21 Aralık 2013 Cumartesi

Ateşböceği Yolu - Kristin Hannah / YORUM / OKK 22. Blog Tur


Kitap Adı: AteşböceğininYolu
Orijinal Adı: FireFly Lane
Yazar: Kristin Hannah
Çeviri: Solina Silahlı 
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
Seri: Ateş Böceği Yolu #1

Serinin Diğer Kitapları:

Kitap, Tully ve Kate’in neredeyse yarım asrı deviren arkadaşlığını konu alıyor. Kate ailesiyle sıradan bir hayat süren, dış görünüşüyle barışık olmadığı için pasif kalmış ama içten içe sevgi dolu bir kız. Tully ise zor bir hayat sürmüş. Önce hippi olan, sonra uyuşturucu bağımlısı olarak hayatına devam eden annesi, kızını büyükannesinin yanına bırakmış, ara ara hayatına olmadık yerlerden dalsa da asla Tully'e annelik yapmamış.  Tully, büyükannesini ne kadar sevse de, annesi tarafından sevgi görmemeyi asla kabullenememiş. Sevgiye aç, ama nasıl sevileceğini bilmeyen, popüler; acılarını makyaj, iyi bir giyim ve soğuk görünüşle kapayan bir kız. Tully’nin yardıma muhtaç olduğu bir gece Kate’in ona yardım etmesiyle iki kızın arkadaşlığı başlar... 
    
70’li 80’li 90’lı yılları birlikte geçirirler. Bu yıllara şahit olmak benim için ayrı bir zevkti, ilgiyle okudum. Bu yıllar inişli çıkışlıdır oldukça. Kitap ömür boyu dostluğu konu alıyor gibi lanse edilse de kişisel olarak ben bir dostluk görmedim. Bir nevi ihtiyaca bağlı bir bağımlılık gibiydi ilişkileri. Bir tarafta popüler olmayan ama ailesi tarafından ilgi ve sevgi gören, içindeki sevgiyi paylaşacak bir arkadaşı olmayan Kate, diğer tarafta popüler ama ailesinden ilgi ve sevgi görmeyen, terk edilmişlik ve değersizlik hisleriyle dolu Tully.  Sanki bir kilit ve anahtar gibi birbirlerine uyuyorlar. Böyle durumdaki kişiler arkadaş olamaz dediğimden değil. Hayatları Tully’nin hainlikleri ve Kate'in yüce gönüllülüğüyle geçiyor. Kitap başında, Tully’e yaşadıkları nedeniyle sempati besleyip anlayış gösteriyorsunuz. Sevgisizliğini iş başarısı, zenginlik ve popülerlikle kapatmaya çalışmasına buruk bir gülümsemeyle bakıyorsunuz ancak yıllar geçtikçe ve yaptıklarını gördükçe o kendini beğenmiş, inatçı, geri adam atmayan bencilliğinde boğulmaya başlıyorsunuz... Dostuluk değil ama bir bağımlılık hikayesi bana göre...

Kitabı sevmedim mi? Sevdim. Hele de normalde aile-dram sevmeyen, sıkılan biri olarak soluksuz okudum, merak ettim. Yeri geldi çıldırdım , isyan ettim, Tully'i öldürmek istedim, sevindim, üzüldüm ve etkilendim. Kristin Hannah sevenleri anladım... Türü sevmeyenler yaklaşmayabilir, anlarım; ama türü sevenler tanışmamışsa çok yazık. Bu türde sıkılmadan, severek okuduğum nadir kitaplardan oldu.

P.S: Kate’in kızı Marah‘nın hikayesini de çok merak ettim. Henüz küçük olmasına rağmen, ilgi çekici karakterlerdendi.


PUANIM: ♥ 

ALINTILAR
Kate'te bizi gördüğüm kısım :)

"İnanmıyoruuuuum!" dedi Kate tuhaf bir sesle. "Bunu okumalısın."
Tully, üzerinde basit desenleri olan su yatağına doğru yürüyüp Kate'in elindeki romanı kapağından tuttuğu gibi odanın karşısına fırlattı. "Yanında kitap getirdiğine inanamıyorum."
"Hey," dedi Kate oturmaya çalışarak; "saçları dalga dalga dökülmüştü. " Wulfgar tam da kızı yatağa atmaya çalışıyordu. Ne olduğunu öğren..."
"Kate, partiye gideceğiz..." 

---

Ya bir gün bütün dünya Tully'yi sevdiği halde bu yine de ona yetmezse ne olacaktı?

---

Alevleri yalnız başına izleyecekse dünyayı kasıp kavurmanın ne anlamı vardı?

---

Ve ikilinin kitap boyu sürdürdükleri replik:

"Sen olmasan ben ne yapardım, Tully/Kate?"
"Neyse ki bunu asla öğrenmek zorunda kalmayacağız."  





Hiç yorum yok: