27 Ekim 2014 Pazartesi

Bozulan Yeminler - Sabrina Jeffries (Hellions of Halstead Hall #1)




Kitap Adı: Bozulan Yeminler
Yazar: Sabrina Jeffries
Orijinal Adı: The Truth About Lord Stoneville
Çeviri: Funda Sularöz
Yayınevi: Epsilon Yayınları
 Sayfa Sayısı: 374
Basım: 2.Baskı - Ocak 2011
Seri: Hellions of Halstead Hall #1

Seri Sıralaması:
#3 Sır Gibi Sakladım / How to Woo a Reluctant Lady (Minerva&Giles)
#4 Vahşi Bir Lordun Kollarında / To Wed a Wild Lord (Gabe&Virginia)
#5 Son Çarem /A Lady Never Surrenders (Celia&Jackson)
#6 'Twas The Night After Christmas (Pierce&Camilla)


Freddy ona yaklaştı, gardiyanlarına gizli bir bakış attıktan sonra sesini alçalttı. "Stoneville iyi birine benziyor."
Maria, histerik kahkahasını bastırmaya çalıştı. "Ahh, evet, oldukça iyi. Onunla bir genelevde tanıştık ve büyükannesini kandırmak için bize şantaj yapıyor."

Hester Plumtree'nin sabrı tükenmişti. Anne ve babalarının ölümünden sonra elinde sadece beş tane torunu kalmıştı. Ama torunları evlenip yuva kurmak, sorumluluk almak yerine; serserilik peşindeydiler. 


Büyük torunu Oliver işlerin başına geçeceğine hovardalık ediyordu
,  genelevlerden çıktığı yoktu. 
Onun bir küçüğü Jarret, bira fabrikasının başına geçeceğine kumar masalarında sabahlıyordu.
Gabe, tehlikeli fayton yarışları yapıp hayatını riske atıyordu. 
Bir leydi olarak sorumluluklarının farkında olmayan Minerva, gothic erotik romanslar yazıyordu; hem de kendi adıyla yayınlatarak.
En küçükleri Celia ise nakış işlemesi, modadan konuşması gerekirken atıcılık, binicilikle ilgileniyor; mütemadiyen erkek gibi davranıyordu. 

Onları kendi haline bırakmanın faydası yoktu ve Hester da giderek gençleşmiyordu. Bir plan yaptı; ya bir yıl içerisinde evlenecekler ya da hepsini mirastan mahrum edecekti. 

---
"Eğer diğer insanların hayatı hakkında konuşabilecek bu kadar çok vaktiniz varsa size yapılacak daha çok iş verilmeli."
---
Maria'nın da sabrı tükenmişti. Evlilik hayalleri kurarken önce nişanlısı ortadan kaybolmuş, sonra babası vefat etmişti. Maria, hem babasının mirasından payını alabilmek; hem de nişanlısını bulabilmek için şaşkın kuzeni Freddy'le Amerika'dan İngiltere'ye geldi. Daha geldikleri gün başlarını belaya sokup kendilerini bir genelevde hırsızlıkla suçlanırken buldular. Maria'nın nişanlısını bulması, Oliver'ınsa babannesini bu fikirden vazgeçirmek için bir nişanlı bulması gerekiyordu. Ve Oliver, Maria'ya bir anlaşma teklif etti. 

Ah Oliver, içindeki onu yiyip bitiren suçluluk beni de yiyip bitirdi. Uzun uzun düşündüm hayatı kendimize nasıl zindan ettiğimizi, kendimizi suçlayacak bir şey bulduğumuzda nasıl acımasızca üstüne gittiğimizi... 
---
"Vicdanım olduğu için beni suçlayan ilk kadınsın."
---
Sharpe kardeşleri çok sevdim. :)
Sabrina'nın harika bir anlatımı var. Bir historical romance'da aradığım ne varsa bulduğum bir kitap oldu benim için. Tüm kardeşleri sevdim ama Minerva'ya şimdiden hayran oldum, onun kitabını inanılmaz merak ediyorum. 

---
"Aşka inanmayan bir adam için bu kelimeyi çok fazla kullanıyorsun."
---

Freddy'nin beni öldüren konuşmaları, büyükannenin entrikaları, kitabı birlikte okuduğumuz One Better Day'in gönderdiği müstakbel Oliver resimleri derken kitap bitivermişti.
Kitabı kapadığımda devamını istiyordum ve bir yandan da tamamıyla beni tatmin ettiğini fark ettim. 

Öldüğüm Alıntı: 

"Nelerden vazgeçtiğini bilmiyorsun bile," dedi Oliver. "Bir adamın dokunuşunun altında darmadağın olmanın ne demek olduğunu bilseydin, saygıdeğer bir evliliğin ruhsuz rahatı için bunu fırlatıp atmaya bu kadar istekli olmazdın."



Seriye devam :)

Birlikte okuduğumuz One Better Day'in yorumu için TIKTIK!

PUANIM: 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

24 Ekim 2014 Cuma

Başkadeniz'e Dönüş - Danielle Martinigol (100Dünya Üçlemesi #2)



Kitap Adı: Başkadeniz'e Dönüş
Yazar: Danielle Martinigol
Orijinal Adı: L'envol de l'abîme
Çeviri: Azade Aslan
Yayınevi: ON8 Kitap
 Sayfa Sayısı: 191
Basım: Ağustos, 2014
Seri: La trilogie des Abîmes series /100Dünya Üçlemesi

Serinin Diğer Kitapları: 
#3 L'appel des abîmes // Abislerin Çağrısı




"Önceki akşam mürettebatını Ejderha'nın ateşinden kurtaran Abis'in incisi olsaydım, Başkadeniz'e döner, onu Rheia bölgesindeki gemi şantiyelerine götürürdüm. Ejderha'nın gazlarının ek karın plakalarının altına sızıp sızmadığını denetlemek için onu sırtüstü çevirirdim. Her şeyi milimi milimine kontrol eder; sonra da onu ne kadar çok sevdiğimi göstermek için plakalarının birinin altından Abis'imin gövdesini okşardım ve sonra da uçmasına izin verip, onu doğduğu dünyanın göklerinde özgür bırakırdım. Abis'im geri dönene kadar, onun olmaktan mutlu, yolunu gözlerdim."

Corian, 100Dünya Topluluğunun en fakir gezegenlerinden Djauze'de yaşıyordu. Genellikle kaçakların yerleştiği gezegen, çöplük gibi görülüyordu. Zaten Corian'ın babası da bir kaçaktı. Corian gelincik sarmaşığı toplarken bir yandan bir Abisin pilotu, daha doğrusu incisi olduğunu hayal ederdi. Babasının da sık sık hatırlattığı üzere bu imkansız bir hayaldi. 
Sonra bir gün Başkadeniz'de abislere seçim için sunulacak inci adaylarını galaksinin dört bir yanından toplamak üzere gezen abis, onların gezegenine indi. Corian, yıllardır kurduğu hayallerinin gerçekleşmesini dilerken, aslında hayallerinin birçok emele de alet edildiğini görecekti. 

---

İlk kitabın karakteri Sandiane üzerinden devam edeceğini sandığım ikinci kitapta bambaşka biriyle karşı karşıyayız: Corian.

Sandiane ve yaşadıklarının üzerinden on yıldan fazla geçmiştir. Sandiane artık evli ve Aëla isimli bir de kız annesi bir incidir. Yıllar önce başına gelenler nedeniyle artık abisler sadece Başkadenizlilerin değil tüm dünya halklarının da katılım şansı olduğu bir şekilde incilerini seçeceklerdi.
Corian, bir abis tarafından seçilmeyi beklerken aslında onu bambaşka şeyler bekliyordu. 

---

İlk kitaptan daha çok sevdim bu kitabı. İkinci kitapta Sandiane'in devam eden hayatına da şahit oluyoruz bir yandan. Ancak Corian serinin ruhuna uygun olarak yine genç bir karakter. 
Yazar, bu kitapta beni oldukça şaşırttı ve ters köşe yaptı. 
Kitap basit bir şekilde: "Corian hep bir inci olmayı hayal ederdi ve ne garip ki tüm abisler bir anda ayaklarına kapandı ve Corian hemen bir inci oluverdi. Haydi hoşça kalın." temasına sahip olsaydı, hayal kırıklığına uğrardım. O yüzden yazarın olayları bağlayışını çok sevdim.
Corian, Cem ve Aëla  arasında gelişen dostluk ise beni çok duygusal bir yerden yakaladı. 
Mel'in ailesinin başına gelenleri de öğrendik. :(

Gelelim kitabın mesajlarına. 
Ne kadar gençlere hitap eden bir bilim kurgu olsa da verdiği mesajların oldukça "yetişkin" olduğundan bahsetmiştim. Bu kitapta yine iliğime kadar hissettim.
İlk kitapta irdelenen haber alma özgürlüğü ve özel yaşamın gizliliği meselelerinden sonra bu kitapta da medyanın gücünü, verilen haberlerin "doğruluğunu", manipülasyonu, politikaya nasıl alet edildiğini yakinen görüyoruz. 
Uzun uzun medyanın aslında nelere hizmet ettiğini düşünürken bulabilirsiniz kendinizi benim gibi. 
Ve yazar bunu gençlerin gözünden, o kadar basit düzeyde  anlatıyor ki. 

Olayların belki bir nevi yaşıma göre basit kaldığı bu seriyi sevme nedenim sanırım alt metinler. 

Başkadeniz'de ve 100Dünya Topluluğunda işler beklemediğim yönlerde değişti. Serinin son kitabı bayağı alevli gibi. 
Sevgiler. 

PUANIM: 
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!


23 Ekim 2014 Perşembe

Milyonluk Günahkar Düet - C. L. Parker (Million Dollar Duet #2)


Kitap Adı: Milyonluk Günahkar Düet
Yazar Adı: C. L. Parker
Orijinal Adı: Million Guilty Pleasures
Çeviri: Ilgın Yıldız
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa Sayısı: 288
Basım: Ekim 2014
Seri Adı: Million Dollar Duet #2

Serinin Diğer Kitapları:


"Ben süper kahraman değilim ama senin için bir kurşun yiyebilir, sadece tek bir elimi havaya kaldırıp hızla gelen bir lokomotifin önüne geçebilirim; hatta sana ulaşmak için gökdelenlerden sıçrayabilirim. Seni mutlu etmek için ne gerekiyorsa... çünkü seni seviyorum ve ihtiyacım olan tek sebep de bu."

Noah ve Lanie kısa bir aradan sonra yine bizlerle. 
İkinci kitap, birinci kitabın kaldığı yerden, yine aynı çiftimizle devam ediyor. 
İlk kitabı okumamış olanların yorumumu okumasını tavsiye etmem. İkinci kitaba dair spoiler vermeyeceğim, ancak ilk kitabın kaldığı yerden başlamam gerekiyor yoruma ;) 

İlk kitabın sonunda duygularının farkına varmıştı çiftimiz.  Noah, Lanie'nin kontratı neden imzaladığını öğrendiği için inanılmaz bir suçluluk duymuş ve kontratı yırtarak Lanie'yi serbest bırakmıştı. Mendiller, mendiller... :'(

Lanie annesinin ağırlaştığını öğreniyor ve ailesinin yanına dönüyor alelacele kitabın başında. Çift ayrıyken, annesine uygun bir kalp bulunuyor. Ve ameliyat oluyor. Lanie annesinin yanındayken Noah hastaneye Lanie'yi bulmaya geliyor ama ne kızlarının üniversitede okuduğunu zanneden Lanie'nin babası Noah'ı tanıyor, ne de Lanie onları nasıl tanıştıracağını biliyor... 

Üstelik Noah'ın baş düşmanı David de haince planlar peşinde. 
Bu kitapta çiftimizin ilişkilerinin nasıl sınavlar verdiğini okuyacağız :)


Yazarın kalemini sevdiğim için hızlıca bitti. 
Yazar bu kez Lanie ve Noah'ın düşüncelerinin yanı sıra David'in düşüncelerine de yer vermişti. 
Şok şok, kötü adam neler düşünüyor acaba?
Bu pek gördüğümüz bir şey değil o yüzden çok hoşuma gitti. 

İki kitaplık, tadı damağımızda kalan bir seri oldu kısaca.

Kitabın kesinlikle 18 yaş üstü, yetişkinlere hitap edecek bir kitap olduğunu hatırlatmalıyız.
Yetişkin romansları seviyorsanız, beğeneceğinizi düşünüyorum.
Sevgiler. 


PUANIM: 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

19 Ekim 2014 Pazar

Çirkinin Aşığı - Elizabeth Hoyt (Prens Serisi #1)



Kitap Adı: Çirkinin Aşığı
Yazar Adı: Elizabeth Hoyt
Orijinal Adı: The Raven Prince
Çeviri: Fulya Gümüşpala Teke
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri Adı: Prens / Princes #1

Seri Sıramalası:
#1 Çirkinin Aşığı / The Raven Prince (Edward de Raaf&Anna Wren)
#2 Kalbimi Sana Verdim / The Leopard Prince (Harry Pye&Giorgina Maitland)
#3 Bir Aşk Masalı / The Serpent Prince (Simon Iddesleigh&Lucy Craddock-Hayes)
#3,5 Buz Prenses / The Ice Princess (Coral Symthe&Isaac Wargate)


Dük sesin geldiği tarafa döndüğünde, şatonun duvarına tünemiş bir kuzgun gördü. Kuş sekerek yaklaştı ve kafasını kaldırarak; "Eğer kızlarından birini, bana eş olarak verirsen, prensi yenmene yardım edeceğim," dedi.
"Buna nasıl cüret edersin, seni kendini bilmez!" Yaşlı dük, öfkesinden titriyordu. "Bu uğurda gerekirse kızlarımdan birini pis bir kuşla bile evlendirebileceğimi ima ederek beni aşağılıyorsun."

Anna Wren, eşini 6 yıl önce kaybetmiş, kayınvalidesiyle yaşayan fakir bir duldu. Artık para ihtiyacı içinden çıkılmaz bir hal aldığında Anna'nın çalışmaktan başka çaresi yoktu. Ne yazık ki kendine göre bir iş bir türlü bulamıyordu. En zor anında karşısına bir sekreterlik işi çıktı. Üstelik maaşı onu borçlarından kurtaracak ve geçindirecek kadar da iyiydi. 
Ne var ki iş vereni Kont Edward de Raaf çekilmez bir adamdı.

Yüzünü ve vücudunun bir kısmını çiçek bozuğu kaplayan kont, oldukça kompleksli, sert ve toplumdan uzaklaşmış bir adamdı. Onu yola getirmek çok zordu.
Ancak aralarındaki çekişme tutkuya dönüştüğünde Anna çaresiz hissetmişti.

Kontun gittiğini keşfettiği Afrodit'in Mağarası adlı geneleve gizlice gidip onunla bir gece geçirmeye çalışacak kadar çaresiz hem de... 

----

Elizabeth Hoyt'un harika bir kalemi var. Kendini okutan bir dil bu. 

Yazarla ilgili sevdiğim şeylerin başında mükemmel karakterler yaratma çabasının olmaması, aksine belli kusurları olan karakterler kullanması geliyor. 
Ardından toplumun kurallarını ve sorunlarını da gerçekçi bir şekilde anlatması. Açıkçası ben pudralanmış peruklara kadar anlatan çok fazla historical romance okumadım.

Karakterleri çok sevdim. Edward'ın kaprisli küfürbaz halleri ama o halinde bile kendine özgü duygularını gösterişi çok güzeldi. Anna ise toplum tarafından mahcup dul rolü biçilse de ona, aslında bu kalıpların dışına çıkabilecek kadar cesur olduğunu bol bol kanıtlıyor. İnanılmaz bir çift. 

Bölüm başlarına bölünmüş kitabın orijinal ismine de adını veren Kuzgun Prens masalına ise ÖLDÜM!
Masalları severim, Kuzgunları severim, Kuzgun Prense ölürüm çok doğal :)
Kuzgun deyince aklıma onlara en az benim kadar düşkün Büyülü Ayraç geliyor ^_^ İkimizin blogunun headerında da kuzgunlar bulunuyor :p
Esas hikayeden çok zaman zaman masala odaklandığım ortalardan sonra dayanamayıp kitabı birlikte okuduğumuz One Better Day gibi masalı bir çırpıda okuduğum da bir gerçektir. -_- Kendisinin yorumu için TIKTIK!

Ek olarak serideki kitapların orijinal isimlerine bayıldığımı söylemeliyim. Serideki tüm karakterleri ilk kitapta tanıyacaksınız. Ben Simon'un hikayesini inanılmaz merak ediyorum, şimdiden favorim oldu kendisi. Coral'ın novellasının yazılmış olması (Buz Prenses) ise beni çok mutlu eden bir diğer ayrıntıydı. 

Kalıp dışı historical romanceları seviyorsanız siz de, yazarı çok seveceğinizi düşünüyorum. 
Sevgiler. :*

PUANIM: 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

17 Ekim 2014 Cuma

Okuyan Kızlar Kulübü 40. Blog Tur: Pembe ve Yusuf - Canan Tan / Tanıtım - Çekiliş





OKK 40. Blog Tur: Pembe ve Yusuf - Canan Tan 



Herkese merhaba!!

OKK’nin 40. blog turunun konuğu Doğan Kitap’dan çıkan, Canan Tan’ın yazmış olduğu Pembe ve Yusuf romanı! 

Kitabımızı tanıyalım



Ne benim sözüm geçer bu iklimde Ne de senin Böyle gelmiş böyle gider Son söz TÖRE'nin!




Birbirlerine delicesine düşkün iki kardeşin,
Pembe ile Yusuf'un sızılı ve çarpıcı öyküsü.
Ezenler ve ezilenlerin amansız savaşımı.
Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın değişmez kaderi...

Törenin kara gölgesi renklerin üzerine çökerken, içlerinde en gariban gördüğü "pembe"ye vermişti önceliği. Soluğu kesildi "pembe"nin, beti benzi attı. Güzelim rengini yitiriverdi. Varlığını sürdürmekle yok olmak arasındaki ince çizgide asılı kaldı. Tıpkı yaşamın içindeki gerçek PEMBE'ler gibi...







Tur Takvimimiz

17.102014
Duyuru – Takvim – Çekiliş

18.10.2014
Pudra Tozu – Canan Tan ile Röportaj
Kitap Tutkusu – Pembe ve Yusuf’dan Şarkılar
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Ön okuma
Fighting!! – Bir Okurun Gözünden Canan Tan ve Kitapları

19.09.2014
Yorum
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Fighting!!

Çekilişe Katılmak İçin TIKTIK

Doğan Kitap'a katkılarından ötürü teşekkür ederiz...


16 Ekim 2014 Perşembe

İki Mim: Book Challange Tag & Biraz Müzik Biraz Ben


Merhabalar,
Sevgili Kitap Karavanı ve Fuşyamsı Düşünceler beni Book Challange Tag'ine, Şimşek Kız'ın Güncesi ise Biraz Müzik Biraz Ben Tag'ine mimlemiş. 
Topluca cevap vereyim dedim. Etiletledikleri için teşekkürler. :)

Book Challange Tag



1. İlk Hayranlığım: Sherlock Holmes! Liseye başladığım seneye kadar dolu kitap okumuş ama pek seri işlerine bulaşmamıştım. Bulaştıklarıma da deli gibi bir hayranlık duymamıştım. Ta ki ödev hazırlamak için okuduğum İngilizce Sherlock Holmes hikayesine kadar. Şimdi ise tüm Sherlock Holmes kitaplarını devirmiş, filmleri dizileri hatmetmiş biriyim... 

2. Favori Serim: Sherlock Holmes

3. Favori Kitabım: Sherlock Holmes :P Kızıl Soruşturma - Bohemia'da Skandal - Son Vaka - Boş Ev

4. Favori Erkek Karakterim: Sherlock Holmes :p

5. Favori Kadın Karakterim: Irene Adler

6. Favori Okuma Saatim: Her yerde, her saatte okuyabilirim. Ama favorim geceleri kitap okumak. Bazense bir kitap için sabahlamak. 





Biraz Müzik Biraz Ben

 1.Müzik denildiğinde aklınıza gelen ilk kelime.

Hayal kurmak... Zaman zaman zihin dinlendirmek ve moda girmek.

2.Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Veya dinlemeye ara verdiğiniz?

Bazen. Moduma uyan bir şarkı bulamadığımda ya da sükunet istediğimde bir süre uzaklaşıyorum.

3.Hayatınız boyunca hayranı olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu?Posterini odanıza astığınız fan dediğiniz türden yani?

Hayatımda iki kere yaşadım, ikincisi sürüyor hala :p

4.Kitap okurken müzik dinler misiniz?

Nadiren... Ve genelde sözsüz. Kitabın temasına uyacağını düşündüğüm, ihtiyacım olan müziği dinlerim.

5.Çok klasik ama yine de sormak istiyorum.Sizin türünüz hangisi?

Genelde rock müzik kulağıma daha yatkın. Poptan hoşlanmıyorum. Hayatta severek dinlediğim tek pop: K-pop. Onun dışında ruh halime ya da bana güzel gelmesine göre çoğu türü dinliyorum.

6.Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?

Arabesk ve arabesk rap. -_- Bir de Amerikan Pop sanırım.

7.Size bir şarkıcı olsanız kim olmak istersiniz desem? 

Bu sesle asla düşünmüyorum desem?

8.İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi ve ya neleri değiştirmek isterdiniz?

Özellikle popüler müzikteki özgünlük sorununu. Kalite konusu da tartışmaya açık.

9.'Bu şarkı benim!' dediğiniz bir şarkı var mı?

Olmaz mı? Birkaç tane var hem de. 

10.TVlerde bol bol yayınlanan Talk Show programlar hakkında ne düşünüyorsunuz?Özellikle sunucunun ses sanatçısı olduğu programlardan bahsediyorum.  

Talk Show izlemiyorum. 40 yıl izlemesem aklıma gelmez. 

11.Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur?

Sinan Akçıl. İkinci isim Gülşen.


Bunlar benim hakkımda merak ettiğiniz şeyler miydi ya da benim hakkımda merak ettiğiniz bir şey var mı bilmiyorum ama işte böyle. :)

Etiketleyen arkadaşlara tekrar teşekkürler. Kimseyi etiketlemiyorum, yapmak isteyen herkes yapabilir :)

Sevgiler.

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

15 Ekim 2014 Çarşamba

İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı - Jennifer E. Smith


Kitap Adı: İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı
Yazar Adı: Jennifer E. Smith
Orijinal Adı: The Statistical Probability of Love at First Sight
Çeviri: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Yayınevi: Artemis Yayınları
Basım: 2014
Sayfa Sayısı: 250

Bazen sadece dört dakikayla uçağınızı kaçırırsınız ve o dakikaların birinde gerçek aşk sizi bekliyordur. 

Hadley için de olaylar böyle başladı. Babasının düğününe yetişmek için Amerika'dan İngiltere'ye uçacaktı. Ama uçağı sadece dört dakikayla kaçırdı. Bir sonraki uçuş saatler sonraydı ve Hadley düğüne yetişip yetişmeyeceğinden bile emin değildi. 
Düğün ise zaten katılmak istemiyordu, kim babasının düğününe katılmak isterdi ki?
Hadley'nin babası bir dönemlik öğretim görevlisi olarak gittiği İngiltere'de başka birine aşık olmuştu ve şimdi onunla evleniyordu. 
Hadley tüm bu karamsar düşünceler içinde sıradaki uçağı beklerken Oliver'la tanıştı. Üstelik Oliver'la aynı uçakta yolculuk yapacaklardı... 

 Hadley ve Oliver'ın yolculuğuyla başlayan kitap 24 saat içerisinde geçiyor. Çok naif bir kitap. Tam  bir young adult eser.
Yazarın kalemini sevdim, bir oturuşta okuyabileceğiniz kadar akıcı.
Young Adult severlerin, özellikle 15-21 yaş arası kesimin seveceğini düşünüyorum.

PUANIM: 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!