16 Aralık 2018 Pazar

Mumya Olmak İstemiyorum - Jon Scieszka (Zamanda Gezinen Üç Kafadar)



Adı: Mumya Olmak İstemiyorum
Yazar: Jon Scieszka
Çeviri: Merve Erol
Resimleyen: Lane Smith
Yayınevi: Gün Işığı Kitaplığı
  Sayfa Sayısı: 84
Basım: 1. Baskı: 1999
Seri: Zamanda Gezinen Üç Kafadar

Zamanda Gezinen Üç Kafadar Serisi
Da Vinci Bize Dahi Dedi
Vay Vay Samuray
Ne Halin Varsa Gör, Gladyatör
Mumya Olmak İstemiyorum
Yıl 2095
Annen Mağara Kadını Olmuş



Çocuk kitapları okumayı seviyorum. Çocukken Antik Mısır'a çok ilgim vardı. Bu kitap bir de zaman yolcuğu üzerineydi. Çok tatlı. :)
Bir kitap sayesinde zamanda yolculuk yapan 3 kafadarın ( Fred, Sam, Joe) hikayesi seri şeklinde yazılmış. Ben huysuz kız kardeşi ve kedisini de çok sevdim. :p

Kahramanlarımız bu kez Mısır'a konuk olup küçük firavun III. Tutmosis'le tanışıyorlar. Huysuz kız kardeş Anna ve kedisi kayboluyor, ki dönmek için ihtiyaç duydukları kitap da ortalarda yok. Üzerine bir de kötülük konusunda master yapmış bir karakterimiz var; Rahip Hatnut. İşler epey karışık anlayacağınız. 



Kitabın içinde çizimler de mevcut.
Esprili bir dille yazılmış, döneme dair ufak bilgiler veren bir çocuk kitabı diyebiliriz. Serinin mantığını da beğendim.

Zaten yazarın amacı özellikle erkek çocuklarına okumayı maceracı bir üslupla sevdirmekmiş.

Sevgiler. :)







Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

19 Eylül 2017 Salı

Shakespeare'i Öpmek - Pamela Mingle


Kitap Adı: Shakespeare'i Öpmek
Yazar: Pamela Mingle
Orijinal Adı: Kissing Shakespeare
Çeviri: Burcu Bingül
Yayınevi: Altın Kitaplar
 Sayfa Sayısı: 336
Basım: 2014

Beni çok kolay tavlayan kitaplar vardır. Belli konuları gördüğümde hemen atlarım. 
Zaman yolculuğu teması da bunlardan biridir. 
Zaman yolculuğuna Shakespeare, onu baştan çıkarmak gibi bir misyon da eklenince ve de kitap 9,90 indirimine girmiş olunca tarafımca hemen alınmıştır, arz  ederim. 

Miranda, Hırçın Kız adlı Shakespeare oyununda başrol oynamaktadır. Ancak oynadığı rol yıllarca annesi tarafından oynanmış, resmen onunla özdeşleşmiştir. Mesleki açmazlar içinde olan Miranda, zamanda yolculuk yapan Stephen tarafından 1581 yılına götürülür. 
Genç William Shakespeare bir rahibin etkisi altına girmek üzeredir. Eğer rahip olursa günümüze miras kalmış tüm eserleri de yok olacaktır. Geçmiş değişmek üzeredir ve Miranda'nın görevi genç Shakespeare'i baştan çıkararak rahip olmasını engellemektir. 
Ancak bu görev göründüğünden daha büyük tehlikeler içermektedir. 


Böyle bir konusu olan bir kitaba karşı koymak mümkün müdür? 
Konusu bu kadar ilgi çekici kitap maalesef inanılmaz acemi bir giriş yaptı. Kitabı okumadan önce yazarın emekli öğretmen olduğunu okumamış olsam kendisini 18-25 yaşları arasında zannederdim. 
Bu yaşlar arasındaki birinin ilk kitabını andıran bir dili vardı. Bu dil şükür ki sayfalar ilerledikçe gelişti. 

Yazar başlarda pek tasvir kullanmamayı tercih ettiği için doldurulamayan olaylar hızlıca geçiyormuş izlenimi veriyordu. 
Karakterler de bu acemilikten nasibini almıştı. Özellikle başlarda Flash TV oyuncusu gibi bir halleri vardı, inandırıcılıktan uzaktılar. Sonrasında ya yazar kalemi daha düzgün tutmaya başladı ya da ben bu duruma alıştım. Çünkü düzeliverdi her şey. Sadece Stephen'a başlarda verilen görevler üzerine o kadar oturmuştu ki, sonraki değişiklikler üzerinde eğreti durdu ne yazık ki. 

Yarıdan sonra kitap daha hoş bir hal aldı. 
Bazı kısımlarda ise kalbimi kırdı. :/

Döneme özgü güzel ayrıntılar verdiği, çarpıcı olaylar ele aldığı ise yadsınamaz.

Tüm eksiklerine rağmen okumaktan pişman olmadığım bir kitap oldu. 


Yazarın kitapları ise bu şekilde. Gurur ve Önyargı'ya da el attığı bir kitabı mevcut. Son iki kitapsa bir tarihi romans serisi. Yazarın diğer kitaplarını da denemek isterim. 

Bu kitabın kapağı da fena değildi, ben beğendim. 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Patron - Vi Keeland





Kitap Adı: Patron
Yazar: Vi Keeland
Çevirmen: Tuba Özkat
Yayınevi: Yabancı Yayınları
 Sayfa Sayısı: 308
Basım: Mayıs 2017


Bu aralar bloga geçme fırsatı olmasa da bir oturuşta bolca kitap bitirdim. 
Bunlardan biri de Yabancı Yayınları’ndan çıkan Vi Keeland’ın kaleme aldığı Patron’du. 

Son Okuoku siparişimde aldığım kitaplardan biriydi. Rast geldikten sonra konusunu beğenip sepete atmıştım. Gelen kitapları üst üste dizip daha sonra yerleştirmek üzere bir kenara koymuştum. Gece uyumadan önce kitap okuma isteği gelince bir anda gözüm bu kitaba takıldı. Neden olmasın diyerek yanımda Patron’la yoluma devam ettim. 

Kitap; bu türde dil genelde olduğu gibi basit olduğu için çok akıcı, yer yer komikti. 
Diğer romanslardan benim için ayrılan temel noktalardan biri buydu, eğlenceli ve komik olması.  Klişelerin çok uzağında bir kitap elbette beklemeyin ama kitabı okunulası kılan güzel detaylar vardı. 

Reese yemeğe çıktığı adamdan kurtulmak isteyince restoranın tuvalet sırasında arkadaşını arayarak onu "acil bir telefon"la bu durumdan sıyırmasını istemek niyetindedir. 

"Jules? Ben Reese. Hangi cehennemdesin? Sana ihtiyacım var. Bu şimdiye kadar çıktığım en kötü randevu. Cidden uyudum uyuyacağım. Uyanık kalmak için başımı birkaç kez masaya vurmayı düşündüm. Kan revan içinde kalmamı ve her yerimin morarmasını istemiyorsan, sahte bir acil durumla beni araman lazım. Beni geri ara, lütfen."

Ancak oradaki gizemli adam (Chase) onu iki yüzlülükle suçlar. Yerlerine döndüklerinde onun da restoranda başka bir kadınla yemek yediğini görür. Ve Chase uydurma bir tanışıklık hikayesi uydurarak partneriyle Reese'nin masasına oturur. 
Kitaba dair en sevdiğim detaylardan biri buydu. Chase'in rastgele hikayeler uydurması. O kısımlarda epey güldüm.

Gerçeküstü bazı gelişmelerle Chase, kitabın adının hakkını vererek Reese'in PATRONu oluverir. Ve olaylar gelişir. 
Kitap her bölümde Reese'in ve Chase'in bakış açısından dönüşümlü olarak anlatılıyor. Chase'in bölümleri genelde geçmişe dair. Ve yine bu türdeki klişelerden biri olarak esas karakterin yarasını/travmasını anlatıyor. 

"Korku ölümü durdurmaz, hayatı durdurur."

Reese, Chase'in ona karşı hamlelerini savuşturmaya çalışsa da Chase ufak ufak sızıveriyor çatlaklardan. Bunlar da bana göre hoş ayrıntılardandı. 

"Hasiktir. Gerçekten bu kadar büyük bir gerzek miyim?"
"Hayatım, seni tanıyorum. O duvarı adamı dışarıda tutmak için örmedin. Sana ulaşmak için yıkışını izlemek için ördün."

Sonuç olarak bu ortalama bir yetişkin romanstı. Türe özgü klişe yanları olsa da kendini sevdiren ayrıntıları da mevcuttu. Okurken özellikle ilk yarıda eğlendim. 
Yine sevdiğim şeylerden biri seri değil tek başına bir kitap olmasıydı. 
Kapağını ve renklerini de beğendim. Kapak resmindeki adamın göğsündeki piercing ayrıntısı da hoş çünkü kitaptaki karakterde de mevcut. 

İlla alın okuyun demiyorum ama elinize geçerse ve türü seviyorsanız bir bakabilirsiniz.

Sevgiler. 

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

12 Haziran 2015 Cuma

Türkiye Günlüğü - Emma Richmond (Gelişim Yayınları #602)



Kitap Adı: Türkiye Günlüğü
Yazar: Emma Richmond
Orijinal Adı: Unwilling Heart
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #602
Basım Yılı: 1989
Sayfa Sayısı: 157
Tür: Aşk Romanları / Beyaz Dizi

Babasına kapılıp gelmişti Türkiye'ye...
Ünlü fotoğrafçı Nick,paragöz bir müteahhidin güzelim 
koylardan birini mahvetmek üzere olduğunu öğrenmiş, durumu 
belgeleyip kamuoyu yaratmak için hemen tarihi Selinus 
yakınlarında bir otele yerleşmişti. Kızı O'Malley de bu işte ona
yardım etmekteydi. İkisi de gevezelik etmemeleri gerektiğini biliyordu.
Yoksa ülkelerine eliboş dönmeleri işten bile değildi. Genç kadın bu
yüzden  beklenmedik bir şekilde hayatına giren Paget'a
kimliğini  açıklayamıyordu. 



Normalde arka kapaklar konuyu çok güzel anlatır beyaz dizilerde ama bu arka kapak biraz eksik. Kızımız güzelim koyu mahvedecek müteahhidi engellemek için babasıyla gizlice Türkiye'ye gelir, o sırada zor bir durumdayken Paget isimli bir adamla tanışır, hatta birkaç gün onunla ve kızıyla kalmak zorunda kalır. Kızımız müteahhit yüzünden kimliğini kimseye açıklayamıyordur, asıl olay oğlumuz da bazı nedenlerle kendini saklıyordur. Paget onun gerçek adı bile değildir. İki taraf da birbirinden kimliğini saklarken, yanlış anlaşılmalar kaçınılmazdır. 

Üniversite dönemimde aldığım beyaz dizilerden biri bu da. Türkiye'de geçen şeyleri severiz biz, hatta bir filmde Türkiye, İstanbul lafı bile geçse kalbimiz bir pırpır eder :D Bu kitap da Türkiye'de geçen sayılı beyaz dizilerden biri. 
Kitap Türkiye'de geçiyor ama bir tane Türk karakter yok içinde. :D Bu da yasal uyarı olsun :)

Kitap güzeldi. Paget'ın kızını sevdim, çok tatlı bir genç hanımdı. :) 
Karakterler de fena değildi, ama böyle bayıldığım bir karakter olmadı. 
Yanlış anlaşılma kısmı başta çok mantıklıydı, olabilecek bir durumdu ama sonrası gerçekliğini yitirdi bana göre. :) 

Yine de beğendiğim beyaz dizilerden biri oldu, hiç fena değildi. 

Puanım: 3

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

29 Mayıs 2015 Cuma

21. Gün/The 100 - Kass Morgan (The Hundred #2)


Kitap Adı: The 100
Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: 312
Basım: 2015
Seri: The Hundred #2

Seri Sıralaması:
#3 Eve Dönüş / Homecoming


Dın dın dın Yasal Uyarı: Öncelikle ilk kitabı okumayanların yorumumu okumasını, tavsiye etmem, özellikle konudan bahsedeceğim kısmı. Hatta ilk kitabı okumayanların 2. kitabın arka kapağını okumasını bile önermem. İsmi 21. Gün, o 21 günde olanları ufaktan özetliyor. Benden uyarması. :* 

"İnsanlar gemiye binmek için para vermek zorunda değildi."
"Öyle mi? O zaman koloniciler nasıl seçildi?"
"Tarafsız ülkelerden geldiler. Nükleer savaşa kapılmayacak kadar açgözlü ve aptal olmayanlardan."
"O zaman neden gemideki herkes aynı dili konuşuyor?"

 Birinci kitapta yüzlümüz Dünya'ya gelmiş ve kitabın sonunda Dünya'da yalnız olmadıklarını öğrenmişlerdi. Bu kitapta ise bir yandan Dünya'lılarla ilgili gerçekleri öğrenip, dost mu düşman mı olduklarını ayırt ederken; kendi sırları, diğerlerinden sakladıklarıyla da sınanacaklar. Dünya'da işler gerçekten karışıyor. 
Diğer yandan ise gemidekilerin de huzuru bozulmuş durumda. Çünkü gemi sonsuza kadar havada duracak şekilde tasarlanmadı ve artık oldukça eskidi. Ortaya çıkan sorunlar nasıl aşılacak? 

Ben kesinlikle bu kitabı ilk kitaptan daha çok sevdim. Sanki ilk kitap araziyi tanımak içindi. Dünya, koloni ve karakterleri tanıdık, öğrendik; sırlarına kapıldık. Bu kitapta ise iki taraf için de bir ölüm kalım mücadelesi söz konusu. 
Ama beni kesinlikle gemide olanlar çekti. Dünya'da olanları da okusam da o kadar delice merak etmedim, bir kısmını tahmin ettim. Ama gemide olanlar hakkında fikir dahi yürütmedim, soluksuzca okudum *_*
Glass'ı daha bir sevdim ki benim yüzlü içinde favorim yok. Gerçi hala yok ama Luke&Glass'a kendimi daha yakın hissediyor gibiyim. Clarke'dan da daha bir uzaklaştım bu kitaptan. Hiç haz etmiyorum kendisinden.
Ayrıca gençlik olduğundan mıdır nedir bazı düşünceler, bazı duygular pek çabuk değişti. Bu da benim pek hoşuma gitmedi.

Çeviri, kapak, tasarım, puntoya kadar her şey güzeldi. Ancak bir iki yerde Glass yerine Clarke; Bellamy yerine Wells yazılmıştı. Ama çok takılmadım. 

İkinci de birinci gibi öyle can alıcı bir yerde bitti ki olayların nasıl bağlanacağını çok ama çok merak ediyorum. Özellikle Glass&Luke için.

PUANIM: 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

16 Mayıs 2015 Cumartesi

The 100 - Kass Morgan (The Hundred #1)


Kitap Adı: The 100
Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: 297
Basım: 2014
Seri: The Hundred #1

Seri Sıralaması:
#3 Eve Dönüş / Homecoming



"O seni seviyor Clarke. Çoğu insanın hayatı boyunca aradığı bir sevgi bu."
"O zaman, senin iyiliğin için söylüyorum, umarım öyle bir şey bulmazsın."


Dünya'da yaşanan nükleer bir felaketin ardından insanlar 300 yıldır yörüngedeki bir uzay gemisinde yaşamaktadırlar. Kaynaklar kıt olduğu için çok sıkı önlemler alınmaktadır. Örneğin; birden fazla çocuk sahibi olmak ölümle cezalandırılır. Ancak bu sonsuza kadar bu şekilde devam edemeyeceği için çözüm yolları aramak zorundadırlar. 300 yıl sonra Dünyanın yeniden yaşanabilir bir hale gelip gelmediğini, radyasyon durumunu öğrenmek için 100 suçlu çocuğun dünyaya deney ve keşif amaçlı gönderilmesine karar verilir. Zaten çocuk suçlular 18 yaşını doldurduktan sonra idam edilmektedir. 

Dünya'nın yaşanabilirliğini araştırırken hayatta kalma mücadelesi veren The 100'ün farkında bile olmadığı çok büyük gerçekler vardır. Ayrıca gemide de işler hiç yolunda gitmemektedir. 
İnsanlığın kaderi artık bu yüz çocuğun elindedir. 

Kitap dört karakterin ağzından günümüz ve flashbackler şeklinde anlatılmaktadır. Bu benim çok hoşuma gitti. Olayları ve o olaylara neden olan şeyleri farklı bakış açılarından etraflıca öğrenebildik. 
Bu karakterler Glass, Clarke, Wells ve Belamy'dir. 
Glass, son dakika yerine geçen (olaylar olaylar) Belamy nedeniyle gemide kalmıştır. 
Diğer üçü ise Dünya'ya gitmiştir. 
Böylece hem Dünya'daki, hem de gemideki gelişmeleri takip edebildik. 

Karakterleri de sevdim ama bayıldığım, favori bir karakterim olmadı. En az hoşlandığım ise Clarke oldu maalesef. 

Bir solukta okunabilecek bir kitap. İnanılmaz akıcı ve karmaşadan uzak. Okuduğum son kitaptan o kadar etkilendim ki ondan sonra azıcık basit geldi. Ama konuyu ve işlenişini sevdim. Tam bir Genç Yetişkin romanı. Sonu da hem Dünya, hem gemi açısından çok can alıcı bir yerde bitti. O yüzden hemen 2. kitap 21. Gün'e başladım. 
Özellikle gemideki gelişmeleri çok merak ediyorum. 

Sevgiler :* 

PUANIM: 
3,5'tan 4



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Nisan 2015 Perşembe

Aşkın Müziği - Kylie Scott (Stage Dive #1)


Kitap Adı: Aşkın Müziği
Yazar: Kylie Scott
Orijinal Adı: Lick
Çeviri: Müge Hestbaek
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Basım: 2014
 Sayfa Sayısı: 320
Seri: Stage Dive #1

Seri Sıralaması:
#1 Aşkın Müziği / Lick (David & Evelyn)
#2 Aşkın Ritmi / Play (Mal & Anne)
#3 Lead  (Jimmy & Lena) 
#4  Deep (Ben & Lizzy)


Mal bana dönüp göz kırptı. "Demek yüce David Ferris'ten boşanmayı sen istedin?"
"Ona evlendiğimizi söylediğimde üzerime kustu," diye ekledi kocam.
Mal, "Ne?" diye haykırdı. Gülmekten gözlerinden yaşlar geliyordu. "Ciddi misin? H... Bu şahane. Keşke orada olsaydım, var ya."

Yirmi birinci yaş gününü aykırı bir şekilde kutlamak isteyerek Las Vegas'a gelen Evelyn kendine geldiğinde bir otel odasının banyo zemininde kusmaktan kendinden geçmiş bir haldeydi ve önceki geceye dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Parmağında devasa bir yüzük vardı ve banyoya giren uzun saçlı adam ilah gibi yakışıklıydı. Ve bu adam Evelyn'le önceki gece evlendiklerini söylüyordu. Adam ise ünlü bir rock yıldızıydı. Evelyn bu haber karşısında adamın üstüne kusmaktan başka bir çare bulamadı! 

Bu kitabın konusunu okuduğum an listeme almıştım. Çünkü inanılmaz keyifli bir konusu vardı. Kazara bir rock yıldızıyla evlenmek, OMG! Ancak kitap, kapak arkası kadar eğlenceli değil. Konuyu okuduğumda daha komik ve eğlenceli bir kitap beklemiştim doğal olarak. Ancak kitabın ilk birkaç bölümü bayağı duyguluydu. Esas karakterin buhranının ortasına düştüm bir anda. Kötü müydü, hayır. Sadece beklediğim gibi değildi. Taşların yerine oturması bayağı bir zaman aldı.

Karakterleri sevip sevmediğimden ise emin değilim. David de Evelyn de  nötr kaldığım karakterler oldu. Sevdim veya sevemedim diyemiyorum tam olarak. Tüm kitap boyunca bu şekilde giden düşüncelerim sonlara doğru birazcık değişti. Tam karakterleri biraz olsun sevmeye başlamış gibiydim ki kitap bitti. Evelyn'in kendi istekleri sorulmadan önceden planlanmış hayatını sorgulamaya başladığı kısımlar Evelyn'i sevmeye başladığım kısımlardı. Açıkçası ben bu  kitapta bir tek Mal'ı sevdim. Şimdiden. O yüzden onun kitabı olan ikinci kitabı daha çok merak ediyorum. 


Kitapta aralarında aşk beklediğim başka bir çift vardı ama yazar öyle bir hale getirmişti ki bu çifti, aşk beklerken hevesle, olmasa daha iyi olurmuş dedim. Sonra onlara da alıştım, tamam artık oldu diye avundum. 
Bu arada kitabın sloganı olan Aşk, S... ve Rock'n Roll'u görünce pek bir yadırgadım. Bu slogana Günahkarlar Turnede serisinden aşinayım ve seri bu sözün karşılığını sonuna kadar veriyor. Bu seride de aynı sloganı görünce hem aklıma Günahkarlar geldiği için olumsuz geldi, hem de bu seri kesinlikle bu sloganı karşılamıyor. Karşımızdaki Rockçılar o kadar! da aykırı değil. 
Bu arada grup dört kişiden oluşuyor. Grubun gitaristi David bu kitabın esas karakteri. Kitapta Baterist Mal'ı birazcık tanıdık, David'in ağabeyi ve yine grubun üyesi olan Jimmy'e de göz attık ancak diğer karakter Ben oldukça gölgede kaldı bana göre. Kitaplar devam ettikçe, üyeleri de daha iyi tanıyacağımıza inanıyorum. 

Sonuç olarak, sanırım hep bir eğlence beklediğimden kitaptan yeterince tad alamadım. 
Bunu bir kenara atsam da bana göre ortalamanın üzerine çıkamayan bir kitaptı. Ne kadar çabalasam da beni sonlara kadar yakalayamadı.  


PUANIM: 3,5



 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »