17 Temmuz 2013 Çarşamba

OKK 5. Blog Tur - The Reading Lady'le Kendi Can Dostu Hakkında Bir Röportaj


Can dostlarımız hakkında bir kitap okuduk ve içimiz sıcacık olmuş bir şekilde kapattık kitabın kapağını... 
Onları daha yakından tanıyalım dedim ve OKK'nın da bir üyesi olan The Reading Lady ile bir röportaj yaptım. Kendisinin 5 senedir Dora isimli bir Golden Retriever'ı var çünkü :) 
Uzatmıyorum vee söyleşimize geçiyorum!

YASAL UYARI: Bu postta kullanılan resimler -blog turu resmi hariç- Dora şaşkınının kendi resimleridir. Kamuoyunun bilgisine sunarım... :)


- Süslü Dora :) -



Sevgili Onur Hanım yani bilinen adıyla The Reading Lady... 
Bizi kırmayıp röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için öncelikle sizin de bir üyesi olduğunuz Okuyan Kızlar Kulübü adına teşekkür ediyorum. :p Ve sululuğu bırakıp sorularıma geçiyorum… 

- Aman efendim asıl ben teşekkür ederim bana ve kızıma yer verdiğiniz için. :)

1- Sizin de Dora isminde, Golden Retriever cinsinde bir can dostunuz olduğunu biliyoruz. Peki, Dora’yla nasıl tanıştınız, anlatabilir misiniz? 

- Dora’yla tanışmamız biraz romantik çünkü o benim evlilik teklifi hediyem. :) Benim köpek delisi olduğumu bilen eşim (o zamanlar sevgilimdi tabii) evlilik teklifini bana bir köpek alıp onun boynuna kurdeleyle yüzüğü bağlayıp, bana sürpriz yapmayı planlamış. Ancak o gün iş yerinde yaşadığı aksiliklerle Dora’yı alması geciktiği için bu planı gerçekleştiremedi. Neyse bana romantik bir akşam yemeğinde teklifini yaptıktan sonra asıl planının bu olduğunu anlattığında ben sevinçten havalara uçtum tabii :) O yüzden ben de o plan gerçekleşmiş gibi düşünmeyi seviyorum.

Tekliften bir sonraki gün köpek çiftliğine birlikte gittiğimizde bize bir dişi bir de erkek iki yavru getirdiler. Nasıl şirinler nasıl tontişler ikisi de! Öl, ye, bitir, mıncıkla! Ben de dişi köpek istiyorum ileride bebelerimiz olsun torun sevelim modundayım. O ikisi oynarken adamlardan biri içeriden “Bir de bu var ama pek istemezsiniz “diye bir yavru daha getirdi. Nasıl zayıf, nasıl sırsıl sorma. Bunu diğerlerinin yanına bıraktı bu garibim onlarla oynamaya gitti. Oynarlarken bu habire düşüyor, diğerlerinin altında kalıyor falan. Aman benim içim bir acıdı bu son gelen yavruya. Dedim ki biz bunu alıyoruz. Eşim de oradaki adamlar da dediler ki “yavru alınırken güçlü kuvvetli olan alınır, bu anne karnından çıkan son yavru olduğu için diğerlerinden zayıf ve güçsüz. İstersen diğer dişiyi seç.” Dora’nın da yüzünde bir bakış var sanırsın küçük emrah :) Tutturdum ben bunu alacağım diye ve o gün Dora ailemize katılmış oldu. Yaklaşık 5 senedir de bizim ailemizin vazgeçilmez bir parçası canımız ciğerimiz :)

                                                                 - Dora <3 Onur -

2- Dora’yı tanıyalım… Ne tür alışkanlıkları vardır? Ne yapmaktan hoşlanır, nelerden hoşlanmaz?

- Dora inanılmaz bir köpek. (Eminim ki bunu kendi köpeği olan herkes düşünüyordur :) ) Bir kere acayip duygusal ve hisli. Bizim tüm hislerimizi o kadar iyi anlıyor ve anladığını belirtiyor ki...Mesela evde biz birşeye sevinelim o bizden daha çok seviniyor. Deli deli dönmeye başlıyor, hoplayıp zıplıyor, kuyruk sallıyor, havlıyor. Ama bir şeye çok üzüldüğümde hemen sessizce geliyor kendince teselli etmeye çalışıyor. Başını kucağıma koyuyor, elimi yalıyor, hüzünlü hüzünlü yüzüme bakıyor anlamış ta üzülme geçer der gibi. Ve sonunda mutlaka yüzümü güldürmeyi başarıyor :)
Bir de beni çok güldüren komik alışkanlıkları var. Mesela sıkıldığında insan gibi derin derin iç çeker. Bende de aynı huy vardır hatta sıklıkla aynı anda iç çektiğimiz olur, tabii bu da oldukça komik bir görüntü oluyor. Uyurken garip garip şekillere girer ve sıklıkla rüyalar görür, sayıklar. Ayrıca çok horlar hatta bazen dürterim onu kızım yeter horlama diye. Goldenların bir özelliği çok meraklı olmaları ki bizde de bu durum ileri boyutlarda. Mesela evin dışında bir gürültü mü oldu. Dora bizden önce koşar ne olmuş diye bakmaya. Meraklı Melahat :) Bir de uzun boylu erkeklere zaafı var. İki tane arkadaşımıza deli gibi aşık olmuştu, melül melül bakmalar, iç çekmeler, kucağına çıkmaya çalışmalar. Resmen anlıyorsunuz Dora’nın aşık olduğunu o zamanlar. :)

Yüzmeyi, çimlerde yuvarlanmayı ve ne zaman yıkansa şappadak kendini atabileceği bir çamur bulup onda yuvarlanmayı çok sever.(Benim en sevmediğim huyu bu. Kaç kere eve çamurla kaplı geldiğini hatırlamıyorum. Tabii hemen bir daha banyoya.) En sevmediği şeyse bizim onu bırakıp gitmemiz. Şehir dışına çıkmamız gerektiği zamanlarda onu köpek pansiyonuna bırakmak zorunda kalıyoruz ve döndüğümüzde bize küsüyor. Resmen trip atıyor, yüzümüze bakmıyor zilli. Beş dakika kadar gönlünü alıyoruz sonra tekrar tepemize çıkıyor tabii :)


- Foto 3: Kindar Dora :p - 

3- Bir köpeğin bakış açısından anlatılan bu kitaptan sonra Dora’ya bakış açınızda bir değişiklik oldu mu? “Vay be bu köpecik bunu meğer bundan yapıyormuş?” Dediniz mi?

- Demedim açıkçası. Çünkü Dora artık hayatımızın öyle bir parçası haline gelmiş durumda ki her huyunu, her hareketini biliyor durumdayım. Kitapta köpeğin golden olduğu zamanlardaki halleri Dora’ya çok benziyordu. Özellikle bir iki yeri var ki ben de bizzat yaşadım ve yorumumda paylaştım. Tabii kitabı okurken durup durup Dora’ya sarıldım, öptüm,oynadım. Sevgimin kabardığı zamanlar olmadı değil yani :)

4- Dora’yla hiç unutamadığınız bir anınız var mı? Eminim bir sürü vardır ama biz en unutulmayanını öğrenebilir miyiz?

- Beş senedir birlikte yaşadığımız çok şey var. İyi, güzel, komik olanların yanı sıra çok üzücü bir olayımız da oldu. Bundan yaklaşık 3 sene kadar önce Dora’nın rahminde kist çıktı ve dışarı fırladı. Biz apar topar veterinere götürdük ve ameliyatla kisti aldılar. Aradan bir 6 ay kadar sonra tekrar aynı kist çıktı. Yumruk büyüklüğünde kanlı bir et parçası çıkmış dışarı. Bu sefer biz İstanbul’da yaşıyorduk ve iyi bir veteriner bulup yine apar topar götürdük. Yapılan kontrollerde bir anlaşıldı ki Dora’nın rahminin duvarları birbirine yapışmış, hem kanser olma tehlikesi hem de bu durumdan dolayı ölüm tehlikesi varmış. Acil ameliyata almamız lazım ama baştan söyleyelim çok ağır bir ameliyat bu dediler. Tüm rahmi alınacak ve kurtulamayabilir dediler. Benim halimi tahmin edebilirsiniz sanırım. Ağla ağla helak oldum. Ertesi gün ben dualar okuya okuya, ağlaya ağlaya, sarıla, öpe koklaya bıraktım doktora ve ameliyata girdi. İlk 24 saat ameliyattan sonra çok önemliymiş kurtulup kurtulamayacak mı diye. Azap yaşadık resmen. Evin duvarları dar geldi, uyuyamadık. Ertesi gün yanına gittik yavrum kafasında hunisiyle bayılmış yatıyor. Zar zor gözünü açtı bizi görünce kuyruk sallamak istedi kuyruğu havaya kaldıramadı tekrar uykuya daldı. Daha sonra bir haftaya yakın hastanede kaldı. Tabii biz her gün ziyaretine gidiyor, okşayıp moral veriyorduk. En sonunda çıktı hastaneden ama hala o ameliyatın izini karnında taşıyor boydan boya. Artık torun sevemeyeceğiz ama Allah'ım bağışladı bize onu çok şükür. Yani komik ve eğlenceli anıların yanında aslında onu kaybetme korkusu yaşadığımız o günler Dora’yla ilgili en unutamadığım anımdır.


5- Bir an için Dora’nın yerinde olduğunuzu hayal edin. Onur’a en çok ne için kızardınız, ne için takdir ederdiniz?

- Ahahahaha :) Onur’a en çok beni yeni koltuklarına ve yatağına çıkarmadığı için kızardım. Halbuki yavruyken ne güzel koltuklarda oturmama izin verirdi. Ama benimle sık sık dans ettiği ve yemek yaparken bana da verdiği için onu çok takdir ederdim :)

6- Bu kitabın yazarı sizce önceki yaşamında bir köpek olabilir mi? :p

- Olabilir bence, neden olmasın?


- Şu yaz günlerinde içiniz serinlesin :p - 


7- Son olarak köpek sahibi olmak isteyen ama tereddütleri olan okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?

- Köpek sahibi olmak uzaktan güzel gibi görünse de çok büyük bir sorumluluk. Düşünsenize bir canlının canı size emanet ve onu bir kere sahiplendiğinizde iyisiyle kötüsüyle her şeyiyle kabul ediyorsunuz. Bir kere yaşadığınız yerin ve maddi koşullarınızın elverişli olması lazım çünkü köpek bakmak gerçekten çok masraflı bir iş. Maması, aşısı, doktoru, oyuncağı vs. derken gözle görülmeyen bir çok gideri ortaya çıkıyor ve insanların bunları da düşünmesi lazım. Planlarınızı programlarınızı yaparken artık bağımsız olmuyorsunuz mutlaka köpeğinize göre de plan yapmanız gerekiyor. Alırım olmadı sokağa bırakırım diye düşünenlere çok kızıyorum. Eve alışan bir köpek dışarıda çok zor yaşıyor hatta çoğu yaşayamıyor maalesef. O yüzden olumlu yönlerinden önce olumsuz yönlerini iyice ölçüp biçmeli ondan sonra eğer insanlar hazırsa köpek almalı düşüncesindeyim. Ama köpek sahibi olup, onu deli gibi sevip onun da sizi karşılıksız ne kadar çok sevdiğini bilmek de çok güzel bir duygu. Bir köpekle yaşamanın zevki ise bunu bilmeyenlere tarif edilmesi çok zor sanıyorum yani ancak yaşayanlar bilir ne demek istediğimi.


Bana ve Dora’ya bu turda özel yer ayırdığınız için çok sevgiler canım OKK kızlarım :) Hepinizi çok seviyorum biliyorsunuz.

Bol okumalı günler dileğimle....

The Reading Lady


 
                                                                                Kendisine ve Dora'ya  teşekkür ederiz… :)

1 yorum:

tarih84 dedi ki...

Ayy bayıldımm bu röportaja.

Benim göze alabileceğim bir sorumluluk değil ama bu kitapla köpeklerin gözünden biz fanilerin nasıl acımasız ya da maskara olduğunu daha net gördüm.