19 Ağustos 2015 Çarşamba

Son Söz Aşkın - Julia Quinn (Bridgertons #3)



Kitap Adı: Son Söz Aşkın
Yazar: Julia Quinn
Orijinal Adı: An Offer From A Gentleman
Çeviri: Serap Işıkçıus
Yayınevi: Epsilon Yayınları
 Sayfa Sayısı: 416
Basım: Mayıs 2010
Seri: Bridgertons Serisi #3




Benden nefret ettiğini bilerek yaşayabilirim, ama sensiz yaşayamam. 

Sizi favori Bridgerton'ım Benedict'le tanıştırmama izin verin. Anthony ailenin reisi, abisi iken, Colin zıpır küçük kardeş gibi. Okurken ben de öyleymiş gibi hissettim hep. Ancak Benedict tam ikisinin arasında mükemmel bir karakter! 
Serinin üçüncü kitabı tam bir Cinderella hikayesi. İnanılmaz benzer ve paralel. Dönüşüm geçiren karakterleri genelde severiz. Ancak yazar bambaşka yerlere taşımış, Cinderella değil de bambaşka bir hikaye olmuş. 
Sophie üç yaşındayken kontun kapısının önüne bırakıldığında ve kont onu evlatlığı olarak tanıştırdığında herkes onun kontun piçi olduğunu biliyordu. Bunu hiçkimse Sophie'nin yüzüne vurmadı, ona kontun evlatlığı gibi davrandılar. 
Dersler aldı, iyi yetiştirildi. Ancak kont ona asla sevgi göstermedi ya da kendi çocuğu gibi davranmadı. 10 yaşına geldiğinde kont dul bir kontesle evlendiğinde kardeşleri olacak diye sevindi. Ancak kontes ondan nefret ediyordu ve kızlarını da bu yönde tembihledi. Kızlardan biri 11, biri 10 yaşındaydı. 11 yaşındaki kız annesinin bu uyarısına seve seve uysa da küçük kız  Sophie'yle arkadaş olmak istediama annesinin sözünden çıkmayı göze alamadı. Kontes Sophie'yi evden atmak istese de kont bunu kabul etmedi. Ve öldüğünde vasiyetine şöyle bir madde eklemişti: Eğer kontes 20 yaşına kadar Sophie'ye bakarsa şu an alacağı paranın 3 katını alacaktı. Kontes bu paradan tabii ki feragat etmedi ve Sophie artık o evde 3 kişinin işini yapan bir hizmetçiydi. 

Kontes ve kızları balolarda, davetlerde gezerken Sophie kontesin ayakkabı koleksiyonunu temizliyordu. En büyük hayali bir baloya katılmaktı. Evdeki kahyaların ve hizmetçilerin yardımıyla bir baloya katıldı. Bu balo Bridgerton Malikanesi'nde düzenlenen bir maskeli baloydu. Arabacının onu kontesten önce eve getirebilmesi için Sophie'nin gece yarısına kadar vakti vardı. 
Sophie bu baloda Benedict Bridgerton'la tanışır. İkisi de hayatının kadınını/erkeğini bulmuş gibidirler ama ikisinin de yüzünde maske vardır. Benedict Sophie'yi terasa götürür ve orada yakınlaşırlar. Saat 12'yi vurduğunda Sophie kaçar. Benedict'in elinde üzerinde üstünde baş harfleri ve bir arma olan bir eldiven kalmıştır. 

Aradan iki sene geçmesine rağmen Benedict maskeli balodaki kadını bulamaz ve unutamaz. Sophie ise baloya gittiği anlaşıldığından evden kovulmuştur ve başka evlerde hizmetçilik macerası başlamıştır. Ve 2 senenin ardından Benedict'le yeniden yolları kesişir. Benedict onu zor bir durumdan kurtarıp yanına alır. İkisi bir arada birkaç gün geçirmek zorunda kalırlar. Gümüş rengi elbiseli kadının hayalinden asla kurtulamamış olsa da Benedict'in yanında kanlı canlı bir Sophie vardır. Sophie'ye yakınlık duyduğu her an o kadına ihanet ediyormuş gibi hisseder.

Benedict bu duygular arasında sıkışıp kalmıştır. Ayrıca Sophie sadece bir hizmetçidir. 

Benedict'le Sophie'nin hikayesi favori hikayem oldu. Uzun zamana yayılmış bir hikaye. Ve bana göre serideki en dolu dolu hikaye. Ve ben bu kitabı bir oturuşta okudum. Bırakmadan ara vermeden. O kadar iyi geldi ki. 
Benedict efendiğili, sanatçı ruhu, sempatik tavırları ve aşkından asla vazgeçmeyişiyle gönlümde taht kurdu. 
Hikayeden çok etkilendim. Gün gelip seriyi yeniden okuyacağımdan eminim çünkü Bridgerton ailesini gerçekten çok seviyorum. 

Julia Quinn bu kitapta diğerlerindeki gibi yine eğlenceli bir dil kullanmış, çokça güldüm de ama en hüzünlü kitabı da buydu. Dolu doluydu. 
Zıpır çocuk Colin'in hikayesini de en kısa zamanda yazacağım. ^_^

PUANIM



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

10 yorum:

kitapveötesi dedi ki...

Bu yazıyı okuyunca kitaplığımda yıllanmış "Yüreğe Söz Geçmiyor"u hatırladım ve şöyle bir tozunu aldım tekrar yerine koydum :) onun hakkındaki yorumunuzu da okudum ve kısa zamanda okumaya karar verdim teşekkürler bunun için :)

Benherneysemo dedi ki...

Harika bir seri ^_^ Hiç tozlanmasın bolca okunsun :p En azından ben öyle yapacağıma inanıyorum. Umarım çok çok beğenirsiniz :)

özlem ekiz dedi ki...

Öncelikle yorumunu çok beğendim canım, duygularıma tercüman olmuşsun 😄

Julia benim favori historical yazarımdır. Bana göre Bridgerton serisinin en güzel kitabı budur. İkilimiz arasındakilere iç çekmemek elde değil.

Benedict ise benim de ennnnnn sevdiğim Bridgerton'dur, ona hayran olmamak elde değil 😍😍😍 Sophie ise her zaman kendine hayran bıraktıran biri.

Ayrıca şunu da söyleyim seri bitmiş olsa da yazar bu aileye geri döndü. 2016'da Because of Miss Bridgerton isimli yeni kitabı çıkıyor. Ki ben hayranı olarak aslında çok üzüldüm 😢 Eğer ki bu Miss Bridgerton bizimkilerin kızlarından biriyse yandık demek istiyorum. Kızlı erkekli toplamda 35 torun var 😧 Gerçi bonus kitapta birininkisi yazılmıştı.

İsterdim ki yazar ya yeni bir seriye başlasın ya da Bevelstoke serisine devam etsin. Tamam yazar bu seri sayesinde üne kavuştu ama tadında bırakmalıydı bence.

Benherneysemo dedi ki...

Söylediklerinize kesinlikle katılıyorum, birebir aynı hisler ^_^
Seriye bu şekilde geri döneceğinden haberim yoktu. Çıkarsa kesinlikle alır okurum ancak bence de güzel şeyler tadında bırakılmalı. Zoraki uzatmaları, sonradan seriye kitap eklemeleri sevmiyorum. Çıkanları okusam da asıl Bridgertons serisi zihnimde 8 kitaplık muhteşem bir seri olarak kalacak.
Dileklerinize katılmakla birlikte, bir de Epsilon hepsini arayı uzatmadan çıkarsın dileğimi ekliyorum.
Tatlı yorumunuz için teşekkürler :3

Aslı Seymen dedi ki...

Tam bir peri masalı,değil mi? Çok güzel. :) Sevdiğim serilerden biri.

özlem ekiz dedi ki...

Epsilon demeyin bana onların yüzünden sevdiğim yazarların bütün kitaplarını okuyamadan ölüp gideceğim 😀😧
Şu an Smythe-Smith gidecek sanırım. Sonrasında yine Bridgerton'a dönerler büyük ihtimal. Ama önceden yayınladıkları 2 serisi yine yarım kalacak en çok ona üzülüyorum aslında 😑
Epsilon yazarları için yapılacak en iyi şey onların orijinal dilindeki kitaplarını okumak olacak. Çıkardıkları son kitabı aylar önce kitapçıdan alıp bitirdim ki okuduğum en güzel hikayelerinden biriydi.
Yeni kitabın konusu da çıkmış ortaya. Anladığım kadarıyla yazar ailenin geçmiş kuşaklarından birini anlatacakmış.

Benherneysemo dedi ki...

Çok güzel bir seri ve bana göre en güzel kitabı ^_^

Benherneysemo dedi ki...

Eski historicallarındaki sansürden tutun, geç çıkan kitaplara kadar birçok sorun var Epsilon'da. Ama öldüğüm çoğu yazarı da onlar çıkarıyor :( Örneğin Anna Campbell'ın Yedi Gece'si gelmeseydi ben de orijinalinden okumayı düşünüyordum. Türkçe gittiği kadar gider gitmediği yerde ben de orijinal okurum herhalde. Torunları yazmaktan vazgeçmiş yani Julia :) Çıksın da okuyalım. Bilgilendirme için çok teşekkürler ^_^

özlem ekiz dedi ki...

Heh aynı durumdan ben de muzdaribim. Benim de çoğu sevdiğim yazar oradan çıkıyor. Anna da historical yazarlarından en iyilerden biridir gözümde :) Şu ana kadar çıkan tüm kitaplarını okudum hatta haziranda Anna kitabı çıkmıyor diye orijinal dilinden 2 kitabını alıp okudum, neyse ki aldıklarım son of sins serisinden değildi yoksa kötü hissederdim kendimi :D

Aslında sizi daha yakından tanımak isterim, siz de vikitap kullanıyormuşsunuz oradan konuşalım isterseniz :)

Benherneysemo dedi ki...

Anna Campbell ilk okuduğum historical yazarıdır ve favorilerimdendir. Kendisiyle tanışıp, röportaj yapabilme imkanı bulduğum için çok çok mutluyum ^_^ Çok tatlı biri. Ve kalemine, tarzına bayılıyorum. Blogda yazdığımda da söylemişimdir çok farklı bir tarzı var. Özellikle erkek karakterler konusunda. Sons of Sins serisini çok bekledim, Yedi Gece beni mahvetti, harikaydı başka bir şey diyemiyorum.
Ben de yorumlarınızı çok sevdim, tabii ki tanışabiliriz. Vikitap üzerindeki ismim Neva. :)