25 Ocak 2017 Çarşamba

Her Bakış Açısından Yeni Bir Sherlock Holmes


Sherlock Holmes yazıldığı günden beri halka mal olmuş bir karakter. 
Arthur Conan Doyle'un kaleminden çıkıp okurların sahiplenerek yazarını dışarıda bıraktığı biri. 
Şu gün bile popülaritesini kaybetmemiş bir deha. 

Onu ilk olarak Conan Doyle'un külliyatıyla tanıyan herkes, var olan hikaye ve romanlarla yetinememiş bu karakterin aramızda dolaşmaya devam etmesi gerektiğini düşünmüş. Bu nedenle birçok yazar (aynı zamanda Sherlock Holmes okuru) onu yaşatma çabasına katkıda bulunmuş, kendi bakış açılarıyla bir SH macerası yazmış, yazmayı denemişler. 

İnsan zihni olayları, gördüklerini kendine göre yorumlamaya, bazı boşlukları yine kendine göre doldurmaya, gerçekleri çarpıtmaya meyillidir. İnsan zihninin bir olaydan sonra yaşananın sadece %67'sini hatırladığına dair bir araştırma okumuştum. Farklı görgü tanıklarının çelişen şeyler anlattıklarını, yanıldıklarını görmüşüzdür. 

Ve herkesin okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden aldığı mesaj, algılama şekli bambaşka. Eminim her Sherlock Holmes hayranının zihnindeki Sherlock Holmes imgesi de bambaşkadır. 

Bu yüzden farklı yazarlar tarafından yazılan her hikayede yeni bir Sherlock tanıyoruz, farklı özelliklerinin ön plana çıktığını görüyoruz. 


Hangisi Daha Sherlock yazımda çekilen her Sherlock dizisinde/filminde senaristin ve yönetmenin bakış açısıyla Sherlock Holmes ve John Watson'ın hangi yönlerinin öne çıktığından, ne tür değişimler yaşadıklarından bahsetmiştim. 

Tur kitabımız Arıcının Çırağı - Laurie R. King'te de aynı durum söz konusu. Bu kez inzivaya çekilip arılar üzerine çalışmalar yapan bir Sherlock var ve yazarın kendisine eşlik etmek üzere uygun gördüğü kişi 15 yaşında zehir gibi zeki bir kız; Mary Russell. 

Bu güne kadar okuduğum farklı yazarlar tarafından yazılmış Sherlock Holmes kitaplarında da aynı durum söz konusu. Her bir kitapta farklı bir Sherlock okuyor gibi oluyorum. 
Asıl trajik durumsa John Watson için geçerli. Genelde yazarlar Watson'dan kurtulmayı tercih edip onun yerine kendi tercih ettikleri bir karakteri Sherlock'a yaver olarak verirler. 
Yeri gelir bu karakterler Watson'a olan nefretlerini kusmaktan geri kalmazlar. 

Bunun nedeni yüzeysel bakıldığında Sherlock'u yerinden oynatamayacakları için ilk iş Watson'a el yatıp yerine daha "işlevsel" buldukları kendi karakterlerini yerleştirerek farklarını bu şekilde ortaya koymak olabilir. 

Ancak genelde benim aklıma gelen neden bu değil. 
Conan Doyle SH'u yazarken kendini bir türlü SH ile özdeşleştirememiş, ki kendisinin mizacının Sherlock'un  mizacıyla benzer hiçbir yanı yokmuş. Kaderine boyun eğen Doyle, kendi mizacına çok daha uygun olan John Watson'ı yaratarak, onunla özdeşim kurmayı tercih etmiş. 

Sherlock yerinde sabit kalırken yazarlar Watson'la özdeşim kurmaya devam ediyorlar ve kendi Watsonlarını yaratıyorlar gibi gelir bana hep. 

Siz bu konuda nasıl bir bakış açısına sahipsiniz?

Sevgiler :*



Devamını Oku »

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sherlock - The Abominable Bride - "Korkunç Gelin" - Yeni Yıl Özel Bölümü 2016


Merhabalar,
Sherlock'un Yeni Yıl özel bölümü The Abominable Bride yayınlandı ve ben tabii ki buradayım :) Aslında yazı taslağını bölümü izledikten sonra hazırlamıştım ama koşuşturmacayla günler yine çok hızlı geçti, yazı gecikti. Yine de bu yazı şurada duruversin. :)

Sherlock *_*  hayranları olarak ne bitmez çilemiz var değil mi? diye serzenişle yazıma giriş yapıyorum. 3 bölümcük için senelerce beklediğimiz yetmiyormuş gibi sürekli maruz kaldığımız bir de espri vardı. Diğer dizilerin fanlarına sorulan "Favori 10 bölümün hangisi?" sorusu, bizim için acı verici bir soruydu. :)
Çünkü Sherlock'un sadece 9 bölümü vardı. Bakın bu dramdır. -_-
Yayınlanan bu bölümle Sherlockian'ların bir dramı daha sona ermiş oldu. :)


Tabii yeni sezonun 2017'de olduğunu söyleyip bu zafere gölge düşürmek istemem. :p
Bölümün fandomlık konusundaki önemini belirtmek istedim sadece. 


Zaman ne kadar çabuk geçiyor, değil mi? Yıllar bir şekilde aktı ve doğum günü hediyesi olarak beklediğim teselli niyetindeki özel bölüm geliverdi. 


Tabii bölüm gelmeden öncesi vardı. 
Yeni yıl özel bölümü duyurusu yapılıp da setten yukarıdaki tarz fotoğraflar gelmeye başlayınca herkes  bir şaşırdı. Çünkü biliyorsunuz Sherlock modern seri olarak adlandırılıyor ve günümüzde geçiyor. 

En büyük merak konusuysa Sherlock ve John'un ne oldu nasıl oldu da geçmişe gittiğiydi. Tabii bunu burada ben de söylemeyeceğim. :p
Ayrıca Moffat üzerinden Doctor Who'ya gönderme yapılarak şu tarz geyikler yapıldı. 

"Sanırım Moffat hangi dizinin zaman yolculuğu üzerine olduğunu karıştırdı." :)



Zaman yolcuğunun hangi temele dayandırılacağını en çok merak edenlerden biri de bendim. Çünkü Moffat'ın gözünden geçmişte-asıl döneminde- geçen bir bölüm görecek olmak heyecanımı arttırmıştı

Sonunda geri sayımlar bitti ve yeni yıl özel bölümü TLC kanalında 1 Ocak'ta 23.30'da yayınlandı.
Abimle 23.20'de ekran başındaydık. Zaten öncesinde de Doctor Who Şipşak yayınlanıyordu, hiç sıkılmadık. :p


Ve o müthiş görüntüyle dizi başladı. Bu arada elimden geldiğince spoiler vermeyeceğim. Sadece diziden vurucu bazı alıntılar paylaşıp, bölüme dair yorumlarda bulunacağım. Spoiler olabileceğini düşündüğüm tek bir sahne var. Onu da en sona koyup başına spoiler uyarısı koyacağım. Dizide hayati bir anlamı olmayan anlık bir görüntü ama spoiler olarak addedenler olabilir. 


Bölümün konusu adından da anlaşılabileceği gibi Korkunç Gelin'di. Gerçekten gizemli bir olaydı, beyin yakan cinsten. Moffat öyle bir adam ki, fanların dizideki gizemlere dair yorumlarını, çıkarımlarını bir anda gelecek bölümde görebiliyorsunuz. Sherlock'un çatıdan atlayıp nasıl kurtulduğuna dair çıkarımlar 3. Sezon başında resmen gözümüzün önünden geçmişti, Moriarty'e ne olduğuna dair çıkarımlar da bu bölümde vardı. 
Sherlock'a "Asla ikiz olmaz, Watson!" dedirterek Moffat yine noktayı koydu yani. :)


Harika da bir afişi var bu arada. Gerçekten dönemin havası verilmiş. 
Anderson'ın, Molly'nin, Lestrade'ın dizideki hallerine gülüp eğlensem de, 


En bomba değişim Mycroft'unkiydi. Ne güldüm arkadaş bu haline. :D 
Tabii o zamanlar diyet ve koşu bandı icat edilmemişti. :p
"Bu kaybetmemiz gereken bir dava..."


Bölümü izleyip tepkilere baktığımda çoğu tepkiden bu bölümün anında çoğu kişinin favori bölümü oluverdiğini gördüm, bence de gerçekten çok zekice kurgulanmıştı. Başlangıçta 3 bölümcük demiş olabilirim ama bu bölümlerden her birinin sinema filmi kalitesinde olduğunu tekrarlamakta fayda var. Bu bölümse inanılmaz özgündü, yine hayranlıkla izledik. Aman şu filme benziyordu, bilmem ne filmi tadı aldım yorumlarını es geçiyorum, Sherlock dizisinin tarzı içinde bu en aykırı bölümdü. 


221B de öyle bir ev ki, günümüze koyuyorsun uyuyor, geçmişe koyuyorsun uyuyor. BBC zaten fakir :D Masraf olmamıştır. :p 


Konu kısmı dışında kıyafetlere de dikkat kesildim. Özellikle ikinci izleyişimde. Kullanılan kıyafetleri ve mekanları çok beğendim. Yine yapmışlar yapacaklarını. 
Sherlock kitaplarda anlatılan haline çok daha uymuştu bu bölümde. 
John'un bıyığı der gülerim :D 


Tabii, dayanamadım kamera arkası kısımlara da baktım. :D


Bu sahne *_*



Gelelim bölümle ilgili fikirlerime.
Bana göre bu bölümün bir diğer önemi de Moffat'ın diziyi sadece günümüzde değil, geçmişteki haliyle çekse de oldukça başarılı olacağını kanıtlaması.
Adamda öyle bir deha var ki zaman zaman kıskanıyorum. 
Sherlock, John, karakterler, mekanlar inanılmaz uyumluydu ve yine kitap serisinden bazı ufak ayrıntılar alınmıştı, 5 portakal çekirdeği, Reichenbach şelalesi ayrıntısı gibi. 


Bir de ben bu bölümde bol bol kıkırdadım. Sadece John'un bıyıkları, Mycroft'un kilosu gibi şeylere değil, bir üstteki gibi sahnelere de. 


Mary de ayrı bir şirindi bu bölümde. 


Sherlock'un John'un Mary'le konuşmasını üstüne alındığı kısımda kahkaha attım. :D


Moriarty *_*
Bu karakter, onun konuşması, söyledikleri diziye inanılmaz renk katıyor. Görmeyi seviyorum. Bu bölümde de aynı şekildeydi.

"Bir fikir filizlendi mi bir daha öldürülemez."


Yukarıdaki esprili resmi görmezden gelirsek Moriarty'nin bu bölümde kullandığı güzel bir cümle var. "Dead is the new sexy!"
Bu cümleyi "Brainy is the new sexy!" şeklinde 2x1 de Irene söylemişti Sherlock'a ki bayılmıştım ve blogumun sağ kısmındaki resimlerde görebilirsiniz. Ve ben okumayı da çok sevdiğim için "Reading is the new sexy!" haliyle de görebilirsiniz ayrıca. :)  


Bölümün üzerinden günler geldi geçti, bir sürü şey yazıldı, çizildi konuşuldu. Kimi çok beğendi, zekice buldu; kiminin hoşuna gitmedi. Bense bölümü anlatmaktansa ilgimi çeken şeylerden bahsetmek istedim. Sonuç olarak, garip bir bölümdü ve dediğim gibi günümüzde yaşanan bazı anıları geçmişte görmek, Moffat'ın gözüyle  Sherlock Holmes'e kendi zamanında bakmak bana çok iyi geldi. Ve bağlantılar çok mantıklıydı. 

Bitirirken Sherlock'un kendi cümleleriyle bağlıyorum. 
"Tabii ben her zaman zamanın ötesinde biri olduğumu biliyorum."
Sanırım Sherlock Holmes efsanesini en güzel tanımlayan cümle de buydu.

Yazımı sonlandırmadan önce aşağıda bir fotoğraf paylaşacağım, gördüğümde kahkaha attım. Dexter'dan alınan alıntıyla paylaşılan fotoğraf beni güldürdü. Spoiler olabilir mi emin değilim. O yüzden en sona ekliyorum. O yüzden isteyen yazıyı burada sonlandırabilir. İsteyen fotoğrafa bakabilir. 




Sevgiler :* 
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*
*



 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

22 Mayıs 2015 Cuma

Bir Gün Doktor ve Sherlock Gelse, Sorsa...


Tam bir Sherlock Holmes ve Doctor Who fanı olduğumu biliyorsunuz. Benim gibi Wholock olan kişilere her daim sorulan bir soru vardır. O kadar çok karşılaştım ki, ben de sizlere bu soruyu sorayım, hem de kendim cevaplayayım dedim. 

Soru şu: 
Bir gün Doktor ve Sherlock gelse. Doktor size yol arkadaşı olmanızı, birlikte uzayın ve zamanın derinliklerinde birlikte dolaşmayı, maceradan macerayı atılmayı teklif etse. Sherlock da örümcek ağına dönmüş suç şebekesinin derinliklerinde akıl oyunlarıyla dolu bir dünyaya birlikte girmeyi, en yakın dostu ve kişisel bloggerı olmanızı teklif etse. Hangisinin teklifini kabul ederdiniz?

Allah'ım! Çok ama çok zor bir soru. Küçük yaşımdan beri zaman yolculuğuyla yakından ilgiliyim, neredeyse bu konularla aşk yaşayarak büyüdüm, gökyüzü beni inanılmaz cezbediyor. Ve Doktor gibi biriyle (özellikle bu 10. Doktorsa) hem uzayın derinliklerini keşfetmek, hem de zamanda geri veya ileri gidebilmek... Benim için tarif edilemez duygular bunlar... 


Diğer yandan zekasına, düşünme prensiplerine hayran olduğunuz; dehasına yakından tanıklık etmek istediğiniz bir kişi: Sherlock Holmes. Ne kadar safi beyin olarak tanımlansa da sizin için uygun görülen "Watson"lık kadrosunda sizi nasıl güzel bir dostluğun; beyin ve kalp gibi birbirini tamamlamanın beklediğini biliyorsunuz. Akıl almayacak olaylardan, en korkunç suçlara, en kötü dehaların  da olduğu bir dünyaya adım atacaksınız. Ee, bu taraf da tarifsiz duygular? 

Siz olsanız kimin teklifini kabul ederdiniz? 
Bu soruyu ilk duyduğumdan beri aklımda tek bir cevap yanıp söndü. 

Ben olsam Doktor'un teklifini kabul ederdim. Doktor'la maceradan maceraya atıldıktan sonra beni bu sorunun sorulduğu ve seçim yapmam gereken ana götürmesini isterdim. Bu sefer Sherlock'un teklifini kabul ederdim. :) Hahaha, hala gülüyorum kendime. Serde Sherlock ve Doktor varsa biz Wholock'lar böyle oluyoruz işte. Ki buna benzer cevapları da çoğu kişiden duydum. Ne yapalım; ne yardan geçebiliyoruz, ne serden. 


Ha, bu arada; sadece Wholock değil, bir SuperWhoLock'um ben. Yani Doktor ve Sherlock'un yanı sıra Dean&Sam de gelip teklifte bulunsaydı; ne kadar TeamCas olsam da kabul etmezdim, anacım.
Bilirsiniz, Dean&Sam'in yanında 3. olan kişiler er geç ölüyorlar ya da acı bir şekilde geride kalıyorlar. Bu kadarını yüreğim kaldırmaz. Ama Doktor'la gezerken bizimkileri ziyaret edebiliriz. :)
Cas'le Matt'in konuşmasını görmek isterdim bu arada. :D Eminim çok iyi anlaşırlardı. 

Bu arada ŞU VIDEO'yu da izlemenizi tavsiye ederim. Harika olmuş. Buradaki gibi Doktor'la Sherlock'u da kaçırabilirdik. :) Bu da güzel bir fikir. Sherlock yanımızdayken uzay barışı diye bir şey olmazdı gerçi. :D Bu arada John, I am so so sorry. :( 

İşte böyle canlar. Peki, bu teklif size gelse, cevabınız ne olurdu?


DİPNOT: Bu yazı da uzun zamandır taslaklardaydı diye notumu düşeyim. Son zamanlarda neredeyse örümcek ağı bağlayan Taslaklar kısmının tozunu aldım resmen :)

Hayallerinizin hep böyle eğlenceli olduğu günler :)

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

22 Nisan 2015 Çarşamba

Mutluluğun Siparişi *_* Doctor Who & Sherlock Yeni Kitaplar


Bu kitap siparişimin adını Mutluluğun Siparişi koymamın nedenine şaşırmamışsınızdır. Beni azıcık tanıyorsanız zaten Sherlock Holmes ve Doctor Who'ya öldüğümü biliyorsunuzdur. 

Son çıkan bu iki kitabı ise kaçırmam mümkün değildi. 
Sırayla kitaplarla ilgili düşüncelerimi anlatıp, her zamanki amme hizmetimi yapıp içeriğiyle ilgili bilgilendirmemi yapacağım. Beni seven arkamdan gelsin. :*


Doctor Who'yla başlayalım! 
Bu kitap daha dumanı üstünde! Yeni çıktı <3
ŞU YAZIMDA bu kitabın hazırlık aşamasında olduğundan bahsetmiştim.  
Shada'yı ise alır almaz okuduğum halde -ki alış maceramdan ŞURADA bahsetmiştim- bir türlü yorum giremedim, sevdiğim kitaplara yorum girmekle ilgili sıkıntılarım var. :(
Bir yandan da 1975 basım Doktor Kim kitaplarını tamamlamaya çalışıyorum, altı kitaptan dördü elimde *_*

Bu kitabı ise çoook uzun süredir bekliyordum. Kitap ciltli ve ciltsiz olmak üzere 2 baskı olarak çıktı. Tabi ki ciltli aldım *_*  Ayraçlar ise biriciğim Pudra Tozu'ndan *_* Tardis ve Sonik Tornavida *_*
Ki Tardis ayraç çift taraflı. İki ayraç yan yana geldiğinde tam bir Tardis oluyor. Woa *_* 

Kitaba daha da yakından bakmak ister misiniz? 3:)


Kitap 11 farklı yazar tarafından yazılmış 11 doktorun her birine ait birer hikaye içeriyor. 11. Doktor'un hikayesi ise Neil Gaiman tarafından yazılmış *_* 
 Her bir hikaye yukarıda gördüğünüz resimlerle ayrılıyor.

Fiziksel özelliklere gelirsek;


Koyu mavi renk olan ciltli baskının üzerine geçirilmiş gri renk bir kılıf bulunuyor. Kılıfın kulakçığının üzerinde 11 Doktor'un silüetini görebilirsiniz. 


Ciltli kısmın üzerinde ise Zaman Lordu simgemiz var *_* 
İşte böyle bir kitap *_* 
En kısa zamanda okunacaklardan. 
Shada ise artık yorumlamam gerekenlerden -_- 
Doctor Who'yla ilgili tüm yazılarımı okumak için TIKTIK!

Gelelim Sherlock Holmes Gibi Düşünmek'e *_*


Şekil A'daki bendeniz gibi Sherlock Holmes fanıysanız, tüm kitapları okuyup, her türlü dizi filmi de seyreyledikten sonra bir boşluğa düşüyorsunuz ve farklı yazarların yazdığı Sherlock Holmes kitaplarına yöneliyorsunuz. Sadece hikayeler değil. Özellikle Sherlock gibi düşünmek üzerine yazılmış kitaplar. Bu kitaplardan Türkçe'ye iki adet çevrilmişti.
Ve ben ikisini de okudum. 
Biri Nemesis Kitap'tan çıkan ve küçük boy ciltli basılan *_* Sherlock Holmes El Kitabı. 
Yorumumu okumak için TIKTIK!
Dip Not: O yazıda bile Mastermind - Sherlock Holmes Gibi Düşünmek yani yukarıda resmini gördüğünüz kitabın çıkmasını istemiş, dert yanmışım :D 
Ardından Martı Yayınları Sherlock Gibi Düşünmek adında bir kitap çıkardı. O kitabı fuardan aldım ve dayanamayıp şehirler arası yolculuk uzunluğundaki dönüş yolunda okuyup bitiriverdim o.O Ancak onun yorumu da maalesef blogda yok.  
Sevdiğim kitaplara yorum yazmakla ilgili sorunlarım var demiştim değil mi? 

