Bridget Jones serisine olan sevgimden ŞU yazımda bahsetmiş, kitaplarına ve filmlerime dair düşüncelerimi anlatmıştım.
Ben o yazıyı yazdıktan sonra sihirli bir değnek değmiş gibi bazı şeyler değişti. Önce Bridget Jones serisinin haklarını Pegasus Yayınları aldı ve 3 kitabı set olarak tekrar bastı. Bende tek eksik 3. Kitap olduğu için "Deliriyorum Bu Çocuğa" ismiyle çevrilen 3. kitabı satın aldım sadece. Seri yan yana uyumsuz göründü ama yapabileceğim bir şey yok maalesef.
Bridget Jones'un Bebeği isimli üçüncü filmden de haber yok demiştim o yazıda ve film birkaç gün önce vizyona girdi. Ben de ilk fırsatta senelerdir beklediğim bu filme gittim. Sıcağı sıcağına filmle ilgili düşüncelerimden bahsedeyim dedim.
![]() |
| Seans saatinin gelmesini beklerken ben ^^ |
Öncelikle sinema salonu gerçekten çok enteresandı. Filmi biz de dahil 4 kişi izledik desem? Resmen sinema salonunu kapatmış gibiydik ve hal böyle olunca rahatça gülüp şakalaşabildik.
Filmle ilgili hem çok büyük beklentilerim hem de çok büyük şüphelerim vardı. Seneler sonra film nihayet geliyor heyecanı bambaşkaydı, diğer yandan oyuncuların yaşı başı aldı gitti, inandırıcı olacaklar mı; araya uzun yıllar girdi, eski rollerini tekrar tutturabilecekler mi şüphesi vardı.
Film beklediğimden çok daha iyiydi.
Bridget artık 43 yaşındadır ve hala bekardır.
Seneler süren kuraklıktan sonra hiç beklemediği bir şekilde hamile kaldığında ise kendini yine iki erkeğin arasında bulur.
Ve babanın kim olduğunu bilmiyordur.
Söz konusu Bridget'se kaos her zaman vardır zaten. :)
Filmde bu kez Daniel rolünü oynayan Hugh Grant bulunmuyordu, kendisinin akıbeti filmde verilmişti. :) Onun yerine Patrick Dempsey rol almıştı filmde. Kendisini Grey's Anatomy dizisinden tanıyorduk zaten. Nasıl olur diyordum, ki eleştiriler de görmüştüm izleyicilerden kendisinin oynaması konusunda. Ama ben filme çok yakıştırdım, Hugh Grant'in eksikliğini çok fazla hissetmedim.
Çok hoştu. ^^
Ama benim adamım her daim Mark Darcy olagelmiştir. :)
Bu filmde de bolca güldüm, hatta bazı kısımlarda kendimi kaybettiğim oldu. Bu sahne de kendimi kaybettiğim kısımlardan biriydi örneğin. Eski filmlerden görüntülerin aktığı bir sahne vardı onu da çok sevdim.
Filme dair ilk başta yadırgadığım tek şey oyuncuların yaşının artık kemale ermesi oldu. Ben daha önce bahsettiğim gibi önceki filmleri sık sık izlediğim için bir anda seneler ileri akmış gibi hissettim.
Dile kolay ilk filmden bu yana 15, ikinci filmden bu yana 12 yıl geçmiş.
Ama bu yadırgamayı bir süre sonra atlattım.
Kendimi Bridget'in trajikomik hayat hikayesine yeniden kaptırdım.
En sevdiğim şeylerden biri de önceki filmlerin karakterleri olan Bridget'in patronu, annesi, babası, çetesi gibi oyuncuların aynı şekilde muhafaza edilmiş olmasıydı. Hepsini yeniden görmek beni çok mutlu etti.
Velhasıl-ı kelam, tekrar tekrar izleyeceğim bir film daha oldu.
Ben seriyi ayrı bir şekilde seven biri olduğum için beğenim yüksek olmuş olabilir ancak yanımda önceki iki filmi izlememiş bu seriden bihaber bir arkadaşım vardı ve o da filmi çok beğendi, bolca güldü.
Bu tür filmleri seviyorsanız seveceğinizi düşünüyorum. Bridget Jones hayranıysanız da film sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır diye var sayıyorum.
Sizin fikirleriniz nedir?
Sevgiler:*
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!


















