8 Ocak 2022 Cumartesi

ENOLA HOLMES - Film Yorumu (BCP EYLÜL)


Merhabalar :)
Bendeniz iflah olmaz bir Sherlock Holmes sever olarak onunla ilgili çoğu kaynağı tüketmeye çalışıyorum. Kitaplar, diziler, filmler... Enola Holmes'u da aslında çıktığında izlemeyi düşünüyordum ama bir türlü fırsat olmamıştı. Geçtiğimiz aylarda izledim ve BCP'nin bu ayki konusu polisiye olunca da buradayım. ^^ 

Bu blogda Sherlock Holmes'la ilgili epey yayın var, yazı sonuna hepsini koyacağım. Ancak aklıma ilk olarak HER BAKIŞ AÇISINDAN YENİ BİR SHERLOCK geldi. Burada farklı yazarlarca epey Sherlock hikayesi yazıldığından ve herkesin Sherlock'u kendi bakış açısıyla algıladığı için karakter olarak farklı bir özelliği ön plana çıkan SH'lar gördüğümüzden bahsetmiştim. Ayrıca yine SH'u yerinden oynatamayan yazarların genelde bu uğurda Watson'ı yerinden edip oraya kendi karakterlerini eklediklerini ve neden böyle yaptıklarıyla ilgili kendi çıkarımlarımı paylaşmıştım. Bu yazımı hâlâ çok severim, okursanız mutlu olurum ^_^


Bu filmde de benzer şekilde bir düzenlemeye gidilmişti. Watson karakteri hiç yoktu. Bu kez bize tanıtılacak karakter ise Enola Holmes'tu, Sherlock ve Mycroft'un küçük kardeşleri. 

Başlarken şunu belirtmeliyim ki, böyle yapımlarda odağınız Sherlock Holmes olursa hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü yazarlar genelde SH ile sizi bir nevi yemleyip kendi yarattıkları yeni karakteri yedirmeye çalışırlar. Çok amiyane bir açıklama oldu, elit çizgimden çıktım ama :p bence böyle. Çünkü hikayeye yeni bir şey katmak isterler, farklı bir bakış açısı ve farklı bir deha. Kendi dehaları... 

Konuya dönersek odağınız yeni karakter olmalı kesinlikle, pergelin bir ayağı gibi o karakter üzerinde durursanız hikayeyi bütünüyle algılarsınız. Odağınız Sherlock olursa hayal kırıklığınıza uğramanız kaçınılmazdır. Sebebi ise bu tarz hikayelerde pasifize edilmiş, arka planda hikayeyi destekleyecek; ana karakterlikten yan karakterliğe bazense figüranlığa düşmüş bir Sherlock vardır. Enola Holmes filminde ise bir nevi figüran bir Sherlock vardı, bir gölge. Enola'yı tek başına bu şekilde ele almalarıyla ortaya çıkacak film onun Sherlock Holmes'un kız kardeşi olarak ele almalarıyla ortaya çıkacak film bambaşka olacaktı şüphesiz. 


Filme giriş yaparsam Enola, tersten okunuşuyla Alone ;) iki abisi ve annesiyle taşrada yaşayan bir genç kızdır. Abileri büyüdükçe evden ayrılıp şehre gitmiş Enola'yı annesi yetiştirmiştir. Ama ne yetiştirmek, o dönemde bir kadının öğrenmesinin tabu olarak görüldüğü her şey (Kimya, jujitsu,şifre çözme vb.). Aklını ve bedenini eğitebileceği pek çok yöntem. Başlangıçta bu kısım hızlı ve güzel bir geçişle başlıyor. Enola'nın annesi Eudoria Holmes karakteri ise Fight Club filminden Marla Singer'ı da canlandıran Helena Bonham Carter. 

"Anneme göre mahremiyet erdemlerin en büyüğüydü. Ve en çok ihlal edileni." 


Enola 16 yaşına girdikten sonra bir sabah annesinin ortadan kaybolmasıyla film hızlanıyor. Abileri şehir dışından geliyor ancak kardeşler birbirinden o kadar kopuk ki uzun zamandır görüşmemişler. Abilerinin zerafet okuluna göndermeyi tercih ettikleri Enola, kaçarak annesinin peşine düşüyor ve olaylar başlıyor. Enola'nın bu yolculukta kendisi de bir kaçkın olan Tewksbury Vikontu ile yolu kesişiyor. İkisinin hikayesi birbirine karışırken maceraya da giriş yapmış oluyoruz. 


Filmle ilgili hoşuma gitmeyen şeylerden biri Mycroft karakteriydi. Orijinalinde bu karakter de en az Sherlock kadar zeki ancak ondan daha sorumluluk sahibi biridir. Burada ise dediğim dedik, çok katı, anlayışsız bir karakterdi ve izlerken çok fazla bileniyorsunuz karaktere. Kardeşi, Sherlock'a sığındığında ise Sherlock onu Mycroft'tan korumaktan aciz ve abisine karşı çıkamıyor. Bir iki teselli etmeyecek şey yapıyor sadece. Ve böylece karakterler orijinallerinin gölgesini bile siliyor. Bu gerçekten rahatsız edici ve üzücüydü benim için. Tam burada Henry Cavill'in Sherlock'undan da bahsetmem lazım. Çok kötü değildi ama mükemmel Sherlock örnekleri varken önümüzde maalesef çok silik kaldı. Sherlock'un karakteristik çoğu özelliğini de göremedik maalesef kendisinde. 


Filmin çekim tekniklerini, ortamları ve kıyafetleri ayrıca beğendim. Başrollerin birlikte enerjisi de çok iyiydi, filmdeki tempoyu düşürmediler hiç. 

Hoşuma giden şeylerden bir diğeri ise verdiği bazı mesajlardı. Zaten baş karakter bir genç kadın. Bu zaten güzeldi. Ek olarak klişe yapımlardaki her kadın karakterin kaderini bir erkek çizer mesajından ellerinden geldiğince uzaklaşmalarıydı. Enola zerafet okuluna gittiğinde hocasına boyun eğmeyip "Ben kendime yeterim," dediğinde yediği tokat Mycroft'un suratına patlamalıydı. Annesi ise Enola'ya bazı bulmacalar bırakmıştı, bunlar eğlenceliyken onu yetiştirirken ve sonrasında verdiği mesajlar da hoştu. "Geleceğimiz elimizde. Geleceğimize dair iki yol vardır. Kendimiz için seçtiğimiz ve başkalarının bizim için seçtiği."


Bir Sherlock Holmes hikayesi olarak çok zayıf kalsa da başrolünü genç bir kadının oynadığı polisiye bir film olarak eğlenceliydi. Sonu da gayet iyi bir şekilde bağlanmıştı.

Kesinlikle izleyin diyeceğim kadar iyi değildi ama n'olur izlemeyin diyeceğim kadar kötü de değildi. Sherlock kısmını göz ardı edebilirseniz daha çok eğlenebilirsiniz.
Sevgiler :* 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

4 Şubat 2019 Pazartesi

Siz Hiç Kokulu Sherlock Holmes Kitabı Okudunuz Mu? / Yakamoz Yayınları Okuma Sırası


Başlıkta yazdığım soru hâlâ geçerli. Siz hiç kokulu Sherlock Holmes kitabı okudunuz mu? Bu yazıda hem bu soruya değineceğiz, hem de Yakamoz Yayınları'ndan çıkan Sherlock Holmes kitaplarının sıralamasından bahsedeceğiz.


Arada bazı yayınevlerine özel okuma sıraları yazdığımı biliyorsunuz. Bu kez sıra Yakamoz Yayınları'nda. Bir markette rastladım Yakamoz'un Holmes'larına. İnceledim, üşenmeden tek tek resimledim. :p 

Yakamoz Yayınları seriyi kendinden ayraçlı ve kokulu basmış. Ayraçlar kitapların kapak rengine göre renklendirilmiş ortasında Sherlock'un siyah silueti olan madalyonlar gibi. Fena bir düşünce değil. Ayrıca kapağın altındaki  ara sayfa da dış kapakta kullanılan renge göre ayarlanmış. Bu da hoş, baskı da güzel. 
Ve bu kitaplar kokulu! Yakamoz Yayınları kokulu kitaplar basmayı seviyor. Bazı hikayelerde, masallarda bu güzel bir düşünce olabilir. Ama klasik polisiye bir seri neden kokulu olur ve bu seri ne kokar? Bir arkadaşımın fikri pipo kokusuydu :) Ama epey koklasam da ayırt edici bir koku alamadım. Hatta biraz köhne bir koku geliyordu. 221B'deki dairenin kokusu olmasın bu :) Bekar evi kokusu :p 

Ya sizce?

Bu konuyu geçip gelelim sıralamaya. Kitapların içindekiler kısmına baktıkça şaşkınlığım iyice arttı.

Genel bir bilgiyle başlarsak Sherlock Holmes Serisi 4 Roman ve 56 Hikaye'den oluşur. İlk okunacak kitap ise Sherlock Holmes ve John Watson'ın tanışmalarını ve ilk maceralarını anlatan Kızıl Dosya (Kızıl Soruşturma) isimli romandır. Ardından Dörtlerin İmzası (Dörtlerin İşareti - Dörtlerin Esrarı) isimli roman gelir.


Kızıl Soruşturma romanı bu seride kırmızı renkli "Gizemli Suçların Peşinde" isimli kitapta bulunuyor. Yani bunu ilk kitap olarak kabul edebiliriz. İçindekiler kısmında Kızıl Soruşturmadan hemen sonra gelen hikayeler ise romanları da sayarsak 10- 13 ve 11. sıraya denk geliyor.



2. sırada okunması gereken Dörtlerin Esrarı isimli roman, mavi renkli olan "Görünmez Gerçeklerin Ötesinde" isimli kitapta. Sonrasında gelen 4 hikaye ise okuma sırasında 3-7-5 ve 6. sıraya denk geliyor. Evet iş gittikçe karmaşıklaşıyor. 



Sıralamada 12. ve 14. olarak okuması gereken hikayeler yeşil renkli "Saklı Gerçeklerin Gölgesinde" isimli kitapta. Buradaki roman ise Baskerville'lerin Tazısı (Baskerville'lerin Köpeği)  3. roman, okuma sırasında ise 25. sırada okunması gereken macera. 


Turuncu renkli "Esrarengiz Suçluların Ardında" isimli kitapta ise roman bulunmuyor. Oradaki hikayeler ise okuma sırasında 24, 30, 9, 20, 28, 8, 27, 38 ve 39. sırada bulunuyor. Kafanız yeterince karışmadı mı? O zaman devam edelim.


Son roman "Korku Vadisi" ise mor renkli "Şüpheli Tavırların İzinde" isimli kitapta. Korku Vadisi okuma sırasında 40. sırada okunmalı. Ardından gelen hikayeler ise 52 ve 4. sırada. 

Sonuç olarak gördüğünüz gibi Yakamoz Yayınları'nın 5 kitaplık Sherlock Holmes serisi tüm romanları içeriyor ve BAZI hikayeleri içeriyor. 
Ayrıca yaptıkları sıralama gördüğünüz gibi okuma sırasına hiç uymuyor, oldukça karmaşık. 

Seriyi aldıysanız buradaki numaralara uyarak okuyabilirsiniz. 
Sürç-ü lisan ettiysem affolmaya, lütfen uyarınız :) 
Sevgiler. ^^



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

26 Ocak 2017 Perşembe

Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine) - Laurie R. King (Mary Russell and Sherlock Holmes #1)


Kitap Adı: Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine)
Yazar: Laurie R. King
Orjinal Adı: The Beekeeper's Apprentice (On The Segregation of The Queen)
Çeviri: Müge Atalay Bayyurt
Yayınevi: Portakal Kitap
Tür: Polisiye
Basım Yılı: Ocak 2017
Sayfa Sayısı: 363
Seri: Mary Russell and Sherlock Holmes #1


Seri Sıralaması
#0,5 Mary Russell's War: A Journal of the Great War
#1 Arıcının Çırağı (Kraliçenin Ayrıştırılması Üzerine) / The Beekeeper's Apprentice (On The Segregation of The Queen)
#2 A Monstrous Regiment of Women

#3 A Letter of Mary

#4 The Moor
#5 O Jerusalem
#6 Justice Hall
#7 The Game
#8 Locked Rooms
#9 The Language of Bees
#10 The God of The Hive
#10,5 Beekeeping For Beginners
#11 Pirate King
#12 Garment of Shadows
#12,5 Mrs. Hudson's Case
#13 Dreaming Spies
#13,5 The Marriage of Mary Russell
#14 The Murder of Mary Russell


Ek Kitaplar
Mary's Christmas
Mary Russell's War: And Other Stories of Suspense
Mary Russell Companion


Kendimizinki dışında sahici bir zekânın belirtisini keşfetmek; Robinson Crusoe'nun, adasının kumlarında bir insan ayağının izini gördüğünde hissettiklerine benzer bir hisse kapılmamızı sağlıyor. 

Nihayet Okuyan Kızlar Kulübü'nde bir Sherlock Holmes macerasını konuk ediyoruz. Ne kadar mutlu olduğumu varın siz düşünün. ^_^
Dün Her Bakış Açısından Yeni Bir Sherlock Holmes isimli bir yazı yayınladım. Farklı yazarlar tarafından yazılan her  Sherlock Holmes hikayesinde yepyeni bir Sherlock Holmes tanıdığımızdan ve Watson'ın genelde yazarın kalemine kurban gittiğinden bahsettiğim yazımı okumak için TIKTIK!

***

Bu kitaba gelirsek; Sherlock Holmes artık emeklidir ve emeklilik günlerini taşrada arılarla ilgilenerek geçirmektedir. 15 yaşındaki Mary Russell ile tanışmaları da burada olmuştur. Mary gerçekten zehir gibi zeki bir kızdır, bu özelliğiyle de Sherlock'un ilgisini çeker. 
Her ilişkinin başında olduğu gibi önce yazarın Sherlock'unu, hangi yönünün ön plana çıktığını görüyor, yazarın onun sağ kolu olarak uygun gördüğü genç Mary Russell'ı tanıyoruz. 
Mary'nin Sherlock'un diğer yaverlerinden farkı gerçekten zeki olması. Ve Sherlock'un zihnini, kendi zihninden ötürü tanıyor olması. Sherlock'un ilgisini neden çektiğini buradan anlayabiliriz. 
"Her yalnız canavar bir yol arkadaşına ihtiyaç duyar." demiş The Doctor. (Bir Sherlock kitabına Doctor Who'dan alıntı yakışırdı *_* ) 
Sherlock da biraz böyle benim nazarımda.
Uzunca bir seriye giriş olduğu için başlangıçtaki bu kısımlar sizi biraz sıkabilir, sıkmaya da bilir. :p
Ama kitap başlar başlamaz olaylar olaylar değil, bir tanışma alışma sürecimiz var. Ama sadece 60-70 sayfa sürüyor. ^^

Sherlock zeki ama deneyimsiz ve zekası henüz eğitilmemiş bu kıza bildiği her şeyi elbette ki öğretiyor. Zaten Mary'nin dönemin zorlu şartlarına rağmen üniversite okuma hayali var, teoloji okumak istiyor. Sherlock'un etkisiyle kimya ve teoloji birlikte okuyor. 
Sonrasında ise ikili birlikte maceralara atılıyor, kaçınılmaz olarak dava çözüyorlar. Yeri geliyor Mary kendi de çözümlere ulaşıyor. 


Ben gerçekleri ortaya çıkarırım Bayan Russell, Watson ise değiştirir.


Mary Sherlock dünyasına bir bahar ayı tazeliği ve çiçek kokusu katmış gibi geldi bana. Aman aldanmayın, zehir gibidir de demiştim. Daha önceleri dehasına hayranlık duyan ya da şaşıran insanlarla bir arada olan Holmes, hemen hemen kendi zekasına denk birini bulunca karşılıklı atışarak zeka konuşturmak, birbirlerinin sözlerini tamamlamak da kaçınılmaz oluyor. Kitabın gülümseten kısımları da böyle doğuyor. :) Mary'nin kılık değiştirmedeki başarısına ve muzipliklerine de bol bol güldüm. Ama içimdeki nedense ondan azıcık da olsa hoşlanmayan o kısım yok olmadı.

Mary'nin kendi deyimiyle kibirli, keskin zekâsı; farklı yazarlar tarafından yazılmış bu tarz Sherlock Holmes hikayelerindeki zeki sağ kol eksikliğini dolduruyor ve farklı bir yön sunuyor. Çünkü genelde zeki 2. kişiler Sherlock'a yardımcı değil, rakip olarak sunula gelmekte.


Kitapla ilgili sevdiğim yan güzelliklerden biri ise; dönemin gerçekliğiydi. Savaş yıllarının kahramanlarımızın hayatlarına olan etkisi çok sade bir şekilde verilmişti ve bundan gerçekten hoşlandım. Mary'nin ağzından okuduğumuz kitapta kendisinin sorgulamalarını ve çoğu zaman bakış açısını da beğendim. 

Beni düşüncelerden düşüncelere, hayallerden hayallere sevk eden bir ayrıntı ise girişteki yazar notu/editör notu oldu. Çok zekice buldum. 
Bunun bir kısmıyla ilgili Fighting! Blog  Laurie R. King Mary Russell'ı Yazarken!^^ isimbir bir yazı yazdı bile.

Kısaca okunmaya değer bir yan macera olmuş. Mary Russell tanınmayı hak ediyor bence.
Sevgiler :*


Devamını Oku »

25 Ocak 2017 Çarşamba

Her Bakış Açısından Yeni Bir Sherlock Holmes


Sherlock Holmes yazıldığı günden beri halka mal olmuş bir karakter. 
Arthur Conan Doyle'un kaleminden çıkıp okurların sahiplenerek yazarını dışarıda bıraktığı biri. 
Şu gün bile popülaritesini kaybetmemiş bir deha. 

Onu ilk olarak Conan Doyle'un külliyatıyla tanıyan herkes, var olan hikaye ve romanlarla yetinememiş bu karakterin aramızda dolaşmaya devam etmesi gerektiğini düşünmüş. Bu nedenle birçok yazar (aynı zamanda Sherlock Holmes okuru) onu yaşatma çabasına katkıda bulunmuş, kendi bakış açılarıyla bir SH macerası yazmış, yazmayı denemişler. 

İnsan zihni olayları, gördüklerini kendine göre yorumlamaya, bazı boşlukları yine kendine göre doldurmaya, gerçekleri çarpıtmaya meyillidir. İnsan zihninin bir olaydan sonra yaşananın sadece %67'sini hatırladığına dair bir araştırma okumuştum. Farklı görgü tanıklarının çelişen şeyler anlattıklarını, yanıldıklarını görmüşüzdür. 

Ve herkesin okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden aldığı mesaj, algılama şekli bambaşka. Eminim her Sherlock Holmes hayranının zihnindeki Sherlock Holmes imgesi de bambaşkadır. 

Bu yüzden farklı yazarlar tarafından yazılan her hikayede yeni bir Sherlock tanıyoruz, farklı özelliklerinin ön plana çıktığını görüyoruz. 


Hangisi Daha Sherlock yazımda çekilen her Sherlock dizisinde/filminde senaristin ve yönetmenin bakış açısıyla Sherlock Holmes ve John Watson'ın hangi yönlerinin öne çıktığından, ne tür değişimler yaşadıklarından bahsetmiştim. 

Tur kitabımız Arıcının Çırağı - Laurie R. King'te de aynı durum söz konusu. Bu kez inzivaya çekilip arılar üzerine çalışmalar yapan bir Sherlock var ve yazarın kendisine eşlik etmek üzere uygun gördüğü kişi 15 yaşında zehir gibi zeki bir kız; Mary Russell. 

Bu güne kadar okuduğum farklı yazarlar tarafından yazılmış Sherlock Holmes kitaplarında da aynı durum söz konusu. Her bir kitapta farklı bir Sherlock okuyor gibi oluyorum. 
Asıl trajik durumsa John Watson için geçerli. Genelde yazarlar Watson'dan kurtulmayı tercih edip onun yerine kendi tercih ettikleri bir karakteri Sherlock'a yaver olarak verirler. 
Yeri gelir bu karakterler Watson'a olan nefretlerini kusmaktan geri kalmazlar. 

Bunun nedeni yüzeysel bakıldığında Sherlock'u yerinden oynatamayacakları için ilk iş Watson'a el yatıp yerine daha "işlevsel" buldukları kendi karakterlerini yerleştirerek farklarını bu şekilde ortaya koymak olabilir. 

Ancak genelde benim aklıma gelen neden bu değil. 
Conan Doyle SH'u yazarken kendini bir türlü SH ile özdeşleştirememiş, ki kendisinin mizacının Sherlock'un  mizacıyla benzer hiçbir yanı yokmuş. Kaderine boyun eğen Doyle, kendi mizacına çok daha uygun olan John Watson'ı yaratarak, onunla özdeşim kurmayı tercih etmiş. 

Sherlock yerinde sabit kalırken yazarlar Watson'la özdeşim kurmaya devam ediyorlar ve kendi Watsonlarını yaratıyorlar gibi gelir bana hep. 

Siz bu konuda nasıl bir bakış açısına sahipsiniz?

Sevgiler :*



Devamını Oku »

23 Ocak 2017 Pazartesi

OKK 50.Blog Tur: Arıcının Çırağı - Laurie R. King // Kitap Tanıtımı




Herkese merhaba!
OKK'nın 50. blog turunun konuğu Portakal Kitap'tan çıkan Laurie R. King'in Arıcının Çırağı   romanı!

Kitabımızı Tanıyalım^^


"Arıcının Çırağı; halihazırda Sherlock Holmes hayranı olanları yeterince memnun edeceği gibi, şüphesiz kendine yeni okurlar da kazandıracak."
School Library Jornal
"Orjinal ve eğlenceli muazzam bir üslup - başından sonuna kadar sizi içine çekiyor!"
Booklist
Tanıdığımız Sherlock Holmes; dahiyane fikirleri, zekası ve pek çok olayın perde arkasındaki gizemi çözmekte üstüne olmayan şahsiyetiyle bir ekol... Bir gün emekli olup da bir kasabada arıcılıkla uğraşacağını duysanız inanır mıydınız? Evet, doğru duydunuz!
Yıl 1915... Sussex'te bir çiftlik evinde arılarıyla karşımıza çıkıyor dahi dedektif Sherlock Holmes. Ta ki yakın zamanlarda öksüz kalmış, en az kendisi kadar zeki ve bir o kadar kendini beğenmiş küçük Mary Russell hayatına girip onu etkileyene kadar...
Ondaki ışığı gören Sherlock, bildiği her şeyi öğretiyor Mary Russell'a; bir ipucunun peşine düşüp büyük resmi görmeyi, bulguları birleştirip bir şüphelinin peşinde iz sürmeyi, kılık değiştirip kendini gizlemeyi ve uzun zamandır unuttuğu içindeki o yılların kıpırtısını... Bir usta-çırak ilişkisi olarak başlayan bu ilişki, kısa sürede muhteşem bir ikilinin soluksuz maceralarına dönüşüyor.
Evet, Sherlock'un yeni sağ kolunu takdim etmekten onur duyarız; Mary Russell.
The New York Times Bestseller yazarı Laurie R. King, "20. Yüzyılın En İyi Polisiye Romanı" ödülünü kazanan Arıcının Çırağı ile sizi tamamıyla yeni maceraların peşinde iz sürmeye davet ediyor!
Takipte kalın! Bu ikilinin ismini yeni kitaplarla daha çok duyacaksınız!


Tur Takvimi


23.01.2017
Duyuru – Takvim – Çekiliş

24.01.2017
Kitap Tutkusu - Sherlock Ürün Dünyası.
Fighting!!- Ön Okuma. 


25.01.2017
Fighting!!-Mary Russell'ı Yazarken!

26.01.2017
Yorum

ÇEKİLİŞ!!

2 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 

Katkılarından dolayı Portakal Kitap'a teşekkür ederiz.



Takipte kalın^^
Devamını Oku »

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Başka Yazarlar Tarafından Yazılmış Sherlock Holmes Kitapları #1 (Martı Yayınları)



Merhabalar,
Uzun zamandır, hem de çok uzun zamandır aklımda olan ama vakitsizlikten bir türlü tamamlayamadığım bir yazıyla çıkageldim. Sherlock Holmes Kitapları Okuma Sırası isimli yazıyı yazdığımdan beri okurların bir çoğunun kitaplar konusunda kafasının karışık olduğunu gördüm. Sherlock Holmes serisinin yaratıcısı ve yazarı Sir Arthur Conan Doyle'dur. Ancak Sherlock Holmes'ün yayınlandığı dönemden beri çok sevildiğini ve halka mal olduğunu da biliyoruz. Hal böyle olunca 4 Roman, 56 Hikaye insanlara yetmemiş olacak ki farklı farklı yazarlar da ellerine kalemlerini alıp yeni Sherlock Holmes hikayeleri yazmışlar. Bir yandan elimden geldiğince soruları yanıtlamaya çalışsam da  diğer yandan ayrıntılı bir şekilde bu kitaplardan bahsetmek istiyordum. Ancak kitaplar çok olunca tek bir yazıda yazmanın imkansızlığını gördüm ve yayınevi yayınevi bölmeye ufak ufak gruplamaya karar verdim. Arayı çok açmadan kısa aralıklarla yayınlayacağım. Ayrıca Sherlock Holmes üzerine yazılmış kitaplardan ve Sherlock Holmes gibi düşünmek üzerine yazılmış kitaplardan bahsettiğim iki ayrı yazı daha yayınlayacağım. 

Bu girizgahtan sonra ilk olarak Martı Yayınları'nı seçtim. 
Martı Yayınları orijinal seriyi başarılı bir şekilde basan yayınevlerinden biri. Bunun dışında farklı yazarlar tarafından yazılmış iki adet Sherlock Holmes serisi yayınlıyorlar. Biri daha genç/çocuk seviyesinde, diğeri ise yetişkin okurlar için. 

SAM SICILIANO
Martı Yayınları bu yazarın kitaplarını geçtiğimiz yıl basmaya başladı. Yazar klasik Holmes&Watson çiftinin dışına çıkarak olaylara Holmes'un kuzeni Henry ve onun eşi Michelle'i de ekliyor. Ve birlikte bir maceraya atılıyorlar. Henry, John'dan pek hoşlanmıyor. Ben de bu durumdan hoşlanmıyorum. 

Yazarın Sherlock Holmes üzerine dört adet kitabı var, bunlardan iki tanesi çevrildi. Diğerleri de çevrildiğinde bu yazıyı güncelleyeceğim. 

Şimdi kitapları sıralayalım. 

Örümcek Ağında Dans (The Web Weaver)


Dünyanın en ünlü dedektifi geri dönüyor... Herkesin fakir kılığında katıldığı bir sosyete partisinde bir Çingene ortaya çıkar ve insanlara lanetler savurur. Bir süre sonra davetlilerin başına esrarengiz olaylar gelmeye başlar. Bu kişilerden biri olan Donald Wheelwright, kanla yazılmış bir tehdit mektubu alınca meşhur dedektif Sherlock Holmes’a başvurur. İşin içine Wheelwright’ın örümcek korkusu ve güzel karısı Violet de girince olay çok daha gizemli bir hal alır. Sherlock Holmes’un kuzeni Henry Vernier ve onun karısı Michelle’in anlattığı bu bilinmeyen hikaye, dahi dedektifin hayranlarını yepyeni bir maceraya davet ediyor.

Karanlık Mirasın Laneti (The Grimswell Curse)


“İnsanoğlu, karanlığını gittiği her yere götürür.”
Grimswell’lerin yaşayan son üyesi ve ailenin kaderini belirleyecek olan Rose Grimswell, Lord Frederick Digby’yle olan nişanını bozduğunda endişeli nişanlı, Sherlock Holmes’a başvurur ve kızın ailesine ait eski malikâneyi ziyaret ederek bu ani fikir değişikliğinin nedenini bulmasını ister. Rose’un evlenmekten vazgeçmesinin asıl sebebi bilinmemekle birlikte en kuvvetli ihtimal, efsanevi Grimswell Laneti’yle bağlantısının olup olmadığıdır. Acaba bu ne tür bir lanettir ve ailenin vârisi olan genç kızla ne gibi bir ilgisi vardır?
Dâhi Dedektif Sherlock Holmes, kuzeni Doktor Henry Vernier ve Henry’nin eşi Michelle’le birlikte bu sorulara yanıt bulmak üzere malikânedeki araştırmalarına henüz başlamışken, ürkütücü köpeğiyle bozkırda beliren gizemli bir figür, esrarengiz vakaya dahil olur ve işin seyrini beklenmedik bir anda tamamen değiştirir.

The White Worm (Henüz Çevrilmedi)


The Moonstone's Curse (Henüz Çevrilmedi)


Diğer yazara geçelim. 
TRACY BARRETT
Bu hikaye Sherlock Holmes'un torunlarını konu alıyor. Dedelerinin Çözülmemiş Davalar Defteri'ndeki olayları çözen dahi iki kardeşin hikayesini anlatan kitaplar yazıyor yazar. Yani Sherlock Holmes'un 21. yy ve küçümen versiyonu. Bu kitaplar  biraz daha çocuklara/gençlere hitap ediyor. Neyse ki ben bu tarz kitapları okumayı da severim. Kitaplar ciltli basılıyor. Ve Martı Genç'ten çıkıyor. Dört kitaplık serinin tamamı çevrildi ve yayınlandı.
100 Yıllık Sır (The 100 Year-Old Secret)
"Eğer o gün o Oyun'u oynamasalardı ve Xena o gizemli notu beş dakika sonra okusaydı belki tüm bunlar başlarına gelmeyecekti. Fakat iş işten geçmiş, artık olanlar olmuştu…"
Amerika'dan gelip Londra'ya yerleşen Xena ve Xander Holmes kardeşler, burada çok sıkıcı bir hayat süreceklerini düşünürler.
Fakat bir gün öğleden sonra ellerine geçen gizemli bir notla kendilerini büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes'un sonlandıramadığı bir vakanın tam ortasında bulurlar.
Bu not ve ardından yaşanan olaylar sayesinde hayat artık onlar için çok daha heyecanlıdır…
21. yüzyılın iki dâhi çocuğu Xena ve Xander kardeşler, acaba Sherlock Holmes'un yarım bıraktığı bu araştırmayı tamamlayabilecekler midir?

Kara Tepenin Laneti (The Beast of Blackslope)


Dâhi Dedektif Sherlock Holmes'un Heyecan Dolu Hikâyeleri Bu Muhteşem Seri Sayesinde Yeni Nesillerle Buluşuyor...
Xena ve Xander kardeşler, huzur dolu Blackslope kasabasında geçirecekleri tatil için oldukça sabırsızlardır.
Fakat uzun zaman önce kasabaya büyük korku saçan dev canavarın tekrar ortaya çıkmasıyla, iki küçük dedektif kendilerini çözülmesi imkânsız gibi görünen bir olayın içinde bulurlar.
Xena ve Xander'in örnek aldıkları büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes, korkunç Blackslope canavarıyla ilgili yaklaşık yüz yıl önce bir araştırma yapmıştır. Acaba bu araştırma, 21. yüzyılda geçerliliğini yitirmiş midir? Yoksa dedektif kardeşler, Sherlock Holmes'un onlara tuttuğu ışık sayesinde sonuca ulaşıp, kasaba halkını bu korkunç canavarın lanetinden kurtarabilecek midir?

Zamanın Eskitemediği Dava (The Case That Time Forgot)

Dahi dedektif Sherlock Holmes'un çözülemeyen kayıp tılsım dosyası tozlu raflardan gün yüzüne çıkıyor...
Xander, eski Mısır tanrısı Thoth'a ait gizemli bir tılsım ve onun her elli yılda bir zamanı durdurabilme gücü hakkında bir efsane duyar. Üstelik o efsunlu güne sadece bir hafta kalmıştır!
Fakat tılsım yıllar önce Londra'daki bir müzede kaybolmuş, büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes bu davayı sonuçlandıramamıştır.
Xena ve Xander kardeşler yarım kalan davayı tamamlamaya karar verirler. Fakat bu maceraya atıldıklarında, hâlâ tılsımın peşinde olan gizli düşmanların varlığından habersizlerdir!
İki kardeş, Sherlock Holmes'un bile çözemediği, tehlikelerle dolu bu davanın üstesinden gelebilecek midir?

Kayıp Varisin İzinde (The Missing Heir)
Dâhi Dedektif Sherlock Holmes'un Çözülemeyen Kraliyet Gizemi Dosyası Aydınlatılmayı Bekliyor… 
Xena ile Xander kardeşler, utangaç sınıf arkadaşları Alice'in bir tahtın vârisi olduğunu öğrenirler. Büyük büyük büyük babaları Sherlock Holmes'un defterinde, Alice'in Borogovia prensesi olan büyük annesinin kaçırılmasıyla ilgili bazı şüphelerinin yer alması, iki kardeşin dikkatini çeker. Alice on üç yaşına bastığı gün taç giyecek ve resmi olarak krallıkta söz sahibi olacaktır.Fakat tam da törenin gerçekleşmesine birkaç gün kala ortadan kaybolur. Tüm deliller onun kaçırıldığına işaret etmektedir. Peki, SherlockHolmes'un defterinde yer alan notların bu kaçırılmayla bir ilgisi var mıdır? Xena ve Xander kardeşler, büyük büyük büyük babalarının izinden gidip, yıllar önce başlayan bu gizemi çözebilecekler midir?

Martı Yayınları'ndan çıkanlar bu kadar. Diğer yazı için arayı çok açmamaya çalışacağım.
Sevgiler. 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »