29 Temmuz 2015 Çarşamba

OKK 46.Blog Tur Çarşambaya Kadar Eşim Ol//Catherine Bybee Kitap Tanıtımı




Herkese merhaba!
OKK’nın 46. blog turunun konuğu Novella Yayınları’ndan çıkan Catherine Bybee’nin yazmış olduğu Çarşambaya Kadar Eşim Ol romanı!


Kitabımızı Tanıyalım^^



Yedi Gün, Yedi Düğün

Blake Harrison
Zengin, kraliyet mensubu, çekici... Ve en önemlisi çarşamba gününe kadar evlenmesi gerekiyor. Blake evlilik konusunda ona yardımcı olması için bir işadamı olduğunu sandığı Sam Elliot'a başvuruyor. Ama güzel, enerjik ve baştan çıkarıcı bir sesi olan Samantha Elliot'la karşılaşıyor.

Samantha Elliot
Bir çöpçatanlık şirketi sahibi olan Samantha evlenecekler listesinde değil... Ta ki Blake ona bir yıllık evlilik sözleşmesi için on milyon dolar teklif edene dek. Ve bu teklifte uygunsuz bir niyet yok. Bu para, bakımevinde kalan kardeşinin masraflarını karşılayacak. Samantha'nın tek yapması gerekense yeni kocasına karşı hissettiği çekimi kendine saklamak ve onunla ilişkiden kaçınmak.

Ama Blake'in öpücükleri ve çekiciliği Samantha'nın karşı koyamayacağı kadar güçlü. Samantha ve Blake her şeyiyle düşünülmüş bir evlilik sözleşmesi imzalıyorlar. Bu sözleşmede aşk yok ama bilirsiniz, aşk zaten sınır tanımaz.

"Çarşambaya Kadar Eşim Ol eğlenceli ve ateşli bir aşk romanı. Bu kitap, sürekli ağız dalaşında olan muhteşem kahramanlarıyla çok komik, sıra dışı ve özel."
-Booklist-

"Catherine Bybee, bu romanıyla eğlenceli ve iyi zaman geçireceğiniz bir okuma deneyimi sunuyor."
-Tell Me a Story-

"Sam ve Blake'in arasındaki kimya her yere bulaşıyor, her yüreğe işliyor."
-Coffee Time Romance-


29.07.2015
Duyuru – Takvim – Çekiliş

30.07.2015
Pudra Tozu- 900'lü Hatlar.
Kitap Tutkusu-Catherine Bybee İle Röportaj.
Fighting!!- Zamane Dük Ve Düşesleri.

31.07.2015
Yorum


ÇEKİLİŞ!!^^

5 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 


Takipte kalın canlar^^ Ve herkesi turumuza bekleriz ;)


Katkılarından Dolayı Novella Yayınlarına Çok Teşekkürler^^


Boyayamayanlardan Mısınız? Yetişkinler İçin Boyama Kitabı Modası



Boyama Kitapları hayatımıza bir girdi, pir girdi. Tüm sosyal medyada ve kitapçılarda yankıları hala devam ediyor. Neredeyse bütün yayınevleri (biraccık abartı oldu ^^) boyama kitapları çıkarttı, çıkarmaya devam ediyor. 
İnsan haliyle merak ediyor gerçekten eğlenceli bir şey midir bu diye? 

En büyük uğraşım (hobi diyemeyecek kadar hayatımda olduğu için) kitaplar olduğu halde örgü örmeyi, arada karakalem bir şeyler çiziktirmeyi (ucube de olsalar) severim.

Çılgınlık azıcık dinince bir denerim diyordum. Elime de fırsat geçince denedim. 

Aldım boyalarımı (Benim evde hep boyam renkli kalemlerim vardır:) geçtim masamın başına. Bir yaprak boyayım dedim inanın sinir krizi geçiriyordum. 

Çok eğlenirim diye bir beklentim yoktu ama bu kadar sıkılacağımı da düşünmemiştim. O bir yaprağı boyamak bana işkence oldu sanki. 

Blogda da bahsetmek istedim bu yüzden. Hadi dedim fotoğraf da çeker koyarım. Zorla da olsa birkaç şey daha boyayım. Şuncaaz şeyi boyayana kadar fiziksel acı çektim. 

Şunu tekrar anladım ki boyama kitaparı kesinlikle bana göre değil! Ben gene kendi kafama göre bir şeyler çiziktirmeye devam ederim sanırım. 

Bir de beni boyama kitaplarından iten bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum. Ne zaman o baykuş figürlerini görsem tüylerim diken diken oluyor kanım donuyor sanki. Aslında baykuş figürünü sevmediğimden falan değil, aksine severim ama boyama kitaplarında o kadar çok paganik figüre rastladım ki ne oluyoruz, boyama yaparak telkin altına mı giriyoruz yahu dedim. Tamam çok komplo teorisi gibi durdu belki ama ben aynen böyle hissettim. 


Benim boyadığım daha doğrusu boyamaya çalıştığım kitap Martı Yayınları'ndan çıkan Gündüz Düşleri kitabı. Diğer kitaplardan farklı olarak  her sayfada motive edici birer de özlü söz bulunuyor. 
Şans verilebilir. 


Yani ben sevmedim ve kesinlikle bana uygun bulmadım diye kimseyi kötüleyecek değilim. 
Çünkü bu kitapları çok severek boyayan, zevk alan, stres atan dolu insan var. Ayrıca o nasıl bir azimdir deyip onları da tebrik ediyorum. Hiç kolay bir iş değil. Ama ben yokum :)


Almayı düşünenler ve şans vermek isteyenler için size kitabın içinden bazı desenler sunuyorum. 

 

Ayrıca boyama kitapları gibi yeni bir moda da baş göstermek üzere/ belki de gösterdi. Nokta birleştirme. Eskiden bulmaca köşelerindeki (ben deli bulmaca çözerdim çocukluktan beri) nokta birleştirmelere bayılırdım. Zevkle yapardım. Domingo Yayınları da onların daha yetişkin versiyonlarını kitaplaştırmış. Nokta birleştirerek tanınmış kişilerin portrelerini yapabiliyorsunuz.

Her ne kadar eskiden seviyor olsam da bu uğraşın da bana göre olduğunu düşünmediğimden denemeyeceğim.

Hepinize uğraşlarınızla iyi eğlenceler. :*

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

24 Temmuz 2015 Cuma

Kitap Alışverişi *_* Selam, Tatlı Kitaplar :3

Baktım da Nisan ayından beri kitap alışverişi yazısı yazmamışım. Aslında bu süreçte dolu kitap aldım ama bazı nedenlerle kitap alışverişi yazmaya küsmüştüm. Bu alışverişi yazmak istedim.
Alışverişimi Okuoku'dan yaptım. Pegasus Yayınları'nda %32 indirim vardı. Nemesis Yayınları'nın birçok kitabı 9.90 TL idi. Shall we begin?


En en güzel kitabımla başlayayım *_* Trenzalore'un ne anlam ifade ettiğini Whovian'lar iyi bilir. O yüzden bu hikayelerin Doctor  Who efsanesinin farklı bir yönünü ele alacağı belli. Ben sipariş verdiğimde önsiparişteydi *_* Gelir gelmez yollamışlar. Yine dolu DW ayracım oldu. *w*
Doctor Who ve Dw Kitaplarıyla ilgili yazdığım tüm yazıları okumak için TIKTIK!


Bu tarz sevdiğim kitapların içini ben çok merak ederim. Aranızda da merak edenler olduğunu düşündüğüm için benim için özel kitapların içeriğini paylaşmadan geçmem. Trenzalore Öyküleri'nin içeriği işte böyle güzel. İçindeki öyküleri de görebilirsiniz. 


Dex Yayınları'ndan tek bir kitap aldım. Gamble Kardeşler serisinin çıkmasını nasıl heyecanla beklediğimi ŞU yazımda yazmıştım. Bu arada kapak enfes olmuş. Kitap incecik 167 sayfa civarı. 3 kitap tek kitap olabilirmiş, o derece :D Görev: Sağdıcı baştan çıkarmak! 


Nemesis Yayınları. Neredeyse tüm kitaplarını aldığım, takip ettiğim bir yayınevi. Elimdeki eksik kitapları bu siparişte aldım. Hafta Sonu Kaçağı'nın yazarından Hiç Hesapta Yokken ve Yasak Sevgili'nin yanı sıra çok sevdiğim yazar Christine Bell'in SevgilimiBuldum.com kitabını da aldım. Sürpriz Balayı'ndaki erkek karakterimizin kızkardeşi Cat'in hikayesini anlatıyor. Bu yazar sevdiğim yazarlar arasına çoktan giriverdi. 


Ve Pegasus Yayınları. En çok almak istediklerimi aldım. Bridget Jones serisinin son kitabını ne kadar beklediğimi vs ŞU yazımda yazmıştım. Şans mıdır nedir, kısa bir süre sonra set halinde seri tekrar çıktı. Diğer kitaplar elimde olduğundan sadece 3. kitabı satın aldım. Çarpışma, Tehlikeli Temas zaten çevrilmesi beklenenlerdendi. Sylvia Day'in ise historical romance'larına bayıldığımı ara ara yazarım. Tek eksik kitabını da siparişe ekledim. Sana Soyundum ve Günaha Davet yorumları için kitap isimlerine tıklayın. 


Ve bu siparişin güzeli Silber *_* Kerstin Gier'in Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisiyle bende apayrı bir yeri vardı. Yeni serisinin çıkması beni inanılmaz sevindirdi. Rüyalar diyor annem *_* 
Ayrıca diğer seri gibi ciltli! Kapak harika ama üzerindeki gözden hiç hoşlanmadım. :D


İç tasarımını da göstereyim.Çok hoş bir iç tasarımı var. Ama şu sevmediğim göz her yerde. :D


Kitapların toplu hali ise böyle. 
Okuoku ayraca doyurmuş bu sefer. 
Bu sipariş beni çok çok mutlu etti. 

Sizler neler okuyor, hangi kitapları almak için sabırsızlanıyorsunuz? 
Sevgiler :* 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

19 Temmuz 2015 Pazar

Uçuşta - R. K. Lilley (Up In The Air / Havada #1)



Kitap Adı: Uçuşta
Yazar:  R. K. Lilley
Orijinal Adı: In Flight
Çevirmen: Melek Elif Eren
Yayınevi: Aspendos Yayınevi
Basım: 2014
 Sayfa Sayısı: 328
Seri: Up In The Air / Havada #1

Seri Sıralaması:
#1 Uçuşta / In Flight
#2 Yükseklerde / Mile High
#3 Yerde / Grounded
#4 Bay Harika / Mr. Beautiful


Gözlerinde gördüğüm şeyin hayal ürünü olduğunu söylemiştim kendime, kusursuz bir takım elbise giyen güzel bir adamla ilgili kurduğum fantaziler olduğunu. 
O gözlere bakmış ve itaat etmek istediğim bir adam görmüştüm. 

Bu aralar deli gibi kitap okuma isteğim olsa da maalesef pek vaktim yok. O yüzden genelde yolda veya geceleri biraz okuyorum. O yüzden işi iyice aç gözlülüğe vurdum ve elimde zaten halihazırda üç kitap varken tuttum bir anda Uçuşta'ya başladım.
Ama çok akıcıydı, kısa sürede bitiverdi. 

