19 Eylül 2017 Salı

Shakespeare'i Öpmek - Pamela Mingle


Kitap Adı: Shakespeare'i Öpmek
Yazar: Pamela Mingle
Orijinal Adı: Kissing Shakespeare
Çeviri: Burcu Bingül
Yayınevi: Altın Kitaplar
 Sayfa Sayısı: 336
Basım: 2014

Beni çok kolay tavlayan kitaplar vardır. Belli konuları gördüğümde hemen atlarım. 
Zaman yolculuğu teması da bunlardan biridir. 
Zaman yolculuğuna Shakespeare, onu baştan çıkarmak gibi bir misyon da eklenince ve de kitap 9,90 indirimine girmiş olunca tarafımca hemen alınmıştır, arz  ederim. 

Miranda, Hırçın Kız adlı Shakespeare oyununda başrol oynamaktadır. Ancak oynadığı rol yıllarca annesi tarafından oynanmış, resmen onunla özdeşleşmiştir. Mesleki açmazlar içinde olan Miranda, zamanda yolculuk yapan Stephen tarafından 1581 yılına götürülür. 
Genç William Shakespeare bir rahibin etkisi altına girmek üzeredir. Eğer rahip olursa günümüze miras kalmış tüm eserleri de yok olacaktır. Geçmiş değişmek üzeredir ve Miranda'nın görevi genç Shakespeare'i baştan çıkararak rahip olmasını engellemektir. 
Ancak bu görev göründüğünden daha büyük tehlikeler içermektedir. 


Böyle bir konusu olan bir kitaba karşı koymak mümkün müdür? 
Konusu bu kadar ilgi çekici kitap maalesef inanılmaz acemi bir giriş yaptı. Kitabı okumadan önce yazarın emekli öğretmen olduğunu okumamış olsam kendisini 18-25 yaşları arasında zannederdim. 
Bu yaşlar arasındaki birinin ilk kitabını andıran bir dili vardı. Bu dil şükür ki sayfalar ilerledikçe gelişti. 

Yazar başlarda pek tasvir kullanmamayı tercih ettiği için doldurulamayan olaylar hızlıca geçiyormuş izlenimi veriyordu. 
Karakterler de bu acemilikten nasibini almıştı. Özellikle başlarda Flash TV oyuncusu gibi bir halleri vardı, inandırıcılıktan uzaktılar. Sonrasında ya yazar kalemi daha düzgün tutmaya başladı ya da ben bu duruma alıştım. Çünkü düzeliverdi her şey. Sadece Stephen'a başlarda verilen görevler üzerine o kadar oturmuştu ki, sonraki değişiklikler üzerinde eğreti durdu ne yazık ki. 

Yarıdan sonra kitap daha hoş bir hal aldı. 
Bazı kısımlarda ise kalbimi kırdı. :/

Döneme özgü güzel ayrıntılar verdiği, çarpıcı olaylar ele aldığı ise yadsınamaz.

Tüm eksiklerine rağmen okumaktan pişman olmadığım bir kitap oldu. 


Yazarın kitapları ise bu şekilde. Gurur ve Önyargı'ya da el attığı bir kitabı mevcut. Son iki kitapsa bir tarihi romans serisi. Yazarın diğer kitaplarını da denemek isterim. 

Bu kitabın kapağı da fena değildi, ben beğendim. 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

18 Eylül 2016 Pazar

Taştan Kalp - Jill Marie Landis (Irish Angel #1)



Kitap Adı: Taştan Kalp
Yazar: Jill Marie Landis
Orijinal Adı: Heart of Stone
Çeviri: Pervin Erdem
Yayınevi: Pegasus Yayınları
 Sayfa Sayısı: 334
Basım: Temmuz 2016
Seri: Irish Angel #1

Seri Sıralaması
#1 Taştan Kalp / Heart of Stone (Laura Foster & Brand McCormick)
#2 Heart of Lies (Maddie Grande & Tom Abbott)
#3 Heart of Glass (Kate Keene & Colin Delany)



"Böyle bir gece her kadına kısmet olmaz. Önce bir rahip tarafından öpüldüm, sonra da neredeyse bir adamı vuruyordum."


Merhabalar;
Bu kitabı Ağustos 2016 Kitap Yurdu alışverişimde almıştım ve orada kitaptan bahsetmiştim. Satın aldıktan hemen sonra kitabı okumuştum ancak yorum kısmına ancak şimdi vakit geldi. 

Kitap ilk olarak ismiyle ilgimi çekmişti. Sonrasında konusunu okuyup çok beğenmiştim. Manastırda geçen, rahipler vs. üzerine olan kitapları seviyorum. Hatta şu an Keşişler ve Kadınlar isminde eski bir kitap okuyorum. 3 ciltlik seri tek kitapta basıldığı için oldukça da kalın bir kitap. 

Şu an konumuz o değil, Taştan Kalp. 
Kitabın kapağını da özellikle renkleriyle birlikte beğenmiştim. Okuyunca konuya olan uygunluğu da gözüme çarptı ve daha bir anlam kazandı. Ama ben serinin orijinal kapaklarını da gerçekten çok sevdim. 


1853 yılında ailesi İrlanda'dan New Orleans'a göçen Lovie, 4 kız kardeşin en büyüğüdür. New Orleans'taki amcalarının yanlarına taşınmalarından kısa süre sonra anne babaları ölür ve hayat kardeşleri farklı yönlere savurur. 

1874 yılına gelindiğinde Lovie Lane artık Laura Foster olmuştur. Ve kendini dul bir kadın olarak tanıtarak Glory, Teksas'ta bir aile pansiyonu işletmeye başlamıştır. 

Tüm sırlarını dul kimliğinin arkasına ve pansiyonunun salonundaki ailesi olarak tanıttığı yabancı insanlara ait fotoğraflara gömmüştür. Ömrünü bu şekilde geçirmeye, kendini her şeye kapatmaya kararlıyken, kasabanın rahibi Brand McCormick bu kapıları zorlamaya başlar. 

Laura bir yandan, Brand'e karşı hislerini ketlemeye çalışırken, diğer yandan geçmişinin bu temiz adamı lekelemesini hiç istememektedir. 

*** 
"Derin bir nefes aldı. 
Nasıl, diye düşündü. Nasıl dua edilir ki? 
Tanrı, taştan bir kalbe girebilir miydi?"

***

Kitap beklediğim kadar güzeldi gerçekten. 
O kadar doğaldı ki. 
Laura'nın hayatının ayrıntıları gerçekten zordu ve Tanrı'ya olan inancını yitirmişliği çok güzel verilmişti kitapta. 
Yaşadıklarının onu katılaştırmasına, sürekli temkinli hallerine, taktığı dul maskesine rağmen içindeki kardeşlerine ablalık yapmaya çalışan çocuğu hâlâ görebiliyorsunuz. 

Olaylar tabii ki sadece bu aşk ve Laura'nın geçmişi üzerinde dönmüyor. Birçok toplumsal olaya da değinilmişti. Ayrıca Brand'in de tüm hayatı rahiplikle geçmemiş, onun da hayatının karanlık köşeleri var. 

Standart tarihi aşk romanlarının aksine kitabın Teksas'ın küçük bir kasabasında geçiyor olması ve o  kasabanın havasını solumak hoşuma gitti. Olayların geçtiği mekanlara önem veriyorum nedense. 

Tarihi aşk romanı okumak isteyen ancak cinsellik bulunmasından rahatsızlık duyanlar için biçilmiş kaftandı, zira kitapta hiçbir cinsel sahne yoktu. Bu anlatımla o kadar uyumluydu ki okurken benim gözüm de cinsellik aramadı. 

