Merhabalar,
Abimle ne zamandır birlikte film izlemiyorduk. Onun izinli olduğu bir zamana denk geldi ve film izlemeye karar verdik. Önceden planlamadığımız için rastgele bir seçim yapmamız gerekti. Abimin aklına yıllar önce izlediği ama pek hatırlamadığı, tekrar izlemek istediği bir film geldi ve onu izlemeye karar verdik: Yıldız Tozu (Stardust)
Ben ise filmin varlığından bile haberdar değildim. Konusunu dahi bilmiyordum. Film Netflix'te var bu arada, ek bilgi.
Filmin Künyesi
Film Adı: Yıldız Tozu (Stardust)
Süre: 2sa 8dk
Yıl & Ülke: 2007 ABD
Tür: Romantik, Fantastik, Macera
Yönetmen: Matthew Vaughn
Oyuncular: Claire Danes, Charlie Cox, Michelle Pfeiffer, Mark Strong, Robert De Niro
Bir zamanlar bir filozof "Yıldızlara baktığımız için mi insanız yoksa sadece insan olduğumuz için mi onlara bakıyoruz?" diye sormuştu. En önemlisi, "Yıldızlar da bize bakıyor mu?"
Filmin konusundan bahsetmek gerekirse 1800'ler İngiltere'sinde geçiyor. Duvar Köyü ile büyülü Stormhold Kasabası'nı ayıran bir duvar vardı. Bu duvarın başka bir dünyaya açılan geçişini hep bir bekçi korumuştu. Ta ki meraklı bir genç bu duvardan geçene kadar.
Sevdiği kız Victoria için kayan yıldızdan bir parça getirmek isteyen Tristan Thorne da babası gibi bu duvarı geçmek istemişti. Duvarı geçtiği an ise sonu gelmeyecek bir maceranın kapıları da aralanıvermişti.
Yıldızın düşüşünden haberi olan sadece Tristan değildi. Yıldızın peşinde olan cadılar ve düşmesine sebep olan kolyenin peşinde olan prensler bunlardan bazılarıydı sadece. Yıldızın düştüğü yerde bir taş parçası olmasını bekleyen Tristan genç ve güzel Yvaine ile karşılaşınca epey şaşırmıştı.
Tristan saf ve sevimli bir çocuk. Maceraya aç biri. Yaşadığı köyün sınırları dışında bambaşka şeyler hayal ediyor.
"Kalabalığa uymuyorsan bu iyi bir kehanettir."
Tristan'ın peşinde olduğu şey dışında bir yanda tüm varisler ölüp sona kalanın kral olduğu Stormhold Krallığı'nın prenslerinin kolye peşinde kıyasıya mücadelesi, diğer yanda yaşam enerjilerini yıldıza borçlu olan cadılar.
Filmde açık ara en sevdiğim karakter uçan gemisiyle Kaptan Shakespeare oldu. Robert De Niro için farklı bir oyunculuk deneyimi olduğundan bahsediliyor. Kesinlikle karakterinin hakkını sonuna kadar vermiş, efsane bir karakterdi :)
Tristan'a verdiği imaj bile yeter.
Çok da tatlı ayrıntılar vardı. Mesela, ölen/öldürülen prenslerin hayaletleri :) Çok güldüm Allah affetsin.
Şu karakteri de paylaşamadan geçemeyeceğim. Köyünden keçi satmaya diye çıkmak isterken habersizce türlü maceralar yaşayan kişi. Bizdeki çarşıya tuz almaya giderken gidip saraydan kız alan Keloğlan'ı hatırlattı bana :p
Film bittikten sonra öğrendiğim ve beni şaşırtan bir detay. Tristan'ın aşık olduğu kızın diğer talibi baston yutmuş Humprey karakterini meğer Henry Cavill canlandırmış :)
Filmin bitiş jeneriğinden filmin bir Neil Gaiman kitabından uyarlama olduğunu gördüm ve daha çok şaşırdım. Gerçekten, nerede yaşıyormuşum da habersizmişim :p
Böyle enerjik, romantik, fantastik ve aynı zamanda eğlenceli bir film izlemeyeli epey zaman geçmiş. Bu anlattıklarım çerçevesinde filmi çok beğendim. Sınırların dışını düşleyen biri ve bir sürü fantastik karakter.
Size Kaptan Shakespeare ile veda ediyorum. Başka film yorumlarında görüşmek üzere. Kıpps ;)
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!


























_Logo_001.jpg)