Kabin görevlisi Bianca, hayatına kimseyi sokmayan, sadece tek yakın arkadaşı hatta ailesi olan Stephan'la yakınlık kurabilen işten eve evden işe yaşayan bir genç kızdır. Uçuşlarından birinde tanıştığı James Cavendish kendine verdiği Ben kimseyle çıkmıyorum. sözünü bozmaya çoktan gönüllüdür. Bianca, James'e karşı koyamaz, her şey çok hızlı gelişirken geçmişin hayaletleri kimsenin peşini bırakmamaktadır. 

Bu kitabı çok uzun zaman önce almama, kitaplar çıktıkça seriyi tamamlamaya devam etmeme rağmen bunca zaman okumamıştım. Evden alelacele çıkarken neden elime geldi, neden çantama attım bilmiyorum. Ama güzel oldu :) 

Bir Yetişkin Romans olarak türünün klişelerinin hemen hepsini taşıyan bir kitap. Bir yandan da yazarı bu klişeleri bambaşka şeylere çevirmiş. Beni yakaladı, bazı detaylar çok hoşuma gitti. 
Klişeleri bambaşka şeylere çevirmek ne demek? Un, yağ, şekeri olan herkes helva yapar ya, yazar biraz süt, yumurta ekleyip kek yapmış. Bu nasıl benzetme oldu ben de bilmiyorum :D 
Daha belirgin bir örnekle devam edeyim. 


Bu tarz kitaplarda kızın hep bir çok yakın arkadaşı olur. Bu neredeyse değişmez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez kurallardan biri gibidir. Bu arkadaş ya deli dolu bir kız olur, ya da cana yakın yine deli dolu bir gay erkek arkadaş olur. Bu kitapta bu rolde Stephan var. O kadar yardımsever, efendi, düzgün ve sadık biri ki, insanın benim de Stephan gibi beni asla terk etmeyecek, sırtımdan vurmayacak bir arkadaşım olsa diyesi geliyor. Bianca'yla Stephan ikisinin de en zor zamanlarında bir araya gelip birbirlerini koruyup kollayıp destek oldukları ve o zorlukları birlikte aştıkları için böyleler tabi. Ayrıca uzun süredir ev arkadaşı değil komşular. Stephan'ın Bianca'ya taktığı isimleri, özellikle Buttercup'ı çok sevdim. Yazar bu duyguları ve ayrıntıları çok güzel vermişti. 

Kitap tamamen Bianca etrafında dönüyor. Kitabın anlatıcısı o, aslında beklenen bir şey bu diyeceksiniz. Ama yazar Bianca'yı alışılmadık bir şekilde tam merkeze oturtmuş. Kitapta Bianca'yı çok çok yakından tanıyoruz. İşi, geçmişi, arkadaşlıkları, James'le ilgili düşünceleri... Hepsini. Ama James biraz flu kalıyor. Bir sonraki kitaplarda onu daha yakından tanıyacağımızı umuyorum.  Bianca'yla ilgili sevdiğim en önemli şeylerden biri de Manga okuyup, Anime izlemesiydi *_* Hatta bir ara James'le Vampire Knight izlediler. :D Kaname Senpai *_* Çok eğlendim o kısımda çünkü kız kimi seçsin diye tartışıyorlardı. :D

James'i çok sevdim ben. Ne istediğini bilen, karşısındakine bunu sunan ama dayatmayan tavrı, Bianca'ya elinden geldiğince saygı duyması ve daha en baştan onun için kendinden ödün vermesi hoşuma gitti. Bu da benzer tarz kitaplardaki kontrol manyağı erkek profilinde onu farklı bir yere taşıdı benim için.
Diğer kitaplarla çok da fazla karşılaştırmak istemiyorum.

