15 Mart 2015 Pazar

Kimberley Freeman'la Röportaj


Kır Çiçeği Tepesi'yle tanınıp sevilen, ardından Deniz Feneri Koyu'yla okurlarını hayal kırıklığına uğratmayıp yine harika bir hikayeye imza atan Kimberley Freeman'la röportaj yaptım.
Kendisini biraz daha yakından tanımak için sizleri de davet ediyorum.

Bu arada yazarın bizim için çektiği resmine bayıldım! Henüz Deniz Feneri Koyu ona ulaşmadığı için Kır Çiçeği Tepesi'yle çekinmiş, oyy! ^_^

---

-Merhaba Kim, seni ilk Kır Çiçeği Tepesi'yle tanıdık. Şimdi ise Deniz Feneri Koyu'yla yeniden bizimlesin. Kendinden biraz bahseder misin?  

 

Brisbane, Avusturalya'da yaşıyorum. Kitapları her daim sevdim. Hayatımı kitapları düşünerek, kitaplar hakkında konuşarak ve kitap yazarak geçirdiğim için çok mutluyum. İki küçük çocuğum ve bir sürü evcil hayvanım var.


 

-Deniz Feneri Koyu'nun geçtiği mekânı gerçekten çok sevdik. İlhamın neydi?

Yaşadığım yere iki saat uzaklıkta, kuzeydeki Sunshine Sahili'nde yaşayan birine zamanında duygusal bir ilgim vardı. Orası dünyanın en güzel yeriydi. Sahiller ıssız ve el değmemişti. Bunu görünce, hikayeyi Sunshine Sahili üzerine kurmak zorunda olduğumu biliyordum.


-Avusturalya'yla olan bağını biliyoruz ve kitaplarında çoğunlukla Avustralya'yı kullanıyorsun. Gerçek hayat hikayenden bir şeylerin de kendini kitaplarında gösterdiğini söyleyebilir miyiz? Bize biraz bu durumdan bahseder misin?

Benim hayatım çok ama çok sıkıcı! Özellikle heyecan verici hiçbir şey yapmamışımdır. Yokluk içinde büyüdüm. Yirmili yaşlarımda okula geri döndüm. Doktora derecesi aldım ve kitap yazmaya başladım. Maceralarımı kitaplarım üzerinden yaşadığımı düşünüyorum. Gerçek hayatımda macera yaşamak istemiyorum. Sessiz sakin bir hayatı tercih ediyorum.


-Kitapların iki farklı zaman dilimi üzerine kurulu. Geçmiş ve günümüz. Okurların da bu durumu çok seviyor. Hangi yılı, hangi olayı yazacağına karar vermeden önce araştırma yapıyor musun?

Genellikle kitaplarımı ilgimi en çok çeken zaman dilimleriyle ilgili yazıyorum. Zaman aralığına, hangi zamanda geçeceğine karar vermeden önce bir sürü araştırma yapıyorum. Genellikle geçmişte kadınların ne tür hayatlar yaşadığı üzerine düşünüyorum, bazen iş sadece kıyafetlerle ilgili oluyor!   - Ah şu dönem kıyafetleri aşkı. :) -

-Kitaplarında iki farklı bakış açısı var. Kitabın sonunda bir kişinin bakış açısını göremiyoruz. Sanki ucu açık bırakılmış gibi. Nedenini gerçekten merak ediyorum.

Kitap sonunun ucu açık olmasını seviyorum. İnsanların devamında ne olabileceği üzerine düşünmeleri çok hoşuma gidiyor.



-Kır Çiçeği Tepesi Türk okurların tarafından okundu, sevildi ve bol bol ağlattı. Türk okurlarından dönüşler alıyor musun?

Türk okurlarım harika! Kitaplarımın orada sevilmesinden çok mutluyum. Her zaman ziyaret etmek istediğim bir yer.


-Türkçe kapak hakkında ne düşünüyorsun? Arkadya Yayınları, bu kitaba özel bir jest yaptı ve kitabın yanında Deniz Feneri Koyu hatırası olarak lavanta keseleri hediye etti. İnanılmaz şirin.
Ben daha görmedim! Türkçe kopyalar henüz elime ulaşmadı o yüzden kapağın nasıl olduğunu bilmiyorum. Kır Çiçeği Tepesi'nin kapağı çok güzeldi, diğerini de görmek için ölüyorum.
-Bunu duyunca tabi ki kendisine kitap kapağının, lavanta kesesinin fotoğraflarını gönderdim. Kendisi de hemen cevap verdi. "Ama çok güzeeel!" :) -

-Vakit ayırdığın için teşekkür ederim. Eklemek istediğin bir şey var mı?
Kitaplarımı okuduğunuz için teşekkür ederim! Onları gerçekten tutkuyla yazıyorum ve Türkiye gibi egzotik bir yerde okunuyor olduğunu bilmek çok güzel.

Kimberley Freeman'a ulaşabileceğiniz sosyal medya adresleri:

Sevgiler :*
 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

13 Mart 2015 Cuma

Ahlaksız Teklif - Nicole Jordan (Notorious #1)


Kitap Adı: Ahlaksız Teklif
Yazar: Nicole Jordan
Orijinal Adı: The Seduction
Çeviri: Fulya Özgener
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Basım: 20 Şubat 2009
 Sayfa Sayısı: 294
Seri: Notorious #1

Seri Sıralaması:
#1 Ahlaksız Teklif / The Seduction (Damien Sinclair & Vanessa Wyndham)
#2 Tutku Mevsimi / The Passion (Aurora Demming & Nicholas Sabine)
#3 Arzunun Kıyısında / Desire (Brynn Caldwell & Lucian-Lord Wycliff) 
#4 Şehvetin Esiri / Ecstacy (Raven Kendrick & Kell Lasseter)
#5 Günah Prensi / The Prince of Pleasure (Dare & Julienne)


"Bana güvenmeyi öğrenmen lazım."
"Bir kurda güvenmeyi tercih ederim."
"Ah güzel cadı, ruhumu yaraladın."
"Belki pansuman yapması için Dr. Underhill'e ricada bulunmalısınız."

Güzel ama mahcup dul Vanessa'nın hovardaların gittiği kumarhanede işi olmazdı. Ancak kardeşiyle oynadığı kumarda tüm mal arlıklarını kazanan, onları dımdızlak ortada bırakan Lord Sinclair'den borçlarının affını dilemek için oradaydı. Karşısındaki adam Lord Sin (Günah) olarak adlandırılacak kadar günahkar bir adam olmasaydı belki Vanessa'ya merhamet ederdi. Ona kardeşini düelloya davet etmediğine şükretmesini istedi. Şaşıran Vanessa bu nefrete anlam verememişti. Ardından kardeşinin Lordun yani Damien'in kız kardeşi Olivia'yı kandırıp sakat kalmasına neden olduğunu öğrenince kardeşini affettirmek için Olivia'nın refakatçisi olmayı teklif eder. Damien işi bu kadarla bırakmaz; gündüz kız kardeşiyle ilgilenen Vanessa'nın geceleri de kendisiyle ilgilenmesini ister. Metresi olarak... Bu çok zor bir karardır... 

---
"Seni yalnız bırakmamı mı istiyorsun?"
"Evet dersem ne olacak?"
"Fikrini değiştirmek için seni ikna etmeye çalışacağım."
---


Nicole Jordan gerçekten bambaşka bir yazar. Kalemi inanılmaz güzel. Ki Notorious serisinin bu ilk kitabı sansürlü. Diğer kitapların neredeyse yarısı kalınlığında, buna rağmen harika. Diğer sansürsüz kitapları merak etmemek elde değil. Ben bu kitabı günümüz aşk olarak düşünerek almıştım zamanında, kapaktan tarihi aşk romanı olduğu hiç anlaşılmıyor çünkü. 

Kitaba gelirsek zekice işlenmiş olay kurgusu dışında karakterleri de çok sevdim. Bana göre her şey dozundaydı. Sessiz görünüp altında inanılmaz cevherler taşıyıp, mücadele eden karakterleri seviyorum. Bir tek Vanessa'nın erkek kardeşinin akıbeti için bir Acaba? dedim. 

Yazarın bana göre artı bir yanı da vermek istediği duyguyu çok güzel hissettirmesi. Ayrıca dönemin gerçekleriyle ilgili ayrıntılara yer verilmesi de hoşuma giden şeylerden biriydi. 

Bahsetmeden geçemeyeceğim; kitaptaki gül ayrıntısı harikaydı ve ince bir düşünceydi. Kendine has güzellikler yazan yazarları ayrı bir seviyorum. Kitaptaki anlamı ve kullanılışı beni benden aldı. *_*

Tarihi aşk romanı severlerin zaten es geçmediği bir yazardır diye düşünüyorum. Cüretkâr bir dili olduğunu eklemekte de fayda var. 
Sevgiler :* 

PUANIM:




 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

12 Mart 2015 Perşembe

Okuma Alışkanlıklarına Dair Bir MİM!

Merhabalar, :)

Blog ikizim Kitap Tutkusu beni mimlemişti. Bakalım neler sorulmuş? 


1- Kitap okumak için evde belli bir yerin var mı?
Evde de dışarıda da her yerde okurum ^_^ Ama genelde cam önündeki koltuğa uzanarak okumayı seviyorum.


2- Ayraç mı, yoksa rastgele bir kağıt parçası mı?
O an elime ne geçmişse koyarım, geçmemişse kaldığım sayfa aklımda kalır genelde.
Ancak severek kullandığım, çok kıymetli ayraçlarım var ^_^


3- Kitap okumayı belirli bir zamanda mı durdurursun yoksa belirli bir bölümde ya da bölüm başında mı durdurursun? 
Bölüm sonu takıntısı olan birçok arkadaşım (:*) var. Benim için hiç fark etmez, herhangi bir yerde bırakabilirim. 



4- Okurken yemek yemek mi bir şeyler içmek mi?
Genelde bir şeyler içmek ve ufak ufak atıştırmak. Yemek yemişliğim de vardır ama o biraz zor oluyor :p


5- Kitap okurken televizyon seyretmek mi müzik dinlemek mi?
Kitap okurken çevreden tamamen soyutlandığım için TV açıkmış, müzik çalıyormuş, evin içinden bando takımı geçiyormuş benim için pek fark etmez. Arada kitabın ruh haline göre hafif bir müzik açarım moda girmişsem o kadar. Onun dışında kitap okurken TV izlesem mi demem asla.

6- Tek seferde bir kitap mı yoksa birden fazla kitap mı?
Tek kitap okumayı tercih ederim kesinlikle. Ama bazı kitaplara ara vermek ya da aynı anda birden fazla kitap okumak gerekebiliyor bazen.

7- Okurken evde mi yoksa her yerde mi okumayı tercih edersin?
Her yerde okuyabilirim. Hiç fark etmez. Yeter ki kitap olsun.

8- Kitabın, kafanın içinde yüksek sesle okunması mı yoksa sessizce okunması mı?
Sessizce okunması tabi ki.

9- Önündeki sayfaları okur musun yoksa sayfaları atlar mısın?
Kitap atlayamıyorum ben. Atladığım yerlerde neler olabileceği düşüncesi yer bitirir herhalde :p Atlayarak okuyacağıma hiç okumam daha iyi. 

10- Ciltli kitap mı karton kitap mı?
Ciltli kitaplar *_* Bir de eski ve ciltli kitaplar *_*

11- Kitap yazıyor musun?
Ne kadar enteresan bir soru o.O



Bir mimin daha sonuna gelmiş olduk. 
İkizime teşekkür ediyorum. Ben de Büyülü Ayraç'ı mimliyorum :) Ayrıca canı çeken herkes yapabilir. 
Sevgiler :*

Diğer Mim Yazılarım: 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

7 Mart 2015 Cumartesi

Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr // Alıntılar


***

Gözlerinizi açın ve sonsuza kadar kapanmadan önce onlarla ne kadar çok şey görebilirseniz görün.

***

Bilim, evladım, hatalardan oluşur; ama bunlar yararlı hatalardır, çünkü insanı adım adım gerçeğe götürür. 

***

Radyo: Milyonlarca kulağı tek bir ağıza bağlayan araç. 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

4 Mart 2015 Çarşamba

OKK 44.Blog Tur: Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr // Tanıtım ve Çekiliş


Herkese merhaba!
OKK’nın 44. blog turunun konuğu Koridor Yayınları’ndan çıkan Anthony Doerr’in yazmış olduğu Göremediğimiz Tüm Işıklar romanı!

Kitabımızı Tanıyalım:


Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris'te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.
Almanya'da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner'in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo'da bulur.
Göremediğimiz Tüm Işıklar, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu.



Tur Takvimimiz

04.03.2015
Tanıtım
05.03.2015
Pudra Tozu - Gün Işığım Sönerse - Yeni Hayat.
Kitap Tutkusu – Göremediğimiz Tüm Işıklar Kitabının Aldığı Ödüller.
Fighting!! – Yirmi Bin Fersah.


06.03.2015
Yorumlar


4 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 

Bol Şans^^



Katkılarından Dolayı Koridor Yayınevi'ne Teşekkürler.

2 Mart 2015 Pazartesi

2. CNR KİTAP FUARI - 2015


Dün, 27 Şubat - 8 Mart tarihleri arasında ikincisi düzenlenen CNR Kitap Fuarı'ndaydık. Her zamanki kadromuz :p Blog ikizim Kitap Tutkusu ve Canım Pudra Tozu'ylaydık ^^

Çabucak fuar alışverişi yapıp günün geri kalanını birlikte geçirmek için sabah erken saatlerde buluşup gittik. :p Biz gittiğimizde pek bir tenhaydı ortalık, pazar günü olmasına rağmen. Önce alışverişlerimizi yaptık.



Martı Yayınları ve Novella Yayınlarında oldukça iyi indirim vardı. 5-10 tl arasıydı kitaplar +_+ Anne Rice sevdiğimi biliyorsunuz Vampire Chronicles serisi 7. Kitabı Sonsuz Karanlık: Merrick'i almamıştım, onu aldım. Çıktığı kadarıyla serim tamam *_* Blogda yorumlayamadım:( Özellikle Vampir Armand'ı yorumlamayı çok istiyorum. Ama ilk kitabın yorumu için TIKTIK!
One Better Day  Linda Howard'ı çok sevmişti, o yüzden ona Aşk Tuzağı aldık ^_^
Her fuarda olduğu gibi ikizim bana yine en güzel kitabı aldı. Sandra Brown:Anılarımla Yatak Odasında. Elimde birçok kitabı olmasına rağmen birkaçı eksik :p İkizime teşekkürler ^^



Geçenlerde Baskervillelerin Köpeği de çıktı ve Martı Yayınları Sherlock Holmes serisi tamamlanmış oldu. Romanların bir aradaki iç açan görüntüsünü amme hizmeti olarak yayınlayayım dedim ^^ Sherlock Holmes Kitapları Okuma Sırası için TIKTIK!



Benim için fuarın en çok istenen kitabı Günahkarlar Turnede Serisi 5. kitap, Trey'in hikayesi Çifte Vuruş *_*  İş yoğunluğundan öldüğüm şu günlerde, ilk okuyacağım kitap. Şimdi başlamamak için direniyorum çünkü arada çarçur olsun istemiyorum.

Ejder serisini ilk çıktığında okumuştum, blogda da ilk yorumladığım kitaplardan biri. Genelde serileri yarım bırakmam, çok nadirdir artık okumayacağım dediğim seri. Bu alışkanlığımı kırmaya çalışıyorum. Ejder serisine ise kitabı çok sevmeme diğer kardeşleri merak etmeme rağmen nedensiz ara vermiştim, bilmiyorum. Bu fuarda devam kitabını alarak döngüyü kırdım. ^_^ Ejderin Aşkı yorumu için TIKTIK



Ve Nemesis *_* Kapaklarına, konularına ölüyorum bu kitapların. Rengarenk dondurma gibi. Her fuarda en çok kitap aldığım yerlerden biri oluyor bura. Kitaplar 10Tl'ydi. Ben de merak ettiğim tüm kitapları aldım. Kimi seri devamı kimi tazecik kitaplar *_*



Epsilon'da geçen fuardaki gibi tanesi 5TL, 3 tanesi 12TL kampanyası vardı bazı kitaplarda. OBD'me Sabrina Jeffries aldık hemen, kaçar mı? *_*
Kendime ise merak ettiğim, ya da okuyup elimde olmayan kitapları aldım.
Elizabeth Boyle okuyalı çok uzun zaman olan yazarlardan, ama elimde kitaplar yoktu. Serserim Benim aldım hemen *_*  Sıcak'ın devamı Ateş'i aldım. Mary Jo Putney'in Hercai kitabının renkleri harika. Yazarın elimde olmayan tek bir kitabı kaldı sanırım. Diğer ikisini ise deneyeceğim... 



Aspendos Yayınları da fuarlarda es geçmediğim yayıncılardan biridir. Bu sene stant kurmamışlardı. Elf Yayınlarıyla birlikte Angel Yayınları adı altında bir stantta satılıyordu kitaplar. Tanesi 10TL'ydi. Uçuşta serisinin 3. kitabı Yerde'yi alarak seriyi tamamladım. T.E Sivec ya da Tara Sivec ne derseniz artık; kalemine bayılıyorum. Güzel Bir Yalan'ın devam kitabı Ölüm Melodi'sini aylardır bekliyordum, nihayet çıktı. Mutluluk *_* Yazarın diğer serisinin ilk kitabını da düşünmeden aldım. 


Sahaf kısmına da uğradık, bu kitapların her biri 5'er TL idi. Serilerimin eksik kitapları çoğu. Çok iyi oldu, çok da güzel oldu *_* 



Dex Kitap Doğan Kitap'la birlikte topluca gelmişti, çok fazla kitap yoktu o yüzden. Bu kitabı sanırım geçen fuarda alamadım, burada aldım, 4TL ^^ Oyun deyin ve bırakın ben ne var ne yok alayım +_+ 




Pudra Tozu'yla ortak tutkumuz Harlequin/Beyaz Diziler! Ve yine ortak tutkumuz Lynne Graham *_* 
Pudra Tozunun hediyesi ^_^




Bir fuar da böyle geçti canlar. Öğleden sonrayı kendimize ayırdık. Özlemişim ^_^ 
İkizimin yolu ayrı olduğu için yarı yolda bizden ayrıldı
Biz de her zamanki gibi Pudra Tozu'yla ayrılamayıp bir yerlere atıp kendimizi sohbetin dibine vurduk. 
İyi günler olur, kötü günler olur ama dost dediğin hep bir aradadır, değil mi? ^_^
Sevgiler :* 

Kitap Fuarları Yazıları:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!! 

Uzak Doğu Mutfağı Denemelerim: Turp Kimchisi (Radish Kimchi / Kkakdugi / 깍두기 )



Elimden geldiğince Uzak Doğu Mutfağını restoranlarda ya da evde kendim denediğimi birçoğunuz biliyorsunuz. Bu konuda ulaşabileceğiniz yazıların linklerini aşağıda vereceğim. Daha önce lahana kimchisi ve salatalık kimchisi yapmıştım ancak kızlarda her yediğimizde öldüğümüz turp kimchisi yapmamıştık. Pazarda denk gelince bir anda aklıma geldi ve denemeye karar verdim. 



Artık bu tarz yazılara bir diziden vs örnek vermek bir nevi gelenek olduğundan Radish Kimchi diye dizi var diye giriş yapayım. Park Shin Hye'nin bayağı çaylak olduğu bir dizi bu. Ne kadar kimchiyle alakalı tartışılır ama. Dizi adı olacak kadar dillere destan kimchimize geçelim :p

İhtiyacınız olan şeyler çin turbu, balık sosu, eğer yoksa soya sosu da olur, şeker, tuz, pul biber, sarımsak ve yeşil soğan. Ben turpun yeşil dallarını da koydum çünkü sırf bu dallarla yapılan değişik bir kimchi türü daha var. Bunu da katarak denemek istedim. 


Öncelikle turpları küp küp doğruyorsunuz. Ne çok büyük ne çok küçük olmasın. Daha donra eğer bütün büyük bir turpu koyduysanız silme bir yemek kaşığı şeker ve bir yemek kaşığı tuz koyup elinizle biraz karıştırıp bekletiyorsunuz. On dakikada bir çevirerek otuz dakika bekletin. Suyunu salmış olduğundan o suyu bir kaba boşaltın, ancak dökmeyin. 


Ardından ayrı bir yerde 4-5 diş sarımsak ve birkaç dal yeşil soğanı doğrayın. Turpların otuz dakikası koyduğunda üstlerine ekleyin. Üzerine 2 yemek kaşığı balık sosu/soya sosu/ 1-2 yemek kaşığı turptan aldığınız sudan ve alabildiğine pul biber ekleyin. Alabildiğine derken sizin damak tadınıza  ve ne kadar acılı istediğinize kalmış. Ben birkaç yemek kaşığı koydum, ama acıydı ^^ 



Güzelce karıştırın ve ağzı kilitli bir saklama kabına koyun. Taze yenebileceği gibi (biz annem ve abimle taze  taze tırtıkladık biraz :p) 2 gün içinden fermente olacağından, o zaman da yiyebilirsiniz. 


İki gün sonra ise tadına doyum olmuyor. Ben neredeyse atıştırmalık niyetine yediğimden kimchim bitti :( Yani bu yazıyı yazana kadar kendisini çoktan yedim :p
Bugün yeniden turp baktım ama bulamadım :'( 

Çok kolay bir tarif. Umarım dener ve beğenirsiniz. Bende yeri çok ayrıdır, bayılırım... 

Sevgiler. :*

Daha Önceki Uzak Doğu Mutfağı Yazıları İçin:




Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!