Rahip Brand McCormick karakteri çok sevecen, esir edici değil de koruyucu bir şekilde sahiplenici, insanın kolayca güvenebileceği bir erkek. Aşkı o kadar yapıcı ve fedakar ki saygı uyandırıyor. 
Bu tarz kitaplarda aşkı ve tutkusu bas bas bağıran, vuran, kıran, yaralayan, acıtan ama sevdiğini iddia eden erkek karakterlere o kadar alışkınız ki arada böyle es'ler vermek güzel oluyor. Zaten o tip erkekler sadece romanlarda çekiliyor. :)

"Bakışlarını Laura'nın yüzünden ayırmadı. Yüzünde dile getirilmemiş pek çok anlam yüklüydü. 
Tecrübesiz bir kadın bunları göremeyebilirdi. 
Onursuz bir adamsa bunları ortaya dökerdi. "

Kitabın tek eksiği ortalara doğru biraz yavaşlamasıydı, sonrasında tekrar ivme kazandı ve bu eksik gözüme çok fazla batmadı. Günlük hayatın, kasaba hayatının sıradan doğallığını okumak bana haz verdi. 

Olumsuz yanlardan biri de kitapta çok fazla yazım hatası bulunmasıydı. Normalde Pegasus Yayınları kitaplarında böyle hatalar görmezdim ve zihnimde bu konuda minimum hata yapan yayınevlerinden biri olarak kazınmıştı. Ama son dönem kitaplarında çok fazla yazım hatası yaptıklarını üzülerek fark ediyorum. :/

Taştan Kalp bahsettiğim çerçeve içerisinde ve özellikle uzun zamandır çok fazla kitap okuyamadığım bir durumda bana iyi gelen, severek okuduğum bir kitap oldu. 

Sevgiler :* 


 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

7 Mart 2015 Cumartesi

Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr // Alıntılar


***

Gözlerinizi açın ve sonsuza kadar kapanmadan önce onlarla ne kadar çok şey görebilirseniz görün.

***

Bilim, evladım, hatalardan oluşur; ama bunlar yararlı hatalardır, çünkü insanı adım adım gerçeğe götürür. 

***

Radyo: Milyonlarca kulağı tek bir ağıza bağlayan araç. 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 


Devamını Oku »

4 Mart 2015 Çarşamba

OKK 44.Blog Tur: Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr // Tanıtım ve Çekiliş


Herkese merhaba!
OKK’nın 44. blog turunun konuğu Koridor Yayınları’ndan çıkan Anthony Doerr’in yazmış olduğu Göremediğimiz Tüm Işıklar romanı!

Kitabımızı Tanıyalım:


Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris'te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.
Almanya'da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner'in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo'da bulur.
Göremediğimiz Tüm Işıklar, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu.



Tur Takvimimiz

04.03.2015
Tanıtım
05.03.2015
Pudra Tozu - Gün Işığım Sönerse - Yeni Hayat.
Kitap Tutkusu – Göremediğimiz Tüm Işıklar Kitabının Aldığı Ödüller.
Fighting!! – Yirmi Bin Fersah.


06.03.2015
Yorumlar


4 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 

Bol Şans^^



Katkılarından Dolayı Koridor Yayınevi'ne Teşekkürler.

Devamını Oku »

7 Şubat 2015 Cumartesi

Ingrid Bergman'ı Baştan Çıkarmak - Chris Greenhalgh


Kitap Adı: Ingrid Bergman'ı Baştan Çıkarmak
Yazar Adı: Chris Greenhalgh
Orijinal Adı: Seducing Ingrid Bergman
Çeviri: Taciser Belge - Ayşe Anadol
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım: Ocak 2015
Sayfa Sayısı: 304



---
"Hatırlasana, benim kaybedecek bir şeyim yok!"
"Ben varım ya!"
---
Yıl 1945. İkinci Dünya Savaşı tüm acımasızlığıyla sahnede. Bir yanda savaş fotoğrafları çeken Robert Capa. Diğer yanda herkesin sevgilisi Hollywood yıldızı aktris Ingrid Bergman. Ingrid, askerlere moral vermek için gittiği Paris'te Robert'la tanışır. Evlidir ama aralarındaki çekime karşı koyamazlar. Aşıklar şehri Paris'te savaşın ve günahın gölgesinde doludizgin bir kaçamak yaşarlar. 

