11 Haziran 2014 Çarşamba

Hangisi Daha Sherlock? Sherlock Yapımlarından Beklenmesi Gerekenler


Sherlock Holmes yüzyılı aşkın süredir küllenmeyen bir efsane. Yazarının kaleminden doğmuş ancak yazarından daha çok tanınan bir karakter. Sir Arthur Conan Doyle'un ilk yazmaya başladığı zamanlardan beri fan'lık müessesesi var olan ve gittikçe fanları artan, eskimeyen karakter. Hal böyle olunca pek çok yapıma da konu olmuş. Diziler, filmler, farklı yazarlar tarafından yazılan S.H. maceraları...

Sherlock Holmes yapımlarından ve neler beklemeniz gerektiğinden bahsedelim biraz da ^^



The Adventures Of Sherlock Holmes
1984-1985 yıllarında çekilen İngiliz yapımı bir dizi.
Dizi 1985 yapımı olduğu için Sherlock Holmes’ün yaşadığı dönemi daha iyi hissedebiliyorsunuz. Dönemin kokusu, bize göre tarihi yanı olan bu dizide daha iyi hissediliyor.


Sherlock Homes'ü Jeremy Brett, John Watson'ı ise David Burke canlandırdı.Karakterler  Sir Arthur Conan Doyle’un anlattığı Sherlock Holmes ve John Watson’a hem görünüş hem de karakter olarak oldukça uyuyor. Sherlock soğuk ve çıkarım yanı güçlü. Watson ise meraklı ve yardımcı. Watson’ın Sherlock’a olan hayranlığı çok rahat belli ediyor kendini. 


Dizide uzun uzun duraklamalar, düşünmeler, nefes alışlara hazır olun. Sherlock’un düşünme seansları da aktarılmış. Arka planda herhangibir müzik desteği vs. de yok. Çok sade, vakaları birebir ele almış bir yapım.
Aksiyonları maalesef ki hissettiremiyor. Biraz fazla durağan kalıyor.
Sherlock'un çıkarım sürecini daha fazla önplana çıkaran bu yapım beni çok fazla içine çekemedi ama kötü bir yapım da kesinlikle değil. Denemenizi tavsiye ederim.
 -----------

Film Serisi
#1 Sherlock Holmes - 2009 
#2 Sherlock Holmes: Gölge Oyunları – Sherlock Holmes: A Game of Shadows - 2011
#3 Loading...

Son dönemin popüler yapımlarından biriydi bu 2 film. 3. Sünün söylentileri arşı aştı ancak henüz somut bir şey yok elde. Yapım aşamasında ^_^
Sherlock Holmes’ü Robert Downey Jr., John H. Watson’ı ise Jude Law canladırıyor. Ben çıkar çıkmaz sinemaya koştum ve gerçekten çok beğendim.

Karakterlere bakarsak, dış görünüş olarak hiçbir paralelelik beklemeyin, zira ne Robert Sherlock’a, ne de Jude Law John’a benziyor. Jude Law belki biraz…
Karakterler benzesin kaygısı güdülmeden, rolün hakkını verebileceğini düşündükleri oyuncuları seçtiklerini düşünüyorum. Ki bana göre ikisi de rolünün hakkını gerçekten layıkıyla veriyor.


Robert, güldürücü yanı daha ön planda, herhangi bir profesyonel soğukluk emaresi göstermeyen; daha çok sinir bozucu, yer yer ilgisiz ve komik bir Sherlock. Jude Law ise daha anlayışlı ve John üstü yeteneklere sahip bir John. Sherlock’u tolore etmede gerçekten usta, kolay kolay sinirlenmiyor.
Ama bunların hiçbiri göze batmıyor.  Oyuncuların role yakışmasından kaynaklanıyor sanırım bu durum.
Olay örgüsüne gelince, karakterler kendi temel özelliklerini birebir sergiliyor; Sherlock’un çok iyi kılık değiştirmesi, bilimsel merakları, dövüş ustası olmasıyla; John’un askeri ve doktor kimliklerinin getirileri gibi. Hatta Robert diğer Sherlocklara göre daha icat ustası bu filmde.


Film kendi döneminde geçiyor. 1800’ler İngilteresinde.
Olaylar ise kitapla bağlantılı da değil de. Şöyle diyelim evet, ana düşman Moriarty yine var, Reichenbach şelaleleri olayı yine var ama bu süreç ve bu sürece götüren olaylar bambaşka. Yani temel karakterler, düşmanlar, değişmez olaylar birebir, ancak olayların işleyişinin kitaplarla bir alakası yok.
Sağ kulağını sol elle göstermek gibi.
Zevkle izleyeceğinizi düşünüyorum.
Ey 3. film, gel artık :)
--------------


Elemantary
Yüz karası mı desem, sevenlere haksızlık etmemek için abartmadan “bence olmamış” ’a mı bağlasam bilemedim. Ama bu diziyi Sherlock karakterine büyük bir haksızlık olarak görüyorum.  Neden böyle düşündüğüme geleceğim tabi ki, dayanaksız karalama yapmak tarzım değil çünkü.
Normalde yazıyı yazarken tarih sıralamasına göre gitmeye çalıştım ancak Elementary’den Sherlock’tan önce bahsetmek istedim.  BBC, Sherlock dizisini yayınladığında, dizi büyük ilgi gördü ve Sherlock furyasına yepyeni, güzel bir soluk getirdi. İşin arkasında Moffat olunca tabi :D
Ee, İngilizlerin dizisi tutar da, bu işin her şeyini elinde tutmaya çalışan ABD durur mu? Pastadan pay gibi Elementary peydah oldu. Aynı anda devam eden iki dizinin adı Sherlock olamayacağı ve Elementary birebir Sherlock olmayacağı için yine kitaplardan, kıyıdan köşeden Sherlock’a tutunan bir isim aldı dizi: Elemantary. 


Birebir benzer dizi çekememe de söz konusu olunca dizi "New Holmes, New Watson, New York!" sloganıyla, yepyeni bir şeyler atfıyla çıktı ortaya... Anlıyorum ama kabullenemiyorum :'(
Aslında dizinin çıkacağını duyduğumda çok sevinmiştim. Sherlock gibi harika bir dizi 3 bölümcükken, sezonda 22-23 bölüm yayınlayacak bir Sherlock dizisi daha çıkıyor, nasıl sevinmez bir Sherlockian.
Ancak işler öyle çıkmadı.
Çünkü
Elemantary’nin isimler dışında Sherlock’la bir alakası yok.
Güya Sherlock İngiltere’den tası tarağı toplamış (olaylar olaylar), Amerika’ya yerleşmiş, Amerikan polisine danışmanlık yapıyor. Büyük bir evde kalıyor, uyuşturucu batağında. Arınmak için tedavi görmüş ve babası bu durumdan emin olmak için ona bir destek gönderiyor. Joan Watson! Yaa, John cinsiyet değiştirip kadın olmuş :’( Mary ne olacak Jawwnn :’(  Nasıl örselendiysem, böyle iğrenç esprilere vurur oldum kendimi.


Joan karakteri, Charlie’nin meleklerinden bildiğimiz bir oyuncu. Başarılı da bir oyuncu.
Jonny Lee Miller  Sherlock Holmes karakterine dış görünüş olarak hiç benzemiyor.
Olaylar günümüz Amerikasında geçiyor. Sherlock uyuşturucu batağından yeni çıkmış, vücudu dövmelerle dolu, renkli tişörtler, yer yer kareli gömlekler giyen, evine girip çıkan fahişenin haddi hesabı olmayan bir Sherlock. Sonradan atkı ve paltoya bağladılar gerçi ama şu sarı tişört tüm nöronlarımı yakarak, beynime yerleşti.
Joan’ı neresinden ele alayım da John’la karşılaştırayım bilmiyorum. Bağımlılık danışmanı olarak evet doktor kimliği var, büyük bir travma yaşamadan önce doktormuş. Ancak bunun dışında John’la pek ilgisi yok. Zaman zaman destek olsa da daha çok Sherlock’la mücadele halinde. Hangisi daha Sherlock bilemedim.
Karakterler benzemiyor –ne görünüş ne mizaç olarak-, olaylar günümüzde geçiyor ve kitaba bağlı değil. Neresinden bakayım da Sherlock diyeyim ki? Uyuşma belki %5, o da isimlerden dolayı.
Amerikan faydacılığı resmen bir karakteri kötü yola düşürmüş. Bir süre sonra diziye devam edemedim, krizlere girdim. Ama belli bir yerden sonra açıldığını söylüyorlar, kendime işkence yapıp yeniden izlemeye çalışabilirim.


İsimler farklı olsa hiç Sherlock’la bir bağ kurmazdım. Sherlock ismi zikredilmeden farklı isimlerle bir polisiye dizisi olarak sunulsaydı, inanın daha rahat izlerdim çünkü kötü bir dizi değil. Yanlış anlaşılmak istemem.
Bir de Çalıkuşu’nda böyle olmuştum ben (Yuh nere atladım? O.o) Çok sevinmiştim güncel bir dizi çekilecek diye, çünkü Çalıkuşu’nu pek severim. Ne karakterler benzer, ne olaylar Çalıkuşu’na… İlk bölümün yarısına kadar zor sebat edip “Merhaba, 2. Elementary vakası. “ dedim ve vedalaştım. Daha doğrusu koşar adım uzaklaştım.
Kısaca kendi halinde bir polisiye olarak bakabilecekseniz izleyin, yok bakamayacaksanız, Sherlock arayacaksanız hiç izlemeyin.

------------------


Gelelim son ve en güzeline! SHERLOCK!
Bu diziyle ve karakterleriyle aşk yaşıyorum ^_^
İngiliz yapımı bir Sherlock Holmes dizisi. Sezonda 3 bölüm. Ama her bölüm bir sinema filmi kalitesinde!


Karakterlerle başlarsak Sherlock Holmes’ü Benedict Cumberbatch oynuyor. Boyuyla görünüşüyle tam bir Sherlock. Karakter olarak da Sherlock’un soğuk, duygularla mesafeli, bilimsel araştırmalarla yakından ilgili, zeki, hızlı çıkarım yapan ve cevap veren yanlarını birebir yansıtıyor.
John Watson’ı Martin Freeman oynuyor. Hobbit diyeyim siz anlayın ^_^ Harika bir John Watson. Yeri geldiğinde destekleyen, gerçek dost, yeri geldiğinde tolore eden, yeri geldiğinde karşılık veren, dış görünüşü ve mizacıyla tam bir J. Watson.
Olaylar günümüz İngilteresinde geçiyor. Sherlock Holmes teknoloji ve bilimin nispeten daha çok gelişmiş olduğu günümüzde doğsaydı olaylar nasıl yaşanırdı? Merak ediyorsanız buyurun :)
Onun dışında karakterler, mizaçlar ve hatta vakaların birebir (günümüze uyarlanması dışında) uyduğu gerçek bir Sherlock izlemek istiyorsanız, doğru yerdesiniz.


Moriarty’sinden Anderson’ına tüm kötü ve de gıcık karakterleri bile sevdiğim bir dizi. Moriarty'nin bu kadar tatlı bir oyunculuk sergilemesi, bu kadar tatlı bir kötü olması haksızlık!! :)


 Irene Adler’i ele alış şekillerinden ayrıca hoşlandım. Zaten dizide hoşlanmadığım hiçbir oyuncu yok.
Döneminde anlatıldığında bile tutturulamayan bir karakteri bu kadar iyi anlamış, ve günümüze bu kadar iyi uyarlamış olan emek sahiplerine teşekkürü borç bilirim (And Oscar comes to me -_- Oscar konuşması gibi oldu -_- )


Çıkarımlara ve zeka unsuruna, oyunculara ve karakterlere bayılacağınız dört dörtlük bir yapım!
Bunun dışında kahkahalara da boğulabilirsiniz. Eklemeden geçemeyeceğim: "Yeah, but am I a pretty lady?" :D

-------------

BONUS YAPIM: Aslında bu yapımı sonradan ekleme kararı aldım, aklımda yazmak hiç yoktu. Ancak geçenlerde yaptığım bir konuşmadan sonra yazmalıyım dedim.


House M.D.
 Ne karakterin adı Sherlock, ne de Gregory House bir danışman dedektif.
Ancak ilhamını Sherlock Holmes efsanesinden alan dizi, bu efsanenin bambaşka bir sektöre bir nevi uyarlanması. Sherlock Holmes, danışman dedektif değil de bir doktor olsaydı, işi de tanı koymak olsaydı nasıl olurdu? Bunu merak ediyorsanız işte cevap: House M.D.
Bir dönemin efsanesi, çok sevdiğim, 8 sezon sürmesine rağmen bittiğinde Vicodin şişemin (!) dibine vurduğum dizi. 


Zaten yapımcı David Shore da bu esinlenmeyi ve hayranlığı itiraf etmiş ve dizinin birçok yönünde Holmes'e göndermeler var. Sherlock Holmes'ümüz Dr.Gregory House, John Watson'ımız ise James Wilson. İsim benzerlidiği detected! Enstrüman çalmalarından, ilaç bağımlılığına, James'le olan ilişkisinin Sherlock'un John'la ilişkisiyle hemen hemen aynı olmasına kadar paralel. Ayrıca House 221 no, daire B'de oturur, Sherlock 221B Baker Street'te.


Dizi içinde de birçok atıf bulunmakta. House'a da selam çakmadan geçmeyelim dedim :)
Unutmadan: Everybody Lies!..
 -----

Mevzumuza dönersek, birçok Sherlock yapımı daha mevcut. 1922'li yıllara ait yapımlar bile var. Aslında bunlar bize Sherlock Holmes efsanesinin 1800’lü yıllarda doğduğundan beri  canlılığını ve varlığını devam ettirdiğinin de bir göstergesi. Ama ben en ön planda olanları yazmak istedim. 

Senin favorin ne diye sorarsanız (hiç belli olmuyormuş gibi) kesinlikle açık ara Sherlock derim. 3 bölüm olmasına, bazen 2 yıl bekletmesine rağmen tüm cefasıyla kabülüm.
2. sırada ise R. Downey Jr & Jude Law çifti gelir benim için.
House'u kesinlikle es geçmeyin derim ^_^
--------


8 yorum:

yağmur albayır dedi ki...

Sherlock Holmes'e olan hayranlığınızı okuduğumda ufak bi çığlık attım çünkü en sevdiğim bloggerin Sherlock Holmes'i benim kadar sevmesi ve film yapımları hakkında tıpa tıp aynı düşünceleri paylaşmamızdan dolayı çoookk mutluyum :))))
teşekkürler

Benherneysemo dedi ki...

Sherlock Holmes idolüm gibi bir şeydir, nasıl sevmem :) Yorumunuz için çok teşekkür ederim çok mutlu oldum ^_^

geredelix dedi ki...

monk u unutmuşsunuz değişik bir tarz olsa da oda bir sherlock uyarlaması :)

ilgili yazım:http://onedio.com/haber/sherlock-holmes-un-birbirinden-guzel-uyarlamalari-375419

Adsız dedi ki...

Ben bu yazıyı nasıl görmemişim :O Ben de tam bir Sherlock Holmes hayranıyım ve kesinlikle favorim Sherlock; John Watson'dan Jim Moriarty'ye kadar herkes cuk olmuş ^^ Dizilerin farklı versiyonlarının da muhteşem olacağının kanıtı resmen. House M.D. de ilgimi çekti, izlenesi :) Yazı güzel olmuş, eline sağlık ^^

Benherneysemo dedi ki...

Monk da deha ve sorun çözme becerisi olarak Sherlock Holmes temeli tabi ki var ama en az House kadar farklı bir uyarlama. Yorumunuz için teşekkür ederim :)

Benherneysemo dedi ki...

Sherlock kesinlikle benim için de açık ara önde. Yorumunuz mutlu etti, Teşekkürler :)

Bora Bayçora dedi ki...

Benim için birinci Robert Downey jr. dır ama yine de çok hoş ve bilgi verici bir yazı olmuş.

Benherneysemo dedi ki...

Teşekkür ederim ^_^