Benden çoktan vazgeçmişsin gibi bir his var içimde... Keşke bizim hakkımızda ne kadar ciddi olduğumu anlamanı sağlayacak kelimeleri bulabilseydim. 
-Bunları söyleyen adam sevilmez mi?:p -

Yazar özellikle sonlara doğru beni çok iyi yakaladı. Bu tarzda ve bu çerçevede birçok kitap okumuş olmama ve kurgudaki çoğu benzerliğe rağmen kendine has bir yanı olduğunu düşündüğümden çok sevdim. 
Bir de başlarken büyük beklentilerim yoktu. Ortalama bir kitap okuyacağımı düşünerek başladım. Sevmemde bunun da bir payı olabilir. Kitaplara çok büyük beklentilerle başlamayı sevmiyorum. 
Çeviriyi beğendim. Ama yer yer anlamını dahi bilmediğim bir iki kelime ısrarla kullanılmıştı, gözüm onu yadırgadı. Bir de Manga ve Anime kısmında kullanılan özel sözcüklerin bambaşka bir şeye dönüştürülmesini sevmedim. Bunlar dışında oldukça iyiydi. Kitap hızla aktı gitti. Uzun zamandır, en kısa sürede okuduğum kitaplardan biri olması beni sevindirdi.

Kısaca kapaklardan da bahsedeyim. Ben bizim kapakları  çok beğeniyorum. Orijinal kapaklardan da 1 ve 4'ü beğendim. Özellikle ilk kapaktaki kravatın kitapta bir anlamı da var. 

Seriye severek devam edeceğimi umuyorum. +18 olduğunu hatırlatmakta fayda var. 

 PUANIM


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

15 Temmuz 2015 Çarşamba

MİM: Ya Sen Yönetsen?


Blog ikisim beni mimlemişti. Mimleri yavaş yavaş yapıyorum anca. 
Bakalım bu sefer nasıl sorularla karşı karşıyayım? :D 

1-Hangi kitabın yönetmeni olmak isterdin?
Ahlaksız Ritim - Olivia Cunning. (Zor bir kitap seçtiğimi biliyorum :p )

2-Oyuncuların kimler olurdu?
Bu konuda da ne kadar kötü olduğumu gördüm. :D Genelde okuduğum karakterleri birileriyle özdeşleştirmem, kendim hayal ederim. Keşke zihnimdeki Eric ve Rebekah'yı şuraya projeksiyon misali yansıtabilsem. 



3-Bir kitap filme uyarlanıyorsa genelde mutlaka çıkarılan sahneler de olur. Senin filminde hangi sahneler eksik olurdu?
Filme dönüştürülen kitaplarda çoğu şeyin kesilip atıldığını maalesef ki biliyoruz. 
Kitabın ruhunu öldürmeyecek şekilde çekerdim. Çok çok bir şey eksiltmek istemiyorum. 

4-Ya sen hayal gücü tavan yapmış bir yönetmensin. Baktın ki film böyle çok cansız, senaryoya da bazı eklemeler gerek. Nasıl sahneler eklerdin?
Eric ve Rebekah'ın eğlenceli diyaloglarına daha çok yer verirdim. Kitapta beni yakalayan öyle güzel kısımlar vardı ki, onları yansıtmaya çalışırdım. 

5-Napolyon Bonapart ne demiş? Para, para, para... Ee, senin para kaynağın kim?
Kendim. (Gözlüklü havalı surat)




6-Sen de oynar mıydın? Oynarsan kimi oynardın?
Ben çekiyorsam oynamam. Baştan kameranın arkasında olmayı seçtim. 

7-Aksilik bu ya! Sorunlar çıktı ve sen kitapta geçen bazı yerleri gerçek hayatta çekim için kullanamıyorsun. O zaman filmi nerede çekmek isterdin?
Dekor kullanırdım :D Efekt kullanırdım. Sonuçta bu işin rajonu bu değil mi? :D Yine de kitabın özünden vazgeçmezdim. Bir tur otobüsü de bulamayacaksak hiç çekmeyelim filmi. 

8-Her yönetmenin çektiği filmde farkını ortaya koyduğu bir nokta vardır. Senin farkın ne olurdu?
Kitabın ruhunu öldürüp yeniden yazmak yerine, özünü ve güzelliklerini ön plana çıkararak sivrilen bir yönetmen olmak isterdim. ^^

Sorular oldukça ilginçti. Siz de beğenip yapmak istediyseniz davetlisiniz! :)
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

12 Temmuz 2015 Pazar

Yabancı - Melissa Landers (Alienated #1)


Kitap Adı: Yabancı
Yazar:  Melissa Landers
Orijinal Adı: Alienated
Çevirmen: Demet Orhan
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: Kasım 2014
Basım: 424
Seri: Alienated #1

Seri Sıralaması:
#1 Yabancı / Alienated
#1,5 Until Midnight (Novella)
#2 İşgalci / Invaded


"Benim gezegenimde bu kadının üremesine izin verilmezdi. Kimse onu klonlamazdı da. Berbat biri."
"Bence kadın ruhunu evde bırakmış. Belki de ruhu ayakkabılarına uymamıştır."
(Dünyalı & Leihrli ortak dedikodusu :D )

Uzaylılar kendilerini Dünya'ya tanıtmışlardır. Dünya'dan çok daha gelişmiş olan 'evrimini' tamamlamış L'eihr gezegeniyle Dünya arasında ilişkiler geliştirilmeye çalışılır çünkü iki tarafın da birbirlerinden büyük çıkarları vardır. Bu çıkarları sayfaları çevirdikçe daha büyük ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz. 

Bu kaynaştırma çalışmalarından biri de L'eihrli öğrencileri değişim programıyla bir seneliğine Dünya'daki ailelerin yanına göndermektir. Bir sonraki sene o öğrenciler de L'eihr gezegenine gideceklerdir. 
3 öğrenciden Syrine Fransız bir ailenin yanına, Eron Çin'li bir ailenin yanına,  Aelyx ise Amerika'lı esas kızımız Cara'nın yanına gönderilir. Cara hevesli olsa da Aelyx ve diğer değişim öğrencileri pek de gönüllü değildir bu anlaşmaya. Hatta engellemek bile istemektedirler. Sırlar, sırlar... 

Dünya'da ise L'eihrlileri merak edip bu işbirliğine olumlu bakanların yanı sıra onlardan uzak durulması, Dünya'ya hiç gelmemeleri gerektiğini düşünen bir grup da vardır. 

L'eihr'de artık üreme yoluyla çocuk yapılmamakta, genelde arşivde  genetik olarak uygun kişiler klonlanmaktadır. Aelyx de bu klonlardan biridir. Tamamen kontrolde, görev bilinciyle hareket eden, duygulardan arınmış biri gibidir. 

Bir yandan Cara, Dünya'daki yemekleri bile yiyemeyen Aelyx'e Dünya'yı tanıtmaya çalışır. Ama bu hiç kolay olmayacaktır. Çikolatanın iğrenç bir şey olduğunu, küf koktuğunu söyleyen bir adamdan bahsediyoruz. :D
Diğer yandan L'eihrlilerden hoşlanmayan grubun duygusu nefrete dönüşmeye başlarken ikili okula bile gitmekte zorlanmakta, hatta tehdit mesajları almaktadırlar.
 Cara'nın en yakınlarındaki kişiler bile bu işe sıcak bakmazlar. 

İşler çığrından çıkarken bir de filizlenmeye çalışan ufak duygular vardır. 
Ama her şey tepetaklak olmak üzeredir. 
Sadece iki kişi değil, koskoca iki gezegen söz konusudur... 


Gelelim kişisel düşüncelerime. Aslında bu kitapla ilgili biraz ikircikliyim. Anlatabilecek miyim bilemiyorum ama şansımı deneyeyim. 
Bu kitabı zihnimde iki şekilde ele aldım. 

Birincisi Fantastik bir Genç Yetişkin kitabı. Uzaylılar & Dünyalıları konu alıyor. 
Bu kadar basit. Seversin ya da sevmezsin. 
Bir Genç Yetişkin romanı olarak çok güzel. 
Karakterler güzel, olaylar iyi düşünülmüş. Hani uzaydan gelip de 40 yıldır dünyada yaşıyormuş gibi davranan bir kahraman yok ortada. 
Gelenek, kültür farklılıkları hatta damak tadı ve bakış açısı farklılıkları çok çok güzel anlatılmış. 
Kitap boyunca ufak ufak öğrendiğiniz şeylerle zaten bu görüşünüz de destekleniyor. 

Gerçekçi ele alınmaya çalışılması, mantığa oturmasını çok sevdim. Karakterleri de. 
Yani bir genç yetişkin kitabı olarak çok doyurucu, güzel bir kitaptı. 

-----

Gelelim kafamı kurcalayan iç seslerime :D Belki bir çoğunuza da saçma gelebilir. 
 Yer yer kitap beni çok rahatsız etti. 
Çünkü Dünya üzerinde gerçekten 'evrim' geçirmiş uzaylılar tarafından yardım görüp bizim de 'evrim'in bir üst basamağına taşınacağımıza inanan insanlar var.  Ki burayı geçtim uzaylılar tarafından yaratıldığımıza dahi inanılıyor. Dünya'daki canlıların oluşum süreçlerini onların tetiklediğine vs. 
Bana göre bu düşünceler o kadar sakat ki okurken bunun izlerini görmek de beni yer yer rahatsız etti. 
Evrende başka canlıların olduğuna inanıyorum ama bizle iletişime geçtiklerine, sohbet ettiklerine inanmıyorum pek. 

Ayrıca L'eihr'lilerin tek tipliliği bana klostrofobik hissettirdi. Hani gelişmiş olacağız derken birçok şeyi yitirmek... 
O kadar tektipleştirilmişler ki okurken bir yandan onlar adına üzüldüm diğer yandan bizim de ne kadar tektipleştirildiğimizi gördüm. Belki L'eihrliler gibi gezegensel üniforma giyecek kadar tektipleştirilmedik henüz ama bir yerlerden başlamışız. 
Bu düşünceler yüzünden arada azap çektim, kitabı kapatasım bile geldi. 

Evet, ben bu kitabı normal bir genç yetişkin olarak görebildim, görmeyi tercih ediyorum ama... İşte amasını da anlatabildiğimi umuyorum. 
İçsesler kısmı burada sona eriyor :) 

-----

PUANIM
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

3 Temmuz 2015 Cuma

MİM: Book Courtship Tag



V'lerim Fighting Blog'unun tatlı ikizleri beni Book Courtship Tag'a etiketlemişlerdi. Aradan biraz süre geçmiş, ancak fırsat olmamıştı. Kısmet şimdiyeymiş. 
Gelsin sorular!

Adım 1: İLK BAKIŞ – Kapağı yüzünden aldığın kitap?
Kapağını beğendiğim için dikkatimi çeken çok kitap oldu ancak konusunu da beğenmediysem eğer hemen hepsi elendi. Sırf kapağı yüzünden aldığım bir kitap aklıma gelmese de kapağının, cildinin, iç baskısının almamda büyük etkisi olan kitaplar Laura Serisinin ilk iki kitabıydı. Konusu da çok şirin. ŞU yazımda bahsetmiştim.



Adım 2: İLK İZLENİM – Arka kapak yazısı yüzünden aldığın kitap?
Arka kapak yüzünden aldığım o kadar çok kitap oldu ki. Genelde kitap alırken konusunu okuyup, araştırarak karar veririm. Sevdiğim bir yazarsa konusunu okumadan bile alabilirim. Arka kapak yazısını okuyarak aldığım güncel kitaplardan biri Keşke Senden Nefret Edebilseydim geldi aklıma. Umarım severim. ^_^

Adım 3: TATLI DİL – Harika üslupla yazılmış kitap?
Herhalde koca mimde zorlandığım tek soru oldu bu. Tür örnek vereyim. Eğlenceli üslubuna bayıldım: Julia Quinn :) 

Adım 4: İLK BULUŞMA – Sana serinin devamını aldırtan serinin ilk kitabı?
Kitap yarım bırakamam. Serileri de çok zor yarım bırakırım. Artık yavaş yavaş sevmediğim serileri yarım bırakmaya başladım. O yüzden bu soruda kitabı çok sevmediğim halde beni bir  yerden yakaladığı için devam edeceğim serilerden bahsedeyim. Örneğin, Aşkın Müziği - Kylie Scott, bu kitabı pek sevmedim. Mal karakteri olmasa muhtemelen devam etmezdim. Ancak o karakter yüzünden seriye devam edeceğim. Bir örnek daha vermek gerekirse, Seni İstiyorum - Irene Cao, bu kitabı da sevmedim, aslında beni tutan pek bir yanı da yoktu, tuhaf ama devamını gerçekten merak ediyorum. Onu da okuyacağım. 


Adım 5: GECE YARISI TELEFON KONUŞMALARI – Seni bütün gece ayakta tutan kitap?
Zamanında Fatih Murat Arsal kitapları okuyarak sabahlamışlığım olmuştu. Onun dışında Tanrıça serisinin ilk kitabını da sabahlayarak okuduğumu hatırlıyorum. Bir de canım sabahlamak istediğinde tekrar okuduğum kitaplar, seriler vardır. Gonçarov'un Oblomov'u, Goethe'nin Genç Werther'i gibi. 


Adım 6: HER ZAMAN AKLIMDA – Aklından çıkaramadığın kitap?
Ayşe Kulin'in Veda'sını lisedeyken okumuştum, neden bilmiyorum ama o kadar etkilenmiştim ki çok uzun süre aklımdan çıkmamıştı. Son zamanlarda okuduğum etkileyici kitap Kızıl Yükseliş'ti sanırım.


Adım 7: FİZİKSELLEŞME (Gözler gözlerimde olayının artık eller ellerimdeye dönüşmesi) – Eline alıp okuduğunda sana güzel hissettiren kitap?
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisi. Bırak elime almayı gördüğümde bile evladım gibi hissediyorum, bağrıma basasım geliyor. 



Adım 8: AİLEYLE TANIŞMA – Ailene veya arkadaşlarına önereceğin kitap?
Kişilerin hangi tür kitap okuduğunu biliyorum/biliyorsam ona göre önerilerde bulunurum.
Ağabeyime önerecek olsam bilimkurgu önerirdim, Doctor Who mesela, belki Asimov. 
Anneme önerecek olsam klasik aşk hikayelerini önerirdim, hani şu dilden dile dolaşan Leyla ile Mecnun, Ferhat'la Şirin tarzı kitapları. Gerçi annem en çok Kerem ile Aslı'yı sever. Bir de birlikte Türkan Şoray'ın kitabını okumuştuk. 
Arkadaşlarıma gelince çoğunun hangi tür okuduğunu bildiğim için ona göre önerirdim. Blog İkizime kitap önermeme gerek yok, kütüphanemiz neredeyse birebir aynı kitaplardan oluşuyor zaten :D 


Adım 9: GELECEK PLANLARI – Gelecekte tekrar okuyacağını bildiğin kitap ya da seri?
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer, Cehennem Makineleri ve Ölümcül Oyuncaklar, Marie Force kitapları, Sherlock Holmes serisi, Doctor Who kitapları... Ben okuduğum kitapları tekrar okumayı, izlediğim şeyleri tekrar izlemeyi severim. İlkinde konuya adapte olmaya çalışırken kaçan en ufak ayrıntıları bile fark ede ede, sindire sindire tekrar okurum. Tanıdık birine oturmaya gitmiş gibi.

Adım 10: BİR AŞKI PAYLAŞMA – Kimi taglıyosun?
Hepiniziiii! Okuyup soruları beğenen herkes yapabilir. Bir de kaçma gel buraya Büyülü Ayraç. Sen beğenmesen de yapmak zorundasın. :D Mimledim seni artık, sürekli mimleyeceğim. :D 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!