7 Mayıs 2017 Pazar

Tebek Korean Restaurant


Merhabalar,
Ne zamandır buluşma yazısı yazmıyordum. Aslında atladığım birçok buluşma oldu. 
Bunu yazma nedenim ise bu kez farklı bir Kore restoranı denemiş olmamız. :)
Bu buluşma 8 Nisan 2017'de gerçekleşti ancak bir ay sonra yazabiliyorum -_-

Şimdi biraz geriye dönüş yanisi flashback -_- yapacağız. 

Daha önceki Kore restoranı yazılarımı okuduysanız genelde Taksim Korean restorana gittiğimizi biliyorsunuzdur. Ancak bir, hatta uzunca bir süre önce orası kapandı. 

Kapanış nedenine dair bilgim şu şekildeydi. Dükkan sahibinin kiraya zam yapması, karşılığında restoran sahiplerinin yemeklere zam yapması ki son gidişlerimizde bunu hissetmiştik Kitap Tutkusu ile. Sonuç olarak müşteri kaybı ve kapanış.

Bu kez nereye gidelim diye düşünürken aklıma adını duyduğum ama daha önce gitmediğimiz Tebek geldi. Daha önce Gaya'ya, Sultanahmet'teki Seoul restorana gitmiştik. Eğer bulamazsak ya da bu da kapanmışsa Gaya'ya gideriz diye düşünüyorduk. Ama kapanan restoranın azıcık ilerisinde bulduk. Kendisi Taksim Lion otelin tam karşısında. 


Genelde burayla ilgili gördüğüm yorumlar yemeklerinin güzel mekan dekorasyonunun kötü olduğu yönündeydi. 
Mekan hayallerimin dekorasyonuna sahip diyemem ama beni rahatsız edecek bir şey yoktu. Bir evin salonundaymışız gibi hissettiğim oldu arada ama olumsuz hiçbir duygu yaşamadım. Hani vardır ya, İstanbul'un turistik yerlerinde bambaşka bir İstanbul vardır. Tüm dükkanlarda. Normalde her restoranın öyle olmadığını bilirsiniz, turistleri eğliyorlar dersin. Sonuçta işin raconu bu. 
Gaya ve Taksim Korean'da bir Kore restoranındaymış havasını yakalıyordunuz. 
Sultanahmet Seoul'de biraz pideci tarzı vardı. 
Burası ise normal bir restoran havasında. Amanın da  hanboklu garsonlar hizmet etsin bize gibi bir beklentim olmadığı için dekorasyon da benim için normaldi. 


Bu kez yeni bir şey söylemedik. Özlediğimiz standart menümüzü söyledik. Tabii önce mezeler geldi. Sağdan sola sıralarsam, 
Kimchi: diğer yerlere göre daha acıydı, ama bana uyar, sadece ikisim fazla acı sevmez. 
Kabak mezesi: Her zamanki gibi güzeldi. Sadece azıcık tuzluydu. Bak, bu konuya değineceğim. 
Ispanak mezesi: Oldukça lezzetliydi. 
Salatalık Kimchisi: Bu da çok güzeldi. 
White Kimchi de denen acısız kimchi: Bu tam ikizimlikti. Baharatsız acısız. Oldukça güzeldi. 
Yumurta Rulosu: Bu bizi şaşırttı. Çünkü sıcacıktı. Diğer yerlerde buz gibi gelmişti. Bayıldık. 
Patates Mezesi: Bu da diğer denediklerimize göre daha güzeldi. 

Kısacası mezeleri genel olarak beğendik. Bir kısmı daha önce gittiğimiz yerlerde denediklerimize göre güzeldi. Servis takımını da beğendik bu arada. 




Standart menümüze gelince, ilk olarak Kimchi Jjigae. Bu genelde menümüzün vazgeçilmezlerinden biri. Çok beğendik. Yine ister istemez daha önce denediklerimizle karşılaştırdık. Bu biraz daha güzeldi diyebilirim. 


Vazgeçilmez 2, Kimbap. Bunu da çok beğendik, buz gibi olmaması da güzeldi. Ama biraz tuzluydu. İşte bu bize biraz enterasan geldi. Türk damak tadına uyum sağlaması için biraz tuz atıyor olabilirler. İlk kez deniyor olsak belki gözümüze batmazdı ama biz tuzsuz bir beklentiyle yediğimiz için bize tuzlu geldi. 




Ve son olarak Japchae. Bunu da beğendik. Diğer yediklerimizden farkı içinde farklı malzemeler de olmasıydı. Güzeldi. 


Sonuç da bu şekildeydi. 

Bir ara blog ikizimle sohbet ederken konu diğer restoranın kapanma muhabbetine denk gelmişti, ben de yukarıda bahsettiğim kısmı ona naklettim derken tanıdık bir yüz gördük. Diğer restorandan tanıdığımız garson abi burada çalışmaya başlamış. Diğer restoranın kapanış nedenini kendisi de doğruladı. Tamamen kapandığını söyledi. Kimbilir belki bir gün başka bir yerlerde açılır yine. 
Kaldı ki burası abinin eski patronunun yeriymiş. 

Kapıdan girdiğimde fark ettiğim şeylerden biriydi bu. Diğer yeri de bir ajumma işletiyordu, burada da bir ajumma vardı. Bunun esprisini yapmıştık, hoşumuza gitti yani. 




Tuz meselesini geri bildirim olarak söyledik bu arada. Çok skandal bir şey değildi, hafif bir tuzdu zaten. 

Bir de diğer yerde büyük boy su isteyip birlikte içiyorduk. bu gez iki ayrı minik su geldi ki cam şişe olanlardan. Büyük boy su sanırım yoktu. Bize yetmedi pek. :)



Bunu çekmeyi sevdiğim için çektim sadece :p 

Oradan kahve içmeye gittik. İkizim ısmarladı. :) 
Esprisini yaptığımız bir durum vardı. Yatırım amaçlı ısmarladı; bir ısmarlayıp bin almak için :D 

Genel olarak; 
Restoranı, yemekleri, fiyatları beğendik. Fiyatlar genele oranla normal/uygun gibiydi. 
Biraz tuz ve su olayı ufak olumsuzluklardı. 
Mezelerin sıcak gelmesi çok hoşumuza gitti. 

İkizimin eklemek istediği kısım ise WC'nin çok temiz olduğu ve midesi hassas bir insan olarak yemeklerin ona dokunmadığıydı. 

Kısacası bu deneyimden memnun kaldık. Düzenli gittiğimiz Kore restoranımız artık burası olabilir dedik. 

Sevgiler :*


 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Mart 2015 Pazartesi

2. CNR KİTAP FUARI - 2015


Dün, 27 Şubat - 8 Mart tarihleri arasında ikincisi düzenlenen CNR Kitap Fuarı'ndaydık. Her zamanki kadromuz :p Blog ikizim Kitap Tutkusu ve Canım Pudra Tozu'ylaydık ^^

Çabucak fuar alışverişi yapıp günün geri kalanını birlikte geçirmek için sabah erken saatlerde buluşup gittik. :p Biz gittiğimizde pek bir tenhaydı ortalık, pazar günü olmasına rağmen. Önce alışverişlerimizi yaptık.