Bu kitap içinse ayrı bir blog yazım var. BU YAZIDA bu kitabın çıkmasını ne kadar çok istediğimden bahsetmiştim. Yıl 2012. 
Ardından birçok kişi Martı Yayınları'na mesaj atmıştık, kitabı inceleyeceklerine söz verdikleri halde sonradan bir ses çıkmamıştı. 
2 Yıllık hasretim (ki o yazıdan çok daha öncesine dayanan hasretim) nihayet dinecek :)

Uzun serzenişlerimden sonra gelelim kitaba; 


İçindekiler kısmı böyle. 

Bu kitabın diğer okuduğum 2 adet Sherlock Holmes gibi düşünmeyi anlatan kitaptan büyük bir farkı var. Sadece ne yapacağınızı değil, nasıl yapacağınızı da anlatıyor!!!
Kitabın içinde çoğu konuya dair egzersizler bulunuyor.


Hemen ufak bir örnek vereyim. Bu resimdeki gibi. Karıştırırken gördüğüm bu alıştırmayı yaptım örneğin. Çok ilginçti. 
Artık benimsin bebek!

Kitapların içeriklerini ve görsellerini merak edenler için umarım aydınlatıcı olmuştur. 
Sherlockian ve Whovianlara sevgiler, hepiniz benim bebeklerimsiniz :* 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

10 Eylül 2014 Çarşamba

Sherlock: The Network (Official Sherlock Holmes Oyunu)


Sherlock Holmes fanı olup da offical oyunu Sherlock: The Network'ü duymamam olanaksızdı. 
Pazar günü pazar kahvaltısı sırasında indirip, sonrasında keyifle tadını çıkara çıkara oynamak istedim. :3
Ki aslında ufak çaplı oyunlar pek oynamam; genelde  -favorim MMORPG olmak üzere-  FPS, RTS, RPG türü oyunlar severim. Arkadaşlarım iyi bilir :p 

Vaka çözmeli oyunları da severim ve bu sevgimin kaynağı da tabi ki 
Sherlock Holmes.

Oyun yukarıda gördüğünüz gibi büyük boyutlu bu nedenle Wi-Fi aracılığıyla indirmeniz önerilir. 


Oyunda toplamda 10 vaka var ve ilk 2 vaka ücretsiz. Daha sonra isterseniz diğer 8 vakayı 7TL'ye yakın bir ücrete satın alabiliyorsunuz.


Oyunun ilk indiğindeki sembol görüntüsü yukarıdaki gibidir. 
Pandalarım :3


Ve oyun dizinin teaserıyla açılıyor.


Hoşgeldiniz annemmm ^_^



Davalar için para ya da ipucu toplamak için kullanacağınız harita.


Evinize hoşgeldiniz diyeceğim ama siz bu evden değilsiniz :p


Vakalar için kanıt toDekkoacaksınız.


Taksi gibi,


Tren gibi yolu kendinizin  açacağı toplu taşıma araçları kullanacaksınız.


Bu süreçte onlar da mesajlarıyla size yardımcı olacaklar.



Bazense sesli mesajlarla...


Ya da direkt karşınız geçerek...


Gerçekten....


Birebir kanıt toplamanız gerekebilir...


Şifre kırmaya ne dersiniz?


Belki de zihin sarayınızı ziyaret etmek istersiniz?



Tebrikler, artık vakanızı çözebilirsiniz.



İyi şanslar ;)

Benim ne hissettiğime gelince vakalar bir sonrakinde zorlaşıyor görece. Karmaşıklaşıyor en azından.
Oyunun dili İngilizce.
Sesli mesajlar ve videoları çok sevdim.
Hafıza sarayına gitmemi önerdiğinde kahkaha attım. 
Bir Sherlock Holmes hayranı olarak denemeye değer bir oyun. 

İlerleyen zamanlarda kalan 8 davayı almayı düşünüyorum.
Ancak satın almayı düşünmeyecekseniz bile en azından ücretsin olan 2 vakayı bir deneyin derim.

Pazar sabahıma hoş bir değişiklik oldu. :)

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »