11 Eylül 2014 Perşembe

Uzak Doğu Mutfağı Denemelerim: Kimbap (Gimbap - 김밥)


Reply 1997'yi çok severim. Madem her tarif yazısında böyle bir alıntı yapıyorum (Örnek: Omurice, Örnek: Kimchi ) kimbap yazısında da alıntım bu olmasa ölürdüm :D 

Kimbap hem expo'da hem de kore restaurantları ziyaretlerimde sıkça tattığım bir lezzet ve bayılıyorum. 
Kore Marketi alışverişimde kimbap yapabilmek için hem turp turşusu, hem gim/kim denen yosundan, hem de susam yağı almıştım. Susam yağının kokusuna, kim'in tadına bayılıyorum bu arada ve turp turşusu da kesinlikle olmazsa olmazlardan bence. 

----
Toplamda 3 çeşit kimbap denedim, hepsini sizle paylaşacağım ^_^ 
Tabi evde defalarca kimbap yaptım, elimde malzeme de olunca sürekli canım çekti. 

İlki sosisle denediğim kimbap.



Malzemeler ^_^
Uzakdoğu'da en azından Kore'de renklerin bazı enerjilere sahip olduğuna inanıldığı için farklı renkler bir araya getirilirmiş yemeklerde. Bunlardan biri de Kimbap. 

5 farklı renkte yiyecek. Bana göre olmazsa olmaz, turp turşusu, omlet, havuç. Etli bir şey lazım bu tarifte sosis kullandım, diğerlerinde ton balığı ve biftek kullandığımı göreceksiniz.  Yeşil renk için ise genellikle salatalık kullanılır, ben ıspanak kullandım. Tercih edebilirsiniz. 
Havuç ve salatalık kullanacaksanız doğradıktan sonra üzerilerine az tuz atıp sularını azıcık bırakmalarını beklerseniz güzel olur. 
Havuçları rendelemeyin, ince ince doğrayabilirsiniz.



Bunlar dışında yağsız ve tuzsuz pilav yapıyorsunuz. Üzerine azıcık susam yağı ve tuz ekleyip iyice karıştırıyorsunuz. Yosunları ise küçük ve kısık ateşte azıcık sürtüyorsunuz, yakmayın ^^


Kim'in parlak yüzeyi alta gelecek şekilde koyduktan sonra pilavı yayın ve malzemeleri yerleştirin. Normalde kimbap sarmak için bir hasır olur ama bende yoktu, elimle de çok güzel idare ettim :p
Çok sıkı, sıka sıka sarınız.


Bunlar da sarılmış halleri ^^



Ve servise hazır halleri!


Ne dersiniz? Benzemiş mi? ^_^

-----------------------------------

İkinci denemem biftekle oldu, tariflerde gördüğümden beri denemek istiyordum açıkçası.


Hazırlık yine aynı. Bu kez salatalık kullandım ıspanak yerine. Kesinlikle salatalık daha çok yakışıyor. 



Yine aynı yöntem ^^


Ve sonuç ^^

-------------------
Ve son denemem Ton balıklı olan. 


Malzemeler yukarıdakiyle birebir aynı olduğu için tekrar tekrar koymadım resmi.
Ton balığını azıcık kavurmakta fayda var.


Sonuç da gördüğünüz gibi. 



Umarım beğenmişsinizdir. Ramen'in açıklamasını da yazacağım Ramenlerim yazısında bulabilirsiniz.
Haydi yiyelim :*

Herkese bol kimbaplı günler:p 

Daha Önceki Uzak Doğu Mutfağı Yazıları İçin:



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

29 Ağustos 2014 Cuma

Kore Marketi Alışverişleri: Smart Market^^


Uzak Doğu etiketli çoğu yazımda tarif yapabilmek için orijinal malzemelerimiz olmadığından yakınıyordum.
Kore restorantlarında denediğimiz lezzetleri ara sıra evde de denemek istiyordum ama dedim ya bulamıyordum.
Kemerburgaz'da bir Kore Marketi olduğunu biliyordum ama Kemerburgaz bana göre şehirdışı gibi bir şey.
Aranırken Mecidiyeköy'de bir Kore Marketi öğrendim. Yolum düşünce uğramayı düşünürken karşıma çok ama çok yakınımda bir Kore Marketi çıktı o.O
İlk şoku üstümden attıktan sonra çalışma saatlerini inceledim. Ama açık olduğu saatlerde ben işte oluyordum :( Ancak marketin sahibi sayfaya bir not düşmüştü. Evi marketin üstünde olduğundan telefonla arandığında uygunsa açabileceğini. Buna sığınarak bir akşam aradım kendisini. Aaa nasıl unuttum söylemeyi? 
Marketin sahibi birçoğunuzun muhtemelen bildiği Lezzetli Kore Yemek Blogu sahibi Lale Hanım.  
Market de Kemerburgazdaki marketin şubesi. İsmi: Smart Market. 

Lale Hanım sağolsun dışarı çıkma planlarını benim için 1 saat erteleyerek yardımcı oldu. Aradığınız çoğu ürüne ulaşabileceğinizi düşünüyorum çünkü ben ulaştım ^_^
Fiyatlar  bizim marketlerdeki gibi bir skala bekleyenlere fazla gelebilir.
Ancak ürünlerin burada bulunmayan şeyler olduğunu düşünmeye başlarsanız gözünüze daha normal gözükecektir.

İlk Alışverişim :


Kimbap yemeyi seviyorum ve zaman zaman canım çekiyor. Önceliğim denemek için onun malzemelerini almak oldu. Tabi sadece onlar değil.
Kurutulmuş yosun, radish de denen turp turşusu, Ddok/ddeok da denen ddokbokki yapımı için pirinç keki ve çoğu tarif için gereken susam yağı aldım. Susam yağının kokusuna aşığım!


Ayrıca chopstick de aldım. Benim Chopsticklerim ahşap olduğu için bu kez de metal aldım :) Pudra renkli olan ikizime. :p

İlk alışverişim bu şekildeydi ^_^

Gelelim ikinciye.


2. ziyaretimiz aslında benim için değil abimin arkadaşı içindi. Gitmişken aldım bir şeyler, kaçar mı? -_- 
Japchae yapımı için şu aslında noodle olmayan noodle'dan aldım :D Japche'i çok sevdik kızlarla restoranda denediğimizde (henüz yazamamış olsam da -_-) Evde de denemek istiyorum ^_^

Ramenlere gelince, aslında Shin Ramyeon'u marketlerde de görüp almıyordum çünkü ithal olanlarda domuz katkısı olduğu konuşuluyordu tehlikeye atmak istememiştim. 
Ancak hazır danışabilecek biri varken danıştım. Yok denilince rahatladım. Kendim de tüm paketi güzelce inceledim ve herhangi bir şeye rastlamadım. 

Tofu aldım ^_^
Metal çubuklardan sonra şu siyah ahşap çubuklar ilgimi çekmişti, aldım ama çok kayıyorlar :D
Kore Mutfağı tarif kitabı ise abimin arkadaşının aslında. Ben tarif kitabına ihtiyaç duymuyorum. Ama böyle bir kaynak kitap arayan birileri vardır diye resme ekledim :)
Balık Sosu  ve tatlı ekşi sos'u Real'den almıştım, marketten almama gerek kalmadı.

Ben alışverişlerimden memnun kaldım ^^
Lale Hanım'la da ayaküstü de olsa sohbet etme imkanı bulduk :)

Aldığım ürünlerle çoktan kimbap yaptım, ramenleri denedim :D Onları ve diğer yaptıklarımı yakında paylaşacağım.
Sevgilerle :*

Şimdi gelelim benim gibi bu tarz ürünler arayanlara.
Marketi bulamayanlar için açık adres tarifi yapabilirim :pppp

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

14 Ağustos 2014 Perşembe

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar



Biriken buluşma yazılarımızdan biriyle daha karşınızdayım. Bu tarz yazıları yazmayı seviyorum :)
Kitap Tutkusu, Pudra Tozu ve ben yine buluştuk tabi ki. 
Ve klasik buluşmamız yine kahvaltıda başladı :)


Ardından daha önce hiç gitmediğim Taksim Korean Restaurant'a gittik. 
Gaya'yı beğenmiş, Seul'den malesef nefret etmiştim. O yüzden burayı oldukça merak ediyordum.
Hoş bir mekan.
Expo'da bahsettiğim kore yemekleri satımı yapan restaurant buymuş işte. O zaman aldığım ıslak mendilde adı Taebeak olarak geçiyordu ancak isim değiştirmişler. Yeni isimleri daha dikkat çekici ve akılda kalıcı bence. 
O zaman kimbap denemiştim, çok beğenmiştim. 


Mekana iyice bakmak istersiniz diye çektim. Köşedeki Tv'de KBS açıktı. 


Menü bu şekildeydi. Bence hoş.
Pudra'nın favorisi Kimchi Jjigae ve iki porsiyon kimbap sipariş ettik. Birer kase de pilav. 


İlk önce mezeler geldi tabi ki. Oldukça zengin ve doyurucu bir meze servisi oldu. Burdan +1 puan aldılar bile. Kimchi, salatalık kimchisi, turp kimchisi, tatlı patates, kabak ve patlıcan.



Her şey geldiğinde soframızın görüntüsü buydu. Tabi sofra tamamlanana kadar mezelerden azıcık tırtıklamıştık -_-




Kimchi Jjigae geldiğinde usulünce kaynıyordu. Gerçi son demlerini çekmişim ben :(
Görsellik on numara. Kimchi Jjigae, harika bir lezzet. Acılı ve sıcak, off.. O yaz sıcağında bile afiyetle yedik. Özellikle kışın çok iyi gideceğini düşünüyorum. Kimbap'ı zaten çok seviyorum :)



Bu da yemeklerimizi yerken çektiğim bir kare. Bazı resimler kaymış, nasıl elim ayağım titrediyse oburluktan :p

Yemekler oldukça lezzetliydi, fiyatlar da buna göre uygundu.
Tabi ki yerel yemeklere göre bir nebze de olsa daha pahalı çünkü ürünlerin çoğu ithal ve bilen kişiler yapıyor.
Dünya mutfağı denediğimizde, yerel mutfağımızla benzer fiyatlar malesef ki bekleyemiyoruz.
Ama işin güzelliği Kore yemeklerinin kişisel porsiyonlar olarak gelmemesi. Yani yemekler zaten 2-3 kişilik porsiyonlarda ortaya geliyor. Bu nedenle arkadaşlarınızla gittiğinizde daha çok çeşit deneyebiliyoruz, hem de fiyatı bölüştüğünüzde çok uçuk rakamlar çıkmıyor. 




Restaurantın adını yazarken Karaoke Bar da eklemiştik değil mi?
Ailenizin casus blogger'ı olarak alt kattaki gündüz kapalı olan Karaoke kısmına da sızdım (cool gözlüklü bir surat)



Burası bar kısmı. (Söylemeye gerek varmış gibi :p )



Burası da karaoke kısmı. Uygun bir gün denemek isterdim açıkçası :D
İşte böyle bir deneyimdi bu da. Korean Restaurant'ı da çok sevdim. Hem sunum, hem yemekler, hem fiyat olarak. Bundan sonra birkaç kez daha gittik. Hem denediğimiz yemekleri, hem izlenimlerimizi yeniden paylaşacağım. Kendi denediğim Kore yemeklerini de en kısa zamanda bloga taşımayı düşünüyorum.
Sevgiler :*


Daha Önceki Buluşmalarımız İçin:

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

14 Kasım 2013 Perşembe

İstanbul Gyeongju World Culture Expo 2013 // Silla - Tanrıların Diyarı


Aradan uzun zaman geçtiği için yazmaktan vazgeçtiğim yazılardan biriydi aslında. Sonra baktım güzel bir anı, blogumda bulunsun istedim, geç de olsa yazayım...



Beni tanıyanlar annemin de Korefanı olduğunu bilir. Dizileri birlikte izler, Kore yemeklerini birlikte deneriz, kadının oppası var yahu, o derece, siz düşünün gerisini :p O nedenle baktık her yerde duyurular var, Expo burnumuzun dibine gelmiş, annemle gidelim görelim dedik.



Temsili bir İpek Yolu kurulmuş ve İpek yolu ülkeleri kendi ülkelerini tanıtacak standlar açmışlardı. Türkiye ve Kore'ninkiler ülke bazında değil şehir bazındaydı, bir çok stand vardı.  Çok güzel şeyler gördük. 



Buradan daha yakından görebilirsiniz. 



Bir tarafta Romanya'nın meşhur oyuncak bebekleri , bir tarafta Kore ya da başka bir ülke... Hepsini bir arada görmek çok hoş bir duyguydu. 



Kore'nin meşhur yemeklerinin dekor olarak sergilendiği standlar vardı, başka ülkelerin de... Bir tarafta bu maketler diğer tarafta cidden yemek pişiren ve satan ajummalar vardı. Yan standda ramen ve korenin meşhur  salçası satılıyordu. Ramen almak istedim ama malesef katkılarına güvenemediğimden es geçtim. Ajummaları yemek yaparken izlemek çok eğlenceliydi bu arada. 


Biz de Ajummalardan sağ altta gördüğünüz gibi kimbap aldık, gezimiz bittikten sonra bir köşede yedik. Annem pek beğenmedi, yosun kokusu onu rahatsız etti ancak ben ölümüne daldım diyebilirim :p Sahilde midye yiyen abiler gibi götürdüm arka arkaya ve çok ama çok beğendim. Hatta aradan süre geçtikten sonra bu haftalarda canım sürekli kimbap istedi, bir yerlerden yosun bulabilirsem (umutlu olduğum bir yer var) evde deneyeceğim. Her şehir kendi meşhur bir şeyleriyle gelmiş demiştik, örnek köşedeki kolu kanadı kırık yengecimiz (onla fotoğraf çektirenler oldu :p ) Tatlılarına örnekler vardı , minik bebecikler vardı. O zaman bir sürü broşür ve bilgi almıştım, hangisi hangi şehire ait diye ama o kadar ayrıntıya girmek istemiyorum.  

Biz Kore kültürüne ufaktan dalarken, aslında bu kaynaşma biraz da karşılıklı oluyordu. Türk stand görevlileri, Koreli görevlilere Türk kahvesi içiriyorlardı, sol alttaki resim de oradan :) Çok komik diyaloglar yaşandı, üstüne hadi gelin size fal bakalıma kadar gitti iş :p Falın ne olduğunu açıklamak zorunda kaldım :)


Kore standları genellikle cilt bakım ürünleri ağırlıklıydı, onun dışında yemek kültürlerine ithafen bir çok şey vardı. Resimdekiler yemek takımlari, çok güzeldiler. Sağ üstte de ginseng var :) 


Bu da bir tür telli çalgı olan Gayageum. Tarihi drama izleyip de buna rastlamayanınız yoktur herhalde. 


Ve en popüler standlardan biri K-POP standı. Ben son haftalara yakın gittiğim çeşit malesef ki azdı. MBLAQ hiç yoktu :( Yine de bir şeyler aldım, stand görevlileri çok ilgiliydi.  

Yerel standlarımız da çok güzeldi değinmeden geçemeyeceğim. 


El emeği göz nuru işler. Oyalar başka bir ülkeye aitti diye hatırlıyorum ama şuan çıkaramadım. 


Bizim lezzetlerimizden şerbet. Annemle birer bardak içtik, çok lezzetliydi :) Türk Kahvesi olmazsa olmaz zaten. Ayrıca yine olmazsa olmazlardan Hacıbekir lokumu. Tattık, enfesti... Ve kurumeyve ve kuruyemişler. 


Temsili İpek Yolu'nun arka tarafında Kore geleneklerine ve el işlerine uygun aktiviteler vardı. Benim en çok ilgimi tabi ki Hanbok çekiyordu. Giymek çok istiyordum, emellerime ulaştım ^^ Çok hoş bir kıyafet, bayıldım çıkarmak istemedim, giyinmeme yardımcı olan ajummaya sarılıp "Bu benim olsun muuu?" diye özürlü bir aegyo yapmak istedim :(  Ajusshiler bol bol resim çekti. En unutulmaz ve manidar anımı ise kesinlikle anlatmalıyım. Hanbok için sıra beklerken yanıma lise öğrencisi olduğu belli olan temiz yüzlü bir kız geldi, yüz ifadesinden bir şey soracağını anladım. Dedim herhalde "Hanbok sırası burası mı? İnsanın varoluş amacı nedir? Babam böyle güzel pasta yapmayı nereden öğrendi?" şeklinde gerekli bir soru gelecek. Fakat soru şuydu, ve o kadar kibar bir ses tonuylaydı ki: "Pardon, oppanız kim acaba?" Öyle bir kahkaha attım ki Kore'den duyulmuştur eminim.  İşte böyle ders verici ve mühim anılarım da oldu. 

 Ayrıca yelpaze yapımı gibi hoş aktiviteler vardı, yelpaze istemiştim ama çok sıcaktı ve hanbok için de bir sürü sıra beklediğimizden, onu bekleyecek gücü ve sabrı bulamadım kendimde. Sol alttaki oyun ise yine tarihi dramalardan aşina olduğumuz bir oyun. Deneyecek fırsat bulacağım hiç aklıma gelmezdi :) Çok eğlenceliydi, oldukça da isabetli atışlar yaptım. Gaza gelip bana da tarihi bir drama ayarlayın diyecektim ki onu gördüm *_* Moon Embraces the Sun'ın fotoğraf çektirmek için maketlerini koymuştu MBC standı.  Tabi yapıştım majestelerine, çekil şuradan ara bozucu pis kız dedim diğerine, çohaynan bol bol ergen pozu çekindik :) 
Adamı olur da diğeri kapar diye boş bırakmadığımdan, boş halini çekememişim :( Annem de damadıyla poz verdi hahah :)  Sonra majesteleri haydi gel sarayımıza gidelim deyince, hemen arkadaki standa kocaman bir saray kurulmuştu, majesteleri hiçbir masraftan kaçınmamıştı, oraya gittik :


Sol üstte aktivite yerlerini görebilirsiniz. Onun yanındaki benim yıllarca kapatıldığım kule ( Sarayın içindeki eserlerden biri :p )  Sağ alttaki majesteleriyle sarayımız ve sol alttaki bana vaadettiği kraliyet tacı...  


Sarayın içindeki  ekranlarda şehirlerin kültürel, sanayi özellikleriyle ilgili bilgiler akıyordu. Derken ben bir ses duydum. "Saranghae, saranghae, saranghanda!!!" koşarak çıktım saraydan, majesteleri arkamdan ağzı açık bir şekilde bakarken MBC'nin standına döndüm, kocaman bir ekranda MBLAQ - Mona Lisa çalıyordu, kendimden geçmişim... Kendime geldiğimde annemle bilet satan bir standın önündeydik, satan dediğime bakmayın biletler ücretsizdi. Ayaküstü bilgi aldık, Silla - The Land Of Gods , bir tarihi dans gösterisi. Annem çok heveslendi, gidelim dedi ancak Harbiye Cemal Reşit Rey'de akşam olacağından ve biz Anadolu yakasında oturduğumuzdan gidemeyiz dedim anneme :) Yalnız roller biraz ters geldi :p 

Bir kaç gün sonra La Fea'yle konuştuk, o da gitmek istiyordu, beraber gittik çok da güzel oldu. Aklınız varsa Cemal Reşit Rey'e gittiğinizde o parkın içindeki cafeye uğramayın. Dans gösterisi öncesi annem beni şok etti ve Expo'da gördüğümüz Koreli bir çocuğu tanıdı :D Yaa, şok şok. Diyor ki hani bu bilmemne standındaki çocuk değil mi? Aramızda 10 metre var. Hiç dönüp bakmadım, ne alakası var anne diye. Onun ısrarları sonucu dönüp bir baktım ki cidden o :) Anneme ne diyeceğimi bilemedim... 



Dans gösterisi o kadar alıp götürücüydü ki... Ne desem bilemiyorum... Sadece müzik, mimik ve hareketlerle, tek kelime etmeden o aşkı ve acıyı anlatmak... İnanılmaz etkilendik...  Bittiğinde uzun süre ayakta alkışladık.  Çıkışta Harbiye'de Yalın konseri vardı ona denk geldik, beleştepeden az baktık ama sarmadı :) Evimize döndük... 

Ciddi başlayıp saçmaladığım bir yazımdan daha elveda :p Beni özleyin anacım :) 
  
Devamını Oku »