Martı Yayınları ve Novella Yayınlarında oldukça iyi indirim vardı. 5-10 tl arasıydı kitaplar +_+ Anne Rice sevdiğimi biliyorsunuz Vampire Chronicles serisi 7. Kitabı Sonsuz Karanlık: Merrick'i almamıştım, onu aldım. Çıktığı kadarıyla serim tamam *_* Blogda yorumlayamadım:( Özellikle Vampir Armand'ı yorumlamayı çok istiyorum. Ama ilk kitabın yorumu için TIKTIK!
One Better Day  Linda Howard'ı çok sevmişti, o yüzden ona Aşk Tuzağı aldık ^_^
Her fuarda olduğu gibi ikizim bana yine en güzel kitabı aldı. Sandra Brown:Anılarımla Yatak Odasında. Elimde birçok kitabı olmasına rağmen birkaçı eksik :p İkizime teşekkürler ^^



Geçenlerde Baskervillelerin Köpeği de çıktı ve Martı Yayınları Sherlock Holmes serisi tamamlanmış oldu. Romanların bir aradaki iç açan görüntüsünü amme hizmeti olarak yayınlayayım dedim ^^ Sherlock Holmes Kitapları Okuma Sırası için TIKTIK!



Benim için fuarın en çok istenen kitabı Günahkarlar Turnede Serisi 5. kitap, Trey'in hikayesi Çifte Vuruş *_*  İş yoğunluğundan öldüğüm şu günlerde, ilk okuyacağım kitap. Şimdi başlamamak için direniyorum çünkü arada çarçur olsun istemiyorum.

Ejder serisini ilk çıktığında okumuştum, blogda da ilk yorumladığım kitaplardan biri. Genelde serileri yarım bırakmam, çok nadirdir artık okumayacağım dediğim seri. Bu alışkanlığımı kırmaya çalışıyorum. Ejder serisine ise kitabı çok sevmeme diğer kardeşleri merak etmeme rağmen nedensiz ara vermiştim, bilmiyorum. Bu fuarda devam kitabını alarak döngüyü kırdım. ^_^ Ejderin Aşkı yorumu için TIKTIK



Ve Nemesis *_* Kapaklarına, konularına ölüyorum bu kitapların. Rengarenk dondurma gibi. Her fuarda en çok kitap aldığım yerlerden biri oluyor bura. Kitaplar 10Tl'ydi. Ben de merak ettiğim tüm kitapları aldım. Kimi seri devamı kimi tazecik kitaplar *_*



Epsilon'da geçen fuardaki gibi tanesi 5TL, 3 tanesi 12TL kampanyası vardı bazı kitaplarda. OBD'me Sabrina Jeffries aldık hemen, kaçar mı? *_*
Kendime ise merak ettiğim, ya da okuyup elimde olmayan kitapları aldım.
Elizabeth Boyle okuyalı çok uzun zaman olan yazarlardan, ama elimde kitaplar yoktu. Serserim Benim aldım hemen *_*  Sıcak'ın devamı Ateş'i aldım. Mary Jo Putney'in Hercai kitabının renkleri harika. Yazarın elimde olmayan tek bir kitabı kaldı sanırım. Diğer ikisini ise deneyeceğim... 



Aspendos Yayınları da fuarlarda es geçmediğim yayıncılardan biridir. Bu sene stant kurmamışlardı. Elf Yayınlarıyla birlikte Angel Yayınları adı altında bir stantta satılıyordu kitaplar. Tanesi 10TL'ydi. Uçuşta serisinin 3. kitabı Yerde'yi alarak seriyi tamamladım. T.E Sivec ya da Tara Sivec ne derseniz artık; kalemine bayılıyorum. Güzel Bir Yalan'ın devam kitabı Ölüm Melodi'sini aylardır bekliyordum, nihayet çıktı. Mutluluk *_* Yazarın diğer serisinin ilk kitabını da düşünmeden aldım. 


Sahaf kısmına da uğradık, bu kitapların her biri 5'er TL idi. Serilerimin eksik kitapları çoğu. Çok iyi oldu, çok da güzel oldu *_* 



Dex Kitap Doğan Kitap'la birlikte topluca gelmişti, çok fazla kitap yoktu o yüzden. Bu kitabı sanırım geçen fuarda alamadım, burada aldım, 4TL ^^ Oyun deyin ve bırakın ben ne var ne yok alayım +_+ 




Pudra Tozu'yla ortak tutkumuz Harlequin/Beyaz Diziler! Ve yine ortak tutkumuz Lynne Graham *_* 
Pudra Tozunun hediyesi ^_^




Bir fuar da böyle geçti canlar. Öğleden sonrayı kendimize ayırdık. Özlemişim ^_^ 
İkizimin yolu ayrı olduğu için yarı yolda bizden ayrıldı
Biz de her zamanki gibi Pudra Tozu'yla ayrılamayıp bir yerlere atıp kendimizi sohbetin dibine vurduk. 
İyi günler olur, kötü günler olur ama dost dediğin hep bir aradadır, değil mi? ^_^
Sevgiler :* 

Kitap Fuarları Yazıları:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

Devamını Oku »

24 Eylül 2014 Çarşamba

Taksim Korean Restoranla İlgili Ambivalans Duygular ve Yeni Denemeler


Buluşma yazısı yazmayı seviyorum ama yeni bir şey denemedikçe, anlatacak bir şeyim olmadıkça tekrar tekrar yazmak istemiyorum. 
Bu yazıyı yazma sebebim ise hem yeni denediklerimi (gerçi üstünden bayağı geçti -_-) hem de daha önce övmüş olduğum bir mekanın sıkıntılı yanlarını da paylaşmak. 

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar yazımda oldukça iyi bahsetmiştim mekandan ki öyleydi. Ondan sonra gittiğimiz ve burada yazmaya gerek görmediğim birçok seferde de güzeldi ama son gidişimiz tamamen rezaletti. Anlatayım. 

Üstteki resim Pudra Tozu'yla bir buluşmamıza ait. Genelde sevdiğimiz şeyler + yeni bir yemek sipariş etmeyi seviyoruz. Bu kez de Ddukbokki söyledik. Kimbap zaten soframızın vazgeçilmezi. Tatlı turp turşusu, yumurta rulosu ve balık mezesi de bu kez farklı gelen mezelerdendi. Ben özellikle yumurta rulosunu çok sevdim ama Pudra Tozu beğenmedi -_- 


Pirinç keki ve balık kekiyle yapılan acılı bir yemek Ddukbokki (Tteokbokki)
Dduk yani pirinç keki yumuşak (çok değil) ve yapışkan bir şey. Acıyla birlikte iyi gidiyor. ben balık kekinin tadını da seviyorum. 
İnanılmaz bayılmadık ama yine de severek yedik. Ben de anlamadım bu kısmı :p

Evde de ddukbokki ve balık keki denemem oldu, umarım bir gün üşenmeden paylaşırım.

Bizden 5 üzerinden 3,5 puan aldı. Seul Restourant'ta da denemiştik ama onu deneyim saymıyorum çünkü bekletilip ısıtılmış yarı kuru yarı normal tuhaf bir şeydi -_- (Kendi gözünüzle görmek için TIKTIK)
Bu ondan kat be kat güzeldi tabi ki.


--------------------------



Yeni bir şey denediğimiz buluşmalarımızdan biri de yine Pudra Tozu ve Kitap Tutkusu'la oldu. 
Bu kez benim önerimle Japchae söylendi. Çok merak ediyordum tadını. Malzemesini aldım Kore Market'inden, denenecek :)
Pudra Tozu'nun vazgeçilmezi Kimchi Jjigae ve hepimizin vazgeçilmezi kimbap. 
Ayrıca Kitap Tutkusu denemediği için yeniden ddukbokki.
Amma çok şey söylemişiz :P



Mezeler yine çok güzeldi.  Yanlış değilsem Hobak Jeon da denen kabak kızartması, balık keki, tatlı turp turşusu, kimchiler ve mayonezli bir tadı olan hiç sevmediğim tuhaf lahana mezesi. 

Hobak'a bayıldım, kimchiler zaten süperdi, balık kekini de çok sevdim. Bir tek o adlandıramadığım mezeyi sevmedim. 



İkizim için söylediğimiz Ddukbokki ^^ 
Muhteşem değildi ama güzeldi. 


Off dumanı üzerinde fotoğraflar çekmişim. Kızlar içindeki tofuyu pek sevmese de ben komple seviyorum ^^ Pilavla inanılmaz güzel gidiyor. Denemek gerek diye düşünüyorum.


Çok duyduğum, merak ettiğim yemek Japchae! 
Yumuşak yapışkan bir Noodle'ı var, yanlış değilsem patates unundan yapılıyor.
Çok ama çok lezzetli bulduk, hatta bayıldık ^^ 


Sofranın demişbaşı :p


Buraya kadar güzel tabi. Son gidişim ilk kez gelen bir arkadaşlaydı ve ben övmüştüm ona bayağı :( Ama rezaletti resmen. Çok utandım!

Birincisi çok sert bir karşılamayla karşılatık, neden geldiniz der gibi. Sipariş verirken ukalalıkla karşılaştık. Ne istesek bir tersleme falan. Kimbap istedik reserve yemek o bir gün önceden randevu almanız gerekiyor dedi! Ah canımm, bunca zaman soframızdan ayrılmayan kimbap şimdi mi meşgul?? 

Japchae'nin noodle'ları o kadar yapışkandı ki dolam dolam noodle'ları ayırmak imkansızdı. 

Üstüne daha önce hesaba yazılmayan her şey hesaba eklenmişti. Dükkanda aldığımız havayı nasıl yazmadılar şoktayım o.O

Gerçekten rezalet bir ağırlamaydı ve dediğim gibi çok önermiş biri olarak utandım! Bu nedenle buradan da yazayım dedim. Biz tam çıkarken normalde her daim orada olan Koreli bayan yeni geliyordu. Onun yokluğuna mı bağlasak bu kötü muameleyi bilemedim. 

Ama iyi yanlarından bu kadar bahsederken, kötü yanlarını da söylemesem içimde kalırdı. 

İyi ve keyifli yemekler yemeniz dileğiyle :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

14 Ağustos 2014 Perşembe

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar



Biriken buluşma yazılarımızdan biriyle daha karşınızdayım. Bu tarz yazıları yazmayı seviyorum :)
Kitap Tutkusu, Pudra Tozu ve ben yine buluştuk tabi ki. 
Ve klasik buluşmamız yine kahvaltıda başladı :)


Ardından daha önce hiç gitmediğim Taksim Korean Restaurant'a gittik. 
Gaya'yı beğenmiş, Seul'den malesef nefret etmiştim. O yüzden burayı oldukça merak ediyordum.
Hoş bir mekan.
Expo'da bahsettiğim kore yemekleri satımı yapan restaurant buymuş işte. O zaman aldığım ıslak mendilde adı Taebeak olarak geçiyordu ancak isim değiştirmişler. Yeni isimleri daha dikkat çekici ve akılda kalıcı bence. 
O zaman kimbap denemiştim, çok beğenmiştim. 


Mekana iyice bakmak istersiniz diye çektim. Köşedeki Tv'de KBS açıktı. 


Menü bu şekildeydi. Bence hoş.
Pudra'nın favorisi Kimchi Jjigae ve iki porsiyon kimbap sipariş ettik. Birer kase de pilav. 


İlk önce mezeler geldi tabi ki. Oldukça zengin ve doyurucu bir meze servisi oldu. Burdan +1 puan aldılar bile. Kimchi, salatalık kimchisi, turp kimchisi, tatlı patates, kabak ve patlıcan.



Her şey geldiğinde soframızın görüntüsü buydu. Tabi sofra tamamlanana kadar mezelerden azıcık tırtıklamıştık -_-




Kimchi Jjigae geldiğinde usulünce kaynıyordu. Gerçi son demlerini çekmişim ben :(
Görsellik on numara. Kimchi Jjigae, harika bir lezzet. Acılı ve sıcak, off.. O yaz sıcağında bile afiyetle yedik. Özellikle kışın çok iyi gideceğini düşünüyorum. Kimbap'ı zaten çok seviyorum :)



Bu da yemeklerimizi yerken çektiğim bir kare. Bazı resimler kaymış, nasıl elim ayağım titrediyse oburluktan :p

Yemekler oldukça lezzetliydi, fiyatlar da buna göre uygundu.
Tabi ki yerel yemeklere göre bir nebze de olsa daha pahalı çünkü ürünlerin çoğu ithal ve bilen kişiler yapıyor.
Dünya mutfağı denediğimizde, yerel mutfağımızla benzer fiyatlar malesef ki bekleyemiyoruz.
Ama işin güzelliği Kore yemeklerinin kişisel porsiyonlar olarak gelmemesi. Yani yemekler zaten 2-3 kişilik porsiyonlarda ortaya geliyor. Bu nedenle arkadaşlarınızla gittiğinizde daha çok çeşit deneyebiliyoruz, hem de fiyatı bölüştüğünüzde çok uçuk rakamlar çıkmıyor. 




Restaurantın adını yazarken Karaoke Bar da eklemiştik değil mi?
Ailenizin casus blogger'ı olarak alt kattaki gündüz kapalı olan Karaoke kısmına da sızdım (cool gözlüklü bir surat)



Burası bar kısmı. (Söylemeye gerek varmış gibi :p )



Burası da karaoke kısmı. Uygun bir gün denemek isterdim açıkçası :D
İşte böyle bir deneyimdi bu da. Korean Restaurant'ı da çok sevdim. Hem sunum, hem yemekler, hem fiyat olarak. Bundan sonra birkaç kez daha gittik. Hem denediğimiz yemekleri, hem izlenimlerimizi yeniden paylaşacağım. Kendi denediğim Kore yemeklerini de en kısa zamanda bloga taşımayı düşünüyorum.
Sevgiler :*


Daha Önceki Buluşmalarımız İçin:

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Blog İkizimle Bu Kez Japon Restaurant'ı Kaçamağı / Sushi Denememiz


Buluşma ve yeni bir şeyler deneme yazıları yazmayı çok seviyorum.
Ancak son zamanlarda yazamadığım birkaç yazı birikti.
Japon Mutfağıyla başlayalım. 

ŞU yazımda bahsettiğim üzere aslında bu denemeyi tee ocak ayında yapmayı planlıyorduk. Kısmet olmadı.
Buluşmuşken planımızı da gerçekleştirdik. 

Fransız Konsolosluğu'nun arka sokağındaki  Japon Restaurant'ı Cafe Bunka'ya gittik. 
Ocaktaki gidişimizde menü de içeren bir broşür almıştım. Oraya gitmeden aklımda birkaç seçenek vardı aslında. Asıl menüyü ikizimle kararlaştırırız dedim. 


Mekan görebileceğiniz gibi inanılmaz hoş ve kültürü yansıtan bir tasarıma sahip.
Yabancı bir ülke mutfağını denerken oranın içine girmek istiyorum. Bu nedenle oraya özgü bir mekan ve yemek takımları, müzik gibi şeylere önem veriyorum.
Seul Restaurant'a gidip kendimi pidecide gibi hissetmem, omlet tavasında aşırı yağlı ve tuzlu Kore yemeği yemem fiyaskosuna benzesin istemem kısaca. O maceramız için TIKTIK!


Mekan bunla sınırlı değil tabi. Gördüğünüz gibi bağdaş kurup oturulacak masalar da mevcuttu. En arkadaki masa mahremiyet isteyenler için, kapıları kapanan bir yerdi. Dramalarda ne çok görmüşüzdür, değil mi? :)
Kısaca dekorasyona bayıldım.


Menü de çok hoştu. Masaların üzerindeki minik vazocuklar da benden artı puan aldı. 
Siparişi ikizim bana bıraktı. Ben de bir aykırı sushi, bir de onu yiyememe ihtimalimize karşı daha damak tadımıza yakın bir sushi sipariş etmeyi düşündüm. 
Bir yılan balıklı sushi, bir tane de gökkuşağı yani ton balığı ve somon balıklı sushi olsun. Yanında da Çıtır Tavuklu Salatayla olayı tamamlayayım dedim. 
Aslında bunları böyle arka arkaya diyemedim çünkü benim ağzımdan yılan balıklı lafı çıkınca ikizimin gözleri kocaman açıldı. :D O halini hiç unutmayacağım, hahahah :D
Yeni bir şeyler denemeden yeni bir şeyler öğrenemezsin mottosundan yola çıkarak ikizim ikna oldu. 
Bakmayın, işin böyle felsefik bir yanı falan yok, beğenmezsen ben yerim dedim diye kabul etti aslında.
Siz de hiç burun kıvırmayın, sanki tatlı su yılanı yiyelim çiğ çiğ dedim -_-
Neyse zaten bizimle ilgilenen bayan menüyü kimin seçtiğini sordu. Çok beğenmiş, huh... (Havayla saçları yana savur.)
Teselli mi etti ki acaba aslında? :(


Bir hoşluk daha; yemeğimiz gelene kadar çay içmek isteyip istemediğimiz de soruldu. Çok sıcaktı hava, canımız istemedi. Ama çay köşesi harika...


Yemekler gelmeden önce kurulan temel masa düzeni bu. Hashiler, soya sosu, peçete ve su. 
Çok zarif değil mi ^_^



Yılan Balıklı Sushi.


Gökkuşağı Sushi (Ton Balığı ve Somon Balığı)

Burada bir parantez açıp komik bir şey anlatayım.
Sushilere bayıldık. Beklediğimizden de güzeldi. Masayı silip süpürünce bir tane daha mı istesek moduna girdik. Birbirimizden destek alarak bir porsiyon daha sipariş etmeye karar verdik. Özellikle ikizim üstü susamlı görüneni çok sevdiği için ondan istedik, ancak yeniden gökkuşağı geldi. Şaşırdık sorduk, gökkuşağını yılan balıklı zannederken aslında ikizimin bayıldığı yılan balıklıymış :D
Ne güldük, ne güldük. Gözleri kocaman açarken yılan balığına :p

Şimdiki tepkisi gidelim ve hepsini yılan balıklı söyleyelim :D
20 tane yiyecekmiş :p


Masamızın asıl hali buydu. Çok şık değil mi? ^_^
Bu masadakiler hunharca yendikten sonra sol alttaki gökkuşağı sushiden bir kez daha söylenip yine hunharca yenmiştir. Arz ederim.
Ufak not: Wasabiyi hiç sevmedim. Çok acı, kulaklardan ateş çıkıyor geyikleri yüzünden sadece hashimin ucuyla dürtüp tadına baktım, ama o kadar acı gelmedi. Sadece plastik gibi yapay bir tadı var, o hoşuma gitmedi. 

Bir sonraki gidişimiz için planımız ise udon ve yılanbalıklı sushi yemek.
Normalde Kore Restaurant'ına gittiğimde Ramen yemek aklımın ucundan geçmez, çünkü iyi kötü dışarıdan alıp yapılabilecek kadar basit bir şey. O yüzden kendim yapamayacağım, malzemesi farklı, daha komplike yemekleri denemeyi tercih ediyorum.

Udon da bakıldığında noodle olabilir ama onu dışarıda denemek istiyorum. Okonomiyaki de olsa da yesek keşke... ^_^

Umarım beğenmişsinizdir. Sağlıcakla kalın...

Daha Önceki Buluşmalarımız İçin:


Devamını Oku »