28 Temmuz 2013 Pazar

Nefretten Sonra 1. Baskı vs 2. Baskı - Bir Çarpışma Yazısı - Bir Pudra Tozu & Ben Her Neysem O Ortak Çalışması






Nefretten Sonra'nın ilk baskısı tükendiğinde kitabı alamayan okurlar çok uzun süre beklediler. İlk baskı bulunmuyordu ve yeni baskı henüz çıkmamıştı. Tabi o zamanlar kitap elinde bulunanlar olarak kendimizi şanslı bir azınlık olarak görüyorduk. Sonra kitabın ek bölümlerle yeniden basılacağı duyurulduğunda, kitabı okumuş biri olarak ben bile sevinmiştim. Tabi o zamanın şanslıları, ek bölümlerle çıkacak yeni kitaba bakılınca şanssızlar konumuna düşüyorduk. :) Bu ek bölümlerin nasıl olacağı, kitabı yeniden almaya değip değmeyeceği merak konusuydu... 

İki kitabı da okumuş biri olarak şimdi iki baskıyı tarafsız bir gözle karşılaştıralım bakalım :)

Yapısal özellikleriyle başlarsak 1. Baskının kapağında güzelce ama Natalia karakteriyle alakası olmayan bir kapak kızı var. "Ama Natalia kıvırcık saçlı bi kerem taam mııığ?" diyorum işi abartarak :) Şaka bir yana ben ilk kapağı çok zarif bulurum hep. Ayrıca her karakteri birebir gerçekte nasıl bulsunlar değil mi? Kitabın türüne genel havasına uyan bir çalışma olsun yeterli... 2. baskının kapağındaysa saçları dalgalı bir esmer güzeli var. 2. kitabın kapağı konu uygunluğu ve görsellik açısından daha önde. Kapaktaki yazı stili ve gümüş renk harika, taç şeklindeki ayrıntı da göz okşuyor. Kapak arkaplanındaki kırmızı desene ise bayıldım. Yalnız Gözlerin İçin ve Seni Sevmek İstemedim kapak facialarından sonra Ephesus'a bu kapak için tam not verdim. Bu arada yeni baskılarda o kapaklar da yenileniyor. Keşke baştan eleştiriler dikkate alınsaydı. Kısaca kapakta 2. baskı çarpışmayı kazanmış oldu... 


                                                      
Zamanında imkansızlıklar nedeniyle ve basılan ilk kitap olduğu için, sayfa sayısını azaltıp masraftan kısmak amaçlı ilk baskı göz düşmanı bir şekilde minicik puntolarla basılmış. İki baskıyı gösteren bir resim ekledim yukarıda, umarım fark ediliyordur. İlk baskıyı okurken ben onlarca olay oluyor, okuyorum uzun süre sonra "Uhuuu yarılamışımdır neredeyse be ne okudum ha!" nidalarıyla kapağı kapatıyorum ve bir bakıyorum bir arpa boyu yol gitmişim :) Başta kendimden şüphelenmiştim yavaş mı okuyorum diye ama olay buymuş. 2. Baskı ise olması gerektiği sınırlarda normal bir kitap puntosu. Ne eksiği, ne fazlası... Aslında 2. kitabın kazanması lazım bu çarpışmayı ama uzaktan bakılınca ilk kitabın yazıları öyle sempatik görünüyor ki berabere kaldılar. :) -Sanırım ben ruh hastasıyım :p -

                                                           
Anlatımdan bahsedersek 1. baskıda anlatım çok sade ve net. Gereksiz veya uzun tasvirler yok, bu yönden iyi ama tasvir veya ayrıntı aradığınız yerler oluyor zaman zaman ve orada da malesef bulamıyorsunuz. Sade ve akıcı dilini çok sevmiştim ancak tasvir ve ayrıntı eksiklikleri vardı. 2. kitapta tasvirler artmış, ayrıntılar bayağı çoğalmış. Bu durum sade yapıyı bozsa da akıcılığı öldürmemiş. Böylece hikaye daha da netleşmiş. Örnek vermek gerekirse -Spoiler tehlikesine karşı örnekleri ilk sayfalardan seçtim.- "Gözleri yanıyordu." ifadesi yerine "Güzel bakışlı gözleri yanıyordu." şeklinde kişilerin fiziksel özelliklerine vurgu artmış. Ayrıca Tamer'in ve diğer oğullarımızın görünüşlerine ve tehlikeli yanlarına da vurgu artmış. Mekan isimleri de ayrıntılanmış. Örneğin ilk sayfalarda hikayenin Yunanistan'da geçtiğini birkaç sayfa sonra öğrenirken, 2. baskıda ilk sayfada Yunanistan vurgusu yapılıyor ve siz "Hımm olaylar Yunanistan'da geçiyor." şeklinde çok düşünülmüş, yaratıcı bir cümle kurabiliyorsunuz :) Ayrıca kim olduğu belli olmayan kişiler de belirginleşmiş çünkü isim hitabı artmış.
Ek olarak bazı cümleler kulağa hoş gelecek şekilde yapılandırılmış. Örnek olarak; " İyi yapılmış aydınlatma sayesinde." yerine "İyi tasarlanmış çevre aydınlatması" ifadesi kullanılarak cümleler düzenlenmiş. 
Bazı cümleler yer değiştirirken, olayı kuvvetlendirecek anlaşılır kılacak cümleler eklenmiş. Örneğin, Tamer ilk baskıda çıkıp "Bu ev artık bana ait." dediğinde ben ahaaa maganda kılıklı pis mafya, adamın evini alıyor elinden diye bilenmiştim Tamer'e. Ben böyle dediysem Natalia ne yapsın ?  :) İlerleyen bölümlerde anlamıştık ikimiz de olayı. Ama 2. baskıda "Haciz işlemlerini başlattım." diyor Tamer. İşte o zaman hııı demek ki bunun buna borcu vardı ve her şey tamamen yasal ilerliyor diyerek Natalia'ya bilenebiliyorsunuz rahat rahat :)

Ve son olarak evet, hikayede tek bir cümleyle "Aa geçen sene şuraya tatile gitmiştik." şeklinde sadece adı geçen olaylar ek bölüm olarak hikayeye katılmış. 

Yani toparlamak gerekirse kitap öncelikle kapak, punto, tasarım, ve nihayet kulaklı yani ayraçlı olarak fiziki bir şekilde elden geçmiş. Aynı zamanda yazarın resmen tüm kitabı tekrar yazarcasına her satıra dokunduğunu, gereksiz yerleri çıkarıp, bolca ekleme yaptığını fark ettim. Yani benim beklediğim gibi 2 bölüm arasına at bi yeni bölüm, diğer kısımlara dokunma yerine tüm kitap sanki yeni baştan yazılmış. Belki bu kadar ufak ayrıntılar okurken gözünüze belki asla çarpmayacak ama durum böyle... 

Yeni tasarım güzel, puntonun gözlerimize kastı olmadığı, ekleme ve çıkarmalarla hikayenin zenginleştirilip netleştirildiği 2. Baskı bu çarpışmayı kazanır. İlk baskının da zerafeti ve sadeliğiyle benim için yeri ayrı olmak üzere... 


Devamını Oku »

9 Aralık 2012 Pazar

Fatih Murat Arsal ve Muhteşem Kitapları




P.S: Blogumda en çok okunan yazı olduğu ve aradan geçen sürede güncelliğini yitirdiğinden yazıyı güncelliyorum. Edit olan kısımları kalın puntoyla yazacağım- 29.09.2013

Merhabalar, 
Bugün size bir yazardan bahsedeceğim. Ben kendisiyle 1,5 yıl önce tanıştım - artık 2.5 yıl :p - ve iyi ki de erkenden  kitaplarını okuma fırsatı bulmuşum diyorum. 

Bir yaz akşamı bu benim beyaz dizi merakımın tuttuğu zamanlar, internette beyaz dizilerle ilgili bir şeyler araştırıyorum. Bir sitede kitap tanıtımları ve e-booklar var. Karıştırırken bir isim gördüm F.M. Arsal. Bir erkek, hem de AŞK romanları yazıyor. Ufak bir tebessümle kaşlarım kalktı şöyle bir, "Nasıl yani?" diye. Biz daha Türk yazarların yazdığı aşk romanlarına alışamamışız, hem bizden, hem erkek, hem de aşk romanı yazıyor! "Hadi canım!" dediğinizi duyar gibiyim. Zaten kendisiyle ilk tanışanlar hep böyle demiş :) 

Neyse efendim, bu bir araya gelmesi imkansız görünen 3 şeyin birleşmesinden nasıl bir aşk romanı çıkar merak ettim ve yazara bir şans tanımaya karar verdim. 

İlk yazdığı roman "Zoraki Koca Şahane Gelin 1"i indirdim. O akşam bir başladım kitaba, gece yarısı bir de bakmışım ara vermeden bitivermiş. Wuhuuuuuu! 
Çok beğenmiş, çok etkilenmiştim. Yazar hayal kırıklığına uğratmadığı gibi kendine hayran bıraktı. Durur muyum Fatih Hoca'nın hemen diğer kitaplarını araştırdım. 

Kendisinin toplamda 7 tane e-book'u vardı. Hepsini indirip birkaç gün içinde 7sini de okuyuverdim. 
2- Anlaşma - Merve&Yavuz - 2011
3-Ismarlama Bebek - Vildan&Turgut 2011
4-Kusursuz Plan - Ebru&Selim - 2011
5-Çığlık - Boran&Belen 2011
6-Zoraki Koca Şahane Gelin 2- Tuğçe&Kara 2011
7- Beni Bırakma - Gamze&Akın 2011
EDİT: 8- Zoraki Koca Şahane Gelin 3 - Ateş & Ecrin -Sayfada yayınlanan online hikaye-

Kitapları ben bu sırayla okumuştum.  EDİT: Şimdi seri sıralaması şeklinde sıralayalım kitapları: 



Dört zorlu arkadaşın hayatlarının aşkını buluşlarını anlatan isimsiz seri:

1- Nefretten Sonra - Tamer&Natalia (YORUM İÇİN TIK)
2- Seni Sevmek İstemedim - Doğan&Pınar
3- Yalnız Gözlerin İçin - Tahir&Güney (YORUM İÇİN TIK)
4- Beni Bırakma - Gamze&Akın

-Tüm seri Ephesus Yayınları tarafından -ilk iki kitap da yeniden basılmak üzere- basılmıştır. Hatta Beni Bırakma taze çıktı :) 

Fatih Hoca'nın basılı 2 de kitabı var. Biri Tamer&Natalia'nın anlatıldığı Nefretten Sonra (Cinius Yayınları), diğeri ise Doğan&Pınar'ın Anlatıldığı Seni Sevmek İstemedim (Önce Kitap)... Şuan baskıları tükendi. (İnanır mısınız ben sipariş verip elime aldığımda okumalara kıyamamıştım. Kitabı göz önünde bir yere koymuş, gidip gelip bakmış, bir cümle okuyup kapatmıştım:) 
Fatih Hoca'nın şuan çıkmasını beklediğimiz kitabı Güney&Tahir'in anlatılacağı Yalnız Gözlerin İçin'i Ephesus Yayınları basacak, aynı zamanda Nefretten Sonra'nın yeni baskısı da aynı yayınevinden çıkacak. Bir diğer güzel haber de Fatih Hoca'nın e-book şeklinde olan kitapları da ekstra bölümler eklenerek sırayla basılacak. İlk basılacak Zoraki Koca Şahane Gelin 1. Ayrıca yazar bu işlerini bitirdiğinde bir de online hikaye yayınlayacak, Zoraki Koca Şahane Gelin 3. Erkek karakter ismini anketle oylamıştık ve en çok puanı Ateş ismi almıştı :)
Yazarın e-book olan kitaplarına ulaşmak ve ayrıntılı bilgi için sayfasına uğrayabilirsiniz... 

Edit: Günümüze bakarsak yukarıda saydığım 4 kitap, Ephesus Yayınları tarafından basıldı, böylece seri tamamlanmış oldu. Online hikayemiz biteli çok oldu. Fatih Hoca  şu an yeni kitabıyla meşgul :) Ayrıca Ephesus'un yazarın diğer kitaplarını yayınlama sözü de hala geçerli... 


Biraz daha bahsedersek Fatih Hoca'nın kitaplarında aşkı yoğun bir şekilde hissedersiniz... Hem de nasıl... Ama yavan aşk yoktur, dostluk ve aile ilişkilerini de sıcacık anlatır yazar. Okurken sadece yaşanan aşka değil dostluğa, dürüstlüğe, aile ilişkilerine ve diğer güzel değerlere de hayran kalırsınız... Bir kitaptaki çifti başka bir kitapta da görebilirsiniz çünkü karakterler de birbiriyle bağlıdır. Örneğin Osman ve Kara kardeşler. Tamer, Tahir ve Doğan çocukluk arkadaşları, aralarına sonradan Akın da katılmış ve bir nevi dava arkadaşı da olmuşlar :) Ve daha birkaç sürpriz daha böyle... 

Fatih Hoca'nın erkek kahramanları hep uzun boylu, esmer, simsiyah saçlı, 30 yaş civarındadır. Bunun nedeni de hayattan beklediğini almış, tek eksiği aşk olan, ne istediğini bilen erkekler yazmak istemesi :)

Kitaplarla ilgili yorumlarım ilerleyen zamanlarda gelecek ama tereddütsüz okuyun diyorum ben... 
Ben kitapları o zaman tekrar tekrar dönüp okumuştum. Aradan zaman geçmişken hem burada da bahsedecek olmamdan dolayı belki tekrar okurum;)



Tüm FMArsal kitaplarına puanım yıldızlıııı: 

Sevgiler... 


Devamını Oku »