5 Ekim 2014 Pazar

İkinci Okuyuşum: Kara Kule #1 / Silahşor - Stephen King


Kitap Adı: Silahşor
Yazar Adı: Stephen King
Orijinal Adı: The Dark Tower: The Gunslinger
Çeviri: Gönül Suveren
Yayınevi: Altın Kitaplar
Seri Adı: Dark Tower / Kara Kule

Seri Sıramalası:
#1 Silahşör / The Gunslinger
#2 Üç'ün Çekilişi / The Drawing of the Three
#3 Çorak Topraklar / The Waste Lands
#4 Büyücü ve Cam Küre / Wizard and Glass
#4,5 Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar / The Wind Through the Keyhole
#5 Calla'nın Kurtları / Wolves of the Calla
#6 Susannah'ın Şarkısı / Song of Susannah
#7 Kule / The Dark Tower


“Dışarıya evrenin sonuna doğru düşseydin orada ne görürdün? Tahta bir parmaklık ve üzerinde ‘Çıkmaz Sokak’ yazılı levhalar mı? Hayır. Belki yuvarlak ve sert bir şeyle karşılaşırdın. Civcivin yumurtanın içindeyken gördüğüne benzeyen bir şey. O kabuğu gagalayarak kırdığın takdirde uzayın dibindeki bu delikten içeriye kim bilir ne müthiş bir ışık dolardı. O delikten baktığın zaman bütün evrenimizin, bir sap otun, sadece bir atomunun bir parçası olduğunu mu anlardın? Bir dalı yaktığın zaman sonsuzluklardan bir sonsuzu küle dönüştürdüğünü mü düşünürdün? Yaşamın bir sonsuza değil, pek çok sonsuzluklara eriştiğini mi anlardın?”
-en sevdiğim alıntı-

İlk okuduğum Stephen King romanı Falcı'ydı. Hiç unutmam, liseye başladığım sene 
Tüyap Kitap Fuarı'ndan almıştım.Sonra yazarı okumaya devam ettim. Bazen bir yazarı 
sadece bir kitabıyla, ilk okuyuşta çok seversiniz. Şöyle bir gerçek var ki ben Stephen 
King'i okuya okuya sevdim. Falcı benim için en azından o yaşlarda mükemmel bir kitap 
değildi ama güzel bir kitaptı. Zaten böylece yazarın başka kitaplarını da okumaya karar vermiştim. Her okuduğum kitabında Stephen King'i biraz daha çok sevdim. Ardından Kara Kule'ye başladım. Serinin 4. kitabından sonra (ya da 5) seriye ara vermek zorunda kalmıştım. Aradaki Novellayı okumadım, cidden merak ediyorum :)

Falcı'yı blogda Kısa Kısa başlığım altında yazmak istemiştim ama sıra gelmedi. Zaten
 yazılacak o kadar çok yazım var ki :( 1 yıldır taslakta beklettiğim bir Doctor Who yazım bile var :( Sıra bekleyen çoooook şey var... O yüzden bu vesileyle bahsetmek istedim. 
Neyse. 

Son zamanlarda epik fantastik / fantastik aşkım tavan yaptığı için ve Kitap Tutkusu'yla 
sürekli nerede o eski fantastikler sohbeti yaptığımız için aklıma tekrar bu seri düşmüştü. 
Ve bu arada ben de ne tam hasta, ne tam iyi olmadığımdan geceleri uykusuz geçiriyorum. Geçen sabaha kadar uyuyamadım ve deli gibi Silahşor düştü aklıma, seriye 2. kez başladım. Sabah olmadan kitap bitmişti :(

İkinci okuyuşumda kitabı daha çok sevdiğimi fark ettim. Kara Kule serisini çok severim, ikinci okuyuşumda bu sevgi artmıştı. Seriyi tekrar okuyacağım ^_^ İlk okuduğumda odaklandığım yerlerin artık değiştiğini, beni rahatsız eden bazı şeyleri fark bile etmediğimi ya da dikkatimden kaçan yerleri yakaladığımı gördüm. Her yaşın okuması farklı oluyor tabi. Belli yaşlarda okuduğunuz kitapların artık size hitap etmediğini görüyorsunuz. Örneğin ben bazı konuların ya da bazı Young Adult kitapların bana artık fazla basit geldiğini düşündüm geçenlerde. Bir şeyler değişiyor okudukça. 

"Sadece düşmanlar gerçeği söylerler. Arkadaşlar ve sevgililer zorunluluk ağına düştükleri için sonsuza kadar yalan uydururlar. "

Kitaptan örnek verirsek, ilk okumamda Jake'i sevmiştim, bu okumamda çok daha fazla sevdim; ilk okumamda Siyahlı Adam'dan nefret ediyordum, şu anda onu gerçekten seviyorum!
Serinin konusunu anlatmak, en azından ilk kitabın konusunu anlatmak biraz zor. Son kalan Silahşor'un Siyahlı Adam'ı takip etmesini anlatıyor. Kitap boyunca Silahşor sürekli Siyahlı Adam'ı arayacak, takip edecek; Siyahlı Adam'ın bıraktığı kalıntılardan ondan ne kadar uzaklıkta olduğunu düşünecek. Aynı zamanda yolda karşılaştığı insanlarla ilişkilerinde, olaylarda hem geçmişe dair, hem de neden Siyahlı Adam'ı aradığına dair flashbackler göreceğiz. Günümüz dünyasının da kitapta çok farklı bir şekilde geçtiğini ama günümüz dünyasına ne olduğunun sır olarak kaldığını göreceğiz.

“Kendini nasıl öldürmezsen, beni de öyle öldüremezsin.”

Gerçekten seriyi özlemişim. Dönmem çok iyi oldu. 
   Anlatmak zor :( Özellikle de okudukça olayların düğümlerinin çözüldüğü, yavaş yavaş gizemlerin açıldığı bir kitap. 
Bu arada kiminleri yazarın birkaç tane hatta birçok kitabını okumadan Kara Kule serisini okumayı önermiyor. Birçok yerden duyunca yazmak istedim. Ben yazarın fazlaca kitabını okuduktan sonra başladığım için bir sorun yaşamadım, bu nedenle bilemiyorum. 

     Özellikle kitabın en sonunu çok ama çok ama çok beğendiğimi söylemek isterim. Soruların, felsefi tartışmaların, akıl yürütmelerin beni benden aldığı bir gerçek. Böyle şeyleri seviyorum. Bana göre kitabın ilk %90'ı kitabın %10'u; son %10'u ise kitabın %90'ıdır.
Severek okudum.

Türü seviyorsanız, yazarı seviyorsanız beğeneceğinizi düşünüyorum.
Bol aksiyonlu ve romantizmli güncel fantastikler gibi bir şey arıyorsanız size
hitap etmeyecektir. Temkinli yaklaşmanızda fayda var.

Sevgiler... :*
Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

3 yorum:

Selen Abalı dedi ki...

Selam! :D
Seni mimledim. Belki bakmak istersin. Yaparsan sevinirim. ^^
http://kitapkaravani.blogspot.com.tr/2014/10/mim-3-book-challenge-tag.html

Adsız dedi ki...

teşekkürler, inceleyip en kısa zamanda yapacağım :)

onkitap.net dedi ki...

Harika bir kitap.