9 Nisan 2013 Salı

Aşk-ı Kıyamet - Tayfun Şahin




Kitap Adı: Aşk-ı Kıyamet
Yazar: Tayfun Şahin
Yayınevi: Cinemascope Yayınları
Basım Yılı: Eylül 2012
Sayfa Sayısı: 234
Seri: Aşk Serisi #4
Seri Sıralaması:
Aşk-ı Kıyamet #4

Hiçbir Aşk Bu Kadar Kısalıkta Uzun Sürmedi...

P.S: Kupama gülmeyin amaaa :( Tamam boyut olarak biraz genç irisi, tamam 2 kupalık kapasitesi var ama  onun da duyguları var... Ne yapalım? Baktım ara versem bu kitap beni meraktan öldürecek, ben de bu bardakla kahve içip sabahlama yoluna gittim :)

Ek bilgi: Bir tarihi mekan gezme manyağı olarak Tekirdağ'da gezilecek bu kadar mekan olduğunu bilmiyordum... Güzelmiş... 

--------------

Bir seri daha bitti... Belki de bitmedi? Hiç belli olmaz valla, her an şuradan "Aslında her şey yalandı, nasıl da inandın?" diye biri atlar, bekliyorum :) Nasıl da paranoyaklaştırmış bu seri beni değil mi? Tamam, tamam geleceğim oraya... 

Seriyle tanıştığımda yani Hazel'de bir aşk romanıydı bu, uhuuu hem de ne aşk!
Ardından şoka uğradım olanlar karşısında, isyan ettim, iki yüzlüleri elime alasım geldi... 
Sonra kitap mistik bir hal aldı 2. kitapta, 3. kitapta ise fantastiğe göz kırpıyoruz, ana noluyoruz derken 4. kitap beni benden aldı! Resmen bilimkurgu, fantastik, mistizm, aşk hepsini bir arada okuduk. 
Artık 4. kitapta ilerleyince ne kadar uçtukk biz, nerden nerede geldik diyordum ki küt indim sonlara doğru yere! 'Aaaa!' demişim düşerken, gecenin bir yarısı (şaşkınlıktan yani) , annem sesleniyor 'Yavrum? Bir şey mi oldu? Kabus mu görüyorsun?'
Ne tuhaf annesin sen ya, gel bir bak yavrunun ağzı açık kalmış. Hayır, kabus görsem 'Aaa kusura bakma sevgili kabus, annem sesleniyor ben bir koşu uyanayım." mı diyecektim? Ne zaman seslenmeyle uyandığımı gördün ki? Gel bir sars, hırpala değil mi? O da olmuyorsa gel ağzımı kapa hayrına... Ahanda ben de uçtum, inişe geçiyorum :)

Bu seri hakkında yazarken spoiler vermeden hiçbir yeri çekip şöyle spoilersiz bahsedemiyorum ki her şey öyle pamuk ipliğine bağlı... 
Özellikle son 2 kitaptır atılan düğümler bu kitapta bir bir çözüldü canlarım... Aklımda çok az soru işaretleri kaldı... 

Seri boyunca kendimi Şahin'le Ali'nin şöyle anne/abla gibi bir büyüğü gördüm sanırım, hep ağızlarına bir tane vurasım geldi sinirlendikçe... 
Ali'ye 'Yavrum iyi kötü demiyorsun herkese güveniyorsun. Sana acı çektirenlerin peşinden koşmaya, onları sevmeye devam ediyorsun. Biraz aklını başına al.' diyordum Hazel boyunca.
Şahin'e gelirsek, annesi olsam 'Otur dizimin dibinde almayayım ayağımın altına...' derdim kesin. Psikologu olsam öfke kontrolsüzlüğü için terapi yapardım ama kendisi ileri düzeyde olduğu için bir psikiyatriste görünmesini sağlar, ilaç da aldırırdım terapinin yanında. Bu ne öfke!
Adam inancından öyle şevkle bahsediyor ki. Vay arkadaş deyip etkileniyorsunuz ama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, acımadan herkesi öldürüyor. Hayır, dikkat edin, ortamda Şahin varsa pencereleri açık bırakmayın, baktınız kapatamıyorsunuz uzak durun pencereden. Karakterlerden yarısını pencereden attı, kalan yarısını da fırında yaktı adam :( Benim bildiğim -belki de hatalı- ateşle bir tek Allah azap eder ama Şahin aşmış bu konuları. Bu yüzden kızdım ona çok... Meseleleri halletmenin farklı yolları var canım... Teoride inanılmaz katılıyorum sana arkandayım ama pratikte sıkıntılar var... 

Kitapta spoiler vermek istemediğim için üstü kapalı anlatacağım bir psikolojik hastalık kısmı var. Kitapta psikotik bir hastalıktan bahsediliyor. Daha doğrusu vaka üzerinde görüyorsunuz. O kısımları çok beğendim, ustacaydı... Daha bir severek okudum... 
Övgü mü kabul edilir yergi mi bilmem ama ben kesinlikle övgü amaçlı yazıyorum: Sanki gerçekten o hastalığı geçiren birisinden dinliyor gibi. Gerçekçi ve de ustaca demek istedim sayın yazar! No öfke!

Kitap sizi paranoyaklaştırıyor demiştim... Yani kitaptaki karakterlerin hiçbirine güvenemiyorsunuz. 'Aha, çok güvendiler buna kesin sırtından bıçaklayacak bunları...', 'Bak bak, sözde kötü bu adam, kesin göründüğü gibi değil,' demeye başlıyorsunuz... Aslında Ali'ye de hak vermek lazım. Adamın vücudu, organları bile ihanet ediyorken kendine... Yavrum nasıl bir beddua aldın da böyle oldun sen? Bir insanın güvendiği dağların iklimi nasıl kutup iklimi olur ya... Adamın güvendiği dağlardan kar örtüsü hiç kalkmıyor ki :/ Paranoyaklık kısmını anlayabiliyorsunuz yani... Eee, ne demiş Ali Aşiroğlu'nun ağzından sayın yazar: "İnsanı sadece en yakınındaki yok eder..." Aslında Ali'nin hayatı da bundan ibaret... 

Sonu kesinlikle beklediğim gibi değildi... Ne bekliyordun derseniz, beklemiyordum. Nasılsa ben ne beklersem bekleyeyim olmayacaktı :) Tahminler pek işlemiyor da bu seride... 
Ama son muhteşemdi ya. Hem içim burkularak hem de mutlu olarak okudum, tuhaf... 

Ufak da bir kaç eleştirim olacak naçizane. İlki kitapta yazım hataları vardı. Birkaç tane olsa gözüme batmazdı ama sıkçaydı. Özellikle -da/de bağlacının yazımında sıkıntılar vardı.


Ayrıca serinin kitaplarının birbiriyle alakasızlığı göze hoş gelmiyor. Evet, mühim olan muhteviyatı, ben de biliyorum seriyi seven biri olarak, ki kapaklar kendine göre kitaplarına uygun ama kitaplığıma dizdiğimde şu uzunlu kısalı duruş ve birbirinden alakasız kapaklar, seriymiş izlenimi vermiyor. İyi yanından bakalım, en azından eleştiriler yüzeysel konularda :)

Kısacası yine çok sevdim ve birileri gelip aslında o olay öyle değildi demeden kaçıyorum... 

Puanım:  ♥♥♥♥♥ (En Şok Edicisinden!.. )

Alıntılar: (Altı çizilecek yüzlercesinden bir kaçı)

-Yani kalbin hala benle dolu mu?
Esila başını geri çekerek, yüzünü örten saçların arasından gözlerini bakmayı özlediği gözlere dikti. Sesi neredeyse sessiz gibiydi... Mırıldanabildi sadece. 
-Ne kalbi Başkanım? Ağzıma kadar sen doluyum.
---
En güzel güneş ne zaman doğar biliyor musun? O gün eş ile başlıyorsa... 
---
Ben seni alın terimle sevdim. O yüzden hep helalim kalacaksın...

Devamını Oku »

4 Nisan 2013 Perşembe

Yeni Aldıklarım


Benherneysemo'nun kitap alışverişi biter mi? Yine yemedi içmedi kitap aldı! 

Şimdi 3 internet sitesiyle kitap alım deneyimimi anlatacağım size hem :) Bana geliş sıralarına göre başlıyorum... 

Şu sıralar en çok alışveriş yaptığım site Kitap Sihirbazı... İlk alışverişim yoğunluktan ve karşılıklı yanlış anlaşılmalardan ötürü sorunlu olmuştu ama şu an harika gidiyor... Ücreti yatırdığım gün kargoya çıkıyor hemen bana ulaşıyor, ayrıca oldukça yardımcı oluyorlar. Ellerinde olmayan bir kitabı istediğinizde de getiriyorlar. Son alışverişim biraz alakasız gerçi. Birincisi alanımla ilgili bir başvuru kaynağı. Diğeri ise kuzenime aldığım bir polisiye roman :) Kısaca şu an en memnun olduğum sitelerden biri. Biricik blog ikizim Kitap Tutkusu ona bir sürü Justin Bieber ayracı gönderdiler diye isyanda ama ben memnunum :p




İkinci site ise Scala Kitapçı... %20 İndirim kuponum vardı ve ilk kez alışveriş yaptım. Havalemin görünmesi birkaç gün sürdü ancak havale görününce kısa sürede geldi kitaplar. Paketlemeleri de hoşuma gitti. Tekrar alışveriş yapabilirim... 



Crossfire serisinin 2. kitabını 1. yi okumadan indirim diye sipariş verdim ama bin pişmanım :/ Aşkı Rüyamda sevdimi daha önce almak istiyorum diye yazmıştım... Rüya deyin be gelirim yani...:)

Ve Tayfun Şahin'in Aşk Serisinin son kitabını nihayet aldım, almayı ertelemiştim çünkü çok kafam karışıyor okurken :) Hemen başlayacağım... 

Gelelim son siteye: D&R... Kendi mağazaları dışında ilk kez internet sitesinden alışveriş yaptım çünkü inanılmaz indirim vardı ama işkenceye dönüştü resmen alışverişim! Günlerce havalem görünmedi, defalarca aradım hep ilgileneceğiz dediler ama hiçbir şey değişmedi... Sonuncusunda biraz sert konuştum sanırsam... Neredeyse 2 hafta olmak üzereydi ve siparişler geldi... İllallah dedim! Bir daha D&R dan alışveriş yapar mıyım bilemiyorum...


Kitaplarım böyle! Otranto Şatosu Gothic Edebiyatın babalarından. Aşkın Meali'ni Sinan Yağmur hastası biricik arkadaşım G'ye aldım :) 
Diğerlerin Dex'in güzelleri... 



Ve Historical'larım... İlk Julie Garwood'um <3

Ayrıca Sabrina Jeffries aldım. Bende 2 kitabı vardı ama gitti ve bir daha dönmedi :/ O nedenle hazır indirimdeyken alıverdim. Ah, ah onlarca kitabım gitti dönmedi, dönenler de perişan haldeydiler. Bu yüzden artık kitap vereceğim kişiler çok sınırlıdır malesef ki.. 
Stephanie Laurens'ın bu kitabı ne kadar büyük ayrıca :D 


İşte böyle bir macera... Hadi bana iyi okumalar :) 


Devamını Oku »

8 Haziran 2012 Cuma

Hazel - Mehdi - Başkan - Tayfun Şahin







                Tayfun Şahin'in Hazel ve Mehdi'den sonra serinin 3. kitabı Başkan da çıktı...

Yazar: Tayfun Şahin
Yayınevi: Cinemascope

Aşk Serisi Seri Sıralaması:
Hazel #1
Mehdi #2
Başkan #3



Başkan kitabını bana imzalı olarak gönderen yazarımıza teşekkür ederek başlamak istiyorum... :)



Çok üzgünüm ama Başkan bitmedi… Başkan en güzel ve en heyecanlı yerinde en sevdiğiniz dizinin sezon finali gibi yarım kaldı…

Hazel başta benim için çok güzel bir aşk hikayesiydi, sonra en büyük ihanetin hikayesi oldu… Mehdi kafamızda kurduklarımızla, beklentilerimizle alay eder gibiydi. Her kitap, bir önceki kitaba başka gözle bakmanızı sağlıyor. Şimdi benim için Hazel de Mehdi de bambaşka yerlerde… Hazel bitince kafamda onlarca soru işareti vardı, Mehdi’de yüzlerce, Başkan’la bu sayı binlerceye çıktı…

Bir “son” klişelerle alay eder gibi, beklenmedik ve şaşırtıcı… Her olayın içinden başka bir olay çıkıyor. Aşk hikayesiyle başlayan seriyle aşk gerçekten “makam” değiştiriyor.

Yan karakterin olmadığı, her karakterin bir ana karakter olduğu serinin son kitabı Başkan’a gelince bu kitabı da ağzım açık bitirmiş bulunuyorum, o kadar ki tahminlerim azıcık tutsa sevindim, bütün gün elimden düşmedi, o kadar dalmışım ki ineceğim durakları bile kaçırdım. [:)]

Başkan’da tüm olayların arka planında ne olduğuna dair perdeden ufacık bir kısım aralanıyor. Aralanan kısmın arkasında ne olduğunu göremedik ama yine akılları zorlayan şeyler dönmekte…

Okuduğum kitaplarda çok sevdiğim kısımların altını kıyıp çizemesem de bir kenara kesinlikle not ederim… Başkan’ı not etmeye kalksam tüm kitabı yeniden yazmak zorunda kalırdım sanırım… Okumayan arkadaşlar için fazla açmak istemiyorum. Yine şaşırdım, yine etkilendim, bazı yerlerde gülümsedim, bazı yerlerde içim acıdı ve yine kafam allak bullak…

Kısaca okuyun, okutun… 4. Kitapta görüşmek üzere…:)



Bu arada "İnsanı sadece en yakınındaki yok eder..." diyor ya bence insan en çok da  kendini yıkanı seviyor... 






PUANIM : ♥♥♥♥♥




Devamını Oku »