26 Ağustos 2017 Cumartesi

Patron - Vi Keeland





Kitap Adı: Patron
Yazar: Vi Keeland
Çevirmen: Tuba Özkat
Yayınevi: Yabancı Yayınları
 Sayfa Sayısı: 308
Basım: Mayıs 2017


Bu aralar bloga geçme fırsatı olmasa da bir oturuşta bolca kitap bitirdim. 
Bunlardan biri de Yabancı Yayınları’ndan çıkan Vi Keeland’ın kaleme aldığı Patron’du. 

Son Okuoku siparişimde aldığım kitaplardan biriydi. Rast geldikten sonra konusunu beğenip sepete atmıştım. Gelen kitapları üst üste dizip daha sonra yerleştirmek üzere bir kenara koymuştum. Gece uyumadan önce kitap okuma isteği gelince bir anda gözüm bu kitaba takıldı. Neden olmasın diyerek yanımda Patron’la yoluma devam ettim. 

Kitap; bu türde dil genelde olduğu gibi basit olduğu için çok akıcı, yer yer komikti. 
Diğer romanslardan benim için ayrılan temel noktalardan biri buydu, eğlenceli ve komik olması.  Klişelerin çok uzağında bir kitap elbette beklemeyin ama kitabı okunulası kılan güzel detaylar vardı. 

Reese yemeğe çıktığı adamdan kurtulmak isteyince restoranın tuvalet sırasında arkadaşını arayarak onu "acil bir telefon"la bu durumdan sıyırmasını istemek niyetindedir. 

"Jules? Ben Reese. Hangi cehennemdesin? Sana ihtiyacım var. Bu şimdiye kadar çıktığım en kötü randevu. Cidden uyudum uyuyacağım. Uyanık kalmak için başımı birkaç kez masaya vurmayı düşündüm. Kan revan içinde kalmamı ve her yerimin morarmasını istemiyorsan, sahte bir acil durumla beni araman lazım. Beni geri ara, lütfen."

Ancak oradaki gizemli adam (Chase) onu iki yüzlülükle suçlar. Yerlerine döndüklerinde onun da restoranda başka bir kadınla yemek yediğini görür. Ve Chase uydurma bir tanışıklık hikayesi uydurarak partneriyle Reese'nin masasına oturur. 
Kitaba dair en sevdiğim detaylardan biri buydu. Chase'in rastgele hikayeler uydurması. O kısımlarda epey güldüm.

Gerçeküstü bazı gelişmelerle Chase, kitabın adının hakkını vererek Reese'in PATRONu oluverir. Ve olaylar gelişir. 
Kitap her bölümde Reese'in ve Chase'in bakış açısından dönüşümlü olarak anlatılıyor. Chase'in bölümleri genelde geçmişe dair. Ve yine bu türdeki klişelerden biri olarak esas karakterin yarasını/travmasını anlatıyor. 

"Korku ölümü durdurmaz, hayatı durdurur."

Reese, Chase'in ona karşı hamlelerini savuşturmaya çalışsa da Chase ufak ufak sızıveriyor çatlaklardan. Bunlar da bana göre hoş ayrıntılardandı. 

"Hasiktir. Gerçekten bu kadar büyük bir gerzek miyim?"
"Hayatım, seni tanıyorum. O duvarı adamı dışarıda tutmak için örmedin. Sana ulaşmak için yıkışını izlemek için ördün."

Sonuç olarak bu ortalama bir yetişkin romanstı. Türe özgü klişe yanları olsa da kendini sevdiren ayrıntıları da mevcuttu. Okurken özellikle ilk yarıda eğlendim. 
Yine sevdiğim şeylerden biri seri değil tek başına bir kitap olmasıydı. 
Kapağını ve renklerini de beğendim. Kapak resmindeki adamın göğsündeki piercing ayrıntısı da hoş çünkü kitaptaki karakterde de mevcut. 

İlla alın okuyun demiyorum ama elinize geçerse ve türü seviyorsanız bir bakabilirsiniz.

Sevgiler. 

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

15 Ağustos 2017 Salı

Eski Sevgili Yeterince Eski Mi? - Ayşe Nesrin


Kitap Adı: Eski Sevgili Yeterince Eski mi?
Yazar: Ayşe Nesrin
Yayınevi: Artemis Yayınları
 Sayfa Sayısı: 115
Basım: Ocak 2010


Bu mini kitap, kitap alışverişlerimin birinde hediye olarak gelmişti. Neymiş, ne değilmiş diye olduğum yerde karıştırırken okumaya başladım. Ve bitiriverdim. Minicik zaten.

Öncelikle bana göre kitabın adının kesinlikle kitapla bir alakası yok. Eski Sevgili Yeterince Eski mi? deyince ayrıldık ama bir şeyler bitmedi hissi veriyor. Ama hayır. 
Kapattığımda ben bu kitabı neden okudum diye düşünüverdim çünkü çok sıradan bir ilişki okudum. Hani bir arkadaşınız gelip size biriyle nasıl tanışıp sevgili olduğunu anlatıyor gibi bir his. Sıfır heyecan, sıfır merak. Karakterlere de olaylara da karşı içimde hiçbir şey uyanmadı. 

Normalde minik kitap mantığını severim. Kapak müthiş olmasa da ortalama seviyede. Burada da sıkıntı yok. Ancak sayfa aralarındaki tiyatro simgeleri ancak bu kadar itici olabilirdi. Ki ben o simgeyi pek sevmem de, yani burada kitaba suç bulmuyorum. Ve konuya da uyuyor. 


Konudan da kısaca bahsedersek, üniversite öğrencisi Esra'nın tiyatro çalışmaları sırasında tanıştığı ve bu dalda çalışan Murat'la ilişkisi anlatılıyor. Pek sıradan da ilerliyor. 

Soruyorum kendime; bana bu kitaptan ne kaldı?

Dipnot: Kitabı siparişten çıkan itici ayraçla okuyup içinde bırakıverdim. 

Sevgiler :*

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Nisan 2017 Pazar

Kapağı Değişengillerden Takvim Kızı



Selamlar,
Biliyorsunuz geçenlerde Arkadya Bitter, Audrey Carlan'ın Takvim Kızı serisini değiştirme kararı aldı ve Ocak ile Şubat aylarını basmış olduğu seriyi sıfırdan kapak değiştirerek yeni bir konseptle bastı. 

Serinin konusu esas kız Mia'nın babasının borcunu ödemek için her ay farklı bir erkeğe eşlik edeceği bir işe girmiş oluşu ve bu adamlarla maceraları. 
Her kitap bir ayı anlatıyor. 
Mia cemiyetin yeni takvim kızı. 

Arkadya Bitter, Arkadya Yayınları'nın yetişkin romans kitapları basan kolu olunca kitaplarda yetişkinlere yönelik sahneler olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Ancak yayınevi bu seriyle kapak konusundaki tarzından ödün verdi, hatta klasik tarzını tamamen yıktı.
Sade kapaklarla ve benzer renklerle seri algısı yaratarak çıkardığı kitapların çerçevesinden çıkıp pop-art tarzında bastı bu kitapları. 


Ve hatta resimde görebileceğiniz gibi serinin adına uygun olacak şekilde bir de takvim yapıldı. Gerçekten güzel bir düşünce. (İlk kitabı yorumladığım yazıyı okumak için TIKTIK!)



İlk iki ay bu şekilde devam ettikten sonra yayınevi sürpriz bir şekilde serinin kapaklarını değiştireceğini açıkladı ve önceki iki kitabı da yeni tasarımla yeniden bastı. 
Kapaklar Arkadya Bitter'in alışılmış tarzında ve kitapları birbirinden ayıran tek şey kapaklardaki ay ibaresi. 


Hal böyle olunca okurlar da 2 ana gruba ayrıldılar. 
Yeni kapakları beğenenler ve yeni kapaklardan nefret edip eski kapaklardan devam edilmesi gerektiğini düşünenler. 

Ne oldu da Arkadya Bitter bir anda kapak değiştirmeye karar verdi net bir bilgimiz yok. 
Ancak öne sürülen fikir şöyle ki kitaplar yetişkin olmasına rağmen kitaplar kapaklarından ötürü yaşı küçük okurları da kendine çekmiş. Fuarlarda satın almak istemişler. Bu yüzden kapak değişikliğini canı gönülden destekleyenler var.

Diğer taraf ise haklı olarak seri bütünlüğü konusunda kaygılı. Yani ellerinde bu kapaklar varken yeni kapaklarla devam etmek malumunuz seriyi uyumsuz hale getirecek. Bu da bir sorun. Onlar da kapaklara yaş ibaresi konularak bu sorunun önüne geçilebileceği kanaatindeler. 

Benim fikrime gelirsek; ben eski kapakları beğeniyordum ve onlarla devam edilmesini tercih ederdim. Ama diğer tarafın öne sürdüğü şey de gerçekten bir sorun olduğu için yaş ibaresinin bulunmasını da talep ederdim. 
Yeni kapakları görsellerde hiç beğenmemiştim. Ancak kitapları elime alınca bir nebze daha çok sevdim çünkü benim sevdiğim gibi şömizsiz, kapak direkt cilt üzerine basılı. Ve malzemesini tam olarak bilmediğim dokuma gibi çok hoş bir cildi var. Basılı hali bir nebze daha güzel yani. 

Kapaklar konusunda fanatik değilim ama yine de gönlümden geçen ilk kapaklarla devam edilmesiydi.
Hem bırakalım bunları, sonuçta mühim olan muhteviyatı, ki seriyi devam kitaplarında sevip sevmeyeceğimi gerçekten merak ediyorum. Ama işin vitrin kısmının da biz okurlar için önemi olduğu yadsınamaz.

Sizin kapaklar hakkındaki düşünceniz nedir? 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

17 Şubat 2017 Cuma

Ocak - Audrey Carlan (Takvim Kızı - Calendar Girl #1)



Kitap Adı: Ocak
Yazar: Audrey Carlan
Orjinal Adı: January
Çeviri: Esra Çetin
Yayınevi: Arkadya Bitter
Basım Yılı: Aralık 2016
Sayfa Sayısı: 136
Seri: Takvim Kızı / Calendar Girl #1

Seri Sıralaması
#1 Ocak / January
#2 Şubat / February
#3 Mart / March
#4 Nisan / April
#5 Mayıs / May
#6 Haziran / June
#7 Temmuz / July
#8 Ağustos / Agust
#9 Eylül / September
#10 Ekim / October
#11 Kasım / November
#12 Aralık / December


"Emin ol, küçük kız. Bu bir şaka değil. Babanla eski sevgilinin yaptıkları kaderini çoktan belirledi."

Mia Saunders'ın babası bir mafya babasından (ki Mia'nın eski sevgilisi) aldığı yüklü miktardaki parayı geri ödemezse öldürülecektir. Hayali oyuncu olmak olan Mia, bu durumda bu parayı bulmak için iyi gelir elde edeceği bir iş bulmak zorundadır. Bulur da! 
Her ay farklı bir erkeğe eşlik edecek, bir yılın sonunda da gerekli parayı elde edecektir. Bağlanmadan, aşık olmadan... 

Yani o cemiyetin yeni takvim kızıdır. 

İlk taliplisi ise III. Weston Charles Channing. Evet, üçüncü :)
Harika sörf yapıyor ama tek iyi yanı bu değil elbette. Buradan ötesini anlatmasam da olur gibi.



Arkadya Bitter yetişkin romans türünde kitaplar yayınlayan bir yayınevi. 
Bu seri genelde çıkardıkları kitaplardan bir parça daha farklı. Bir günümüz aşk romanında olacak seviyede, tam olarak yetişkin kategorisine girmiyor bence. 

Onun dışında kısacık. Kitap okumaya yeni yeni döndüğüm şu günlerde bana ilaç gibi geldi. Uykusuz olduğum bir gecede bir kerede bitirdim. Rahat bir dili var. 

Ve oldukça esprili. Mia çok fazla duygusal dehlizlerde dolaşan bir karakter değil, bakış açısı insanı sık sık güldürüyor. Mia'nın maceralarını anlatış şeklini sevdim. 

Günümüz aşk romanıyla, beyaz dizi arasında eğlenceli bir hikaye diyebiliyorum şimdilik.


Açıkçası seriye dair esas hislerimin ikinci kitabı okuduktan sonra netleşeceğini düşünüyorum. Çünkü Mia, arka kapak yazısından da anladığımız üzere her ay farklı birine eşlik edecek. Yazarın bunu nasıl ele alacağını ve nasıl bağlayacağını merak ediyorum. Şubat kitabında bu biraz daha anlaşılacak gibi. 


O zamana kadar, kitabı sevdim. 

Sevgiler:* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

3 Haziran 2016 Cuma

İki Aşk Arasında - Terri Osburn (Anchor Island #1)


Kitap Adı: İki Aşk Arasında
Yazar: Terri Osburn
Orijinal Adı: Meant To Be
Çeviri: Burcu Gönül
Yayınevi: Nemesis Kitap
 Sayfa Sayısı: 358
Basım: Mayıs 2016
Seri: Anchor Island #1


Seri Sıralaması
#1 İki Aşk Arasında / Meant To Be (Beth&Joe)
#2 Up To The Challenge (Sid&Lucas)
#3 Home to Stay (Willow&Randy)
#4 More To Give (Callie & Sam)

Bazen, kendiniz için en iyi olan şeyi tüm hayatınız boyunca ararsınız...


Hikayemiz esas kızımız Beth'in nişanlısı Lucas'ın ailesiyle tanışmak için Anchor Adası'na doğru yola çıkmasıyla başlıyor. Ancak iki sorun var, birincisi işkolik Lucas'ın "yine" işi çıktığı için Beth bu yolculuğu tek başına yapmak zorunda, ikincisi ise Beth'in deniz yolculuğu fobisi var. 

Feribota bindiğinde fobisi yüzünden paniğe kapılan Beth, bir köpekle ve onun gamzeli, yakışıklı sahibi Joe'yla tanışır. Hiç tanımadığı adamdan yanında durmasını ve onunla kafasını dağıtmak için konuşmasını ister. Sorun şu ki o sıkıntılı anda bile adamdan etkilenmiştir.
Hikayenin de dediği gibi; iki aşktan biri gerçekten imkansızsa seçim yapma şansı var mıdır?

Bu arada bir gerçek var ki kitabın arka kapağında yok ancak orijinal halindeki arka kapakta var imiş ve kitabın 20. sayfasında açıklanıyor. Bunu spoiler kabul etsem mi etmesem mi bilemedim, ama orijinal kapak arkasında bulunan ve kitabın 20. sayfasında açıklanan durumu spoiler olarak kabul edecekseniz aşağıdaki renkli yazılmış paragrafı okumadan bir aşağı atlamanızı öneririm. 



----
Tanıştığı adam ise üvey kardeşinin nişanlısını karşılamak için gelen Joe'dur. Ve Lucas'ın nişanlısının sarışın, sığ, aptal birini olduğunu düşünmektedir. Beth, durumun farkına varsa da Joe'yu utandırmamak için Lucas'ın nişanlısı olduğunu söylemez. Yani ortada bir kardeş durumu var. Ancak Lucas'la Joe arasında hiçbir kan bağı olmadığını da söylemek gerekiyor. Joe'nun babası Lucas'ın annesiyle evlenmiş çocuklar henüz çok küçükken. Bu konulara saplantılı değilim, asla okuyamam diyemem ama yer yer hikayenin tadını kaçırabiliyor kurgularda.

----



Kitabın adından da anlaşılacağı gibi Beth nişanlısı Lucas ve adalı Joe arasında kalır. Ama Lucas Beth'le adada buluşacağını söylese de işleri yüzünden gelir gelmez geri döner. Beth adayı tek başına keşfedecektir. 

Beth çocukluğundan beri hiçbir zaman kendi kararını uygulayamamıştır, kendini büyüten büyükannesi ve büyükbabasının isteğiyle hukuk fakültesine gitmiş, hırslı Lucas'la ilişki kurduktan sonra hep onun isteklerine "evet" demiştir. Hatta Lucas'la nişanlanmayı onu mutlu etmek için kabul etmiştir. Lucas'la Beth'in ilişkileri Lucas'ın istekleri ve öncelikleri üzerine kurulmuştur. Beth'in yaşamını, büyüme şartlarını, sonrasını öğrendiğimizde başkalarını mutlu etmeye endeksli bir hayat sürdüğünü ve bunu neden yaptığını kısmen öğreniyoruz. Bu kısımda Beth'in böyle olmasına neden olan olaylar biraz yüzeysel geçilmişti, ben daha derinlemesine okumak isterdim. 

Kitaptaki iki aşk arasında kalma durumu dışında çok güzel bir ada yaşamı vardı. Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları yazımda da adada geçen kitapları sevdiğimden bahsetmiştim. Anchor Adası da gerçekten okumaya değerdi. Özellikle okuduğum ada kitaplarından farklı olarak cep telefonunun çekmediği bir adayla karşı karşıyayız. Bu alışkın olmadığımız ayrıntıyı pek bir sevdim.

***
Su ve teknelerle çevrelenmiş küçük bir adada, müstakbel eşinin ailesiyle baş başaydı. Bir de çocukken kabuslarına giren öcü eklense her şey tam olacaktı.
"İşte buradasınız," dedi Joe arkalarından gelerek. 
Ve işte tüm elementler eksiksiz bir şekilde bir araya gelmişti.
***

Ek olarak adayı tehlikeye sokan bir durum vardı, o kısımdaki birlik beraberliği de ayrı bir sevdim, çabuk sonuca bağlansa da adaya ve adalılara dair detaylar güzel işlenmişti. 4 kitaplık bu serinin diğer kitaplarında yaşanacak aşkların kahramanlarıyla da (biri hariç) tanıştık. Özellikle 2. kitabı oldukça merak ediyorum. Çünkü bu kitabı da şenlendiren Sid karakterinin kitabı. 

Sid tam bir erkek fatma. Süslü hemcinslerinin aksine o bir tekne teknisyeni. Her daim at kuyruğu, kargo pantolonu ve yüzüne bulaşmış motor yağıyla geziyor. Ve oldukça bozuk bir ağzı var :) Kitabın ilk yarısında Sid'i sevip sevmediğimden pek emin değildim, ancak ikinci yarıda döktürerek kitaba inanılmaz bir tat kattı. İkinci kitapta onun erkek işi(!)hayatıyla kadın bedeni içinde olmak konusundaki çelişkilerini okumak istiyorum. 
Bu arada Beth'le Sid arasında kendimi gördüğüm bir konuşma geçti, gülerek okudum, onu da alıntı olarak veriyorum: 
"Ben sert bir kızım. Hayatımı motorlarla uğraşarak idame ettiriyorum, oltalarla ne yapılacağını biliyorum. Ama aynı zamanda yumuşak renkleri, hoş iç çamaşırlarını ve sıradan romans kitaplarını da severim." (...)
Beth gülümsedi. "Ben de tarihî, hatta ortaçağdan kalma şeyleri severim. Hiçbir şey geceleri bir kızı bir Highland savaşçısı kadar sıcak tutamaz.
Sid tekrar gülümsedi. "İskoç eteği iyidir, fakat ben s.ksi FBI ajanlarını tercih ederim."

Kitapta en çok sevdiğim şey ise Beth'in kendini bulması oldu. Yaşadığı şeyler ve bu değişim süreci yüzeysel geçilmiş olsa da başkaları için yaşamaktansa kendi için yaşamayı, başkalarını mutlu etmekten önce kendini mutlu etmeyi öğrenmesi kitaba dair en çok sevdiğim şeydi. Herkesin hayatına dair bu şeyleri sorguladığı bir zaman dilimi geliyor sanırım, tetikleyiciler ise başka başka. 

Kitap akıcı ve güzel bir şekilde ilerledi. Gittikçe gerilim arttı, olaylar yükseldi derken çok basit bir şekilde çözüldü düğümler. Ben kasırgalar kopmasını beklerken hafif bir rüzgarla kapandı sayfalar. 
Kitap boyunca belli bir şekilde bahsedilen ve lanse edilen bir karakterin başına taş düşmüş gibi bir değişim yaşaması büyük oranda inandırıcılıktan uzaktı. 

Yazarın akıcı bir dili var. Yetişkin sahneleri yok denecek kadar az, bu yüzden bu tarz kitaplarda yoğun yetişkin sahnelerden hoşlanmayanlar da İki Aşk Arasında'yı rahatça okuyabilir. Ayrıca yazar yer yer küfürlü ve argo kullanımdan kaçınmamış. Bazı yerlerde olaya yakışsa da bazı yerlerde acaba? dedim. 

Özgür olamayacaksan vahşi olmanın ne anlamı vardı ki?

Sonuç olarak, uzun zamandır doya doya kitap okuma fırsatım olmadığı ve bu kitabı doya doya okuyabildiğim için kitabı artı bir bakış açısıyla okudum. 
Onun dışında yukarıda bahsettiğim aksaklıklar dışında güzel bir ada hikayesiydi. Anchor Adası da kitaplarıyla konuk olmaya devam edeceğim adalardan biri olacak gibi görünüyor. 

Kapak konusunda da ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Nemesis Kitap son kitaplarında kapak tasarımı tarzında değişiklik yapmaya başladı. Her ne kadar konuyla birebir uygun olmasa da ben Nemesis'in rengarenk, yazlık, mutlu çiftlerle dolu, enerjik, pozitif kapaklarını seviyordum. Yeni desenler, motifler üzerine olan üzerinde kişi fotoğrafları olmayan kapaklarından nefret etmesem de eski kapakları daha bir beğendiğimi eklemek isterim. 

PUANIM: 4/5

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Haziran 2016 Perşembe

Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları



Aşk romanlarını okumak zaten güzelken bir de belli başlı yerlerde geçen ya da belli başlı konuları içeren kitapları okumak ayrı bir güzel oluyor.

Ben adada geçen kitaplara bayılırım. Bu ister bir ıssız ada olsun, ister tehlikeli, ister gizemli, ister neşeli insanların yaşadığı cıvıl cıvıl bir ada olsun. Son kategoriye giren aşk romanlarından ayrı bir hoşlanırım.

Bir adada büyümenin güzel yanlarından, yaşanan sorunlardan, dostluk ve komşuluk ilişkilerinden, doğallıktan, kısılmışlık hissinden, yani iyi ve kötü yanlarından bahseden kitapları okumak bana iyi hissettiriyor.

Bazı kitaplar belli bir ada, oradaki insanlar, hayatlar üzerine kurulmuş hikayelerdir, bazılarında ise karakterlerin oraya yolu düşüvermiştir. Ben ada hayatı, orada doğup büyümüş ya da oradan ayrı düşüp geri dönmüş insanlar üzerine olan serileri ayrı bir seviyorum. Bu yazıda iki tür kitaplardan da örnekler vereceğim.

Önceliği tur kitabımızın da çıkmış olduğu Nemesis Kitap'a vereyim.


İlk olarak bu yazıyı yazmama vesile olan tur kitabımız bir adada geçiyor. Anchor Adaları denen cep telefonunun bile çekmediği doğal bir mahremiyet bölgesinde yaşanan aşkları konu olan kitap, aynı şekilde devam edecek dört kitaplık bir seri aslında... Aynı zamanda "Adam, köpeğim ve teknem bana yeter," diyen bir esas oğlanın yaşadığı da bir ada. Kitaba dair genel yorumumuz için yarını bekleyin. ^_^


Rachel Gibson sevilen yazarlardan birisi. Tesadüfler Adası adlı kitap adaya yolu düşenler dediğim kategoriye giren kitaplardan. Bir ada, eski bir süpermodel, hükümet adına gizli işler yapan bir adam ve okyanus ortasında mahrum kaldıkları bir tekne... Hem oldukça eğlenceli, hem oldukça uç konusu olan bir kitap :) 


Deniz fobisi olmasına rağmen dayısının vasiyeti üzerine onun küllerini savurmak için Virginia Adaları'na giden Juli, kiraladığı tekne yerine yanlış tekneye binince olaylar  gelişir.
Bu kitap benim de okuma listemde ^_^

Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole.
Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte'tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.
Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole'ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak.
Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?



Bana tek bir ada kitabı seç deseniz bu seriyi seçerim. Yazarın dili, karakterler, hikayeler, Gansett Adası... Her şeyiyle sevdiğim bir seri. 
Blogda yazarla röportajimi ve yorumlarimi okuyabilirsiniz.


                             Marie Force Röportajı


Aile dram okumayı sevmeyen benim bile favorilerim arasına girmiş kitaplardan biri. Savaş dönemi Bora Bora Adası'na göreve giden bir hemşire ve askerin günümüze uzanan aşkları. Bu tarz kitapları sevenler kesinlikle bir şans vermeli. 


Sherryl Woods'un Chesapeake kıyıları serisi bazı yönleriyle sevdiğim bazı yönleriyle ortalama bulduğum bir seri. Eleştirilerim olsa da devamını okumak istiyordum ancak 3 yıldan fazladır serinin 3. Kitabı çıkmadı :( 
Hem aşkın, hem ailevi ilişkilerin, hem ada yaşantısının bolca bulunduğu bir seri.
Denemeye değer.
Serinin ilk iki kitabına yorumum için:



Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.
1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…
2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Kır Çiçeği Tepesi kitabıyla sevilen yazar Kimberley Freeman'ın Avustralya'da Kor Adası'nda geçen aile dram türündeki kitabı.
Bu kitaba dair Fighting Blogundan detaylı Bir yorum okumak için Tık Tık!

♡♡♡♡

Bunlar dışında Lisa Kleypas'ın San Juan adasındaki Friday Harbor’da geçen Yalnızlar Adası kitabıyla, Corina Bomann'ın Sri Lanka'da geçen ilgi çekici kitabı Kelebek Adası kitabı da sayılabilir.

Elbette bu konuda çok fazla kitap var. Ben sadece bazılarından bahsettim.
Siz adada geçen hikayeleri sever misiniz? 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »