24 Ağustos 2013 Cumartesi

Hangi Dizilere Başladım? Hangileriyle Anlaşarak Ayrıldık?




Çok tembel bir bloggerım ben çok... Bazen aklıma bir konu geliyor, bunu blogda yazarım diyorum. Ki defter tutmayı, karalama yapmayı çok severim. Aklınıza gelen her şeyle ilgili tutulmuş bir defterim kesin vardır, bu yüzden de kırtasiye malzemeleriyle aram çok iyidir. Aaa, bakın bir ara da defterlerimle ilgili bir yazı yazayım en iyisi :) 

İşte günlük karalamalarımı yaptığım defterimin bir köşesinde de blogda yazacaklarımın listesi vardır. Tee ilkbaharda not almışım yeni başladığım, yarım bıraktığım dizilerden bahsedeyim diye, uhuuu zaman su gibi geçmiş. Yeni olarak hangi dizilere başladım, hangilerini yarım bıraktım? Kısa kısa olacaktır... 




Da Vinci's Deamons

İlk bölümlerinden beni içine çeken, harika bir dizi. Tarih ve mistik öğeler bir arada. Zaten Da Vinci gibi anlaşılamamış bir dahinin hayatının anlatıldığı dizi de ancak böyle olur. Başrol yani Da Vinci'ye hayat veren oyuncu Tom Riley cidden harika bir seçim olmuş. Evet, evet biliyorum, görünüş falan olarak Da Vinci'yle alakası bile yok, popüler bir dizi karakteri tipinde. Ama nedense bana çekici gelen bir yanı var. 
Yanındaki arkadaşlarını da beğendim, zevzekler. :) Bir kere dizinin başlangıç jeneriği ve müziği harika, her bölüm başı yeniden izliyorum... Donati ve Medicilere kıl oluyorum. İlgi çekici bir şey de şu ki Da Vinci bir şey düşünürken zihnindeki yansımaları o kadar güzel vermişler ki bayıldım. Resmen düşüncelerini görebiliyorsunuz. Turk bile var dizide, akıl hocası. Daha ne diyeyim size. 



Son olarak da Girolamo Riario. İşte bu karaktere hastayım ulen! Ergen moduna geçeyim hemen :) Kötü çocuk sevgisi işte çok yazık. Kısacası, bu dizi benim senenin çok beğendiğim dizilerinden biri ve devam edeceğim :)



Hemlock Grove

Fantastik yapımlara bayılıyorsunuz ama çok mu ergence buluyorsunuz mevcut yapımları? O zaman bu dizi tam size göre! Karanlık ve gothic bir havası olan bir Upir&Kurtadam hikayesi. Upir lafına bittim bu arada :) 



Ve de kim oynuyor derseniz, bitli pireli kurt adamı geçersek ve diğer enteresan karakterleri upirimiz Bill Skarsgard!! True Blood'ın Eric'i diye tanıdığımız Alexander Skarsgaard'ın kardeşi yani. Bayıldım kendisine. Ailecek oyuncu anam bunlar ama boynuz kulağı geçecek gibi duruyor. Bu diziye de devam!


Hannibal

Klasik hikayeyi hepiniz biliyorsunuzdur... Klasik hikayenin dizi versiyonu ve oldukça çekici, etkileyici bir dizi. Karanlık yanı olan dizileri seviyorum. Buna da devam!



The Vampire Diaries
İlk sezonlarda çok beğenmiştim diziyi. Hele de buz soğukluğundaki sıkıcı ve saçma kitaplarından sonra cennet gibi gelmişti. Ama 3. sezonda sıkılma sinyalleri vermiştim bile. Diziye kuzenimle başladığım için, onun zoruyla 4. sezonun sonunu zorladım üfleye püfleye. Ama artık ergenleşen diziye dayanamıyorum. Ya da dizinin ergenlerin hücmuyla kendinden soğutması mıydı bilemiyorum ama çok salaklaştı diyebilirim. Stephencı geçinirdim başlarda, şimdi iki kardeş de ölebilir umrum olmaz :) Originalları çok sevdim ben. Klaus ve özellikle Elijah'a bayılıyorum. Adamlar cool. O yüzden diziyi izlemeyi bırakıp, yan dizi olacak olan Originals'a başlamayı düşünüyorum. 



Revolution
Aman aman ne heyecanla bekledim ve başladım bu diziye anlatamam... Tüm dünyada elektrikler bir anda gidiyor düşünün! Bir daha da gelmiyor, gelemiyor. Tam bir kaos ortamı ve kendi kurallarını koymuş topluluklar. Babasını arayan bir kız ve bayağı uçarı bir amca rolünde şok şok Bella'nın babası :D Buraya nasıl bağladım ben de bilmiyorum, benim gibi hayal kırıklığı yaşayın istedim sanırım. Distopya oluşu , o mücadele fikri beni çekmişti ama pratikte o kadar çok etkilenmedim . Çünkü esas kızı bir türlü sevemedim. Yan karakterlerden şaka gibi ama bir tek Bella'nın babasını sevdim. Nerede o hantal polis memuru, nerede bu cool amca :) Çok merak ettiğim bir kaç olay olmasına rağmen 2. bölümde bıraktım diziyi. Boş bir zamanımda dönebilirim gibi...

Person of Interest, Suits, Lie To Me, Fringe ve Being Human izlediğim, izlemeye devam etmek istediğim halde izleyemediğim diziler oldular malesef... Ama onlara devam edeceğim :) 


Devamını Oku »

18 Ekim 2012 Perşembe

Vampir Günlükleri 2 - Öfke ve Karanlık Buluşma - L.J. Smith




Kitabın Adı: Öfke ve Karanlık Buluşma

Yazar: L.J. Smith

Orijinal Adı: The Fury and Dark Reunion

Çeviri: Selim Yeniçeri

Yayınevi: Artemis Yayınları

Sayfa Sayısı: 423 

Yayın Yılı: Mart 2010

The Vampire Diaries

#1 Uyanış ve Savaş
#2 Öfke ve Karanlık
#3 Dönüş:Çöken Karanlık 
#4  Dönüş: Gölge  Ruhlar
#5 Dönüş: Gece Yarısı


Vampir Günlükleri serisinin 3. ve 4. Hikayelerini barındıran 2. kitabı Öfke ve Karanlık buluşma bitti... Seriyi okumayı düşünenler ya da okumakta olanlar bu kısımları atlayabilir. Çünkü mecburen spoiler vermek zorundayım :) Spoiler kısmından sonra kalın bir şekilde yazılmış kısımdan sonrasını okuyabilirsiniz :)

SPOILER: 

İlk kitabın sonunda Elena vampir olmuştu. 2. kitapta Elena ormanda uyanır, Elena'nın ölümünden birbirlerini suçlu tuttukları için ölümüne kavga ediyorlardır. Elena ikiliyi ayırır... Ve olaylar başlar...

Ertesi gün Elena uzaktan kendi cenaze törenini izlemektedir. Bir anda kasabadaki köpekler delirir, insanlara saldırır. Elena'nın cenaze töreni sabotaja uğrar. Daha sonra da Elena'yı anma ya da Elena'yla ilgili herhangi bir durumda da bu sabotajlar devam eder. 
Stefan kaçırılıp bir kuyuya da konduğunda herkes bunu Damon'dan bilir... Olayların arkasındaki kişi ise büyük bir spoiler geliyor. Katherine'dir... 

BURADAN DEVAM EDEBİLİRSİNİZ :) 


Öfkede Katherine'le mücadeledir ana konu... Biraz sıkıcıydı...

Karanlık Buluşma'nın mücadele edilecek kötü adam kadrosunda Klaus vardır. Olayları Bonnie'nin günlüğünden dinlemekteyizdir. Açıkçası ben Elena'yla Stefan'ın günlüğündense Bonnie'nin günlüğünü çok daha eğlenceli ve dilini daha akıcı buldum. Kitaptaki o donukluk o kısımlarda yoktu... 
İlk kitaba göre bir tık daha iyi olmasına rağmen malesef yine tatmin edici bir kitap değildi... Sanırım beni en çok yoran şey yazarın donuk - ruhsuz anlatımı ve olayları bir lise ödeviymişçesine özet geçiyormuşçasına anlatıp insanı sıkması... Bu nedenle biraz sıkıldım açıkçası. 3. kitabı henüz okumadım. Biraz da sıkıldığım için ara vermeye karar verdim seriye... 

PUANIM: ♥♥♥

Devamını Oku »

14 Ekim 2012 Pazar

Vampir Günlükleri 1 - Uyanış ve Savaş - L. J. Smith


Kitabın Adı: Uyanış ve Savaş

Yazar: L.J. Smith

Orijinal Adı: The Awakening & The Struggle

Çeviri: Selim Yeniçeri

Yayınevi: Artemis Yayınları

Sayfa Sayısı: 496

Yayın Yılı: 2009 (Ciltli)

Seri: The Vampire Diaries (Vampir Günlükleri) 1. Kitap

The Vampire Diaries

#1 Uyanış ve Savaş
#2 Öfke ve Karanlık
#3 Dönüş:Çöken Karanlık 
#4  Dönüş: Gölge  Ruhlar
#5 Dönüş: Gece Yarısı

Vampir Günlükleri serisinin ilk iki hikayesini barındıran ilk kitabı Uyanış ve Savaş bitti!.. Normalde hava atarım ben kitabını okumadan filmini izlemem arkadaş diye. Hatta filmini izlemem kitabını yine okurum falan diye de devam ederim. :) Ama hep rezilce ki bu 2. kez oluyor bahsettiğim kitaplar hep önce filmini/dizisini izlediklerim oluyor. Sayın okuyucu, bu bir istisnadır. :) Ben de bu seriye öncelikle dizisini izleyerek başladım... 


Kitabı okuyalı aslında bir süre oldu ama ben yine anca yazıyorum... Öncelikle dizinin kitaptan bir adım önde olmak üzere daha güzel olduğunu söylemek istiyorum. Diziyle kitap oldukça değişiklik içermekte. Zaten başta kitaptaki Elena sarışın, mavi gözlü bir kız ve çok havalı... Dizidekiyse aksine kumral. Stefan kitapta ise simsiyah saçlı bir tip dizide ise değil. Ayrıca kitaptaki Elena'nın erkek kardeşi değil 4 yaşında bir kız kardeşi var. Kitaptaki arkadaşı Meredith ise dizide yok... :) Kitaptakine benzetirsek Elena'nın aslında şu tarz biri olması lazım ki kitabı okurken hayal ettiğime pek benzemiyor. 


İlk hikaye Uyanış kızımız Elena'nın hayatına gizemli yakışıklı Stefan'ın girmesiyle başlıyor. Stefan Elena'ya dizidekinden farklı olmak üzere yüz vermiyor. Çünkü Vampir, bunu saklamak istiyor ve Elena onları dönüştüren, iki kardeşi birden kendine aşık eden Katherine'e çok benziyor. Kitap böyle devam ediyor. Ardından hayatlarına Stefan'ın acımasız ama bir o kadar da cool ve çekici abisi Damon giriyor. Öncelikle Damon'ın yaptıkları Stefan'ın üzerine kalıyor, oğlumuzu aklamaya çalışıyoruz :) 
Savaş kısmındaysa hem kardeşlerin mücadelesi, hem Caroline ve Tyler'ın Stefan'a kurduğu tuzaklar var. Garibim Stefan hangibiriyle uğraşsın :) Tabi Damon da Elena'dan hoşlanıyor ve iki kardeş yine birbirine düşüyor... 

Bu arada kasabada da bambaşka bir güç dolaşıyor. Bu sefer güçlerini birleştirip bu gücün peşine düşüyorlar. Bakalım savaşı kim kazanacak diyoruz :) 


Karakterlere biraz bakarsak kitaptaki Elena okulun en popüler kızı ve inanılmaz bencil. Herkes onun her dediğini yapıyor ve onun için kendini feda etmeye hazır. Kitaptaki Elena'ya nedense ben pek ısınamadım. 

Kitaptaki Stefan oğlumuz ise dizidekine daha yakın. Efendi, halim selim bir tip :) Aslında Damon'la düşman olmayı da istemiyor. İnsanlardan beslenmiyor. Türünün aksine iyi olmak istiyor. 

Damon ise kitapta oldukça bencil. Başlarda dizidekinin aksine pek sempatik gelmiyor. Diziden farklı olarak belli güçleri var vampirlerin, Damon insan kanıyla beslendiğinden daha güçlü. Bu nedenle güçleri kullanabiliyor Stefan'ın aksine bazı hayvanlara dönüşebiliyor. Örneğin kanatlarının altı gökkuşağı renginde olan bir karga... Bana biraz o karanlık görüntüsünün altında, içinde gökkuşağı saklıyor imasını vermişti dönüştüğü karga. Ama Damon iyi olmak istemiyor. Çünkü 'iyi olursan herkes senden iyilik bekler', diyerek kendi gibi olmayı seçiyor. Yine de ne yaparsa yapsın bir yandan Stefan'a kıyamıyor... 



Taylor ve Caroline dizide bir iki bölüm kötü gibi görünseler de bir kaç bölüme hemen taraf değiştirmişlerdi. Kitapta ise uzun zaman kötü kalıyorlar :)

Konu güzel olsa da kitabın diline ve anlatımına gelirsek malesef kitabın dili benim pek hoşuma gitmedi. Etkisiz ve yavan geldi. Konu da çok üstünde durulmadan özet verilir gibi geçti sanki. Kitap beni pek tatmin etmedi malesef... 

PUANIM: ♥♥♥


Devamını Oku »