16 Nisan 2018 Pazartesi

D&R Kitap Alışverişi - Nisan 2018


Aylar sonra ufak da olsa bir kitap alışverişi yaptım. Bu kez D&R'ı tercih ettim. 
Kitaplar siparişimin ertesi günü yani yaklaşık bir hafta önce elime ulaştı.
Genelde D&R siparişlerim elime diğer kitap alışveriş sitelerine göre geç geldiği için bu sefer beni şaşırttılar. :)

Aldığım kitaplardan kısaca bahsetmem gerekirse;



Teoman'ın anı kitabı Fasa Fiso...
Daha önce Teoman'ın tüm şarkı sözlerini içeren İnsanlık Halleri kitabını  şurada yorumlamıştım. Ve yazıyı bitirirken şöyle bir cümle kullanmıştım: "Ama nedense ben hâlâ Teoman'dan kalemini düz yazıda da konuşturduğu bir kitap bekliyorum. Kim bilir belki bir gün onu da görürüz."
Bu kitap sanki o temennimin cevabı olarak çıkıverdi.Tam olarak biyografi de saymamış kendisi bu kitabı. Daha çok bolca anı, röportajlarından derlemeler, şarkı sözleriyle ilgili kesitler, onun arşivinden eski resimler...
Kapağa ise özellikle bayıldım, çok iyi bir seçim olmuş. İç kapaktaki çocuksu neşeyle iç kapaktaki melankoli dengelemiş sanki birbirini. 



Kitabı gelir gelmez kurcalamaya, okumaya başladım ve kendimi epey kaptırdığımı fark ettim. 
Aramızda kalsın ama ben zamanında Teoman'la ilgili kişisel bir arşiv oluşturmuştum. Bilgiler, resimler, röportajlar. Hala da saklarım o defteri. *Utangaç Surat* 
O yüzden bu kitaptaki bazı bilgilere aşina olacağımı da biliyorum. 

Kısaca bu gelişme beni oldukça memnun etti. :)

Konusu ise şöyle;
"Şarkılarıyla rock müziğe damgasını vuran Teoman bu defa kendi hayatına dair hikâyelerini anlatıyor. Çocuk Teoman’dan rock yıldızı Teoman’a uzanan yolculuğunu anlatırken, zaman zaman şarkı sözleriyle röportajlardan alıntılar da anılara eşlik ediyor. 
Teoman şarkılarını yazarken kendi karanlığının sesine kulak veren, inişli çıkışlı ilişkilerimize, ayrılıklarımıza, yaralarımıza, özlemlerimize dokunan bir rock yıldızı... Bugüne dek hikâyelerini hep şarkılarıyla anlatan Teoman, şimdiyse yaşamından küçük izleri, küçük anı parçalarını Fasa Fiso adlı kitabında bir araya getiriyor.
Fasa Fiso’da tanıdığınızı sandığınız Teoman’dan çok daha fazlasını bulacaksınız, hatta aydınlık yanlarını bile... 50 yaşının olgunluğunda, geçmişe duyduğu özlemin her zerresini yaşayarak, eğlenceli yanlarını da ortaya koyarak hayatını ve hayatımızı özetleyen Teoman, kulağımıza eğilip “O peşinden koştuklarımız var ya, o yaşadıklarımız, onlar hep” diyor o içimize işleyen sesiyle, “hep Fasa Fiso.”"


Yine beni mutlu eden kitaplardan biri; Leyla ile Mecnun. 
Malumunuz dizi bir dönemi alt üst etti ve bence asla eskimeyecek diziler arasına çoktan girdi. 
Burak Aksak'ın bu efsaneyi kitaplaştırması güzel bir karar diye düşünüyorum. 
Kendisi Küsurat isimli bir de yayınevi kurdu.
Kitap çıktığından almadan edemeyeceğimi biliyordum ama aklımda bir soru işareti de yok değildi. Eminim birçoğunuzun da aklına gelmiş/gelecek bir şey bu. 
Acaba Burak Aksak dizideki akışı, samimiyeti kitaba da yansıtabildi mi?
Tereddütlerim yok değildi. Ancak bu kitabı da epey karıştırdım, okudum.
Şimdilik böyle bir aksaklık görmedim. :)



Bu kitabın kapağının da çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Sade, derin, etkileyici...

Arka kapaktaki cümleyi harika bir şekilde karşılıyor. “Bir yanımız çöl bir yanımız deniz…”

Konusu;

 “Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…”
Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi?  Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili.
Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak ‘seni seviyorum’ diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak’ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.

****
Uzunca bir süre sonra gerçekten okumak istediğim kitapları almak moralimi düzeltmedi değil. 
İkisine de öncelik verip kısa sürede okuyacağım sanırım.
Sevgiler:*




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Teoman - İnsanlık Halleri (Tüm Şarkı Sözleri-Kitap)


İlk kez Teoman dinlemeye başladığımda henüz çocuktum, hem de belki de anlamayacak kadar bile küçük. Zamanla daha çok sevip, daha çok dinlemeye başladım. 

Ve şu gün bile belki hâlâ en çok sevdiğim, yeri bende ayrı müzik insanlarından biri. 

Kendisinin şeceresini sayabileceğimi ve istisnasız tüm yazdığı/ söylediği şarkıları kelimesi kelimesine ezbere bildiğimi ekleyeyim ki bu sevginin derecesi anlaşılsın. 

Aslında bu benim çok fazla anlatmak istediğim bir konu değil, o yüzden konuyu bu kadarla bırakıyorum. :) 

Daha önceleri Teoman'ın şarkı sözlerini ve bunların akorlarını içeren kitaplar çıktı. Onlara örnek göstermek gerekirse diye resmi alta ekliyorum. 


Ancak bahsedeceğim kitap onlara göre daha kapsamlı bir şekilde tüm şarkı sözlerini içeriyor. 

Bu yazın başında çıkan İnsanlık Halleri isimli kitap Teoman'ın tüm şarkı sözlerini içeriyor.



İçerisinde bazı çizimler de bulunuyor ama kitabı en cazip yapan kısım içinde Teoman'ın el yazısından şarkıların karalamalarının/taslaklarının bulunması. 
Örneğin, Zamparanın Ölümü Şarkısındaki; 
"Bir şey söyledi ki bence de doğru bir bar filozofu:
Çok kadın hiç kadındır oğlum yalnızlıktır sonu." 
kısmında geçen bar filozofunun, bu sözü söyleyenin Tuncel Kurtiz olduğunu biliyor muydunuz? 

Karalama kısımları kitabın en çok hoşuma giden yanı oldu. 

Biraz da kitabın dış özelliklerinden bahsedeyim. Bu tarz kitaplarda bunları çok merak ederim ben. 


Kitap Teoman'ın daha önce çıkardığı İnsanlık Halleri albümünden  ismini alarak Bibliyon tarafından satışa sunuldu. 

Kitabın köşesinde zaten içeriğine dair minik bir not var: *tüm şarkı sözleri*



Kapağı daha detaylı bu şekilde görebilirsiniz. Ben kapağı, fotoğrafı, kapaktaki çerçeveyi çok beğendim. İsim seçimi de güzel olmuş. (Yine de benim için en çok sevdiğim albüm adı: Eski Bir Rüya Uğruna)


Ciltli basım olduğundan bahsetmiştim.


İç kısım. 


İç kapağı çok ama çok beğendim, bu seçimler gerçekten güzel olmuş. 

Dış kapağından da bahsettikten sonra kitabın arka kapak yazısını paylaşıp birkaç cümle verip kapanışı yapacağım. 

Arka Kapak: 

Walter Benjamin'in, Baudelaire'den esinlenerek tasvir ettiği modern kent hayatının içine, Teoman'ın anlattığı modern aşk hikayelerini yerleştiririm hayalimde. Benjamin, büyük şehir insanını büyüleyen şeyin "son bakışta aşk" olduğunu söyler. Teoman da, sanki Benjamin'i yankılar gibi, son bakışta yaşanan aşkları anlatır. Bu aşk hikayeleri, varoluşsal yalnızlığın aşk karşısında kazandığı zaferleri, kaybetmenin büyülü melankolisini ve kendini tüketmenin hayata tahammül etmek için en iyi yol olduğunu anlatan hikayelerdir. Hem sıradan hem büyülü olan bu hikayeler, aynı zamanda hem çok acıklı hem de komiktir. Kahramanları hem çok güçlü hem de bir o kadar kırılgan; hem tutku dolu hem de bir o kadar yorgun. 

Hepsinin ortak noktası yalnızlıkla damgalanmış olmalarıdır. Fakat bu, herhangi bir insanla giderilmesi imkansız, varoluşsal bir yalnızlıktır. Dünyaya fırlatılmış olmanın, seçmediği halde doğmuş olmanın, tüm seçimlerinin yükünü taşımanın, hiç kimseyle tamamlanamayacak olmanın dinmeyecek özleminin, hayatın anlamsızlığının ve dünyanın yabancılığının ifadesidir. Teoman'ın anlattığı insanları "kahraman" yapan şey, bu varoluşsal yalnızlıkla nasıl baş ettikleridir: kimi direnir, kimi yüzleşir, kimi çoktan uyuşmuş, yabancılaşmış, kimiyse umutsuzca teslim olmuştur… 

Bir de, farkında olmayanlar var tabii bu hikayelerde, tümüyle yabancılaşmış ve hissizleşmiş olanlar, yaşadığının bile farkında olmayanlar hatta. Şaşıracak, esinlenecek, tutku duyulacak bir şey kalmamıştır onlar için. Teoman'ın sözleriyle, "acıkmadan yiyen/ uyumadan önce ayaküstü/ terlemeden sevişenler"dir onlar. 

Ve anlatıcısına gelelim bu hikayelerin. İster bir fahişenin ya da bir zamparanın, ister bir sarhoşun ya da küçük bir çocuğun ağzından olsun, varoluşsal yalnızlığın farklı veçhelerini aktarabilecek kadar tanışıktır bu yalnızlıkla. Teoman'ın bir söyleşisinde söylediği gibi, "kafayı yemekle, aydınlanma arasında gidip gelinen, ama ikisinin de aynı olduğunun" anlaşıldığı o büyülü andır, varoluşsal yalnızlığa son bakışta aşık olunan o an. O anın gizeminde açılan hakikat şudur belki de: "Her şey yalnızlıktan..."
-Elis Şimşon-

*****

Sonuç olarak kitap hem görsel hem içerik olarak çok güzel olmuş. 
Ama nedense ben hâlâ Teoman'dan kalemini düz yazıda da konuşturduğu bir kitap bekliyorum. Kim bilir belki bir gün onu da görürüz. 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »