13 Haziran 2017 Salı

Aromalı Türk Kahveleri (Dağ Çilekli, Gül Lokumlu, Karamelli)


Merhabalar, 
Artık rahatça ve bolca yazarım diye düşünürken eski kabuslarımdan biri tekrar hortladı ve klavyemin bazı tuşları menfi bir olay sonucu çalışmaz oldu. Yakın zamanda tamire gidecek. 
Ve taslaklar üzerinden gideceğim sanırım bir süre. 

Sade Türk kahvesini pek bir severim. Aromalı kahveleri de. 
One Better Day sağolsun bana bazı aromalı Türk kahveleri göndermişti. 

Onlarla ilgili fikirlerimden bahşedeyim dedim. Daha önce damla sakızlı Türk kahvesi sevgimden ŞURADA bahsetmiştim. 

Gelelim denediklerime;


Karamelli Türk Kahvesi
Tam bir karamelseverim. Ama böyle alttan yanık gibi bir tat&acılık gelenlerden hiç hoşlanmam.
Bu kahveyi ilk denediğimde vasatla ortalama arası gibi gelmişti. O acılığı sanki hissetmiştim. Ancak ikinci denememde tadı oldukça iyi geldi ve o gün bu gündür içiyorum. Hayatımın kahvesi, onun için ölür ve öldürürüm diyemem ama iyiymiş. Severek içiyorum.



Dağ Çilekli Türk Kahvesi
İşte burada bahsedeceğim kahveler içindeki favorim. Buram buram, mis gibi bir çilek kokusu. 
İlk biten de buydu, ailecek çok beğendik. 



Gül Lokumlu Türk Kahvesi
Ağzınızda ikram edilmiş lokumla kahvenizi yudumlamış gibi bir tat. Pek nostaljik, pek tatlı. 
Vazgeçilmez bir tat değildi ama bunu da severek içtim. 

* * * *

Sonuç olarak ben bu aroma işini pek bir sevdim. Türk kahvesine çikolata kreması, çikolatanın kendisi, soda gibi şeyler katmayı tercih etmem ama aromalar sevilesi. 
Bir de dikkatimi çeken minik bir detay eklemem gerekiyor. Bu tarz aromalı kahveleri uzun süre bekletmeden tüketmek lazım. Bekledikçe aromasını kaybediyor. 

Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

7 Mayıs 2017 Pazar

Tebek Korean Restaurant


Merhabalar,
Ne zamandır buluşma yazısı yazmıyordum. Aslında atladığım birçok buluşma oldu. 
Bunu yazma nedenim ise bu kez farklı bir Kore restoranı denemiş olmamız. :)
Bu buluşma 8 Nisan 2017'de gerçekleşti ancak bir ay sonra yazabiliyorum -_-

Şimdi biraz geriye dönüş yanisi flashback -_- yapacağız. 

Daha önceki Kore restoranı yazılarımı okuduysanız genelde Taksim Korean restorana gittiğimizi biliyorsunuzdur. Ancak bir, hatta uzunca bir süre önce orası kapandı. 

Kapanış nedenine dair bilgim şu şekildeydi. Dükkan sahibinin kiraya zam yapması, karşılığında restoran sahiplerinin yemeklere zam yapması ki son gidişlerimizde bunu hissetmiştik Kitap Tutkusu ile. Sonuç olarak müşteri kaybı ve kapanış.

Bu kez nereye gidelim diye düşünürken aklıma adını duyduğum ama daha önce gitmediğimiz Tebek geldi. Daha önce Gaya'ya, Sultanahmet'teki Seoul restorana gitmiştik. Eğer bulamazsak ya da bu da kapanmışsa Gaya'ya gideriz diye düşünüyorduk. Ama kapanan restoranın azıcık ilerisinde bulduk. Kendisi Taksim Lion otelin tam karşısında. 


Genelde burayla ilgili gördüğüm yorumlar yemeklerinin güzel mekan dekorasyonunun kötü olduğu yönündeydi. 
Mekan hayallerimin dekorasyonuna sahip diyemem ama beni rahatsız edecek bir şey yoktu. Bir evin salonundaymışız gibi hissettiğim oldu arada ama olumsuz hiçbir duygu yaşamadım. Hani vardır ya, İstanbul'un turistik yerlerinde bambaşka bir İstanbul vardır. Tüm dükkanlarda. Normalde her restoranın öyle olmadığını bilirsiniz, turistleri eğliyorlar dersin. Sonuçta işin raconu bu. 
Gaya ve Taksim Korean'da bir Kore restoranındaymış havasını yakalıyordunuz. 
Sultanahmet Seoul'de biraz pideci tarzı vardı. 
Burası ise normal bir restoran havasında. Amanın da  hanboklu garsonlar hizmet etsin bize gibi bir beklentim olmadığı için dekorasyon da benim için normaldi. 


Bu kez yeni bir şey söylemedik. Özlediğimiz standart menümüzü söyledik. Tabii önce mezeler geldi. Sağdan sola sıralarsam, 
Kimchi: diğer yerlere göre daha acıydı, ama bana uyar, sadece ikisim fazla acı sevmez. 
Kabak mezesi: Her zamanki gibi güzeldi. Sadece azıcık tuzluydu. Bak, bu konuya değineceğim. 
Ispanak mezesi: Oldukça lezzetliydi. 
Salatalık Kimchisi: Bu da çok güzeldi. 
White Kimchi de denen acısız kimchi: Bu tam ikizimlikti. Baharatsız acısız. Oldukça güzeldi. 
Yumurta Rulosu: Bu bizi şaşırttı. Çünkü sıcacıktı. Diğer yerlerde buz gibi gelmişti. Bayıldık. 
Patates Mezesi: Bu da diğer denediklerimize göre daha güzeldi. 

Kısacası mezeleri genel olarak beğendik. Bir kısmı daha önce gittiğimiz yerlerde denediklerimize göre güzeldi. Servis takımını da beğendik bu arada. 




Standart menümüze gelince, ilk olarak Kimchi Jjigae. Bu genelde menümüzün vazgeçilmezlerinden biri. Çok beğendik. Yine ister istemez daha önce denediklerimizle karşılaştırdık. Bu biraz daha güzeldi diyebilirim. 


Vazgeçilmez 2, Kimbap. Bunu da çok beğendik, buz gibi olmaması da güzeldi. Ama biraz tuzluydu. İşte bu bize biraz enterasan geldi. Türk damak tadına uyum sağlaması için biraz tuz atıyor olabilirler. İlk kez deniyor olsak belki gözümüze batmazdı ama biz tuzsuz bir beklentiyle yediğimiz için bize tuzlu geldi. 




Ve son olarak Japchae. Bunu da beğendik. Diğer yediklerimizden farkı içinde farklı malzemeler de olmasıydı. Güzeldi. 


Sonuç da bu şekildeydi. 

Bir ara blog ikizimle sohbet ederken konu diğer restoranın kapanma muhabbetine denk gelmişti, ben de yukarıda bahsettiğim kısmı ona naklettim derken tanıdık bir yüz gördük. Diğer restorandan tanıdığımız garson abi burada çalışmaya başlamış. Diğer restoranın kapanış nedenini kendisi de doğruladı. Tamamen kapandığını söyledi. Kimbilir belki bir gün başka bir yerlerde açılır yine. 
Kaldı ki burası abinin eski patronunun yeriymiş. 

Kapıdan girdiğimde fark ettiğim şeylerden biriydi bu. Diğer yeri de bir ajumma işletiyordu, burada da bir ajumma vardı. Bunun esprisini yapmıştık, hoşumuza gitti yani. 




Tuz meselesini geri bildirim olarak söyledik bu arada. Çok skandal bir şey değildi, hafif bir tuzdu zaten. 

Bir de diğer yerde büyük boy su isteyip birlikte içiyorduk. bu gez iki ayrı minik su geldi ki cam şişe olanlardan. Büyük boy su sanırım yoktu. Bize yetmedi pek. :)



Bunu çekmeyi sevdiğim için çektim sadece :p 

Oradan kahve içmeye gittik. İkizim ısmarladı. :) 
Esprisini yaptığımız bir durum vardı. Yatırım amaçlı ısmarladı; bir ısmarlayıp bin almak için :D 

Genel olarak; 
Restoranı, yemekleri, fiyatları beğendik. Fiyatlar genele oranla normal/uygun gibiydi. 
Biraz tuz ve su olayı ufak olumsuzluklardı. 
Mezelerin sıcak gelmesi çok hoşumuza gitti. 

İkizimin eklemek istediği kısım ise WC'nin çok temiz olduğu ve midesi hassas bir insan olarak yemeklerin ona dokunmadığıydı. 

Kısacası bu deneyimden memnun kaldık. Düzenli gittiğimiz Kore restoranımız artık burası olabilir dedik. 

Sevgiler :*


 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

11 Ocak 2017 Çarşamba

FikriMühim: Nescafe White Chocolate Mocha Denemesi


Fikri Mühim'e üye olduğumdan daha önce bahsetmiştim. 
FikriMühim'e dair ürün denemesi yazılarımı okumak için TIKTIK!

Bu kez denemem için gönderilen ürün Nescafe'nin White Chocolate Mocha'sı. 
Nescafe son zamanlarda çıkardığı yeni ürünlerle yelpazeyi bayağı genişletti bildiğiniz gibi. 
Ve iddiası kafelerde içtiğiniz lezzetleri evinize getirmek. 
Daha önce Latte, Sütlü Köpüklü kahve, Mocha derken White Chocolate Mocha'ya da el attı. 

Yeni ürün denemeyi severim. 
Mocha'yı, yani standart çikolatalı versiyonunu denemiş pek hayranı olmamıştım. 
Beyaz çikolatalıyı da aslında bu ürünler gelmeden önce bir arkadaşımla denemiştim. Ve Mocha'yı pek sevmediğim halde, beyaz çikolatalısını beğenmiştim. 

Kargom gelince de severek içeceğim beklentisiyle hemen hazırlamıştım ama o da ne. Dayanılmaz bir koku, acaba sudan mı hazırlanış şeklinden mi bilemedim. O yanmış plastikle bozulmuş kahve arası koku 1 gün evden gitmedi. Sonra tekrar denedim bu kez koku çok hafifti ama tadı yine berbattı. 
Son olarak bu yazıyı yazmadan önceki akşam tekrar denedim ve sonuç aynı, içemeden döktüm. 

O noktadan sonra ürünün bozuk olduğuna kanaat getirdim.
Arkadaşımla içtiğim hoş kokulu, yumuşak içimli kahve nerede, bu tuhaf kokulu, tadı korkunç şey nerede? 

Daha önce denememiş olsam çok olumsuz bir yorum yapabilirdim ama kişisel denememe bakarak hiç fena değildi, hatta güzeldi diyebiliyorum. 

Bana göre tek eksiği vardı, o da şekersiz seçeneğinin bulunmamasıydı. Bu tarz ürünlerde şekersiz seçeneği de bulunmalı diye düşünüyorum.

Sevgiler :*



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

22 Ocak 2016 Cuma

Damla Sakızlı Kahve Sevgisi


Damla sakızı kokusunu sever misiniz? 
Ben bayılırım *_* 

Bir muhallebide, bir tatlıda, alelade bir sakızda bile kokusunu almak hoşuma gider. 
Bir de kahvelerin içinde çok çok severim. 

Daha önce blogda birçok kez içecek denemelerimden bahsettim. 


Gibi. :) 

Bu kez damla sakızlı kahveden bahsetmek istedim. 
Damla sakızını hem Türk kahvesinde, hem de granül kahvede seviyorum. 
Özellikle Türk kahvesinde. Aslında Türk kahvesine çok fazla atraksiyon eklemek isteyen biri değilim, sadece damla sakızlı veya sütlü versiyonlarını yapıyorum. 
Granül kahve konusunda ise sınır tanımıyorum :p
Aromalardan çikolatalara her şey deniyorum. 


Damla sakızlı kahveyi ilk kez Kahve Dünyası'nda denemiştim ve satın almıştım. 
Hem Türk kahvesinde, hem granül kahvede güzel oluyor,
Ama her zaman yol düşmeyebiliyor ya da unutulabiliyor. 
Hal böyle olunca marketlerde hazır damla sakızları var, neden olmasın? dedim. 

Damla sakızı alıp havanda dövdüm, içine biraz kahve ekleyip minik bir kavanoza ayrı olarak koydum. Canım damla sakızlı istediğinde oradan yapıyorum ve hiç fena olmuyor. 

Unutmadan ekleyeyim paketi satın aldığınızda renkli minik bir paket içinde de mum çıkıyor, o sakız gibi çiğnemek isteyenler için, gaza gelip onu da kahvenize atmayın :)

Damla sakızını çok kullanıp kahvenin tadını öldürmemeye de dikkat edin. 


Benim gibi kahve muz ikilisini seven biriyseniz, damla sakızlı kahveyle de güzel gidiyor, not edeyim dedim. Keşke elimde olsa da görsellerle birlikte kokusunu da size buradan ulaştırabilsem. 

Damla sakızı kokusunu seviyorsanız deneyebilirsiniz, yoksa hiç yaklaşmayın daha iyi :) 
Sevgiler :* 

 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Mart 2015 Pazartesi

Uzak Doğu Mutfağı Denemelerim: Turp Kimchisi (Radish Kimchi / Kkakdugi / 깍두기 )



Elimden geldiğince Uzak Doğu Mutfağını restoranlarda ya da evde kendim denediğimi birçoğunuz biliyorsunuz. Bu konuda ulaşabileceğiniz yazıların linklerini aşağıda vereceğim. Daha önce lahana kimchisi ve salatalık kimchisi yapmıştım ancak kızlarda her yediğimizde öldüğümüz turp kimchisi yapmamıştık. Pazarda denk gelince bir anda aklıma geldi ve denemeye karar verdim. 



Artık bu tarz yazılara bir diziden vs örnek vermek bir nevi gelenek olduğundan Radish Kimchi diye dizi var diye giriş yapayım. Park Shin Hye'nin bayağı çaylak olduğu bir dizi bu. Ne kadar kimchiyle alakalı tartışılır ama. Dizi adı olacak kadar dillere destan kimchimize geçelim :p

İhtiyacınız olan şeyler çin turbu, balık sosu, eğer yoksa soya sosu da olur, şeker, tuz, pul biber, sarımsak ve yeşil soğan. Ben turpun yeşil dallarını da koydum çünkü sırf bu dallarla yapılan değişik bir kimchi türü daha var. Bunu da katarak denemek istedim. 


Öncelikle turpları küp küp doğruyorsunuz. Ne çok büyük ne çok küçük olmasın. Daha donra eğer bütün büyük bir turpu koyduysanız silme bir yemek kaşığı şeker ve bir yemek kaşığı tuz koyup elinizle biraz karıştırıp bekletiyorsunuz. On dakikada bir çevirerek otuz dakika bekletin. Suyunu salmış olduğundan o suyu bir kaba boşaltın, ancak dökmeyin. 


Ardından ayrı bir yerde 4-5 diş sarımsak ve birkaç dal yeşil soğanı doğrayın. Turpların otuz dakikası koyduğunda üstlerine ekleyin. Üzerine 2 yemek kaşığı balık sosu/soya sosu/ 1-2 yemek kaşığı turptan aldığınız sudan ve alabildiğine pul biber ekleyin. Alabildiğine derken sizin damak tadınıza  ve ne kadar acılı istediğinize kalmış. Ben birkaç yemek kaşığı koydum, ama acıydı ^^ 


Güzelce karıştırın ve ağzı kilitli bir saklama kabına koyun. Taze yenebileceği gibi (biz annem ve abimle taze  taze tırtıkladık biraz :p) 2 gün içinden fermente olacağından, o zaman da yiyebilirsiniz. 


İki gün sonra ise tadına doyum olmuyor. Ben neredeyse atıştırmalık niyetine yediğimden kimchim bitti :( Yani bu yazıyı yazana kadar kendisini çoktan yedim :p
Bugün yeniden turp baktım ama bulamadım :'( 

Çok kolay bir tarif. Umarım dener ve beğenirsiniz. Bende yeri çok ayrıdır, bayılırım... 

Sevgiler. :*

Daha Önceki Uzak Doğu Mutfağı Yazıları İçin:




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

Devamını Oku »

4 Aralık 2014 Perşembe

Bir Tur Böyle Geçti! -Monica McCarty - İhanet-



Bir proje turu daha sona erdi. Proje turlarını ayrı bir seviyoruz. Konu Monica McCarty 
olunca akan sular durur tabi, aylarca bekledik gün saydık. Bu süreçte neler yapabiliriz diye düşündük ve bir kıvılcım diğerini getirdi, ortaya böyle bir tur çıkıverdi.

Biz çok fazla sohbet eden, ve görüşen bir grubuz. Ve sohbetlerimizin, Kore Restorantı kaçamaklarımızın konularından biri de Monica oluverdi. Beyin fırtınası yaptık, verdiğimiz emeğin yanı sıra çok da eğlenip güldük. Bazı uçuk fikirleri duymanızı bile istemeyiz ^^  Yayınevinden an be an gelişmeleri aldık, onlar da kapağa kadar fikirlerimize değer verdiler, desteklerinden ötürü teşekkür ederiz.

Tur sürecine dönersek; İskoç erkekleri mevzusu biraz laçkalaştığından tüm ciddiyetimizi takınıp olayı yerinde görelim dedik ve onların gündelik hayatlarına bir dalış yaptık. Dönem ne menem bir dönemmiş, Skye Adası nasıl bir yermiş araştırdık yazdık.



E madem sofra kuracağız ahşapsız, bakırsız olmaz dedik. Çiçekli masa örtüsü de olmayacağından eskilere, hasırlara dönüş yaptık. Ara ara nerde hasır çuval derken Fighting blogunun ikizlerinin abisi bizim için aradı taradı buluverdi. Her sabah uyandığımda okuduğum ikizler ve Pudra arasındaki komik çuval diyalogları da malesef son buluverdi.

Ekmeksiz olmaz derken Söke Un ve Lezzet Danışmanı Dilek Yetkiner'in de katkılarıyla karşılaşıverdik. Ben ekmek makinesinde yaptım ve ortaya kocamaaaan bir ekmek çıkıverdi. Akdeniz ekmeği nasıl bir şeydir yahu? Hayatımda bu kadar mis kokulu bir ekmek görmedim ben. Ve tadı da en az kokusu kadar mükemmeldi! En kısa zamanda Trabzon ekmeğini de deneyeceğim.



Öncesiyle sonrasıyla harika bir turdu. Ama tam ortasında biz yine boş durmadık, Blog ikizim kıymetlimiz Kitap Tutkusu'nu nişanlayıverdik :D  Pudra'yla birlikte katıldığımız ve Fighting ikizlerini de hep yanımızda hissettiğimiz çok ama çok neşeli, kurdele kesilirken bol duygulu bir nişan töreniydi. Geceyi Pudra'da geçirdim. İzmir'deki günlerimizdeki gibi kahvelerimizi alıp hem geceyi konuştuk, hem yeni projelerin temellerini attık 3:) Ertesi gün de Çengelköy'de kahvaltıyla başladı ve yağmurun da güzelliğiyle bol sohbetle devam etti.

Hem emek verdiğimiz, güzel olması için çalıştığımız, hem de çok keyif aldığımız bir tur süreci oldu.
Bakalım yeni günler neye gebe?

Sevgiler :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

24 Eylül 2014 Çarşamba

Taksim Korean Restoranla İlgili Ambivalans Duygular ve Yeni Denemeler


Buluşma yazısı yazmayı seviyorum ama yeni bir şey denemedikçe, anlatacak bir şeyim olmadıkça tekrar tekrar yazmak istemiyorum. 
Bu yazıyı yazma sebebim ise hem yeni denediklerimi (gerçi üstünden bayağı geçti -_-) hem de daha önce övmüş olduğum bir mekanın sıkıntılı yanlarını da paylaşmak. 

İlk Kez Gittim: Taksim Korean Restaurant & Karaoke Bar yazımda oldukça iyi bahsetmiştim mekandan ki öyleydi. Ondan sonra gittiğimiz ve burada yazmaya gerek görmediğim birçok seferde de güzeldi ama son gidişimiz tamamen rezaletti. Anlatayım. 

Üstteki resim Pudra Tozu'yla bir buluşmamıza ait. Genelde sevdiğimiz şeyler + yeni bir yemek sipariş etmeyi seviyoruz. Bu kez de Ddukbokki söyledik. Kimbap zaten soframızın vazgeçilmezi. Tatlı turp turşusu, yumurta rulosu ve balık mezesi de bu kez farklı gelen mezelerdendi. Ben özellikle yumurta rulosunu çok sevdim ama Pudra Tozu beğenmedi -_- 


Pirinç keki ve balık kekiyle yapılan acılı bir yemek Ddukbokki (Tteokbokki)
Dduk yani pirinç keki yumuşak (çok değil) ve yapışkan bir şey. Acıyla birlikte iyi gidiyor. ben balık kekinin tadını da seviyorum. 
İnanılmaz bayılmadık ama yine de severek yedik. Ben de anlamadım bu kısmı :p

Evde de ddukbokki ve balık keki denemem oldu, umarım bir gün üşenmeden paylaşırım.

Bizden 5 üzerinden 3,5 puan aldı. Seul Restourant'ta da denemiştik ama onu deneyim saymıyorum çünkü bekletilip ısıtılmış yarı kuru yarı normal tuhaf bir şeydi -_- (Kendi gözünüzle görmek için TIKTIK)
Bu ondan kat be kat güzeldi tabi ki.


--------------------------



Yeni bir şey denediğimiz buluşmalarımızdan biri de yine Pudra Tozu ve Kitap Tutkusu'la oldu. 
Bu kez benim önerimle Japchae söylendi. Çok merak ediyordum tadını. Malzemesini aldım Kore Market'inden, denenecek :)
Pudra Tozu'nun vazgeçilmezi Kimchi Jjigae ve hepimizin vazgeçilmezi kimbap. 
Ayrıca Kitap Tutkusu denemediği için yeniden ddukbokki.
Amma çok şey söylemişiz :P



Mezeler yine çok güzeldi.  Yanlış değilsem Hobak Jeon da denen kabak kızartması, balık keki, tatlı turp turşusu, kimchiler ve mayonezli bir tadı olan hiç sevmediğim tuhaf lahana mezesi. 

Hobak'a bayıldım, kimchiler zaten süperdi, balık kekini de çok sevdim. Bir tek o adlandıramadığım mezeyi sevmedim. 



İkizim için söylediğimiz Ddukbokki ^^ 
Muhteşem değildi ama güzeldi. 


Off dumanı üzerinde fotoğraflar çekmişim. Kızlar içindeki tofuyu pek sevmese de ben komple seviyorum ^^ Pilavla inanılmaz güzel gidiyor. Denemek gerek diye düşünüyorum.


Çok duyduğum, merak ettiğim yemek Japchae! 
Yumuşak yapışkan bir Noodle'ı var, yanlış değilsem patates unundan yapılıyor.
Çok ama çok lezzetli bulduk, hatta bayıldık ^^ 


Sofranın demişbaşı :p


Buraya kadar güzel tabi. Son gidişim ilk kez gelen bir arkadaşlaydı ve ben övmüştüm ona bayağı :( Ama rezaletti resmen. Çok utandım!

Birincisi çok sert bir karşılamayla karşılatık, neden geldiniz der gibi. Sipariş verirken ukalalıkla karşılaştık. Ne istesek bir tersleme falan. Kimbap istedik reserve yemek o bir gün önceden randevu almanız gerekiyor dedi! Ah canımm, bunca zaman soframızdan ayrılmayan kimbap şimdi mi meşgul?? 

Japchae'nin noodle'ları o kadar yapışkandı ki dolam dolam noodle'ları ayırmak imkansızdı. 

Üstüne daha önce hesaba yazılmayan her şey hesaba eklenmişti. Dükkanda aldığımız havayı nasıl yazmadılar şoktayım o.O

Gerçekten rezalet bir ağırlamaydı ve dediğim gibi çok önermiş biri olarak utandım! Bu nedenle buradan da yazayım dedim. Biz tam çıkarken normalde her daim orada olan Koreli bayan yeni geliyordu. Onun yokluğuna mı bağlasak bu kötü muameleyi bilemedim. 

Ama iyi yanlarından bu kadar bahsederken, kötü yanlarını da söylemesem içimde kalırdı. 

İyi ve keyifli yemekler yemeniz dileğiyle :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »