21 Haziran 2013 Cuma

Aşka Şans Ver - Sherryl Woods



Kitap Adı: Aşka Şans Ver
Yazar: Sherryl Woods
Orijinal Adı: The Inn At Eagle Point
Çeviri: Selen Tekalp
Yayınevi: Ephesus Yayınları
 Sayfa Sayısı: 421
Basım: Nisan 2012
Seri: Chesapeake Kıyıları Serisi #1


Yasal Uyarı: Kitabın arka kapağından daha fazla spoiler içermez, gönül rahatlığıyla tüketiniz... 


Bir zamanlar -aslında günümüzde :p - Chesapeake diye bir kasaba varmış. Bu kasabayı aslen kuran kişi Mick O'Brien ve kardeşleriymiş. Kasabadaki çoğu yapıyı mimar olan Mick yapmış... Mick işinde ne kadar başarılıysa aile hayatında o kadar sorunluymuş. Ailesini öyle ihmal diyormuş ki bir gün eşi dayanamamış ve onu terk etmiş. Bu olaydan sonra Mick daha da işe sığınmış ve en küçüğü 7 yaşında olan 5 çocuğu Abby, Kevin, Bree, Connor ve Jess'i daha da ihmal etmiş. Çocuklarla büyükkanne Nell ve ailenin anaç çocuğu Abby ilgilenmiş. Yıllar sonra hepsi ne kadar güzel olursa olsun kötü anılara sahip oldukları bu kasabayı terk edip ülkenin 4 bir yanına dağılmışlar, henüz 22 yaşında olan  en küçük kardeş Jess hariç... 

Abby sayılarla arası iyi, biraz inatçı, çokça anaç ve ara bulucu bir karakter. Kocasından ayrılmış, finans sektöründe çalışıyor ve birbirinden tatlı 5 yaşında ikizleri var. Bir gün kızkardeşi Jess'ten yardım isteyen bir telefon alıyor ve Chesapeake'e dönüyor. Jess'in ne kadar gururlu ve yardım edilme kapalı olduğu düşünülürse Abby'nin neden koşa koşa kasabaya döndüğü anlaşılabilir... 

Abby kızkardeşine yardım ederken yıllar önce -15yıl- terk ettiği sevgilisi Trace'i de görür kasaba da. Trace de öyle bir erkek ki, tut kolundan nikah dairesine götür öyle aşık, öyle düşünceli, öyle aile babası... Abby de dönünce bu durumu görüp : 'Vay arkadaş, ben bu taş mahluku terk ettim ya kafamı hangi taşlara vurayım.' diye düşünmeli bence. 

Abby kızımız bir yandan Jess'in sorunlarıyla bir yandan Trace'le uğraşırken işin içine bambaşka yan olaylar da giriyor ve Chesapeake bildiğin Cennet Mahallesine dönüyor, tam curcuna... Yeminle şu seviyesiz benzetmeden sonra kendimden soğudum. Neyse, iyi niyetli, becerikli, anaç, sığınacak liman diye bir kadına da bu kadar yüklenmez arkadaşlar...

Kitapta neyi sevdim?
Tabi ki Trace'i... Yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü... 
Chesapeake Kıyılarını... Öyle anlatılıyor ki her kısmı gökkuşağı gibi rengarenk, cennet gibi, sürekli serin hafif bir rüzgarın yüzünüzü yaladığı bir kasaba canlanıyor zihnimde... 
İkizleri.. Abby'nin ikizleri tam olay, öyle diyaloglar var ki büyümüş de küçülmüş gibiler...
Trace'in 'istediğiniz kadar dondurma yeme' kuralını... Çok ihtiyacım var bebeğim...
Jess'in psikolojisinin incelenişini... 
Kasabanın kalbinin attığı yer Sally'nin lokantası.

Neyi sevmedim?
Abby'in eski kocası Wes'i... Manipülatif yanı olan, insanın kendini sorgulamasına neden olan olumsuz karakterlerden... Muhtelif zamanlarda dövülesi... 
Olayların çözülme şeklini... Bir kitap engelli bir koşuysa; karakterler ya o engeli atlar aşar, ya da takılı düşer bilirsiniz... Ancak bu kitapta biri o engelleri tek tek kaldırdı sanki ortadan. Bu da beni oldukça rahatsız etti. 2. kitabı okuduğum için onda da aynı durum mevcut. Örnek vereyim, kasabada küçük daire lazımsa aniden önünden geçer bulursun, hop tam istediğin gibi kiralık daire. Büyük, Mick'in yaptığı, gözlerden uzak bir eve ihtiyaç olur, hop uçurum kenarında tam ihtiyaçlarına uygun bir ev çıkar. Biriyle yıllara dayanan bir husumetin, sorunun vardır, derindir; gider yüzüne alakasız 2 cümle kurarsın hoop tüm yanlışlarını anlayıp sana hak verip, daha iyi biri olur... Kişilerin aniden 180 derece dönme olayı var yani. Rahatsız olunmayacak gibi değil. Birilerinin sihirli değneği var da bizim mi haberimiz yok? Aşk olsun... 

Bu nedenle ben orta karar bir kitaptı diyorum.  Yani ne 4 vermeye gönlüm razı oldu ne de 3 vermeye. O yüzden 3.5 puan :)
İkincinin yorumu çok yakında... 

PUANIM: 

1 yorum:

Kitap Tutkusu dedi ki...

Eline sağlık canım <3 Ben ilk kez malum nedenden dolayı serinin 2. kitabını okudum. O da boşa oldu :p neyse ilkini de bir ara okurum artık :p

XOXO