14 Ağustos 2014 Perşembe

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar



Biriken buluşma yazılarımızdan biriyle daha karşınızdayım. Bu tarz yazıları yazmayı seviyorum :)
Kitap Tutkusu, Pudra Tozu ve ben yine buluştuk tabi ki. 
Ve klasik buluşmamız yine kahvaltıda başladı :)


Ardından daha önce hiç gitmediğim Taksim Korean Restaurant'a gittik. 
Gaya'yı beğenmiş, Seul'den malesef nefret etmiştim. O yüzden burayı oldukça merak ediyordum.
Hoş bir mekan.
Expo'da bahsettiğim kore yemekleri satımı yapan restaurant buymuş işte. O zaman aldığım ıslak mendilde adı Taebeak olarak geçiyordu ancak isim değiştirmişler. Yeni isimleri daha dikkat çekici ve akılda kalıcı bence. 
O zaman kimbap denemiştim, çok beğenmiştim. 


Mekana iyice bakmak istersiniz diye çektim. Köşedeki Tv'de KBS açıktı. 


Menü bu şekildeydi. Bence hoş.
Pudra'nın favorisi Kimchi Jjigae ve iki porsiyon kimbap sipariş ettik. Birer kase de pilav. 


İlk önce mezeler geldi tabi ki. Oldukça zengin ve doyurucu bir meze servisi oldu. Burdan +1 puan aldılar bile. Kimchi, salatalık kimchisi, turp kimchisi, tatlı patates, kabak ve patlıcan.



Her şey geldiğinde soframızın görüntüsü buydu. Tabi sofra tamamlanana kadar mezelerden azıcık tırtıklamıştık -_-




Kimchi Jjigae geldiğinde usulünce kaynıyordu. Gerçi son demlerini çekmişim ben :(
Görsellik on numara. Kimchi Jjigae, harika bir lezzet. Acılı ve sıcak, off.. O yaz sıcağında bile afiyetle yedik. Özellikle kışın çok iyi gideceğini düşünüyorum. Kimbap'ı zaten çok seviyorum :)



Bu da yemeklerimizi yerken çektiğim bir kare. Bazı resimler kaymış, nasıl elim ayağım titrediyse oburluktan :p

Yemekler oldukça lezzetliydi, fiyatlar da buna göre uygundu.
Tabi ki yerel yemeklere göre bir nebze de olsa daha pahalı çünkü ürünlerin çoğu ithal ve bilen kişiler yapıyor.
Dünya mutfağı denediğimizde, yerel mutfağımızla benzer fiyatlar malesef ki bekleyemiyoruz.
Ama işin güzelliği Kore yemeklerinin kişisel porsiyonlar olarak gelmemesi. Yani yemekler zaten 2-3 kişilik porsiyonlarda ortaya geliyor. Bu nedenle arkadaşlarınızla gittiğinizde daha çok çeşit deneyebiliyoruz, hem de fiyatı bölüştüğünüzde çok uçuk rakamlar çıkmıyor. 




Restaurantın adını yazarken Karaoke Bar da eklemiştik değil mi?
Ailenizin casus blogger'ı olarak alt kattaki gündüz kapalı olan Karaoke kısmına da sızdım (cool gözlüklü bir surat)



Burası bar kısmı. (Söylemeye gerek varmış gibi :p )



Burası da karaoke kısmı. Uygun bir gün denemek isterdim açıkçası :D
İşte böyle bir deneyimdi bu da. Korean Restaurant'ı da çok sevdim. Hem sunum, hem yemekler, hem fiyat olarak. Bundan sonra birkaç kez daha gittik. Hem denediğimiz yemekleri, hem izlenimlerimizi yeniden paylaşacağım. Kendi denediğim Kore yemeklerini de en kısa zamanda bloga taşımayı düşünüyorum.
Sevgiler :*


Daha Önceki Buluşmalarımız İçin:

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Blog İkizimle Bu Kez Japon Restaurant'ı Kaçamağı / Sushi Denememiz


Buluşma ve yeni bir şeyler deneme yazıları yazmayı çok seviyorum.
Ancak son zamanlarda yazamadığım birkaç yazı birikti.
Japon Mutfağıyla başlayalım. 

