7 Mayıs 2017 Pazar

Tebek Korean Restaurant


Merhabalar,
Ne zamandır buluşma yazısı yazmıyordum. Aslında atladığım birçok buluşma oldu. 
Bunu yazma nedenim ise bu kez farklı bir Kore restoranı denemiş olmamız. :)
Bu buluşma 8 Nisan 2017'de gerçekleşti ancak bir ay sonra yazabiliyorum -_-

Şimdi biraz geriye dönüş yanisi flashback -_- yapacağız. 

Daha önceki Kore restoranı yazılarımı okuduysanız genelde Taksim Korean restorana gittiğimizi biliyorsunuzdur. Ancak bir, hatta uzunca bir süre önce orası kapandı. 

Kapanış nedenine dair bilgim şu şekildeydi. Dükkan sahibinin kiraya zam yapması, karşılığında restoran sahiplerinin yemeklere zam yapması ki son gidişlerimizde bunu hissetmiştik Kitap Tutkusu ile. Sonuç olarak müşteri kaybı ve kapanış.

Bu kez nereye gidelim diye düşünürken aklıma adını duyduğum ama daha önce gitmediğimiz Tebek geldi. Daha önce Gaya'ya, Sultanahmet'teki Seoul restorana gitmiştik. Eğer bulamazsak ya da bu da kapanmışsa Gaya'ya gideriz diye düşünüyorduk. Ama kapanan restoranın azıcık ilerisinde bulduk. Kendisi Taksim Lion otelin tam karşısında. 


Genelde burayla ilgili gördüğüm yorumlar yemeklerinin güzel mekan dekorasyonunun kötü olduğu yönündeydi. 
Mekan hayallerimin dekorasyonuna sahip diyemem ama beni rahatsız edecek bir şey yoktu. Bir evin salonundaymışız gibi hissettiğim oldu arada ama olumsuz hiçbir duygu yaşamadım. Hani vardır ya, İstanbul'un turistik yerlerinde bambaşka bir İstanbul vardır. Tüm dükkanlarda. Normalde her restoranın öyle olmadığını bilirsiniz, turistleri eğliyorlar dersin. Sonuçta işin raconu bu. 
Gaya ve Taksim Korean'da bir Kore restoranındaymış havasını yakalıyordunuz. 
Sultanahmet Seoul'de biraz pideci tarzı vardı. 
Burası ise normal bir restoran havasında. Amanın da  hanboklu garsonlar hizmet etsin bize gibi bir beklentim olmadığı için dekorasyon da benim için normaldi. 


Bu kez yeni bir şey söylemedik. Özlediğimiz standart menümüzü söyledik. Tabii önce mezeler geldi. Sağdan sola sıralarsam, 
Kimchi: diğer yerlere göre daha acıydı, ama bana uyar, sadece ikisim fazla acı sevmez. 
Kabak mezesi: Her zamanki gibi güzeldi. Sadece azıcık tuzluydu. Bak, bu konuya değineceğim. 
Ispanak mezesi: Oldukça lezzetliydi. 
Salatalık Kimchisi: Bu da çok güzeldi. 
White Kimchi de denen acısız kimchi: Bu tam ikizimlikti. Baharatsız acısız. Oldukça güzeldi. 
Yumurta Rulosu: Bu bizi şaşırttı. Çünkü sıcacıktı. Diğer yerlerde buz gibi gelmişti. Bayıldık. 
Patates Mezesi: Bu da diğer denediklerimize göre daha güzeldi. 

Kısacası mezeleri genel olarak beğendik. Bir kısmı daha önce gittiğimiz yerlerde denediklerimize göre güzeldi. Servis takımını da beğendik bu arada. 




Standart menümüze gelince, ilk olarak Kimchi Jjigae. Bu genelde menümüzün vazgeçilmezlerinden biri. Çok beğendik. Yine ister istemez daha önce denediklerimizle karşılaştırdık. Bu biraz daha güzeldi diyebilirim. 


Vazgeçilmez 2, Kimbap. Bunu da çok beğendik, buz gibi olmaması da güzeldi. Ama biraz tuzluydu. İşte bu bize biraz enterasan geldi. Türk damak tadına uyum sağlaması için biraz tuz atıyor olabilirler. İlk kez deniyor olsak belki gözümüze batmazdı ama biz tuzsuz bir beklentiyle yediğimiz için bize tuzlu geldi. 




Ve son olarak Japchae. Bunu da beğendik. Diğer yediklerimizden farkı içinde farklı malzemeler de olmasıydı. Güzeldi. 


Sonuç da bu şekildeydi. 

Bir ara blog ikizimle sohbet ederken konu diğer restoranın kapanma muhabbetine denk gelmişti, ben de yukarıda bahsettiğim kısmı ona naklettim derken tanıdık bir yüz gördük. Diğer restorandan tanıdığımız garson abi burada çalışmaya başlamış. Diğer restoranın kapanış nedenini kendisi de doğruladı. Tamamen kapandığını söyledi. Kimbilir belki bir gün başka bir yerlerde açılır yine. 
Kaldı ki burası abinin eski patronunun yeriymiş. 

Kapıdan girdiğimde fark ettiğim şeylerden biriydi bu. Diğer yeri de bir ajumma işletiyordu, burada da bir ajumma vardı. Bunun esprisini yapmıştık, hoşumuza gitti yani. 




Tuz meselesini geri bildirim olarak söyledik bu arada. Çok skandal bir şey değildi, hafif bir tuzdu zaten. 

Bir de diğer yerde büyük boy su isteyip birlikte içiyorduk. bu gez iki ayrı minik su geldi ki cam şişe olanlardan. Büyük boy su sanırım yoktu. Bize yetmedi pek. :)



Bunu çekmeyi sevdiğim için çektim sadece :p 

Oradan kahve içmeye gittik. İkizim ısmarladı. :) 
Esprisini yaptığımız bir durum vardı. Yatırım amaçlı ısmarladı; bir ısmarlayıp bin almak için :D 

Genel olarak; 
Restoranı, yemekleri, fiyatları beğendik. Fiyatlar genele oranla normal/uygun gibiydi. 
Biraz tuz ve su olayı ufak olumsuzluklardı. 
Mezelerin sıcak gelmesi çok hoşumuza gitti. 

İkizimin eklemek istediği kısım ise WC'nin çok temiz olduğu ve midesi hassas bir insan olarak yemeklerin ona dokunmadığıydı. 

Kısacası bu deneyimden memnun kaldık. Düzenli gittiğimiz Kore restoranımız artık burası olabilir dedik. 

Sevgiler :*


 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

27 Nisan 2015 Pazartesi

Kore'de Yükselen Trend: Mukbang (Eating Show)


Gün geçmesin ki Kore'yle ilgili tuhaf bir trend görmeyelim. Son zamanlardaki trend ise Mukbang! Bu konuda ne zamandır yazayım diyordum, kısmet şimdiyeymiş. O nedenle yeni değil yükselen dedim. :p 
Mukbang nedir diye sorarsanız Korece yemek odası anlamına gelen ama daha çok ye-yayınlayı kast eden bir kelime. İnsanlar canlı yayında yemek yiyor, diğer insanlar ise bu sırada onları izleyip, yorumlar yazıyorlar; hatta site bünyesinde onlara 'balon'lar gönderiyorlar. Paylaşımcılar bir yandan yemek yerken, bir yandan da izleyicileriyle sohbet ediyorlar. Bu arada yanılmıyorsam bu balonlar paraya çevrilebiliyor.

Kulağa oldukça sapıkça geliyor ilk başta. :D  Birinin evinin içini gözetler gibi. Ya da birini duşta, uyurken gözetlemek kadar mahrem geliyor. Bazı kişiler bunun fetiş ya da sapıkça olduğunu düşünüyor bu nedenle.
Bazı kişiler internet nere gidiyor, insanlar artık ne paylaşacak bundan sonra kim bilir? şeklinde uç görüyor.
Kimisi bunun görgüsüzlük olduğunu düşünüyor. Sonuçta bu yiyecekleri alabilen var alamayan var.
Kimisi ise yalnız yemek yemekten hoşlanmayan kişilerin o kişileri izlerken yemek yediğini, böylece yalnız hissetmediklerini ya da diyet yapan kişilerin bu videoları izlerken nefsini köreltip, yemiş kadar olduklarını savunuyor. Aynı şekilde bu yemekleri alamayan öğrenciler vs. de bir şekilde o yemeklerden yemiş gibi hissedip mutlu oluyorlarmış. İlginç.
Çoğu kişi ise bu videoları izledikçe eğlendiklerinden, tatmin olduklarından, zevk aldıklarından bahsediyor. 
Yani bu durumu sapıklık mı yoksa doğal bir şey olarak mı göreceğiniz tamamen sizin bakış açınıza bağlı. 

Genelde bu yayınlar afreeca tv üzerinden yapılıyor. Ardından kullanıcılar kaydettikleri videoları youtube'a yüklüyor. Binlerce takipçisi olan bu kişilerin videoları 500 bin - 1 milyon kişi tarafından izleniyor, sektörü siz düşünün, ne paralar var. :D İşini gücünü bırakanlar var bu uğurda. :)

Bir çoğu işi profesyonelliğe dökmüş; sesleri düzgünce iletmesi için özel mikrofon sistemleri kullanıyorlar.

Senin yorumun ne derseniz bana çok çok çirkin bir şey olarak gelmiyor. Yani yadırgamıyorum ya da yargılamıyorum. Oturup bu videoları 1 milyona yakın kişi izliyorsa bir düşünmek gerekiyor sonuçta. 
İzlemek isteyip, zevk alan izlesin. Saçmalık olarak gören de izlemesin, bu kadar basit. 

Mukbang mantığını çözdüğümüze göre size ünlü bir kaç mukbang paylaşımcısını (ne isim vereceğimi bilemedim :D ) tanıtayım. Tanıtayım derken en ünlülerinden örnek vereyim. 



Bu isimlerden biri 밴쯔 (Youtube kanalına gitmek için isme tıklayınız). Kendisini her gün youtube kanalına tarih atarak bir mukbang videosu ekliyor. Oldukça fazla takipçisi ve izleyeni var. Diğer bu işin erbabları gibi :D yemek boyunca izleyicileriyle sohbet ediyor, bazen kendin pişir kendin ye seansı yapıyor. Kendisi yediklerini ekrandan da olsa izleyicilerine ikram etmesiyle ön plana çıkıyor. :) Onu meşhur eden videosu ise (!) bir yaş pasta + bir tiramisuyu aynı anda mideye indirdiği video. o.O Bu durumu eleştirenler tarafından oldukça hedef tahtası olmuşluğu var. Özellikle bu kadar sağlıksız bir öğünün kişiyi diyabete sürükleyebileceği üzerine. Ki hesabında bu tarz iki pastayı bir anda yeme üzerine birçok video olduğu göz önüne getirilince, sağlık üzerine olan endişeler bana haksız gelmiyor. Videoları azıcık karıştırdığınızda bile ne kadar büyük öğünler yediğini görebiliyorsunuz ama çocuk hala tığ gibi o.O Pes! 30 yumurta yediği bir video bile var en basit örnekle :D 

Bahsettiğim videolarına örnekler vereyim.

Örnek verebileceğim isimlerden bir diğeri ise 여신왕쥬 (Tıklayıp youtube kanalına ulaşabilirsiniz.) 
Bu abla aslında diğer isimler kadar popüler değil ama yine de bahsetmek istedim. Çünkü daha farklı bir tarzı var, arada başka atraksiyonlara da giriyor. Bana göre ön plana çıkan özelliklerinden biri tavuk yiyişi :) Bir sürü tavuk yeme videosu var, benim gözümde onunla özdeşleşti bu nedenle. Acayip krizlere girerek yiyor tavuğu :) 
Aslında ben ilk ramen videosunu görmüştüm. 
Onu diğerlerinden ayıran bir diğer özelliği ise eşiyle dostuyla yemek yiyebilmesi. Yani paylaşımcıların çoğu genelde tek başına yemek yerken bu kızımız çoğu zaman arkadaşlarıyla yiyor. Derken videolardan birinde kime rastlayayım; bir üstte bahsettiğimiz paylaşımcıya. Sonra başka bir videoları olduğunu daha gördüm. Orada bildiğiniz üç arkadaş, ızgara başında, bayağı sohbet muhabbet halinde. Ocak başı sohbeti gibi :D 

Hemen birkaç örnek vereyim: 
Ocakbaşı sohbeti için TIKTIK. (Video partlar halinde, yanda devamını bulabilirsiniz.)



En çok bilinenlerden birisi ise The Diva idi. Bahsetmeyeceğim, izleyin görün. Kendisini izlemek için TIKTIK. 


Bir de bu kız var: 터민
Farklı bir tarzı olduğu için ekliyorum. Tam ekrana karşı değil de ekranın yanına doğru oturuyor. Açı farklı. Merak ediyorsanız biraz bakınabilirsiniz. ^^ Ama nedense ben pek hoşlanmadım.

Birkaç da alternatif vereyim:

Sanırım yeterli :D Daha fazla bunalmayalım. 
Bu konuda bir mini belgesel izlemek isterseniz TIKTIK

Ayrıca çok güldüğüm bir de video ekleyeyim. Yabancı youtuberların Mukbang'e tepkileri. 
İzlemenizi tavsiye ederim. İzlemek için TIKTIK
Bu da videonun ekstrası TIKTIK
Bu iki videoyu izleyin bence ^_^

İşte durum buyken bu. Siz hangi yönüyle bakıyorsunuz bu duruma?
Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Mart 2015 Pazartesi

Uzak Doğu Mutfağı Denemelerim: Turp Kimchisi (Radish Kimchi / Kkakdugi / 깍두기 )



Elimden geldiğince Uzak Doğu Mutfağını restoranlarda ya da evde kendim denediğimi birçoğunuz biliyorsunuz. Bu konuda ulaşabileceğiniz yazıların linklerini aşağıda vereceğim. Daha önce lahana kimchisi ve salatalık kimchisi yapmıştım ancak kızlarda her yediğimizde öldüğümüz turp kimchisi yapmamıştık. Pazarda denk gelince bir anda aklıma geldi ve denemeye karar verdim. 



Artık bu tarz yazılara bir diziden vs örnek vermek bir nevi gelenek olduğundan Radish Kimchi diye dizi var diye giriş yapayım. Park Shin Hye'nin bayağı çaylak olduğu bir dizi bu. Ne kadar kimchiyle alakalı tartışılır ama. Dizi adı olacak kadar dillere destan kimchimize geçelim :p

İhtiyacınız olan şeyler çin turbu, balık sosu, eğer yoksa soya sosu da olur, şeker, tuz, pul biber, sarımsak ve yeşil soğan. Ben turpun yeşil dallarını da koydum çünkü sırf bu dallarla yapılan değişik bir kimchi türü daha var. Bunu da katarak denemek istedim. 


Öncelikle turpları küp küp doğruyorsunuz. Ne çok büyük ne çok küçük olmasın. Daha donra eğer bütün büyük bir turpu koyduysanız silme bir yemek kaşığı şeker ve bir yemek kaşığı tuz koyup elinizle biraz karıştırıp bekletiyorsunuz. On dakikada bir çevirerek otuz dakika bekletin. Suyunu salmış olduğundan o suyu bir kaba boşaltın, ancak dökmeyin. 


Ardından ayrı bir yerde 4-5 diş sarımsak ve birkaç dal yeşil soğanı doğrayın. Turpların otuz dakikası koyduğunda üstlerine ekleyin. Üzerine 2 yemek kaşığı balık sosu/soya sosu/ 1-2 yemek kaşığı turptan aldığınız sudan ve alabildiğine pul biber ekleyin. Alabildiğine derken sizin damak tadınıza  ve ne kadar acılı istediğinize kalmış. Ben birkaç yemek kaşığı koydum, ama acıydı ^^ 


Güzelce karıştırın ve ağzı kilitli bir saklama kabına koyun. Taze yenebileceği gibi (biz annem ve abimle taze  taze tırtıkladık biraz :p) 2 gün içinden fermente olacağından, o zaman da yiyebilirsiniz. 


İki gün sonra ise tadına doyum olmuyor. Ben neredeyse atıştırmalık niyetine yediğimden kimchim bitti :( Yani bu yazıyı yazana kadar kendisini çoktan yedim :p
Bugün yeniden turp baktım ama bulamadım :'( 

Çok kolay bir tarif. Umarım dener ve beğenirsiniz. Bende yeri çok ayrıdır, bayılırım... 

Sevgiler. :*

Daha Önceki Uzak Doğu Mutfağı Yazıları İçin:




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

Devamını Oku »

24 Eylül 2014 Çarşamba

Taksim Korean Restoranla İlgili Ambivalans Duygular ve Yeni Denemeler


Buluşma yazısı yazmayı seviyorum ama yeni bir şey denemedikçe, anlatacak bir şeyim olmadıkça tekrar tekrar yazmak istemiyorum. 
Bu yazıyı yazma sebebim ise hem yeni denediklerimi (gerçi üstünden bayağı geçti -_-) hem de daha önce övmüş olduğum bir mekanın sıkıntılı yanlarını da paylaşmak. 

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar yazımda oldukça iyi bahsetmiştim mekandan ki öyleydi. Ondan sonra gittiğimiz ve burada yazmaya gerek görmediğim birçok seferde de güzeldi ama son gidişimiz tamamen rezaletti. Anlatayım. 

Üstteki resim Pudra Tozu'yla bir buluşmamıza ait. Genelde sevdiğimiz şeyler + yeni bir yemek sipariş etmeyi seviyoruz. Bu kez de Ddukbokki söyledik. Kimbap zaten soframızın vazgeçilmezi. Tatlı turp turşusu, yumurta rulosu ve balık mezesi de bu kez farklı gelen mezelerdendi. Ben özellikle yumurta rulosunu çok sevdim ama Pudra Tozu beğenmedi -_- 


Pirinç keki ve balık kekiyle yapılan acılı bir yemek Ddukbokki (Tteokbokki)
Dduk yani pirinç keki yumuşak (çok değil) ve yapışkan bir şey. Acıyla birlikte iyi gidiyor. ben balık kekinin tadını da seviyorum. 
İnanılmaz bayılmadık ama yine de severek yedik. Ben de anlamadım bu kısmı :p

Evde de ddukbokki ve balık keki denemem oldu, umarım bir gün üşenmeden paylaşırım.

Bizden 5 üzerinden 3,5 puan aldı. Seul Restourant'ta da denemiştik ama onu deneyim saymıyorum çünkü bekletilip ısıtılmış yarı kuru yarı normal tuhaf bir şeydi -_- (Kendi gözünüzle görmek için TIKTIK)
Bu ondan kat be kat güzeldi tabi ki.


--------------------------



Yeni bir şey denediğimiz buluşmalarımızdan biri de yine Pudra Tozu ve Kitap Tutkusu'la oldu. 
Bu kez benim önerimle Japchae söylendi. Çok merak ediyordum tadını. Malzemesini aldım Kore Market'inden, denenecek :)
Pudra Tozu'nun vazgeçilmezi Kimchi Jjigae ve hepimizin vazgeçilmezi kimbap. 
Ayrıca Kitap Tutkusu denemediği için yeniden ddukbokki.
Amma çok şey söylemişiz :P



Mezeler yine çok güzeldi.  Yanlış değilsem Hobak Jeon da denen kabak kızartması, balık keki, tatlı turp turşusu, kimchiler ve mayonezli bir tadı olan hiç sevmediğim tuhaf lahana mezesi. 

Hobak'a bayıldım, kimchiler zaten süperdi, balık kekini de çok sevdim. Bir tek o adlandıramadığım mezeyi sevmedim. 



İkizim için söylediğimiz Ddukbokki ^^ 
Muhteşem değildi ama güzeldi. 


Off dumanı üzerinde fotoğraflar çekmişim. Kızlar içindeki tofuyu pek sevmese de ben komple seviyorum ^^ Pilavla inanılmaz güzel gidiyor. Denemek gerek diye düşünüyorum.


Çok duyduğum, merak ettiğim yemek Japchae! 
Yumuşak yapışkan bir Noodle'ı var, yanlış değilsem patates unundan yapılıyor.
Çok ama çok lezzetli bulduk, hatta bayıldık ^^ 


Sofranın demişbaşı :p


Buraya kadar güzel tabi. Son gidişim ilk kez gelen bir arkadaşlaydı ve ben övmüştüm ona bayağı :( Ama rezaletti resmen. Çok utandım!

Birincisi çok sert bir karşılamayla karşılatık, neden geldiniz der gibi. Sipariş verirken ukalalıkla karşılaştık. Ne istesek bir tersleme falan. Kimbap istedik reserve yemek o bir gün önceden randevu almanız gerekiyor dedi! Ah canımm, bunca zaman soframızdan ayrılmayan kimbap şimdi mi meşgul?? 

Japchae'nin noodle'ları o kadar yapışkandı ki dolam dolam noodle'ları ayırmak imkansızdı. 

Üstüne daha önce hesaba yazılmayan her şey hesaba eklenmişti. Dükkanda aldığımız havayı nasıl yazmadılar şoktayım o.O

Gerçekten rezalet bir ağırlamaydı ve dediğim gibi çok önermiş biri olarak utandım! Bu nedenle buradan da yazayım dedim. Biz tam çıkarken normalde her daim orada olan Koreli bayan yeni geliyordu. Onun yokluğuna mı bağlasak bu kötü muameleyi bilemedim. 

Ama iyi yanlarından bu kadar bahsederken, kötü yanlarını da söylemesem içimde kalırdı. 

İyi ve keyifli yemekler yemeniz dileğiyle :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

11 Eylül 2014 Perşembe

Uzak Doğu Mutfağı Denemelerim: Kimbap (Gimbap - 김밥)


Reply 1997'yi çok severim. Madem her tarif yazısında böyle bir alıntı yapıyorum (Örnek: Omurice, Örnek: Kimchi ) kimbap yazısında da alıntım bu olmasa ölürdüm :D 

Kimbap hem expo'da hem de kore restaurantları ziyaretlerimde sıkça tattığım bir lezzet ve bayılıyorum. 
Kore Marketi alışverişimde kimbap yapabilmek için hem turp turşusu, hem gim/kim denen yosundan, hem de susam yağı almıştım. Susam yağının kokusuna, kim'in tadına bayılıyorum bu arada ve turp turşusu da kesinlikle olmazsa olmazlardan bence. 

----
Toplamda 3 çeşit kimbap denedim, hepsini sizle paylaşacağım ^_^ 
Tabi evde defalarca kimbap yaptım, elimde malzeme de olunca sürekli canım çekti. 

İlki sosisle denediğim kimbap.



Malzemeler ^_^
Uzakdoğu'da en azından Kore'de renklerin bazı enerjilere sahip olduğuna inanıldığı için farklı renkler bir araya getirilirmiş yemeklerde. Bunlardan biri de Kimbap. 

5 farklı renkte yiyecek. Bana göre olmazsa olmaz, turp turşusu, omlet, havuç. Etli bir şey lazım bu tarifte sosis kullandım, diğerlerinde ton balığı ve biftek kullandığımı göreceksiniz.  Yeşil renk için ise genellikle salatalık kullanılır, ben ıspanak kullandım. Tercih edebilirsiniz. 
Havuç ve salatalık kullanacaksanız doğradıktan sonra üzerilerine az tuz atıp sularını azıcık bırakmalarını beklerseniz güzel olur. 
Havuçları rendelemeyin, ince ince doğrayabilirsiniz.



Bunlar dışında yağsız ve tuzsuz pilav yapıyorsunuz. Üzerine azıcık susam yağı ve tuz ekleyip iyice karıştırıyorsunuz. Yosunları ise küçük ve kısık ateşte azıcık sürtüyorsunuz, yakmayın ^^


Kim'in parlak yüzeyi alta gelecek şekilde koyduktan sonra pilavı yayın ve malzemeleri yerleştirin. Normalde kimbap sarmak için bir hasır olur ama bende yoktu, elimle de çok güzel idare ettim :p
Çok sıkı, sıka sıka sarınız.


Bunlar da sarılmış halleri ^^



Ve servise hazır halleri!


Ne dersiniz? Benzemiş mi? ^_^

-----------------------------------

İkinci denemem biftekle oldu, tariflerde gördüğümden beri denemek istiyordum açıkçası.


Hazırlık yine aynı. Bu kez salatalık kullandım ıspanak yerine. Kesinlikle salatalık daha çok yakışıyor. 



Yine aynı yöntem ^^


Ve sonuç ^^

-------------------
Ve son denemem Ton balıklı olan. 


Malzemeler yukarıdakiyle birebir aynı olduğu için tekrar tekrar koymadım resmi.
Ton balığını azıcık kavurmakta fayda var.


Sonuç da gördüğünüz gibi. 



Umarım beğenmişsinizdir. Ramen'in açıklamasını da yazacağım Ramenlerim yazısında bulabilirsiniz.
Haydi yiyelim :*

Herkese bol kimbaplı günler:p 

Daha Önceki Uzak Doğu Mutfağı Yazıları İçin:



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »