2 Ocak 2015 Cuma

Sevda Kafesi - Anne Mather (Gelişim Yayınları #2)


Kitap Adı: Sevda Kafesi
Yazar: Anne Mather
Orijinal Adı: The Sanchez Tradition
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #2
Basım Yılı: 1981
Sayfa Sayısı: 167
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi


Eğer çok sevdiği babasının başı derde girmeseydi, 
Rachel beş yıldır ayrı yaşadığı kocasını asla görmeye gitmezdi. 
Ama başka çaresi yoktu. Ona yardım edebilecek tek kişi 
kocası Andre Sanchez'di. Ne var ki, Rachel’ın kocasından 
kopmasına yol açan nedenlerin hiçbiri ortadan kalkmış değildi. 
Andre hala o kibirli ve buyurgan Andre'ydi.
 Karısına bir mal gibi bakmaktan hala vazgeçmemişti.
 Zaten onları birbirlerinden koparan da zengin ve güçlü Sanchez ailesinin 
her şeye hükmeden herkesin kaderini elinde tutmaya çalışan 
bu dayanılmaz tavrıydı. Şimdi Rachel Sanchez'lerin yanına 
dönmekle, gene aynı tehlikeyle yüz yüze gelmişti. 
Beş yıl önce kaçıp kurtulduğu ‘Sevda Kafesi’ ne yeniden mi girecekti yoksa?




Yorumum: 

Hiç kimse sınırsız özgür değildir. Ancak özgürlük birçok şeyi içerir ve parmaklıkların ille de elle tutulur şeyler olması gerekmez. Bazıları parmaklığın olmadığı yerlerde de parmaklık koyarlar, kafes kurarlar. 

Arka kapak konuyu çok güzel anlatmış aslında. Rachel 5 yıl önce kaçtığı kocasını aramak için İngiltere'den geri döner. Çift ayrıdır ancak henüz boşanmamıştır. Rachel kaçtığı adamdan yardım istemek zorundadır çünkü babasının başı beladadır. 

Zengin, kendine güvenen, güçlü kocası çözebilir ancak bu sorunu. Aslında Rachel'la kocasının arasındaki sorun da Andre'nin bu kadar kendine güvenen sert ve ukala biri olmasıdır. Güç sahibi olmak adamın egolarını arşa çıkarmıştır. 

Rachel'la Andre'nin yolları kesişir ancak babası ona söylememiş olsa da Andre Rachel'a boşanma davası açmıştır ve başka bir kadınla sevgilidir. Yıllar sonra da olsa, kaçıp giden Rachel da olsa bu durum can sıkar. 


Gelişim Yayınları #1 Numaralı beyaz dizi Unutulmayan Aşk - Charlotte Lamb'de de dediğim gibi bunlar birbirlerine aşık mı yoksa birbirlerinden nefret mi ediyor pek anlaşılmıyor. Ha, 1.'ye göre ara ara Andre'nin tahtından birkaç saniyeliğine de olsa feragat ettiği, ipuçları verdiği anlar oldu, kabul etmek lazım. Ama haşmetmeap bunu da öyle baston yutmuş bir tavırla, midesine dokunan bir şey yemiş gibi bir suratla yaptı ki; Rachel da, biz de anlayamadık dediklerinde samimi mi diye. Kitapta bir de ters köşe mi diyeyim öyle bir şey vardı, oldukça hoşuma gitti. 

Yadırgadığım olay Rachel'ın canı sıkıldıkça bacak bacak üstüne atıp sigara içmesiydi. o.O Bu tarz kitaplarda pek görmediğimiz olaylar olduğu için insan yadırgıyor tabi.

Beni kahkahalara boğan ise Yeşilçam filmi tadında diyaloglardı.
 O sert Andre'nin "Ne oluyorsun kuzum!" dediğini hayal edin. Edebildiniz mi? Hahaha. Bana deseniz ben de zorlanırdım ama kitapta var olunca... :p

Harlequin Romance ve Gelişim Yayınları eski cepboyların hepsini okumak istediğimi söylemiştim. Okuduğum 300 üstü beyaz dizinin 300'ü zaten bu kategoriye giriyordu. Daha önce okuduklarımı da böylece yeniden göz gezdirip, yorumlayacağım demek bu tabi.
Eski basım Harlequinleri daha çok sevdiğimden Şu yazıda bahsetmiştim. 

Toparlamak gerekirse bazı eksikleri olsa da güzel bir beyaz diziydi.
Anne Mather bu türde favori yazarlarımdan biridir. 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

21 Haziran 2014 Cumartesi

BEYAZ DİZİ: Bir Melek Gibi - Debbie Macomber // Arzunun Kıyısında - Sarah Morgan


Kitap Adı: Bir Melek Gibi
Yazar: Debbie Macomber
Çeviri: Zehra Tapunç
Yayınevi: Harlequin 
 Sayfa Sayısı: 112
Basım: 2013

Bethany Stone patronu Joshua Norris e çılgıncasına aşıktı.Bir patronu Bethany den bir iyilik yapmasını istedi.Anneannesi ve dedesiyle yaşayan on yaşındaki kızı Angie bundan böyle kendisiyle yaşamak için New York tan gelecekti ve Joshua nın küçük kızını nasıl yetiştireceği konusunda en ufak bir fikir yoktu.Angie melek gibi bir çocuk olabilirdi ama gelir gelmez babasıyla Bethany arasında bazı duyguların ortaya çıkmasına aracı olacaktı.Bethany,Joshua nın kendisine yavş yavaş gelişen ilgisini,-Joshua hafta sonları için kızına dadı arıyor- olarak yorumlasa da,sonunda asıl gerçek su yüzüne çıkacaktı.

---

Uzun zamandır Beyaz Dizi okumamıştım. Kafamın yoğun olduğu şu dönemde okuyup, az biraz kafamı dağıtmaya karar verdim. 

İlk hikaye Debbie Macomber'ın Bir Melek gibi hikayesi. Temel konu olarak patronuna aşık sekreter ekseninde dönüyor. Joshua 3 yıldır yanında çalışan Bethany'nin farkında bile değildir, Bethany ise patronuna deli gibi aşıktır. En sonunda canına tak edip istifasını vereceği gün Joshua'nın 10 yaşındaki kızı gelir yurtdışından ve Joshua bu yaşta bir kızla ne yapacağını bilemediği için Angie konusunda Bethany'den yardım ister. Angie ve Bethany arasında hızla gelişen dostluk ve sevgi, Joshua'yı etkilemeden durabilecek midir?

Çok sade bir hikayeydi. Kötü değildi evet, bu çizgideki ve konudaki beyaz dizilerden yana hiçbir eksiği yoktu ama fazlası da yoktu. Joshua'nın kızı Angie'nin cıvıl cıvıl hallerini sevdim ancak esas karakterlerle bir türlü yakınlık kuramadım.

Joshua'nın enstrüman çalması, gittikleri yerel restourant gibi ayrıntılar hoştu. Onun dışında herhangi bir aksiyon yoktu. Yormayacak bir kitaba ihtiyaç duyulduğunda okunacak cinsten... 

PUANIM: ♥♥♥



Kitap Adı: Arzunun Kıyısında
Yazar: Sarah Morgan
Çeviri: 
Yayınevi: 
 Sayfa Sayısı: 
Basım: 2013

Sicilya Ateşi… Acımasız Santino Ferrara, güzeller güzeli Fia Baracchi kollarının arasındayken neler hissettiğini hiçbir zaman unutmayacaktı. Fia ise kocaman bir yalanı yaşamaktaydı. Biricik oğlunun, Santino'nun veliahdı olduğu öğrenilirse velayeti kendisinden alınacaktı. İki aile arasındaki anlaşmazlık dillere destandı! Acaba korkusunun gerçek sebebi yalnızca bu muydu? Yoksa rakibiyle geçirdiği tek gecenin aklından bir an olsun çıkmayan hatıraları ve daha fazlasını istiyor oluşu muydu?

---

Santo ve Fia aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Ancak Ferrara'lar ve Baracchi'ler iki düşman ailedir. Bu nedenle ikili bir daha görüşemezler. Fia'nın restourantı Santo'nun otelini gölgede bırakınca genç adam anlaşma yapmak için Fia'nın restorantına gider ve bir sürprizle karşılaşır: Luca... Fia oğlunu Santo'dan saklamak için her şey yapmışken, bu karşılaşma her şey bozmuştur. Ve Santo artık oğluyla aile olmak istemektedir ve bu aileye Fia da dahil olmak zorundadır.

Sicilya'da geçen bir hikaye. Bu hikayeyi daha çok sevdim. Fia geçmişten gelen naifliğine rağmen güçlü kalmaya çalışan bir karakter, Santo feci sert ve otoriter bir erkek.
Çocukları için bir araya gelmelerine rağmen, unutamadıkları geceye atıflar okunur kılıyor hikayeyi.
Beni bunaltan kısımlar ise sürekli Ferraralar, Baracchiler diye her cümleyi aileye bağlamalarıydı. Biz Ferraralar şöyle yaparız, siz Baracchiler şöylesiniz, Ferrara olmak bunu gerektirir derken bir yandan sonra bunaltıyor. 
Luca'yı çok sevdim ^_^
Fia'nın aile özlemi, ailesinden her dayak yediğinde kayıkhaneye sığınıp Ferraralara özenmesi, onlardan biri olmak istemesi en içe dokunan kısımlardı. 

Genel olarak sevdim :) Konumuz da anlaşılacağı gibi ayrılan çiftler üzerineydi.

PUANIM: ♥♥♥♥



TÜM HARLEQUIN / BEYAZ DİZİ YORUMLARIM İÇİN:


Devamını Oku »

27 Ekim 2013 Pazar

OKK 19. Blog Tur: Aşk&Çikolata&Harlequin #2 - Sahte İhanet Julia James


 Her şey Vicky'nin görüşmek için Yunanlı zengin işadamı Theo Theakis'in ofisine gitmesiyle başlar. Theo, eski karısının ne yüzle oraya gelebildiğini merak eder, özellikle de boşanma nedenleri Vicky iken... Vicky'nin ise Theo'dan alacağı bir şey vardır ve genç kadın onu mutlaka elde etmelidir. Vicky'den nefret eden Theo, istediğini Vicky'e öylece verecek midir? 

 Vicky annesi İngiliz, babası Yunanlı bir genç kız, amcası sayesinde Theo'yla tanışmış. Theo ise çekici ama soğuk, uzun boylu yakışıklı esas oğullarımızdan. Az ve öz konuşuyor, bazen konuşmuyor bile... Bu sütlü çikolata gibi tadında ve yerinde ilişkinin içi çikolatamdaki fındık adedince entrika ve kargaşayla doluydu tabi ki :) 



Konu güzel, anlatım akıcıydı, ancak beni kitaba bağlayan bambaşka bir şey daha vardı ki: anlatım şekli! Ya da anlatım sırası mı demeliydim? Kitap başta anlaşılmayan bir yerden, tam ortadan başlıyor. "Bu ne yaa! Dan diye alakasız bir yerden girmiş ama bu kitap." diye serzenişte bulunurken anlatım beni feci derecede içine çekti. Ortasından başlayan hikaye flashbacklerle bi adım geri, iki adım ileriyi anlatıyordu. Başta tuhafıma gitmiş olsa da sonradan bu anlatım şekline bayıldım. Bunun en büyük nedeni de heyecanın hiç düşmemesini, heyecan unsurunun ortadan kalkmamasını sağlamasıydı tabi ki. Sonuçta bu tarz kitapların hep mutlu sonla bittiğini bilirken, sona doğru hala merak ettiğim şeylerin olması bana kitabı daha da çok sevdirdi.  Zevkle okudum. 


Harlequin Yayınlarına teşekkürler ^^

Devamını Oku »

26 Eylül 2013 Perşembe

AŞK&ÇİKOLATA&HARLEQUIN - Geçmişin Ayak İzleri - Maya Banks - OKK 12. Blog Tur





Harlequin aşkın en güzel ve saf halini anlatan eserlerdir. Ağızda çikolata yemiş hissi bırakırlar. Zaten biz aşksız çikolatasız duramayız ve bu eserlere çikolata harika yakışıyor kanaatindeyim. Durum böyle olunca bu üç güzelliği birleştirip, bir tur yapalım dedik... 

Benim kitabım Desire türünün çarpıcı bir örneği Maya Banks'ın Geçmişin Ayak İzleri kitabı. Maya Banks'ın 4 yakın arkadaşın hikayelerini anlattığı Pregnancy & Passion serisinin 2. kitabı. Seri sıralaması şu şekilde: 

1- Unutulmayan Kadın - Bryony&Rafael
2- Geçmişin Ayak İzleri - Ryan&Kelly 
3- Düşler ve Hayaller - Devon&Ashley 
4- Tendeki Kıvılcım - Cameron&Pippa 

Serinin isminden anlaşılacağı gibi kızlarımız hamile... Kitabın konusu ise şöyle: Ryan, kendisini erkek kardeşiyle aldatan Kelly'i aslında asla affetmemişti, ancak ona verdiği çeki bozdurmamış olması Ryan'ın kafasını karıştırdı ve Kelly'i aramaya başladı. Kelly 7 aylık hamileydi ve ağır bir işte çalışıyordu. Ryan her şeye rağmen dayanamadı, ona sahip çıktı ama Kelly onu kardeşiyle aldatmıştı... 

Şimdi dürüst olacağım. Beyaz dizileri çok severim ama Desire çok fazla okumam. Ayrıca Maya Banks daha önce okumadım ama nedense önyargım vardı yazara. Ayrıca esaskızın hamile olduğu kitapları da pek sevmem. İşte böyle olumsuz bir tarzda okudum kitabı ama tüm önyargılarımı eritti kitap. Aksine keyifle okudum... 


Ben bu kitap için bitter çikolata seçtim. En sevdiğim çikolata olduğu için elbette :p Bunun yanı sıra Desire tüm Harlequin kitapları içinde en yoğun olan, aşk ve tutkunun harmanıyla oluşturulmuş kitaplar. Ve Desire Harlequin kitapları içinde nasıl bir yere sahipse bitter çikolata da çikolata türleri içinde öyle bir yere sahip bence... En yoğun olan... En muhteşemi ve bence :)

Kitaba dönersek... Kelly ne kadar gıcık bir kadındı başlarda öyle, kızımızı başlarda hiç sevmedim, öyle sönük, öyle anlamsız bir gurur içerisinde görünmesine rağmen aksini yapan biriydi ki. Oğlumuzdan ise ilk sayfada etkilendim çok enteresan. Fakat o da ne kadar sert ve affetmez görünse de kızımızın peşinden ayrılmadı yani karakterler göründüklerinin tam aksiydi kitapta. Ryan'ın kardeşi işe... Ne kadar kötü söz söylesem az kalır. Böyle kardeşiniz varsa düşmana ihtiyacınız yok demektir diyeyim siz anlayın...  Ve Ryan'ın harika 3 arkadaşı. Serinin geri kalan 3 erkek karakteri olan bu koca adamlara da sempati duydum :) 

Böyle önyargılı bir giriş yapınca kitabı sevmemiş gibi mi göründüm? Aksine tüm önyargılarıma rağmen kitap beni yakalamayı ve kendini sevdirmeyi başardı... Serinin devamını okuma isteği doğdu içimde... Ayrıca uzun zamandır beyaz dizi okuyamamıştım, iyi geldi :) 

PUANIM: ♥♥♥♥
 Katkılarından ötürü Harlequin Yayınlarına Teşekkürler... 
Devam eden çekilişimiz için TIKLAYIN^^
Harlequin satın almak için TIKLAYIN^^
Bizi izlemeye devam edin! :)
Devamını Oku »

5 Mart 2013 Salı

Beyaz Cumartesi Hafta #1 - Korsana Altın Yaraşır - Robyn Donald



Kitap Adı: Korsana Altın Yaraşır
Yazar: Robyn Donald
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı:Gelişim 452
Sayfa Sayısı: 160
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi


Güç ve para:
Trentin yaşamını
yöneten iki tutkuydu bu.
Melly de üç yıl önce bu tutkuların
kurbanı olmuştu. Dedikodulara inanmak
istemese de, genç adamı affedemiyordu.
Aşkı nefrete dönüşmüştü artık. Her şeyi
bitiren o mektup kurtuluşu olmuştu belki de.
Ama şimdi, yeniden Trent'in öfkesine
tutulmuş, ümitsizce çırpınırken 
buluvermişti kendini. Genç adamsa, 
istediğini alacağından emin,
yaklaşıyordu avının üstüne...

---

Okuyan Kızlar Kulübü - Beyaz Cumartesi ilk hafta kitabımı okumuş olmanın derin heyecanı içerisindeyim. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun!
Yurttaşlarım! (Pardon yanlış replik, bir an kendimi siyasetçi gibi hissettim:p)

Canlarım :)
İlk haftalarda daha önce okuduğum favori beyaz dizilerimle başlamak, onları yad etmek istedim. Ve ilk hafta kitabım Korsana Altın Yaraşır oluverdi. Kitabın beni kendine çeken yanı tabi ki erkekimiz Trent'ti... :p
Oğlumuz dibine kadar ısrarcı ve bir o kadar sahipleniciydi... Ah, ahh :) Tam benim tarzımdı yani... :p

Esas kızımız Melly'le 3 yıl önce büyük bir aşk yaşayan oğlumuz ani bir kararla bu ilişkiyi bitirir ve zengin bir ailenin kızıyla (şımarığın teki) evlenir. Aaaa Trent o kadar övdüm seni, oldu mu :(
Neysee evlendiği kızın babası ölünce şirket yönetimi Trent'e geçer. Zaten şirket batmak üzereyken Trentciğim adam etmiştir yeniden şirketi. 
Trent evlenip üstüne bir de şirketin başına geçince herkes onun para için kendini sattığını düşünmektedir. Melly bile! 
Güç ve para için değer miydi Trent? :( 
Türklerin bir lafı vardır canım: Parayla saadet olmaz... 

Kızımız tabi ki para için sevdiği adamın kendisini terk edip başkasıyla evlenmesi üzerine yıkılır. Gözden ırak olan gönülden de ırak olsun, heyhaaat! diyerek çöllere düşer. Pardon yurtdışına çıkar. :)

3 yıl sonra tam da Trent boşanmanın eşiğindeyken kızımız yurduna geri döner. Vay uyanık, o kadar yıkıldım, affetmem diyorsun ama adamın boşanacağını duydun da döndün hemen derler adama :) 
Kızımız bunu gayet bilinçdışı yapıyor tabi ama artniyetli günümdeyim sanırsam.

Bu arada oğlumuz kızımızın bir üst katında oturmaktadır ve genç adam Melly'i kesinlikle geri istemektedir!!
Oldu canım yanımda garnitür ve yeşillik de ister misin? 
Her şeye rağmen oğlumuzun alaycı, kadınını kesinlikle geri isteyen, kararlı hali benim onu sevmeme yetti bile. Kızımız da pek salakça davranmadı, yani her zaman davranmadı... 

Oğlumuzun kızımızı ikna çabasını anlatan hikayeyi zevkle okudum... :)

Puanım: ♥♥♥♥♥
(Beyaz Diziler kendi türleri içerisinde değerlendirilmektedir...)


-Favori sahnem-
Kızımızın arkadaşının evinde ve de Trent'in yanında apaçık kırmızı bir bikini giydiği sahne vardı... :) O kadar komikti ki, oğlumuz kıskançlıktan çıldırmıştı :p O sahnede çok güldüm, biraz uzun olduğu için aktaramıyorum tabi ki... 


Bir sonraki Beyaz Cumarteside görüşmek dileğiyle, esen kalın... :)

Devamını Oku »