20 Nisan 2014 Pazar

Jigolo Cinayeti - Mehmet Murat Somer (Hop Çiki Yaya #3)



Kitap Adı: Jigolo Cinayeti
Yazar: Mehmet Murat Somer 
Yayınevi: Nar Kitap
 Sayfa Sayısı: 316
Basım: Ekim 2013
Seri: Hop Çiki Yaya #3

Serinin Diğer Kitapları : 
#1 Peygamber Cinayetleri
 #2 Buse Cinayeti
#3 Jigolo Cinayeti
#4 Peruklu Cinayetler
#5 Huzur Cinayetleri
#6 Ajda'nın Elmasları
#7 Kaderin Peşinde

Kapak Tasarımı: Bayıldım!


Karakterimiz öyle biri ki zeki, sivri dilli, yeri geldiğinde cilveli, yeri geldiğinde taştan katı. İstediğinde erkek, istediğinde kadın olur; savunma ve saldırı sanatlarına hakimdir, kendini layıkıyla savunur ama ayrıldığı sevgilisinin arkasından günlerce bunalıma girer; gerektiğinde değme hacker'lar eline su dökemez, sistem çökertir ama ağda yapıldığında ciyak ciyak bağırabilir. Bir de kendine has idolleri, müzik zevki vardır, kimse karışamaz.

Polisiye çok severim ama içi dolu polisiyeye bayılırım.  Sırf katil kim üzerine kurulu polisiyelerden ayrılır bu kitaplar. Tek düzeliği kırar.

Ancak öyle bir seriyle tanıştım ki bırakın tek düzeliği kırmayı, tek düzeliğe soykırım yapmış. Alıştığımız polisiyelere pek benzemiyor. 
Nerde kerli ferli dedektifler, nerde hop çiki yaya karakterimiz.

Bir minibüsçü öldürülür. Aslında tanınmış bir jigolodur. Öldürme suçundan tutuklanansa sosyeteden ünlü bir isimdir. Sosyeteden bir isimle, bir Jigolo nerden tanışmış olabilirler ki? Bizimkinin ilgisini çeker tabi...

İçine girdikçe işler bambaşka bir hal alır.  
Bir yanda cinayet, diğer yanda transeksüellerin dünyası, bambaşka hayatlar.
Karakterin iç sesi, anlatım, dil fevkalade.
Bir yandan da eğlenceli yani :)

Kısaca olmuş bu kitap!!!

Son olarak öyle bir karakter yaratılmış ki geleceğin Sherlock Holmes'ü, Hercules Pairot'su olmaya aday. Çünkü gerçekten orijinal.
Seri bağımsız okunabilir ancak sırayla okumak daha keyifli olacaktır.

Seriye devam... :*

PUANIM: 

ALINTILAR

"Ben malımı bilirim. Oturuşun kalkışın değişti, bakışların fıldır fıldır oldu yine. Biraz evvel o zarfı bir açışın vardı, içindekileri dikkatle inceleyişin... Yani mutlaka bir şeylerin peşindesin. Miss Marple iş başında."
"Ama o çok yaşlı," dedim.
Agatha Christie'nin polisiyelerinde, taşradaki evinin bahçesinde, İngiliz bahçe sanatının özenle uygulanması konusunda çalışırken gördükleri ve duyduklarıyla her cinayeti çözen Miss Marple, evde kalmış, yaşlı, beyaz saçlı bir kız kurusuydu. Onun gibi olamazdım!
(...)
"Bari Miss Peel deseydin. Hani Tatlı Sert dizisindeki Diana Rigg gibi. Sürekli lateks ve deriler içinde..."

---

"Cate Blanchett sahiden harikaydı. Ama şimdi başka bir incecik, uzun boylu kadına hayran olmak, kendimi bildim bileli idolüm olan Audrey Hepburn'a ihanet etmek gibi geliyordu. Audrey her zaman bir numaramsa, Cate'e de şimdilik ikincilik verebilirdim. Karizmasız manken hanımları listeme almamakta direniyordum."

Hiç yorum yok: