YASAL UYARI: Bu yazı tamamen sevgili dostum (ne kadan naziğim) A ile birkaç gün önce olan konuşmamızdan esinlenilmiş bir sohbet yazısıdır.
Elli Ton serisini kitaplar çıktığı an alarak; çıkar çıkmaz, sıcağı sıcağına okumuştum. Dünya çapında ne çok konuşulan ve ne çok satan bir seriydi.
Bize geldiğinde de tartışmalar dinmedi, şimdi bile bir elli ton geyiği dönüyor sohbetlerde. Yetişkin Romans çıktığı mı var Türkiye'de, durun bir deneyelim, ne menem bir şeymiş görelimcilerin yanı sıra bu kitabı ahlaksızlık olarak nitelediği için ya da edebi hiçbir değeri olmadığı için okumayı tercih etmeyen insanlar vardı elbet. Normalde herkesin kendi köşesine çekilmesi gerekirken o köşeler oldu boks ringinin mavi ve kırmızı köşeleri. Sol kroşeler, aparkatlar havada uçuştu.
Tam sular duruluyor derken her ballı seride olduğu gibi üstünün kaymağını sıyırıp ekmeğine sürmek isteyenler oldu ve kaçınılmaz bir şekilde serinin beyaz perdeye aktarılacağı açıklandı.
Normalde kitabını okuduğum serilerin filmlerinde kim oynayacakmış pek merak etmem ve ya filmiyle ilgili heyecan dolu olmam. Ya da bir kitabı okurken karakterleri ne kendimle ne de ünlülerle özdeşleştirmem. Ama bu seriyi okurken Christian Grey olarak zihnimde tek bir görsel vardı o da MattBomer.jpg idi.
Bu serinin hiçbir zaman büyük bir fanı olmadım, yorumlarımda çoğu konuda eleştirdim vs. Ve seri bittiğinde benim için 5 üzerinden 3,5 / 4 puan arası bir yerdeydi. Yani sevdim ama ölmedim aşaması diyoruz buna. Ancak filmde Matt Bomer'ın oynaması konusunda feci derecede ısrarcıydım. Başka hiçbir oyuncuyu ya da filmde oynaması için düşünülen hiçbir seçeneği Christian'ın C'si olmaya yakın görmüyordum.
![]() |
| İlk resim hayallerse bu nahoş resim hayatlar oluyor :D |
İçimde gizli tuttuğum fanlık damarı bir tek söz konusu Christian'ı Matt Bomer'ın oynaması gerektiği konusunda belirginleşiyordu. Yoksa Ana'yı falan kim oynamış zerre umurum değildi.
Gelgelelim James Dornan, Christian olarak seçildiğinde ki Matt'in olmayacağı artık belliydi, çok çok kötü bir seçim olduğunu düşünmüyordum çünkü Once Upon a Time'dan bir sempatim vardı kendisine. Ama ondan Christian olmaması gerektiğinin de ayırdındaydım.
Bu sırada mavi köşe ve kırmızı köşedeki okurlar arasındaki kırmızı köşede bulunan fanlar kendi aralarında bölündüler elbette. Kim olacak, ne olacak aşamasında ortalık tekrar bir karıştı ve mavi köşedekiler olayları alaycı godaman gülüşleriyle izlediler.
![]() |
| Görmek istediğimiz manzaralar :) |
Velhasılı kelam ilk film çıktığında sinemaya gitmedim. Burada protestom tamamen Matt yoksa ben de yokum seviyesindeydi. Ki Matt Bomer hayranı falan da değilim. Sadece kitap dünyasındaki Christian Grey'in paralel evrende bizim dünyamızdaki yansımasıydı o benim için. Acınası.
İlk filmi tam bir Jamiesever olan kuzenimle, patlamış mısır çay eşliğinde pijamalarımızla evde izledik. Ve ben filmi sevmedim. Sadece Jamie yüzünden ve sadece kitapların film uyarlamaları her daim kötüdür breh breh diyerek can çekişmekte olan zavallı entelektüelitem yüzünden de değil. Film gerçekten beklediğimden de kötüydü. Yukarıdaki durumlar nedeniyle pek sevmeyeceğimi tahmin ediyordum, ki beklentimin düşüklüğüne rağmen sevemedim. İşte bu vahim. Kısaca izledik, fena değildi işte aşamasında kaldık.
Sonrasında 2. filmin teaser'ları falan dönmeye başladı el altından, ilk film kadar gümbür gümbür olmadı sanki. Gümbür gümbür olmadığı izlenimine serinin ciddi tutkunu olan insanlardan hep ne ara yayınlanmış teaser, yuh film vizyona girmiş haberim olmadı gibi şeyler duymam nedeniyle kapıldım. BURADAN, BURADAN, BURADAN, BURADAN ve hatta BURADAN dolu teaser izleyebilir, ŞURADAN ve ŞURADAN ki (orijinal Klibi var bir de) vb de film müziklerini dinleyebilirsiniz. O kısımları geçiyorum.
Zaten A ile konuşmamız da serinin fanı olaraktan onun aa film ne ara çıkmış, tesadüfen gördüm demesiyle başladı. Ardından sinema konusu açılınca ilk filme Matt yüzünden gitmediğimi, ikinci filme de birinciyi beğenmediğim için gitmeyeceğimi söyledim. Belki bir gün sırf izlemiş olmak için izlerim. Böyle de huysuz, nalet! bir tipim.
Bu şekilde başlayan konuşmamızın ardından, yukarıda bahsettiklerimin bir kısmının üzerinden geçtikten sonra White Collar'dan bahsederek kapanışı yaptık. :)
Gelip biraz da buralarda huysuzlanayım dedim.
O değil de bir ara alıp hala okumadığım Grey'i mi okusam. :D
Sizde durumlar nedir?











