15 Nisan 2013 Pazartesi

Şu an Okuduklarım - (Akşam Okuması) Anlaşma - Fatih Murat Arsal

Elimdeki müthiş Judith McNaught kitabı yanında akşam okumalarına devam :) 
Fatih Murat Arsal - Anlaşma... 
P.S: Yavuz benim favori FMArsal karakterlerimden biridir;)




Fırtınalı bir günde, çalıştığı kafede, fırtınadan daha dehşetli bir teklif aldı Merve... Annesinin boğucu baskılarından artık bunalan bir müşteri eline telefonu tutuşturmuştu.


“Telefonda şimdi annem var! Onunla konuşmanı istiyorum. Ne sorarsa ‘Evet’ de… Tamam mı? Nazik ol! Söz veriyorum, iyiliğinin karşılığını alacaksın!” dedi genç adam sakince. 

Genç kız, bu asık suratlı adamdan telefonu alıp da annesinin...

"Oğlumun dediği doğru mu? Onu sormak istemiştim…?” dediğini duyduğunda ne dediğini önce anlamadı.

Ama onun her soruya ‘Evet’ demesini istediğini kesinlikle hatırladı. 

“Evet, doğru…!” dedi sakince. Sorun değildi. Evet demek o kadar da zor olmazdı. Karşı tarafta gerçek bir sessizlik olmuştu. Bunun üzerine tam telefonu adama geri verecekti ki, telefondaki kadın yine konuştu.

“Yani… gerçekten evleneceksiniz… Öyle mi?”
Devamını Oku »

17 Şubat 2013 Pazar

Yağmurla Gelen - Rita Hunter



Kitap Adı: Yağmurla Gelen
Yazar: Rita Hunter
Format: E-book
Tür: Historical Romance
Not: Yorumum kitabın giriş kısmındaki genel bilgiler dışında spoiler içermemektedir. 


Desire sadece biraz yağmur yağsın istemişti... Londra'da hava bu kadar yapış yapış ve pis olacağına keşke 200 yıl öncesi Londra'sı gibi tertemiz olsaydı ya da Desire o dönemlerde yaşasaydı!.. Hem bu beton yığınları yerine emindi ki o zamanlar her yer yemyeşildi... 

Tüm bunlar bu bunaltan sıcakta ufak ve serinletici birer hayaldi sadece. Bunların gerçek olabileceğini ve kırmızı bir ışık görüşünü kısıtladığında kendini 200 yıl önceki Londra'da bulacağını nereden bilebilirdi ki?
Üstelik kendini bulan asık suratlı Lord gayet normal olan günlük giyisilerini yadırgayıp kendisini neredeyse çıplaklıkla suçladığında ne yapabilirdi?
Ah en azından artık yağmur yağıyordu, şükürler olsun!

Desire Brooke ismiyle müstesna gayet tutkulu bir kadın, hem de her yönüyle. Ele avuca sığmaz, içinden geldiği gibi davranan, cesur da bir kız. Kızımız 2004 yılı Londra'sında garson olarak çalışmakta ve izbe bir dairede kalmaktadır. Kazandığı para yetmediği ve anneciğini de kaybettiği için bazı geceler bir arkadaşı(!) ile hırsızlık yapmaktadır. Bu işi bırakmaya karar verdiğinde adamımız o gece son bir iş yapmak kaydıyla işi bırakacaklarını ki zaten bu geceki işten sonra buna da ihtiyaçları olmayacağına onu ikna eder. Ve her şey de o gece başlar... Girdikleri evde buldukları tuhaf kırmızı ışık yayan değerli taşın başlarına iş açacağı zaten bellidir Desire'a göre. Üstüne mafyavari tipler arabada kendilerini sıkıştırıp arkadaşını öldürdüklerinde sıranın kendine geldiğinin farkındadır... Ancak o kör edici  kırmızı ışık kendini içine aldığında Desire kırlık bir alanda yatıyor bulur kendini ve uzun zaman sonra ilk kez yağmur yağmaktadır... 

Giriş kısmından da anlaşılacağı gibi bu historical romance klasikleşmiş bir şekilde başlamaz. 
Desire bir yandan geleceğe dönmenin yollarını ararken bir yandan kendini bulan Lord Colin'in kardeşi Eloise'e de çok bağlanır. Aslında tabi lordun kendisine de :) Gelecekten geldiğini bilen tek kişi de Eloise'dir. Tabi işler bunla da kalmaz iyice sarpa sarar... Desire yukarıda bahsettiğim ele avuca sığmaz ve içinden geldiği gibi davranan mizacıyla o döneme göre fazla laubali görünür, küfürlü konuşması ve yol yordam bilememesiyle de hiç de olumlu karşılanmaz... 

Colin ise esas oğlan olmasına rağmen tam bir kapalı kutuydu kitap boyunca. Karakterin derinine hiç ama hiç inmedik ve ben bunu sevmedim. Kitap Desire ve Eloise'i o kadar derin işlemişti ki bu kitap ikisinin aşk romanı olabilirdi. Ayrıca Colin'le ilgili sevemediğim bir şey de kızımız için hiç mücadele etmemiş olması. Yani yazar onu bir testten geçirmedi, kızımızı kucağına atıverdi direk... Kısaca esas oğlanımız hakkında konuşmaya değerdi ve ben onu tanımak isterdim. 

Eloise, Colin'in kız kardeşi. Desire'a ilk günden bağlanıyor ve ikili hemencecik kaynaşıyorlar. Eloise'ı tanımlayacak 2 kelime tatlı ve patavatsız olabilir ancak. Eloise'ın abisinin yanında söyleyebildiği çoğu şeyi patavatsızlığına vermeye çalıştım ama şu günlerde bile aile yanında söylemede tereddüt edilecek şeylerdi. Bu nedenle bu kitabın gerçekçiliğini bir nebze de olsa sarsan bir durumdu. 

Buradan konu açılmışken geçiş yaparsak kitap oldukça cesur ve eğlenceli. Diyaloglar genelde esprili, bu nedenle pek sıkmıyor ama çoğu şey döneme göre kesinlikle abartılı ve cüretkar kalıyor. Bunlara örnek de Eloise'ın konuşmaları verilebilir.

Alex ise Colin'in en yakın arkadaşı, hızlı bir çapkın ve Eloise ona platonik bir aşk besliyor. İki karakter de çok tatlılar, o yüzden kitap boyunca bir araya gelmelerini çok istedim. Bu arada düşünün Alex bile neredeyse Colin'den daha derin işlenmişti. 

Ayrıca kitapta sevmediğim şeylerden biri de tekrara fazla düşmekti. Kitapta bazı sahneler çok tekrara düştü, başta beni biraz kastı ama kitap ilerledikçe bu tekrar sayısı azaldı ve daha düzgün bir hal aldı. Örneğin bir sahne hem kızımız, hem oğlumuz gözünden tekrar tekrar anlatıldı, bu kısımlarda duygu ve düşüncelere daha derinlemesine yer verilse belki amacına ulaşabilirdi ama aynı diyalogları tekrar okumuş gibi olunca, başlarda biraz sıktı. 

Şimdi bu kadar olumsuz gibi konuştuktan sonra şunu da söylemek isterim ki bu kitabın yazarı Rita Hunter takma ismini kullanan bir Türk yazar. Ve bir Türk yazarın bu alana el atması beni mutlu ediyor. Dönemi anlatmakta başarılı her şeye rağmen. Tek eksik bulduğum kısım kızların fazla rahat tavırları ve oldukça cüretkar konuşmaları...

Bunlara rağmen yazarın ilk kitabı sanırım bu ve e-book olduğu için çıraklık eseri olarak düşünüyor ve bu şartlarda düşündüğümde başarılı buluyorum. Kendisinin dili oldukça eğlenceli, diyaloglara yedirmeyi bilmiş bunu.  Elimde Tatlı Tuzak da var, o basılı bir kitap olduğu için daha profesyonel olacağını düşünüyorum... Kendisine başarılar diliyorum... 

Herkese sevgiler... 

Puanım: 

Devamını Oku »

3 Ocak 2013 Perşembe

Zoraki Koca Şahane Gelin 1 - Fatih Murat Arsal




Kitap Adı: Zoraki Koca Şahane Gelin 1
Yazar: Fatih Murat Arsal
Format: E-book
Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 341
Tür: Günümüz Aşk

Osman iş için gittiği doğuda karda kışta alkollüyken genç bir kıza çarpıp onu hastanelik etmiş olabilirdi. Tamam, kendini suçsuz görmüyordu zaten. Ama kızın babasının bölge savcısıyla falan da bir olup adamı hapse attırmakla tehdit ederek kızını Osman'a yamamasına ne demeliydi?

Osman mecburiyetten bunu kabul etti, karısını hastanede gördüğünde eli yüzü şiş ve morluk içinde çirkin mi çirkin biriydi. Babasının onu böyle evlendirmeye çalışması normaldi. Hele de Osman'ın çok zengin olduğu da düşünülürse, bundan iyisi olamazdı... 

Dönüş yolunda yüzüne bile bakmadığı karısının bütün ilgiyi üstüne çektiğini gören Osman, Gülay'ın yüzüne baktığında şoka uğrar. Nerede hastanedeki kız, nerede bu uzun boylu, dünya güzeli, doğal kızıl saçlı afet... 

Osman ister istemez kızdan etkilense de kendisine yapılana inanılmaz öfkelidir... Olaylar böyle devam eder gider...

Osman, bir Fatih Hoca klasiği olarak uzun boylu, esmer, yapılı ve zengin biri. Gülay ise doğal kızıl saçları ve kusursuz fiziğiyle tam bir afet. Ama onu çekici kılan görüntüsü değil, efendi, dingin ve sabırlı biri Gülay. Kimseyi kırmak istemeyen, Osman'a hak veren ve onun herkesin içinde kendini rezil etmesine de göz yumacak kadar kocasını yücelten bir kadın... Yani sevilesi... Osman'a ilk sayfalarda hak vermekle birlikte, bazı yerlerde inanılmaz odunlaştığını da itiraf etmek lazım... 

Önceki yazılarımdan birinde Fatih Murat Arsal'dan bahsetmiştim. Günümüz Aşk türünde yazan en sevdiğim Türk yazarlardan biri kendisi... 2 tane basılmış kitabı ki 3. kitap Yalnız Gözlerin İçin çıkmak üzere 7 tane e-book formatında kitabı var, 8. e-book ise Zoraki Koca Şahane Gelin 3 adıyla yazılma aşamasında. Bölümler yazarın facebook sayfasında günlük olarak yayınlanıyor. Beni Bırakma'dan sonra böyle günlük bir hikayeyi özlemiştik... :) (E-book şeklindeki kitaplara yine yazarın sayfasından ulaşabilirsiniz.)

Yazımda kitapları yeniden okuyacağımı belirtmiştim. Normalde gürültü beni etkilemez ama yine de gece okuması yapmayı seviyorum.  El-ayak çekilince e-book reader'dan kitap okuması da daha pratik oluyor. 2 gecelik kısa okumalarla ilk kitabı hemencecik bitirdim yeniden... 

Fatih Hoca'nın kitaplarındaki ayrıntıları da seviyorum ve bu ayrıntıların gerçekle uyuşmasını. Örneğin, karakterlerin gittikleri, yemek yedikleri yerlerin ayrıntılarına kadar vermesi ve bu yerlerin gerçek olması... 

Son çıkan kitap Seni Sevmek İstemedim'i geçen yıl okumuş biri olarak yazarın kalemini inanılmaz özlemişim, iyi geldi... :)

Puanım:  

Alıntılar: 

Erkekler  biraz kördür. Görmektense duymayı yeğlerler... 

---

Bana bir an çok yakınsın, bir an çok uzak! Bir an harika bir sevgilisin, bir anda en büyük düşman!

---

Adamın sözleri ister istemez Gülay'ı yaraladı. Demek ki kocası gerçekten de bebeğe önem vermiyordu. Ya onu aldırmasını isterse? (...)
(Osman annesine telefonda Gülay'ın hamile olabileceğini söyler.)
Osman: "Çok sevindi. Söylemeseydim daha iyiydi. Eğer hamile değilsen üzülecektir." (...)
"Seni zor durumda mı bıraktım?"
"Doğrusu... evet!" dedi kocası. "Bu durumda hamile değilsen..." Alayla gülümsedi. "... hamile kalıncaya kadar  yeniden denememiz gerekecek!"




Devamını Oku »