12 Haziran 2015 Cuma

Türkiye Günlüğü - Emma Richmond (Gelişim Yayınları #602)



Kitap Adı: Türkiye Günlüğü
Yazar: Emma Richmond
Orijinal Adı: Unwilling Heart
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #602
Basım Yılı: 1989
Sayfa Sayısı: 157
Tür: Aşk Romanları / Beyaz Dizi

Babasına kapılıp gelmişti Türkiye'ye...
Ünlü fotoğrafçı Nick,paragöz bir müteahhidin güzelim 
koylardan birini mahvetmek üzere olduğunu öğrenmiş, durumu 
belgeleyip kamuoyu yaratmak için hemen tarihi Selinus 
yakınlarında bir otele yerleşmişti. Kızı O'Malley de bu işte ona
yardım etmekteydi. İkisi de gevezelik etmemeleri gerektiğini biliyordu.
Yoksa ülkelerine eliboş dönmeleri işten bile değildi. Genç kadın bu
yüzden  beklenmedik bir şekilde hayatına giren Paget'a
kimliğini  açıklayamıyordu. 



Normalde arka kapaklar konuyu çok güzel anlatır beyaz dizilerde ama bu arka kapak biraz eksik. Kızımız güzelim koyu mahvedecek müteahhidi engellemek için babasıyla gizlice Türkiye'ye gelir, o sırada zor bir durumdayken Paget isimli bir adamla tanışır, hatta birkaç gün onunla ve kızıyla kalmak zorunda kalır. Kızımız müteahhit yüzünden kimliğini kimseye açıklayamıyordur, asıl olay oğlumuz da bazı nedenlerle kendini saklıyordur. Paget onun gerçek adı bile değildir. İki taraf da birbirinden kimliğini saklarken, yanlış anlaşılmalar kaçınılmazdır. 

Üniversite dönemimde aldığım beyaz dizilerden biri bu da. Türkiye'de geçen şeyleri severiz biz, hatta bir filmde Türkiye, İstanbul lafı bile geçse kalbimiz bir pırpır eder :D Bu kitap da Türkiye'de geçen sayılı beyaz dizilerden biri. 
Kitap Türkiye'de geçiyor ama bir tane Türk karakter yok içinde. :D Bu da yasal uyarı olsun :)

Kitap güzeldi. Paget'ın kızını sevdim, çok tatlı bir genç hanımdı. :) 
Karakterler de fena değildi, ama böyle bayıldığım bir karakter olmadı. 
Yanlış anlaşılma kısmı başta çok mantıklıydı, olabilecek bir durumdu ama sonrası gerçekliğini yitirdi bana göre. :) 

Yine de beğendiğim beyaz dizilerden biri oldu, hiç fena değildi. 

Puanım: 3

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
Devamını Oku »

2 Ocak 2015 Cuma

Sevda Kafesi - Anne Mather (Gelişim Yayınları #2)


Kitap Adı: Sevda Kafesi
Yazar: Anne Mather
Orijinal Adı: The Sanchez Tradition
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #2
Basım Yılı: 1981
Sayfa Sayısı: 167
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi


Eğer çok sevdiği babasının başı derde girmeseydi, 
Rachel beş yıldır ayrı yaşadığı kocasını asla görmeye gitmezdi. 
Ama başka çaresi yoktu. Ona yardım edebilecek tek kişi 
kocası Andre Sanchez'di. Ne var ki, Rachel’ın kocasından 
kopmasına yol açan nedenlerin hiçbiri ortadan kalkmış değildi. 
Andre hala o kibirli ve buyurgan Andre'ydi.
 Karısına bir mal gibi bakmaktan hala vazgeçmemişti.
 Zaten onları birbirlerinden koparan da zengin ve güçlü Sanchez ailesinin 
her şeye hükmeden herkesin kaderini elinde tutmaya çalışan 
bu dayanılmaz tavrıydı. Şimdi Rachel Sanchez'lerin yanına 
dönmekle, gene aynı tehlikeyle yüz yüze gelmişti. 
Beş yıl önce kaçıp kurtulduğu ‘Sevda Kafesi’ ne yeniden mi girecekti yoksa?




Yorumum: 

Hiç kimse sınırsız özgür değildir. Ancak özgürlük birçok şeyi içerir ve parmaklıkların ille de elle tutulur şeyler olması gerekmez. Bazıları parmaklığın olmadığı yerlerde de parmaklık koyarlar, kafes kurarlar. 

Arka kapak konuyu çok güzel anlatmış aslında. Rachel 5 yıl önce kaçtığı kocasını aramak için İngiltere'den geri döner. Çift ayrıdır ancak henüz boşanmamıştır. Rachel kaçtığı adamdan yardım istemek zorundadır çünkü babasının başı beladadır. 

Zengin, kendine güvenen, güçlü kocası çözebilir ancak bu sorunu. Aslında Rachel'la kocasının arasındaki sorun da Andre'nin bu kadar kendine güvenen sert ve ukala biri olmasıdır. Güç sahibi olmak adamın egolarını arşa çıkarmıştır. 

Rachel'la Andre'nin yolları kesişir ancak babası ona söylememiş olsa da Andre Rachel'a boşanma davası açmıştır ve başka bir kadınla sevgilidir. Yıllar sonra da olsa, kaçıp giden Rachel da olsa bu durum can sıkar. 


Gelişim Yayınları #1 Numaralı beyaz dizi Unutulmayan Aşk - Charlotte Lamb'de de dediğim gibi bunlar birbirlerine aşık mı yoksa birbirlerinden nefret mi ediyor pek anlaşılmıyor. Ha, 1.'ye göre ara ara Andre'nin tahtından birkaç saniyeliğine de olsa feragat ettiği, ipuçları verdiği anlar oldu, kabul etmek lazım. Ama haşmetmeap bunu da öyle baston yutmuş bir tavırla, midesine dokunan bir şey yemiş gibi bir suratla yaptı ki; Rachel da, biz de anlayamadık dediklerinde samimi mi diye. Kitapta bir de ters köşe mi diyeyim öyle bir şey vardı, oldukça hoşuma gitti. 

Yadırgadığım olay Rachel'ın canı sıkıldıkça bacak bacak üstüne atıp sigara içmesiydi. o.O Bu tarz kitaplarda pek görmediğimiz olaylar olduğu için insan yadırgıyor tabi.

Beni kahkahalara boğan ise Yeşilçam filmi tadında diyaloglardı.
 O sert Andre'nin "Ne oluyorsun kuzum!" dediğini hayal edin. Edebildiniz mi? Hahaha. Bana deseniz ben de zorlanırdım ama kitapta var olunca... :p

Harlequin Romance ve Gelişim Yayınları eski cepboyların hepsini okumak istediğimi söylemiştim. Okuduğum 300 üstü beyaz dizinin 300'ü zaten bu kategoriye giriyordu. Daha önce okuduklarımı da böylece yeniden göz gezdirip, yorumlayacağım demek bu tabi.
Eski basım Harlequinleri daha çok sevdiğimden Şu yazıda bahsetmiştim. 

Toparlamak gerekirse bazı eksikleri olsa da güzel bir beyaz diziydi.
Anne Mather bu türde favori yazarlarımdan biridir. 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Devamını Oku »

14 Ocak 2014 Salı

Unutulmayan Aşk - Charlotte Lamb - Gelişim #1 Ve Dondurmalı Sıcak Çikolata



Kitap Adı: Unutulmayan Aşk
Yazar: Charlotte Lamb
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #1
Sayfa Sayısı: 166
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi

Natalie çok sevdiği kocasını yitireli
bir yıl olmuştu. Bir televizyon şirketinde çalışıyor,
bir yandan da geçmişin anılarından kurtulmaya çabalıyordu.
Ünlü yapımcı Jake Lang'le aralarında doğan ilişki,
hem genç kadının duygularını alt üst etti, hem de şirkettekileri
birbirine kattı. Artık Natalie ne yapacağını bilemez olmuştu.
Geçmişi silip atmaya mı çalışsın, acımasız dedikodulara mı göğüs gersin,
 yoksa Jake'i sevgisinin içtenliğine mi inandırmaya uğraşsın!
Jake, Natalie'nin kendisini, kocasına benzettiği için sevdiğini sanıyordu. 
Aslında Natalie, özlediği mutluluğa erişmek istiyorsa Jake'i
bu saplantıdan kurtarmak zorunda olduğunu biliyordu.
Ama bu hiç de kolay olmayacaktı!

Yorumum:
Charlotte Lamb'ı severim. ŞU yazımda da anlattığım gibi gözüm kapalı okuduğum yazarlardan biridir ancak bu kitabı hiç sevmedim. Belki daha ilk sayı olduğundandır bilemiyorum ama ciddi manada sevmedim.
Neden?
Karakterleri hiç sevmedim çünkü.
Adam (ismiyle bile hitap edesim gelmiyor) ne tür bir kişilik taşıyor belli değil. Sert tavırlarıyla tanınıyor ama ilk sayfalarda pek romantik,  ardından bu sert tavrı ortaya çıkıyor. Öyle kalsa iyi ortalarda bir yerde adam bildiğiniz çıldırıyor, kendinden geçiyor. Okurken bana yok artık dedirten sayfaya bakın ve beni anlayın ^^ 



Ya işte böyle bir şey çıkıyor adamın içinden :)
Ardından adam yine sert sonra bir anda yumuşuyor. Kısaca adam sürekli maddenin 3 hali arasında gidip geliyor. Hiç sevmedim kendisini. 
Kıza gelirsek, eşini kaybetmiş, kendini kapatmış. Adamdan etkileniyor çünkü ilk gördüğünde ölen eşine benzetiyor. Sonra ise "Yok artık, nasıl benzettiysem." moduna gelse de adama kapılmış oluyor. Sessiz biri ama yeri geliyor patlıyor. Sözde adamdan hoşlanıyor ama başka biriyle çıkıp öpüşüp, "Bağlanmak yok Tom!" diyor. 
İşte böylesine sevilmeyecek, kişiliği oturmamış karakterler.

Kitapta hiçbir aksiyon yok, daha kötüsü duygular da hissedilmiyor.
Birbirlerine aşık olmayı bırakın, birbirlerine daha çok sinir oluyor gibiler. 
Bu nedenle malesef sevmedim.

PUANIM: ♥♥

Ve Dondurmalı Sıcak Çikolata
Dondurmalı Sıcak Çikolata, beyaz dizilerden öğrendiğim bir tarif. O yüzden bu yazıya eklemek istedim. Tam olarak hangi beyaz diziydi hatırlamıyorum ama kış vakti (doğal olarak), kayak merkezinde geçen bir hikayeydi. Kızımız ve oğlumuz otururken sıcak çikolata içiyorlar ve kız içeceğine vanilyalı dondurma istiyor, adam şaşırıyor vs. 
Yeni bir şey olur da ben denemez miyim?
Deneyip, çok beğenmiştim. Sıcak ve soğuğun dansı gibi...
Türlü dondurmalarla denedim ama en güzeli vanilyayla oluyor. Belki bir gün denemek istersiniz, şimdiden afiyet olsun. :)
Sevgiler...

Devamını Oku »

17 Mart 2013 Pazar

Beyaz Cumartesi #2 Viyana'da Randevu- Deirdre Mardon



Kitap Adı: Viyana'da Randevu
Yazar: Deirdre Mardon
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı:Gelişim 337
Sayfa Sayısı: 160
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi

Astrid, evine birilerinin girmiş olduğuna emindi. 
Gerçi bütün eşyalar yerli yerinde duruyordu, 
ama genç kadının güçlü sezgileri 
ortada bir şeyler döndüğünü fısıldıyordu.
 Her nasılsa bu sezgiler, 
Derek McKenna ile karşılaştığında sanki uykuya dalmıştı.
 Genç kadın, bir iş yemeğinde tanışmıştı Derek'le. 
Ta ki her şeyin acımasız bir senaryo olduğunu anlayana dek, 
bu tesadüf yaşamının en güzel anlarını yaşatacaktı ona. 
Ne yazık ki, bu senaryonun sonraki sayfalarında
 Astrid'in rolünün nasıl gelişeceğini bilen yalnızca Derek'ti.


Yorumum:
Öncelikle kızımızın hali resmen içler acısıydı. Bir yanda Alzheimer teşhisi konmuş, kendini sürekli zor durumda bırakan bir baba. Diğer yanda onunla ilgilenmekten başka hiçbir özel hayatı kalmamış, bıkkın bir hala. Bir yanda da  taştan hallice donuklukta, tuhaf, kızımızın babasının eski yaşantısı gibi laboratuvar faresi bir sevgili... Ki bu sevgili Tom da hiçbir şey söylemeden bir anda ortadan kayboluvermiş. 

Kızımız kısaca canından bezmiş ama arada da bir artistlikler. Hele halasına çıkışması hatunun beni deli etti. Astrid yani kızımız tek yaşıyor. Babası ve halası ayrı evde. Bizim bakışla bakıp: "Otur, kır dizini halana destek ol. Baban o senin, baban!" diyesim geldi. Kızımız neden ayrı eve çıkmış orası bir muamma. Kültürel açıdan normal, kabul. Ama babanın hasta olması ve ona bakacak kimsenin olmaması bunu anlaşılmaz kılıyor. 

Neyse Astrid'i yeterince gömdüğüme göre gelelim Derek'e. Derek üniversitede hoca ama part time ajanlık yapıyor:p Astrid bir iş yemeğinde tesadüfen Derek'le tanışıyor ve ikili arasında da bir çekim oluyor. Ama Derek'in araştırması gereken şeyler var, hem de Astrid'le ilgili. İşler karışık yani... 

Ve bir gün Astrid'in ortadan kaybolan sevgilisi Tom'dan telefon geliyor. Kızın evinde bıraktığı boş kasetlerle gel de Viyana'da buluşalım diyor kıza. Bizim salak kız da "Aa, bu Tom ortadan kaybolduydu, biz doğru dürüst 'ayrılalım' konuşması yapmadık. Telefondan da söyleyemem ayıp olur, kasetleri de alayım, neden istedi onları hiç de şüphelenmeyeyim, hiç üşenmeden de Viyana'ya gideyim." diyor. Düşünün ne tür bir salak bu kız... 

Okurken malesef sıkıldım, çünkü kızımızın tavırlarını çok ama çok salakça buldum. Derek de silik bir erkekti, sonlarda biraz aslan kesildi o kadar...

Bence bu kitap "Gelişim Serüven" kategorisine konulmalıydı, çünkü aşktan çok polisiye yönü vardı ki onu da sevmedim ben. Sıkıcıydı anacım... 

Puanım: (2,5'tan) ♥♥♥
(Beyaz diziler kendi aralarında değerlendirilmektedir.)



Devamını Oku »

5 Mart 2013 Salı

Beyaz Cumartesi Hafta #1 - Korsana Altın Yaraşır - Robyn Donald



Kitap Adı: Korsana Altın Yaraşır
Yazar: Robyn Donald
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı:Gelişim 452
Sayfa Sayısı: 160
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi


Güç ve para:
Trentin yaşamını
yöneten iki tutkuydu bu.
Melly de üç yıl önce bu tutkuların
kurbanı olmuştu. Dedikodulara inanmak
istemese de, genç adamı affedemiyordu.
Aşkı nefrete dönüşmüştü artık. Her şeyi
bitiren o mektup kurtuluşu olmuştu belki de.
Ama şimdi, yeniden Trent'in öfkesine
tutulmuş, ümitsizce çırpınırken 
buluvermişti kendini. Genç adamsa, 
istediğini alacağından emin,
yaklaşıyordu avının üstüne...

---

Okuyan Kızlar Kulübü - Beyaz Cumartesi ilk hafta kitabımı okumuş olmanın derin heyecanı içerisindeyim. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun!
Yurttaşlarım! (Pardon yanlış replik, bir an kendimi siyasetçi gibi hissettim:p)

Canlarım :)
İlk haftalarda daha önce okuduğum favori beyaz dizilerimle başlamak, onları yad etmek istedim. Ve ilk hafta kitabım Korsana Altın Yaraşır oluverdi. Kitabın beni kendine çeken yanı tabi ki erkekimiz Trent'ti... :p
Oğlumuz dibine kadar ısrarcı ve bir o kadar sahipleniciydi... Ah, ahh :) Tam benim tarzımdı yani... :p

Esas kızımız Melly'le 3 yıl önce büyük bir aşk yaşayan oğlumuz ani bir kararla bu ilişkiyi bitirir ve zengin bir ailenin kızıyla (şımarığın teki) evlenir. Aaaa Trent o kadar övdüm seni, oldu mu :(
Neysee evlendiği kızın babası ölünce şirket yönetimi Trent'e geçer. Zaten şirket batmak üzereyken Trentciğim adam etmiştir yeniden şirketi. 
Trent evlenip üstüne bir de şirketin başına geçince herkes onun para için kendini sattığını düşünmektedir. Melly bile! 
Güç ve para için değer miydi Trent? :( 
Türklerin bir lafı vardır canım: Parayla saadet olmaz... 

Kızımız tabi ki para için sevdiği adamın kendisini terk edip başkasıyla evlenmesi üzerine yıkılır. Gözden ırak olan gönülden de ırak olsun, heyhaaat! diyerek çöllere düşer. Pardon yurtdışına çıkar. :)

3 yıl sonra tam da Trent boşanmanın eşiğindeyken kızımız yurduna geri döner. Vay uyanık, o kadar yıkıldım, affetmem diyorsun ama adamın boşanacağını duydun da döndün hemen derler adama :) 
Kızımız bunu gayet bilinçdışı yapıyor tabi ama artniyetli günümdeyim sanırsam.

Bu arada oğlumuz kızımızın bir üst katında oturmaktadır ve genç adam Melly'i kesinlikle geri istemektedir!!
Oldu canım yanımda garnitür ve yeşillik de ister misin? 
Her şeye rağmen oğlumuzun alaycı, kadınını kesinlikle geri isteyen, kararlı hali benim onu sevmeme yetti bile. Kızımız da pek salakça davranmadı, yani her zaman davranmadı... 

Oğlumuzun kızımızı ikna çabasını anlatan hikayeyi zevkle okudum... :)

Puanım: ♥♥♥♥♥
(Beyaz Diziler kendi türleri içerisinde değerlendirilmektedir...)


-Favori sahnem-
Kızımızın arkadaşının evinde ve de Trent'in yanında apaçık kırmızı bir bikini giydiği sahne vardı... :) O kadar komikti ki, oğlumuz kıskançlıktan çıldırmıştı :p O sahnede çok güldüm, biraz uzun olduğu için aktaramıyorum tabi ki... 


Bir sonraki Beyaz Cumarteside görüşmek dileğiyle, esen kalın... :)

Devamını Oku »