19 Eylül 2017 Salı

Shakespeare'i Öpmek - Pamela Mingle


Kitap Adı: Shakespeare'i Öpmek
Yazar: Pamela Mingle
Orijinal Adı: Kissing Shakespeare
Çeviri: Burcu Bingül
Yayınevi: Altın Kitaplar
 Sayfa Sayısı: 336
Basım: 2014

Beni çok kolay tavlayan kitaplar vardır. Belli konuları gördüğümde hemen atlarım. 
Zaman yolculuğu teması da bunlardan biridir. 
Zaman yolculuğuna Shakespeare, onu baştan çıkarmak gibi bir misyon da eklenince ve de kitap 9,90 indirimine girmiş olunca tarafımca hemen alınmıştır, arz  ederim. 

Miranda, Hırçın Kız adlı Shakespeare oyununda başrol oynamaktadır. Ancak oynadığı rol yıllarca annesi tarafından oynanmış, resmen onunla özdeşleşmiştir. Mesleki açmazlar içinde olan Miranda, zamanda yolculuk yapan Stephen tarafından 1581 yılına götürülür. 
Genç William Shakespeare bir rahibin etkisi altına girmek üzeredir. Eğer rahip olursa günümüze miras kalmış tüm eserleri de yok olacaktır. Geçmiş değişmek üzeredir ve Miranda'nın görevi genç Shakespeare'i baştan çıkararak rahip olmasını engellemektir. 
Ancak bu görev göründüğünden daha büyük tehlikeler içermektedir. 


Böyle bir konusu olan bir kitaba karşı koymak mümkün müdür? 
Konusu bu kadar ilgi çekici kitap maalesef inanılmaz acemi bir giriş yaptı. Kitabı okumadan önce yazarın emekli öğretmen olduğunu okumamış olsam kendisini 18-25 yaşları arasında zannederdim. 
Bu yaşlar arasındaki birinin ilk kitabını andıran bir dili vardı. Bu dil şükür ki sayfalar ilerledikçe gelişti. 

Yazar başlarda pek tasvir kullanmamayı tercih ettiği için doldurulamayan olaylar hızlıca geçiyormuş izlenimi veriyordu. 
Karakterler de bu acemilikten nasibini almıştı. Özellikle başlarda Flash TV oyuncusu gibi bir halleri vardı, inandırıcılıktan uzaktılar. Sonrasında ya yazar kalemi daha düzgün tutmaya başladı ya da ben bu duruma alıştım. Çünkü düzeliverdi her şey. Sadece Stephen'a başlarda verilen görevler üzerine o kadar oturmuştu ki, sonraki değişiklikler üzerinde eğreti durdu ne yazık ki. 

Yarıdan sonra kitap daha hoş bir hal aldı. 
Bazı kısımlarda ise kalbimi kırdı. :/

Döneme özgü güzel ayrıntılar verdiği, çarpıcı olaylar ele aldığı ise yadsınamaz.

Tüm eksiklerine rağmen okumaktan pişman olmadığım bir kitap oldu. 


Yazarın kitapları ise bu şekilde. Gurur ve Önyargı'ya da el attığı bir kitabı mevcut. Son iki kitapsa bir tarihi romans serisi. Yazarın diğer kitaplarını da denemek isterim. 

Bu kitabın kapağı da fena değildi, ben beğendim. 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Mart 2017 Perşembe

CNR'A GİTMEDİM KONULU KİTAP ALIŞVERİŞİ

Selamlar, 
Açıldığından beri hiç kaçırmadan her sene gittiğim CNR Kitap Fuarı'na bu sene gitmedim. Bu sene Tüyap'a da gitmedim. Nedense fuarları çok seven benim hiç canım istemedi. Ama tam da CNR'a denk gelen dönemde Kitap Yurdu  ve Okuoku'dan kitap siparişi verdim. 

İlk olarak kitap yurdu siparişimle başlayayım. 



NTV Yayınları güzel çizgi romanlar basıyor. Agatha Christie gibi klasik polisiye çizgi romanlarına da el attıklarını biliyordum ancak Sherlock Holmes çıkarmış olduklarını bilmiyordum. Geçenlerde canlarım Fighting & Evil'in Dünyası blogunun sahibeleri Esram ve Kübram bana çizgi roman serisinin ilk kitabı Kızıl Dosya'yı hediye ettiler. Ne kadar şaşırıp sevindiğimi varın siz düşünün. Ben de serinin geri kalan çizgi romanlarını almaya karar vermiştim ve bu siparişimde de bu üçlüyü aldım. *_*


Sonuç çok hoş bir şey oldu +_+ 


Oyun serisi de olan The Witcher kitaplarını okumayı zaten çok istiyordum. Basıldığına o kadar seviniyorum ki. Oynamak dışında okumanın daha bir güzel olacağına dair bir his var içimde. 


Yahu ne kadar tatlı görünen ve isimlendirilen bir seridir bu Artemis! ^_^
Bir süredir almak istediğim bir kitaptı bu. Yanılmıyorsam bir ana bir yan serisi bulunuyor. İlk kitabı aldım. 


Serilerin sıralamasını da merak edenler için bu resmi buraya bırakıyorum. 


Shakespeare ya da klasikleşmiş yazar&karakterlerle ilgili güncel kurguları, zaman yolculuğu hikayelerine bir çekim duyduğum gerçek. :) 
Bu kitap da zaman yolculuğuyla geçmişe giden oyuncu kızımızın bir papaz olan Shakespeare'i baştan çıkarmaya çalışmasını anlatıyormuş. 


Tesadüfen görüp konusunu beğendiğim için almıştım. Çok ilgi çekici bir konusu var. Bakalım beğenecek miyim?


Her fuara gidişimde illa ki Nemesis'ten bolca alışveriş yapardım. Bu kez eksik olmasın değil mi? :) 
Bu kitapları bir önceki fuarlarda alamamıştım. İyi oldu bence. 


Kitap yurdu alışverişimi toplu halde gösterdikten sonra geçiyorum Okuoku alışverişime. 



Aslında bu alışverişin yegane amacı 9.90 indirimine giren Uzak Yıldızlar'dı. Seriden eksik kitabım kalmamış oldu. 


Aşk Peşinde Bir Yıl yine görüp konusunu beğendiğim için aldığım kitaplardan biriydi. Hiç aklımda yoktu. Annesinin vefatından sonra 1 yıl içerisinde çocukken yaptığı ölmeden yapılacaklar listesini gerçekleştirmesi gereken bir kadının hikayesini anlatıyor. 

Tearling Kraliçesi ise henüz ülkemizde yayınlanmadan gözüme kestirdiğim kitaplardan biriydi. Ama bizdeki kapağını hiç sevmedim. Yurt dışı kapağıyla aşk yaşıyordum açıkçası. 


Orijinal kapak buydu. Ben oradan buradan resim çalıp çırpmayayım dedim ama ciltli baskıyla bu kapak harika durmuş, yandan görünüşü de çok güzeldi. Bunun yanında bizdeki maalesef hayal kırıklığı oldu. Yine de okumak istediğim için aldım. 


Dex'ten de seri devamlarımı aldım. Oyuncu, Sağdıç'a göre çok daha kalındı, şaşırdım. 



Aşk Ve Gurur da Okuoku'nun hediyesiydi. Geçen sefer de Lady Chatterley'in Aşığı'nı göndermişlerdi sağolsunlar. Martı Yayınları'nın yeni ciltli baskılarına yer açmak için mi bilemedim ama ben o yeni baskıları hiç beğenmedim. Martı'yı severim ama olmamış :/
Ama hediyem ve sunumu çok hoş ^_^
Teşekkürler Okuoku.


Okuoku alışverişim ise bu şekildeydi. 


Aldığım tüm kitapları da burada toplucana görebilirsiniz. 
Sizin bu kitaplar içerisinde okumak istedikleriniz, merak ettikleriniz var mı?
Sevgiler:*

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

9 Kasım 2012 Cuma

Canan Tan - Kısa Kısa


Yine bir kısa kısa bölümüyle karşınızdayım... Bu sefer bir yazardan ve onun okuduğum 4 kitabından bahsedeceğim. Kiminin kitaplarına deli olduğu yazarı malesef birçok kez şans vermeme rağmen bir daha okumama kararı aldım. 4 kitabını okuduktan sonra buna karar vermiş olmak sanırım tamamen hakkım :) 


Yazarla lisede deli gibi Psikoloji bölümüne girmek isterken tanıştım. Eroinle Dans kitabının sadece ilk sayfasını okuyarak almaya karar vermiştim çünkü kitabın ilk sayfasına göz gezdirirken karakter Psikoloji bölümüne girmiş olmaktan bahsediyordu. Beni sadece böyle tavlamıştı. Kapağı da çok güzeldi bu arada... Efendicağazıma söyleyeyim daha bu fikirleri aileme bile beyan etmemişken babam bir gün elinde bu kitapla çıkageldi. Babamın bu hediyesi beni şaşırtsa da kitaba dört elle sarıldım ve daha ilk bölümlerden hüsran... 

Kitap nispeten iyi bir ailede yetişmiş Alev kızımızın üniversiteyi kazanması ve burada yanlış arkadaşlıklar sonucu eroin bağımlısı oluşunu anlatıyor. Kızımız çırpındıkça daha da çok batıyor. Çok renkli bir karakter yelpazesi var, eroinmanlardan aseksüellere kadar... Diğer 4 kitaba göre bir tık daha çok beğendiğim kitap buydu çünkü diğerlerine göre azıcık da olsa mutlu sonumsu bitiyor. Kitap boyunca karamsarlıkla beni boğan yazar bir kırbaç darbesi az atmak bile olsa insafa geliyor... Bu kadar bunaldıktan sonra yazarın aslında hiçbir kitabını almayı düşünmüyordum. Bir cephe alış  değildi aslında. Sadece kitap aklımda "Of be ne kitaptı. Hemen bu yazarın başka kitabı var mı, alayım da okuyayım." şeklinde bir ışık yakmadı.


Gelelim okuduğum ikinci kitapla tanışmaya. Sanırım biraz da kendisiyle ilgilenmediğim için deli olan bir arkadaş takmıştı kafayı bu kitaba. Okumuş ve okurken Aslı karakterinde ne hikmetse beni bulmuş...

Artık ısrarlara dayanamayaraktan okuyup kurtulayım diye aldım. Herkesten de adını duyuyor, milletin okurken göz yaşlarını tutamadığını duyup merak da ediyordum. Biraz bu merak biraz bu arkadaş derken ediniverdim kitabı. Bu kitapta da Aslı Ve Murat'ın o büyüüüük (!) aşkı anlatılıyor. Aşklarına saygı duymakla beraber, bana biraz arabesk geldi. Okurken hüzünlenemedim. Biraz Murat adına üzüldüm ama kızının adını Aslı(m) koyacak kadar arabeskleştiğini görünce tüm üzüntülerim geçti... Velhasılı kelam gene Yeşilçam kokan "Benim ailem zengin, seni istemiyor.Biz kavuşamayız o halde ben de kızıma senin adını verir avunurum. Heyhaaat!" tadında yine kapkaramsar, yine kötü sonun dibine vurmuş bir kitap. Karakterde beni bulan şahsa huzurlarınızda, affınıza sığınarak bir Öh! demek istiyorum...




Yine aklımda yazarın bir kitabını okumanın ışığı yanmamışken bu sefer üniversiteden bir arkadaşım "En Son Yürekler Ölür"ü okumuş, çok etkilenmiş. Benim de bir kitapkurdu olarak bu kitabı okumadığımı duydu ya getirdi sağolsun (keşke en can alıcı kısmını söylemeseydi), ben yine kendimi Canan Tan'la baş başa, Karamsarlıklar Diyarı'nın dibinde buldum. Karakterleri yine en kötü durumlarda, tutunacak bir dal olmaksızın koyuverdi. Elimi uzatıp çekip kurtarayım onları bu hayattan dediysem de malesef yine insanı hayata küstürecek şekilde bitti... Bu kitaptan sonra Canan Tan okumamaya karar vermiştim tam olarak... Çünkü yazarın o umutsuz, karamsar, kendini tekrarlayan, bol mutsuz sonlu kitapları beni bunaltmıştı. Sanki üçünde de aynı kitabı okumuş gibi oldum çünkü hep aynı duyguları hissettim... 


Ama kader ağlarını ördü yine... Bu sefer internette çok vakit geçiren bana bir misilleme tarzında "Aşkın Sanal Halleri" hediye geldi... Bu benim için Canan Tan'a verdiğim son şanstı... Bu sefer insanı hayattan değil, internetten soğutan, resmen internet kullanan (kim kullanmıyor ki?) sevgilinize/eşinize karşı paranoyak yapan hikayelerden oluşan bir kitaptı. Resmen kitap "Dünyanın binbir türlü hali var... Bak neler var, paranoyak olun... " diye sesleniyor gibi geldi bana... Kandırılanlar, aldatılanlar, aldatanlar, ohoo... Hakkını yemeyeyim o kadar hikayeden bir yada ikisi nispeten daha az mutsuz sonluydu... 


Piraye'yi falan okumadım, çok seveni olmasına rağmen okumayı da düşünmüyorum. Çünkü yazarın karamsarlığında daha fazla boğulmak istemiyorum. Bu kadar kitaptan sonra benim tek merak ettiğim şey, yukarıda paylaştığım resminde bu kadar neşeli, süslü görünen yazarın, içinin neden bu kadar kasvet dolu olduğu? Neden okuyucularını bu olumsuz havalarda, en ufak bir umut kırıntısı bile vermeden karanlığa hapsedip mutsuz etmeye çalıştığı... Çünkü kitapları okuduktan sonra oluşan hava: "Bu ne menem bir dünya arkadaş, kaçsan da kurtulamazsın, mücadele etsen de faydası yok. En iyisi teslim ol..." Budur... 

Yazarın daha önce çocuk ve mizah kitapları yazdığını duyduğumda şok olmuştum. Bu kitaplardaki havadan sonra, alıp okumaya da korkarım yani... Bu da bir ek bilgi olsun

Kısacası yazara başarılar ve biraz umut diliyorum. Okuyucularına da mutlu okumalar, tabi olabilirseniz... 

Bu kadar tekrarlanmaya verebileceğim ortalama puan ancak: ♥♥


Devamını Oku »