26 Eylül 2020 Cumartesi

(Tarafını Seç #1) Edward Mı? Jacob Mı? (Tarihin Tozlu Raflarından Bir Tartışma)


Merhabalar.
Aman aman, nerelere geldik; diyebilirsiniz. :)
Madem ben taslaklarımı düzenleyip yayınlıyorum. Madem Gece Yarısı Güneşi kitabının çıkmasıyla bu konu tekrar gündeme geldi. Madem ben okuduğum diğer serilerle ilgili de bu tarz yazılar yazmayı uzun yıllardır istiyorum. Neden olmasın? :)

Yukarıdaki anlamsız paragrafı görmezden gelirsek eğer, malumunuz Alacakaranlık serisinin çok uzun zamandır beklenen üyesi Gece Yarısı Güneşi çıktı. Bu seri pek çok kişiye okuma alışkanlığı kazandırmasının yanı sıra benim gibi o güne kadar dark, gotik, acımasız vampirler okumuş bir okuyucuyu da light vampirlerle tanıştırdı. :p
Ve çoğu popüler seri gibi döneminde çok sevildi, ardından nefret edildi.
Bu seriyle yatıp kalktığını bildiğim insanlardan dahi daha sonra olumsuz şeyler duydum. :)

Ben bu seriyi yanlış hatırlamıyorsam 2008 sonlarında almıştım. Henüz ortada bir çılgınlığı yokken okumak insanın bakış açısını etkiliyor. O yüzden hiçbir bilgim yokken okuduğum için ben bu seriyi sevmiştim. Hala da severim. Blogu açmadan çok önce yaşandığı için bunlar blogumda maalesef yorumları yok. 4. kitabı heyecanla beklediğim zamanları hatırlıyorum mesela :) Ardından yazarın Edward'ın da ağzından bir kitap yazdığını duyduğumda sevinmiştim. Seri acayip tutmuştu ve bırakın kaymağını yemeyi dibini ekmekle sıyırmak bile normal bir davranıştı.


Gelin görün ki Gece Yarısı Güneşi'nin 12 Bölümü Stephanie Meyer'in bilgisayarından sızdırıldı ve yayıldı. O zaman ne yalan söyleyeyim ben de okumuştum bu 12 bölümü ve Bella'nın sıkıcı zihnindense Edward'ınkini yeğlemiştim. :) Aslında devamını da okumak istemiştim ama yazar kitap unutulana kadar ara vereceğini, bu ruh haliyle yazarsa tüm Cullenları öldürebileceğini söylemişti. Ve böylece kitap pek çok okurca unutulup gitti. 
Daha önce Bree Tanner'ın İkinci Hayatı adında ek bir kitap yayımlayan yazar 10. yıla özel Yaşam ve Ölüm adında bir ek kitap daha çıkarttı. Bunun nedeni Alacakaranlık'tan sonraki kitaplarının bu kadar ilgili görmemesi olarak düşünülebilir mi, kararı size bırakıyorum. Yaşam ve Ölüm'de Edward ve Bella bir nevi yer değiştirmişti. Ve kitap Alacakaranlık kitabıyla birlikte bir yüzünde Alacakaranlık, diğer yüzünde Yaşam ve Ölüm olacak şekilde basılmıştı. Hoş bir düşünceydi. Ben de bu kitabı almıştım ama hâlâ okumadım. Okuyanlardan da genel olarak geçer bir not almadı. Ama ben okuyup kendim karar vermek istiyorum. :)
Alışveriş yazımda da bu kitaptan bahsetmiştim. Okumak için TIKLAYIN!

Yine Epsilon sayfasından aldım resmi. :)


Ve günümüz. Tam unutuldu dendiği anda Gece Yarısı Güneşi çıkıverdi. Kapağını pek sevmedim. Bana iyi duygular vermiyor. Ama alıp okumayı düşünüyor muyum, evet düşünüyorum. 
Blogda bu kitaplarla ilgili yazdığım alışveriş yazısı dışındaki tek yazı olduğu için biraz çenem düşmüş olabilir. Affedin. :)

Tarafını seç kısmına gelelim.
Bu tarz aşk üçgeni bulunan kitaplarda ve serilerde okuyucular genelde ikiye bölünürler. Edward'ı çok seven ve Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. Jacob'ı çok seven ve aslında Bella'yla onun olması gerektiğini düşünenler. 
Bir de benim gibi ikisinin de kaçıp kendini Bella'dan kurtarması gerektiğini düşünenler. :p 
Gördüğünüz gibi "Kızım Bellam sen ne düşünüyorsun? Bu hayat senin," diyen yok. 

Kitapları baz alacak olursam ben Team Edward'ım. Jacob'ı iyi bir arkadaştan öteye göremiyorum maalesef. Ve Bella'nın seçimine de saygı duyuyorum. :p 

Filmleri düşünecek olursam çok büyük Edward antisiyim ama Jacob'a da yakın hissetmiyorum. Filmler için hepsi kaçıp birbirinden kurtulsun düşüncesindeyim. :p 

Bir de pek Kurtadam düşkünü olmadığım ve Vampirleri daha çok sevdiğim için biraz taraflı bakıyor olabilirim. Edward'ın aşırı sahiplenici tutumları kitap çerçevesinde hoşuma gitmiş olsa da gerçek hayatta asla tahammül edemiyorum.
Aklıma sürekli Biri Beni Isırdı filminin (Alacakaranlık parodisi) finali geliyor. Mantıklı buluyorum :p

Siz kimin tarafındasınız? Lütfen düşüncelerinizi yorum olarak belirtin. Biraz nostaljinin kimseye zararı olmaz. :)  

Bu yazıyı sonuna kadar okuyan olduysa ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. ^_^
Kendimi daha genç ve ergen günlerime dönmüş gibi hissediyorum. :p

Sevgiler.




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

1 Eylül 2014 Pazartesi

Merhaba, Ben Bambaşka Bir Şehirde Yeni Bir Okula Başlayan Kız! (Konulu Kitaplar)


Merhaba, ben herkesin birbirini tanıdığı okulunuza aniden gelen Yeni Kız!
Başta çekingen ve soğuk göründüğümü biliyorum. Zaten geçmişimden kaçtığım, yeni bir sayfa açmak istediğim için buradayım. Hiç kimsenin beni ya da başıma gelenleri bilmediği bir yerde.
Sırrımı benden alamasınlar diye kimseyle yakınlaşmayı düşünmüyordum aslında. Ama okuldaki herkesin ilgisini bir anda üstüme çekince ve okulun en popüler, yakışıklı ve istenen erkeğinin de hedefine girince işler hiç de umulduğu gibi gitmiyor.
Merhaba, ben yeni kız! Tanışalım mı?



HEP SENİ BEKLEDİM
Ben bu yazının ilham kaynağı; Avery Morganstein. Dans etmeyi seven, mutlu bir kızdım aslında. Ta ki 14 yaşında yaşadığım o olaya kadar. O günden sonra hiçbir şey aynı olmadı. Ve olaylar ağızdan ağıza yarım yamalak yayıldıkça (Ah, Avery bir bilsen yarım yamalak dedikoduların insanları nasıl saçmalattığını!) daha fazla yaşadığım yerde kalamadım. Ailemi de karşıma alarak beni tanıyan hiç kimsenin olmadığı uzak bir üniversiteye geldim. İlgiyi üstüme çekmekten nefret ediyordum ama ilk günden okulun bir nevi ilahı duvar gibi kasları olan, gerçek olamayacak mavi gözleri olan Cam'e çarpıverdim! Üstüne bu konuda hevesli iki de arkadaş edindim. Ama geçmişim yakamı bırakmazken ne yapabilirim ki?


OBSİDİYEN - LUX SERİSİ
Öküz, n'olucak! Annem yüzünden aniden bu kasabaya taşındığımda ve yan komşuma yol sorduğumda karşıma bir öküz çıkacağını nereden bilebilirdim! Hem öküz, hem uzaylı, hem de taş malesef! -_- Üstelik okulda da sürekli karşımda! Pardon, arka sıramda ve sürekli kalemiyle beni dürtmekle meşgul! Ama çok tatlı bir kız kardeşi var, onun hatırına katlanıyorum. Hayır, ona katlanmamın taşlığıyla hiçbir alakası yok... 



ALACAKARANLIK
Ben bu furyanın baş temsilcilerinden: Isabella Swan. Ama Isabella'dan nefret ederim, bu yüzden lütfen bana Bella deyin! Annem kendinden genç biriyle çıkıp, artık yerinde duramaz olduğunda ona ayak bağı olmamak için güneşin kavurucu sıcağı altındaki evimden Forks'a geldim. En yağışlı ve kasvetli havaya sahip o tuhaf kasabaya babamla yaşamaya. Hiçbir zaman parlak biri değildim, genelde utangaç ve salağım. Edward'a göre beynimde bir sorun var. Edward demişken, Edward benim vampir erkek arkadaşım. Dünyanın en silik insanıyken daha bu okuldaki ilk günümde bir sürü arkadaş ve hayran edindim. Üstelik o tuhaf aileyi de gözüme kestirdim, başta Edward olmak üzere. Bizim hikayemizi muhtemelen bilmeyen yoktur, yanılıyor muyum?



YARALI
Lanet olsun yaşadıklarıma kimse inanmıyor! Beni sert seviyor sanıyorlar, ailem bile! Nasıl kendi evlatları dururken bir yabancıya inandılar aklım almıyor! Ah, pardon; o kadar sinirli ve yıkılmış bir haldeyim ki kendimi tanıtmayı unuttum. Ben: Sidney! Her şeyi silip yepyeni bir başlangıç yapmıştım. Ta ki yanlışlıkla hiç tanımadığım hocamla flört edene kadar! Üstelik ben ne kadar silsem de geçmiş hala peşimde... 




GABRIEL'IN CEHENNEMİ
Ben de her şeyi silip yeni sayfa açanlardanım. Minicik tek göz odamda, okula devam etmeye çalışıyorum. Ama Profesör Emerson bunu hiç de kolaylaştırmıyor. Ah köpeklerin yaşayamayacağı pahalı dairelerin tanrıları, sadece beni rahat bırakmasını istemiştim, bana acımasını değil! Ancak onun aslında geçmişim olduğunu nereden bilebilirdim!



TANRIÇA SERİSİ
Kaçacak bir geçmişim yok çünkü ben acılarımla yüz yüzeyim! Annem kanser! Ve artık umut yok... Son günlerini yaşaması için onu doğduğu kasaba Eden'a getirdim. Ve ben de orada okula başladım. Okulda tanıştığım kız bana zarar vermek üzereyken şimdi kendi boğulmak üzereydi ve ben onu kurtaramıyordum. Yanımıza gelen gizemli yabancıya onu kurtarması karşılığında bir söz verdim ama bu sözün 6 ay onunla yaşamak anlamına geldiğini bilmiyordum. Üstelik o adam Hades'ti!  



TATLI BELA
Geçmişimi yok sayıyorum! Artık iyi biriyim. Sırf o  dünyadan uzak durmak için en yakın arkadaşım America'yla yeni bir şehirde bir okula başladık. Tek amacımız kurtulmaktı. Ancak daha büyük bir belaya bulaştım: Travis! Ama tatlı bir bela. Okulun dövüşçü, dövmelerle dolu kötü çocuğu, nasıl benden hoşlanıyor olabilir ki?

-----

Ben Yeni Kız!
Tür, yazar fark etmez. Her yerde karşınıza çıkabilirim. :)


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »