16 Mart 2017 Perşembe

Nedensiz Yere Hüzünlendiren Şarkılar / Gece & Uzun Yol Şarkılarım



Selamlar ^_^
Öylesine aklıma gelmiş bir yazı bu aslında.
Arada Bir Şarkıyla Aşk Yaşıyorum adında yazılar yazmışlığım vardı gerçi.

Hani bazı şarkılar vardır, bazen sözleriyle, bazen melodisiyle, bazen sizdeki anılarıyla uzun yolda  ya da sabahladığınız gecelerde dinlenmek için yazılmış gibidir.

Türkçe veya başka bir dilde ayırmaksızın, bende bu duyguyu oluşturan şarkılardan bahsedeyim dedim.

Bu ne yahu da diyebilirsiniz ya da denemiş olursunuz :)


Pilli Bebek - Fotoğraf

Bu şarkıyı daha önce blogda paylaşmıştım. Özellikle geceleri dinlemeyi sevdiğim bir şarkı. Beni alıp götürenlerden. 04.15 ile 04.30 arasını ayrı bir seviyorum.

Hem sözlerini hem müziğini çok seviyorum. Ama özellikle müziğini. Sözleriyle de sokaklardaki maceralarımızı hatırlatıp ayrı bir nostalji yaşattığı da bir gerçek.



Ai Otsuka - Planeterium (Hana Yori Dango OST)

Hana Yori Dango dizisini izlemiş miydiniz? Hani Kore versiyonu var: Boys Over Flowers. Diğer ülke versiyonlarını henüz izlemedim ama Hana Yori Dango'nun yeri apayrıdır bende ve tekrar tekrar izlesem de aynı duyguları aynı canlılıkla yaratan dizilerden biridir.
Müziklerini de severim. Hele ki Planeterium. Yolda, evde; gecei gündüz fark etmez; dinlediğim her an hüzünlendirir beni. Türkçe alt yazılı halini paylaşıyorum, sözlerini de çok severim. Çevirenlerin ellerine sağlık. :)


"Sayısız yıldızla dolu gökyüzü hala burada, sonsuza kadar.
Ağlamayacağım, çünkü seninle birlikte gördüğüm gökyüzü güzeldi."






Teoman - Ağır Kapı

Murathan Mungan şiirlerini severim. Teoman'la ilgili de ŞÖYLE bir yazı yazmıştım. Her şarkısını ezbere bilirim. Kısacası onun seslendirdiği bir Mungan şiirini de sevmem kaçınılmazdı zaten. Ama ben bu şarkıyı, çok, pek çok sevdim.

"Hangi meydan, hangi sokak buluşturur bizi,
Hangi yalan, hangi yasak karşılar bizi."

Harika değil mi? Ayrıca tam buradaki müziği de ayrı bir seviyorum.



Kalafina - Lacrimosa

Kuroshitsuji benim en sevdiğim animelerden biridir, belki de en sevdiğim. Bu şarkıyı da o anime sayesinde tanıdım. Çok uzun bir süre yolculuk şarkım buydu. Ayrıca bir manzaram vardı, karanlıkta o manzaraya bakarak dinlediğim çok olmuştur. Hayır, kimseyi dikizlemedim. :)
Girişini çok sevmekle birlikte 2.45- 3.15 arası gibi iniş çıkışlı yerlerini de sevmekteyim. Ya da 3.50- 04.00. Zaten Lacrimosa'nın Yasta, kederli, gözü yaşlı gibi bir anlamı var. Bir de bu şarkının ekürisi Gloria vardır, o da güzeldir. Güzel bir grup bence, Kagayakusoranoshijimaniha vs. de dinlenilebilir. Gothic havalarda, eski tarz kıyafetlerle çektikleri klipleri de aksiyon açısından yavan ama görsellik açısından iyidir.




Multitap - Ben Anlarım
Battaniyem şarkılarıyla tanıyıp, aaa ne tatlı grup demiştim. Ama favorim uzun zamandır bu şarkıları. 
Sözleri güzeldir. :) Dinlerim. 

Flört - Şakalar (Ama kötü şakalar diyen versiyonu, yenilenmiş iyi diyen hali değil), Leyla The Band - Yokluğunda gibi şarkılar da sayılabilir. Hatta upuzun bir liste de yapılabilir. Ama fazla uzatmak da istemiyorum. 

Sizi hüzünlendiren, alıp götüren, özellikle geceleri ya da uzun yolda dinlediğiniz şarkılarınız var mı? Önerirseniz seve seve dinlerim :)
Sevgiler :* 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

1 Ocak 2014 Çarşamba

One Better Day'den Gelen Kargom ^^



  


One Better Day bana harika bir kargo gönderdi :) Tüm özel günleri içine alan bu kargo beni o kadar mutlu etti ki, bu el emeğiyle bezeli kargodan bahsetmek istedim :) 


Öncelikle One Better Day'in anneciğinin el emeği, göz nuru ^^

O kadar güzeller ki, hem de mor :)  


Hazine sandığım... :) Cidden öyle... Bana nazar değmesin diye aldığı bilekliğe bayıldım, sürekli takacağım artık ^^ Pandalı anahtarlığın aramızda bir anlamı var... Kendisi anahtarlıkları çok sever, bir tür anahtarlık koleksiyonu vardır desek yanlış olmaz. Pandalı anahtarlığın dışında çok güzel beyaz gül şeklinde anahtarlık daha var. 

İkimize de aldığı çok güzel bir saat, üstelik kenarında kelebek ^^ var. Aramızdaki bir espriye istinaden bana küçük bir kayacık yollamış :p Ve beni en en en en şoka uğrayan şey: KOLYE *_*

Çünkü o kolyeyi rüyamda görmüştüm... Evet, evet rüyamda. Üstelik bir film, bir kitap gibi uzun ve çok etkili bir rüyaydı. Bu rüyada da böyle bir kolye hediye ediliyordu bana, işte One Better Day, o kolyeyi bulmuş bana, ve hemen hemen aynı *_* İşte bu beni şok etti :*


Bir de yakından bakalım :) 


Ve kendisinin benim için yaptığı kara kalem çizimler :) Kendisi çizim konusunda çok yeteneklidir, her ne kadar kendisi bunun yetenek değil,  terapi için yaptığı bir şey olduğunu söylese de... -_-
Çizimleri gösteremediğim için üzgünüm ^^ Tek kelimeyle bayıldım...

Bu arada kendisine daha önce bir kargo yollamıştım, birkaç dosya yükleyebilmek için usb belleğimi koymuştum kargoya. Kendisi onu da geri yollamış ve içine 3 tane film atmış :) Sürekli yeni ilgi alanları bulan ve deneyen ben bir ara birkaç hint filmi izlemiştim, güzeldi ama araya başka şeyler girmiş, ilgim uzun sürmemişti. Yine de Hint filmlerine ve müziklerine sempati beslerim uzaktan. One Better Day ise bu konuda tam bir master'dır :) Bana da yol gösterecek, bunun başlangıcı olarak da bu filmleri atmış ^^

Beni bu kadar mutlu eden kargosu için One Better Day'e ve annesine çok teşekkürler :) 


Devamını Oku »

30 Aralık 2013 Pazartesi

Ben Her Neysem O Yaşlanıyor ^^

Geçtiğimiz günlerde doğum günümdü. Pek doğum günü partisi çocuğu değilimdir. Ki benim doğum günlerim normal günlerden daha kötü geçer, kesin aksi bir şey çıkar. Lisede matematik sınavlarım ya da birkaç sınavın aynı gün olacağı günler hep benim doğum günüme denk gelirdi. Geçen sene doğum günümde tüm gün hastanedeydik, bu doğum günümde ise abim ufak bir operasyon geçirdi ve ev geçmiş olsuna gelen insanlarla doldu taştı. :)  Doğumumun bir felaket olduğu mu vurgulanmak isteniyor acaba :p  

En büyük doğum günü etkinliğim sevdiklerimle pasta kesmektir. Bu sene de öyle oldu. Kuzenim ve bestfriendim G. de vardı, çok tatlı bir akşamdı, G. çok zahmet etmişti hediyeler konusunda, teşekkür ediyor, anlamları özel olduğu için değinmiyorum. Şehir dışından bile hediyem geldi, günlere vurulmuş ufak aydınlatıcı detaylar ^^ 



Doğum günümden birkaç gün sonra Sevgili Pudra Tozu ve blog ikizim Kitap Tutkusu ile görüştük :) Birlikte kahvaltı yapıp günü birlikte geçirdikten sonra geç 
bir mum üfleme daha yaptık :) 


Profiterollü pasta benimdi, neden Pudra'nın pastasına mum koyduk bilmiyorum :p  Aslında doğum günümde buluşmayı planlıyorduk ama bahsettiğim  aksilikler nedeniyle birkaç gün sonra buluştuk. 


İkizim bana kendi elleriyle tatlı yapmıştıııı ^_^ <3
Yaptığı tatlıların renginden dizilişine, köşedeki tek başına olan sarı <3 olana kadar bizim için bir anlamı var, o kadar sevdim ki eve gelince hunharca yedim :( İkizim aslında doğum günümdeki buluşma için akşamdan yapmış (One Better Day'le arkamdan konuşmuşlar -_- ) Buluşma iptal olduğu akşam,  ki ikizimin o zaman bize katılacağı da kesin değildi, sürekli kendimi tatlıya vurdum diyordu, tabi ben o zamanlar anlamamıştım :) Buluşma iptal olunca yaptığı tatlıları birlikte yemişler. İkizimin kendi elleriyle benim için uğraşması çok hoşuma gitti. ^^ Pudra OKK'nin gurmesi olarak hemen tattı :) 


Pudramı özlemişim. Ayrı şehirlerde olmak zor.  Mis gibi vanilya kokuyordu, biz kremalı bisküvi gibi kokuyorsun diye kendisini yeme teşebbüsünde bulunduk ^^ 
En sonunda ikizimle kupa beğendik, alacaktık ama önce başka bir yere uğradık, o ara satılmıştı :( İkizim eve dönüş yolunda aynı mağazadan bulup bize bu ikiz kupaları almış :* Çok beğendim. 



Muhabbetin dibine vurduğumuz mis gibi bir gündü. Herkese mutlu günler :) 


Devamını Oku »

6 Aralık 2013 Cuma

Mim - Değişik Sorular



Yanıtladığım ilk mimde yaptığım ağlaktan sonra Fighting!! blogunun ikizleri beni mimlemiş. Mimler ne kadar pek yapmadım diye ağlasam da beni ürkütüyor. Kendinle ilgili kişisel şeylerden bahsediyorsun sonra düşünüyorsun: "Eee, bunlar okuyanları neden ilgilendirsin ki?"  Kafamda deli sorular :p

1-Hayatınızda mucize olarak nitelendirdiğiniz bir olay yaşadınız mı?
Hayatımı toptan bir mucize olarak görüyorum çünkü "Asla olmaz." denen bir sürü şeyin olduğunu görmekle geçti hayatım...   

 2-Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?
Bir Kedi

 3-Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?
Asla giymem dediğim bazı kıyafetler vardır (geyikli taytlar, ugg botlar gibi ), bir de kıyafette sevmediğim birkaç renk. Onun dışında kendimi içinde iyi hissettiğim her şeyi giyerim. 

4-Nefret ettiğiniz huylar ve ya insanlar?
Kendini fazla beğenmiş, bunu da karşıdaki insanı küçük düşürmeye çalışarak gösterenlerden, samimiyetsizlerden, samimiyetsiz samimilerden, çıkarcı, gösterişçi insanlardan hoşlanmam. Sade, doğal, candan insanları severim. 

5-Sizi en net tanımlayan kelime?
 Kendimle ilgili yazacağım bir kelime muhtemelen kendimi ya övmek ya da aşağılamak olacak. Beni okuyanlar/tanıyanlar ne düşünüyorsa o :)

6-Hayata yeniden gelme şansınız olsa hangi ülkede doğardınız?
Hangi kültüre doğarsanız, oranın insanı oluyorsunuz. Doğduğum ülkeden memnunum, keşke şuralı olaydım diye bir takıntım yok. 

7-Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?
Tek başına yapacağı şeyler hiç tükenmeyen biriyim. Kalabalığa karışmayı sevsem de arada kabuğuma çekilmeyi severim. Yalnızlıktan yani kendimden kolay kolay sıkılmam.  Müzik, kitap, kahve/çay, dizi/film, K-drama, Idol Programları, bir şeyler karalamak ya da çizmek, bazen sadece düşünmek  ve hayal kurmak.  

8-Nikah masasında evleneceğiniz kişiden "Hayır!!!" cevabı alırsanız ne yaparsınız?
 Hayır cevabından önce beni o masaya oturtan insanın fikri bile ütopik geldi :) Sanırım hiçbir şey söylemeden kalkar giderim... 

9-İnsan kaderini mi yaşar,kaderini mi yazar?
İnsan kendi kaderini yazar, sadece ilahi güç ne yazacağımızı bizden önce bilir. Mantıken ikisi de. 

10-Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?
 Panda 
(Biliyorum İngilizce kökenli değil ama çoğu dilde aynı bu kelime :p )

11-İnternette sahip olduğunuz ilk nickname?
 Genelde kullandığım nicknameler belli olduğu ve sıklıkla birkaç nicknameden birini kullandığım için cevap vermek istemiyorum. 

Umarım okurken sıkılmamışsınızdır :)
Mim için teşekkürler, kızlar.
 İsteyen herkes mimi alıp yanıtlayabilir. 
Sevgiler :) 

Devamını Oku »

29 Ağustos 2013 Perşembe

Mimlenmişimmmm - Hemi de ilk kez! :)



Blog ikizim Kitap Tutkusu beni mimlemiş. Bu benim ilk mimim oluyor. Hakkat neden mimlemiyorsunuz arkadaşlar beni? :p

Sorular beni biraz huylandırdı, mimlendik derken fişlenmeyelim :p
Benim hakkımda cidden bir şeyler merak eden var mı merak ettim. 
Sorulara geçiyorum :) 


Ben Kimim? 

Cevaplaması en zor sorulardan biri aslında tüm felsefe ve insanlık tarihi boyunca:) Demografik bilgi vermek en doğrusu sanırım. 
Karlı ve soğuk bir aralık akşamı dünyaya gelmişim diye çok da başlara gitmeyeceğim tabi ki :p 22 yaşında, İstanbul'da yaşayan biriyim. Taze psikologum... 

Blogumun adı nereden geliyor?

Ben Her Neysem O kısmı temel kişilik özelliğimi tanımlıyor. Doğru veya yanlış, sadece kendi düşünce ve fikirlerimi yazıyorum... Kütüphanemden Kitap Manzaraları ise Nazım Hikmet 'in Memleketimden İnsan Manzaraları kitabından esinlenilme...



Blog açmaya nasıl karar verdim?

İlgi alanlarım çok geniş. Hemen her şeyi karşı deli bir öğrenme merakım var. Kitap okumak ise benim bir numaralı hobim ki hobi bile diyemem olmazsa olmaz tutkum. Ve çevremde bu tutkumu paylaşacak kimsem yoktu. Bu nedenle hem okuduğum kitapları unutmamak -bir tür arşiv tutmak-, hem de  bu tutkumu paylaşmak amacıyla blog açtım. Bana göre iyi de oldu, çok kaliteli insanlarla tanışmama vesile oldu... 

Kişiliğim?

Arkadaşlarımın sonradan bildirdiğine göre ilk tanışmada hep soğuk görünmüşümdür ama genelde esprili ve neşeli biriyimdir. Gerektiği konularda da ciddiyetimi takınmayı bilirim. Konuşkan ve aynı anda bir sürü işi bir arada yapmaya meyilli, yeni şeyleri denemeye bayılan ama alışkanlıklarından da kolay kolay vazgeçmeyen biriyim. Yakınımdakiler hep 'Hem bu kadar deli dolu , hem bu kadar aklı başında nasıl olunur?" derler ama doğru mu ve de iyi bir şey mi bilemeyeceğim :p

Hoşlandıklarım?

En başta kitap okumak geliyor. Rüya görmeyi çok severim. Ne kadar uçuk olursa olsun yeni şeyler denerim ( Yemek, İçecek, Gidilecek tuhaf yerler, Müzik...) , tuhaf bir zevk alırım bundan.  Dil öğrenmeye çalışmayı seviyorum. Akla gelen her şeyler ilgili defter tutarım. Saçmalamaya kaçmadan K-Pop ve K-Drama'yı çok severim. Anime ve Manga'lardan hoşlanırım. Genelde bu tuhaf hoşlantılarımı karşıdaki ilgilenmese bile heyecanla insanlara anlatırım :) Bir ara online oyunların (Fantasy MMORPG lerin) müdavimi ve aranılan insanıydım :) Kafamda kurgular oluşturup bir şeyler yazmayı da severim. Sanırım bu liste böyle uzar gider :) 

Hoşlanmadıklarım?

İki yüzlü, kibirli, çıkarcı, sinsi, insanları sevmem, asla da anlaşamam...
Super Junior'daki Siwon'u sevmem :p
Her türlü müziğe şans tanırım ama arabesk ve arabesk rapten hiç ama hiç hoşlanmam. Güneşle pek aram yoktur, direk güneş ışığından hoşlanmam. Sonbahar kış insanıyımdır. 

En Çok Sevdiğim Makyaj Malzemesi?

Makyajla pek aram yok. Yapacaksam çok hafif makyaj yaparım. Düğün makyajı tarzı Marshall'ın sponsor olduğu makyaj tipini hiç sevmem. Hafif ruj, Rimel, Eyeliner ve nadiren pudra bana yeter. En çok ruj -hafif olmak şartıyla- severim.

Çantamda olmazsa olmaz?

Cüzdan ve telefonla dünya gezilir :) Ama kitabım ve kulaklığım da olmadan asla! :)

En Son Okuduğum Kitap?

Okuyan Kızlar Kulübü'nün yeni tur serisinin ilk kitabı "Yakut Kırmızı" . Woaw diye tuhaf bir nida çıkarabiliyorum sadece ! :)

İkizime teşekkür ediyorum. İsteyen herkes alıp yapabilir arkadaşlar. Biraz daha fazla tanıdığınız benden umarım soğumamışsınızdır :p
Devamını Oku »

21 Temmuz 2013 Pazar

Bu Blogun Sahibi Çok Saçma Biriydi!..



En neşeli anları en mutsuz olduğu zamanlar olan ters bir insandı bu blogun sahibi... Dişi ağrıyınca buzlu bir şeyler içtiğinde, midesi ağrıyınca acı yediğinde geçecek kadar ters hem de... Bir insan ona 'Hayırdır, ne bu neşe!' diye sorduğunda muhtemelen dibine kadar yıkıktı ama yüzünde aptal bir sırıtış, dilinde bir sürü espri vardı... 'Hayırdır, bir derdin mi var?' dendiğindeyse muhtemelen huzur içinde bir anındaydı...  

Çocukluktan beri kitaplarla avunmuştu.  Kocaman bir gökbilim ve evren ansiklopedisinin içine gömülürdü hevesle, okuma yazmayı daha yeni söktüğü yıllarda. En büyük eğlencesi başını olabildiğince kaldırarak gökyüzüne bakmak olan bir çocuktu. Memlekete gittiğinde de en sevdiği şey hava karardıktan sonra boynunu aynen öyle  kırarcasına havaya kaldırmaktı. Çünkü şehirde sadece 1-2 tanesini gördüğü yıldızların sayısızını görürdü hatta bir toz bulutu gibi birleşen yıldızların Samanyolu'nun bir parçası olduğunu iddia etmeyi, galaksileri gördüğünü düşünmeyi severdi. Tek bir  mobil şebekenin çektiği memleketinde pek ışık yoktu. Genelde koyu sarı rengiyle pek de bir aydınlatma sağlamayan ampuller kullanılırdı çünkü. Gece oldu mu el ayak tamamen çekilir, sokak lambasının kendini bile aydınlatmaktan aciz ışığı dışında bir şey kalmaz. Arada bir iki köpek havlaması ve bozuk sokak lambasının hafif cızırtısı dışında bir şey duyulmaz. İşte o anlarda kafasını olabildiğince kaldırmak en büyük eğlencesidir, çünkü gökyüzü onu her zaman yer yüzünden daha fazla büyülemiştir…

Laf aramızda yıldızlara bakıp uzaylı bir arkadaş hayal edecek kadar da hayalperest bir saftı çocukluğunda.  (Belki de ta o zamanlarda kendi Doctor'unu düşlüyordu kim bilir :p ) Bu hayali Hollywood filmi efektlerine taş çıkartacak görsellikteki uzaylı konulu rüyasına kadar devam etmişti aslında. Ama o canlı ve yaratıcı rüyadan öyle etkilenmişti ki bir daha uzaylı bir arkadaş hayali kurmadı. 'Selam Dünyalı, biz dostuz.' diyen uzaylıya şüpheci yaklaşılması gerektiğini öğrendi. Kendi rüyasıyla kendini korkutan gencin dramı bir nevi... Ama o ansiklopediyi okumaktan hiç vazgeçmedi. Aramızda kalsın ama hala saklıyor onu... 


Tuhaf huylarından biri de otoyollarla ilgili onun. Uzun yola gitmeyi çok sever. Gecenin değişik bir gizemi, gündüzün değişik bir eğlencesi olduğuna inanır. O uçsuz bucaksız, etrafı ıssız uzun asfalt yollarda onu çeken tuhaf bir şey var. O yüzden bazen etrafında hiçbir ses yokken otoyola bakarak dalıp gitmeyi çok sever. Ama paralel bir açıyla değil. Otoyol üzerinden geçen bir köprü veya üst geçitten. Bu yüzden zaten yürüyüş yapmayı seven şahsının en sevdiği yürüyüş güzergahı evlerinin yakınından geçen Tem otoyolu üzerinden geçen çoğu kişinin yürüyüş yaptığı köprüdür. Uzun yola gitmek kadar uzun yolu seyretmeyi de sever. Aynı yağmuru seyretmeyi sevdiği gibi. Pencere kenarında elinde sıcak bir içecekle tüm gün yağan yağmura bakabilir, ıslanmayı da çok sevdiği gibi... Ne saçma... 


Bence oldukça ergence bir huy ama geceyi ayrı bir sever. Gündüzü bir rüya gibi geçirip geceyi gerçek gibi yaşamak ister. El ayak çekilince film izlemek, kitap okumak, müzik dinlemek, hatta sadece mal gibi oturup hayal kurup düşünmek bile olsa bu, sanki hayattan rol çalar gibi tuhaf bir haz alır bundan... Rüya görmek bile yeter ona aslında.... Bir gece sabaha kadar tek başına yürüyüş yaptığını hayal ederdi eskiden, sonra başını yağan yağmura doğru kaldırdığını. Aptal bir film sahnesi gibi değil mi? Bizimki adından da anlaşılacağı gibi iflah olmaz bir hayalperest ama idare edelim olur mu?

Düşünün ileride bir evi olduğunda yatağının üstündeki tavanın cam olmasını hayal ederdi. Böylece yatmadan önce hep o hayran olduğu gökyüzünü seyredebilirdi. 

İşte bu blogun sahibi böyle saçma biriydi...

Devamını Oku »