Tarihi romanları çok severim. O yüzden bu kitabın arka kapağını okuduğumda bayılmıştım! Ingrid Bergman'ı çoğumuz tanırız ya da en azından Casablanca'yı izlemişizdir. Hal böyle olunca zamanında yaşamı büyük sansasyon yaratan bir yıldızın yaşamının bir parçasına şahitlik etmek çok değişik bir duygu. 
Kitap bir Ingrid'i, bir Robert'ı anlatıyor. Bu güzel bir tarz. Ancak anlamadığım şey Robert kendi ağzından anlatırken Ingrid'li kısımların üçüncü gözden anlatılmasıydı. Bunu biraz yadırgadım. Bir de şimdiki zamanla yazılmış olması yani -yor dili beni oldukça yordu. 
Kitabı okurken sevilen ve saygı duyulan bir fotoğrafçı olan Robert Capa'yı daha bir sevdim. Yer yer Ingrid'e bilenmemek elde değildi. Değişik duygular... 
Bir döneme tanıklık etmenin tatlı yorgunluğuyla kapattım kapağı. 
Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 
Devamını Oku »

3 Şubat 2015 Salı

OKK 42.Blog Tur / Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak - Chris Greenhalgh TANITIM ve ÇEKİLİŞ


Herkese merhaba!!
OKK’nın 42.blog turunun konuğu Doğan Kitap’tan çıkan Chris Greenhalgh’ın yazmış olduğu Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak romanı!

Kitabımızı Tanıyalım;


İhanet, mutlu sonla bitmez.

Haziran 1945. Savaş bitti.
Aşk başlıyor…

İşgalden kurtulmuş Paris’te, savaş yorgunu fotoğrafçı Robert Capa… Yıllarca dehşet ve şiddetin fotoğrafını çekmiş. 
Amerikan askerlerini eğlendirmek için Paris’e gelen aktris Ingrid Bergman, onu büyüleyecek. Ingrid, tutkudan yoksun evliliğinden, her hareketini kontrol eden film stüdyosundan bunalmış, özgürleşmek istiyor. Capa onu baştan çıkaracak.
Karşı konulmaz bir çekim. Pahalı kafelerde akşam yemekleri. Sen Nehri boyunca yürüyüşler. Gece kulüplerinde çıplak ayakla danslar. Otel odalarında gizli randevular…
Paris ve Hollywood’un 1940’lardaki romantik şaşaasıyla dolu bu roman, meşhur Kazablanka filminin yıldızı Ingrid Bergman’la, ünlü fotoğrafçı Robert Capa’nın yürek burkan aşk hikâyesini anlatıyor.


Kitabımızı tanıdığımıza göre takvimimize bir bakalım^^


03.02.2015
Tanıtım

04.02.2015
Kitap Tutkusu-Ingrid Bergman’ı n Hayatını Değiştiren Film: Casablanca!
Fighting!!-Gizli Aşıkların Mabedi: Paris

05.02.2015
Pudra Tozu-Ingrid Bergman'a İthafen Çekilmiş Bir Film: Arka Pencere 
Kütüphanemden Kitap Manzaraları- Tarih Paparazziliği: Ingrid Bergman’ın Gerçek Aşkı.



ÇEKİLİŞ!
5 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) Bol Şans^^



Katkılarından Dolayı Doğan Kitap'a Teşekkür Ederiz^^


Bizi izlemeye devam edin :3

Devamını Oku »

21 Nisan 2014 Pazartesi

Asla Başkasını Sevme - Susanna Dubot




Kitap Adı: Asla Başkasını Sevme
Yazar: Suzanna Dubot
Orijinal Adı: Never Love Another
Çeviri: Mehtap Çakır
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
 Sayfa Sayısı: 80
Basım: Temmuz 2012
Kapak: Kendi içinde güzel ancak tarihi bir roman olan kitapla uyumsuz.
---
"Aşk anlaşmanın bir parçası değilse eğer, mutlaka biri üzülecektir."

Bir yanda yüzlerce sayfa işgal edip hiçbir şey hissettirmeyen hikayeler, bir yanda 80 sayfaya sığdırılmış tüm duygular, en başta aşk...

Louise, Felix'i ilk 6 yaşında, düşüp yaralandığında görmüş, Felix mendiliyle yaralarını sardığında aşık olmuştu ona. 6 yaşında bir kızla, 10 yaşında bir çocuk aşık olur mu demeyin.
Onlar büyüdü, aşkları onlarla birlikte büyüdü. Ne var ki Louise basit bir çiftlik sahibinin kızıydı, Felix ise bir baron oğlu. 

Felix'in ailesi Louise ile birlikte olacağına oğullarının savaşa gitmesini daha yeğ tuttular. Yıllar geçti Felix döndü, Louise bıraktığı 17 yaşındaki genç kız değildi; 22 yaşında dul bir anneydi. Ne var ki Felix de aynı kalmamıştı.

"Bu kitap, ülkesi için savaşan askerlere ve tüm zorluklara rağmen onları sevmeyi bir an olsun bırakmayan kadınlara ithaf edilmiştir."

İçinizden hiçbir şey yapmak gelmediği melankolik bir günde, sütünüz ve bebe bisküvinizle okunacak konsantre bir güzellik...
Tek kusuru kısa olması...

PUANIM: ♥♥♥♥
Kitabı birlikte okuduğumuz

Devamını Oku »

15 Mart 2014 Cumartesi

Kış Masalı - Mark Helprin // Kitap Tanıtımı ve Film Hakkında



Hyperion Kitap'tan çıkan Kış Masalı bir anda girdi hayatıma :) Film hakları alınmış bir kitaptı aslında, ama bizde filmin vizyona girmesine yakın bir dönemde basıldığından kapağı da film afişiyle aynı. Ve çok güzel. ^^

Zaten kitapta ilk dikkatimi çeken şey kapak renkleriydi. Mavinin göz alıcı tonları. Gerçekten çok hoş bir de ismi var. Kış Masalı... Adında ya da içeriğinde kış, kar, yağmur geçen kitapları seviyorum. Bir de "masal", harika! :) Bir sonraki dikkat çeken şey ise sloganı: "Gerçek bir hikaye değil. Gerçek aşk..."  Yorumum yakında :)

Kitabın konusu ise şöyle:
Şehirlerden… New York. Nehirlerden… Hudson Nehri. Göllerden… Haritalarda var olmayan ama her kış donan bir göl ve bir adam. Mevsimlerden… Merhametsiz kışlar. Bulutlardan… Bir duvar. Erkek… Mekanik erbabı bir hırsız. Kadın ise… Hep genç kalmaya mahkûm bir ilahe. Siyahla beyaz kadar birbirinden farklı iki gazete… Hepsi de 'tesadüfen' birbirini bulan ve her biri başlı başına birer masal kahramanı, insanlar. Gemiler, trenler, caddeler, köprüler, binalar, yıldızlar, takımyıldızlar, bataklıklar, parklar, meydanlar, ağaçlar… Ve hepsini çevreleyen ışıklar ve renkler; muhteşem manzaralar ve görüntüler… Bütün bu tablo içinde… Zamanı durduran tutkular… Ve zamanı durdurmak isteyen bir aşk… 


Filme gelince kitabı okumadan filmi izlemeyi düşünmüyorum. 28 Şubat'ta vizyona giren ve yönetmenliğini Akiva Goldsman'ın yaptığı filmin oyuncuları 
Colin Farrel, Jessica Brown Findlay, Russel Crove gibi isimler. 

  Konusu ise şöyle:
  1916 yılının New York şehrindeyiz... İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Peter Lake şimdilerde yetenekli bir hırsız olarak hayatını sürdürmek zorundadır. Göreve çıktığı evlerden birinde güzel ev sahibesi Beverly Penn ile karşı karşıya gelir ve o anda genç kadına aşık olur. Ne var ki aşkları pek de uzun ömürlü olamayacaktır; zira Beverly bu olayın hemen ardından hayatını kaybeder. Beverly'i bir türlü aklından çıkaramayan Peter yakın gelecekte yaşayacağı doğaüstü bir olay sonrasında kendini başka zaman bir zaman diliminde, kim olduğunu hatırlamadığı bir hal içerisinde bulur. Dahası ölüleri diriltmeyle ilgili gizli bir gücü olduğunu keşfetmiştir...

Ünlü senarist Akiva Goldsman'ın senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerini Colin Farrell, Jessica Brown Findlay ve Russell Crowe paylaşırken, onlara Will Smith, Jennifer Connelly ve William Hurt gibi isimler eşlik ediyor.


Okunası ve izlenesi bir hikaye  bizleri bekliyor gibi görünüyor. ^^

Devamını Oku »

25 Temmuz 2013 Perşembe

OKK 6. Blog Tur - Kış Sarayı - Eva Stachniak * Yorum *




Merhabalar,
 Aslında biliyorum yorumumu dün yazmış olmalıydım ama 2 haftaya yakındır, diş ağrısı çekiyordum ve dün dişçiye gittim. Akşam da aşırı diş ağrım oldu ki doktorum zaten bunun olabileceğini söylemişti. Bu nedenle bir ağrı kesici alıp yatmak zorunda kaldım bu nedenle öncelikle üzgünüm... 

Gelelim kitaba...Aslında yorum yapacak değinmediğim bir nokta kaldı mı emin değilim çünkü yazarın anlatımını ne kadar beğendiğimden bahsetmiştim. Öyle çarpıcı bir anlatımı var ki, kalemine bayıldım... 

Konu deseniz tarihi romanları severim ve buna üstüne Rus Sarayı'ndan bakıyor olmak oldukça hoşuma gitti. Ve kızımız... Her şeye evet der, yapar görünürken o nasıl bir güçtür... Konuya çok girip işi sulandırmak istemiyorum ama tabi ki kısaca bahsedeceğim... Kızımız aslen Polonyalı ama ciltçi olan babasının daha iyi para kazanabilmek için Rusya'ya gelmesiyle sarayın kitaplarını ciltlemeye başlıyor. Kraliçenin gözüne giriyor. Ancak kısa bir süre sonra baba ve anne ölünce kızımız Varvara yapayalnız kalıyor. Kraliçenin babasına verdiği söz üzerine de saraya alınıyor. Başlarda çok zor şartlarda yaşıyor ve kraliçenin kendini fark etmesi için öyle çaresiz ki... Kraliçenin aşığı onu fark edip kraliçenin huzuruna çıkıyor ve Varvara kraliçenin casusu oluyor. Öyle taktikler öğreniyor ki Saray Entrikaları ve Casusluk Üzerine yazımı okuyabilirsiniz bunun için. 

Hikayenin öyle iç burkan bir yanı da var ki. Heyecanlanmamak ve o dünyadan korkmamak mümkün değil. İktidar ve güç takıntısının insana neler yapabileceği... Tabi bir de casusluk yaptığın kişiye duyduğun sadakat ve başkasına duyduğun dostluk hissinin karşı karşıya gelmesi...

Benim bu kitap için kullanabileceğim yegane sözcük "Çarpıcı/Vurucu" olabilir ancak. Çarpıcı bir konu, çarpıcı karakterler, çarpıcı bir mekan, çarpıcı olaylar ve çarpıcı bir anlatım...  Sanırım paranoyak oldum! :)

PUANIM: ♥♥♥♥

*Optimum Kitap' a katkılarından dolayı teşekkürler. *
Devamını Oku »