryolar yazamadığı için mesleği tehlikededir. 
Grant eski aşkının peşinden mi gidecektir yoksa içinde yeni filizlenen duyguları anlamaya mı çalışacaktır? 
Bu kitapta çoğu karakterle de de yeniden bir araya geldik. Önceki çiftlerimiz Mac&Maddie, Joe&Janey, Luke&Sydney ve temelleri atılan yeni ilişkiler... 
Marie Force kitaplarını seviyorum. 
Gansett Adası yaşamaya ve insanları mutlu sonlarına ulaştırmaya devam ediyor. 
Sırada ise bekâr kalmaya karar vermişler kulübünün baş üyesi Evan var. ^_^

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

16 Ağustos 2015 Pazar

Çarşambaya Kadar Eşim Ol - Catherine Bybee (The Weekday Brides #1)



Kitap Adı: Çarşambaya Kadar Eşim Ol 
Yazar: Catherine Bybee
Orijinal Adı: Wife By Wednesday
Çeviri: Gülfem Çırak
Yayınevi: Novella Yayınları
 Sayfa Sayısı: 253
Basım: Temmuz 2015
Seri: The Weekday Brides #1


Seri Sıralaması
#1 Çarşambaya Kadar Eşim Ol / Wife By Wednesday (Blake&Samantha)
#2 Married By Monday (Carter&Eliza)
#3 Fiance By Friday (Gwen&Neil)
#4 Single By Saturday (Karen&Zach)
#5 Taken By Tuesday (Judy&Rick)
#6 Seduced By Sunday (Mac&Valentino)
#7 Treasured By Thursday (Gabriella & Hunter)


Hayatıma daha önce giren kadınlarla sohbet ettim tabii ama sana yaptığım gibi onlara içimi açmadım.

Blake Harrison hem zengin biri hem de bir kraliyet mensubu. Düklük ünvanı olan bir aileden geliyor ve bu ünvan ona geçmek üzere. En önemlisi artık yeni yaşına gireceği çarşamba gününden önce evlenmesi gerekiyor. İki tane sevgilisi var ancak ikisiyle de evlenmeyi düşünmüyor çünkü eşiyle ilişkisinin tamamen bir iş anlaşması olmasını istiyor. Sevgilisi dediğimiz kadınlarla da sadece birlikte olduğunu söyleyebiliriz.
Blake erkek olduğunu zannettiği Sam Elliot'ın çöpçatanlık şirketine başvuruyor. Ve buluştuklarında görüy or ki Sam aslında kızıl saçlı ve yatak odası sesine sahip bir kadın. Blake'i ilk etkileyen de bu ses oluyor. 
Sam yani Samantha, çöpçatanlık şirketi olan bir kadın. Blake'e birbirinden cazip üç seçenek sunuyor. Ancak Blake on milyon dolar karşılığında Samantha'ya evlilik anlaşması teklif ediyor. Samantha aslında listede yok, ancak felçli kız kardeşini yatırdığı pahalı bakım evinin masraflarını ödemekte çok zorlandığı için bu teklifi kabul ediyor. 

Bir araya geldiklerinde hem Blake'in ailesini, hem de mirası uygulayacak birbirinden acar iki avukatı evliliğin gerçek olduğuna dair ikna etmeleri gerekiyor. Tüm bunlar olurken bir yandan da Sam'in evine kameralar yerleştirilmiş olduğunu keşfediyorlar. Peşlerinde biri var. 
Bütün bu karmaşanın içinde ise birbirlerine olan çekime karşı koyamıyorlar. 

Tam bir yaz kitabı. Yormayan, eğlenceli, çerez diye addettiklerimizden. Blake'le Samantha'yı çok sevdim. Diğer kitapların aksine hoşuma giden ve farklı gelen şeylerden biri de bazı şeylerdeki gerçeklik payıydı. Ayrıca anlaşmalı evlilik kitaplarında beklediğimiz bazı şeyler vardır ya onlara birebir uyan bir kitap da değil. Kendine farklı bir yol çizmeye çalışmış. Ben sevdim. ^_^

Temsili de olsa günümüz dük ve düşesleriyle tanışmak da hoştu. Blake'in ailesi çok sevimli :p

Orijinal adı The Weekday Brides olan seri bizdeYedi Gün, Yedi Düğün olarak geçiyor. Serinin ilerleyen kitaplarında başka gelinlerimiz olacak. İlerleyen kitaplardaki birkaç karakterle şimdiden tanıştık bile ;) 

Kapağı da çok beğendim, yazı fontunu, rengini, rengarenk gelin buketini sevdim. Bir diğer hoşluk da kitabı elinize aldığınızda gelinliğin işlemeleri kabartı şeklinde elinize geliyor. Serinin devam kitaplarında da gelinlik temasından vazgeçmemelerini umuyorum. 


PUANIM




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »