30 Aralık 2013 Pazartesi

Lucian - Isabel Abedi


Kitap Adı: Lucian
Orijinal Adı: Lucian
Yazar: Isabel Abedi
Çeviri: Müjde Tok
Yayın Evi: Nemesis Yayınları
Basım Yılı: Mayıs 2010
Sayfa: 514
 Orijinal Dil: Almanca 

Bu kitabı geçen seneki fuarda almıştım, ancak sıra geldi... One Better Day'le okuduk. ^^ Okumadan önce kafamdaki kalıp "bu bir melek kitabı" idi. Sonra ne kadar yanıldığımı anladım.    

Okumaya başladım ve Eyvah! Yine mi Alacakaranlık kalıbı! Tutulan bir eserin kalıbını kullanarak başka (belki de binlerce) kitap yazmak artık normal bir şey.Tek ebeveynli sıradan bir kız, aniden esrarengiz bir çocukla karşılaşır. İkisi birbirine çekim duyarlar, belki daha da fazlası. Ama sonra çocuk her yerde karşısına çıktığı halde kıza, ayrı dünyaların insanlarıyız klişesi yapar. Kız çocukta yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hisseder ve merak edip kendince araştırır. 

Paylaştığım ilk izlenimim şuydu:
Fantastik kitaplarda esaskızın peşinden ayrılmayıp, sonradan "Benim hakkımda bir şey bilmen senin için iyi değil, senin iyiliğin için birlikte olamayız, ikimiz için de tehlikeli..." edebiyatı yapan fantastik erkek karakterleri bir yere toplayıp dövmek istiyorum. -_-

Kitap böyle bir kalıpla başlıyor ama yazarın kalıbın içini dolduruş şeklini sevdim. Kendince özgün olma çabasını hissettim. Kitap bu kalıptan hızla kurtuldu ve kendine bir yol çizdi. Başlarda Alacakaranlık, ortalara yakın bir yerde One Better Day'in de dediği gibi Yeniay havası verse de yazar anlattıklarını kendi hikayesinin bir parçası yapmayı başardı, böylece ben de ikinci yarıyı çok daha rahat okudum. Karakterlerin mükkemmel olmaması; Lucian'ın zayıf, Rabecca'nın topluca bir kız olması da kitabı daha inandırıcı kıldı. 

Rebecca'nın Almanya'da başlayıp Amerika'da son bulan hikayesi... 
Rebecca sıradan bir lise öğrencisi ve bir gün kendisiyle ilgili  rüyalar gören gizemli bir çocukla karşılaşıyor, üstelik kendisi de sürekli rüyasında öldüğü anı görüyor. Sonrası cezbedici. Rüyalar ve Rebecca'nın annesinin terapist olması beni ayrı bağladı kitaba. Ayrıntılarını dikkatle okudum. 

Kitapta geçmiş ve geleceğin bağlanışı, rüyalar, roman yazarı ve eleştirmen ilişkisiyle anlatılan olaylar kitabı orijinalliğe ve üst bir seviyeye taşırken bazı lise olayları ve muhabbetleri yer yer kitabı basitleştiriyordu. Özellikle ilk yarı oldukça basitti. İkinci yarı ise kitabın şahlanışıydı.

Kitapta en gereksiz kısım ısrarla olay akışında bir rolü olmayan Obama'dan bahsedilmesiydi, seçimleri anlatmanın ne amacı vardı bilemedim. :)

Sonuç: Kitap ne bir Alacakaranlık çakması ne de bir melek kitabı. 
Yazar harika bir konuda yazmış, keşke başları da kalıpların dışına çıkarak yazabilseymiş. 
Fantastiklerdeki klişe konuların dışına çıkması ve bu kitabın seri olmaması ayrı bir artı puan. En basit kitabın bile seri olduğu bir zamanda seri olmayan bir fantastik... :)

Maceradan çok akıl yürütmeye, düşünmeye ve duygusallığa bağlı bir yapısı var. Aksiyon dolu bir fantastik maceradansa daha naif fantastik bir hikaye okumak isteyenlere uygun :) 

PUANIM: 3.5'tan 4 ^^ 

ALINTI 

"Ama çılgınca olan, yediğim, içtiğim veya çektiğim her şeyde, ilk defa yapıyormuşum gibi bir his oluyor. Tat alma duyum bir şey hatırlamıyor. Dokunma duyum da öyle. Birisi bana dokunduğunda..." derken Lucian, parmağının ucuyla yanağımı okşadı, "ben sana dokunduğumda tarifi olmayan şeyler hissediyorum. Sanki daha önce hiç kimseye dokunmamışım gibi."


Ben Her Neysem O Yaşlanıyor ^^

Geçtiğimiz günlerde doğum günümdü. Pek doğum günü partisi çocuğu değilimdir. Ki benim doğum günlerim normal günlerden daha kötü geçer, kesin aksi bir şey çıkar. Lisede matematik sınavlarım ya da birkaç sınavın aynı gün olacağı günler hep benim doğum günüme denk gelirdi. Geçen sene doğum günümde tüm gün hastanedeydik, bu doğum günümde ise abim ufak bir operasyon geçirdi ve ev geçmiş olsuna gelen insanlarla doldu taştı. :)  Doğumumun bir felaket olduğu mu vurgulanmak isteniyor acaba :p  

En büyük doğum günü etkinliğim sevdiklerimle pasta kesmektir. Bu sene de öyle oldu. Kuzenim ve bestfriendim G. de vardı, çok tatlı bir akşamdı, G. çok zahmet etmişti hediyeler konusunda, teşekkür ediyor, anlamları özel olduğu için değinmiyorum. Şehir dışından bile hediyem geldi, günlere vurulmuş ufak aydınlatıcı detaylar ^^ 



Doğum günümden birkaç gün sonra Sevgili Pudra Tozu ve blog ikizim Kitap Tutkusu ile görüştük :) Birlikte kahvaltı yapıp günü birlikte geçirdikten sonra geç 
bir mum üfleme daha yaptık :) 


Profiterollü pasta benimdi, neden Pudra'nın pastasına mum koyduk bilmiyorum :p  Aslında doğum günümde buluşmayı planlıyorduk ama bahsettiğim  aksilikler nedeniyle birkaç gün sonra buluştuk. 


İkizim bana kendi elleriyle tatlı yapmıştıııı ^_^ <3
Yaptığı tatlıların renginden dizilişine, köşedeki tek başına olan sarı <3 olana kadar bizim için bir anlamı var, o kadar sevdim ki eve gelince hunharca yedim :( İkizim aslında doğum günümdeki buluşma için akşamdan yapmış (One Better Day'le arkamdan konuşmuşlar -_- ) Buluşma iptal olduğu akşam,  ki ikizimin o zaman bize katılacağı da kesin değildi, sürekli kendimi tatlıya vurdum diyordu, tabi ben o zamanlar anlamamıştım :) Buluşma iptal olunca yaptığı tatlıları birlikte yemişler. İkizimin kendi elleriyle benim için uğraşması çok hoşuma gitti. ^^ Pudra OKK'nin gurmesi olarak hemen tattı :) 


Pudramı özlemişim. Ayrı şehirlerde olmak zor.  Mis gibi vanilya kokuyordu, biz kremalı bisküvi gibi kokuyorsun diye kendisini yeme teşebbüsünde bulunduk ^^ 
En sonunda ikizimle kupa beğendik, alacaktık ama önce başka bir yere uğradık, o ara satılmıştı :( İkizim eve dönüş yolunda aynı mağazadan bulup bize bu ikiz kupaları almış :* Çok beğendim. 



Muhabbetin dibine vurduğumuz mis gibi bir gündü. Herkese mutlu günler :) 


25 Aralık 2013 Çarşamba

Yeni Aldıklarım // Yepisyeni Kitaplarım ^^


Yine bir kitap alışverişiyle karşınızdayım. Sözler verdim elimdekiler bitmeden  kitap almayacağım diye ama dayanamadım. Ama ama valla sadece en çok istediklerimi aldım :(


 Study serisinin ilk kitabı Zehir Ustası'nı okuyup orijinal konusunu sevmiş, Valek'e ölmüştüm... Yorumuma BURADAN ulaşabilirsiniz :)  Üçlemenin devam kitapları olan Büyü Ustası ve Ateş Ustası'nı da alıp seriyi tamamladım... ^^   Yaşasın, yaşasın... :p


Amy Plum'ın Revenant üçlemesinin de (2. ve 3. kitap arasında 2.5 nolu novella var) sadece 2. kitabı bulunuyordu elimde, okumaya karar verdiğimiz için 1. yi de sepetime ekledim. Neden 2 tane aldım Benim İçin Öl'ü ve okumaya karar verdik ifadesi neyi ifade ediyor açıklayayım :) 

İkizimle kitap okuma zevklerimiz hemen hemen aynı ve kitaplığımızda da okunacak birçok ortak kitabımız var. Ve kitap okurken birbirimize mesaj atıp, alıntılar yollayıp, karakterleri çekiştirmeyi çok severiz. Bu nedenle kitapları birlikte okumaya karar vermiş Gönlünü Kimseye Kaptırma kitabında bunu yapmıştık. 

Bu konuda zevklerimizin uyuştuğu ve çok sevdiğimiz arkadaşımız One Better Day  de bu okuma seanslarımızın daimi bir üyesi :) Tazecik blogger One Better Day'ciğimiz henüz faaliyete geçmese de sadece kitaplar değil, her konuda yazacak, kendisinin çok değişik ilgi alanları var, takip etmenizi öneririm ^^ 



Bu kitap ise bestfriendim Gamze için ^^  Kendisi Sinan Yağmur'u çok sever, tüm kitaplarını almış okumuştur. Sinan Yağmur'un yeni çıkan bu kitabını kendisine ben hediye etmek istedim :) 


Bu da kitaptan ufak bir alıntı...


Ve yine yeni siparişlerimden Harlequin Yayınları'ndan Jill Monroe'nun Savaşçı Ruh kitabı :) Türü Mystery ^^ 
Bu kitap da üçlü okumalarımızdan birinin konuğu olacak ve benim için yeri bambaşka bir kitap... 

Herkese bol kitaplı günler! 
(Evet, bu lafı daha önce de ikizimden çalmıştım -_- ) 



24 Aralık 2013 Salı

Ateşböceğinin Şarkısı - Kristin Hannah /YORUM/ OKK 22. Blog Tur




Kitap Adı: Ateşböceğinin Şarkısı
Orijinal Adı: Fly Away
Yazar: Kristin Hannah
Çeviri: Solina Silahlı 
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
Sayfa: 476
Seri: Ateş Böceği Yolu #2

Serinin Diğer Kitapları:
2- Ateşböceğinin Şarkısı 

Kristin Hannah konu olarak belli bir çerçevede yazar. Aile-Dram türünün başarılı bir temsilcisidir ve aile/dostluk ilişkilerini ele alır. Ancak bu güne kadar devam kitabı yazmayan yazar sevilen kitabı Ateşböceği Yolu'nun devamını getirdi. İlk kitapta ömür boyu dost olan (bana göre öyle olmasa da) Tully&Kate'in hikayesi anlatılıyordu. Kitap aslında Kate'i odak almış, onun hayatına daha fazla yer vermişti. Kate'in perspektifindendi daha çok olaylar. Onun yaşadıklarına, hayatının gidişatına daha fazla şahit olduk. Bu kitapta ise daha çok öncesinde onun tarafından bakamadığımız Tully'i ele aldık.


"Tully ve Kate. Neredeyse 30 yıldır birbirlerinin en iyi arkadaşlarıydı ve Tully olmasa Johnny hayatının aşkını bulamayacaktı."



Ateşböceği Yolu'nda akılda kalan çokça soru işareti vardı. Yazarın devam kitabı yazma ihtiyacını, okurken daha iyi anladım. İlk kitapta Tully'nin tarafında kalan boşluklar doldurulmuştu. -Gerçi ben yine sinir oluyorum kendisine o ayrı - 

Ben kitap boyu da bu yarım kalanları toplamaya odaklandım. 
Marah'ın peşinde sürüklenmek ilgi çekiciydi...  Yine gençliğin dönemsel idollerine göz attık... Ve daha bir sürü şeye.
Ve ilk kitabın belki de en merak ettiğim yarımlığı, Tully'nin annesi Cloud'ın hikayesi... 

Ateşböceği Yolu'ndan daha duygusal ve ağır başlı olan bu kitap türü sevenlere önerilir :) 

 

21 Aralık 2013 Cumartesi

Ateşböceği Yolu - Kristin Hannah / YORUM / OKK 22. Blog Tur


Kitap Adı: AteşböceğininYolu
Orijinal Adı: FireFly Lane
Yazar: Kristin Hannah
Çeviri: Solina Silahlı 
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
Seri: Ateş Böceği Yolu #1

Serinin Diğer Kitapları:

Kitap, Tully ve Kate’in neredeyse yarım asrı deviren arkadaşlığını konu alıyor. Kate ailesiyle sıradan bir hayat süren, dış görünüşüyle barışık olmadığı için pasif kalmış ama içten içe sevgi dolu bir kız. Tully ise zor bir hayat sürmüş. Önce hippi olan, sonra uyuşturucu bağımlısı olarak hayatına devam eden annesi, kızını büyükannesinin yanına bırakmış, ara ara hayatına olmadık yerlerden dalsa da asla Tully'e annelik yapmamış.  Tully, büyükannesini ne kadar sevse de, annesi tarafından sevgi görmemeyi asla kabullenememiş. Sevgiye aç, ama nasıl sevileceğini bilmeyen, popüler; acılarını makyaj, iyi bir giyim ve soğuk görünüşle kapayan bir kız. Tully’nin yardıma muhtaç olduğu bir gece Kate’in ona yardım etmesiyle iki kızın arkadaşlığı başlar... 
    
70’li 80’li 90’lı yılları birlikte geçirirler. Bu yıllara şahit olmak benim için ayrı bir zevkti, ilgiyle okudum. Bu yıllar inişli çıkışlıdır oldukça. Kitap ömür boyu dostluğu konu alıyor gibi lanse edilse de kişisel olarak ben bir dostluk görmedim. Bir nevi ihtiyaca bağlı bir bağımlılık gibiydi ilişkileri. Bir tarafta popüler olmayan ama ailesi tarafından ilgi ve sevgi gören, içindeki sevgiyi paylaşacak bir arkadaşı olmayan Kate, diğer tarafta popüler ama ailesinden ilgi ve sevgi görmeyen, terk edilmişlik ve değersizlik hisleriyle dolu Tully.  Sanki bir kilit ve anahtar gibi birbirlerine uyuyorlar. Böyle durumdaki kişiler arkadaş olamaz dediğimden değil. Hayatları Tully’nin hainlikleri ve Kate'in yüce gönüllülüğüyle geçiyor. Kitap başında, Tully’e yaşadıkları nedeniyle sempati besleyip anlayış gösteriyorsunuz. Sevgisizliğini iş başarısı, zenginlik ve popülerlikle kapatmaya çalışmasına buruk bir gülümsemeyle bakıyorsunuz ancak yıllar geçtikçe ve yaptıklarını gördükçe o kendini beğenmiş, inatçı, geri adam atmayan bencilliğinde boğulmaya başlıyorsunuz... Dostuluk değil ama bir bağımlılık hikayesi bana göre...

Kitabı sevmedim mi? Sevdim. Hele de normalde aile-dram sevmeyen, sıkılan biri olarak soluksuz okudum, merak ettim. Yeri geldi çıldırdım , isyan ettim, Tully'i öldürmek istedim, sevindim, üzüldüm ve etkilendim. Kristin Hannah sevenleri anladım... Türü sevmeyenler yaklaşmayabilir, anlarım; ama türü sevenler tanışmamışsa çok yazık. Bu türde sıkılmadan, severek okuduğum nadir kitaplardan oldu.

P.S: Kate’in kızı Marah‘nın hikayesini de çok merak ettim. Henüz küçük olmasına rağmen, ilgi çekici karakterlerdendi.


PUANIM: ♥ 

ALINTILAR
Kate'te bizi gördüğüm kısım :)

"İnanmıyoruuuuum!" dedi Kate tuhaf bir sesle. "Bunu okumalısın."
Tully, üzerinde basit desenleri olan su yatağına doğru yürüyüp Kate'in elindeki romanı kapağından tuttuğu gibi odanın karşısına fırlattı. "Yanında kitap getirdiğine inanamıyorum."
"Hey," dedi Kate oturmaya çalışarak; "saçları dalga dalga dökülmüştü. " Wulfgar tam da kızı yatağa atmaya çalışıyordu. Ne olduğunu öğren..."
"Kate, partiye gideceğiz..." 

---

Ya bir gün bütün dünya Tully'yi sevdiği halde bu yine de ona yetmezse ne olacaktı?

---

Alevleri yalnız başına izleyecekse dünyayı kasıp kavurmanın ne anlamı vardı?

---

Ve ikilinin kitap boyu sürdürdükleri replik:

"Sen olmasan ben ne yapardım, Tully/Kate?"
"Neyse ki bunu asla öğrenmek zorunda kalmayacağız."  





Kate'in İzinde Göğüs Kanseri - OKK 22. Blog Tur


1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı olarak kabul edilir. Bu ayda göğüs kanserine karşı insanları bilinçlendirme amaçlı çalışmalar yapılır. En çok görülen kanser türlerinden biri olan göğüs kanseri erkeklerde de görülmekle birlikte bu oran çok düşüktür.  Meme kanseri erken teşhis ve doğru tedaviyle %96 oranında başarı sağlanan bir kanser türüdür. Ve Göğüs Kanseriyle mücadelenin uluslararası simgesi pembe kurdeledir.

 Bu tarz bilgilerden sonra kitaptaki karakterimiz Kate'in izinde biz de göğüs kanserini keşfedelim . 



Göğüs kanseri gençlerde görülmez yanlış kanısının aksine 40'lı 50'li yaşlarda risk artmakla birlikte göğüs kanseri genç yaşta da görülebilmektedir. Risk yaşlarına girmiş olan Kate  düzenli aralıklarla kişisel muayenesini yapmaktadır. 

Erken teşhis hayat kurtarır savı göğüs kanseri için de geçerlidir. Bu nedenle  Kate düzenli aralıklarla el ile muayenesini yapmaktadır evde. Ayrıca ailesinde daha önce göğüs kanseri geçirmiş bir akrabası olduğundan risk atmaktadır ve dikkatli davranır Kate. Senelik doktor kontrollerini de aksatmaz.  


Marcia raporuna not aldı. "Son randevudan bu yana neredeyse tam on iki ay olmuş. Tebrikler."
"Biz katolik kızları bilirsin. Kuralları takip ederiz. "


Muayene yapan doktor, Kate'in göğsünde büyükçe bir leke görür. Bu konularda dikkatli olan Kate bu lekeden ve lekenin portakal kabuğu gibi büzüşmüş olmasından hiç şüphelenmemiştir ve yaklaşık 1 yıldır o lekeyle yaşamaktadır. Bu aslında göğüs kanserinin belirgin belirtilerinden biridir.

Kate mamografilerini düzenli olarak çektirdiğini de belirtir. Ayrıca evde kendi muayenelerini yaptığından ve herhangibir kitleye sahip olmadığından bahsder. Ve ardından yapılan tahlillerden  sonra teşhisten emin olmak içinbyiopsi yapılır. Kate kanser mi, değil mi bilinmez ancak normalde kanser teşhisi onaylandığı takdirde tedavi süreci başlar.


 Öncesi için öneriler yaşa göre değişiklik gösrterir.  
Yirmi yaş grubuna önerilen her ay kendi kendilerini muayene etmelidirler. Muayene göğüs dokusunda bir farklılık olup olmadığının araştırılmasıdır.  Şişkinlik, yumru benzeri bir değişiklik saptanırsa derhal bir doktora başvurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa da, üç yılda bir kez doktor muayenesinden geçilmelidir. 
Kırk yaş grubuna önerilken ise kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez doktor muayenesidir.   Ayrıca her yıl veya en az iki yıl arayla mamografi çektirmeleridir. 
Elli yaş grubu ise kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa doktor muayenesine devam etmeli ve her yıl mamografi  çektirmelidir.

Kitaptan hareketle ve kısa bir süre önce gerçekleşen Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı nedeniyle bu konuya dikkat çekmek istedim. Herkese sağlıklı günler :) 






18 Aralık 2013 Çarşamba

OKK 22. Blog Tur: Ateşböceği Serisi - Kristin Hannah


Okuyan Kızlar Kulübü 22. Blog Tur Konuğu Pegasus Yayınları'ndan çıkan Ateşböceği Serisi! Kristin Hannah birçok okuyucunun gönlümü fetheden bir yazar. OKK olarak; 2013 yılı turlarını böyle bir yazarla kapatmak ayrı bir mutluluk sevinci.
Kitaplarımızı Tanıyalım:
Ateşböceği Yolu
"Bu muhteşem romanın sayfalarını çok hızlı geçmek istemeyeceksiniz. Kapıyı kilitleyin, telefonunuzu kapatın, ve yanınıza bir paket mendil alıp koltuğunuza yerleşin. (Sonra uyarmadı demeyin.) Kristin Hannahdan başka hiç kimse kadınların dostluğunu tüm acısı, tatlısıyla bu kadar güzel yazamazdı. 
Harika bir yazar."
Susan Elizabeth Phillips


"Ateşböceği Yolunda Kristin Hannah sevgi ve sadakat üzerine keskin ve unutulmaz bir roman yazmıştır."
Jacquelyn Mitchard


"Kristin Hannah 70 ve 80lerin heyecanını ve enerjisini ortaya sermektedir ve bunu öyle bir derin seviyede yapmaktadır ki okuyucuları iki kadın arasındaki dostluğun tam kalbine taşıyor. 
Ateşböceği Yolu bir şaheser."
Elin Hilderbrand


"Hayatımızdaki en önemli şeylerden biri olan ebedi dostluk üzerine dokunaklı, enfes bir roman."
Elizabeth Buchan


"Ateşböceği Yolu okumayı neden sevdiğimizi bize bir kez daha hatırlatıyor."
Patricia Gaffney


Ateşböceği Şarkısı
Ateşböceğinin unutulmaz hikâyesi devam ediyor...

Uzun zaman önce, hayatımın en kötü gecesinde Ateşböceği Yolu denen kapkaranlık bir sokakta yapayalnız yürürken ruhuma dokunan biriyle karşılaştım.

O gün bizim başlangıcımızdı. Aradan otuz yıl geçti... Tully ve Kate. Sen ve ben dünyaya karşı. Seninle sonsuza dek dost kalacağız. 

Ama her hikâyenin bir sonu vardır, değil mi? Bir şekilde yola devam etmen gerekir.

Geçmişi yaralarla dolu Tully...
Fedakârlığıyla etrafına ışık saçan Kate...
Onların dostluğunu ölüm bile bozamaz.


"Ailesi için büyük bir savaş verenlerin hikâyesi... Ateşböceğinin Şarkısı sizi çok şaşırtacak."
-Publishers Weekly-

"Derin ve etkileyici karakterlerin olduğu duygu dolu bir roman..." 
-Wisconsin Book Watch-

"Fedakârlığı, sevgiyi ve affetmeyi Kristin Hannah kadar güzel anlatabilen başka bir yazar yok."
-Kristine Huntley-

OKK Tur Takvimi:
18 Aralık 2013
Duyuru - Takvim - Çekiliş
Pudra Tozu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
The Reading Lady
Fighting!!
Kitap Tutkusu

19 Aralık 2013

Okuyucunun Gözünden Kristin Hannah - Fighting!!
70,80,90’lar Modası - The Reading Lady

20 Aralık 2013

Ailelerin İdol Düşmanlığı - Ergenlerin İsyanı - Pudra Tozu

Kate'in İzinde Göğüs Kanseri - Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Yalnız Bir Babanın Yemek Tarifleri - Kitap Tutkusu

21 Aralık 2013
Ateşböceği Yolu Yorum
Pudra Tozu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
The Reading Lady
Fighting!!
Kitap Tutkusu

22 Aralık 2013
Yurtdışı Kapakları - Fighting!!
Lady Shalotte Efsanesi - Kitap Tutkusu

23 Aralık 2013
Ateşböceği Şarkısı Kitabında Geçen Şarkılar - The Reading Lady
1950'lerde Ten Farkı Irkçılık - Pudra Tozu

24 Aralık 2013
Ateşböceği Şarkısı Yorum
Pudra Tozu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
The Reading Lady
Fighting!!
Kitap Tutkusu
***
2 şanslı kişiye Ateşböceği Serisi Hediye
Çekiliş için tıktık
  





'na teşekkürler ^^

KISA KISA #9 - Gülnihal & Zavallı Necdet

Ne zamandır daha önce okuduğum kitaplardan bahsettiğim Kısa Kısa yazısı yazmamıştım. Türk ve Dünya Klasiklerine ilgimin tavan yaptığı İlkokul-Lise dönemlerimde okuduğum  2 kitaptan bahsedeceğim. Bu eserleri  edebiyat derslerinde ilk dönem eserleri arasında görüp; genelde Eser Adı - Yazar Adı olarak ezberlemiş, geçmişizdir...  


Zavallı Necdet - Safvet Nezihi 

Zavallı Necdet aslında dönemin aşka bakışını anlatan bir eser. Necdet, Meliha'ya  aşıktır ama nasıl bir aşk... Sonra Meliha sürpriz bir şekilde Necdet'in arkadaşıyla evlenir, bize de Necdet'i teselli etmek kalır. 

Daha toy bir genç olduğum o zamalarda kitabı olduğu hal olan  melankolik bir aşk hikayesi olarak değil, dönemin aşka bakışı olarak sosyolojik bir eser görmüştüm sanırım. Bir insan bir insana nasıl onu hiç görmeden aşık olur? Neden bir araya gelemezler? Bir kadın ve bir erkek için yaşı geldiğinde(!) evlilik ne şartlar altında olur? Kana bulanmış bir kurdela ve bir gül insana nasıl bu kadar şey ifade edebilir?  

Velhasılı kelam, aşka dönemsel bir bakış atmamı sağlamıştı bu kitap. 

Okuduktan birkaç yıl sonra bir de filmi olduğunu gördüm, ancak izlemedim. 


Başrollerini Göksel Arsoy ve Belgin Doruk'un oynadığı 1961 yapımı bu filmi etiketlerken kurdele kelimesinin de kullanılmış olması beni şaşırttı :)





Gülnihal - Namık Kemal 

Gülnihal'i düşündüğümde ise fark ettim ki aklımda ana olaylar kalmış sadece. Araştırdığınızda ödev sitelerinde yüzlerce özet bulabileceğinizi düşündüğümden sadece bana şu an hissettirdiklerinden bahsedeceğim.  Gülnihal deyince aklıma gelenler: Bir insan nasıl idam edilir? Buna şahit olanlar bununla nasıl yaşar? Entrika nasıl çevrilir? Ve aslında kurtarıcı olan görülen kişiler nasıl asıl kurtarılmanız gereken kişi olabilir? 

Son birkaç senedir popüler edebiyata daha fazla yönelmiş olsam da klasiklerin yeri bende hep ayrıdır ve okumaya ara ara devam ederim. Bu kitaplar evet ilk dönem eserleri, daha acemice geliyor yer yer insana ama döneme tuttuğu ayna, beni işte cezbeden şey :)

Sevgiler ^^


10 Aralık 2013 Salı

YALANCILAR KULÜBÜ KURAL #1: Gönlünü Kimseye Kaptırma - Celeste Bradley



Kitap Adı: Gönlünü Kimseye Kaptırma
Orijinal Adı: The Pretender
Yazar: Celeste Bredley
Çeviri: Başak Yenici
Yayın Evi: Epsilon Yayınları
Sayfa: 432
Seri: Liar's Club / Yalancılar Kulübü #1

Serinin Diğer Kitapları:
1- The Pretender /Gönlünü Kimseye Kaptırma (Simon Montague Rain&Agatha Cunnington)
2- The Impostor /Hayallere Kapılma (Dalton Montmorecy&Clara Simpson)
3- The Spy / Asla Pişman Olma (James Cunnington&Phillipa Atwater)
4- The Charmer (Collis Tremayne&Rose Lacey)
5- The Rogue  (Ethan Damont's&Jane Pennington)






Daha okumadan benim için ayrı bir yere sahipti bu kitap. Uzaktan uzağa, aşk yaşayıp, okumadan sevdiklerimden. Ki böyle bir beklenti normalde beğeniyi düşürür. Ancak kitap beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı :)  O kadar lafını ettim ki kitabı blog ikizimle birlikte okuduk :) Buraya döneceğim, kitaba geçelim.

Agatha, sessiz sedasız ortadan kaybolan kardeşi James'i aramak için taşradan Londra'ya gelmişti; bekar bir bayan olarak seyahat etmek zor olduğundan kendine bir de koca uydurmuştu, Mortimer. Ancak Londra'daki bayanlar kocasını merak etmeye başlayınca, bu rolü oynayacak birine ihtiyaç duyar ve denize düşen yılana sarılır felsefesiyle,  evden içeri adımını atan ilk erkek olan baca temizleyicisinden medet umar. O baca temizleyicisini koca olarak eğitedursun, aslında Simon bir baca temizleyicisi değil Yalancılar Kulübü'nün ajanlarından biridir ve o da James'i aramaktadir.  İzlerin kendisini getirdiği yer ise James'İn metresi sandığı Agatha'nın evidir :) 

Olay içinde olay, yalan içinde yalan olan çok eğlenceli bir hikaye. 

Zaman zaman kendimden de parçalar bulduğum Agatha'ya bayıldım, harika bir esas kız. Aptal ve sıkıcı değil. Cesur, eğlenceli ve zeki. Üstelik ayakta kırk yalan kıvırabiliyor :) Simon ise kesinlikle kusursuz değil ama  kusurlarıyla birlikte mükemmel bir karakter. Yan karakterlere de ayrıca bayıldım. Yazar çok eğlenceli ve ince karakterler yaratmıştı.

Hem karmaşık aile ilişkilerini, hem Simon&Agatha ilişkisinin çalkantılı ve aşırı komik hallerini okuyor; diğer yandan Yalancılar Kulübü'nün o gizemli ve maceralı dünyasına adım atıyorsunuz. Oldukça ütopik olan yanları olduğunu kabul etmekle birlikle komik ve temponun hiç düşmediği eğlenceli bir hikayeydi. 

Bunların yanı sıra kitabın en sevdiğim yanı sorulursa "kurgunun orijinalliği" derim. Yazar ara sıra uçma pahasına da olsa çok alışılmadık ve beklenmedik bir hikaye yazmış, serinin diğer kitaplarının da konularına baktığımda yazarın bu çizgide devam ettiği görülüyor. 

Seriden bahsedersek, serinin 2. kitabı Hayallere Kapılma çoğu kişiden olumsuz tepki aldı gözlemlediğim kadarıyla, serinin devamı da henüz çıkmadı. Seri devam ettiği takdirde, 2. kitabı da okuyacağım, ancak serinin devamı gelmeden 2. kitabı okumak istemiyorum. 

Kitabı benim için zevkli kılan şeylerden biri de blog ikizimle bazı çağrışımlar katarak okumaktı :) Kullandığım fotoğraftaki en ufak ayrıntının bile benim için bir anlamı vardır...  

Blog İkizim Kitap Tutkusu'nun yorumu için TIKLAYIN!!! :) 

PUANIM: 


ALINTILAR

İkizimle en çok güldüğümüz kısımlardan biri: 
James garip bir şekilde kızardı. “Aggiee! O gün bazı kişisel olaylar olmuştu. Senin duymaman gereken şeyler.”

“Ah, o akşam metresinle altı saat geçirmiş olmandan mı bahsediyorsun? Dürüst olmak gerekirse James, koskoca altı saat boyunca ne yaptın merak ediyorum. Bu kadar uzun sürdüğünü bilmiyordum. Değil mi Simon?”  

Lokması Simon'ın boğazında düğümlendi. 

---

Dünyada kötülük de var. Bu kötülük sana değdiğinde seni değiştiriyor. Değerli bir şeyi kaybediyorsun. Güçlüysen bunun içinden bilgeleşerek çıkabiliyorsun, fakat çoğu zaman kaybediyorsun...