ŞU yazımda bahsettiğim üzere aslında bu denemeyi tee ocak ayında yapmayı planlıyorduk. Kısmet olmadı.
Buluşmuşken planımızı da gerçekleştirdik. 

Fransız Konsolosluğu'nun arka sokağındaki  Japon Restaurant'ı Cafe Bunka'ya gittik. 
Ocaktaki gidişimizde menü de içeren bir broşür almıştım. Oraya gitmeden aklımda birkaç seçenek vardı aslında. Asıl menüyü ikizimle kararlaştırırız dedim. 


Mekan görebileceğiniz gibi inanılmaz hoş ve kültürü yansıtan bir tasarıma sahip.
Yabancı bir ülke mutfağını denerken oranın içine girmek istiyorum. Bu nedenle oraya özgü bir mekan ve yemek takımları, müzik gibi şeylere önem veriyorum.
Seul Restaurant'a gidip kendimi pidecide gibi hissetmem, omlet tavasında aşırı yağlı ve tuzlu Kore yemeği yemem fiyaskosuna benzesin istemem kısaca. O maceramız için TIKTIK!


Mekan bunla sınırlı değil tabi. Gördüğünüz gibi bağdaş kurup oturulacak masalar da mevcuttu. En arkadaki masa mahremiyet isteyenler için, kapıları kapanan bir yerdi. Dramalarda ne çok görmüşüzdür, değil mi? :)
Kısaca dekorasyona bayıldım.


Menü de çok hoştu. Masaların üzerindeki minik vazocuklar da benden artı puan aldı. 
Siparişi ikizim bana bıraktı. Ben de bir aykırı sushi, bir de onu yiyememe ihtimalimize karşı daha damak tadımıza yakın bir sushi sipariş etmeyi düşündüm. 
Bir yılan balıklı sushi, bir tane de gökkuşağı yani ton balığı ve somon balıklı sushi olsun. Yanında da Çıtır Tavuklu Salatayla olayı tamamlayayım dedim. 
Aslında bunları böyle arka arkaya diyemedim çünkü benim ağzımdan yılan balıklı lafı çıkınca ikizimin gözleri kocaman açıldı. :D O halini hiç unutmayacağım, hahahah :D
Yeni bir şeyler denemeden yeni bir şeyler öğrenemezsin mottosundan yola çıkarak ikizim ikna oldu. 
Bakmayın, işin böyle felsefik bir yanı falan yok, beğenmezsen ben yerim dedim diye kabul etti aslında.
Siz de hiç burun kıvırmayın, sanki tatlı su yılanı yiyelim çiğ çiğ dedim -_-
Neyse zaten bizimle ilgilenen bayan menüyü kimin seçtiğini sordu. Çok beğenmiş, huh... (Havayla saçları yana savur.)
Teselli mi etti ki acaba aslında? :(


Bir hoşluk daha; yemeğimiz gelene kadar çay içmek isteyip istemediğimiz de soruldu. Çok sıcaktı hava, canımız istemedi. Ama çay köşesi harika...


Yemekler gelmeden önce kurulan temel masa düzeni bu. Hashiler, soya sosu, peçete ve su. 
Çok zarif değil mi ^_^



Yılan Balıklı Sushi.


Gökkuşağı Sushi (Ton Balığı ve Somon Balığı)

Burada bir parantez açıp komik bir şey anlatayım.
Sushilere bayıldık. Beklediğimizden de güzeldi. Masayı silip süpürünce bir tane daha mı istesek moduna girdik. Birbirimizden destek alarak bir porsiyon daha sipariş etmeye karar verdik. Özellikle ikizim üstü susamlı görüneni çok sevdiği için ondan istedik, ancak yeniden gökkuşağı geldi. Şaşırdık sorduk, gökkuşağını yılan balıklı zannederken aslında ikizimin bayıldığı yılan balıklıymış :D
Ne güldük, ne güldük. Gözleri kocaman açarken yılan balığına :p

Şimdiki tepkisi gidelim ve hepsini yılan balıklı söyleyelim :D
20 tane yiyecekmiş :p


Masamızın asıl hali buydu. Çok şık değil mi? ^_^
Bu masadakiler hunharca yendikten sonra sol alttaki gökkuşağı sushiden bir kez daha söylenip yine hunharca yenmiştir. Arz ederim.
Ufak not: Wasabiyi hiç sevmedim. Çok acı, kulaklardan ateş çıkıyor geyikleri yüzünden sadece hashimin ucuyla dürtüp tadına baktım, ama o kadar acı gelmedi. Sadece plastik gibi yapay bir tadı var, o hoşuma gitmedi. 

Bir sonraki gidişimiz için planımız ise udon ve yılanbalıklı sushi yemek.
Normalde Kore Restaurant'ına gittiğimde Ramen yemek aklımın ucundan geçmez, çünkü iyi kötü dışarıdan alıp yapılabilecek kadar basit bir şey. O yüzden kendim yapamayacağım, malzemesi farklı, daha komplike yemekleri denemeyi tercih ediyorum.

Udon da bakıldığında noodle olabilir ama onu dışarıda denemek istiyorum. Okonomiyaki de olsa da yesek keşke... ^_^

Umarım beğenmişsinizdir. Sağlıcakla kalın...

Daha Önceki Buluşmalarımız İçin:


Devamını Oku »

6 Mayıs 2014 Salı

İLK KEZ BULUŞTUK BİZ!! ^_^


Mükemmel haberi aldığımızdan beri gün sayıyorduk, One Better Day gelsin artık diye! :)
O gün nihayet geldiğinde kendimi iskelede OBD'i beklerken buldum ^_^

Deniz otobüsü kıyıya yanaşıp da gözümle kendisini seçtiğim an öyle bir koştum ki bir an bana yeşilçam modunda ağır çekim koşuları hatırlattı. Nasıl sarıldıysak artık millet işi gücü bıraktı bize bakmaya başladı, heheh. :)

Denizleri aşıp gelmiş OBD'mizi aldım, Kitap Tutkusu'la buluşacağımız yere götürdüm. Üçümüzün bir araya geldiği an mendilleri hazırlamanızı öneririm :p

Sıkı bir kahvaltıdan sonra hem sohbet, hem gezi şeklinde takıldık.
Ahdımız olan bir kaç şeyi gerçekleştirdik :p


Üçümüz bir araya geliriz de Kore restorantına gitmeden olur mu! İkizimle Taksim Gaya'ya gitmiştik, bu kez de Sultanahmet'teki Seoul'ü deneyelim dedik. Gitmeyi düşünenler varsa azıcık bahsedeyim. 


İçeri girdiğimiz anda tereddütler başladı, çünkü dekor birkaç ayrıntı dışında oldukça bizdendi. 
Ardından siparişlerimizi verdik.
Yemekler o gün eve geç gelmişim de tüm yemekleri ısıtmışım şeklinde geldi.
Yemek takımlarının da bir esprisi yoktu, mezelerin de... Kimchi bile yoktu mezelerde. 

Tüm görselliği geçtim, geldim yemeklere...
Bir kere yemekler bize göre bile yağlı ve tuzluydu, nerede kalmış Kore.
Üçümüz de yağ ve tuzdan rahatsız olduk. 
Kendimi hiç Kore yemeği yiyor gibi hissedemedim ben.
Kısaca Kore yemek malzemeleri ile nasıl Türk usulü yemek yapılır sorusunun cevabı: Seul Restourant!
Servis, yemekler, özen... Hepsi çok vasattı... Özellikle Gaya'yla karşılaştırınca.



Yemekten sonra gezmemize devam ettik... Sonra ben OBD'yi yolcu ettim :'( Yine gel e mi? 
Şimdiden özledim :(


İkizim Aspendos alışverişimizin kitaplarını da getirmişti ^^

Bugünü

Günün anlam ve önemini anlatan şarkıyla sizi baş başa bırakırken, biliyorum anlattıklarım duygularımı ifade etmeye yetmedi :(


Hepsini yazmasam da daha önce yazdığım buluşma yazılarım için :p :
Blog İkizimle Buluşmamız ve Kore Restorantı Kaçamağımız :)
Blog İkizimle Buluşma ve Uzak Doğu Mutfağı'nın Bize Garezi :)
Ben Her Neysem O Yaşlanıyor ^^
İstanbul CNR Kitap Fuarı 2014 ^^
CNR Kitap Fuarı - 2. Ziyaret!
Kitap Alışverişi ve Tatlı Bir Buluşma ^^


Devamını Oku »

2 Mayıs 2014 Cuma

19. İzmir Kitap Fuarı - 2014


İzmir Kitap Fuarına gitmeyi Pudra Tozu'yla neredeyse geçen fuardan beri planlıyorduk :)
İzin çıktı, fuar planları başladı. Pudra ve bol bol kitap muhabbeti yaptığımız anneciği ağırladılar beni sağolsunlar. ^_^ 

Fuarın son haftasonu erkenden çıktım yola, öğle saatlerinde İzmir'deydim. Fuar alanında buluştuk Pudra'yla elimde valizim, direk fuar :D Fuarın ortasında valizli birini gördüyseniz, o bendim işte :(
İşkence kısa sürdü, valizimi emanet ettik; ve fuarı alt üst ettik :)

Fuara gelmemiz kesinleşince bol bol listeler yaptık. Sadece kendimiz için değil, çok sevdiğimiz arkadaşlarımız için de alışveriş yaptık. 2 gün boyunca imza günleri, indirimli kitaplar, sahaflar; gezmediğimiz yeri kalmadı fuarın :D

CNR Kitap Fuarı indirimli değildi evet ama Kitap tutkusu, Pudra, ben gezdiğimiz için aşırı zevkli gelmişti. Bu fuar daha da eğlenceli geçti. İkizim, ve OKK'nin sevgili ikizleri zaten telefon ve bilimum iletişim aracıyla her gün yanımızda gibilerdi. Her akşam görüntülü görüşmeler yapıldı :) 

Gelelim fuara. 


Fuara Nemesis için gelmiş olabilirim :( Nemesis'ten istediğim dolu kitap vardı, hem tüyapta, hem CNR'da hiç indirim olmadığı için Pudra sürekli frenlemişti bizi. Biz de hem kendimize, hem ikizime ölümüne Nemesis aldık :) 3 kitap 15tl, 3 kitap 20tl indirimleri vardı *_*
Böylece başta Rachel Gibson olmak üzere eksiklerimi tamamlamış oldum :)  


Ephesus'tan beklediğim çok kitap var aslında. Maureen Smith'ten umudu kestim artık çıkmıyor. Günahkarlar 4. kitap olur belki dedim o da yoktu. 
Eksik FMArsal kitaplarımı aldım, Yalnız Gözlerin İçin'i sırf bendeki kapağın alakasızlığı yüzünden seri bütünlüğünü tamamlamak için aldım, pes!

Tanrıça ve Tanrıçanın Savaşı'nı okudum, Tanrıçanın Mirası'nı da alarak 

Tanrıça Serisi'ne son vermiş bulunuyorum :)



Vefa Enver'in imza günü vardı. henüz blogda yorumlayacak fırsat olmadıysa da Çocuk da Yapamadım, Kariyer de serisinin ilk 2 kitabını okudum. 3. yü de alarak seriyi tamamladım, ve de imzalattım ^^
Diğer fuarlarda bir indirim göremediğimiz Ephesus bu kez indirimliydi. 



Novella'nın bu güzeli çıktığından beri aklımızda :) Muhtemelen yine birlikte okunacak.
İki Ateş Arasında'yı bir süredir bulamıyordum. Son Monica'mı da alarak, tüm Monicalarımı tamamladım. 
Kaç Benimle'yi Nemesis stantından edindik (Pudra ben gelmeden almıştı :p )
 Bu resimdeki 3 kitap da 10tly'di :)


Sadece polisiye üzerine yayın yapan bir yayınevi olduğunu biliyor muydunuz? Labirent Yayınları!
Öyle eften püften polisiyeler de değil. Polisiye alanında klasikleşmiş, kültleşmiş kitapları var. Kataloglarını aldım, uzun uzun inceleyeceğim. 


Bol bol sohbet ettik. Peder Brown öykülerini aldım, kocaman bir kitap. Sonra bir kitapla daha tanıştırdılar beni,daha doğrusu bir tez. Sherlock Holmes & Peder Brown Rasyonalite ve İnancın Çarpışması. İkiliyi karşılaştıran, birlikte ele alan bir kitap. Yazarı Fulya Turhan da oradaydı. İmzalattım :) Önce öyküleri, sonra tezi okuyacağım. Bakalım imzada olduğu gibi Peder Brown'ı da Sherlock Holmes kadar sevecek miyim :) 


Sherlock Holmes'ten bahsetmişken Doctor Who'dan bahsetmemek olmaz. Beklenilen gün geldi ve Shada'ma kavuştum *_* Pek bir indirim yoktu, internetle hemen hemen aynıydı. Sadece daha fazla bekleyemedim :)
Doctor Who kitabımı Sherlock Holmes ayracımla okuyarak kendimce bir fantazi yapmaya karar verdim ayrıca :p 


Shada*_*'dan bahsettim. Enemmm, Alper Kamu'mun ilk kitabısını da aldım, kaçar mı veledim :)
Dora görür görmez vurulduğum, benim olacaksın nidaları attığım kitaptı, öyle de oldu :)
Masumiyetin Sonu  'Psikoterapist ile Hasta Arasındaki En Mahrem Hikayeler' orada inceleyerek almaya karar verdiğim bir kitap oldu. Bu kez terapist tarafından bakıyoruz. 


Dex'e uğramadan olmazdı benim için :)
Dex ayrı bir stant olarak değil, Doğan Kitap'ın kanatları altındaydı bu sefer. O nedenle seçenekler sınırlıydı. Ölümsüz Juliet One Better Day'in önerisiydi, aldım tabi ki, 4tl'ydi. 
Kutsanmış, ikizimle yeni serimiz olacak :) 9tl idi.
Ve ben 2 fuardır fiyatı manasız uçtuğu için alamadığın Melez Sözleşmeleri serisi 2.ve3. kitabı aldım. Çok mu uygundu hayır... :(


Sahaflara da soktum Pudra'yı :D
10ar tl'ye aldım bu kitapları. Asil Kan az daha ucuz olabilir. 
Anita artık iyice 2. ele düştü, bulunmuyor. 
Cassandra Clare Yan serinin ilk kitabını da aldım, ciltli :)
Şansıma karşıma Melez Sözleşmeleri 4. kitap çıktı :)


Böylece bu seriden geriye tek eksiğim Avcı kaldı, son kitap :)



Martı Yayınları naaapmış öylee o.O Fuara özel Sherlock Holmes tüm hikayeleri ciltli basmış, tam koleksiyonluk. Resimde morlu bayan elinde tutuyor. O kadar inceledim, yakından resim çekmemişim -_- 
Bugün yarın derken, ertesi gün gittiğimizde kalmamıştı :'( Diley, diley :'(
Neyse o da benim olacak kaçarı yok -_- 



Söylemeden geçemeyeceğim, bence fuarın en güzel stantı Arkadya Yayınları'nındı. Hele o telefon kulübesi... 

Epsilon'dan Lara Adrian 4'ü ve 5'i almak istiyordum, stantta yoktu, stanttaki bayan Lara Adrian'ın kendi yazarları olmadığını iddia etti :( 
Açtım resim gösterdim, 2. bir stantı daha varmış Epsilon'un oraya yönlendirildim. %20 indirim vardı. Netten bile düşük indirim oranı olduğu için almadım. 


Fuardan sonraki günleri bolca gezip, İzmir'in tadını çıkararak geçirdik :) 
Çıkarsız, içten dostluk güzel şey azizim. :)
O ara ben Sabrina Jeffries Ömür Boyu Sürecek de aldım :p

 

Pudra'yla birlikte döndük İstanbul'a :)

Eve geldiğimde beni bekleyen şey ise OBD'in benim için yaptığı en mükemmel şeylerden biriydi *_*
Fuardaki sahaflarda arayıp tarayıp bulamadığım şey:
1975 basıl Doctor Who kitabı *_*
Şu yazımda bahsettiğimden *_*


Evladııııııııııım :'(
Sarılıp doya doya kokladım. 
Öyle kıymetli ki benim için... 


Ayrıca hiç yıpranmamış.Hiç okunmamış gibi. 


Fuardan önce Kitap Tutkusu'nun siparişiyle istediğimiz Aspendos yayınları kitaplarını aldık. Böylece şimdilik  Aspendos Yayınları'ndan almak istediğimiz kitap kalmadı.

Kitaplarımı toplu görürsek;


Uzun bir yazı oldu umarım sıkılmamışsınızdır :)
Pudram ve anneciğine her şey için teşekkürler. 
Harika ve çok keyifli bir fuar ve gezme süreci oldu ^^

Sevgiler... 

Kitap Fuarları Yazıları:


Devamını Oku »

15 Nisan 2014 Salı

Yine Bir Buluşma, Yine Almak İçin Ölünen Kitaplar, Yine Doctor Who ^^



Kitap Tutkusu ve Pudra Tozu'yla sık sık buluşuruz, Fighting!! ikizlerini de hep yanımızda hissederiz :) Yine tüm gün bizim olsun diye kahvaltıda buluştuk ^^ Ve harika bir gün geçirdik. Ama bu seferki pek buluşma yazısı olmayacak gibi. 

İkizim Julia Quinn hastasıdır ve favori yazarlarının kitapları çıktığında hiç beklemez, hemen kitapçıya koşar ve o gün ondan bir daha haber alınamaz :D Çünkü kendini dış dünyaya kapatıp hemen okumaya başlar. Cennet Gibi çıktığından beri başımızın etini yiyordu -_- Artık huzura erelim diye kitapçıya girmiştik ki bu sefer ben kendimi kaybettim *_*


ŞU yazımda bahsettiğim Can Yayınları'ndan çıkan Gotik Edebiyat setini tekrar gördüm çünkü *_*
İndirimi kaçırdığım ve set olarak almaya fırsat bulamadığım için o zamanlar tek tek almaya karar vermiştim. Otranto Şatosu'nu almıştım, sırada Carmilla var ^^


Bunun etkisi üzerimden geçmeden tekrar çarpıldım *_* Daha yüksek voltajda, hemde duble *_*
Biri temel bir rehber, diğeri Karakter ansiklopedisi. Dil İngilizce. Woaww diyorum bu kitaplara. Kendimi ortamdan tamamen soyutlayıp, ayaküstü hemen karıştırmaya başladım. Birlikte karıştıralım mı?


Rehberin içindekiler kısmı ilk doktordan  sonuncuya kadar sıralı. Olayların anlatımı da doktorlara göre.


Her şey nasıl başladı?


Tam anlamıyla bir rehber. Bol bol ve harika fotoğraflarla bezenmiş. 
Şöminedeki kız olayı mı o *_* Eve şömine yaptırtma ve beyaz bir at alma kararı vermeme neden olan bölüm ^_^


Diğer kitaba geçelim. Karakter Ansiklopedisi :)


İçindekiler bölümü oldukça ayrıntılı ve insan/insandışı varlık hepsi dahil bir şekilde türüne göre sıralanmış. Harika!


İnsanlar, künyeleri, kim oldukları. 


Ve yine bolca resimle, ayrıntılı bilgi :)


Ve çok yakında benim olacak, bana raftan göz kırpan Shada *_*



Kısaca, yine kendimi kaybettim :'(  Kendimize gelelim diye Pudra bizi blogunda da yazdığı ve çok sevdiği Origin'e götürdü. Çok hoş bir yer gerçekten ^^ Kahve de çok lezzetliydi... 



Devamını Oku »