29 Mayıs 2015 Cuma

21. Gün/The 100 - Kass Morgan (The Hundred #2)


Kitap Adı: The 100
Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi: Go! Kitap
 Sayfa Sayısı: 312
Basım: 2015
Seri: The Hundred #2

Seri Sıralaması:
#3 Homecoming


Dın dın dın Yasal Uyarı: Öncelikle ilk kitabı okumayanların yorumumu okumasını, tavsiye etmem, özellikle konudan bahsedeceğim kısmı. Hatta ilk kitabı okumayanların 2. kitabın arka kapağını okumasını bile önermem. İsmi 21. Gün, o 21 günde olanları ufaktan özetliyor. Benden uyarması. :* 

"İnsanlar gemiye binmek için para vermek zorunda değildi."
"Öyle mi? O zaman koloniciler nasıl seçildi?"
"Tarafsız ülkelerden geldiler. Nükleer savaşa kapılmayacak kadar açgözlü ve aptal olmayanlardan."
"O zaman neden gemideki herkes aynı dili konuşuyor?"

 Birinci kitapta yüzlümüz Dünya'ya gelmiş ve kitabın sonunda Dünya'da yalnız olmadıklarını öğrenmişlerdi. Bu kitapta ise bir yandan Dünya'lılarla ilgili gerçekleri öğrenip, dost mu düşman mı olduklarını ayırt ederken; kendi sırları, diğerlerinden sakladıklarıyla da sınanacaklar. Dünya'da işler gerçekten karışıyor. 
Diğer yandan ise gemidekilerin de huzuru bozulmuş durumda. Çünkü gemi sonsuza kadar havada duracak şekilde tasarlanmadı ve artık oldukça eskidi. Ortaya çıkan sorunlar nasıl aşılacak? 

Ben kesinlikle bu kitabı ilk kitaptan daha çok sevdim. Sanki ilk kitap araziyi tanımak içindi. Dünya, koloni ve karakterleri tanıdık, öğrendik; sırlarına kapıldık. Bu kitapta ise iki taraf için de bir ölüm kalım mücadelesi söz konusu. 
Ama beni kesinlikle gemide olanlar çekti. Dünya'da olanları da okusam da o kadar delice merak etmedim, bir kısmını tahmin ettim. Ama gemide olanlar hakkında fikir dahi yürütmedim, soluksuzca okudum *_*
Glass'ı daha bir sevdim ki benim yüzlü içinde favorim yok. Gerçi hala yok ama Luke&Glass'a kendimi daha yakın hissediyor gibiyim. Clarke'dan da daha bir uzaklaştım bu kitaptan. Hiç haz etmiyorum kendisinden.
Ayrıca gençlik olduğundan mıdır nedir bazı düşünceler, bazı duygular pek çabuk değişti. Bu da benim pek hoşuma gitmedi.

Çeviri, kapak, tasarım, puntoya kadar her şey güzeldi. Ancak bir iki yerde Glass yerine Clarke; Bellamy yerine Wells yazılmıştı. Ama çok takılmadım. 

İkinci de birinci gibi öyle can alıcı bir yerde bitti ki olayların nasıl bağlanacağını çok ama çok merak ediyorum. Özellikle Glass&Luke için.

PUANIM: 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

Hiç yorum yok: