31 Ocak 2014 Cuma

Yeni Kitaplarım ^^


Her şey resimde en altta görünen Açıklamalı Notlarıyla Sherlock Holmes Cilt 1 i görmemle başladı. İlk görüşte aşktı bizimki. Ama ayrı dünyalardaydık, ben beş parasız bir öğrencimsiydim, o ise 60tl :'(
Gel zaman, git zaman bağrıma taş basmayı öğrendim ama onu unutamadım...
ŞU yazımda bahsettiğim üzere bir kitapçıda tekrar kesişti yolumuz...
Aşkımız depreşti, yeniden alevlendi...
Canıma tak etti ve sipariş verdim!!!

Yani bu siparişin amacı oydu...
40tl'ydi :)
Kendisine aşağıda tekrar değineceğim ^^



Sinners On Tour/Günahkarlar Turnede serisinin üçüncü kitabı ve benim en merak ettiklerimden biri olan grubun küçük adamı Jace'in  hikayesi... OMG!

Kitap Sihirbazı'nda 50 tl üstü alışverişlere kargo ücreti yoktu, böylece kargo ödememiş oldum.

Gelelim geçen yaz sitenin kampanyasında kazandığım 60tl tutarındaki 60bin puanımı nasıl harcadığıma...


Lanet İşleyiciler Serisi gerek kapakları, gerek konusuyla ilgi çeken bir seri. İlk kitabi elimde vardı, üçlemenin 2. kitabını da edindim :)



Vampir Akademisi Serisi okumadığım için büyük eksiklik hissettiğim serilerden... İlk 2 kitap elimde bulunmaktaydı, 3,4 ve 5. kitaplarını da aldım, bir tek final kitabı kaldı. Umarım severek okurum ^^

Sherlock Holmes kitabını merak edenler gelin buraya size bir şeyler göstereceğim. Merak etmeyenler, bir yere gidemezsiniz, bir şans verin :)


Kitabın bir de iç kapağı var ki çok beğendim. Kitapçıda baktığımın iç ve dış kapağı aynıydı.


Kitabın içindeki açıklamalı notlarıyla bulunan hikayeler bunlar.

,
Kitap böyle başlıyor. Hikayelerin yanındaki notlar dışında dönem ve başka konularda da bir çok açıklama mevcut.


İç kısmı ise böyle... Kitabı zenginleştirecek resimler de bulunmakta.

Bu tarz kitapların içeriklerini çok merak ederim. O nedenle paylaşmak istedim.
Bir sonraki sefere kadar sağlıcakla kalın ^^

Sevgiler...




28 Ocak 2014 Salı

Cüretkar - Elda Minger


Kitap Adı: Cüretkâr
Yazar: Elda Minger
Orijinal Adı: The Dare
Çeviri: Ebru Balıkçı
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
 Sayfa Sayısı: 288
Basım: 2006

Kalbin dışında kaybedecek hiçbir şeyin yok!



"Hayatta başarısız olmaktan ya da incinmekten daha kötü şeyler de varmış."
"Bu ne olabilir?"
"Hiç denememek."

Eski sevgilisi tarafından aldatılmış olan Mindy'nin içi düğün gününden önce bir türlü rahat değildi. Tom da onu aldatır mıydı acaba? Sıkıntısını en yakın arkadaşıyla paylaştı. Alyssa, en yakın arkadaşı Mindy için her şeyi yapabilirdi. Bu, onun için Tom'un bekarlığa veda partisine sızmak olsa bile. Hem de bir striptizci olarak!

Rahatsızlanan striptizci Bambi'nin yerine geçen Alyssa, masanın üzerinde kendinden geçmiş bir şekilde dans ederken sutyenini çıkarır ve karşıdan gelen adama atar. Adam evin sahibi ve sağdıçtır, ayrıca durumdan pek de memnun değildir... Her şeye rağmen ikili unutulmaz bir gece geçirirler. 

O gece Bambi peruklu ve maskelidir... Ve Cooper onu aklından çıkaramamaktadır. Peki ertesi günkü düğünde Coopar, Alyssa'yı tanıyabilecek midir?


Onlar tanışadursun biz gelelim kitaba...
O kadar hafif bir aşk hikayesi ki... 
Bir çırpıda okunacak, yormayacak, neşeli bir kitap.
Canınız sıkkınken okunacak türden...

Eğlenceli olmasının yanı sıra kitapta sevdiğim şeylerden biri karakterlerin karşılıklı duygularına yer verilmesiydi. İki tarafın da duygularını öğrendik. Ve kendilerini sorgulamaları, mantığa dayalı davranışları da hoşuma gitti.

Sevdiğim diğer şeyler: 
Kitapta bir açık arttırma sahnesi var ki kahkahalarla güldüm :)

Ve hayvanlar... Onlara da yer verilmesine bayıldım. Hele Le Pew adında bebek bir kokarca vardı ki ^_^ 

PUANIM: ♥ 
Kitabı birlikte okuduğumuz
Kitap Tutkusu'nun yorumu için TIKTIK
One Better Day'in yorumu için TIKTIK


ALINTI:
Alıntı kitabın ilk çeyreğinden ufak bir spoiler içerebilir. Okumadan önce dikkat! 

Odaya girdiğimde, dans ediyordun ve bana baktın. Sutyenini bana atmadan önce, ben gözlerinin içine baktım..."
"Sen yalancısın! Gözümün rengini nereden bileceksin. Maske takıyordum..."
Birden korkuyla durdu.
Her şey bitmişti.
Şah mat.

24 Ocak 2014 Cuma

Blog İkizimle Buluşma ve Uzak Doğu Mutfağı'nın Bize Garezi :)

Ktap Tutkusu'yla yine kahvaltıda buluştuk ve yine kahvaltı kısmını fotoğraflamayı unuttuk :D


 Bu resmi çaylarımızı uzun muhabbetimiz boyunca gidip gelirken çektim ^^ Ne kadar uzun konuşursak konuşalım konular bitmiyor ve hep yarım kalıyor :)

Daha sonra biraz turladık. Mephisto ve D&R'a girdik bol bol kitaplara baktık, fikir alışverişi yaptık.


Feci bir Sherlock fanı olarak Sherlock Holmes'un Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılmış tüm hikayeleri ve romanları elimde var. Ama bu kitabı kesinlikle istiyorum. Ekstra açıklamalarla genişletilmiş bir baskının ilk cildi. 60TL :'( 
Benim olacaksın bebeğim -_-


İkizime onun için anlamı olan horoz şekerlerden almıştım, o da aynı şekilde benim için anlamı olan sarı şekerlerden almış ^^ Çünkü biz ikiziz :p
Birkaç ufak şey daha almıştım kendisine. Aşağıda linkini vereceğim onun yazısında görebilirsiniz ^^
Ardından best friendim G. de bize katıldı. Daha önce Pudra Tozu'yla da tanışma fırsatı bulmuştu kendisi :p


Bu seferki planımız Sushi yemekti. Şansımıza da 3-5 saatleri arası şef hizmet veremiyormuş:( Resmen hayallerimiz suya düştü. Bir sonraki planımız olan Çin Restourant'ına gidelim dedik. 


Ve bu yazıyla karşılaştık. Tadilattaymış -_-
Sabah evden çıkarken elimizi yüzümüzü mü yıkamayı unuttuk anlamadım ki :(
Lütfen benimle ilgilenin, teselli edin :'(
Çok ihtiyacım var -_-
Sonuç ne mi?


Sütiş
Türk Mutfağı... Dürüm... 
Neye niyet neye kısmet :)


 Nasıl bir hayal kırıklığına uğradıysam ikizimin el kremine el koydum -_-
Hatta gaspettim -_-
Güle güle kullanayım değil mi? Örnek gülüş: Nihahaha ^^


Sonra G. ile Anadolu yakasına geçtik. 
Kadıköy Çaykur'u çok severim. Ortamını da, çayını da. Kadıköy'de buluşmuşsak çoğu arkadaşımı kesin sürüklemişimdir :D 
Belki bir gün sizle de rastlaşırız orada, lütfen tanımamazlıktan gelmeyin :p


Çay içtik, benim canım tatlı isteyince en makul seçenek, benim damak zevkime göre kötünün iyisi mozaik pasta yedik. Ve pastamdan böyle bir kalp bana gülümsüyordu :) Yediğim içtiğim çoğu şeyde kalp olması olağandır. Örnek sağda gördüğünüz son yediğim mantıdaki kalp :p
Evet biliyorum dolu dizgin bir aşk beni bekliyor :D Boşuna mı okuyoruz o kadar aşk romanı, herhalde yani... :p


İkizimi unuttum sanmayın, eve dönerken kendisi bu dünya tatlısı panda kupaları görmüş ve almış bize :)
Duyunca tepkim: Ne zaman buluşuyoruz? Ben henüz eve varmadım, geç değil :D 

Daha önceki buluşmamız, Kore Restourant'ı maceramız için TIKTIK
Bu günü ikizimden dinlemek için TIKTIK

Hepinizi öpüyor ve her buluşmamızda tayin ettiğimiz gibi bu buluşmamızın şarkısıyla veda ediyorum.
P.S: Mantıken bir Acıların Çocuğu, bir Batsın Bu Dünya daha uygun düşecekken, cool görünmeye çalışayım, onlar olmasın :p



19 Ocak 2014 Pazar

Şahane Hatalar - Cumartesi -- Tara McCarthy, Lorraine Freeney


Kitap Adı: Şahane Hatalar - Cumartesi
Yazar: Tara McCarthyLorraine Freeney
Orijinal Adı: Big Night Out
Çeviri: Avi Pardo
Yayınevi: April Yayıncılık
 Sayfa Sayısı: 421 (Sayfa sayısını aslen siz belirliyorsunuz^^)
Basım: Mayıs,2013
Seri: Şahane Hatalar #4

Serinin Diğer Kitapları :
#1 Şahane Hatalar
 #2 Şahane Hatalar - Talih Kuşu
#3 Bira Kadın ve Şahane Hatalar 
#4 Şahane Hatalar - Cumartesi

Kapağa ve renklere bayıldım^^




Amacınız edebi bir kitap okumaksa; hemen kitabın kapağını kapatıp, kitabı sakince yere bırakıp, uzaklaşın!

Kitabın yazılış amacı halihazırda bir kurguyu okumak değil. Burada kitabı siz yazıyorsunuz.
Her bölümün sonunda 2 ya da daha fazla seçeneğiniz var, kararınızı verip ilgili sayfaya gidiyor ve başınıza neler geleceğini siz seçiyorsunuz. Kararlarınız ve seçimleriniz bakalım sizi nereye götürecek?

Serinin her kitabında bir tema var, burada ise temamız cumartesi akşamı dışarı çıkacaksınız. Önünüze bir randevu, 2 manyak arkadaş ve bolca parti olan çılgın bir gece var. Geceyi nasıl geçireceğiniz ve de nasıl sonlandıracağınız ise sizin elinizde. Bir bar köşesinde kaderinize ağlıyor da olabilirsiniz, harika bir randevuya da çıkabilirsiniz...
Her bir karar sizi başka bir olayın içine çekecek... 

Kitaptan ziyade bir oyun gibi düşündüğünüzde oldukça eğlenceli.
Başlarda ciddi kararlar verdim, sonra uçuk kararlar vermeye başladım :)
Bazı yerlerde kahkahalarla güldüm. 

Tek eksiği sizin yani esas karakterin erkek olmasıydı. Ama kolayca gözardı edebildim. 
Benim gecem bayağı ütopik bir biçimde bitti. Karaktere göre çok mutlu bir son oldu ona eminim :p

Kimileri bu kitabın bir kere okunmasını gerektiğini savunurmuş. Tek bir karar, tek bir kader. Bana göre ise ara ara elinize alıp, farklı kararlar verip yeniden yeniden oynayabileceğiniz bir kitap bu. Hatta kitaptan çok oyun :)

Bu gözle bakabilecekseniz okuyun derim ^^
İyi eğlenceler...

NOT: Öğrenciler ya da yemek yapmaya vakit bulamayanlar olarak pratik yemekler hayat kurtarıcı. Yeni bir şeyler denemeye bayılan biri olarak makarneksi de ilk çıktığında denemiştim. Domateslisini. Yazmaya fırsat bulamamıştım. Hazır domates çorbasının içine makarnamsı bir şey koymuş gibiydi. Hiç bana göre değil... Benim sadık yarim ramendir :)

16 Ocak 2014 Perşembe

Sert Rock - Olivia Cunning - Günahkarlar Turnede #2


P.S.: Tutkulu Notalar gibi Sert Rock'ı da hastane köşelerinde bitirdim :p 

Kitap Adı: Sert Rock
Yazar: Olivia Cunning
Orijinal Adı: Rock Hard
Çeviri: Tuba Özkat
Yayınevi: Ephesus Yayınları
 Sayfa Sayısı: 424
Basım: 2013
Seri: Günahkarlar Turnede #2 // Sinners On Tour #2  

Serinin Diğer Kitapları :
#5 Double Time - Çifte Vuruş -Trey
Edit: #6 Sinners at the Altar
#7 Sinners in Paradise
#8 Sinners Rock the Cradle




Bu seriyi seviyorum. En çok da bir Rock grubunu ve sahne arkası hallerini bu kadar doğal anlattığı için. İçerik uyarımı Tutkulu Notalar yorumumda yaptığım için ayrıntıya inmeyeceğim, +18 olduğunu tekrar belirteyim.
Çeviri ise yine kusursuzdu...
---

"Birilerine sinirli olman, onları sevmeyi bıraktığın anlamına gelmez."
---

İlk kitapta tanıdığımız Günahkarlar'ın lideri ve harika sesiyle hayranlarını çılgına çevirebilen vokalisti: Sed Lionheart. Bunların yanında daha çok Brian'ın sevgililerini baştan çıkartmasıyla ve sert tavırlarıyla tanınır. 

Sed'in aslında neden böyle olduğunu anlamak için bir yolculuğa çıkıyoruz. 
Günahkarlar henüz bu kadar tanınmamışken Sed, Jessica'yla nişanlıdır. Jessica, Hukuk Fakültesini kazanır. Ancak herkesin sorumluluğunu üstlenmeyi görev bilen Sed'in onu okula gönderecek parası yoktur, ayrıca Jessica'dan ayrı kalmak istemez. Jessica'nın hayallerine saygı duymadığı için (Jess böyle anlar) Jess, Sed'i terk eder.  İki yıl boyunca bunu aşamayan Sed de böyle bir hale gelir. 

İki yıl sonra Jess'in okuluna devam etmek için paraya ihtiyacı olur ve oda arkadaşının yardımıyla bir striptiz kulübünde dansçı olarak işe başlar ve Sed'le karşılaşır. Myrna'nın Jess'e asistanlık teklif etmesiyle ikili 2 ay boyunca dip dibe olacaktır. Eski sorunları aşabilecekler mi?
---
Olivia'nın harika bir anlatımı var. Bu kitapta da Günahkarların tur otobüslerine, konserlerine, hatta albüm çalışmalarına konuk oluyoruz. 
İlk kitaba bayılmıştım ancak ikinci kitap onun bir adım gerisinde kalıyor. Bunun nedeni bence ikilinin ilişkilerindeki sorunlar ya da duygulardan çok cinselliklerine odaklanılmasıydı. Evet, kitabın +18 olduğunu ve bir rock grubunu anlattığı için cüretkar olduğunu söylemiştim ancak bu kitapta gerekenden daha fazla ilişki vardı ve bu birleşmelerin ruhu yoktu. Kitapta beni rahatsız eden tek şey buydu. Ve ilk yarıdan sonra bu durum ortadan kalkıyor. Özellikle sonlara doğru harika... 

Bir tarafım Brian grubun romantik prensi, onun kitabı gibi olmasını bekleme; burada lanet olası Sed Lionheart'tan bahsediyoruz. Onun kitabı tabi ki böyle olacak diyor, yazara hak veriyor. Bir yanım ise elinde değil, rahatsız oluyor.

Serinin 3. kitabı, Jace'in hikayesi, Ateşli Bilet de taze çıktı. Geri kalan üyeler içinde en merak ettiğim kişi Jace, sonra Trey. Aslında hepsinin merak edilen bir yönü var. Eric'in de tabi... Bakalım grubun sessiz ama içten bambaşka zevklere sahip küçük adamını neler bekliyor? :)


PUANIM: ♥ 
Kitabı yine blog ikizim Kitap Tutkusu'yla okuduk, onun yorumu için TIKTIK

ALINTILAR
Eric'in, kadınına kur yapmayacağını biliyordu. Eric hayatına fazlasıyla değer veriyordu.
(İşte bu Sed Lionheart ^^)
---
Sed: "Belki o özür dilerse kendini daha iyi hissedersin diye düşündüm. Yani biliyorum, bu fazla bir şeyi onarmaz ama- "
Jess: "İşe yaradı. Daha iyi hissediyorum."
Sed: "O zaman Brian'ın favori gitarına değdi."
"Ne?" Brian bağırdı. "Ona benim gitarımı mı verdin?"
(Kahkaha attım ^^ )


15 Ocak 2014 Çarşamba

İLK HISTORICAL ROMANCE'LARIM: Anna Campbell & Judith McNaught


Tarihi kurguları ve tarihi romanları severek okusam da henüz Historical Romance yani Tarihi Aşk Romanlarından habersiz olduğum zamanlardı. Kitapçıya gitmiş ortalığı talan ederken Anna Campbell'ın Mahrem kitabını gördüm. Zaten fark ettiyseniz, göz alıcı bir kapağı var. Arka kapağını okudum, ilgimi çekti ve aldım. Zaten türe yabancıyım, nesi ilgimi çekti emin değilim:)

Sonra bir iki gün içinde hemen okuyuverdim. Tür ilgimi çekti, Anna Campbell'ın kalemini çok ama çok beğendim. Sonra kendisinin kitaplarını araştırmaya başladım. Halbuki kadının daha Mahrem çıkmış daha yeni, başka kitabı yok ki :( Sonra karşıma Judith McNaught çıktı. Nereden çıktı ben nasıl başladım Düşler Krallığı'na bilmiyorum. Ama bayıldım... Uzun bir süre Royce Westmoreland <3 _ <3 diye gezdim ortalarda. Bir süre sonra Anna Campbell'ın Günahın Esiri çıktı. Başlarda bulamamıştım. Sonra onu da okudum... Ve Historical dünyasına adım atmış oldum... Hem de Anne Campbell'ın harika kalemiyle...

Zamanla okuyup türü ve yazarları ayırt etmeye başladıkça, kalıpları da fark ediyorsunuz.  Esasoğlan hep dük,kont vs., içerden bir yarası olsa da güçlü, buz gibi soğuk, sahiplenmeci ve katı gibi. Bir de daha farklı yazmaya çalışanlar var. Klişeleri kırmaya çalışanlar. Ki türdeki kalıpları sevenlerin sevmediği yenilik arayanların şans verdiği yazarlar. Bence Anna Campbell da onlardan biri. Seveni de var, sevmeyeni de. Nedenine kitapları yorumladıktan sonra gireceğim, böylece yazarın size göre olup olmadığına karar verebilirsiniz.



MAHREM


Grace kaçırılıp ıssız bir malikaneye  getirildi. Üstelik kaçıran adamları onu fahişe sanıyorlardı. Malikanedeki adamın tüm arzularını karşılaması bekleniyordu. 
Matthew ıssız bir malikanede hapis gibi yaşıyordu. Üstelik onu buraya kapatan amcasıydı. Kendisine "deli" damgası vurmuş ve mirasına konmuştu. Evine gönderdiği fahişeye sahip olmak demek amcasına karşı kaybetmek demekti o yüzden Grace'e el süremezdi. Ne var ki bu çok zor olacaktı... Ayrıca oradan kurtulması gerekiyordu, Grace'i de kurtarması... Grace bu sessiz ve tuhaf adamı oradan kurtarmak isteyecekti, ancak bu pek kolay görünmüyordu.
Bu kitabı hala tüm ayrıntılarıyla hatırlarım ve çok severim. Karakterlere ve kurguya bayılmıştım. Belki bu kitabı bu kadar sevmesem şu an bu türü                                                             okumuyor olabilirdim. 
                                                           PUANIM: 



GÜNAHIN ESİRİ


Çıktığını öğrendiğimde her yerde aramıştım. Bulur bulmaz da okumuştum. Yine klasik bir Anna Campbell kurgusu. Yazarın izleri birebir belli. Hindistan'da tutsak edilen ve bir yıl boyunca tarifsiz  işkenceler gören (okurken kanım dondu ) Gideon, döndüğünde kimseyle iletişim kuramıyordu ve hala o olayların etkisi altındaydı. 


Daha sonra bir ahırda zor durumdaki Charis'le karşılaştı. Charis kaçıyordu. Gideon ona yardım etmek zorundaydı, kendi ne kadar zor durumda olursa olsun... Onu istese de kendini Charis'e layık görmüyordu. Ama onu kurtarmak için onunla evlenmeliydi! 
Anna Campbell'ın tarzını bozmadığı bir kitap, hikayeyi sevdim ama bir Mahrem kadar değil. Ondan daha geri planda kalıyor... 
PUANIM: 






Yazarın elimde Sana Teslim Oldum kitabı da var, ancak henüz okuyamadım. Yazarın ayrıca Uykusuz Geceler adlı bir kitabı daha çıktı. 


Yazardan bahsetmeye devam edersek Anna Campbell'ın karakterleri historical romance kalıbındaki gibi değildir. Evet, diğer esasoğlanlar da geçmişe dair bir yara taşır, ancak bu yarayı, acı hatırayı sert ve güçlü kişiliklerinin arkasına saklarlar. Anna Campbell'da ise esasoğlanlar gözle görülür bir biçimde yaralı olurlar. Genelde kız zor duruma düşer ve erkek yardım eder, sonra kız erkeğin kabuğunu kırarken, Anna'nın kitaplarında asıl zayıf karakterler erkektir. Hayattan bazı sebeplerle kendilerini soyutlamış olurlar. Ve kendilerine ihtiyaç duyan esaskızı kurtarmak için güçlü olmak zorundadırlar. Kendi çaplarında şartları zorlarlar ve açılıyorlar. 
Belki başka biri yazsa bu tarzı sevmeyebilirdim, bilmiyorum; ama Anna'nın tarzını çok seviyorum. Kendisi benim ilk Historical yazarım ve en sevdiklerimden de biri...

Gelelim Judith'e...

DÜŞLER KRALLIĞI (Westmoreland #1)
Judith'in ilk okuduğum ve hala en sevdiğim kitabı... Bu kitaptan sonra benim için Sonsuza Kadar geliyor.
Kıran kırana, temponun hiç düşmediği, deli dolu ve aşk dolu bir kitap benim için. Karakterleri de çok  sevmiş uzun bir süre Royce *_* diye gezmiştim. 
Jennifer ve kız kardeşi Brenna babası tarafından gönderildiği manastırdan Royce'un kardeşi Stefan tarafından kaçırılır. Ancak Jennifer kolay lokma değildir. Hayatı zindan eder herkese :) Çok eğlenceli kısımlar tabi bunlar. Tüm duygular ve olaylar yoğun bir şekilde anlatılmış. O nedenle bu kitabı çok seviyorum ^^
Beni benden alan kısım:
Nihayet başını eğip yumuşak bir sesle; "Sen nasıl istersen." dedi. Royce onun göreni sarhoş eden gözlerine bakıp mırıldandı; "Neden sen şimdi olduğu gibi kendi rızanla teslim olduğunda ben kendimi galip gelmiş bir kral gibi hissediyorum da, kendi rızan olmadan teslim olduğunda mağlup olmuş bir dilenciye dönüyorum?"
PUANIM: 
Westmoreland Serisi
#1 Düşler Krallığı (Royce Westmoreland)

Sevgiler ^^ 


14 Ocak 2014 Salı

Unutulmayan Aşk - Charlotte Lamb - Gelişim #1 Ve Dondurmalı Sıcak Çikolata



Kitap Adı: Unutulmayan Aşk
Yazar: Charlotte Lamb
Yayınevi: Gelişim Yayınları - Beyaz Dizi
Sayı: Gelişim #1
Sayfa Sayısı: 166
Tür: Aşk-Romance / Beyaz Dizi

Natalie çok sevdiği kocasını yitireli
bir yıl olmuştu. Bir televizyon şirketinde çalışıyor,
bir yandan da geçmişin anılarından kurtulmaya çabalıyordu.
Ünlü yapımcı Jake Lang'le aralarında doğan ilişki,
hem genç kadının duygularını alt üst etti, hem de şirkettekileri
birbirine kattı. Artık Natalie ne yapacağını bilemez olmuştu.
Geçmişi silip atmaya mı çalışsın, acımasız dedikodulara mı göğüs gersin,
 yoksa Jake'i sevgisinin içtenliğine mi inandırmaya uğraşsın!
Jake, Natalie'nin kendisini, kocasına benzettiği için sevdiğini sanıyordu. 
Aslında Natalie, özlediği mutluluğa erişmek istiyorsa Jake'i
bu saplantıdan kurtarmak zorunda olduğunu biliyordu.
Ama bu hiç de kolay olmayacaktı!

Yorumum:
Charlotte Lamb'ı severim. ŞU yazımda da anlattığım gibi gözüm kapalı okuduğum yazarlardan biridir ancak bu kitabı hiç sevmedim. Belki daha ilk sayı olduğundandır bilemiyorum ama ciddi manada sevmedim.
Neden?
Karakterleri hiç sevmedim çünkü.
Adam (ismiyle bile hitap edesim gelmiyor) ne tür bir kişilik taşıyor belli değil. Sert tavırlarıyla tanınıyor ama ilk sayfalarda pek romantik,  ardından bu sert tavrı ortaya çıkıyor. Öyle kalsa iyi ortalarda bir yerde adam bildiğiniz çıldırıyor, kendinden geçiyor. Okurken bana yok artık dedirten sayfaya bakın ve beni anlayın ^^ 



Ya işte böyle bir şey çıkıyor adamın içinden :)
Ardından adam yine sert sonra bir anda yumuşuyor. Kısaca adam sürekli maddenin 3 hali arasında gidip geliyor. Hiç sevmedim kendisini. 
Kıza gelirsek, eşini kaybetmiş, kendini kapatmış. Adamdan etkileniyor çünkü ilk gördüğünde ölen eşine benzetiyor. Sonra ise "Yok artık, nasıl benzettiysem." moduna gelse de adama kapılmış oluyor. Sessiz biri ama yeri geliyor patlıyor. Sözde adamdan hoşlanıyor ama başka biriyle çıkıp öpüşüp, "Bağlanmak yok Tom!" diyor. 
İşte böylesine sevilmeyecek, kişiliği oturmamış karakterler.

Kitapta hiçbir aksiyon yok, daha kötüsü duygular da hissedilmiyor.
Birbirlerine aşık olmayı bırakın, birbirlerine daha çok sinir oluyor gibiler. 
Bu nedenle malesef sevmedim.

PUANIM: 

Ve Dondurmalı Sıcak Çikolata
Dondurmalı Sıcak Çikolata, beyaz dizilerden öğrendiğim bir tarif. O yüzden bu yazıya eklemek istedim. Tam olarak hangi beyaz diziydi hatırlamıyorum ama kış vakti (doğal olarak), kayak merkezinde geçen bir hikayeydi. Kızımız ve oğlumuz otururken sıcak çikolata içiyorlar ve kız içeceğine vanilyalı dondurma istiyor, adam şaşırıyor vs. 
Yeni bir şey olur da ben denemez miyim?
Deneyip, çok beğenmiştim. Sıcak ve soğuğun dansı gibi...
Türlü dondurmalarla denedim ama en güzeli vanilyayla oluyor. Belki bir gün denemek istersiniz, şimdiden afiyet olsun. :)
Sevgiler...