2 Şubat 2025 Pazar

Yaz Aşkı & Son Öpücük - Yosun Yeşilmen #Türk Beyaz Diziler

    

    Aklıma geldikçe uğradığım bir yere döndü burası artık. Bunu kabullendim. Sadece bu aralar daha sık aklıma gelmeye başladı. Epeydir eskisi gibi kitap okuyamıyorum. Bunu da kabullendim. Ama birkaç gün önce hafta sonu kahvaltısı yaparken elime öylesine aldığım bu iki kitabı bir oturuşta okuyunca açıp seneler önce ilk kitaba yaptığım yoruma baktım. Epey de detaylı eleştirmişim o kitabı :) Yazdıklarım da hoşuma gitti, hiç üşenmemişim. Madem öyle, neden bu kitapların yorumları da blogda olmasın ki? Böyle kitaplar okumak biraz da benim suçlu zevkim sanırım. :)

    Öncelikle tabii ki önce kısa bir bilgi vereceğim bu yazıda da. Beyaz Dizi okumaya başladığım o mistik dönemde sahafta Türk bir yazar tarafından yazılmış beyaz dizi görünce, bizsel anlamda ilk beyaz dizi denemesini denemek istemiştim. O dönem Artemis Hafta Sonu ile muhtemelen eşantiyon olarak verilen bu kitapların 1,2 ve 4 numaralı kitapları vardı elimde. 1.' yi yorumlamıştım. 2 ve 4 numaranın yorumunu da bu yazıda okuyacaksınız. Sabrınız varsa :p Ve 10 numaralı olan Sana Veda Edemem' i de arada aldım. :) Aşk nefret ilişkisi gibi Türk Beyaz Dizi kitapları ile aramdaki. 

    Yazarla ilgili de şu şekilde kısa bir tanıtım var kitabın içinde:
 'Yosun Yeşilmen, 1970 yılında İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi - İngiliz Edebiyatı'nda okudu. Aynı üniversitede Edebiyat Psikolojisi üzerine bir master tezi hazırladı. BBC televizyonu için çekilen dizilerde editör olarak çalışıyor. Londra'da eşi ve kızıyla birlikte yaşıyor.'

    İlk kitap yorumum ise buradadır efenim: İlk Aşkım - Yosun Yeşilmen TBD#1
Bu kitapla tanıştığım yazarın yazım dilini çok cinsiyetçi ve tutarsız bulmuştum. Kitapların yorumlarından sonra genel bir yorum daha yapacağımdır. O zaman... 


Yerli Dizi #2  YAZ AŞKIM - YOSUN YEŞİLMEN
Basım: Ağustos, 2006
Sayfa: 127
Konu: Kumru'nun iş gereği gitmek durumunda kaldığı Bodrum' da yaşayacakları, daha önceden hayal edebileceği türden değildi. Aşkların en güzelini de orada bulacaktı, acının en büyüğünü de yine orada çekecekti. 
Eğlencenin baş şehrinde karşısına çıkan Oğuz ile birlikte daha önce hiç yaşamadığı hislerin tüm varlığını eritmesine izin verecek, kendini sarı sıcağın ve değişen hayatların etkisinden kurtarmak için çok büyük bir mücadele vermesi gerekecektir. 
Sahilde geçen tüm o gecelerden sonra Kumru'yu artık bambaşka, hiç hesapta olmayan bir gelecek bekliyordu.

Aşkı aramamak lazım...

    İlk kitap o kadar kötü gelmişti ki bana bu kitap onun kadar kötü değildi. Evet, kötüydü. Ama ilk kitap çıtayı o kadar yerlere indirdi ki, bu kitap bile daha iyi geldi. Kitabın konusu o kadar konuyu anlatmıyor ki konudan kısaca bahsedeyim. Yukarıdaki konudan pek bir şey anlamamanız normal çünkü laf-ı güzaf. 

    Kumru, kitabın girişindeki o uyarıya aykırı olarak aşkı arayan bir genç kızdır. İşi ise çoğu iş yerinde oluşan boşluğu geçici olarak dolduran geçici eleman görevini almaktır. İş vereni Tuğçe, titiz ve prensipli olan büyük iş adamı Oğuz Bey' in iş teklifi için Kumru' yu önerir. Kumru bu iş için bir gizlilik sözleşmesi imzalayacak, hiçbir elektronik eşya ve 'kırmızı kıyafet' almadan Oğuz' un Bodrum'daki malikanesine gidecek ve Oğuz' un doğum yapan kişisel asistanının yerini alacaktır. Ve macera böyle başlar. :)

    Kitap, yaz mevsiminde bir toplu taşıma aracında başlar. Dünyanın en kötü ikililerinden biri, kabul. Kızımız aşka susamış biri olarak zihninde kendi klibini çekmek istiyor ama şartlar el vermediğinden tam bir anewliz woman olarak toplu taşıma aracında bulunan kişilerin duş alma alışkanlıklarını analiz ediyor. 'Yıkanmıyorlardı işte, yeteri kadar yıkanmıyorlardı!' Bir de masaya çık tepin istersen. Toplu taşımayla işine giden ekmeğinin peşindeki ve belli bir alım gücüne mahkum olmuş insanların 'naylon' kumaştan kıyafetlerini yargılayarak üstüne hiçbirinin yeterince yakışıklı olmadığından yakınıyor. 'Üçü, yaşamaktan bezmiş suratlı, ikisi sadece kendisiyle meşgul, vasat tipler işte...'  Beğendiremedik ablamıza kendimizi. Vay be, ekmeğimin peşindeyken başkasının zihninde yargılanıyorum. Ablaya güzellik/yakışıklılık borcumuz var sanki. Sen hayat gailesi nedir bilir misin esas kız abla? Kendi halinde olan insanları da beğenmiyor çünkü dünya onun etrafında dönüyor, ne demek esas kıza tapmıyorlar? 
    Sonra o yaz günü tıkış tıkış toplu taşıma aracında insani olarak su içen kadınlara asla sıcaktan olabileceğini düşünmeden 'zayıflamak için yetmemiş su içmek.' diyor. Aynen, Türkiye' de yaşamak hiç stresli değil. Sonra da hayatınızda hiç duymadığınız tavsiyeler sıralıyor zihninde; 'Az yiyin, hareket edin!' Çünkü kendisi yaza uygun elbiseli, ne yerse yesin kilo almayan o esas kızlardan. Genler b*tch diyor yani. Uzun boy, düz kemikler, yeşil gözler, biçimli yüz hatları, herkesin övgüler dizmeden edemediği saçlar... O sırada benim ailemden aldığım son kullanma tarihi geçmiş genler... Ablamız bu kadar reklamını yaptıktan sonra; "Ama bunların hiçbir önemi yoktu, hiçbir zaman 'ben güzelim' diyerek yaşamamıştı." Girl! Sabahtan beri ne anlatıyorsun? Bu arada bu genleri de görüşmediği ve yerin dibine soktuğu babasından almış. Çocuk travması yani! Bu konuyla ilgili kitapta inanılmaz can sıkıcı bir bölüm var. Arkadaşı buna sosisli sandviç yemeyi teklif ediyor. Kumru da sağlıkları için iyi olmadığını söylüyor. Arkadaşı da ekmeğini yemeyiz, sonuçta protein, yenür deyince de 'Peki yağı ne yapacaksın? Benim için hava hoş, ben ne yesem şişmanlamam' diyor. Şöyle bir insanla gerçekten arkadaş olmak isteyen var mı aranızda. :)

Kısaca özetlersek;
Ad:Kumru
Gözler: Not just yeşil, mahzun yeşil  
Görev: Hayatının aşkını bulmak 
Yetenekler: Milleti zihninde yargılayıp aşağılamak
Kendini tanımlayış: Kumru, kalbinde bir yumru.
Kadınlara karşı cevval, erkeklere karşı munis bir kedi. 

    Konumuza dönersek; Oğuz Bey, Kumru ile çalışmak istiyor elbet ama öncesinde kısa bir konferans görüşme yapmak istiyor, görüntülü. Sırf görüntülü görüşmek istedi diye adama asrın sapığı muamelesi yapıyor. :)
     Oğuz; 40 yaşında, eşinden boşanmış ve kızı Ada ile yaşayan bir adam. 
En azından Kumru, aşkı arasa bile kendini bu geçici işlerden kurtarmak isteyip 'gerçek bir kariyere ve gerçek bir erkeğe ihtiyacı vardı' şeklinde teskin ediyor. İlk kitabın kahramanı Naz'dan bin kat daha iyi. En azından kariyerini önemsiyor ve ön plana koyuyor. 
    Oğuz epey mükemmeliyetçi biri. İsteklerinin çoğunun bir sebebi var. Örneğin elektronik eşya getirilmemesini, bunları kendisinin sağlayacağını söylemesi hoş değil ama anlaşılır. Parfüm vs. gibi şeylerin olmamasını istemesi çünkü kızının astım hastası olması anlaşılır. Ama kırmızıyı yasaklıyor, kitabın bir yerinde Ada kırmızı mayo giyiyor ama bu kırmızıyı Kumru' ya yasaklaması konusunda tek bir açıklama geçmiyor. Yazar bunu eklediğini unuttu galiba, bir sonuca ulaştırmadı. 

    Neyse her şey hazır olup Bodrum' a varıyor Kumru, uçaktan iner inmez terliyor ve bacaklarından sular akıyor? Bu nasıl bir terleme şekli, onun ter olduğundan emin miyiz? Onu almaya gelen Oğuz' un şoförü kızın 2 saat sıcaktan yakınmasını duyunca klima açmayı teklif ediyor ve Kumru ne diyor biliyor musunuz? Şu repliği 40 yıl düşünseniz asla tahmin edemezsiniz. KLİMA OBEZ YAPIYOR! diyor. :) Ne alaka? Alakası şu ki; insan vücudu terleyerek efor sarf ediyormuş, kalori yakıyormuş, klima bu eforu elimizden aldığı için kaloriler kalıyor ve kilo alıyormuşuz. Yorumsuz. :)

    Gittikleri yerin adı; Ağlayan Kayalar. Bu isim çok romantik geldi bana. Malikane kendine ait bir koyu ve sahili olan mahrem bir bölgede. Bu yüzden merkezden epey uzak. Bizim ruh hastası Kumru da yine yolda düşüncelere dalıyor. Düşünce silsilesi ektedir: 'Burası ıssız. Burada araba lazım. Verseler de kullanamam ki. Ehliyetim yok zaten. Çünkü biz çok fakirdik neden olsundu ki. Ühü!' Ve arabada sarsılarak ağlamaya başlıyor. Yemin ediyorum, drama queen diye bir tabir olmasa da bu kız drama queen olurdu. Şoför de genç ve hoş bir delikanlı bu arada, bunu da sıkıştırıyorlar araya, suskun da bir adam. Bunu arabaya binince belirtiyor. Ve Kumru bu hareketiyle suskun adamı zorla kendini teselliye mecbur bırakıyor. Utanç verici.
    Sıkı durun evi tarif ediyorum; hayal ötesi bir koy, ev koyun ucunda geniş bir alan üzerine kurulmuş, koyda 2 tekne, yelkenli, iskele, nefis bir kumsal... Adamın sahili var. Ağaçlık, kaya, kum, deniz... Ve evi şatoya benzetiyor Kumsal! Ve şoförün peşinde odasını göstermesini istemek yerine evi kendi keşfetmeye karar veriyor ve verandada uyuyakalıyor. Profesyonelliğe gel. Oğuz' un 4 yaşındaki denizden dönmüş, kırmızı bikinili, büyümüş de küçülmüş kızı uyandırıyor Kumsal'ı. Bakıcısı da babaannesi. Yüzmeye gidiyor Ada ile ama sürekli şöyle ifadeler var; 'Bu mayoyu salı pazarından almıştı ama onun vücudunda marka gibi duruyordu.' Peh. 
    Küçük kızın sürekli babaannesi gibi davranması da sinir bozucuydu. Böyle bir anda gelen yabancıya yakınlık duyan o kurgu çocuklardandı :) Aile ortama yabancı biri gelmesin diye bakıcı tutmamış. 
    Olay bir zaman sonra kız oraya çalışmaya değil de bir kiralık sevgililik ya da kiralık evlilik için gelmiş gibi oluyor. Adam direkt bu şekilde yaklaşıyor. Anında bir romantizm ama yaş kompleksi olan adam yüzünden biraz gitgelli bir ilişki. Kumru da bir anda adamın flörtü gibi davranıyor. Ve tabii ki kitapta bulunan tüm erkekler esas kıza aşık olmalı kuralı burada da devam ediyor. Bunlardan biri de en başta bahsettiğim şoför Salih. Ve tek değil. Spoiler olmasın diye buralara girmeyeceğim.
    Adamın bu gitgelli tavrına dair de şöyle bir cümle kuruyor Kumru: "Ne hezeyanlı günler geçirmeye başlamıştı. Dört mevsimin tamamını aynı saatte yaşıyor, eşeğini sürekli kaybedip yeniden buluyordu." Aslında Kumru eve geldikten sonra kitabın özeti bu. Arada Göl Evi filmi gibi bazı yapımlara atıfta bulunuyor. Severiz. 
    Ve sonu... O kadar malca bir sondu ki! Affetmek? Şikayet etmemek? Polis nerede? Duygular mı? Yani kısaca suç içeren bir şey oldu ve bunu hoş görüp üstünü kapattılar ve bu şekilde kitap bitti. Olmayan saygımı da yitirmemle... 


Yerli Dizi #4  SON ÖPÜCÜK - YOSUN YEŞİLMEN
Basım: Ağustos, 2006
Sayfa: 95
Konu: Kadınlar ellerinden gelen her şeyi yapıyor ellerindekine sahip çıkabilmek için. Çünkü farkındalar... Çok kere sevemiyor insan. Direniyor kadın. En sonuna dek. Ama sonra düşüyor tüm kalkanları ve...
Merve, önce nişanlısından sonra işinden ayrılmış ve eşyalarını toplayıp hayatı boyunca her yazını geçirdiği küçük kasabaya doğru, tüm eşyalarını taşıyan valizleriyle birlikte yola çıkmıştı. Yeni bir yaşam istiyordu. Eskisini ise tarihe gömecekti. 
Oysa hayatın acı ve tatlı pek çok sürprizi vardı daha Merve' ye. En güçsüz hissettiği anda bile kalkıp koşması gerekecekti. Bazen ileri, bazen geri. 

İçinde sevgi sözcükleri geçen şarkıları hiç akıtamadıkları göz yaşları eşliğinde dinleyen ve bu şarkıların bitmesini hiç istemeyenlere ithaf edilmiştir. 

    95 sayfa ve yazıları devasa bir cep kitap bu. Yani çok kısa bir öykü. Merve, siyah kıvırcık saçlı bir esas kız. Kendi fiziksel özelliklerini şu şekilde gözümüze sokuyor o da. "Gün gelip Umut yüzünden bu kadar derin bir bataklığa sürüklenebileceğini söyleseler muhteşem dudaklarını kıvıra kıvıra gülerdi." :) Tamam abla muhteşemsin.  Kız ağlıyor, muhteşem dudakların sırası mı şimdi? 

    Gece uzun yol düşüncelerine giriyor nişanlısından, işinden, şehrinden ayrılıp kasabaya giderken. Çok severim gece yolculuklarını ve böyle yolculuklarda düşünmeyi. Ama ablam eski ilişkisini düşünüyor bu sırada. İlişkinin korkunçluğunu şu düşüncelerden anlayabiliriz. "Tüm flörtleri el ele tutuşup uzun yürüyüşler yapmak ve sinemaya gitmekten ibaretti ama olsun, oğlan kızı çok seviyordu. Kız mesafeliydi ama. Hatta burun kıvırırdı delikanlıya, içten içe de olsa daha mükemmel bir erkeğin bir yerlerde onu beklediğini düşünür, sakınırdı kendini."  NE? İnsanız, bu düşünceler olmaz demiyorum bu arada. Ama yazarın bunu bize çok romantik ve normal bir şekilde sunmasına aslında isyanım. 
   
    Umut (ex nişanlı) ile lise arkadaşı olduklarını, sonra koptuklarını, liseden sonra görüştüğü tüm erkeklerin et peşinde olduklarını, Umut' un samimiyetini özlediğini, sonra bir araya geldiklerinde Umut' un da isteğiyle sevgili olduklarından bahsediyor. Yani kafasındaki ideal kişiyi bulamadığı için Umut' u yalnız kalmamak adına o bekleme sürecine dahil ediyor. Bekleme salonunda yalnız beklememek için...  Ama Umut da çok iğrenç şeyler yapıyor işte, sonuncusu ise aldatmak. Ayrıldıktan sonra yoldayken kendisine neden katlandığını soran otobüs teyzesine: "Birini sevme ihtiyacı işte teyze. Öyle bir hastalık hali, öyle yorgunluk çöktü ki üzerime kırk yıl toparlayamacakmışım gibi geliyor artık."

    Kasabaya yanına geldiği anneannesinin geldiğinden bile haberi yok. Öyle bir bencillik. Ayrıldığından her şeyden bir anda haberi oluyor anneannenin. Kadına inme inmedi neyse ki. Ve aynı anda kasabadan eskiden tanıdığı Burak ile karşılaşıyor Merve. Burak aynı zamanda orada mekan işletiyor ve kafasını dağıtması için onu davet ediyor. Burak, Yosun Yeşilmen' in kitaplarında görmediğim kadar normal bir erkek :) Ama Merve gerçekten sıkıntılı, yaşadığı korkunç şeylere rağmen zihninin bir köşesinde hala Umut ihtimali taşıyor. Iyyy! 

    Öyle bir son ki, kitapta tüm krizli anları, korkunç şeyleri birlikte yaşıyoruz ama mutlu son namına hiçbir şeye ortak olamıyoruz. Bir duygusal gelişim asla göremiyoruz. Sanki kızlar bir arayışta olmasa veya sıkıntılı bir durumdan çıkmasa bu adamlarla muhatap bile olmayacak gibi. Bu seride fark ettiğim şeylerden biri bu. Kızgın kumlarda birlikte mücadele ediyoruz ama serin sulara asla atlayamıyoruz.  Bu kitap  da tam böyle bir anda elimiz böğrümüzde kalarak bitiyor... Biraz zayıf ve etkisiz...

Darlamam sona ermiştir. :) Sevgiler. 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com.tr" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

27 Ekim 2013 Pazar

OKK 19. Blog Tur: Aşk&Çikolata&Harlequin #2 - Sahte İhanet Julia James


 Her şey Vicky'nin görüşmek için Yunanlı zengin işadamı Theo Theakis'in ofisine gitmesiyle başlar. Theo, eski karısının ne yüzle oraya gelebildiğini merak eder, özellikle de boşanma nedenleri Vicky iken... Vicky'nin ise Theo'dan alacağı bir şey vardır ve genç kadın onu mutlaka elde etmelidir. Vicky'den nefret eden Theo, istediğini Vicky'e öylece verecek midir? 

 Vicky annesi İngiliz, babası Yunanlı bir genç kız, amcası sayesinde Theo'yla tanışmış. Theo ise çekici ama soğuk, uzun boylu yakışıklı esas oğullarımızdan. Az ve öz konuşuyor, bazen konuşmuyor bile... Bu sütlü çikolata gibi tadında ve yerinde ilişkinin içi çikolatamdaki fındık adedince entrika ve kargaşayla doluydu tabi ki :) 



Konu güzel, anlatım akıcıydı, ancak beni kitaba bağlayan bambaşka bir şey daha vardı ki: anlatım şekli! Ya da anlatım sırası mı demeliydim? Kitap başta anlaşılmayan bir yerden, tam ortadan başlıyor. "Bu ne yaa! Dan diye alakasız bir yerden girmiş ama bu kitap." diye serzenişte bulunurken anlatım beni feci derecede içine çekti. Ortasından başlayan hikaye flashbacklerle bi adım geri, iki adım ileriyi anlatıyordu. Başta tuhafıma gitmiş olsa da sonradan bu anlatım şekline bayıldım. Bunun en büyük nedeni de heyecanın hiç düşmemesini, heyecan unsurunun ortadan kalkmamasını sağlamasıydı tabi ki. Sonuçta bu tarz kitapların hep mutlu sonla bittiğini bilirken, sona doğru hala merak ettiğim şeylerin olması bana kitabı daha da çok sevdirdi.  Zevkle okudum. 


Harlequin Yayınlarına teşekkürler ^^

Devamını Oku »

19. Blog Tur: Aşk & Çikolata & Harlequin #2 - Tanıtım - Çekiliş

Herkese merhaba :)
12. Blog turumuzda Aşk - Çikolata - Harlequin yapmıştık.
19. Blog Turuna geldik, Okuyan Kızlar Kulübü olarak beyaz dizi hasretini dindirelim bir kez daha “Aşk, Çikolata, Harlequin” diyelim istedik.
 Bizi destekleyen Harlequin Yayınları’na çok teşekkür ederiz.
“Aşk, Çikolata, Harlequin” 
 Bu konseptle her birimiz farklı bir beyaz dizi inceleyeceğiz.
Beyaz dizi karakterlerimize uygun çikolata seçip ruh halini tatlı acı sizlere anlatacağız. Yeri gelecek satırların dramını çikolata ile yumuşatacağız :)


Benim Kitabım : Sahte İhanet - Julia James

Vicky, Yunanistan’ın sayılı zenginlerinden Theo Theakis’in, Londra’daki ofisinde onunla görüşebilmek için, iki saattir beklemekteydi. Aslında Theo dünyada görmek isteyeceği son insandı, ama telefonlarına çıkmayan, maillerine ve mektuplarına cevap vermeyen bu adamın karşısına çıkmaktan başka çaresi kalmamıştı. Çünkü Theo Theakis’ın elinde Vicky’ye ait bir şey vardı ve Vicky kendisine ait olduğuna inandığı şeyi ondan istemeye gelmişti.
Sonunda Theakis bir grup adamla asansörden inmiş ve bir an Vicky’ye buz gibi bakışlarla baktıktan sonra, adımlarını hızlandırarak, yürümesine devam etmişti…





Harlequin Yayınlarına Teşekkürler... 
Devamını Oku »

26 Eylül 2013 Perşembe

AŞK&ÇİKOLATA&HARLEQUIN - Geçmişin Ayak İzleri - Maya Banks - OKK 12. Blog Tur





Harlequin aşkın en güzel ve saf halini anlatan eserlerdir. Ağızda çikolata yemiş hissi bırakırlar. Zaten biz aşksız çikolatasız duramayız ve bu eserlere çikolata harika yakışıyor kanaatindeyim. Durum böyle olunca bu üç güzelliği birleştirip, bir tur yapalım dedik... 

Benim kitabım Desire türünün çarpıcı bir örneği Maya Banks'ın Geçmişin Ayak İzleri kitabı. Maya Banks'ın 4 yakın arkadaşın hikayelerini anlattığı Pregnancy & Passion serisinin 2. kitabı. Seri sıralaması şu şekilde: 

1- Unutulmayan Kadın - Bryony&Rafael
2- Geçmişin Ayak İzleri - Ryan&Kelly 
3- Düşler ve Hayaller - Devon&Ashley 
4- Tendeki Kıvılcım - Cameron&Pippa 

Serinin isminden anlaşılacağı gibi kızlarımız hamile... Kitabın konusu ise şöyle: Ryan, kendisini erkek kardeşiyle aldatan Kelly'i aslında asla affetmemişti, ancak ona verdiği çeki bozdurmamış olması Ryan'ın kafasını karıştırdı ve Kelly'i aramaya başladı. Kelly 7 aylık hamileydi ve ağır bir işte çalışıyordu. Ryan her şeye rağmen dayanamadı, ona sahip çıktı ama Kelly onu kardeşiyle aldatmıştı... 

Şimdi dürüst olacağım. Beyaz dizileri çok severim ama Desire çok fazla okumam. Ayrıca Maya Banks daha önce okumadım ama nedense önyargım vardı yazara. Ayrıca esaskızın hamile olduğu kitapları da pek sevmem. İşte böyle olumsuz bir tarzda okudum kitabı ama tüm önyargılarımı eritti kitap. Aksine keyifle okudum... 


Ben bu kitap için bitter çikolata seçtim. En sevdiğim çikolata olduğu için elbette :p Bunun yanı sıra Desire tüm Harlequin kitapları içinde en yoğun olan, aşk ve tutkunun harmanıyla oluşturulmuş kitaplar. Ve Desire Harlequin kitapları içinde nasıl bir yere sahipse bitter çikolata da çikolata türleri içinde öyle bir yere sahip bence... En yoğun olan... En muhteşemi ve bence :)

Kitaba dönersek... Kelly ne kadar gıcık bir kadındı başlarda öyle, kızımızı başlarda hiç sevmedim, öyle sönük, öyle anlamsız bir gurur içerisinde görünmesine rağmen aksini yapan biriydi ki. Oğlumuzdan ise ilk sayfada etkilendim çok enteresan. Fakat o da ne kadar sert ve affetmez görünse de kızımızın peşinden ayrılmadı yani karakterler göründüklerinin tam aksiydi kitapta. Ryan'ın kardeşi işe... Ne kadar kötü söz söylesem az kalır. Böyle kardeşiniz varsa düşmana ihtiyacınız yok demektir diyeyim siz anlayın...  Ve Ryan'ın harika 3 arkadaşı. Serinin geri kalan 3 erkek karakteri olan bu koca adamlara da sempati duydum :) 

Böyle önyargılı bir giriş yapınca kitabı sevmemiş gibi mi göründüm? Aksine tüm önyargılarıma rağmen kitap beni yakalamayı ve kendini sevdirmeyi başardı... Serinin devamını okuma isteği doğdu içimde... Ayrıca uzun zamandır beyaz dizi okuyamamıştım, iyi geldi :) 

PUANIM: ♥♥♥♥
 Katkılarından ötürü Harlequin Yayınlarına Teşekkürler... 
Devam eden çekilişimiz için TIKLAYIN^^
Harlequin satın almak için TIKLAYIN^^
Bizi izlemeye devam edin! :)
Devamını Oku »

OKK 12. BLOG TUR - AŞK&ÇİKOLATA&HARLEQUİN


Okuyan Kızlar Kulübü yepyeni bir blog turla karşınızda... Okuduğumuz sıcacık AŞK hikayeleri HARLEQUIN'ler ve olmazsa olmaz ÇİKOLATA eşliğinde tatlı bir blog tur olacak bu, izlemede kalınız! :)   

Hepimiz farklı bir hikayeyi sizlere tanıtacağız. Benim hikayem Desire türünün güzel bir örneği olan Maya Banks'ın Geçmişin Ayak İzleri kitabı...  

Harlequin'in aylık yaptığı yayınlar farklı konuları içeren türlere göre ayrılıyor. Böylece ilginizi çeken konudaki kitabı alabiliyorsunuz. Size Desire ve Mystery türünü tanıtayım kısaca. 

Desire, kısaca aşkın ve tutkunun yoğun bir şekilde harmanlanmış hali diyebiliriz. Diğer türlere göre daha cüretker olan bu türde seksi milyonerler, özgürlüğüne düşkün kadınlar, kışkırtıcı ve duygu yüklü aşklar sizi bekliyor olacak... :)

Mystery ise tam olarak aşkı ve macerayı bir arada arayan, fantastiğe de göz kırpan okuyucular için...  Harlequin'in kendi deyimiyle: Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide hayat kurtaran ve aşkla pençeleşen kahramanların hikayeleri...



Tur Takvimimiz

26.09.2013

 12:00

Tanıtım ve Duyuru

The Reading Lady –Historical Romance/Classics

Pudra Tozu - Romance

Kitap Tutkusu – Highlife 1/2


Fighting!! – Stars of Romance/Special

Çekiliş: Fighting!! - 2 Kişiye Harlequin Eylül ayı kitaplarından biri hediye!

19:00

The Reading Lady – Tek Dokunuş - Lynne Graham 

Pudra Tozu – Tehlikeli Oyun - Kim Lawrence 

Kitap Tutkusu – Büyük Fedakarlık - Lynne Graham 

Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Geçmişin Ayak İzleri - Maya Banks 

Fighting!! – Bir Melek Gibi - Debbie Macomber 



 Fikrimizi beğenip desteklerini esirgemeyen Harlequin Yayınları'na teşekkürler... 

Harlequin satın almak için TIKLAYIN ^^

Takipte kalın... :)
  
Devamını Oku »

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Kitap Alışverişi ve Ufak Bir Şeyler :)


Merhabalaaar :) 
Yazacağım onlarca post olmasına rağmen, ben gittim yine kitap postu yazıyorum, çünkü yine kitap aldım :p


Yine bir sürü alakasız kitabın bir araya geldiği bir alışveriş oldu bu... Crossfire serisinin 3. kitabını alarak seriyi tamamlamış bulunuyorum. Evet ben ŞU yazımda serinin ilk kitabını yerden yere vurmuştum. Ancak 2. kitabı da 1. yi okumadan almış bulunduğum için ve yarım bırakamama hastalığım olduğu için ve de fiyatı uygun olduğu için aldım...  Oyh yazarken yoruldum :p

Muhteşem Gatsby'nin filmi de çıktı bilirsiniz... Daha izlemedim tabi ki. Ama yine indirimde bulunca alıverdim.
Kedicik serisini tamamlama girişimim de belli oluyordur :)


Haruki Murakami abimizin adından dolayı özellikle ilgimi çeken kitabını da aldım, yolda az göz gezdirdim de cidden hoş bir kitaba benziyor. 


Ve son olarak bir Beyaz Dizi aldım :)) Sonsuz Yaz! Bu kitabı zamanında o kadar çok aramıştım ki resmen karşıma çıktı! Resme tıklayıp arka kapağını okuyabilirsiniz...

Bu arada gezdiğim kitapçılarda bol bol Fmarsal kitaplarına rastladım. Bu Kadıköy Alkım'dan:


Bu da Kadıköy Akmar'dan



 Ayrıca yolum bugün Migros'a düştü! Epsilon'un kitaplarında 7.95 kampanyası vardı şekilde gördüğünüz gibi... 



Tabi ben kitap almadan durur muyum :) Beni iyi tanımışsınız... Bunlar da historicallarım... 


Ve sıcaktan bunaldığım zaman da bunu denedim! Ne zamandır aklımdaydı, Doğadan'ın soğuk bitki çayları.  Nasıl mı buldum?


Bitki çaylarını sevmiyorsanız uzak durun. Bitki çaylarını seviyor, şekersiz içemiyorsanız uzak durun derim. Bitki çaylarını çok seven ve şekersiz tüketen bana göre hiç fena değildi, iyi geldi. Ancak içinde sinameki olması beni düşündürdü çünkü çok fazla tüketmek pek iyi değil. Belki ara ara elim gider ama daimi içeceğim olacağını sanmıyorum :) 

Benden haberler böyle canlarım :) 
Sevgiler... 



Devamını Oku »

22 Nisan 2013 Pazartesi

Yeni Aldıklarım ve Yine Bir Şeyler :)

Geçenlerde okuduğumuz kitaplarla ilgili e-mailleşmekten çok zevk aldığım ve sevdiğim bir blogdaşımla buluştukkk :) 
Edit: Kendisinin bana verdiği yetkiye dayanarak bu kişi 
Pudra Tozu'dur :)



Bayağı sahaf dolaştık hatta Ephesus Yayınları'na bile gittik. Ama İzmir Fuar'ı dolayısıyla malesef kimseyi bulamadık gibi oldu... İlk kez bu kadar FMArsal kitabını bir arada görmüş oldum bu arada, çok güzeldi, diğer kitaplar da :p Kısaca elimiz böğrümüzde (!) kaldı :)

Ve ben bu süreçte yeni cicişler aldım, sizleri onlarla tanıştırmak istiyorum :)


İlk tayfammm aşk romanlarım tabi ki... Judith McNaught favori Historical Romance yazarlarımdan biridir. Ki Şu an da Westmoreland ♥  erkeklerimden Clayton'ı okuyorum yani İçinde Aşk Saklı'yı :) Elimde eksik bir kaç tane JM'tan biri de Mutluluk'tu. Ve çok temiz bir ikinci eldi kendisi. Aldım hemencecik :)

Diğeri benim okumayı çok istediğim Nora Roberts'ın Gelin Serisinin bildiğim kadarıyla 2. kitabı Bu Güller Senin :) Onu da 2. el olarak bir sahaftan çok uyguna aldım. Kitaplar çok da temiz ve düzgündü bu arada... 

Ve son kitap benim ilk Danielle Steel kitabım... The Mentalist'te bile okunduğunu gördüğüm bu ünlü yazarın bende hiçbir kitabı olmamasının utancından kurtulmuş bulunuyorum. :p Şaka bir yana, bu kitabı blogdaşımın tavsiyesi üzerine aldım...  



Yine dayanamadım ve Beyaz Dizi  Gelişim koleksiyonuma yeni cicişler kattım:) Çoook güzeller değil mi? Çok da uyguna aldım. Beyaz dizilerle ilgili diğer yazılarımı okumak için: 

Beyaz dizi kitap yorumlarını da okumak için sağda "Harlequin-Beyaz Dizi" etiketine tıklayabilirsiniz... 






Uğur Ziya Şimşek benim çok sempati duyduğum bir yazar. Okumak istediğim bu kitapları inanılmaz bir indirimdeydi ben de alıverdim! :) 



Son kitabımın ise bu geziyle alakası yok... Bugün annemle Carrefour'a gittik, kitaplar 7.90 ve 5.90 şeklinde indirimdeydi. Monica McCarty'nin Asi ve Maskesiz'inden, Pamela Clare'in Teslimiyet'ine kadar historicallar vardı, klasikler ve daha bir çok kitap da indirimdeydi, bunlar aklımda kalmış. Benim de ne zamandır istediğim -benim istemediğim kitap mı var ki?- Dionis Yayınları'nın aşk romanlarından aldım ki :) 
Arkalarını hızlıca okuyup en sevdiğim konulardan biri olan Kiralık Koca konulu Aşkın Büyüsü'nü aldım 5.90'a. Yolda biraz baktım da hemen sardı beni :) Hem rengi de mor, en sevdiğim... 


Gelelim yeni denediğim içeceklere... 
Blogdaşım-böyle dememin nedeni kendisine sormadım, belki adı geçsin istemez :p-  sürekli övdüğü ve nispet yaptığı ama benim bir türlü bulamadığım kahveli sodadan getirmişti bana ♥ Ve ben onu hemencecik denedim :) Ve Bayıldım!.. İçine buz da atınca daha bir hoş oluyor. Kahvelerin yanında bile su yerine getirilecek cinsten...



O zaman ne diyoruz; Sevgili Sarıkız şu sodayı yaygınlaştır nütfeeen!



Ayrıca ben küçük yaşımdan beri bitki çayı içmeyi çok severim... Yeşilçayın da her türlüsünü içmişimdir; sade, limonlu, melisalı,yaseminli vs... Ama güllü yeşilçayı duyunca çok şaşırdım. Nasıl bir şeydir acaba diye? Nihayet aldım ve denedim!... 


Sonuç: Sanki kokusu hala burnumda :) Çok yumuşak içimli ve mis gibi kokan bir çay oldu ben çok sevdim... Ayrıca paketlenişi de çok hoşuma gitti... 



 Havaların bir iyi bir kötü olmasına istinaden "Yalancı bahara kanan bahçedeki kiraz ağacının dramı..." konulu resmimle yazımı bitiriyorum...


Sevgiler... :)
   

Devamını Oku »