15 Temmuz 2021 Perşembe

Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski (BCP Mart)


Merhabalar, 
Blogları Canlandırma Projesi kapsamında her ay  o ayın konusuyla ilgili yazı yazıyordum ve bu beni mutlu ediyordu. Ancak araya bir yakınımın hastalığı ve vefatı girdi, zor zamanlardı; biraz geri kaldım. Önceki aylara dair yazılarımı seri bir şekilde girip günceli yakalamak istiyorum. Çünkü bu projeye devam etme niyetindeyim. Başlayalım. 

BCP Mart ayı için bir süre önce başladığım ancak yarım kalan bir kitabımı seçtim. Bu sayede kitabımı da tamamlamış bulunuyorum. Mart ayı temamız "Kadın" idi. 
"Malumunuz bu ay 8 mart Dünya Kadınlar Günü'nü de bünyesinde barındırıyor. Bu sebeple mart ayı temamız Kadın.  O yüzden okuyacağımız ve izleyeceğimiz içerikler kadınları temel alıyor olacak. Konusu kadınlar üzerine olan ya da kadınlar tarafından hayata geçirilmiş içerikler bu temaya dahildir. Özellikle son zamanlarda yaşananlarla da bu tema daha da işlenmesi, konuşulması gereken bir hâl alıyor." diye özetlemiştim 
BCP ile ilgili bilgi almak için buraya TIKLAYABİLİRSİNİZ.




Kitap Adı: Freud'un Kız Kardeşi
Yazar: Goce Smilevski
Çevirmen: Levent Ademov
Yayınevi: Nemesis Kitap
Orijinal Adı: Sestrata na Zigmund Frojd
Basım: 1. Baskı - Ekim 2013 / 2-5. Baskı - Aralık 2013
Sayfa Sayısı: 243

"Herkes burada ama sen kendine çok fazla baktığından diğerlerini göremiyorsun."

Bir dönem psikolojiye 'sözde' de olsa kıyısından köşesinden dokunan kitapları toplama huyum vardı. Henüz çok seçici değildim bu konuda. Bu kitabı da öyle bir zamanda almıştım. Hata etmişim. Sonda söylemem gerekeni başta söyledim sanırım. Ups.

Kadın teması altında seçme nedenim ise kitap adından da anlaşılabileceği gibi bir kadını konu alıyor ve o kadının bakış açısıyla, onun maceralarını anlatıyor. Nedenim buydu.
Kitabın enteresan bir olay anlatma sırası var. Daha doğrusu pek sırası yok. 

Kitap Freud'un dört kız kardeşinden biri olan Adolfina'nın ağzından anlatılıyor. Hikaye öyle bir başlıyor ki hepsinin yaşlılık yılları ve 2. Dünya Savaşı zamanları. Yahudilere uygulanan zulümden onlar da zarar görüyorlar. Bazı nüfuzlu Yahudiler diğer Avrupa ülkelerine çıkarılabiliyorlar. Freud'a da bu ayrıcalık tanınıyor ve arka kapakta da yazdığı gibi yanında götürmek istediği kişiler listesine eşi, çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri hatta köpeğini bile eklemesine rağmen kız kardeşlerini eklemez. Kız kardeşleri ne kadar yalvarsalar da onlara, bir tehlike olmadığını söyler. 

Minik bir not: Burada Adolfina kardeşi Freud'la rüyasında bir nevi hesaplaşır. Freud pişmandır ve Adolfina ona "Affedilecek bir şey yok. Yaptığın hiçbir şey yok. İyi bir şey yapma imkanını kaçırdın o kadar." diyor. Enteresan ve insanı bir anlığına düşündüren bir bakış açısı. Ama çok düşününce insanı yaptığı kötülüğün sorumluluğundan uzaklaştıracak bir parça da sıkıntılı bir bakış açısı bana göre. 

Hikayeye dönersek, kardeşler Freud Londra'ya gittikten kısa bir süre sonra toplama kampına gönderilirler. Adolfina kız kardeşlerinden de ayrı düşer bu süreçte. Bu kısma kadar Adolfina'nın çocukluk ve gençlik yıllarına, kardeşi Freud'la ilgili anılarına dair geçmişe dönüşlere yer veriliyor.

Tam kitap kendi ritmine oturdu, 2. Dünya Savaşı zamanları ve Freud ailesinin erken yıllarını konu alıyor ve bu şekilde devam edecek diye düşündüğünüz anda ise komple çocukluk ve gençlik yıllarına döndü. Geçmişte devam ettik, gelecek tamamen silindi. Adolfina'nın Freud'la çocukluktan beri olan yakın ilişkisi, annesi ve babasıyla ilişkisi, arkadaşları... Bunları okumaya başladık. Ve bir daha baştaki kısım haricinde 2. Dünya Savaşı zamanlarına dönmedik. Arka kapak yazısı bir parça yanıltıcı yani. 

Kitap bir anda çocukluk, gençlik, yaşlılık olarak devam etti Adolfina'nın bakış açısından. Çocukluk yıllarında kardeşi Sigmund'la herkesten ayrı bir ilişkisi var Adolfina'nın ki bu ilişki de bir parça analize muhtaç bence. Ama annesinin gölgesi var hep üzerlerinde. Oğlunu çok seven ve onun "bir şey" olacağına inanan annesi kendine daha kolay bir hedef olarak hep Adolfina'yı alıyor ve zehrini sürekli ona akıtıyor. Bu kısımları okumak benim için çok zor oldu çünkü insanı etkiliyor.  Bir annenin çocuğuna asla söylememesi gereken çok şey söyleniyor ve yapmaması gereken çok şey yapılıyor. Ve Adolfina'yla çok daha yakın olduğu halde Freud hiçbir şey yapmıyor... 

Adolfina çok anaç bir karakter. Çocuk sahibi olmak istemesi, emzirmeyle ilgili gördüğü psikanalitik rüyalar, biriktirdiği bebek kıyafetleri... Ve annesinin sadece keşke seni hiç doğurmasaydım dediği Adolfina'yla ilgili değil kadınlıkla da ilgili korkunç fikirleri var. 
Çok ufak bir parça vermek istiyorum: "Artık borcunu bilmek zorundasın. Her kadının temel borcu; kendi hayatın için yeni hayatlar doğurarak ödeyeceğin borç."

Kardeşinin okulu, işi ve daha sonra evliliği nedeniyle ondan kopan Adolfina ne kadar uzaklaşmak istese de hep annesinin yanında buluyor kendini. Kız kardeşleriyle ilişkilerinin yanı sıra edindiği arkadaşlardan da bahsediliyor. 

Sara'nın hikayesi üzücü olsa da ben en çok Klara karakterini sevdim kitapta. Klara'nın , Gustav Klimt adında sürekli birileriyle düşüp kalkan ve sonra bunları kardeşi ve arkadaşlarının olduğu sosyal etkinliklerde anlatan bir ağabeyi var, bir de bahsetmekten hiç hoşlanmadığı kendisine şiddet gösteren bir annesi. Gustav'ın ünlü bir ressam olması, Klara'ya bir faydasının dokunmaması ve anne figürü Adolfina'nın yaşadıklarıyla paralel aslında. 

Klara o dönem kadın hakları için çok çabalıyor. Çabası bana çok anlamlı ve güzel gelmişti. 
Klara diyor ki; "Belli ki biz kadınlar, bu zamanın ve dünyanın bize vermek istemediği şeyi, kendimiz almak zorundayız." Çok zorluklar çekiyor, hatta bir yerde Freud'la da bu konuyu tartışıyorlar. Şu an bu konuları araştıran kişilerin adını kesinlikle duyduğu Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi - Mary Wallstonecraft kitabından da bahsediliyor. Bu detayları çok sevmiştim. 
Ufak bir not olarak şunu da ekleyeyim; Klara da bu kitabın adının Freud'un kız kardeşi değil de Adolfina olması gerektiği konusunda benimle hem fikir olurdu sanırım. Kadınların birinin bir şeyi olarak konumlandırılıp isimsiz bırakılmasından hoşlanmazdı. 

"Bütün normal insanlar aynı şekilde normaldir; ama her deli insan kendine özgü bir şekilde delidir."

Dönemle ilgili de epey bilgi sahibi oluyoruz. Mesela Klara sayesinde o dönemde bir kadının akıl hastanesine yatırılması için eşinin beyanının ya da miras istediği için erkek kardeşlerinin beyanının yeterli olduğu ve akıl hastanelerinin sağlıklı kadınlarla dolu olduğu bilgisini öğrenmemiz gibi. 

İlerleyen kısımlarda Klara ve onu takip edecek şekilde Adolfina kendilerini akıl hastanesinde buluyorlar. Aslında orada bir nevi hayattan ve gerçeklerden kaçmak için kendi istekleriyle bulunuyorlar. Bu sefer Freud'dan çok daha farklı bir hasta yaklaşımı olan Dr. Goethe ve oradaki hastaların günlük hayatlarını okumaya başlıyoruz.

Kitabın bir amacı yok gibi ilerliyor. Düzgün bir giriş gelişme sonuç da yok.  Evet bazı olaylar güzeldi, evet bu kısmı heyecanlıydı dediğiniz yerler oluyor ama neden okuduğunuz konusunda size bir şey vermiyor kitap. Adolfina'nın yıllar geçtikten sonra unutmamak için oturup yazdığı günlüğünü okumuş gibi bir his bırakıyor. 


Okuduğum süre boyunca ben bu kitabı sevmedim diye tekrarlasam da kendime, sırf nereye bağlanacağını merak ettiğim için devam ettiğim bir kitaptı. Ve bir yere bağlanmadı. (çekirge sesleri) 
Ama okuduğuma pişman mıyım? Enteresan bir şekilde hayır. 
Kitapla ilgili karmaşık duygular içindeyim kısaca.
Tekrar okur muyum? Hiç sanmıyorum.

Sevgiler. :* 




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

7 Ocak 2019 Pazartesi

Aralık 2018 İdefix Kitap Alışverişim ^^

Merhabalar :)
1 yıllık kitap detoksundan sonra yeniden kitap almaya başladım. Önceliği yeni kitaplardan çok, sevdiğim ve serisini tamamlamak istediğim yazarlara verdim. Bu süreçte insanı en çok zorlayan şey tükenmiş olan kitaplar oluyor tabii ki.

Siparişimi İdefix'ten verdim. Fiyatları diğer sitelere göre daha iyiydi. Ek olarak bir sonraki siparişimde kullanmak üzere 15TL lik de bir indirim kazandım.
Az önce de belirttiğim gibi önceliği 'nasılsa ben bu kitabı alacağım' dediklerime verdim. Ve tarihi aşk romanlarını çok özlediğim için bu siparişte onlara torpil geçmiş olabilirim. :p




Monica McCarty, Koridor Yayınları'nın gözbebeği yazarlarından biriydi. Koridor'un Tarihi aşk romanı basmayı bırakmasından sonra birçok yazar öksüz kaldı. Bir kısmı ise bazı yayınevlerince evlat edindi neyse ki. Monica ise Nemesis'e geçti. Nemesis Kitap düzenli bir şekilde yazarın kitaplarını çıkarıyor. Bende eksik 3 kitap vardı. İskoç Sürgünü, İskoç Esareti ve Aziz. İskoç Esareti sonradan temin edilip gönderildi, aşağıda göreceğiz onu. Not olarak şunu da ekleyeyim yayınevi İki Aşk Arasında'yı tekrar bastı, daha önce Koridor'dan temin ettiyseniz aman dikkat!


Victoria Alexander'ın ilk çıkan serisinin dört kitabı da elimde var. Yeni çıkan bu serisini de edinmek istedim. İlk kitap Evlilik Oyunu, ikinci kitap ise Müstakbel Koca Listesi. Evlilik Oyunu sonradan temin edilip gönderildiği için onu aşağıda göreceğiz ;) Müstakbel Koca Listesi'nin kapağı gerçekten son zamanlarda gördüğüm en güzel tarihi aşk romanı kapaklarından biri. Çok beğendim. Sizce nasıl? 


Lisa Kleypas'ın elimde olmayan Suya Yazılan Hayaller kitabını aldım. Yine elimde olmayan Aşkın Son Yankısı kitabını bir önceki siparişimde almıştım. Friday Limanı serisinin kitapları bunlar. 


Sarah Maclean benim kalemini gerçekten sevdiğim bir yazar. Elimde sadece bu iki kitabı eksikti. Böylece kendisinin çıkan kitapları içinde eksiğim kalmadı. 


Bu serinin elimde olmayan tek kitabı. Hey gidi ejderhalar, kaç sene oldu...


Bunlar ise sonradan temin edilip gönderilen kitaplarım. Biri İskoç Esareti. Diğeri ise seri başlangıcı Evlilik Oyunu. İşte bu kitapla ilgili söylemek istediğim birkaç şey var. Öncelikle Pegasus iyi hoş derken gerek fiyat politikasıyla, gerek serileri yarım bırakmaya başlamasıyla, gerekse kitap boyutu konusundaki kararsızlığıyla epey gözden düştü. Evlilik Oyunu araboy bir kitap. Serinin ikinci kitabı Müstakbel Koca Listesi ise standart boy. Serinin yanyana duruşu ise kabus. Aynı durum SEP'in Taş Bebek ve Bayan Ukala kitapları için de geçerli. -_-
Ayrıca Evlilik Oyunu kitabının Elizabeth Boyle'un Evcilik Oyunu kitabıyla hem isim,hem kapak olarak benzerliği çok enteresan... 


Genel anlamda beni mutlu eden bir alışveriş oldu. Ayrıca kitap alışverişi yazısı yazmayı özlemişim. :) 
Sevgiler. 






Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Mart 2017 Perşembe

CNR'A GİTMEDİM KONULU KİTAP ALIŞVERİŞİ

Selamlar, 
Açıldığından beri hiç kaçırmadan her sene gittiğim CNR Kitap Fuarı'na bu sene gitmedim. Bu sene Tüyap'a da gitmedim. Nedense fuarları çok seven benim hiç canım istemedi. Ama tam da CNR'a denk gelen dönemde Kitap Yurdu  ve Okuoku'dan kitap siparişi verdim. 

İlk olarak kitap yurdu siparişimle başlayayım. 



NTV Yayınları güzel çizgi romanlar basıyor. Agatha Christie gibi klasik polisiye çizgi romanlarına da el attıklarını biliyordum ancak Sherlock Holmes çıkarmış olduklarını bilmiyordum. Geçenlerde canlarım Fighting & Evil'in Dünyası blogunun sahibeleri Esram ve Kübram bana çizgi roman serisinin ilk kitabı Kızıl Dosya'yı hediye ettiler. Ne kadar şaşırıp sevindiğimi varın siz düşünün. Ben de serinin geri kalan çizgi romanlarını almaya karar vermiştim ve bu siparişimde de bu üçlüyü aldım. *_*


Sonuç çok hoş bir şey oldu +_+ 


Oyun serisi de olan The Witcher kitaplarını okumayı zaten çok istiyordum. Basıldığına o kadar seviniyorum ki. Oynamak dışında okumanın daha bir güzel olacağına dair bir his var içimde. 


Yahu ne kadar tatlı görünen ve isimlendirilen bir seridir bu Artemis! ^_^
Bir süredir almak istediğim bir kitaptı bu. Yanılmıyorsam bir ana bir yan serisi bulunuyor. İlk kitabı aldım. 


Serilerin sıralamasını da merak edenler için bu resmi buraya bırakıyorum. 


Shakespeare ya da klasikleşmiş yazar&karakterlerle ilgili güncel kurguları, zaman yolculuğu hikayelerine bir çekim duyduğum gerçek. :) 
Bu kitap da zaman yolculuğuyla geçmişe giden oyuncu kızımızın bir papaz olan Shakespeare'i baştan çıkarmaya çalışmasını anlatıyormuş. 


Tesadüfen görüp konusunu beğendiğim için almıştım. Çok ilgi çekici bir konusu var. Bakalım beğenecek miyim?


Her fuara gidişimde illa ki Nemesis'ten bolca alışveriş yapardım. Bu kez eksik olmasın değil mi? :) 
Bu kitapları bir önceki fuarlarda alamamıştım. İyi oldu bence. 


Kitap yurdu alışverişimi toplu halde gösterdikten sonra geçiyorum Okuoku alışverişime. 



Aslında bu alışverişin yegane amacı 9.90 indirimine giren Uzak Yıldızlar'dı. Seriden eksik kitabım kalmamış oldu. 


Aşk Peşinde Bir Yıl yine görüp konusunu beğendiğim için aldığım kitaplardan biriydi. Hiç aklımda yoktu. Annesinin vefatından sonra 1 yıl içerisinde çocukken yaptığı ölmeden yapılacaklar listesini gerçekleştirmesi gereken bir kadının hikayesini anlatıyor. 

Tearling Kraliçesi ise henüz ülkemizde yayınlanmadan gözüme kestirdiğim kitaplardan biriydi. Ama bizdeki kapağını hiç sevmedim. Yurt dışı kapağıyla aşk yaşıyordum açıkçası. 


Orijinal kapak buydu. Ben oradan buradan resim çalıp çırpmayayım dedim ama ciltli baskıyla bu kapak harika durmuş, yandan görünüşü de çok güzeldi. Bunun yanında bizdeki maalesef hayal kırıklığı oldu. Yine de okumak istediğim için aldım. 


Dex'ten de seri devamlarımı aldım. Oyuncu, Sağdıç'a göre çok daha kalındı, şaşırdım. 



Aşk Ve Gurur da Okuoku'nun hediyesiydi. Geçen sefer de Lady Chatterley'in Aşığı'nı göndermişlerdi sağolsunlar. Martı Yayınları'nın yeni ciltli baskılarına yer açmak için mi bilemedim ama ben o yeni baskıları hiç beğenmedim. Martı'yı severim ama olmamış :/
Ama hediyem ve sunumu çok hoş ^_^
Teşekkürler Okuoku.


Okuoku alışverişim ise bu şekildeydi. 


Aldığım tüm kitapları da burada toplucana görebilirsiniz. 
Sizin bu kitaplar içerisinde okumak istedikleriniz, merak ettikleriniz var mı?
Sevgiler:*

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

3 Haziran 2016 Cuma

İki Aşk Arasında - Terri Osburn (Anchor Island #1)


Kitap Adı: İki Aşk Arasında
Yazar: Terri Osburn
Orijinal Adı: Meant To Be
Çeviri: Burcu Gönül
Yayınevi: Nemesis Kitap
 Sayfa Sayısı: 358
Basım: Mayıs 2016
Seri: Anchor Island #1


Seri Sıralaması
#1 İki Aşk Arasında / Meant To Be (Beth&Joe)
#2 Up To The Challenge (Sid&Lucas)
#3 Home to Stay (Willow&Randy)
#4 More To Give (Callie & Sam)

Bazen, kendiniz için en iyi olan şeyi tüm hayatınız boyunca ararsınız...


Hikayemiz esas kızımız Beth'in nişanlısı Lucas'ın ailesiyle tanışmak için Anchor Adası'na doğru yola çıkmasıyla başlıyor. Ancak iki sorun var, birincisi işkolik Lucas'ın "yine" işi çıktığı için Beth bu yolculuğu tek başına yapmak zorunda, ikincisi ise Beth'in deniz yolculuğu fobisi var. 

Feribota bindiğinde fobisi yüzünden paniğe kapılan Beth, bir köpekle ve onun gamzeli, yakışıklı sahibi Joe'yla tanışır. Hiç tanımadığı adamdan yanında durmasını ve onunla kafasını dağıtmak için konuşmasını ister. Sorun şu ki o sıkıntılı anda bile adamdan etkilenmiştir.
Hikayenin de dediği gibi; iki aşktan biri gerçekten imkansızsa seçim yapma şansı var mıdır?

Bu arada bir gerçek var ki kitabın arka kapağında yok ancak orijinal halindeki arka kapakta var imiş ve kitabın 20. sayfasında açıklanıyor. Bunu spoiler kabul etsem mi etmesem mi bilemedim, ama orijinal kapak arkasında bulunan ve kitabın 20. sayfasında açıklanan durumu spoiler olarak kabul edecekseniz aşağıdaki renkli yazılmış paragrafı okumadan bir aşağı atlamanızı öneririm. 



----
Tanıştığı adam ise üvey kardeşinin nişanlısını karşılamak için gelen Joe'dur. Ve Lucas'ın nişanlısının sarışın, sığ, aptal birini olduğunu düşünmektedir. Beth, durumun farkına varsa da Joe'yu utandırmamak için Lucas'ın nişanlısı olduğunu söylemez. Yani ortada bir kardeş durumu var. Ancak Lucas'la Joe arasında hiçbir kan bağı olmadığını da söylemek gerekiyor. Joe'nun babası Lucas'ın annesiyle evlenmiş çocuklar henüz çok küçükken. Bu konulara saplantılı değilim, asla okuyamam diyemem ama yer yer hikayenin tadını kaçırabiliyor kurgularda.

----



Kitabın adından da anlaşılacağı gibi Beth nişanlısı Lucas ve adalı Joe arasında kalır. Ama Lucas Beth'le adada buluşacağını söylese de işleri yüzünden gelir gelmez geri döner. Beth adayı tek başına keşfedecektir. 

Beth çocukluğundan beri hiçbir zaman kendi kararını uygulayamamıştır, kendini büyüten büyükannesi ve büyükbabasının isteğiyle hukuk fakültesine gitmiş, hırslı Lucas'la ilişki kurduktan sonra hep onun isteklerine "evet" demiştir. Hatta Lucas'la nişanlanmayı onu mutlu etmek için kabul etmiştir. Lucas'la Beth'in ilişkileri Lucas'ın istekleri ve öncelikleri üzerine kurulmuştur. Beth'in yaşamını, büyüme şartlarını, sonrasını öğrendiğimizde başkalarını mutlu etmeye endeksli bir hayat sürdüğünü ve bunu neden yaptığını kısmen öğreniyoruz. Bu kısımda Beth'in böyle olmasına neden olan olaylar biraz yüzeysel geçilmişti, ben daha derinlemesine okumak isterdim. 

Kitaptaki iki aşk arasında kalma durumu dışında çok güzel bir ada yaşamı vardı. Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları yazımda da adada geçen kitapları sevdiğimden bahsetmiştim. Anchor Adası da gerçekten okumaya değerdi. Özellikle okuduğum ada kitaplarından farklı olarak cep telefonunun çekmediği bir adayla karşı karşıyayız. Bu alışkın olmadığımız ayrıntıyı pek bir sevdim.

***
Su ve teknelerle çevrelenmiş küçük bir adada, müstakbel eşinin ailesiyle baş başaydı. Bir de çocukken kabuslarına giren öcü eklense her şey tam olacaktı.
"İşte buradasınız," dedi Joe arkalarından gelerek. 
Ve işte tüm elementler eksiksiz bir şekilde bir araya gelmişti.
***

Ek olarak adayı tehlikeye sokan bir durum vardı, o kısımdaki birlik beraberliği de ayrı bir sevdim, çabuk sonuca bağlansa da adaya ve adalılara dair detaylar güzel işlenmişti. 4 kitaplık bu serinin diğer kitaplarında yaşanacak aşkların kahramanlarıyla da (biri hariç) tanıştık. Özellikle 2. kitabı oldukça merak ediyorum. Çünkü bu kitabı da şenlendiren Sid karakterinin kitabı. 

Sid tam bir erkek fatma. Süslü hemcinslerinin aksine o bir tekne teknisyeni. Her daim at kuyruğu, kargo pantolonu ve yüzüne bulaşmış motor yağıyla geziyor. Ve oldukça bozuk bir ağzı var :) Kitabın ilk yarısında Sid'i sevip sevmediğimden pek emin değildim, ancak ikinci yarıda döktürerek kitaba inanılmaz bir tat kattı. İkinci kitapta onun erkek işi(!)hayatıyla kadın bedeni içinde olmak konusundaki çelişkilerini okumak istiyorum. 
Bu arada Beth'le Sid arasında kendimi gördüğüm bir konuşma geçti, gülerek okudum, onu da alıntı olarak veriyorum: 
"Ben sert bir kızım. Hayatımı motorlarla uğraşarak idame ettiriyorum, oltalarla ne yapılacağını biliyorum. Ama aynı zamanda yumuşak renkleri, hoş iç çamaşırlarını ve sıradan romans kitaplarını da severim." (...)
Beth gülümsedi. "Ben de tarihî, hatta ortaçağdan kalma şeyleri severim. Hiçbir şey geceleri bir kızı bir Highland savaşçısı kadar sıcak tutamaz.
Sid tekrar gülümsedi. "İskoç eteği iyidir, fakat ben s.ksi FBI ajanlarını tercih ederim."

Kitapta en çok sevdiğim şey ise Beth'in kendini bulması oldu. Yaşadığı şeyler ve bu değişim süreci yüzeysel geçilmiş olsa da başkaları için yaşamaktansa kendi için yaşamayı, başkalarını mutlu etmekten önce kendini mutlu etmeyi öğrenmesi kitaba dair en çok sevdiğim şeydi. Herkesin hayatına dair bu şeyleri sorguladığı bir zaman dilimi geliyor sanırım, tetikleyiciler ise başka başka. 

Kitap akıcı ve güzel bir şekilde ilerledi. Gittikçe gerilim arttı, olaylar yükseldi derken çok basit bir şekilde çözüldü düğümler. Ben kasırgalar kopmasını beklerken hafif bir rüzgarla kapandı sayfalar. 
Kitap boyunca belli bir şekilde bahsedilen ve lanse edilen bir karakterin başına taş düşmüş gibi bir değişim yaşaması büyük oranda inandırıcılıktan uzaktı. 

Yazarın akıcı bir dili var. Yetişkin sahneleri yok denecek kadar az, bu yüzden bu tarz kitaplarda yoğun yetişkin sahnelerden hoşlanmayanlar da İki Aşk Arasında'yı rahatça okuyabilir. Ayrıca yazar yer yer küfürlü ve argo kullanımdan kaçınmamış. Bazı yerlerde olaya yakışsa da bazı yerlerde acaba? dedim. 

Özgür olamayacaksan vahşi olmanın ne anlamı vardı ki?

Sonuç olarak, uzun zamandır doya doya kitap okuma fırsatım olmadığı ve bu kitabı doya doya okuyabildiğim için kitabı artı bir bakış açısıyla okudum. 
Onun dışında yukarıda bahsettiğim aksaklıklar dışında güzel bir ada hikayesiydi. Anchor Adası da kitaplarıyla konuk olmaya devam edeceğim adalardan biri olacak gibi görünüyor. 

Kapak konusunda da ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Nemesis Kitap son kitaplarında kapak tasarımı tarzında değişiklik yapmaya başladı. Her ne kadar konuyla birebir uygun olmasa da ben Nemesis'in rengarenk, yazlık, mutlu çiftlerle dolu, enerjik, pozitif kapaklarını seviyordum. Yeni desenler, motifler üzerine olan üzerinde kişi fotoğrafları olmayan kapaklarından nefret etmesem de eski kapakları daha bir beğendiğimi eklemek isterim. 

PUANIM: 4/5

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Haziran 2016 Perşembe

Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları



Aşk romanlarını okumak zaten güzelken bir de belli başlı yerlerde geçen ya da belli başlı konuları içeren kitapları okumak ayrı bir güzel oluyor.

Ben adada geçen kitaplara bayılırım. Bu ister bir ıssız ada olsun, ister tehlikeli, ister gizemli, ister neşeli insanların yaşadığı cıvıl cıvıl bir ada olsun. Son kategoriye giren aşk romanlarından ayrı bir hoşlanırım.

Bir adada büyümenin güzel yanlarından, yaşanan sorunlardan, dostluk ve komşuluk ilişkilerinden, doğallıktan, kısılmışlık hissinden, yani iyi ve kötü yanlarından bahseden kitapları okumak bana iyi hissettiriyor.

Bazı kitaplar belli bir ada, oradaki insanlar, hayatlar üzerine kurulmuş hikayelerdir, bazılarında ise karakterlerin oraya yolu düşüvermiştir. Ben ada hayatı, orada doğup büyümüş ya da oradan ayrı düşüp geri dönmüş insanlar üzerine olan serileri ayrı bir seviyorum. Bu yazıda iki tür kitaplardan da örnekler vereceğim.

Önceliği tur kitabımızın da çıkmış olduğu Nemesis Kitap'a vereyim.


İlk olarak bu yazıyı yazmama vesile olan tur kitabımız bir adada geçiyor. Anchor Adaları denen cep telefonunun bile çekmediği doğal bir mahremiyet bölgesinde yaşanan aşkları konu olan kitap, aynı şekilde devam edecek dört kitaplık bir seri aslında... Aynı zamanda "Adam, köpeğim ve teknem bana yeter," diyen bir esas oğlanın yaşadığı da bir ada. Kitaba dair genel yorumumuz için yarını bekleyin. ^_^


Rachel Gibson sevilen yazarlardan birisi. Tesadüfler Adası adlı kitap adaya yolu düşenler dediğim kategoriye giren kitaplardan. Bir ada, eski bir süpermodel, hükümet adına gizli işler yapan bir adam ve okyanus ortasında mahrum kaldıkları bir tekne... Hem oldukça eğlenceli, hem oldukça uç konusu olan bir kitap :) 


Deniz fobisi olmasına rağmen dayısının vasiyeti üzerine onun küllerini savurmak için Virginia Adaları'na giden Juli, kiraladığı tekne yerine yanlış tekneye binince olaylar  gelişir.
Bu kitap benim de okuma listemde ^_^

Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole.
Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte'tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.
Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole'ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak.
Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?



Bana tek bir ada kitabı seç deseniz bu seriyi seçerim. Yazarın dili, karakterler, hikayeler, Gansett Adası... Her şeyiyle sevdiğim bir seri. 
Blogda yazarla röportajimi ve yorumlarimi okuyabilirsiniz.


                             Marie Force Röportajı


Aile dram okumayı sevmeyen benim bile favorilerim arasına girmiş kitaplardan biri. Savaş dönemi Bora Bora Adası'na göreve giden bir hemşire ve askerin günümüze uzanan aşkları. Bu tarz kitapları sevenler kesinlikle bir şans vermeli. 


Sherryl Woods'un Chesapeake kıyıları serisi bazı yönleriyle sevdiğim bazı yönleriyle ortalama bulduğum bir seri. Eleştirilerim olsa da devamını okumak istiyordum ancak 3 yıldan fazladır serinin 3. Kitabı çıkmadı :( 
Hem aşkın, hem ailevi ilişkilerin, hem ada yaşantısının bolca bulunduğu bir seri.
Denemeye değer.
Serinin ilk iki kitabına yorumum için:



Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.
1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…
2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Kır Çiçeği Tepesi kitabıyla sevilen yazar Kimberley Freeman'ın Avustralya'da Kor Adası'nda geçen aile dram türündeki kitabı.
Bu kitaba dair Fighting Blogundan detaylı Bir yorum okumak için Tık Tık!

♡♡♡♡

Bunlar dışında Lisa Kleypas'ın San Juan adasındaki Friday Harbor’da geçen Yalnızlar Adası kitabıyla, Corina Bomann'ın Sri Lanka'da geçen ilgi çekici kitabı Kelebek Adası kitabı da sayılabilir.

Elbette bu konuda çok fazla kitap var. Ben sadece bazılarından bahsettim.
Siz adada geçen hikayeleri sever misiniz? 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »