1 Eylül 2021 Çarşamba

Kendine Yalan Söyleme - Jane Feather (Blackwater Brides #1) [BCP MAYIS]


Adı: Kendine Yalan Söyleme
Yazar: Jane Feather
Orijinal Adı: Rushed to the Altar
Çeviri: Tuğçe Ağca
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 392
Basım: Temmuz 2013
Seri: Blackwater Brides #1

Blackwater Serisi
#1 Kendine Yalan Söyleme / Rushed to the Altar - Jasper & Clarissa
#2 Evlilik Bahsi / A Wedding Wager - Serena & Sebastian
#3 An Unsuitable Bride - Alexandra & Peregrine


Merhabalar, :)
Bu kitabı yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam fuarda sahaftan almıştım. Hemen kontrol ettim 2015'te Tüyap'tan almışım (Yazı için TIKLAYIN). O dönem hakkında gördüğüm tüm yorumlar olumsuz olduğu için okumayı epey ertelemiştim. Daha sonraları birkaç kez başlasam da bir türlü devam edememiştim. Kışın ıhlamur eşliğinde son kez başlamışım. Son zamanlarda bu tarz yarım kitaplarımı tamamladığım için BCP Mayıs ayına bu kitabı seçtim ve nihayet bitirdim. :p Mutluyum, gururluyum.

Kitabın konusundan bahsedeyim hemen. Clarissa Astley ailesini kaybettikten sonra kendisinin ve 10 yaşındaki kardeşi Francis'in velayeti amcaları Luke'a kalmıştır. Kötü biri olan amcanın tek niyeti Francis'ten kurtulmak ve abisinin mirasını ele geçirmektedir. Taşrada yaşayan Clarissa'nın yanından Francis'i alıp Londra'ya götüren amca çocuğu birinin yanına vermiş, şüphe çekmeyecek yollarla ölümünü sağlamaya çalışmaktadır. 

Clarissa ise kardeşini bu sondan kurtarmak için genç bir kız olarak tek başına Londra'ya gelmek üzere yola koyulur. Clarissa yolculuğunu yapadursun biz bir de diğer karakterimizi tanıyalım.

Seriye de adını veren Blackwater kontu Jasper Sullivan. Jasper ve ikiz olan kardeşleri Sebastian ve Peregrine'nin amcaları ölüm döşeğindedir. Çok hovarda ve günah dolu bir hayat süren bu amca bir yandan bu maceralarını bir pedere anlatarak günah çıkarmakta, diğer yandan ise mirasını alabilmeleri için yeğenlerine evlilik şartı koşmaktadır. 

Buraya kadar kitabın gerçekten çok güzel bir konusu var. Pek çok seride rastlayabileceğimiz miras veya başka getiriler için evliliğin şart koşulması ve buna uygun bir aday bulunması temalı kitaplar özgün yazıldığında gerçekten çok eğlenceli oluyor. Bu kitap da güzel başlamıştı. 

Ancak tam bu kısımdan sonra ütopik diyebileceğimiz tuhaf olaylar cereyan etmeye başladı. Clarissa, Londra'ya geldikten sonra kalacak hiçbir yer yokmuş gibi bir randevu evinde oda kiraladı. Soylu bir genç kız olarak bu seçimi gerçekten büyük bir skandal aslında ama enteresan bir şekilde evdeki hiç kimseden de ters bir hareket görmedi. Otelden konforlu bir hayat sürdü. Oda servisi ise kusursuz işliyordu. O kısma ilerleyen kısımlarda tekrar geleceğim.

Jasper'ın amcasının şartı ise sadece yeğenlerinin evliliği değildi. Günahkar bir adam olarak yeğenlerinden düşmüş(!) bir kadınla evlenmelerini istiyorlardı. Yeğenlerinin buldukları kadınları kurtarıp birer erdemli hanımefendi olarak cemiyete kazandırmaları gerekiyordu. Jasper, yeri geldiğinde metresleri olan bir adam olsa da halihazırda elinin altındaki kişilerden çok sıfırdan hiç tanımadığı birini bulmaya çalışıyor. VE BUNUN İÇİN SOKAKTA GEZİYOR? Kısmetin bir anda gelip koluna düşmesini bekliyor bir nevi. Ve o kadar enteresan ki KISMET DE DÜŞÜYOR KOLUNA. 

Jasper, kendisine çarpan Clarissa'nın alnında "plana uygundur" yazısı görmüş gibi peşine düşüyor ve o an amcasını gördüğü için telaş içinde olan Clarissa'nın hızla randevu evine girdiğini görünce de "plana uygundur" yazısı mühürlenmiş, tasdiklenmiş oluyor. 

Clarissa'nın amcasına yakalanmadan kardeşini kurtarmak için bir dayanağa, Jasper'ın ise günahkâr amcasının mirasını alabilmek için kendisiyle evlenecek böyle birine ihtiyacı vardır. İki tarafın da kaderini amcaları çizmektedir kısaca. 


Kitapta Jasper'ın amcasını şu şekilde özetliyor bize: 

“Vikont Bradley’in fevri, yaşlı bir adam oluşu konusunda seni uyarmalıyım. Ama gençliğinde hovardaymış. Daha doğrusu, biraz daha ileri yaşlarında. Ve hâlâ kadınların zarafeti hakkında zevkli bir göze sahiptir. Senden ciddi anlamda bir utanmazlık bekleyecektir. Onun masumiyete hiç zamanı olmamıştır. Rol kes, o da olmazsa… her neyse sakın ihmal etme. Biraz müstehcen ve oynak, olabildiğin ve bildiğin kadar baştan çıkarıcı ol. Cazibeni göster. Bir bakışta neden benim seni cazip bulduğumu anlayacaktır. Bazı söylemlerini, rahatsız edecek kadar net bulabilirsin. O, farklı bir çağdan geliyor; erkeklerin söylemek istediklerini kibarlaşmadan söyledikleri bir çağdan. Eğer buna ayak uydurabilirsen, senden memnun kalacaktır.”


Sonrasında olaylar öyle bir gelişiyor ki Clarissa, kırk yıldır bu evde çalışıyormuş gibi bir anda olayların içinde buluyor kendini.
Ve olaylar bir kurgudan bile beklenmeyecek olağandışılıkta ilerliyor...

Peki, sen bu kitabı nasıl buldun diye sorarsanız; öncelikle ben bu kitaba çok düşük beklentilerle başladım. O yüzden kitabı evet çok beğenmedim ama nefret de etmedim kitaptan. Bunda uzun zamandır bu türde bir kitap okumadığım için biraz tarihi aşk romanı özlemi çekmemin de payı olabilir. 

Bu türü çok az okumuş ya da hiç okumamış biri belki daha çok beğenir ama çok daha kaliteli tarihi aşk romanı okumuş insanlar için maalesef epey vasat kalıyor. 

Kitapta hoşuma giden şeylerden biri rahatsız edici seviyede de olsa gerçekçi anlatımdı. Kıyafetler, yemekler, olaylar... Jasper'ın acılı ve baharatlı böbrek yediği kahvaltısından, Clarissa'nın hovarda amcaya kendisini bir f*hişe olarak tanıtabilmek için kıyafetinde uygulanan detaylara kadar. Bunlar kitapla ilgili en çok hoşuma giden şeydi sanırım. 

Ve kitabın en en en mide bulandırıcı ve can sıkıcı kısmına geliyorum. Randevu evi çalışanı zannedilen ama aslında tecrübesiz olan Clarissa'nın Jasper'dan bunu saklamak için bir araçla... Ve bu aracı bir nevi oda servisi gibi orada çalışan diğer kadınların getirmiş olması? Gerçekten kitaba dair okuma isteğini en çok öldüren kısım buydu. 

“Jasper, ondan vermeye hazır hissettiğinden daha fazlasını istemişti ve sonunda Clarissa, Jasper’dan vazgeçmişti.”


Bu arada artık son sayfalardayken ve düğümler çözülürken başıma yine bir şey geldi. Arkadaş ne kitapmış, dediğinizi duyar gibiyim. 350 sayfadan fazla kitaba tahammül et, olayların en çok tırmandığı yerde basım hatası olsun ve iki sayfa boş olsun. Sabah kahvaltısında ev halkına tatsız dakikalar yaşatmış olabilirim. :p 

Neyse, deyip kaderime razı olduktan sonra iki sayfa daha okudum ve yine arkasından gelen iki sayfa boştu. Bakın bu bir dramdır. Bu kadar emekten ve çabadan sonra bunu hak etmediğimi düşünüyorum. O yüzden, elinde bu kitap olan ve beni buraya kadar okumuş olan saygıdeğer insanlardan bana mümkünse instagramdan (@benherneysemo) bu kitabın 354 - 355- 358- 359. sayfalarını atmalarını rica ediyorum.

Kitabın söylemeden geçemeyeceğim etkisiz bir sonu vardı. Olaylar güzel tırmandı ama sonrasında tepe noktayı göremedik gibi geldi bana. Belki farklı düşünen olabilir. 

İyi veya kötü bu kitapla olan maceramız bu şekilde sona erdi. 
Buraya kadar tahammül edebilmiş olanlara sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

26 Eylül 2020 Cumartesi

(Tarafını Seç #1) Edward Mı? Jacob Mı? (Tarihin Tozlu Raflarından Bir Tartışma)


Merhabalar.
Aman aman, nerelere geldik; diyebilirsiniz. :)
Madem ben taslaklarımı düzenleyip yayınlıyorum. Madem Gece Yarısı Güneşi kitabının çıkmasıyla bu konu tekrar gündeme geldi. Madem ben okuduğum diğer serilerle ilgili de bu tarz yazılar yazmayı uzun yıllardır istiyorum. Neden olmasın? :)

Yukarıdaki anlamsız paragrafı görmezden gelirsek eğer, malumunuz Alacakaranlık serisinin çok uzun zamandır beklenen üyesi Gece Yarısı Güneşi çıktı. Bu seri pek çok kişiye okuma alışkanlığı kazandırmasının yanı sıra benim gibi o güne kadar dark, gotik, acımasız vampirler okumuş bir okuyucuyu da light vampirlerle tanıştırdı. :p
Ve çoğu popüler seri gibi döneminde çok sevildi, ardından nefret edildi.
Bu seriyle yatıp kalktığını bildiğim insanlardan dahi daha sonra olumsuz şeyler duydum. :)

Ben bu seriyi yanlış hatırlamıyorsam 2008 sonlarında almıştım. Henüz ortada bir çılgınlığı yokken okumak insanın bakış açısını etkiliyor. O yüzden hiçbir bilgim yokken okuduğum için ben bu seriyi sevmiştim. Hala da severim. Blogu açmadan çok önce yaşandığı için bunlar blogumda maalesef yorumları yok. 4. kitabı heyecanla beklediğim zamanları hatırlıyorum mesela :) Ardından yazarın Edward'ın da ağzından bir kitap yazdığını duyduğumda sevinmiştim. Seri acayip tutmuştu ve bırakın kaymağını yemeyi dibini ekmekle sıyırmak bile normal bir davranıştı.


Gelin görün ki Gece Yarısı Güneşi'nin 12 Bölümü Stephanie Meyer'in bilgisayarından sızdırıldı ve yayıldı. O zaman ne yalan söyleyeyim ben de okumuştum bu 12 bölümü ve Bella'nın sıkıcı zihnindense Edward'ınkini yeğlemiştim. :) Aslında devamını da okumak istemiştim ama yazar kitap unutulana kadar ara vereceğini, bu ruh haliyle yazarsa tüm Cullenları öldürebileceğini söylemişti. Ve böylece kitap pek çok okurca unutulup gitti. 
Daha önce Bree Tanner'ın İkinci Hayatı adında ek bir kitap yayımlayan yazar 10. yıla özel Yaşam ve Ölüm adında bir ek kitap daha çıkarttı. Bunun nedeni Alacakaranlık'tan sonraki kitaplarının bu kadar ilgili görmemesi olarak düşünülebilir mi, kararı size bırakıyorum. Yaşam ve Ölüm'de Edward ve Bella bir nevi yer değiştirmişti. Ve kitap Alacakaranlık kitabıyla birlikte bir yüzünde Alacakaranlık, diğer yüzünde Yaşam ve Ölüm olacak şekilde basılmıştı. Hoş bir düşünceydi. Ben de bu kitabı almıştım ama hâlâ okumadım. Okuyanlardan da genel olarak geçer bir not almadı. Ama ben okuyup kendim karar vermek istiyorum. :)
Alışveriş yazımda da bu kitaptan bahsetmiştim. Okumak için TIKLAYIN!

Yine Epsilon sayfasından aldım resmi. :)


Ve günümüz. Tam unutuldu dendiği anda Gece Yarısı Güneşi çıkıverdi. Kapağını pek sevmedim. Bana iyi duygular vermiyor. Ama alıp okumayı düşünüyor muyum, evet düşünüyorum. 
Blogda bu kitaplarla ilgili yazdığım alışveriş yazısı dışındaki tek yazı olduğu için biraz çenem düşmüş olabilir. Affedin. :)

Tarafını seç kısmına gelelim.
Bu tarz aşk üçgeni bulunan kitaplarda ve serilerde okuyucular genelde ikiye bölünürler. Edward'ı çok seven ve Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. Jacob'ı çok seven ve aslında Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. 
Bir de benim gibi ikisinin de kaçıp kendini Bella'dan kurtarması gerektiğini düşünenler. :p 
Gördüğünüz gibi "Kızım Bellam sen ne düşünüyorsun? Bu hayat senin," diyen yok. 

Kitapları baz alacak olursam ben Team Edward'ım. Jacob'ı iyi bir arkadaştan öteye göremiyorum maalesef. Ve Bella'nın seçimine de saygı duyuyorum. :p 

Filmleri düşünecek olursam çok büyük Edward antisiyim ama Jacob'a da yakın hissetmiyorum. Filmler için hepsi kaçıp birbirinden kurtulsun düşüncesindeyim. :p 

Bir de pek Kurtadam düşkünü olmadığım ve Vampirleri daha çok sevdiğim için biraz taraflı bakıyor olabilirim. Edward'ın aşırı sahiplenici tutumları kitap çerçevesinde hoşuma gitmiş olsa da gerçek hayatta asla tahammül edemiyorum.
Aklıma sürekli Biri Beni Isırdı filminin (Alacakaranlık parodisi) finali geliyor. Mantıklı buluyorum :p

Siz kimin tarafındasınız? Lütfen düşüncelerinizi yorum olarak belirtin. Biraz nostaljinin kimseye zararı olmaz. :)  

Bu yazıyı sonuna kadar okuyan olduysa ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. ^_^
Kendimi daha genç ve ergen günlerime dönmüş gibi hissediyorum. :p

Sevgiler.




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

15 Eylül 2020 Salı

Supernatural Efsanesi Kitapları


Merhabalar, 
Bu bir 19 Eylül 2015 taslağı. İhmalimin boyutunu gözler önüne sermek için bu tarihleri eklemeye karar verdim. 
Supernatural kitaplarını ki bu yazıyı yazdığım dönem sadece 6 tanesi çıkmıştı, hevesle almış okumaya başlamıştım. Bir seri sıralaması yazısı yazmayı da çok istiyordum. Ama ne oldu ne bitti bilmiyorum bu yazı da taslaklara mahkum olmuş.
Biliyorsunuz Supernatural final yaptı. Dile kolay 15 sezon, 15 sene... 
Bu yazıyı tamamlamak için güzel bir sebep.
Yerini doldurmaz belki ama hasret gidermeye yardımcı olur diye bu vesileyle kitaplarından bahsetmiş olayım. Bakalım ne yazmışım? 



5. Sezonu hepiniz hatırlarsınız, Dean'le Sam'in maceraları kitap serisi olmuştu.  Her bir bölüm bir kitap olacak şekilde yayınlanmıştı illüstrasyon kapaklarla. O bölümleri çok sevmiştim çünkü ben de izlerken Supernatural'ın basılı kitapları olsun, aynı o şekilde kitaplığıma dizeyim çok istemiştim.
Aslında bu gerçekleşebilecek bir hayaldi. Önce yurt dışında farklı yazarlarca kaleme alınan Supernatural maceraları Artemis Yayınları tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştı. Ve ben de alıp bağrıma bastım hepsini *_* Bu yazıyı yazmak uzun süredir aklımdaydı, uzun bir süredir de taslaklarda (Gelecekten not: 2015'te bile uzun süredir taslaklarda olan bir yazı.). En sonunda tozlu raflardan çıkarıp yayınlıyorum :p Taslaklarda o kadar çok tozlu yazı var ki ne ara yayınlarım bilmiyorum o.O (İşte bu bir gerçek.)
Bu yazıda ülkemizde yayınlananlardan başlayıp henüz çevrilmemiş olanlara Supernatural kitaplarından ufak ufak bahsedeceğim.
 "Şu gün itibariyle ülkemizde 6 adet SPN kitabı basıldı. Asıl Supernatural serisi şimdilik 12 kitaptan oluşuyor." demişim ama şu an bu bilgi güncelliğini korumuyor. Günümüz itibariyle seri 16 kitaptan oluşuyor ve ülkemizde 12 kitabı çevrildi.  Tanımaya  başlayalım. 


#1  Bir Daha Asla / Nevermore
 Keith R.A. Decandido

Dean ve Sam Bronx'ta bazı esrarengiz ölümleri araştırmaya gelirler. Aslında onlar için esrarengiz ölümler yoktur çünkü bu tarz ölümlere doğaüstü yaratıkların sebep olduğunu bilirler. Bu sefer ölümler Edgar Allan Poe'nın hikayelerinden sahneler içermektedir. Dean ve Sam bu gizemi çözmeye çalışırken Ash telefon eder ve arkadaşının bir hayaletle başı dertte olduğunu söyler. Hazır orada bulunan Winchester'lar buna da el atarlar. 

İki ayrı olay üzerinde çalışan Dean ve Sam'in atışmaları ve oradan oraya göçebe bir hayat sürerken motellerde yaşadıkları sefillikleri okumak ise ayrı bir zevkti. :)

Bu kitabın yorumunu blogda bulabilirsiniz. Yorum için TIKLAYIN!




#2  Cadı Kanyonu / Witch's Canyon 
Jeff Mariotte

Sam ve Dean Büyük Kanyon'a gitmişti ancak avcılara maaş ödenmediği gibi izne de çıkamazlar bilirsiniz. Bu turistik bir gezi değil, bir avdı. Yıllardır 40 yılda bir Büyük Kanyon'da cinayetler işlenmekteydi. O zamanda kadar fark edilemeyen bu döngü, ortama bir de Alışveriş Merkezi yapılmasıyla bu durum bir sürü ölüme neden olabilirdi. Dean ve Sam varken bu pek mümkün görünmüyordu.



#3  Kemik Anahtar / Bone Key
 Keith R.A. Decandido

Sam ve Dean, Hemingway'in, fırtınaların ve sayısız şeytanın evi olan Key West'e doğru yol alıyor. Bu tropikal kasabada öyle fazla başı boş ruh
var ki, hayalet turları uzun zamandır kasaba yerlisinin en önemli geçim kaynakları arasında. Ancak tur rehberlerinden biri kalp krizi geçirmiş bir halde ve yüzünde dehşet bir çığlık ifadesiyle ölü olarak bulununca işin rengi değişiyor. Kimse rehberin nasıl korkunç bir şeyle karşılaştığını bilmiyor ama Winchester kardeşler bu gizemi çözmek üzere.
Sam ve Dean çok geçmeden adanın en kötü ruhlu sakinlerinin hayaletleriyle yüz yüze gelecek: Gizli planları ve gizemli güçleri olan, intikam peşindeki hayaletler. Key West sakinlerini Sam ve Dean'den başkası kurtaramaz.
Ne var ki, bu güzel ada bir kemik yığınına dönüşmeden önce ellerini çabuk tutmak zorundalar!



#4 Supernatural: Heart Of The Dragon - Ejder Yürek (Keith R.A. Decandido)

Asi melek Castiel, Sam ve Dean'i San Francisco'daki Çin mahallesinde işlenen vahşi cinayetler konusunda uyardığında, efsanevi Ejder Yürek'in geri geldiği anlaşıldı. Campbell ailesi o korkunç ruhla 40 yıl önce, John Winchester'sa 20 yıl önce savaşmıştı. İki kardeş, babalarının ve büyükbabalarının başaramadığını yıllar sonra başarabilecek miydi?



#5 Supernatural: Unholy Cause - Lanetli Emanet (Joe Schreiber)

Uzun yıllar önce, 1862'de, Konfederasyon askerlerinden Jubal Beauchamp, Georgia'daki savaş alanında bir saldırıyı komuta ediyordu. Günümüzdeyse, aynı topraklarda yapılan bir içsavaş canlandırmasında işler gittikçe fazla gerçekçi bir hal almaya başlamıştı. Sam ve Dean kardeşler, güneye doğru yola çıktığında, geçmişin aslında hiç de zannettikleri kadar mazide kalmadığını keşfedeceklerdi.


#6 Supernatural: War Of The Sons - Oğullar Savaşı (Rebecca Dessertine)

Lucifer'ın peşine düşen iki kardeş, Güney Dakota'daki ufak bir kasabada, kendine Don diyen bir melekle karşılaşıyor. Bu meleğin onlara ilginç bir teklifi var...
Meleğin teklifini kabul eden iki kardeş, evlerinden çok uzaklara, Şeytan'ın herkesten gizlediği bir sırrı öğrenmeye gönderiliyor.
Popüler televizyon dizisindeki karakterlerin önceden yayınlanmamış maceralarını konu alan yepyeni bir Supernatural kitabı.



#7 Supernatural: One Year Gone - Bir Yıl Sonra  (Rebecca Dessertine)

Dean, kardeşi Sam’in Lucifer ile birlikte cehennemin derinliklerine çekildiğine inanıyordu.
Bu nedenle Sam’e verdiği sözü tutarak Lisa ve Ben’le normal bir yaşam kurmaya karar verdi.
Ancak asırlar öncesinden gelen büyü kitabı Necronomicon’un Lucifer’ı, dolayısıyla Sam’i geri getireceğini fark ettiğinde harekete geçmekten başka çaresi yoktu.
Fakat Dean’in bilmediği bir şey vardı; Sam sandığı kadar uzakta değildi. Dean ve Sam Winchester kardeşlerin maceraları kaldığı yerden tüm hızıyla devam ederken ailenin tarihi de gün yüzüne çıkıyor.
 Supernatural: Bir Yıl Sonra, dizinin beşinci ve altıncı sezonu arasındaki kayıp yılları aydınlatıyor.



#8 Supernatural: Cayote's Kiss - Çakalın Öpücüğü (Christa Faust)

Bir kamyon dolusu Meksikalı kaçak göçmen, doğaüstü bir güç tarafından vahşice katledildiğinde Sam ve Dean neler olduğunu anlamak için Amerika-Meksika sınırında araştırma yapmaya başlar. Ancak burada yolları başka bir avcı ile kesişir. Meksikalı avcı Xochi Cazadora, Winchester kardeşleri daha önce bilmedikleri canavarların olduğu yabancı bir dünyaya çeker.  

Supernatural Çakalın Öpücüğü, dizinin hayranlarının tanık olmadığı, altıncı sezonun bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. 



#9 Supernatural: Night Terror - Gece Dehşeti (John Passarella)

Sam ve Dean Winchester kardeşler, Colorado’nun Clayton Falls bölgesinde art arda gerçekleşen sıra dışı olayların haberini alınca hemen harekete geçerler. Sürücüsüz, katil bir otomobil, Gila canavarı tarafından kovalanan evsiz bir adam ve ağaçların saldırısına uğrayan ufak bir çocuk... Bu küçük kasabada olanlar eşi benzeri görülmemiş türden. Sam ve Dean, tüm bu kaosun ardındaki sebebi öğrenmek için geceler boyunca uğraşmak zorundalar çünkü yaşananlar kâbustan farksızdır.

Supernatural: Gece Dehşeti, dizinin altıncı sezonunun perde arkasında gerçekleşen gizemli olaylara odaklanıyor.



#10 Supernatural: Rite of Passage - Geçiş Ayini (John Passarella)

Laurel Hill kasabası, dünyanın en talihsiz kasabası olmak konusunda nam kazanmak üzere çünkü kötü olayların ardı arkası kesilmiyor.

Zincirleme trafik kazaları, evlerinde ölü bulunan insanlar ve acı dolu tesadüfler kasabanın dört bir yanına yayılmış durumda. Fakat Sam ve Dean Winchester kardeşlere göre durum “kötü talih” ile açıklanamayacak kadar ciddi. Sam ve Dean, Bobby’nin yardımıyla, kasabayı etkisi altına alan şeytanı etkisiz hale getirmek zorunda. 

Supernatural serisinin onuncu kitabı olan Geçiş Ayini, televizyon dizisinde yer almayan gizemli olaylara odaklanıyor.



#11 Supernatural: Fresh Meat - Taze Kan (Alice Henderson)

Tahoe Ulusal Ormanı'nda kana susamış bir canavar dolaşıyor. Sam ve Dean Winchester kardeşler, sadık dostları Bobby'yle birlikte dağlarda ve ormanlarda gezinip insanları avlayan bu yaratığın peşine düşüyorlar. Fakat her şeyin yoluna girdiğini sandıkları anda, geçmişe gömüldüğünü sandıkları bir düşmanla karşılaşıyorlar. Bu düşman diğer yaratıklardan farklı çünkü istediği her kılığa girebiliyor. Sam, Dean ve Bobby karlarla örtülü karanlıktan kurtulup yaratığın sonunu getirebilecekler mi?
Supernatural efsanesinin on birinci kitabı Taze Kan, serinin hayranlarının daha önce tanıklık etmedikleri maceralarla devam ediyor.


#12 Supernatural: Carved in Flesh - Etten Heykeller (Tim Waggoner)

Gypsy çok geç olmadan sihirli güçlerini kullanmayi öğrenebilecek mi?

Kendi halinde bir kasabada bulunan tuhaf cesetlerin haberini alan Dean ve Sam'in yolu Ohio'daki Brennan'a düşüyor. Sırrını çözemedikleri iki başlı ya da çok uzuvlu tuhaf yaratıklar, kuruyup kalmış cesetler, Dean'in aklını kurcalayan başka hesaplaşmalar ve Sam'in henüz yolun başındalarken yaralanması Winchester kardeşlerin işlerini epey zorlaştırıyor.
Yarası giderek kötüleşen Sam kâbuslar ve halüsinasyonlarla baş etmeye çalışırken Dean'in kardeşine dair endişeleri artıyor. Bütün bunların üstüne, geçmişte yaşadıkları ağır bir vakanın hatırası da kardeşlerin zihnini rahat bırakmıyor.

Supernatural efsanesinin on ikinci kitabı Etten Heykeller'de, serinin bundan sonraki kitapları için de kritik önem taşıyan gelişmeler yaşanıyor.


Ülkemizde henüz bu kadarı çevrildi. Türkçe'ye çevrildikçe yazıyı güncelleyeceğim. 


#13 Supernatural: Cold Fire  (John Passarella)


#14 Supernatural: Mythmaker (Tim Waggoner)



#15 Supernatural: The Usual Sacrifices (Yvonne Navarro)



#16 Supernatural: Joy Ride (John Passarella)

 Artemis Yayınları'nın seriyi orijinal kapaklarla basıyor olması muhteşem bir şey.  
Sevgiler.

*Benherneysemo*
Devamını Oku »

8 Mayıs 2020 Cuma

Biz Evleniyoruz - Julia Quinn (Bridgertons #8)


 Adı: Biz Evleniyoruz
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: On The Way To The Wedding
Çeviri: Tuğba Şabanoğlu
Yayınevi: Epsilon Yayınları
  Sayfa Sayısı: 453
Basım: Mart 2013
Seri: Bridgertons Serisi #8




"Gördüğüm en mutsuz gelinsin."
"Mutsuz değilim. Ben sadece şey hissediyorum..."
Ama ne hissettiğini bilmiyordu. Ne hissetmesi gerekiyordu ki? Kimse bunun için eğitmemişti onu. Bütün eğitimi boyunca; dadısı, mürebbiyesi ve Bayan Moss'un Okulu'nda geçirdiği üç yıl boyunca kimse ona bunun dersini vermemişti.
Neden kimse bunun dikiş nakıştan ve yerel danslardan daha önemli olduğunu fark etmemişti?
"Ben..." Artık anlamıştı. "Ben veda ediyormuş gibi hissediyorum."
Hermione hayretle gözlerini kırpıştırdı. "Kime?"
Kendime.
Öyleydi de. Kendine ve olabileceği her şeye veda ediyordu. 


Merhabalar :)
Yine okuduğum ama yorumunu henüz yazmadığım bir kitapla geldim. Alıntıların fotoğrafını çektiğim tarihten baktığım kadarıyla bu kitabı 04.01.2019'da okuyup bitirmişim. Burada bir taslak oluşturmuşum ama yazmamışım. Şimdi yarım bıraktığımız işleri tamamlayalım. ^^

Biz Evleniyoruz, Bridgerton Serisi'nin 8. ve son kitabı. 8. kardeşle seriye veda ediyoruz. Bu kitabın kapak tasarımını Epsilon'un ilk yayınladığı günü dün gibi hatırlıyorum. Bu kapaktaki çizimin suratını hiç beğenmemiştim. Bana çok gudubet gelmişti. :) Ama genel olarak bu serinin kapak tasarımlarını çok beğeniyorum ve serinin ruhuna uygun buluyorum. Maalesef ki Epsilon bu serinin kapaklarını değiştirme gaflet ve delaletinde bulundu. 


Yeni kapaklar bunlar. Epsilon'un hesabından aldım.:)
Kapaklar kendi başlarına kötü olmasalar da Bridgertons'a uygun olmadığını düşünüyorum. Martı bir dönem klasikler için bu tarz kapaklar kullanmıştı, onlar da hoşuma gitmemişti. Bu kapaklarla ilgili yorum sizin. Ama ben elimde eski kapakların olmasından mutluyum. 

"Ben bir hiçim.(...) Sensiz bir hiçim."
(...)
"Mübalağa ediyorum belki, ama hepsi bu. Beni daha iyi kılıyorsun. Bana dilekler diletiyor, umut ettiriyor ve ilham veriyorsun. Bir şeyler yapmayı istememi sağlıyorsun. Tanıdığım en iyi insansın sen, tanıdığım en onurlu insan. Beni güldürüyorsun. Ve düşündürüyorsun. Ve ben... Seni seviyorum."

Gregory ailenin en küçük erkeği. İçlerinde de en az tanıdığımız ayrıca. Zaten diğer kardeşlerin kitaplarında küçük bir çocuktu. Seride en çok 7. kitaptı tanıma fırsatı bulmuştuk. 
Yazar bu kitapta farklı bir şey denemiş. Bu kez erkek karakter Gregory, Hermione'a aşık oluyor ve onun için mücadele ediyor. Ancak Hermione başka birine aşıktır ve arkadaşı & refakatçisi Lucy bunun bir felaket olduğunu düşünüyordur. Hermione'u bu durumdan kurtarmak için Gregory'e Hermione'un kalbini çalma konusunda yardım etmeye karar verir.
Lucy gerçekten güçlü bir kadındı. Sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu ama ailesine karşı boynu eğriydi :/ Amcası ona daha önceden ayarlanmış bir evliliği dayatmaktadır. Lucy ise yardımcı olduğu Gregory'e meyletmeye başlamıştır bile. 

Gregory, serideki erkek karakterler içinde en normal olandı. Bu hoşuma gitti. Gerçek aşka inanan, onu arayan, onun için mücadele eden zeki, ilgili, sevecen bir adam. Aşktan korkmuyordu; geçmişten gelen yaralar/ travmalar, karşı tarafı bir itip çekmeler yoktu. :)

Buna rağmen duygu geçişleri çok keskindi. Ve konu epey sallanmıştı. Diyaloglar bildiğimiz Quinn diyaloglarıydı ama bu konunun gereksiz uzayıp sallanması kitabı birazcık da olsa sönük kılıyordu. 

Sonu ise gerçekten çok güzeldi. Çok beğendim. Gregory'nin aşkı için savaşması ve abilerinin göze alamayacağı bir şekilde aşkına sahip çıkması çok hoşuma gitti. Bir seri de böylece bitmiş oldu. İlerleyen zamanlarda genel bir seri yorumu da yazacağım. :)
Mutlu sonlarınız daim olsun efenim. ^^




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Başka Yazarlar Tarafından Yazılmış Sherlock Holmes Kitapları #1 (Martı Yayınları)



Merhabalar,
Uzun zamandır, hem de çok uzun zamandır aklımda olan ama vakitsizlikten bir türlü tamamlayamadığım bir yazıyla çıkageldim. Sherlock Holmes Kitapları Okuma Sırası isimli yazıyı yazdığımdan beri okurların bir çoğunun kitaplar konusunda kafasının karışık olduğunu gördüm. Sherlock Holmes serisinin yaratıcısı ve yazarı Sir Arthur Conan Doyle'dur. Ancak Sherlock Holmes'ün yayınlandığı dönemden beri çok sevildiğini ve halka mal olduğunu da biliyoruz. Hal böyle olunca 4 Roman, 56 Hikaye insanlara yetmemiş olacak ki farklı farklı yazarlar da ellerine kalemlerini alıp yeni Sherlock Holmes hikayeleri yazmışlar. Bir yandan elimden geldiğince soruları yanıtlamaya çalışsam da  diğer yandan ayrıntılı bir şekilde bu kitaplardan bahsetmek istiyordum. Ancak kitaplar çok olunca tek bir yazıda yazmanın imkansızlığını gördüm ve yayınevi yayınevi bölmeye ufak ufak gruplamaya karar verdim. Arayı çok açmadan kısa aralıklarla yayınlayacağım. Ayrıca Sherlock Holmes üzerine yazılmış kitaplardan ve Sherlock Holmes gibi düşünmek üzerine yazılmış kitaplardan bahsettiğim iki ayrı yazı daha yayınlayacağım. 

Bu girizgahtan sonra ilk olarak Martı Yayınları'nı seçtim. 
Martı Yayınları orijinal seriyi başarılı bir şekilde basan yayınevlerinden biri. Bunun dışında farklı yazarlar tarafından yazılmış iki adet Sherlock Holmes serisi yayınlıyorlar. Biri daha genç/çocuk seviyesinde, diğeri ise yetişkin okurlar için. 

SAM SICILIANO
Martı Yayınları bu yazarın kitaplarını geçtiğimiz yıl basmaya başladı. Yazar klasik Holmes&Watson çiftinin dışına çıkarak olaylara Holmes'un kuzeni Henry ve onun eşi Michelle'i de ekliyor. Ve birlikte bir maceraya atılıyorlar. Henry, John'dan pek hoşlanmıyor. Ben de bu durumdan hoşlanmıyorum. 

Yazarın Sherlock Holmes üzerine dört adet kitabı var, bunlardan iki tanesi çevrildi. Diğerleri de çevrildiğinde bu yazıyı güncelleyeceğim. 

Şimdi kitapları sıralayalım. 

Örümcek Ağında Dans (The Web Weaver)


Dünyanın en ünlü dedektifi geri dönüyor... Herkesin fakir kılığında katıldığı bir sosyete partisinde bir Çingene ortaya çıkar ve insanlara lanetler savurur. Bir süre sonra davetlilerin başına esrarengiz olaylar gelmeye başlar. Bu kişilerden biri olan Donald Wheelwright, kanla yazılmış bir tehdit mektubu alınca meşhur dedektif Sherlock Holmes’a başvurur. İşin içine Wheelwright’ın örümcek korkusu ve güzel karısı Violet de girince olay çok daha gizemli bir hal alır. Sherlock Holmes’un kuzeni Henry Vernier ve onun karısı Michelle’in anlattığı bu bilinmeyen hikaye, dahi dedektifin hayranlarını yepyeni bir maceraya davet ediyor.

Karanlık Mirasın Laneti (The Grimswell Curse)


“İnsanoğlu, karanlığını gittiği her yere götürür.”
Grimswell’lerin yaşayan son üyesi ve ailenin kaderini belirleyecek olan Rose Grimswell, Lord Frederick Digby’yle olan nişanını bozduğunda endişeli nişanlı, Sherlock Holmes’a başvurur ve kızın ailesine ait eski malikâneyi ziyaret ederek bu ani fikir değişikliğinin nedenini bulmasını ister. Rose’un evlenmekten vazgeçmesinin asıl sebebi bilinmemekle birlikte en kuvvetli ihtimal, efsanevi Grimswell Laneti’yle bağlantısının olup olmadığıdır. Acaba bu ne tür bir lanettir ve ailenin vârisi olan genç kızla ne gibi bir ilgisi vardır?
Dâhi Dedektif Sherlock Holmes, kuzeni Doktor Henry Vernier ve Henry’nin eşi Michelle’le birlikte bu sorulara yanıt bulmak üzere malikânedeki araştırmalarına henüz başlamışken, ürkütücü köpeğiyle bozkırda beliren gizemli bir figür, esrarengiz vakaya dahil olur ve işin seyrini beklenmedik bir anda tamamen değiştirir.

The White Worm (Henüz Çevrilmedi)


The Moonstone's Curse (Henüz Çevrilmedi)


Diğer yazara geçelim. 
TRACY BARRETT
Bu hikaye Sherlock Holmes'un torunlarını konu alıyor. Dedelerinin Çözülmemiş Davalar Defteri'ndeki olayları çözen dahi iki kardeşin hikayesini anlatan kitaplar yazıyor yazar. Yani Sherlock Holmes'un 21. yy ve küçümen versiyonu. Bu kitaplar  biraz daha çocuklara/gençlere hitap ediyor. Neyse ki ben bu tarz kitapları okumayı da severim. Kitaplar ciltli basılıyor. Ve Martı Genç'ten çıkıyor. Dört kitaplık serinin tamamı çevrildi ve yayınlandı.
100 Yıllık Sır (The 100 Year-Old Secret)
"Eğer o gün o Oyun'u oynamasalardı ve Xena o gizemli notu beş dakika sonra okusaydı belki tüm bunlar başlarına gelmeyecekti. Fakat iş işten geçmiş, artık olanlar olmuştu…"
Amerika'dan gelip Londra'ya yerleşen Xena ve Xander Holmes kardeşler, burada çok sıkıcı bir hayat süreceklerini düşünürler.
Fakat bir gün öğleden sonra ellerine geçen gizemli bir notla kendilerini büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes'un sonlandıramadığı bir vakanın tam ortasında bulurlar.
Bu not ve ardından yaşanan olaylar sayesinde hayat artık onlar için çok daha heyecanlıdır…
21. yüzyılın iki dâhi çocuğu Xena ve Xander kardeşler, acaba Sherlock Holmes'un yarım bıraktığı bu araştırmayı tamamlayabilecekler midir?

Kara Tepenin Laneti (The Beast of Blackslope)


Dâhi Dedektif Sherlock Holmes'un Heyecan Dolu Hikâyeleri Bu Muhteşem Seri Sayesinde Yeni Nesillerle Buluşuyor...
Xena ve Xander kardeşler, huzur dolu Blackslope kasabasında geçirecekleri tatil için oldukça sabırsızlardır.
Fakat uzun zaman önce kasabaya büyük korku saçan dev canavarın tekrar ortaya çıkmasıyla, iki küçük dedektif kendilerini çözülmesi imkânsız gibi görünen bir olayın içinde bulurlar.
Xena ve Xander'in örnek aldıkları büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes, korkunç Blackslope canavarıyla ilgili yaklaşık yüz yıl önce bir araştırma yapmıştır. Acaba bu araştırma, 21. yüzyılda geçerliliğini yitirmiş midir? Yoksa dedektif kardeşler, Sherlock Holmes'un onlara tuttuğu ışık sayesinde sonuca ulaşıp, kasaba halkını bu korkunç canavarın lanetinden kurtarabilecek midir?

Zamanın Eskitemediği Dava (The Case That Time Forgot)

Dahi dedektif Sherlock Holmes'un çözülemeyen kayıp tılsım dosyası tozlu raflardan gün yüzüne çıkıyor...
Xander, eski Mısır tanrısı Thoth'a ait gizemli bir tılsım ve onun her elli yılda bir zamanı durdurabilme gücü hakkında bir efsane duyar. Üstelik o efsunlu güne sadece bir hafta kalmıştır!
Fakat tılsım yıllar önce Londra'daki bir müzede kaybolmuş, büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes bu davayı sonuçlandıramamıştır.
Xena ve Xander kardeşler yarım kalan davayı tamamlamaya karar verirler. Fakat bu maceraya atıldıklarında, hâlâ tılsımın peşinde olan gizli düşmanların varlığından habersizlerdir!
İki kardeş, Sherlock Holmes'un bile çözemediği, tehlikelerle dolu bu davanın üstesinden gelebilecek midir?

Kayıp Varisin İzinde (The Missing Heir)
Dâhi Dedektif Sherlock Holmes'un Çözülemeyen Kraliyet Gizemi Dosyası Aydınlatılmayı Bekliyor… 
Xena ile Xander kardeşler, utangaç sınıf arkadaşları Alice'in bir tahtın vârisi olduğunu öğrenirler. Büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes'un defterinde, Alice'in Borogovia prensesi olan büyük annesinin kaçırılmasıyla ilgili bazı şüphelerinin yer alması, iki kardeşin dikkatini çeker. Alice on üç yaşına bastığı gün taç giyecek ve resmi olarak krallıkta söz sahibi olacaktır.Fakat tam da törenin gerçekleşmesine birkaç gün kala ortadan kaybolur. Tüm deliller onun kaçırıldığına işaret etmektedir. Peki, SherlockHolmes'un defterinde yer alan notların bu kaçırılmayla bir ilgisi var mıdır? Xena ve Xander kardeşler, büyük büyük büyük babalarının izinden gidip, yıllar önce başlayan bu gizemi çözebilecekler midir?

Martı Yayınları'ndan çıkanlar bu kadar. Diğer yazı için arayı çok açmamaya çalışacağım.
Sevgiler. 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »